Diyanet İşleri
Cehennemlikler de cennetliklere, "Ne olur, sudan veya Allah'ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın" diye çağrışırlar. Onlar, "Şüphesiz, Allah bunları kafirlere haram kılmıştır" derler.
A'râf suresi
A'râf suresi, 50. ayet. وَنَادَىٰٓ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ أَصْحَٰبَ ٱلْجَنَّةِ أَنْ أَفِيضُوا۟ عَلَيْنَا مِنَ ٱلْمَآءِ أَوْ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ قَالُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ حَرَّمَهُمَا عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ
venâdâ aṣḥâbü-nnâri aṣḥâbe-lcenneti en efîḍû `aleynâ mine-lmâi ev mimmâ razeḳakümü-llâh. ḳâlû inne-llâhe ḥarramehümâ `ale-lkâfirîn.
Cehennemlikler de cennetliklere, "Ne olur, sudan veya Allah'ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın" diye çağrışırlar. Onlar, "Şüphesiz, Allah bunları kafirlere haram kılmıştır" derler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Cehennemlikler, cennetlikler ve A'râf ehli A'râf 37–53 3
Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiği zaman, "Ey Rabbimiz! Bizi zalim toplumla beraber kılma" derler.
A'raftakiler, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara da seslenir ve şöyle derler: "Ne çokluğunuz, ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar sağladı!"
"Sizin, 'Allah bunları rahmete erdirmez' diye yemin ettikleriniz şunlar mı?" (Sonra cennetliklere dönerek) "Haydi, girin cennete. Size korku yok. Siz üzülecek de değilsiniz" derler.
Cehennemlikler de cennetliklere, "Ne olur, sudan veya Allah'ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın" diye çağrışırlar. Onlar, "Şüphesiz, Allah bunları kafirlere haram kılmıştır" derler.
Onlar dinlerini oyun ve eğlence edinmişler ve dünya hayatı da kendilerini aldatmıştı. İşte onlar bu günlerine kavuşacaklarını nasıl unuttular ve ayetlerimizi nasıl inkar edip durdularsa, biz de onları bugün öyle unuturuz.
Andolsun biz onlara, bilerek açıkladığımız bir kitabı, inanan bir toplum için bir yol gösterici ve rahmet olarak getirdik.
Onlar ise ancak, ("Görelim bakalım!" diyerek) Kur'an'ın bildirdiği sonucu (te'vilini) bekliyorlar. Onun bildirdiği sonuç gelip çattığı gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: "Gerçekten Rabbimizin peygamberleri hakkı getirmişler. Şimdi bizim için şefaatçılar var mı ki bize şefaat etseler veya (dünyaya) döndürülsek de yaptıklarımızdan başkasını yapsak?" Gerçekten onlar kendilerine yazık etmişlerdir. (İlah diye) uydurdukları (putlar) da onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kaybolmuşlardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 50–52. ayetler için yazılmıştır.
50. “Cehennemlikler, cennetliklere…” Yani cehennemlikler alabildiğine azaptan sonra aşırı derecede açlığın ve susuzluğun ızdırabını hissedecekleri vakit cennetliklere seslenerek onlardan yardım isteyecekler ve: “Bize biraz su veya Allah’ın size ihsan ettiği rızıktan” yiyeceklerden “verin, diye seslenirler.” Cennetlikler ise onlara şu sözlerle cevap verirler: “Allah bunları” yani cennetin suyunu da yiyeceklerini de “kâfirlere haram kılmıştır.”
51. Bu, Allah’ın âyetlerini inkâr etmelerine, üzerinde dosdoğru yürümekle emrolundukları, kendisine bağlı kalmaları halinde pekçok mükâfaat vaadini aldıkları dinlerini “bir eğlence ve bir oyun” edinmelerine karşılık bir cezadır. Yani onların kalpleri bu dinden yüz çevirmiş, başka şeylerle oyalanmış ve onu alay konusu edinmişlerdi. Ya da onlar bizzat oyun ve eğlenceyi kendilerine din edinmişler ve dosdoğru dinin yerine bunları benimsemişlerdi.
“Dünya hayatı” süsü, zineti ve davetçilerinin çokluğu ile “kendilerini” aldatmış, onlar da dünya hayatıyla tatmin olmuş, ona rıza göstermiş ve sevinerek kabullenmişlerdi. Buna karşılık âhiretten yüz çevirmiş ve onu unutmuşlardı.
“Nasıl bu güne kavuşacaklarını unuttular ve âyetlerimizi nasıl bilerek inkâr ettilerse biz de bugün onları öylece unuturuz.” Yani biz de onları azapta öylece bırakırız. Onlar sanki dünya için yaratılmışlar, önlerinde amellerinin karşılarına konulması ve bu amellerinin karşılığının verilmesi diye bir şey hiç olmayacak gibi davranmışlar ve ayetlerimizi inkâr etmişlerdir. Onların bu inkârları Allah’ın âyetlerinde ve O’nun apaçık belgelerinde bulunan herhangi bir kusurdan ileri gelmiyordu. Aksine:
52. “Biz onlara... uzun uzadıya açıkladığımız bir kitap getirmişizdir.” Bu kitapta bütün insanların ihtiyaç duyacakları her şeyi açıkladık. Bizim bu açıklamalarımız da “bir ilme dayanarak” yapılmıştır. Yani Allah’ın her zaman ve mekanda kulların durumlarını, onlar için uygun olanı ve olmayanı bilmesi esasına göre yapılmıştır. Yoksa bu kitaptaki açıklamalar, işi bilmeyen kimsenin açıklamaları olmadığı gibi bazı halleri bilmeyerek uygun olmayan bir hüküm veren kimsenin açıklamaları gibi de değildir. Aksine bunlar ilmi de rahmeti de her şeyi kuşatan o yüce Zatın açıklamalarıdır.
Yine bu kitap, “iman eden bir kavme hidâyet ve rahmet olmak üzere” gönderilmiştir. Yani bu kitap sayesinde mü’minler sapıklıktan kurtulup hidâyete ererler. Hak ile batılı, doğru ile eğriyi birbirinden açık seçik bir şekilde ayırt ederler. Aynı şekilde bu kitapla onlar, ilâhi rahmete de nail olurlar. İlahi rahmet ise dünya ve âhirette hayır ve saadet demektir. Böylelikle sapıklıktan da bedbahtlıktan da kurtulurlar.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Cehennem ashabı cennet ashabına seslenir, onlardan istekte bulunur ve şöyle derler: "Ey cennet ashabı! Bize su verin veya Allah’ın sizlere verdiği rızıklardan bizlere de göndererek ihsanda bulunun.” Cennet ashabı ise onlara şöyle diyerek cevap verir: “Muhakkak Allah, küfürleri sebebiyle o ikisini kâfirlere haram kıldı. Bizler Yüce Allah’ın sizlere haram kıldığı şeyleri sizlere vererek ihtiyacınızı karşılamayacağız.”
Aynı kök: فيض (9 geçiş) · Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram
(Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizin lütuf ve keremini istemekte size bir günah yoktur. Arafat'tan ayrılıp (sel gibi Müzdelife'ye) akın…
Aynı kök: موه (63 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Su
O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah'a…
Aynı kök: موه (63 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Su
Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere…
Aynı kök: ندو (53 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)
Cennetlikler cehennemliklere, "Rabbimizin bize va'dettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin va'dettiğini gerçek buldunuz mu?" diye seslenirler.…
Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık
Beyinsizlikleri yüzünden bilgisizce çocuklarını öldürenler, Allah'ın kendilerine verdiği rızkı -Allah'a iftira ederek- haram sayanlar, mutlaka ziyan…
Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık
(Ey Muhammed!) De ki: "Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik…
Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık
De ki: "Allah'ın, kulları için yarattığı zineti ve temiz rızkı kim haram kılmış?" De ki: "Bunlar, dünya hayatında mü'minler içindir. Kıyamet gününde…
Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su · Ortak kavram: Nûr (Işık)
Allah'a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içenlere zevk…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(50, 51) Ateş halkı cennet halkına "Su veya Allah'ın size verdiği rızıklardan biraz da bize dökün!" diye seslenince, (cennetlikler) "Allah onları dinlerini bir eğlence ve oyun edinen, dünya hayatı da kendilerini aldatan kâfirlere haram kılmıştır." diyecekler. dipnot 1 Onlar bu günün karşılaşmasını nasıl unutmuş ve ayetlerimizi nasıl inkâr etmişlerse işte biz de bugün onları unutmaktayız. dipnot 2
Ve ateş yolcuları cennet yolcularına seslenecekler: "(Ne olur), üzerimize bir parça su dökün!.." ya da "Allah'ın size bahşettiği rızıklardan (bize de verin)!.." (Diğerleri):" Unutmayın ki Allah, inkar edenleri her ikisinden de mahrum bırakmıştır!
Ve ateşin yarenleri, cennetliklere: "Üzerimize biraz su dökün, yahut Allahın size bahşettiği (cennet) azıklar(ın)dan (atın bize)!" diye seslenecekler. (Berikiler:) "Doğrusu, Allah, gerçeği inkar edenleri her ikisinden de yoksun kılmıştır;
Nar (ateş - radyasyon) ehli, Cennet halkına: "O sudan (ilimden) veya Allah'ın sizi rızıklandırdıklarından (cennet yaşamını oluşturan kuvvelerden) bizim üzerimize de akıtın" diye nida ettiler. . . (Cevaben): "Muhakkak ki Allah onları, hakikat bilgisini inkar edenler üzerine haram kılmıştır" derler.
Ateşin halkı cennet halkına seslenir: "Bize biraz sudan ya da Allah'ın size verdiği rızıktan aktarın." Derler ki: "Doğrusu Allah, bunları inkar edenlere haram (yasak) kılmıştır."
Cehennem ehli, Cennet ehline: Suyunuzdan veya Allah'ın size verdiği rızıktan biraz da bize verin! diye seslenirler. Onlar da: Allah bunları kâfirlere haram kılmıştır, derler.
Ateşin yoldaşları da cennetin yoldaşlarına, şöyle seslenirler: "Bize biraz su veya Allah'ın size verdiği yiyeceklerden aktarın!" Derler ki: "Kuşkusuz, Allah, nankörlük edenlere ikisini de yasaklamıştır!"
Cehennem ehli, cennet ehline, "Suyunuzdan veya Allah'ın size verdiği rızıktan biraz da bize veriniz!" diye seslenirler. Onlar da, "Allah bunları kafirlere haram kılmıştır" derler.
Ateş halkı, bahçe halkına seslendi: "Suyunuzdan, yahut ALLAH'ın size verdiği bazı nimetlerden üstümüze akıtın." Onlar da dediler ki: "ALLAH bu ikisini kafirlere haram kılmıştır."
Ateş halkı, cennet halkına seslendi: 'Suyunuzdan, yahut ALLAH'ın size verdiği bazı nimetlerden üstümüze akıtın.' Onlar da dediler ki: 'ALLAH bu ikisini kafirlere haram kılmıştır.'
Cehennem sakinleri, cennet sakinlerine: "Lütfen suyunuzdan veya Allah'ın size rızık olarak verdiği nimetlerden biraz da bize dökün!" diye bağrışmaktadırlar. Onlar da: "Doğrusu Allah, bunları kafirlere haram etti." demektedirler.
Eshabı Nar da eshabı Cennete şöyle bağırışmaktadırlar: "Lutfen suyunuzdan veya Allahın size merzuk kıldığı ni'metlerden biraz da bizlere dökün" onlar da demektedirler ki: doğrusu Allah, bunları kafirlere haram etti
Ateş halkı, Cennet halkına, "Suyunuzdan veya Allah'ın rızık olarak verdiği şeylerden biraz da bize verin." diye feryat ederler. Onlar, "Allah, bu ikisini kafirlere haram kılmıştır." derler.
Ateş halkı, Cennet halkına, "Suyunuzdan veya Allah'ın rızık olarak verdiği şeylerden biraz da bize verin." diye feryat ederler. Onlar, "Allah, bu ikisini Kafirlere haram kılmıştır." derler.
Ateş halkı, Cennet halkına, "Suyunuzdan veya Allah'ın rızık olarak verdiği şeylerden biraz da bize verin." diye feryat ederler. Onlar, "Allah, bu ikisini gerçeği yalanlayan nankörlere haram kılmıştır." derler.
Ateşin halkı cennet halkına seslenir: "Bize biraz sudan ya da Tanrı'nın size verdiği rızktan aktarın." Derler ki: "Doğrusu Tanrı bunları kafirlere haram kılmıştır."
Ateş yaranı, cennet yaranına: "Su (yunuz) dan veya Allahın size verdiği rızıkdan biraz da bize akıtın" diye feryad ederler. Onlar da: "Doğrusu, derler, Allah bunları kafirlere haram etdi".
Cehenenm ashabı; cennet ashabına: Sudan veya Allah'ın size verdiği rızıktan biraz da bize akıtın, diye seslenirler. Onlar da derler ki: Doğrusu Allah; onları kafirlere haram kıldı.
(35-52) Ey Âdem oğulları sizlere, sizden Resuller geldiğinde, size ayetlerimi anlattıklarında, kimler sakınırsa ve de ıslah olursa artık onlara korku yoktur , onlara hüzünlenme de yoktur / üzülme de yoktur. Ayetlerimizi yalanlayanlar , onlardan kibirlenenler işte onlar ateş halkıdır orada kalıcıdırlar. Allah’a yalanı iftira olarak atandan veya ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir? İşte onlar kitaptaki nasiplerine erişirler / ulaşırlar , elçilerimiz vefat ettirmek için onlara geldikleri zaman derler ki , Allah dışında çağırdıklarınız neredeler? Onlar bizden saptılar /ayrıldılar derler ve kendilerinin kafir olduklarına da şahitlik ederler. Sizden önceki geçmiş cin ve ins ümmetlerin içinde oldukları ateşe girin der, her bir ümmet girdiğinde din kardeşine / yoldaşına lanet eder, orada toplanıp biraraya geldikleri zaman, sonrakiler öncekiler için derler ki Rabbimiz, işte bunlar bizleri saptırdılar, onlara kat kat ateşten azap ver , der ki hepinize kat kat azap var ve lakin bilmiyorsunuz. Öncekiler de sonrakiler için de rler ki sizin bizim üzerimizde üstün bir yanınız olmadı , kazandıklarınız dolayısıyla siz de azabı tadın. Ayetlerimizi yalanlayanlara ve onlara karşı büyüklük taslayanlara kesinlikle semanın kapıları açılmaz ve cennete de deve iğne deliğinden geçebilinceye kadar giremezle r, işte bu şekilde suçluları cezalandırırız. Onlar için cehennemde bir döşek / mahat üzerlerinde de ateş yorganı / gavaş vardır, bu şekilde zalimleri cezalandırırız. İman edenleri ve salih amellileri ki Allah, kişiyi sadece gücünün yettiği kadar / kapasite genişliği kadar sorumlu tutar / mükellef eder, işte onlar, cennet halkıdır, onlar orada kalıcıdırlar. Onların sinelerindeki / göğüslerindeki kini sıyırırız / söküp atarız. Altlarından nehirler akar ve derler ki bizi buna yönlendiren / hidayet eden Allah’a hamdolsun. Allah bizi yönlendirmeseydi bizler hidayete erişemezdik. Gerçekten bize hakikat ile Resul geldi, onlara, yaptıklarınızdan dolayı miras olarak size bırakılan cennet budur diye seslenilir / nida edilir. Cennet ashabına cehennem ashabı nida eder ki, Rabbimiz ne vaad ettiyse kesinlikle hakikat olarak biz bulduk. Peki siz de Rabbiniz ne vaad ettiyse buldunuz mu? dediler ki evet. İki taraf arasındaki görevli ünleyici / müezzin , “Allah’ın laneti zalimlerin üzerine olsun , ki onlar, Allah yolundan savan kimselerdir, onun eğrilmesi için çabalarlar, onlar ahireti de inkâr edenlerdir” diye ilan eder. Aralarında (cennet ve cehennemlikler) bir perde / hicap vardır, araf üzerinde / bekleşme yeri üzerinde adamlar vardır. Yüzlerinden herkesi tanırlar. Cennet halkı olmayı ümit ettiği halde henüz oraya girememişlere nida ederler ki , selam sizlere olsun, Onların / yani beklentisi cennet olanların, bakışları ateş halkı tarafına çevrildiğinde derler ki, Rabbimiz bizi zalim kavimle beraber yapma . Araf halkındaki görevli adamlar, simalarından tanıdıklarına yine nida ederler k i, k alabalıklığınız ve büyükleniyor olmanız size ne fayda sağladı, “Allah’ın rahmetine asla ulaştırılmayacaklar” diye yemin ettikleriniz bunlar mı? İşte onlara seslenilir “Cennete girin sizlere korku yoktur sizler üzülmeyeceksiniz”. Ateş halkı cennet halkına "sudan yahut Allah ’ın sizi rızıklandırdıkları ndan bize aktarın" diye nida ederler. Derler ki "Allah o ikisini kafirlere haram eyledi" (Su da yok size rızık ta yok size) Dinlerini oyun ve eğlence / komedi etmişlerdi , dünya hayatı onları aldattı. İşte bugün de bizler de onları tıpkı bu buluşma gününü unuttukları gibi unuturuz, Ayetlerimizle mücadele edip duruyorlardı.
Cehennem halkı, Cennet halkına: “Bize de biraz su ya da Allah’ın size verdiği rızıklardan gönderin” diye seslenirler. Cennet halkı da onlara “Şüphesiz Allah, bunları kâfirlere haram kılmıştır!” derler.
Ateş halkı, cennet halkına: "Suyunuzdan veya Allah'ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın (ne olur)!" diye seslendiler. (Onlar da) dediler ki; "Allah, bu ikisini kafirlere haram etmiştir."
Cehennem ahalisi, cennet ahalisine: "Suyunuzdan ya da Allah'ın size verdiği rızıklardan bize de akıtın!" diye seslenirler. (Cennettekiler de) "Allah, onları kafirlere yasakladı dipnot 1 ." derler.
(Her biri yerlerine gittikten sonra) Cehennem ahalisi, Cennet ahalisine şöyle seslenir: "Üzerimize biraz su ya da Allah'ın size verdiği nimetlerden atsanıza." Onlar derler ki "Allah, o ikisini de ayetleri görmemekte direnenlere (kafirlere) yasaklamıştır."
Cehennem halkı, cennet halkına: Bize de, biraz su ya da Allah’ın size verdiği rızıklardan akıtın diye seslenirler. Cennet halkı da onlara: Allah, kâfirlere ikisini de haram kılmıştır! derler.
Cehennem halkı, cennet halkına: -Bize de, biraz su ya da Allah'ın size verdiği rızıklardan gönderin diye çağırırlar. Cennet halkı da onlara: -Allah, kafirlere ikisini de haram kılmıştır! derler.
Ateş halkı, cennet halkına seslenir: "Şu sudan yahut Allah'ın sizi rızıklandırdığından biraz da bize akıtın!" Şu cevabı verirler: "Allah, o ikisini de küfre sapanlara haram kılmıştır."
Then shall those in the realm of Hell call those in the realm of Paradise saying: "Afford us some water or some of what Allah has provisioned you". In response they say: Allah has forbidden them to those who denied Him".
The people of the Fire will call to the people of Paradise, ‘Give us some water, or any of the sustenance God has granted you!’ and they will reply, ‘God has forbidden both to the disbelievers-
The Companions of the Fire will call to the Companions of the Garden: "Pour down to us water or anything that Allah doth provide for your sustenance." They will say: "Both these things hath Allah forbidden to those who rejected Him."
And the people of the Fire will cry out to the people of Paradise: 'Pour out some water on us or throw at us something of what Allah has bestowed upon you.' They will reply: 'Allah has forbidden them to the deniers of the truth,
The Companions of the Fire will call out to the Companions of the Garden, ‘Throw down some water to us or some of what Allah has given you as provision. ’ They will say, ‘Allah has forbidden them to the kafirun:
And the dwellers of the Fire will call to the dwellers of Paradise: "Pour on us some water or anything that Allâh has provided you with." They will say: "Both (water and provision) Allâh has forbidden to the disbelievers."
The inmates of the Fire will call out to the inhabitants of paradise, ‘Pour on us some water, or something of what Allah has provided you. ’ They will say, ‘Allah has indeed forbidden these two to the faithless!’
Now the fellows of the Fire will call out to the owners of Paradise, `Pour down upon us some water or (give us) some of that which Allâh has provided for you. ' They will say, `Allâh has forbidden them both to the disbelievers;
The inhabitants of the Fire shall call to the inhabitants of Paradise: 'Pour on us water, or of that God has provided you!' They will say: 'God has forbidden them to the unbelievers
The inmate of Fire will beg the inhabitants of Paradise: "Give us a little bit of the water and a small portion of what God has provided for you. " They will reply: "God has forbidden them to you."
But the fellows of the Fire shall cry out to the fellows of Paradise, 'Pour out upon us water, or something of what God has provided you with. ' They will say, 'God has prohibited them both to those who misbelieve;
The dwellers of the fire called on the dwellers of paradise: "Give us some water, or what God has provided for you?" They said, "God has forbidden it for the ingrates."
And the inhabitants of hell fire shall call unto the inhabitants of paradise, saying, pour upon us some water, or of those refreshments which God hath bestowed on you. They shall answer, verily God hath forbidden them unto the unbelievers;
But the Companions of the Fire cry out to the Companions of the Garden, "Pour out upon us water, or something of what Allah has provided you with (for sustenance, benefit or comfort). " They will say, "Allah has forbidden them both to those who rejected Him;
And the companions of the Fire will call out to the companions of the Garden (saying), "Downpour on us some water, or some of whatever Allah has provided you. " They will say, "Surely Allah has prohibited both to the disbelievers, "
And the dwellers of the Fire cry out unto the dwellers of the Garden: Pour on us some water or some wherewith Allah hath provided you. They say: Lo! Allah hath forbidden both to disbelievers (in His guidance),
Those in Hell will call to the inmates of Paradise: "Pour a little water over us, or give us a little of what God has given you. " They will answer: "God has verily forbidden these to those who denied the truth.
And the inmates of the fire will call out unto the inmates of paradise: "Pour some water upon us, or some of the sustenance [of paradise] which God has provided for you!" [The inmates of paradise] will reply: "Verily, God has denied both to those who have denied the truth -
The residents of the Fire will then cry out to the residents of Paradise, "Aid us with some water or any provision Allah has granted you." They will reply, “Allah has forbidden both to the disbelievers,
And the dwellers of the Fire called on the dwellers of Paradise: "Give us some water, or what God has provided for you" They said: "God has forbidden it for the rejecters. "
The dwellers of Hell will call on the dwellers of Paradise: "Let some of your water, or some of GOD's provisions to you flow towards us." They will say, "GOD has forbidden them for the disbelievers."
And the companions of the Fire will call to the companions of Paradise, "Pour upon us some water or from whatever Allah has provided you. " They will say, "Indeed, Allah has forbidden them both to the disbelievers."
And the companions of the Fire will call to the companions of the Garden: “Pour forth upon us some water, or some of what God has provided for you.” They will say: “God has made both unlawful to the false claimers of guidance:
The dwellers of Hell will say to the dwellers of Paradise, "Give us something of the life-giving resources and the provisions bestowed on you by Allah. " They will reply, "Allah has made these things forbidden to the rejecters of His Laws." (The hellish societies will expect Allah's provisions to be granted to them as free-bees. They will be told that Allah's Bounties can only be achieved by establishing the Right System, and His Law forbids these Bounties to the rejecters.
The companions of the Fire will call to the companions of the Garden: "Pour down to us water or anything of that Allah does provide for your living. " (In reply) they will say: "Both (water and provisions), Allah has forbidden for those who rejected Him—
The people of the Fire will call out to the people of Paradise, "Pour on us some water, or some of what Allah has provided you." They will say, “Allah has prohibited these for disbelievers,
And the dwellers of the Fire called on the dwellers of the Paradise: "Give us some water, or what God has provided for you?" They said: "God has made it forbidden for the rejecters."