Enfâl suresi

Enfâl suresi, 31. ayet

Enfâl suresi, 31. ayet. وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتُنَا قَالُوا۟ قَدْ سَمِعْنَا لَوْ نَشَآءُ لَقُلْنَا مِثْلَ هَٰذَآ إِنْ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ

veiẕâ tütlâ `aleyhim âyâtünâ ḳâlû ḳad semi`nâ lev neşâü leḳulnâ miŝle hâẕâ in hâẕâ illâ esâṭîru-l'evvelîn.

Diyanet İşleri

Onlara karşı ayetlerimiz okunduğu zaman, "Duyduk, istesek biz de bunun benzerini elbette söyleriz. Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir" dediler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Enfâl 28–34 · surenin 31. ayeti / 75

Konu Mekkelilerin tuzağı ve Mescid-i Harâm Enfâl 30–40 3

  1. Enfâl 28

    Bilin ki mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer deneme aracıdır. Allah katında ise büyük bir mükafat vardır.

  2. Enfâl 29

    Ey iman edenler! Eğer Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız; O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir.

  3. Enfâl 30

    Hani kafirler seni tutuklamak veya öldürmek, ya da (Mekke'den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kuruyorlar. Allah da tuzak kuruyordu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.

  4. 31

    Onlara karşı ayetlerimiz okunduğu zaman, "Duyduk, istesek biz de bunun benzerini elbette söyleriz. Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir" dediler.

  5. Enfâl 32

    Hani onlar, "Ey Allah'ım, eğer şu (Kur'an) senin katından inmiş hak (kitap) ise hemen üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem dolu bir azap getir" demişlerdi.

  6. Enfâl 33

    Oysa sen onların içinde iken, Allah onlara azap edecek değildi. Bağışlanma dilerlerken de Allah onlara azap edecek değildir.

  7. Enfâl 34

    Onlar Mescid-i Haram'dan (mü'minleri) alıkoyarken ve oranın bakımına ehil de değillerken, Allah onlara ne diye azap etmesin? Oranın bakımına ehil olanlar ancak Allah'a karşı gelmekten sakınanlardır. Fakat onların çoğu bilmez.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

31. Yüce Allah, Rasûlünü yalanlayanların inadını açıklama sadedinde şöyle buyurmaktadır: “Onlara” Rasûlümüzün getirdiklerinin doğruluğuna delalet eden “âyetlerimiz okunduğu zaman: Duyduk, eğer istesek biz de bunun benzerini elbette söyleriz. Bu, eskilerin efsanelerinden başka bir şey değildir, demişlerdi.”

Bu, onların aşırı inatlarından ve zulümlerinden dolayı idi. Çünkü Yüce Allah, Kur’an’ın benzeri bir sûre meydana getirmelerini ve Allah’tan başka güçlerinin yettiği herkesi de yardıma çağırmalarını söylerek onlara meydan okumuştu. Onlar ise buna güç yetiremedikleri için acizlikleri açıkça ortaya çıkmıştı. İşte böyle bir sözü söyleyen kimsenin bu iddiası, elbette vakıanın yalanladığı boş bir iddiadan ibarettir.

Üstelik Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in okuma yazma bilmeyen ümmi bir kimse olduğu ve eskilerin haberlerini araştırmak üzere yolculuğa da çıkmadığı herkesçe bilinmektedir. İşte bu peygamber, önünden de arkasından da batılın kendisine asla erişemediği, hikmeti sonsuz ve her türlü hamde layık olan Allah tarafından indirilmiş bu değerli kitabı getirmiştir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onlara ayetlerimiz okunduğu zaman hakka karşı inat ederek ve küçümseyerek şöyle derler: "Zaten biz bunu daha önceden işittik. İstesek biz de işittiğimiz bu Kur'an'ın bir benzerini söyleyebiliriz. Bu öncekilerin masallarından başka bir şey değildir. Biz buna asla iman etmeyeceğiz."

Kelimeler

17 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِذَا ve iza zaman
  2. تُتْلَىٰ tutla okunduğu kök: تلو
  3. عَلَيْهِمْ aleyhim onlara
  4. ءَايَـٰتُنَا ayatuna ayetlerimiz kök: ايي
  5. قَالُوا۟ kalu dediler kök: قول
  6. قَدْ kad muhakkak
  7. سَمِعْنَا semia'na İşittik kök: سمع
  8. لَوْ lev şayet
  9. نَشَآءُ neşa'u istesek kök: شيا
  10. لَقُلْنَا lekulna biz de söyleriz kök: قول
  11. مِثْلَ misle gibisini kök: مثل
  12. هَـٰذَآ ۙ haza bunun
  13. إِنْ in
  14. هَـٰذَآ haza bu
  15. إِلَّآ illa ancak
  16. أَسَـٰطِيرُ esatiru masallarındandır kök: سطر
  17. ٱلْأَوَّلِينَ l-evveline evvelkilerin kök: اول

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سطر (16 geçiş) · Aynı kök: تلو (63 geçiş)

    Ayetlerimiz kendisine okunduğu zaman, "Öncekilerin masalları!" der.

  • Aynı kök: سطر (16 geçiş) · Aynı kök: تلو (63 geçiş)

    Ona ayetlerimiz okununca, "Eskilerin masalları" der.

  • Aynı kök: تلو (63 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Yahudiler, "Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller" dediler. Hıristiyanlar da, "Yahudiler bir temel üzerinde değiller" dediler. Oysa hepsi Kitab'ı…

  • Aynı kök: سطر (16 geçiş)

    İçlerinden, (Kur'an okurken) seni dinleyenler de var. Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler (gereriz), kulaklarına ağırlık koyarız. Her…

  • Aynı kök: تلو (63 geçiş)

    Siz Kitab'ı (Tevrat'ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz?

  • Aynı kök: تلو (63 geçiş)

    "Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…

  • Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…

  • Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlara ayetlerimiz tilavet edildiği (okunup aktarıldığı) zaman şöyle demişlerdi: "Elbette duyduk; isteseydik biz de bunun benzerini elbette söyleyebilirdik. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir." dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnkarcılar bu sözleriyle büyük bir çelişkide olduklarını göstermişlerdi. Çünkü Kur'an'da meydan okuma ayetleri bulunduğu için eğer böyle bir imkanları olsaydı o meydan okuma ayetlerine cevap verirlerdi. Bu ayet Bakara 2:23-24, Yûnus 10:38, Hûd 11:13, İsrâ 17:88 ve Tûr 52:34. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

Mustafa İslamoğlu

Her ne zaman ayetlerimiz kendilerine iletilse derler ki: "Biz (bu tür sözleri) önceden de işitmiştik. İstesek buna benzer sözleri biz de düzüp koşabiliriz. Hem bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir!"

Muhammed Esed

Ve kendilerine her ne zaman ayetlerimiz ulaştırılsa, "Biz (bütün bunları) önceden de işitmiştik," derlerdi, "istesek, şüphesiz, biz (kendimiz) de bu tür sözler düzebiliriz: eski zamanlara dair masallardan başka bir şey değil, bunlar!"

Ahmed Hulusi

Onlara işaretlerimiz okunduğunda: "Gerçekten işittik. . . Eğer dilesek elbette bunun benzerini biz de söylerdik. . . Evvelkilerin masallarından başka bir şey değil bu!" dediler.

Ali Bulaç

Ayetlerimiz onlara okunduğu zaman; "İşittik" dediler. "İstesek, biz de bunun bir benzerini söyleyebiliriz. Bu, eskilerin efsanelerinden başkası değildir."

Ali Özek ve heyeti

Onlara âyetlerimiz okunduğu zaman dediler ki: «(Evet) işittik, istesek biz de bunun benzerini elbette söyleyebiliriz. Bu öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.»

Ali Rıza Safa

Üstelik ayetlerimiz onlara okunduğunda, şöyle dediler: "Tamam, duyduk; eğer istesek, bunun tıpkısını kesinlikle biz de söyleriz. Öncekilerin söylencelerinden başka bir şey değil bu!"

Bayraktar Bayraklı

Ayetlerimiz onlara okunduğu zaman dediler ki: "İşittik; istesek biz de bunun benzerini elbette söyleyebiliriz. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir."

Edip Yüksel

Ayetlerimizi dinledikleri zaman, "İşittik" diyorlardı, "İstesek biz de bunun bir benzerini getiririz. Bu, geçmişlerin efsanelerinden başka bir şey değil."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ayetlerimizi dinledikleri zaman, 'İşittik,' diyorlardı, 'İstesek biz de bunun bir benzerini getiririz. Bu, geçmişlerin efsanelerinden başka bir şey değil.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve onlara ayetlerimiz okunacağı zaman: "Artık işittik, dilesek bunun gibisini biz de söyleriz; bu eskilerin masallarından başka birşey değil!" diyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onlara ayetlerimiz okunacağı zaman artık işittik, dilesek bunun gibisini biz de söyleriz, bu, eskilerin efsanelerinden başka bir şey değil diyorlardı

Erhan Aktaş

Onlara, ayetlerimiz okunduğu zaman, "Evet, biz bunu duyduk, dilersek biz de onun benzerini söyleriz; bu, evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlara, ayetlerimiz okunduğu zaman, "Evet, biz bunu duyduk, dilersek biz de onun benzerini söyleriz; bu, evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlara, ayetlerimiz okunduğu zaman, " Evet, biz bunu duyduk, dilersek biz de onun benzerini söyleriz; bu, evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir." dediler.

Gültekin Onan

Ayetlerimiz onlara okunduğu zaman "işittik" dediler. "İstesek, biz de bunun bir benzerini söyleyebiliriz. Bu eskilerin efsanelerinden başkası değildir."

Hasan Basri Çantay

Onlara ayetlerimiz okunurken şöyle dedilerdi: "İşitdik. Eğer dilersek biz de elbet bunun benzerini söyleriz! Bu, eskilerin masallarından barka (bir şey) değildir!".

İbni Kesir

Ayetlerimiz onlara okunduğu zaman; işittik, istersek biz de bunun benzerini söyleriz. Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir, demişlerdi.

Mehmet Alagaş

(31-40) Ayetlerimiz kendilerine okunduğunda dediler ki kesinlikle işittik yeter ki isteyelim bunun aynısını söyleriz, bu sadece ve sadece evvelkilerin satırlarıdır, bir vakitte Allah’ım dediler bu eğer senin yanından bir hak idiyse üzerimize gökten taş yağdır veya acıtıcı bir azap bize ver. Allah sen onların içindeyken onlara azap edecek değildir, Allah onlara, bağışlanma dilediklerinden dolayı azap da edici değildir, neden Allah onlara azap etmesin ki onlar mescidi haramdan men ediyorlar, onun dostu değiller, onun dostu sadece sakınanlardır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Onların beytin yanındaki namazları sadece ıslık çalmaktır ve el çırpmaktır, kafirliğinizden dolayı tadın azabı. Muhakkak ki kafirler mallarını Allah yolundan men etmek için harcarlar , ilerde de onu yine harcayacaklar sonra üzerlerinde bir hasar oluşacak s onra da yenilen olacaklar / mağlup olacaklar , kafirler, cehennemde toplanacaklar. Allah pis ile hoşu ayırsın ve pisin bazısını bazısına katsın, topluca onları yığın haline getirsin ve de on ları cehennemlik yapsın. İşte onlar hasara uğrayanlardır. Kafirlere deki eğer ki vazgeçerlerse arkada bıraktıkları bağışlanır , y ine dönerler ise kesinlikle evvelki lerin sünnetleri devam edecektir. Onlarla, dinin hepsi Allah’ın olup , ayartma / fitne olmayıncaya kadar savaşın eğer vazgeçerlerse muhakkak ki Allah yaptıklarını görendir, eğer yüz çevirirlerse biliniz ki Allah, kesinlikle sizlerin dostudur ne güzel dosttur ne güzel yardımcıdır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlara ayetlerimiz okunduğu zaman: “İşittik, eğer dilersek biz de bunun benzerini elbette söylerdik. Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir” demişlerdi.

Süleyman Ateş

Onlara ayetlerimiz okunduğu zaman "İşittik" dediler, "İstesek, biz de bunun gibisini söyleriz. Bu, evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir!"

Süleymaniye Vakfı

Onlara ayetlerimiz okununca "Tamam dinledik, istesek bunun benzerini biz de söyleriz. Bu, öncekilerin yazılarından dipnot 1 başka bir şey değildir." dediler.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayette geçen esatir (أَسَاطِيرُ) kelimesi, "bir şeye hiza vermek, saf tutturmak" anlamına gelen satr (سطر) kökünden türemiş olan usture (اسطورة) kelimesinin çoğuludur (Müfredat). Satara (سَطَرَ) fiilinin "yazı yazmak" anlamına gelmesi, harflerin hizaya sokulması, anlamlı bir şekilde sıralanması sebebiyledir. Dokuz yerde geçen esatiru'l-evvelin (أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ) ifadesi, Kur'an'da anlatılanların yeni olmadığını, önceki ilahi kitaplarda, diğer kitaplarda, yazıtlarda ya da anlatılarda zaten var olduğunu belirtmek için ayetleri görmezden gelenler tarafından kullanılan alaycı bir ifadedir. Bunu söyleyerek Kur'an'ın önceki ilahi kitapları tasdik etmesini de istismar etmişlerdir (En'am 6/25, Nahl 16/24, Mü'minun 23/83, Furkan 25/5, Neml 27/68, Ahkaf 46/17, Kalem 68/15, Mutaffifin 83/13).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara ayetlerimiz okununca derler ki "Tamam dinledik. Uğraşsak onun benzerini biz de söyleriz. Bunlar, öncekilerin yazdıklarından başka bir şey değildir."

Şaban Britch

Ayetlerimiz onlara okunduğu zaman; "Duyduk, istesek biz de bunun benzerini söyleyebiliriz. Bu sadece eskilerin masalları" dediler.

Şaban Piriş

Ayetlerimiz onlara okunduğu zaman 'duyduk, istesek biz de bunun benzerini söyleyebiliriz. Bu sadece eskilerin masalları' dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Ayetlerimiz onlara okunduğunda şöyle derler: "Tamam, işittik. İstersek bunun gibisini elbette ki söyleriz; öncekilerin masallarından başka şey değil ki bu!"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

When Our revelations are recited to them. They insolently say: "We have heard, and the like of this we heard before, and if we will we could discourse the like thereof. This is nothing but fables of old".

Abdul Haleem

Whenever Our Revelation is recited to them they say, ‘We have heard all this before- we could say something like this if we wanted- this is nothing but ancient fables.’

Abdullah Yusuf Ali

When Our Signs are rehearsed to them, they say: "We have heard this (before): if we wished, we could say (words) like these: these are nothing but tales of the ancients."

Abul A'la Maududi

And when Our verses are recited to them, they say: 'We have heard. We could, if we willed, compose the like of it. They, are nothing but fables of the ancient times.'

Aisha Bewley

When Our Signs are recited to them, they say, ‘We have already heard all this. If we wanted, we could say the same thing. This is nothing but the myths of previous peoples.’

Al-Hilali & Khan

And when Our Verses (of the Qur’ân) are recited to them, they say: "We have heard (the Qur’ân); if we wish we can say the like of this. This is nothing but the tales of the ancients."

Ali Quli Qarai

When Our signs are recited to them, they say, ‘We have heard already. If we want, we [too] can say like this. These are nothing but myths of the ancients.’

Amatul Rahman Omar

And when Our verses are recited to them they say, `We have already heard (them before). If we so wish, we could certainly compose the like of this. These are nothing but fables of the former peoples.'

Arthur John Arberry

And When Our signs were being recited to them, they said, 'We have already heard; if we wished, we could say the like of this; this is naught but the fairy-tales of the ancients. '

Bijan Moeinian

When you were reciting My Revelations to them, they responded: "We have heard these [nonsense] before. We can fabricate such things too; after all, they are nothing but the ancient myths."

E. Henry Palmer

But when our verses were rehearsed to them they said, 'We have already heard. - If we pleased we could speak like this; verily, this is nothing but tales of those of yore.'

Edip-Layth

When Our signs are recited to them, they say, "We have listened, and if we wish, we could have said the same thing. This is nothing but tales of the ancients!"

George Sale

And when Our verses are recited to them, they say, 'We have heard. If we wished we could certainly say the like of it. This is nothing but mere tales of the ancients'

Hamid S. Aziz

But when Our verses were recited to them they said, "We have already heard. If We pleased We could speak like this; verily, this is nothing but tales of ancient folk."

Mahmoud Ghali

And when Our signs are recited to them, they said, "We have already heard; if we decided, we would indeed say the like of this; decidedly this is nothing except the myths of the earliest (people). "

Marmaduke Pickthall

And when Our revelations are recited unto them they say: We have heard. If we wish we can speak the like of this. Lo! this is naught but fables of the men of old.

Mohamed Ahmed - Samira

When Our messages were read out to them, they said: "We have heard. We could certainly compose (writings) like them if we choose. They are but only tales of long ago."

Muhammad Asad

And whenever Our messages were conveyed to them, they would say, "We have heard [all this] before; if we wanted, we could certainly compose sayings like these [ourselves]: they are nothing but fables of ancient times!"

Mustafa Khattab

Whenever Our revelations are recited to them, they challenge ˹you˺, "We have already heard ˹the recitation˺. If we wanted, we could have easily produced something similar. This ˹Quran˺ is nothing but ancient fables!"

Progressive Muslims

And if Our revelations are recited to them, they Say: "We have listened, and if we wish, we could have said the same thing. This is nothing but tales of the ancients!"

Rashad Khalifa

When our revelations are recited to them, they say, "We have heard. If we wanted to, we could have said the same things. These are no more than tales from the past!"

Sahih International

And when Our verses are recited to them, they say, "We have heard. If we willed, we could say [something] like this. This is not but legends of the former peoples."

Sam Gerrans

And when Our proofs are recited to them, they say: “We have heard; if we wished we could speak the like of this; this is only legends of the former peoples.”

Shabbir Ahmed

When Our Messages are conveyed to them, they say, "We have heard. If we wish, we can speak like it. This is nothing but fables of the ancient."

Syed Vickar Ahamed

When Our verses are read to them, they say: "We have heard this (before): If we wanted, we could say (words) like these: These are nothing but old stories. "

Taqi Usmani

When Our verses are recited to them, they say, "We have heard; if we wish, we can compose a discourse like this. It is nothing but the tales of the ancient people."

The Monotheist Group

And if Our revelations are recited to them, they say: "We have listened, and if we wish, we could have said the same thing. This is nothing except fictional tales of old!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 31. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 31. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 31. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩