A'râf suresi

A'râf suresi, 49. ayet

A'râf suresi, 49. ayet. أَهَٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ أَقْسَمْتُمْ لَا يَنَالُهُمُ ٱللَّهُ بِرَحْمَةٍ ٱدْخُلُوا۟ ٱلْجَنَّةَ لَا خَوْفٌ عَلَيْكُمْ وَلَآ أَنتُمْ تَحْزَنُونَ

ehâülâi-lleẕîne aḳsemtüm lâ yenâlühümü-llâhü biraḥmeh. üdḫulü-lcennete lâ ḫavfün `aleyküm velâ entüm taḥzenûn.

Diyanet İşleri

"Sizin, 'Allah bunları rahmete erdirmez' diye yemin ettikleriniz şunlar mı?" (Sonra cennetliklere dönerek) "Haydi, girin cennete. Size korku yok. Siz üzülecek de değilsiniz" derler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 46–52 · surenin 49. ayeti / 206
  1. A'râf 46

    İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur, A'raf üzerinde de birtakım adamlar vardır. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından tanımaktadırlar. Cennetliklere, "Selam olsun size!" diye seslenirler. Onlar henüz cennete girmemişlerdir, ama bunu ummaktadırlar.

  2. A'râf 47

    Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiği zaman, "Ey Rabbimiz! Bizi zalim toplumla beraber kılma" derler.

  3. A'râf 48

    A'raftakiler, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara da seslenir ve şöyle derler: "Ne çokluğunuz, ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar sağladı!"

  4. 49

    "Sizin, 'Allah bunları rahmete erdirmez' diye yemin ettikleriniz şunlar mı?" (Sonra cennetliklere dönerek) "Haydi, girin cennete. Size korku yok. Siz üzülecek de değilsiniz" derler.

  5. A'râf 50

    Cehennemlikler de cennetliklere, "Ne olur, sudan veya Allah'ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın" diye çağrışırlar. Onlar, "Şüphesiz, Allah bunları kafirlere haram kılmıştır" derler.

  6. A'râf 51

    Onlar dinlerini oyun ve eğlence edinmişler ve dünya hayatı da kendilerini aldatmıştı. İşte onlar bu günlerine kavuşacaklarını nasıl unuttular ve ayetlerimizi nasıl inkar edip durdularsa, biz de onları bugün öyle unuturuz.

  7. A'râf 52

    Andolsun biz onlara, bilerek açıkladığımız bir kitabı, inanan bir toplum için bir yol gösterici ve rahmet olarak getirdik.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

49. Daha sonra onlara cennet ehlinden olup da dünya hayatında iken fakir ve zayıf olan ve cehennemlik kafirlerin kendileriyle alay ettikleri birtakım kimseleri gösterecekler ve bu cehennemliklere şöyle diyecekler: “Allah’ın kendilerini rahmetine erdirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı idi?” Siz Allah'ın cennetine koyduğu bu kimseleri hakir görp küçümseyerek ve kendinizi de beğenerek böyle yemin ediyordunuz. İşte yeminlerinizin doğru olmadığı ortaya çıkmıştır ve sizin hiçbir şekilde hesaba katmadığınız şeyleri Yüce Allah şimdi size göstermiş bulunuyor.

“İşte (onlara): Girin cennete!” yani bu zayıf gördüğünüz kimselere bir ikram ve lütuf olmak üzere “Dünyada iken işlediklerinizden dolayı, salih amelleriniz sebebi ile cennete girin”, denilmiştir. “Geleceğe dönük hoşunuza gitmeyecek şeylerden yana “size hiçbir korku yoktur ve siz” geçmiş dolayısı ile “üzülecek de değilsiniz.” Aksine güven ve huzur içerisinde olacak, her türlü hayra nail olup sevineceksiniz.

Bu da Yüce Allah’ın şu buyruklarına benzemektedir: “Şüphe yok ki o günahkârlar iman edenlerin bir kısmına gülerlerdi. Yanlarından geçtiklerinde de birbirlerine kaş-göz işareti yaparlardı... İşte bugün de iman edenler o kâfirlere gülerler, tahtlar üzerinden bakarlar.” (el-Mutaffifin, 83/29-35)

İlim adamları ve müfessirler, A’raf’takilerin kim oldukları ve amellerinin ne olduğu hususunda farklı görüşlere sahiptirler. Bu konuda doğru olan görüş şudur: Bunlar iyilikleri ve kötülükleri eşit olan bir topluluktur. Ne kötülükleri ağır bastığı için cehenneme girmiş olacaklar, ne de iyilikleri ağır bastığı için cennete girmiş olacaklardır. Böylece Allah’ın dilediği bir süre A’raf’ta kalacaklardır. Daha sonra Yüce Allah, rahmeti ile onları cennete koyacaktır. Çünkü O’nun rahmeti gazabını geçer ve ona galip gelir. O’nun rahmeti her şeyi kuşatmıştır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah Teâlâ, kâfirleri kınayarak onlara şöyle der: “Sizlerin, Allah’ın katından bir rahmete nail olmayacaklarına dair yemin ettikleriniz bu kimseler mi? Allah, Müminlere de şöyle der: "Ey müminler! Artık cennete girin! Karşılaşacak olduğunuz şeylerde sizler için bir korku yoktur ve de karşılaştığınız kalıcı nimetlerden ötürü dünya hazlarından kaçırdıklarınız adına da üzülmeyeceksiniz."

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. أَهَـٰٓؤُلَآءِ eha'ula'i bunlar mıydı?
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  3. أَقْسَمْتُمْ eksemtum yemin ettiğiniz kök: قسم
  4. لَا la
  5. يَنَالُهُمُ yenaluhumu onları erdirmeyecek diye kök: نيل
  6. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  7. بِرَحْمَةٍ ۚ birahmetin hiçbir rahmete kök: رحم
  8. ٱدْخُلُوا۟ dhulu girin kök: دخل
  9. ٱلْجَنَّةَ l-cennete cennete kök: جنن
  10. لَا la yoktur
  11. خَوْفٌ havfun korku kök: خوف
  12. عَلَيْكُمْ aleykum artık size
  13. وَلَآ ve la ve değilsiniz
  14. أَنتُمْ entum siz
  15. تَحْزَنُونَ tehzenune üzülecek de kök: حزن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نيل (12 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    Ey iman edenler! Andolsun, Allah sizleri, ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği av(lar) ile elbette deneyecek ki, görmediği halde kendisinden…

  • Aynı kök: حزن (42 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    Şüphesiz "Rabbimiz Allah'tır" deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: "Korkmayın, üzülmeyin,…

  • Aynı kök: حزن (42 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    "İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar…

  • Aynı kök: حزن (42 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiilerden (her bir grubun kendi şeriatında) "Allah'a ve ahiret gününe inanan ve…

  • Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    Allah'ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir. Böyleleri oralara (eğer girerlerse)…

  • Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    Korkanların içinden Allah'ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle demişti: "Onların üzerine kapıdan girin. Oraya girdiniz mi artık siz kuşkusuz…

  • Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    Hani Davud'un yanına girmişlerdi de Davud onlardan korkmuştu. Onlar, "Korkma! Biz, iki davacı grubuz. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda…

  • Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf) · Ortak kavram: Cennet

    "Değneğini at." (Musa değneğini attı.) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce, dönüp ardına bakmadan kaçtı. (Allah, şöyle dedi): "Ey Musa, korkma!…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Haklarında) ‘Allah'ın merhameti onlara ulaşmaz!' diye yemin ettiğiniz kişiler bunlar mı?" dipnot 1 (Oysa onlara:) "Cennete girin! Size hiçbir korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz de." (denecektir).

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu cümle dünya hayatında inkârcıların alay ettiği imanlılara Yüce Allah'ın ikramda bulunacağını, beğenmedikleri insanların cennete girdiklerini görerek alay edenlerin alaycılıklarının feci akıbetini bir kez de bu şekilde yaşayacaklarını ifade etmektedir.

Mustafa İslamoğlu

(Cennet yolcularını işaret ederek) "İşte şunlar, bir zamanlar "Allah rahmetini onlara asla ulaştırmaz!" diye yeminler ettiğiniz, (şimdi ise) kendilerine "Girin cennete! Sizin için gelecek endişesi yok, geçmişten dolayı hüzün duymak da yok!" deniler kimseler değiller mi?"

Muhammed Esed

Bir vakit haklarında, 'Allah rahmetini asla böylelerine ulaştırmaz! diye kestirip attığınız kimseler, işte bunlar, (bu onurlandırılmış kimseler) mi? (Oysa, bakın, şimdi onlara:) "girin cennete; size korku yok, hüzün de duymayacaksınız! (diye sesleniliyor)".

Ahmed Hulusi

"Allah kendilerini rahmetine nail etmez, diye yemin ettiğiniz kimseler şunlar mıydı?. . " (Oysa şimdi onlara): "Dahil olun cennete! Size bir korku yoktur. . . Siz mahzun da olmayacaksınız!" (denilmiş).

Ali Bulaç

"Kendilerine Allah'ın bir rahmet eriştirmeyeceğine yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? (Cennettekilere de) Girin cennete. Sizin için korku yoktur ve mahzun olmayacaksınız."

Ali Özek ve heyeti

Allah'ın, kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı?» (ve cennet ehline dönerek): «Girin cennete; artık size korku yoktur ve siz üzülecek de değilsiniz» (derler).

Ali Rıza Safa

"Allah'ın rahmete eriştirmeyeceğine yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı?" "Sizler... Girin cennete; size korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz!"

Bayraktar Bayraklı

"Allah'ın, kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı?" Cennet ehline dönerek: "Giriniz cennete! Artık size korku yoktur ve siz üzülecek de değilsiniz" derler.

Edip Yüksel

"‘ALLAH onlara bir rahmet dokundurmayacak' diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? Bahçeye girin; size bir korku yoktur ve üzülmeyeceksiniz de."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'ALLAH onlara bir rahmet dokundurmayacak diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı?' (Orta Yerdekilere şunlar denecektir:) 'Cennete girin; size bir korku yoktur ve üzülmeyeceksiniz de.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah'ı kendilerini rahmetine erdirmeyeceğine dair yemin ettikleriniz şunlar mıydı?" dedikten sonra berikilere dönüp: "Girin cennete size korku yok, artık asla üzülmeyeceksiniz de." demektedirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ta şunlarmıydı o sizin Allah bunları kabil değil rahmetine irdirmez diye yemin ettikleriniz? dedikten sonra berikilere dönüb "girin Cennete size korku yok artık siz mahzun olacak değilsiniz" demektedirler

Erhan Aktaş

Cehennemliklere; "Allah, hiçbir rahmete erdirmeyecek diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı?" Onlara: dipnot 1 "Girin Cennet'e, artık size korku yoktur. Üzülecek de değilsiniz." denir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Cennetliklere.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Cehennemliklere; "Allah, hiçbir rahmete erdirmeyecek diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı?" Onlara: dipnot 1 "Girin Cennet'e, artık size korku yoktur. Üzülecek de değilsiniz." denir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Cennetliklere.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Cehennemliklere; "Allah, hiçbir rahmete erdirmeyecek." diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? Onlara: dipnot 1 "Girin Cennet'e, artık size korku yoktur. Üzülecek de değilsiniz." denir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Cennetliklere.

Gültekin Onan

"Kendilerine Tanrı'nın bir rahmet eriştirmeyeceğine yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? (Cennettekilere de) Girin cennete. Sizin için korku yoktur ve mahzun olmayacaksınız."

Hasan Basri Çantay

"Kendilerini Allahın, rahmetine erdirmeyeceğine yemin etdiğiniz kimseler bunlar (bu ehl-i cennet) mi idi? Girin cennete. Size hiç bir korku yokdur ve siz mahzun da olacak değilsiniz".

İbni Kesir

Bunlar mıydı ki; kendilerini Allah'ın rahmetine erdirmeyeceğine yemin etmiştiniz. Girin cennete; size hiç bir korku yoktur ve sizler üzülecek de değilsiniz.

Mehmet Alagaş

(35-52) Ey Âdem oğulları sizlere, sizden Resuller geldiğinde, size ayetlerimi anlattıklarında, kimler sakınırsa ve de ıslah olursa artık onlara korku yoktur , onlara hüzünlenme de yoktur / üzülme de yoktur. Ayetlerimizi yalanlayanlar , onlardan kibirlenenler işte onlar ateş halkıdır orada kalıcıdırlar. Allah’a yalanı iftira olarak atandan veya ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir? İşte onlar kitaptaki nasiplerine erişirler / ulaşırlar , elçilerimiz vefat ettirmek için onlara geldikleri zaman derler ki , Allah dışında çağırdıklarınız neredeler? Onlar bizden saptılar /ayrıldılar derler ve kendilerinin kafir olduklarına da şahitlik ederler. Sizden önceki geçmiş cin ve ins ümmetlerin içinde oldukları ateşe girin der, her bir ümmet girdiğinde din kardeşine / yoldaşına lanet eder, orada toplanıp biraraya geldikleri zaman, sonrakiler öncekiler için derler ki Rabbimiz, işte bunlar bizleri saptırdılar, onlara kat kat ateşten azap ver , der ki hepinize kat kat azap var ve lakin bilmiyorsunuz. Öncekiler de sonrakiler için de rler ki sizin bizim üzerimizde üstün bir yanınız olmadı , kazandıklarınız dolayısıyla siz de azabı tadın. Ayetlerimizi yalanlayanlara ve onlara karşı büyüklük taslayanlara kesinlikle semanın kapıları açılmaz ve cennete de deve iğne deliğinden geçebilinceye kadar giremezle r, işte bu şekilde suçluları cezalandırırız. Onlar için cehennemde bir döşek / mahat üzerlerinde de ateş yorganı / gavaş vardır, bu şekilde zalimleri cezalandırırız. İman edenleri ve salih amellileri ki Allah, kişiyi sadece gücünün yettiği kadar / kapasite genişliği kadar sorumlu tutar / mükellef eder, işte onlar, cennet halkıdır, onlar orada kalıcıdırlar. Onların sinelerindeki / göğüslerindeki kini sıyırırız / söküp atarız. Altlarından nehirler akar ve derler ki bizi buna yönlendiren / hidayet eden Allah’a hamdolsun. Allah bizi yönlendirmeseydi bizler hidayete erişemezdik. Gerçekten bize hakikat ile Resul geldi, onlara, yaptıklarınızdan dolayı miras olarak size bırakılan cennet budur diye seslenilir / nida edilir. Cennet ashabına cehennem ashabı nida eder ki, Rabbimiz ne vaad ettiyse kesinlikle hakikat olarak biz bulduk. Peki siz de Rabbiniz ne vaad ettiyse buldunuz mu? dediler ki evet. İki taraf arasındaki görevli ünleyici / müezzin , “Allah’ın laneti zalimlerin üzerine olsun , ki onlar, Allah yolundan savan kimselerdir, onun eğrilmesi için çabalarlar, onlar ahireti de inkâr edenlerdir” diye ilan eder. Aralarında (cennet ve cehennemlikler) bir perde / hicap vardır, araf üzerinde / bekleşme yeri üzerinde adamlar vardır. Yüzlerinden herkesi tanırlar. Cennet halkı olmayı ümit ettiği halde henüz oraya girememişlere nida ederler ki , selam sizlere olsun, Onların / yani beklentisi cennet olanların, bakışları ateş halkı tarafına çevrildiğinde derler ki, Rabbimiz bizi zalim kavimle beraber yapma . Araf halkındaki görevli adamlar, simalarından tanıdıklarına yine nida ederler k i, k alabalıklığınız ve büyükleniyor olmanız size ne fayda sağladı, “Allah’ın rahmetine asla ulaştırılmayacaklar” diye yemin ettikleriniz bunlar mı? İşte onlara seslenilir “Cennete girin sizlere korku yoktur sizler üzülmeyeceksiniz”. Ateş halkı cennet halkına "sudan yahut Allah ’ın sizi rızıklandırdıkları ndan bize aktarın" diye nida ederler. Derler ki "Allah o ikisini kafirlere haram eyledi" (Su da yok size rızık ta yok size) Dinlerini oyun ve eğlence / komedi etmişlerdi , dünya hayatı onları aldattı. İşte bugün de bizler de onları tıpkı bu buluşma gününü unuttukları gibi unuturuz, Ayetlerimizle mücadele edip duruyorlardı.

Rowwad Tercüme Merkezi

“Sizin, ‘Allah bunları rahmete erdirmez’ diye yemin ettikleriniz şunlar mı?” (Sonra cennetliklere dönerek) “Haydi, girin Cennet'e. Size korku yok. Siz üzülecek de değilsiniz.” derler.

Süleyman Ateş

"Allah onları hiçbir rahmete erdirmeyecek, diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı?" (Cennetliklere dönerek): "Girin cennete, artık size ne korku vardır, ne de siz üzüleceksiniz!" dediler.

Süleymaniye Vakfı

(Cennete girecek olanları göstererek şöyle derler:) Sizin "Allah iyilikte bulunmaz." diye yemin ettikleriniz bunlar mıydı? (Cezasını çeken cennetliklere şöyle denir:) "Siz cennete girin. Artık üzerinizde ne bir korku kalacak ne de siz üzüleceksiniz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Ey cehennemlikler!) ‘Allah onlara bir iyilikte bulunmaz' diye yemin ettikleriniz bunlar mıydı? (Ey Allah'ın ikramına kavuşanlar) ‘Sizler Cennet'e girin. Üzerinizde ne bir korku olacak ne de üzüleceksiniz.' "

Şaban Britch

Bunlar mıydı o sizin, “Allah bunları rahmetine erdirmeyecektir” diye yemin ettikleriniz? derler. Girin cennete size korku yoktur ve siz, mahzun da olmayacaksınız!

Şaban Piriş

Bunlar mıydı o sizin, "Allah bunları rahmetine erdirmeyecektir" diye yemin ettikleriniz? derler. -Girin cennete size korku yoktur ve siz, mahzun da olmayacaksınız!

Yaşar Nuri Öztürk

"Şunlar mıydı o, 'Allah kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyecek' diye yemin ettikleriniz?" Ey cennetlikler! Siz de girin cennete. Ne bir korku var size ne de kederleneceksiniz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They add: "Are those not they you declared on oath that Allah would never extend His mercy to them!". "As you can clearly see, Allah has greeted them and said to them". I bid you a hearty welcome; go into the world of splendour and surpassing beauty, the world of Paradise and Eternity where you shall have no ground for alarm nor shall you come to grief.

Abdul Haleem

And are these the people you swore God would never bless? [Now these people are being told], "Enter the Garden! No fear for you, nor shall you grieve."’

Abdullah Yusuf Ali

"Behold! are these not the men whom you swore that Allah with His Mercy would never bless? Enter ye the Garden: no fear shall be on you, nor shall ye grieve."

Abul A'la Maududi

Are these not the ones of whom you swore that Allah shall grant them nothing of His mercy?' To such it will be said: 'Enter Paradise. You have no cause to fear, nor shall you grieve.'

Aisha Bewley

Are these the people you swore that Allah’s mercy would never reach?’ ‘Enter the Garden. You will feel no fear and know no sorrow.’

Al-Hilali & Khan

Are they those, of whom you swore that Allâh would never show them mercy. (Behold! It has been said to them): "Enter Paradise, no fear shall be on you, nor shall you grieve."

Ali Quli Qarai

Are these the ones concerning whom you swore that Allah will not extend them any mercy?’ ‘Enter paradise! You shall have no fear, nor shall you grieve. ’

Amatul Rahman Omar

`Are these (owners of Paradise) the ones about whom you swore that Allâh would not extend His mercy to them?' (Allâh has ordered them, ) `Enter Paradise! No fear shall remain on you, nor ever shall you grieve. '

Arthur John Arberry

Are these the ones that you swore God would never reach with mercy?' 'Enter Paradise; no fear upon you, nor shall you sorrow.

Bijan Moeinian

They will continue: "Are not these inmates of Paradise the same people whom you [were making fun of and] swore that God would never shower them with any blessing? [Now listen to the voice saying: ] "Enter into Paradise where you will never feel any fear or sadness. "

E. Henry Palmer

are these those ye swore that God would not extend mercy to? Enter ye Paradise; there is no fear for you, nor shall ye be grieved. '

Edip-Layth

"Weren't these the ones whom you swore God would not grant them of His mercy? "Enter paradise, there is no fear for you nor will you grieve."

George Sale

Are these the men on whom ye sware that God would not bestow mercy? Enter ye into paradise; there shall come no fear on you, neither shall ye be grieved.

Hamid S. Aziz

Behold, are these others not those of whom you swore, that Allah would not extend mercy? But it is said to them "Enter you Paradise; there is no fear for you, nor shall you be grieved. "

Mahmoud Ghali

Are these the ones that you swore Allah would not allow them to attain (any) mercy?" "Enter the Garden; no fear will (be) upon you, nor will you grieve. "

Marmaduke Pickthall

Are these they of whom ye swore that Allah would not show them mercy? (Unto them it hath been said): Enter the Garden. No fear shall come upon you nor is it ye who will grieve.

Mohamed Ahmed - Samira

(Then pointing to the inmates of Paradise, they will say): "Are they not those of whom you had sworn and said: 'God will not have mercy on them?' (And yet they have been told,) 'Enter Paradise where you will have no fear or regret. '"

Muhammad Asad

Are those [blessed ones] the self-same people of whom you once solemnly declared, `Never will God bestow His grace upon them'? [For now they have been told,] `Enter paradise; no fear need you have, and neither shall you grieve!"'

Mustafa Khattab

Are these ˹humble believers˺ the ones you swore would never be shown Allah’s mercy?" ˹Finally, those on the heights will be told:˺ "Enter Paradise! There will be no fear for you, nor will you grieve.”

Progressive Muslims

Weren't these the ones whom you swore God would not grant them of His mercy "Enter Paradise, there is no fear for you nor will you grieve. "

Rashad Khalifa

"Are those the people you swore that GOD will never touch them with mercy?" (The people in the Purgatory will then be told,) "Enter Paradise; you have nothing to fear, nor will you grieve."

Sahih International

[ Allah will say], "Are these the ones whom you [inhabitants of Hell] swore that Allah would never offer them mercy? Enter Paradise, [O People of the Elevations]. No fear will there be concerning you, nor will you grieve."

Sam Gerrans

“Are these they whom you swore God would never reach with mercy?” — “Enter the Garden! You need not fear, nor will you grieve!”

Shabbir Ahmed

And pointing to the dwellers of the Garden, they will say, "Are these not the people about whom you used to swear that Allah will never bestow His Grace upon them? They are entering the Garden where there will be no fear or grief. " (They will make it clear that the Divine Law favors no particular peoples. Obeying His Laws brings His Grace and Bounties"). Follow His Laws and, "Enter the paradise of your own making, the society where there shall be no fear nor grief."

Syed Vickar Ahamed

"Look! Are these not the men whom you swore that Allah with His Mercy will never bless?" It has been said to them: "You enter the Garden: There shall be no fear on you, and you shall not be sorrowful. "

Taqi Usmani

Is it these (people of Paradise) about whom you swore that Allah would not allow His mercy to reach them?" (It will be said to such people,) "Enter Paradise; there will be no fear for you, nor shall you grieve.”

The Monotheist Group

"Were these not the ones whom you swore God would not grant them of His mercy?" Enter the Paradise, there is no fear for you nor will you grieve.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 49. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 49. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 49. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩