Diyanet İşleri
Halbuki onlara, ancak dini Allah'a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O'na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekatı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.
Beyyine suresi
Beyyine suresi, 5. ayet. وَمَآ أُمِرُوٓا۟ إِلَّا لِيَعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ حُنَفَآءَ وَيُقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَذَٰلِكَ دِينُ ٱلْقَيِّمَةِ
vemâ ümirû illâ liya`büdü-llâhe muḫliṣîne lehü-ddîne ḥunefâe veyüḳîmu-ṣṣalâte veyü'tü-zzekâte veẕâlike dînü-lḳayyimeh.
Halbuki onlara, ancak dini Allah'a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O'na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekatı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Apaçık delil ve emredilen din Beyyine 1–5 3
Bu delil, tertemiz sahifeleri okuyan, Allah tarafından gönderilen bir peygamberdir.
O sahifelerde dosdoğru hükümler vardır.
Kendilerine kitap verilenler, ancak kendilerine o apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.
Halbuki onlara, ancak dini Allah'a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O'na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekatı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.
Şüphesiz, inkar eden kitap ehli ile Allah'a ortak koşanlar, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşindedirler. İşte onlar yaratıkların en kötüsüdürler.
Şüphesiz, iman edip, salih ameller işleyenler var ya; işte onlar yaratıkların en hayırlısıdırlar.
Rableri katında onların mükafatı, içlerinden ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacakları Adn cennetleridir. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte bu mükafat Rablerine derin saygı duyanlara mahsustur.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
5. “Halbuki onlara” diğer şeriatlerde “dini O’na has kılan” gizli ve açık bütün ibadetlerinde yalnız Allah rızasını ve O’nun nezdinde yakın olmaya çalışan; “hanîfler” tevhide aykırı bütün dinlerden uzaklaşıp yüz çevirenler “olarak Allah’a ibadet etmelerinden, namazı dosdoğru kılmalarından ve zekâtı vermelerinden başkası emredilmemişti.”
Namaz ve zekât, ihlâsla Allah’a ibadetin kapsamı içerisinde olmakla birlikte faziletleri ve şerefleri dolayısı ile ayrıca zikredilmişlerdir. Zira bu iki ibadeti yerine getiren kimsenin bu durumu, dinin diğer bütün şer’î hükümlerini de yerine getirmesine delil sayılır.
"Zaten dosdoğru din de budur.” Yani Allah’ın nimet dolu cennetlerine ulaştıran dosdoğru din, tevhid ve dinde ihlâslı olmak budur. Onun dışındaki yollar ise cehenneme ulaştırır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Burada Yahudi ve Hristiyanların işlediği günah ve inadı ortaya çıkıyor. Onlara bu Kur’an’da, bir tek Allah’a ibadet etmeleri, şirkten uzak durmaları, namazı kılmaları ve zekât vermeleri dışında kendi kitaplarında emredilenlerden başka bir şey emredilmedi. Onlara emredilen o din, içinde hiçbir eğrilik bulunmayan dosdoğru olan dindir.
Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş)
Fakat tövbe edip, namazı kılar ve zekatı verirlerse, artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. Bilen bir kavme ayetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.
Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş)
Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. O, sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim'in dinine uyun. Allah, sizi hem daha…
Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Zekât
Namazı kılın, zekatı verin. Rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.
Aynı kök: حنف (12 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Din
Kimin dini, iyilik yaparak kendini Allah'a teslim eden ve hakka yönelen İbrahim'in dinine tabi olan kimsenin dininden daha güzeldir? Allah, İbrahim'i…
Aynı kök: حنف (12 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Din
De ki: "Şüphesiz Rabbim beni doğru bir yola, dosdoğru bir dine, Hakk'a yönelen İbrahim'in dinine iletti. O, Allah'a ortak koşanlardan değildi."
Aynı kök: حنف (12 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Din
(105-106) Yine bana şöyle emredildi: "Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. Sakın Allah'a ortak koşanlardan olma. Allah'ı bırakıp da sana…
Aynı kök: خلص (31 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Din
Ancak tövbe edenler, durumlarını düzeltenler, Allah'ın kitabına sarılanlar ve dinlerini Allah'a has kılanlar müstesnadır. Bunlar mü'minlerle…
Aynı kök: خلص (31 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Din
De ki: "Rabbim adaleti emretti. Her secde yerinde yüzlerinizi (O'na) doğrultun. Dini Allah'a has kılarak O'na ibadet edin. Sizi başlangıçta yarattığı…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Oysa) dini yalnız O'na özgü kılarak, hanîfler (Allah'ı birleyenler) olarak Allah'a kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri kendilerine özellikle emredilmişti. İşte sağlam din budur.
Oysa kendileri yalnızca Allah'a kulluk etmek, din koyma yetkisinin sadece O'na mahsus olduğuna iman edip batıl olan her şeyden uzak durmak, ibadeti hakkıyla eda etmek, arınmak ve artmak için verilmesi gerekeni vermekle emrolunmuşlardı: İşte insanlığın ebedi değerler sistemi budur.
Oysa kendilerine yalnızca Allah'a ibadet etmeleri, bütün içtenlikleriyle yalnız O'na iman ederek batıl olan her şeyden uzak durmaları; namazlarında dikkatli ve devamlı olmaları; ve karşılıksız harcamada bulunmaları emrolunmuştu çünkü bu, doğruluğu kesin ve açık olan bir ahlaki değerler sistemidir.
Oysaki onlar, Hanifler olarak Dini O'na (yalnız Allah'a) halis kılarak; Allah'a kulluk yapmalarından, salatı ikame etmelerinden ve zekatı vermelerinden başka bir şeyle emir olunmadılar. . . İşte budur Din-i Kayyim (geçerli hak din - sistem)!
Oysa onlar, dini yalnızca O'na halis kılan hanifler (Allah'ı birleyenler) olarak sadece Allah'a kulluk etmek, namazı dosdoğru kılmak ve zekatı vermekten başkasıyla emrolunmadılar. İşte en doğru (dimdik ve sapasağlam) din budur.
Halbuki onlara ancak, dini yalnız O'na has kılarak ve hanifler olarak Allah'a kulluk etmeleri, namazı dosdoğru kılmaları ve zekât vermeleri emrolunmuştu. Sağlam din de budur.
Üstelik onlara, dini yalnızca Allah'a içtenlikle özgüleyerek O'na hizmet etmek, namazı kılmak ve zekatı vermek dışında bir buyruk verilmemişti. Dinin kaynağı ve dayanağı, işte budur. dipnot 609
Oysa kendilerine, dini yalnız Allah'a halis kılıp O'nu birleyerek Allah'a kulluk etmeleri, namazı kılmaları, zekatı vermeleri emredilmişti. İşte doğru din budur.
Oysa onlardan, dini sadece ALLAH'a ait kılan tektanrıcılar (monoteist) olarak O'na hizmet etmeleri, salatı gözetmeleri ve zekatı vermeleri istenmişti. İşte dosdoğru din budur. dipnot 1
Oysa onlardan, dini sadece ALLAH'a ait kılan tektanrıcılar (monoteist) olarak O'na kulluk etmeleri, namazı gözetmeleri ve zekatı vermeleri istenmişti. İşte dosdoğru din budur.
Oysa onlar, hakka tapan, Allah'ı birleyiciler olarak dini yalnızca Allah'a tahsis edip Allah'a ibadet etsinler, namazı dosdoğru kılsınlar ve zekatı versinler diye emrolunmuşlardı ancak. İşte odur dosdoğru din!
Halbuki onlar ancak şununla emr olunmuşlardı: hakperest müvahhid (hanifler) olarak dini Allah için halis kılarak yalnız Allaha ıbadet etsinler ve namazı dürüst kılsınlar ve zekatı versinler ve odur "dini kayyime"
Oysa Allah'a kulluktan ve dini hanifler dipnot 1 olarak O'na has kılmaktan ve salatı ikame etmekten, dipnot 2 zekatı yapmaktan dipnot 2 başka bir şeyle emrolunmadılar. İşte doğru din budur.
Oysa Allah'a kulluktan ve dini hanifler dipnot 1 olarak O'na has kılmaktan ve salatı ikame etmekten dipnot 2 , zekatı yapmaktan dipnot 2 başka bir şeyle emrolunmadılar. İşte doğru din budur.
Oysa Allah'a kulluktan ve dini hanifler dipnot 1 olarak O'na has kılmaktan ve salatı ikame etmekten dipnot 2 , zekatı vermekten dipnot 2 başka bir şeyle emrolunmadılar. İşte doğru din budur.
Oysa onlara, dini yalnızca O'na halis kılan hanifler olarak sadece Tanrı'ya kulluk etmek, namazı dosdoğru kılmak ve zekatı vermekten başkası buyrulmadı. İşte en doğru (dimdik ve sapasağlam) din budur.
Halbuki onlar Allaha, Onun dininde ihlas (ve samimiyyet) erbabı ve muvahhidler olarak, ibadet etmelerinden, namazı dosdoğru kılmalarından, zekatı vermelerinden başkasıyle emr olunmamışlardı. En doğru din de bu idi.
Halbuki onlar; doğruya yönelerek, dini yalnız Allah'a tahsis ederek O'na kulluk etmek, namazı kılmak ve zekatı vermekle emrolunmuşlardı. En doğru din de işte budur.
(1-5) Kitap halkından olan kafirler ve ortak koşanlar, Allah’tan temiz sahifeleri okuyan / tilavet eden elçi, onlara açıklama getirinceye kadar çözülüp ayrılacak değildiler. O sahifelerde sağlam / ayakta tutan yazılı kayıtlar vardı. Kitap verilenler, kendilerine açıklamalar gelinceye kadar bölünmüş değillerdi. Allah’a, ona has bir şekilde, doğruya yönelenlerin dini üzere ibadet etmeleri, namazı kalkıp kılmaları, zekâtı vermeleri dışındaki şeylerle emrolunmuş değillerdi, işte, sağlam olan / ayakta kalan din budur.
Hâlbuki onlara, ancak dini Allah’a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O’na ibadet etmeleri, namazı dosdoğru kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.
Oysa kendilerine, dini yalnız Allah'a halis kılıp O'nu birleyerek Allah'a kulluk etmeleri, namazı kılmaları, zekatı vermeleri emredilmişti. İşte doğru din oydu.
Halbuki (tıpkı bu kitapta emredildiği gibi) onlara da Allah'ın dinine bir şey katmadan dipnot 1 doğrudan doğruya O'na kulluk etmeleri, namazı düzgün ve sürekli kılmaları, zekatı vermeleri dışında bir şey emredilmemişti dipnot 2 . İşte bu dosdoğru dindir. dipnot 3
Onlara (resullerimiz tarafından) sadece şu emir verilmiştir: Allah'ın dinine bir şey katıştırmadan yalnız O'na kulluk edin; namazı düzgün ve sürekli kılın, zekatı da verin. İşte doğru din budur.
Halbuki onlara ancak, dini yalnız O'na has kılarak ve hanifler olarak Allah'a ibadet etmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri emrolunmuştu. İşte dosdoğru din budur.
Onlar, sadece dini/otoriteyi Allah'a has kılan hanifler olarak ona kulluk etmek, namazı kılmak, zekatı vermek ile emrolunmuşlardı. İşte dosdoğru din budur.
Oysa ki onlara, dini yalnız O'na özgüleyerek, dosdoğru yürüyen kişiler halinde sadece Allah'a ibadet etmeleri, namazı kılmaları, zekatı vermeleri emredilmişti. İşte budur doğru, eskimez ve aşınmaz din.
Yet they have been commanded to worship no one but Allah and Him alone to revere, and to be true exclusively to the Faith and renounce idolatry, to impel themselves to freedom from dissimulation and to be sincere and to observe prayers and pay alms- Such is the religion approved by Allah and its path leads mankind to wisdom and piety, and induces them to discharge the duties naturally owed to Him-
though all they are ordered to do is worship God alone, sincerely devoting their religion to Him as people of true faith, keep up the prayer, and pay the prescribed alms, for that is the true religion.
And they have been commanded no more than this: To worship Allah, offering Him sincere devotion, being true (in faith); to establish regular prayer; and to practise regular charity; and that is the Religion Right and Straight.
Yet all that they had been commanded was that they serve Allah, with utter sincerity, devoting themselves exclusively to Him, and that they establish Prayer and pay Zakah. That is the Right Faith. dipnot 1
They were only ordered to worship Allah, making their deen sincerely His as people of pure natural belief, and to establish salat and pay zakat – that is the deen of the correct.
And they were commanded not, but that they should worship Allâh, and worship none but Him Alone (abstaining from ascribing partners to Him), and perform As-Salât (Iqâmat-as-Salât) and give Zakât, and that is the right religion.
Yet they were not commanded except to worship Allah, dedicating their faith to Him as men of pure faith, and to maintain the prayer and pay the zakāt. That is the upright religion.
(They have done it) though (in Islam) they were enjoined nothing more than to serve Allâh, bearing true faith in Him, (and) being upright, and to observe Prayer and to keep on presenting the Zakât. That is the true and firm conduct of faith.
They were commanded only to serve God, making the religion His sincerely, men of pure faith, and to perform the prayer, and pay the alms -- that is the religion of the True.
All was asked from them was to serve God, being sincere to him in obedience, Worship God on regular basis, engage in charitable actions; This is what the true religion is.
But they were not bidden aught but to worship God, being sincere in religion unto Him as Hanifs, and to be steadfast in prayer, and to give alms: for that is the standard religion.
They were not commanded except to serve God and be loyal to His system, monotheism, and hold the contact prayer and contribute towards betterment. Such is the valuable system.
And they were commanded no other in the scriptures than to worship God, exhibiting unto him the pure religion, and being orthodox; and to be constant at prayer, and to give alms: And this is the right religion.
But they were bidden nothing but to worship Allah, being sincere in religion unto Him as 'Hanifs', and to be steadfast in prayer, and to give alms: for that is the true religion.
And in no way were they commanded anything except to worship Allah, making the religion His faithfully (and) unswerving, and to keep up prayer, and bring the Zakat; (i. e., pay the poor-dues) and that is the Religion most upright.
And they are ordered naught else than to serve Allah, keeping religion pure for Him, as men by nature upright, and to establish worship and to pay the poor-due. That is true religion.
They were commanded only to serve God with all-exclusive faith in Him, to be upright, and to fulfil their devotional obligations, and to give zakat; for this is the even way.
And withal, they were not enjoined aught but that they should worship God, sincere in their faith in Him alone, turning away from all that is false; and that they should be constant in prayer; and that they should spend in charity: for this is a moral law endowed with ever-true soundness and clarity.
even though they were only commanded to worship Allah ˹alone˺ with sincere devotion to Him in all uprightness, establish prayer, and pay alms-tax. That is the upright Way.
And they were not commanded except to serve God and be loyal to His system, monotheists, and hold the contact-method and contribute towards betterment. Such is the valuable system.
All that was asked of them was to worship GOD, devoting the religion absolutely to Him alone, observe the contact prayers (Salat), and give the obligatory charity (Zakat). Such is the perfect religion.
And they were not commanded except to worship Allah, [being] sincere to Him in religion, inclining to truth, and to establish prayer and to give zakah. And that is the correct religion.
And they were commanded only to serve God, sincere to Him in doctrine, inclining to truth; and to uphold the duty, and to render the purity — and that is the doctrine of the upright.
And they were commanded no more than to serve Allah, keeping religion pure for Him - turning away from all that is false, as men of reason upright. And to establish the Divine System, and set up the Just Economic Order of Zakat. For, that is the Perfect System of Life.
And they have been commanded no more than this: To worship Allah, offering Him sincere devotion, being true (in faith); To establish regular prayer; And to practice regular charity: And that is the religion right and straight.
while they were not ordered but to worship Allah, making their submission exclusive for him with no deviation, and to establish Salāh and pay Zakāh. That is the way of the straight religion.
And they were not commanded except to serve God and be loyal to His system, monotheists, and hold the contact prayer and contribute towards purification. Such is the valuable system.