A'râf suresi

A'râf suresi, 52. ayet

A'râf suresi, 52. ayet. وَلَقَدْ جِئْنَٰهُم بِكِتَٰبٍ فَصَّلْنَٰهُ عَلَىٰ عِلْمٍ هُدًى وَرَحْمَةً لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

veleḳad ci'nâhüm bikitâbin feṣṣalnâhü `alâ `ilmin hüdev veraḥmetel liḳavmiy yü'minûn.

Diyanet İşleri

Andolsun biz onlara, bilerek açıkladığımız bir kitabı, inanan bir toplum için bir yol gösterici ve rahmet olarak getirdik.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 49–55 · surenin 52. ayeti / 206
  1. A'râf 49

    "Sizin, 'Allah bunları rahmete erdirmez' diye yemin ettikleriniz şunlar mı?" (Sonra cennetliklere dönerek) "Haydi, girin cennete. Size korku yok. Siz üzülecek de değilsiniz" derler.

  2. A'râf 50

    Cehennemlikler de cennetliklere, "Ne olur, sudan veya Allah'ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın" diye çağrışırlar. Onlar, "Şüphesiz, Allah bunları kafirlere haram kılmıştır" derler.

  3. A'râf 51

    Onlar dinlerini oyun ve eğlence edinmişler ve dünya hayatı da kendilerini aldatmıştı. İşte onlar bu günlerine kavuşacaklarını nasıl unuttular ve ayetlerimizi nasıl inkar edip durdularsa, biz de onları bugün öyle unuturuz.

  4. 52

    Andolsun biz onlara, bilerek açıkladığımız bir kitabı, inanan bir toplum için bir yol gösterici ve rahmet olarak getirdik.

  5. A'râf 53

    Onlar ise ancak, ("Görelim bakalım!" diyerek) Kur'an'ın bildirdiği sonucu (te'vilini) bekliyorlar. Onun bildirdiği sonuç gelip çattığı gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: "Gerçekten Rabbimizin peygamberleri hakkı getirmişler. Şimdi bizim için şefaatçılar var mı ki bize şefaat etseler veya (dünyaya) döndürülsek de yaptıklarımızdan başkasını yapsak?" Gerçekten onlar kendilerine yazık etmişlerdir. (İlah diye) uydurdukları (putlar) da onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kaybolmuşlardır.

  6. A'râf 54

    Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş'a kurulan, geceyi, kendisini durmadan takip eden gündüze katan, güneşi, ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah'tır. Dikkat edin, yaratmak da, emretmek de yalnız O'na mahsustur. Alemlerin Rabbi olan Allah'ın şanı yücedir.

  7. A'râf 55

    Rabbinize alçak gönüllüce ve için için dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 50–52. ayetler için yazılmıştır.

50. “Cehennemlikler, cennetliklere…” Yani cehennemlikler alabildiğine azaptan sonra aşırı derecede açlığın ve susuzluğun ızdırabını hissedecekleri vakit cennetliklere seslenerek onlardan yardım isteyecekler ve: “Bize biraz su veya Allah’ın size ihsan ettiği rızıktan” yiyeceklerden “verin, diye seslenirler.” Cennetlikler ise onlara şu sözlerle cevap verirler: “Allah bunları” yani cennetin suyunu da yiyeceklerini de “kâfirlere haram kılmıştır.”

51. Bu, Allah’ın âyetlerini inkâr etmelerine, üzerinde dosdoğru yürümekle emrolundukları, kendisine bağlı kalmaları halinde pekçok mükâfaat vaadini aldıkları dinlerini “bir eğlence ve bir oyun” edinmelerine karşılık bir cezadır. Yani onların kalpleri bu dinden yüz çevirmiş, başka şeylerle oyalanmış ve onu alay konusu edinmişlerdi. Ya da onlar bizzat oyun ve eğlenceyi kendilerine din edinmişler ve dosdoğru dinin yerine bunları benimsemişlerdi.

“Dünya hayatı” süsü, zineti ve davetçilerinin çokluğu ile “kendilerini” aldatmış, onlar da dünya hayatıyla tatmin olmuş, ona rıza göstermiş ve sevinerek kabullenmişlerdi. Buna karşılık âhiretten yüz çevirmiş ve onu unutmuşlardı.

“Nasıl bu güne kavuşacaklarını unuttular ve âyetlerimizi nasıl bilerek inkâr ettilerse biz de bugün onları öylece unuturuz.” Yani biz de onları azapta öylece bırakırız. Onlar sanki dünya için yaratılmışlar, önlerinde amellerinin karşılarına konulması ve bu amellerinin karşılığının verilmesi diye bir şey hiç olmayacak gibi davranmışlar ve ayetlerimizi inkâr etmişlerdir. Onların bu inkârları Allah’ın âyetlerinde ve O’nun apaçık belgelerinde bulunan herhangi bir kusurdan ileri gelmiyordu. Aksine:

52. “Biz onlara... uzun uzadıya açıkladığımız bir kitap getirmişizdir.” Bu kitapta bütün insanların ihtiyaç duyacakları her şeyi açıkladık. Bizim bu açıklamalarımız da “bir ilme dayanarak” yapılmıştır. Yani Allah’ın her zaman ve mekanda kulların durumlarını, onlar için uygun olanı ve olmayanı bilmesi esasına göre yapılmıştır. Yoksa bu kitaptaki açıklamalar, işi bilmeyen kimsenin açıklamaları olmadığı gibi bazı halleri bilmeyerek uygun olmayan bir hüküm veren kimsenin açıklamaları gibi de değildir. Aksine bunlar ilmi de rahmeti de her şeyi kuşatan o yüce Zatın açıklamalarıdır.

Yine bu kitap, “iman eden bir kavme hidâyet ve rahmet olmak üzere” gönderilmiştir. Yani bu kitap sayesinde mü’minler sapıklıktan kurtulup hidâyete ererler. Hak ile batılı, doğru ile eğriyi birbirinden açık seçik bir şekilde ayırt ederler. Aynı şekilde bu kitapla onlar, ilâhi rahmete de nail olurlar. İlahi rahmet ise dünya ve âhirette hayır ve saadet demektir. Böylelikle sapıklıktan da bedbahtlıktan da kurtulurlar.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şüphesiz biz onlara, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e indirilmiş bu kitabı gönderdik. Bu kitapta beyan edip, açıkladıklarımızı bir ilim üzere ortaya koyduk. Zira Kur'an-ı Kerim Müminler için rüşt ve hak yoluna hidayet eden bir rehber ve içinde bulundukları sapıklıklardan dünya ve ahiret hayırlarına çıkaran bir rahmettir.

Kelimeler

10 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَقَدْ velekad gerçekten
  2. جِئْنَـٰهُم ci'nahum onlara getirdik kök: جيا
  3. بِكِتَـٰبٍۢ bikitabin bir Kitap kök: كتب
  4. فَصَّلْنَـٰهُ fessalnahu açıkladığımız kök: فصل
  5. عَلَىٰ ala göre
  6. عِلْمٍ ilmin bilgiye kök: علم
  7. هُدًۭى huden yol gösterici kök: هدي
  8. وَرَحْمَةًۭ ve rahmeten ve rahmet olan kök: رحم
  9. لِّقَوْمٍۢ likavmin bir toplum için kök: قوم
  10. يُؤْمِنُونَ yu'minune inanan kök: امن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: فصل (43 geçiş)

    -Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya…

  • Aynı kök: فصل (43 geçiş)

    Talut, ordu ile hareket edince, "Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o…

  • Aynı kök: فصل (43 geçiş)

    Suçluların yolu da açığa çıksın diye ayetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki onlara, bilgiyle açıkladığımız dipnot 1 ve inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olan bir kitap getirmiştik (göndermiştik). dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayetlerin açıklanmasıyla ilgili bkz. En‘âm 6:55, 97, 98, 114, 119, 126, 154; A‘râf 7:32, 145, 174; Tevbe 9:11; Yûnus 10:5, 24, 37; Hûd 11:1; Yûsuf 12:111; Ra‘d 13:2; İsrâ 17:12; Rûm 30:28; Fussilet 41:3, 44.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesaj: Nahl 16:89.

Mustafa İslamoğlu

Zira Biz onlara, inanmaya gönüllü bir toplum için bir yol haritası ve rahmet pınarı olan, tarifsiz bir bilgiye dayalı izahlarımız bulunan bir kitap iletmiştik.

Muhammed Esed

"Çünkü Biz, gerçekten de onlara, inanacak bir toplum için bir doğru yol, içinde bilgiye dayalı ayrıntılı açıklamalarda bulunduğumuz bir kitap ulaştırdık".

Ahmed Hulusi

Gerçek ki onlara, iman eden topluluğa rahmet ve hidayet kılavuzu olacak, ilime dayanan ayrıntılı bir BİLGİ kaynağı getirdik.

Ali Bulaç

Andolsun, biz onlara bir Kitap getirdik; iman edecek bir topluluğa bir hidayet ve bir rahmet olmak üzere bir bilgiye dayanarak onu çeşitli biçimlerde açıkladık.

Ali Özek ve heyeti

Gerçekten onlara, inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olarak, ilim üzere açıkladığımız bir kitap getirdik.

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, onlara bir Kitap da getirdik. İnanan bir toplum için, bilgiye dayalı yol gösteren ve bir rahmet olarak, ayrıntılı biçimde, Onu açıklıyoruz.

Bayraktar Bayraklı

Gerçekten, onlara inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olarak, bilgiye dayalı ayrıntılı açıklamalarda bulunduğumuz bir kitabı ulaştırmıştık.

Edip Yüksel

Bilgiyle detaylandırdığımız, gerçeği onaylayan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olan bir kitabı onlara getirdik. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Bak 11:1.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Bilgiyle detaylandırdığımız, inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olan bir kitabı onlara getirdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Muhakkak biz onlara, inanacak herhangi bir kavme hidayet ve rahmet olması için, tam bir bilgi ile bölüm bölüm açıkladığımız bir kitap gönderdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Filhakıka biz onlara öyle bir kitab gönderdik ki iyman edecek her hangi bir kavme bir düsturı hidayet ve rahmet olmak için tam bir ılm üzere onu fasıla fasıla ayırd ettik

Erhan Aktaş

Gerçekten Biz, onlara, iman etmek isteyen bir halk için, bilgiye göre açıkladığımız; yol gösterici ve rahmet olan bir Kitap getirdik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Gerçekten Biz, onlara, iman etmek isteyen bir halk için, bilgiye göre açıkladığımız; yol gösterici ve rahmet olan bir Kitap getirdik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gerçekten Biz, onlara, iman etmek isteyen bir kavim için, bilgiye göre açıkladığımız; yol gösterici ve rahmet olan bir Kitap getirdik.

Gültekin Onan

Andolsun, biz onlara bir kitap getirdik. İnanacak bir topluluğa bir hidayet ve bir rahmet olmak üzere bir bilgiye dayanarak onu çeşitli biçimlerde açıkladık.

Hasan Basri Çantay

Andolsun, biz onlara öyle bir kitab getirmişizdir ki iman edecek herhangi bir kavme (mahz-ı) hidayet ve rahmet olmak için onu tam bir ilim üzere tafsıyl etmişizdir.

İbni Kesir

Andolsun ki; Biz, onlara kitab indirdik. Onu bilgiye dayanarak uzun uzun açıkladık. İnanan bir kavim için hidayet ve rahmet olarak.

Mehmet Alagaş

(35-52) Ey Âdem oğulları sizlere, sizden Resuller geldiğinde, size ayetlerimi anlattıklarında, kimler sakınırsa ve de ıslah olursa artık onlara korku yoktur , onlara hüzünlenme de yoktur / üzülme de yoktur. Ayetlerimizi yalanlayanlar , onlardan kibirlenenler işte onlar ateş halkıdır orada kalıcıdırlar. Allah’a yalanı iftira olarak atandan veya ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir? İşte onlar kitaptaki nasiplerine erişirler / ulaşırlar , elçilerimiz vefat ettirmek için onlara geldikleri zaman derler ki , Allah dışında çağırdıklarınız neredeler? Onlar bizden saptılar /ayrıldılar derler ve kendilerinin kafir olduklarına da şahitlik ederler. Sizden önceki geçmiş cin ve ins ümmetlerin içinde oldukları ateşe girin der, her bir ümmet girdiğinde din kardeşine / yoldaşına lanet eder, orada toplanıp biraraya geldikleri zaman, sonrakiler öncekiler için derler ki Rabbimiz, işte bunlar bizleri saptırdılar, onlara kat kat ateşten azap ver , der ki hepinize kat kat azap var ve lakin bilmiyorsunuz. Öncekiler de sonrakiler için de rler ki sizin bizim üzerimizde üstün bir yanınız olmadı , kazandıklarınız dolayısıyla siz de azabı tadın. Ayetlerimizi yalanlayanlara ve onlara karşı büyüklük taslayanlara kesinlikle semanın kapıları açılmaz ve cennete de deve iğne deliğinden geçebilinceye kadar giremezle r, işte bu şekilde suçluları cezalandırırız. Onlar için cehennemde bir döşek / mahat üzerlerinde de ateş yorganı / gavaş vardır, bu şekilde zalimleri cezalandırırız. İman edenleri ve salih amellileri ki Allah, kişiyi sadece gücünün yettiği kadar / kapasite genişliği kadar sorumlu tutar / mükellef eder, işte onlar, cennet halkıdır, onlar orada kalıcıdırlar. Onların sinelerindeki / göğüslerindeki kini sıyırırız / söküp atarız. Altlarından nehirler akar ve derler ki bizi buna yönlendiren / hidayet eden Allah’a hamdolsun. Allah bizi yönlendirmeseydi bizler hidayete erişemezdik. Gerçekten bize hakikat ile Resul geldi, onlara, yaptıklarınızdan dolayı miras olarak size bırakılan cennet budur diye seslenilir / nida edilir. Cennet ashabına cehennem ashabı nida eder ki, Rabbimiz ne vaad ettiyse kesinlikle hakikat olarak biz bulduk. Peki siz de Rabbiniz ne vaad ettiyse buldunuz mu? dediler ki evet. İki taraf arasındaki görevli ünleyici / müezzin , “Allah’ın laneti zalimlerin üzerine olsun , ki onlar, Allah yolundan savan kimselerdir, onun eğrilmesi için çabalarlar, onlar ahireti de inkâr edenlerdir” diye ilan eder. Aralarında (cennet ve cehennemlikler) bir perde / hicap vardır, araf üzerinde / bekleşme yeri üzerinde adamlar vardır. Yüzlerinden herkesi tanırlar. Cennet halkı olmayı ümit ettiği halde henüz oraya girememişlere nida ederler ki , selam sizlere olsun, Onların / yani beklentisi cennet olanların, bakışları ateş halkı tarafına çevrildiğinde derler ki, Rabbimiz bizi zalim kavimle beraber yapma . Araf halkındaki görevli adamlar, simalarından tanıdıklarına yine nida ederler k i, k alabalıklığınız ve büyükleniyor olmanız size ne fayda sağladı, “Allah’ın rahmetine asla ulaştırılmayacaklar” diye yemin ettikleriniz bunlar mı? İşte onlara seslenilir “Cennete girin sizlere korku yoktur sizler üzülmeyeceksiniz”. Ateş halkı cennet halkına "sudan yahut Allah ’ın sizi rızıklandırdıkları ndan bize aktarın" diye nida ederler. Derler ki "Allah o ikisini kafirlere haram eyledi" (Su da yok size rızık ta yok size) Dinlerini oyun ve eğlence / komedi etmişlerdi , dünya hayatı onları aldattı. İşte bugün de bizler de onları tıpkı bu buluşma gününü unuttukları gibi unuturuz, Ayetlerimizle mücadele edip duruyorlardı.

Rowwad Tercüme Merkezi

Gerçekten onlara, inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olarak, ilim üzere açıkladığımız bir kitap getirdik.

Süleyman Ateş

Gerçekten onlara, bilgiye göre açıkladığımız, inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olan bir kitap getirdik.

Süleymaniye Vakfı

Şurası bir gerçek ki, biz onlara dipnot 1 , inanan ve güvenen topluluğa rehber ve ikram olması için bir ilme dipnot 2 göre, ayrıntılı olarak açıkladığımız bir Kitap getirdik.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu surenin 41. ayetinden buraya kadar, cennetliklerin cennetteki, cehennemliklerin de cehennemdeki durumu anlatıldıktan sonra Allah'ın onlara, bir ilme göre açıkladığı bir kitap indirdiğinden söz edilmesi, onun her bir nebiye verilen kitap ve hikmet olduğunu (Al-i İmran 3/81) gösterir. Bu durumda Nebilere, kitap ile birlikte verilen hikmetin, o kitaptan, Allah'ın belirlediği yöntemle doğru hüküm çıkarma ilmi olduğu dışında bir şey olmaz. Nitekim Nebimiz Muhammed aleyhisselam da kendine indirilen ve öğretilen kitap ve hikmeti (Nisa 4/113) ümmetine öğretmiş ve Kur'an'dan doğru hüküm çıkarmanın yollarını göstererek onları geliştirmiştir (Bakara 2/151, Al-i İmran 3/164).
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu ilim (bilgi, yöntem), ayetlerin ayetler ile açıklandığı Kur'an yöntemidir. Daha detaylı bilgi için bkz. Al-i İmran 3/7, Hud 11/1,2 ve dipnotları.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara, bir ilme dipnot 1 göre açıkladığımız Kitap getirdik. O, inanan ve güvenen bir topluluk için rehber ve bir ikramdır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ilim (bilgi, yöntem), ayetlerin ayetler ile açıklandığı Kur'an yöntemidir. Daha detaylı bilgi için Bkz. Al-i İmran 3/7, Hud 11/1-2 ve dipnotları

Şaban Britch

Biz onlara, ilim ile apaçık açıkladığımız, iman eden bir toplum için de hidayet ve rahmet olan bir kitap getirmiştik..

Şaban Piriş

Biz onlara, ilim ile açıkladığımız, iman eden bir toplum için de kılavuz ve rahmet olan bir kitap getirmiştik..

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun ki, biz onlara, ilme uygun biçimde, ayrıntılı kıldığımız bir Kitap getirdik. İnanan bir topluluk için bir kılavuz, bir rahmettir o.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We send down a Book expounding and distinctly expressing the sum of what is vaguely known and what is unknown and with the divine knowledge implying firm belief of what is true on sufficient grounds, a Book based on Our Omniscience of the whole and of all in all, serving as a guide and a mercy to those whose hearts have been touched with the divine hand.

Abdul Haleem

We have brought people a Scripture- We have explained it on the basis of true knowledge- as guidance and mercy for those who believe.

Abdullah Yusuf Ali

For We had certainly sent unto them a Book, based on knowledge, which We explained in detail,- a guide and a mercy to all who believe.

Abul A'la Maududi

Surely We have brought them a Book which We expounded with knowledge; dipnot 1 a guidance and a mercy to those who believe ' dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The Qur'an has spelled out in some detail what constitutes the fundamental reality, explained the attitude that man ought to adopt, and laid down the fundarnentals of the way of life that he ought to follow. The tails laid down in the Book in this regard are based on sound knowledge rather than on conjecture and fancy.
  2. metne dön, dipnot 2
    The contents and teachings of the Book are perspicuous enough to show one the right way. Moreover, the life-style of those who believe in this Book also bears out, by the beneficial effects it produces on human life, how well it guides man. The blessings of the Qur'an become evident if man first notes the healthy changes that it brings about in his outlook, character and morals.The above verse in fact alludes to the wonderful effect belief in the Qur'an had on the lives of the Companions of the Prophet (peace be on him).

Aisha Bewley

We have brought them a Book elucidating everything with knowledge, as guidance and a mercy for people who have iman.

Al-Hilali & Khan

Certainly, We have brought them a Book (the Qur’ân) which We have explained in detail with knowledge, - a guidance and a mercy to a people who believe.

Ali Quli Qarai

Certainly We have brought them a Book, which We have elaborated with knowledge, as a guidance and mercy for a people who have faith.

Amatul Rahman Omar

`Although We had brought them a Book which We had made clear with knowledge, as a guidance and as a mercy for a people who believe. '

Arthur John Arberry

And We have brought to them a Book that We have well distinguished, resting on knowledge, a guidance and a mercy unto a people that believe.

Bijan Moeinian

As a matter of fact, I have blessed these people with a Book (Qur'an) which is based upon the fact, and explains in detail [the way to the salvation. ] This guidance is indeed the Lord's mercy upon those who have chosen to believe.

E. Henry Palmer

Now we have brought them a book explaining it in knowledge, a guidance and a mercy to a people who believe.

Edip-Layth

We have brought them a book which We have detailed with knowledge; a guide and a mercy to those who acknowledge.

George Sale

And now have we brought unto those of Mecca a book of divine revelations: We have explained it with knowledge; a direction and mercy unto people who shall believe.

Hamid S. Aziz

Now We have brought them a Book explaining it with knowledge, a guidance and a mercy to a people who believe.

Mahmoud Ghali

And indeed We have already come to them with a Book that We have expounded with Knowledge, a guidance and a mercy to a people who believe.

Marmaduke Pickthall

Verily We have brought them a Scripture which We expounded with knowledge, a guidance and a mercy for a people who believe.

Mohamed Ahmed - Samira

Indeed We had brought to them a Book distinct, replete with knowledge, and guidance and grace for men who believe.

Muhammad Asad

for, indeed, We did convey unto them a divine writ which We clearly, and wisely, spelled out - a guidance and a grace unto people who will believe. "

Mustafa Khattab

We have certainly brought them a Book which We explained with knowledge—a guide and mercy for those who believe.

Progressive Muslims

And We have come to them with a Scripture which We have detailed with knowledge; a guide and a mercy to those who believe.

Rashad Khalifa

We have given them a scripture that is fully detailed, with knowledge, guidance, and mercy for the people who believe.

Sahih International

And We had certainly brought them a Book which We detailed by knowledge - as guidance and mercy to a people who believe.

Sam Gerrans

And We have brought them a Writ which We set out and detailed according to knowledge — a guidance and mercy for people who believe.

Shabbir Ahmed

We have given them a Book of Knowledge that explains the Guidance in full detail. It is a Mercy for those who accept it. (It has the Power to change hellish societies into paradise on earth).

Syed Vickar Ahamed

And, We had certainly sent a Book to them, based on knowledge, which We explained in detail— As a guide and a mercy to all who believe.

Taqi Usmani

Surely We have brought them a book that We have elaborated with knowledge, as guidance and mercy for a people who believe.

The Monotheist Group

And We have come to them with a Book which We have detailed with knowledge; a guidance and a mercy to those who believe.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 52. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 52. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 52. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩