Diyanet İşleri
"Sizin, 'Allah bunları rahmete erdirmez' diye yemin ettikleriniz şunlar mı?" (Sonra cennetliklere dönerek) "Haydi, girin cennete. Size korku yok. Siz üzülecek de değilsiniz" derler.
A'râf suresi
A'râf suresi, 49. ayet. أَهَٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ أَقْسَمْتُمْ لَا يَنَالُهُمُ ٱللَّهُ بِرَحْمَةٍ ٱدْخُلُوا۟ ٱلْجَنَّةَ لَا خَوْفٌ عَلَيْكُمْ وَلَآ أَنتُمْ تَحْزَنُونَ
ehâülâi-lleẕîne aḳsemtüm lâ yenâlühümü-llâhü biraḥmeh. üdḫulü-lcennete lâ ḫavfün `aleyküm velâ entüm taḥzenûn.
"Sizin, 'Allah bunları rahmete erdirmez' diye yemin ettikleriniz şunlar mı?" (Sonra cennetliklere dönerek) "Haydi, girin cennete. Size korku yok. Siz üzülecek de değilsiniz" derler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Cehennemlikler, cennetlikler ve A'râf ehli A'râf 37–53 3
İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur, A'raf üzerinde de birtakım adamlar vardır. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından tanımaktadırlar. Cennetliklere, "Selam olsun size!" diye seslenirler. Onlar henüz cennete girmemişlerdir, ama bunu ummaktadırlar.
Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiği zaman, "Ey Rabbimiz! Bizi zalim toplumla beraber kılma" derler.
A'raftakiler, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara da seslenir ve şöyle derler: "Ne çokluğunuz, ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar sağladı!"
"Sizin, 'Allah bunları rahmete erdirmez' diye yemin ettikleriniz şunlar mı?" (Sonra cennetliklere dönerek) "Haydi, girin cennete. Size korku yok. Siz üzülecek de değilsiniz" derler.
Cehennemlikler de cennetliklere, "Ne olur, sudan veya Allah'ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın" diye çağrışırlar. Onlar, "Şüphesiz, Allah bunları kafirlere haram kılmıştır" derler.
Onlar dinlerini oyun ve eğlence edinmişler ve dünya hayatı da kendilerini aldatmıştı. İşte onlar bu günlerine kavuşacaklarını nasıl unuttular ve ayetlerimizi nasıl inkar edip durdularsa, biz de onları bugün öyle unuturuz.
Andolsun biz onlara, bilerek açıkladığımız bir kitabı, inanan bir toplum için bir yol gösterici ve rahmet olarak getirdik.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
49. Daha sonra onlara cennet ehlinden olup da dünya hayatında iken fakir ve zayıf olan ve cehennemlik kafirlerin kendileriyle alay ettikleri birtakım kimseleri gösterecekler ve bu cehennemliklere şöyle diyecekler: “Allah’ın kendilerini rahmetine erdirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı idi?” Siz Allah'ın cennetine koyduğu bu kimseleri hakir görp küçümseyerek ve kendinizi de beğenerek böyle yemin ediyordunuz. İşte yeminlerinizin doğru olmadığı ortaya çıkmıştır ve sizin hiçbir şekilde hesaba katmadığınız şeyleri Yüce Allah şimdi size göstermiş bulunuyor.
“İşte (onlara): Girin cennete!” yani bu zayıf gördüğünüz kimselere bir ikram ve lütuf olmak üzere “Dünyada iken işlediklerinizden dolayı, salih amelleriniz sebebi ile cennete girin”, denilmiştir. “Geleceğe dönük hoşunuza gitmeyecek şeylerden yana “size hiçbir korku yoktur ve siz” geçmiş dolayısı ile “üzülecek de değilsiniz.” Aksine güven ve huzur içerisinde olacak, her türlü hayra nail olup sevineceksiniz.
Bu da Yüce Allah’ın şu buyruklarına benzemektedir: “Şüphe yok ki o günahkârlar iman edenlerin bir kısmına gülerlerdi. Yanlarından geçtiklerinde de birbirlerine kaş-göz işareti yaparlardı... İşte bugün de iman edenler o kâfirlere gülerler, tahtlar üzerinden bakarlar.” (el-Mutaffifin, 83/29-35)
İlim adamları ve müfessirler, A’raf’takilerin kim oldukları ve amellerinin ne olduğu hususunda farklı görüşlere sahiptirler. Bu konuda doğru olan görüş şudur: Bunlar iyilikleri ve kötülükleri eşit olan bir topluluktur. Ne kötülükleri ağır bastığı için cehenneme girmiş olacaklar, ne de iyilikleri ağır bastığı için cennete girmiş olacaklardır. Böylece Allah’ın dilediği bir süre A’raf’ta kalacaklardır. Daha sonra Yüce Allah, rahmeti ile onları cennete koyacaktır. Çünkü O’nun rahmeti gazabını geçer ve ona galip gelir. O’nun rahmeti her şeyi kuşatmıştır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Allah Teâlâ, kâfirleri kınayarak onlara şöyle der: “Sizlerin, Allah’ın katından bir rahmete nail olmayacaklarına dair yemin ettikleriniz bu kimseler mi? Allah, Müminlere de şöyle der: "Ey müminler! Artık cennete girin! Karşılaşacak olduğunuz şeylerde sizler için bir korku yoktur ve de karşılaştığınız kalıcı nimetlerden ötürü dünya hazlarından kaçırdıklarınız adına da üzülmeyeceksiniz."
Aynı kök: نيل (12 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Ey iman edenler! Andolsun, Allah sizleri, ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği av(lar) ile elbette deneyecek ki, görmediği halde kendisinden…
Aynı kök: حزن (42 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Şüphesiz "Rabbimiz Allah'tır" deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: "Korkmayın, üzülmeyin,…
Aynı kök: حزن (42 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
"İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar…
Aynı kök: حزن (42 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiilerden (her bir grubun kendi şeriatında) "Allah'a ve ahiret gününe inanan ve…
Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Allah'ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir. Böyleleri oralara (eğer girerlerse)…
Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Korkanların içinden Allah'ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle demişti: "Onların üzerine kapıdan girin. Oraya girdiniz mi artık siz kuşkusuz…
Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Hani Davud'un yanına girmişlerdi de Davud onlardan korkmuştu. Onlar, "Korkma! Biz, iki davacı grubuz. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda…
Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf) · Ortak kavram: Cennet
"Değneğini at." (Musa değneğini attı.) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce, dönüp ardına bakmadan kaçtı. (Allah, şöyle dedi): "Ey Musa, korkma!…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Haklarında) ‘Allah'ın merhameti onlara ulaşmaz!' diye yemin ettiğiniz kişiler bunlar mı?" dipnot 1 (Oysa onlara:) "Cennete girin! Size hiçbir korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz de." (denecektir).
(Cennet yolcularını işaret ederek) "İşte şunlar, bir zamanlar "Allah rahmetini onlara asla ulaştırmaz!" diye yeminler ettiğiniz, (şimdi ise) kendilerine "Girin cennete! Sizin için gelecek endişesi yok, geçmişten dolayı hüzün duymak da yok!" deniler kimseler değiller mi?"
Bir vakit haklarında, 'Allah rahmetini asla böylelerine ulaştırmaz! diye kestirip attığınız kimseler, işte bunlar, (bu onurlandırılmış kimseler) mi? (Oysa, bakın, şimdi onlara:) "girin cennete; size korku yok, hüzün de duymayacaksınız! (diye sesleniliyor)".
"Allah kendilerini rahmetine nail etmez, diye yemin ettiğiniz kimseler şunlar mıydı?. . " (Oysa şimdi onlara): "Dahil olun cennete! Size bir korku yoktur. . . Siz mahzun da olmayacaksınız!" (denilmiş).
"Kendilerine Allah'ın bir rahmet eriştirmeyeceğine yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? (Cennettekilere de) Girin cennete. Sizin için korku yoktur ve mahzun olmayacaksınız."
Allah'ın, kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı?» (ve cennet ehline dönerek): «Girin cennete; artık size korku yoktur ve siz üzülecek de değilsiniz» (derler).
"Allah'ın rahmete eriştirmeyeceğine yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı?" "Sizler... Girin cennete; size korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz!"
"Allah'ın, kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı?" Cennet ehline dönerek: "Giriniz cennete! Artık size korku yoktur ve siz üzülecek de değilsiniz" derler.
"‘ALLAH onlara bir rahmet dokundurmayacak' diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? Bahçeye girin; size bir korku yoktur ve üzülmeyeceksiniz de."
'ALLAH onlara bir rahmet dokundurmayacak diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı?' (Orta Yerdekilere şunlar denecektir:) 'Cennete girin; size bir korku yoktur ve üzülmeyeceksiniz de.'
Allah'ı kendilerini rahmetine erdirmeyeceğine dair yemin ettikleriniz şunlar mıydı?" dedikten sonra berikilere dönüp: "Girin cennete size korku yok, artık asla üzülmeyeceksiniz de." demektedirler.
Ta şunlarmıydı o sizin Allah bunları kabil değil rahmetine irdirmez diye yemin ettikleriniz? dedikten sonra berikilere dönüb "girin Cennete size korku yok artık siz mahzun olacak değilsiniz" demektedirler
Cehennemliklere; "Allah, hiçbir rahmete erdirmeyecek diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı?" Onlara: dipnot 1 "Girin Cennet'e, artık size korku yoktur. Üzülecek de değilsiniz." denir.
Cehennemliklere; "Allah, hiçbir rahmete erdirmeyecek diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı?" Onlara: dipnot 1 "Girin Cennet'e, artık size korku yoktur. Üzülecek de değilsiniz." denir.
Cehennemliklere; "Allah, hiçbir rahmete erdirmeyecek." diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? Onlara: dipnot 1 "Girin Cennet'e, artık size korku yoktur. Üzülecek de değilsiniz." denir.
"Kendilerine Tanrı'nın bir rahmet eriştirmeyeceğine yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? (Cennettekilere de) Girin cennete. Sizin için korku yoktur ve mahzun olmayacaksınız."
"Kendilerini Allahın, rahmetine erdirmeyeceğine yemin etdiğiniz kimseler bunlar (bu ehl-i cennet) mi idi? Girin cennete. Size hiç bir korku yokdur ve siz mahzun da olacak değilsiniz".
Bunlar mıydı ki; kendilerini Allah'ın rahmetine erdirmeyeceğine yemin etmiştiniz. Girin cennete; size hiç bir korku yoktur ve sizler üzülecek de değilsiniz.
(35-52) Ey Âdem oğulları sizlere, sizden Resuller geldiğinde, size ayetlerimi anlattıklarında, kimler sakınırsa ve de ıslah olursa artık onlara korku yoktur , onlara hüzünlenme de yoktur / üzülme de yoktur. Ayetlerimizi yalanlayanlar , onlardan kibirlenenler işte onlar ateş halkıdır orada kalıcıdırlar. Allah’a yalanı iftira olarak atandan veya ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir? İşte onlar kitaptaki nasiplerine erişirler / ulaşırlar , elçilerimiz vefat ettirmek için onlara geldikleri zaman derler ki , Allah dışında çağırdıklarınız neredeler? Onlar bizden saptılar /ayrıldılar derler ve kendilerinin kafir olduklarına da şahitlik ederler. Sizden önceki geçmiş cin ve ins ümmetlerin içinde oldukları ateşe girin der, her bir ümmet girdiğinde din kardeşine / yoldaşına lanet eder, orada toplanıp biraraya geldikleri zaman, sonrakiler öncekiler için derler ki Rabbimiz, işte bunlar bizleri saptırdılar, onlara kat kat ateşten azap ver , der ki hepinize kat kat azap var ve lakin bilmiyorsunuz. Öncekiler de sonrakiler için de rler ki sizin bizim üzerimizde üstün bir yanınız olmadı , kazandıklarınız dolayısıyla siz de azabı tadın. Ayetlerimizi yalanlayanlara ve onlara karşı büyüklük taslayanlara kesinlikle semanın kapıları açılmaz ve cennete de deve iğne deliğinden geçebilinceye kadar giremezle r, işte bu şekilde suçluları cezalandırırız. Onlar için cehennemde bir döşek / mahat üzerlerinde de ateş yorganı / gavaş vardır, bu şekilde zalimleri cezalandırırız. İman edenleri ve salih amellileri ki Allah, kişiyi sadece gücünün yettiği kadar / kapasite genişliği kadar sorumlu tutar / mükellef eder, işte onlar, cennet halkıdır, onlar orada kalıcıdırlar. Onların sinelerindeki / göğüslerindeki kini sıyırırız / söküp atarız. Altlarından nehirler akar ve derler ki bizi buna yönlendiren / hidayet eden Allah’a hamdolsun. Allah bizi yönlendirmeseydi bizler hidayete erişemezdik. Gerçekten bize hakikat ile Resul geldi, onlara, yaptıklarınızdan dolayı miras olarak size bırakılan cennet budur diye seslenilir / nida edilir. Cennet ashabına cehennem ashabı nida eder ki, Rabbimiz ne vaad ettiyse kesinlikle hakikat olarak biz bulduk. Peki siz de Rabbiniz ne vaad ettiyse buldunuz mu? dediler ki evet. İki taraf arasındaki görevli ünleyici / müezzin , “Allah’ın laneti zalimlerin üzerine olsun , ki onlar, Allah yolundan savan kimselerdir, onun eğrilmesi için çabalarlar, onlar ahireti de inkâr edenlerdir” diye ilan eder. Aralarında (cennet ve cehennemlikler) bir perde / hicap vardır, araf üzerinde / bekleşme yeri üzerinde adamlar vardır. Yüzlerinden herkesi tanırlar. Cennet halkı olmayı ümit ettiği halde henüz oraya girememişlere nida ederler ki , selam sizlere olsun, Onların / yani beklentisi cennet olanların, bakışları ateş halkı tarafına çevrildiğinde derler ki, Rabbimiz bizi zalim kavimle beraber yapma . Araf halkındaki görevli adamlar, simalarından tanıdıklarına yine nida ederler k i, k alabalıklığınız ve büyükleniyor olmanız size ne fayda sağladı, “Allah’ın rahmetine asla ulaştırılmayacaklar” diye yemin ettikleriniz bunlar mı? İşte onlara seslenilir “Cennete girin sizlere korku yoktur sizler üzülmeyeceksiniz”. Ateş halkı cennet halkına "sudan yahut Allah ’ın sizi rızıklandırdıkları ndan bize aktarın" diye nida ederler. Derler ki "Allah o ikisini kafirlere haram eyledi" (Su da yok size rızık ta yok size) Dinlerini oyun ve eğlence / komedi etmişlerdi , dünya hayatı onları aldattı. İşte bugün de bizler de onları tıpkı bu buluşma gününü unuttukları gibi unuturuz, Ayetlerimizle mücadele edip duruyorlardı.
“Sizin, ‘Allah bunları rahmete erdirmez’ diye yemin ettikleriniz şunlar mı?” (Sonra cennetliklere dönerek) “Haydi, girin Cennet'e. Size korku yok. Siz üzülecek de değilsiniz.” derler.
"Allah onları hiçbir rahmete erdirmeyecek, diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı?" (Cennetliklere dönerek): "Girin cennete, artık size ne korku vardır, ne de siz üzüleceksiniz!" dediler.
(Cennete girecek olanları göstererek şöyle derler:) Sizin "Allah iyilikte bulunmaz." diye yemin ettikleriniz bunlar mıydı? (Cezasını çeken cennetliklere şöyle denir:) "Siz cennete girin. Artık üzerinizde ne bir korku kalacak ne de siz üzüleceksiniz."
(Ey cehennemlikler!) ‘Allah onlara bir iyilikte bulunmaz' diye yemin ettikleriniz bunlar mıydı? (Ey Allah'ın ikramına kavuşanlar) ‘Sizler Cennet'e girin. Üzerinizde ne bir korku olacak ne de üzüleceksiniz.' "
Bunlar mıydı o sizin, “Allah bunları rahmetine erdirmeyecektir” diye yemin ettikleriniz? derler. Girin cennete size korku yoktur ve siz, mahzun da olmayacaksınız!
Bunlar mıydı o sizin, "Allah bunları rahmetine erdirmeyecektir" diye yemin ettikleriniz? derler. -Girin cennete size korku yoktur ve siz, mahzun da olmayacaksınız!
"Şunlar mıydı o, 'Allah kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyecek' diye yemin ettikleriniz?" Ey cennetlikler! Siz de girin cennete. Ne bir korku var size ne de kederleneceksiniz.
They add: "Are those not they you declared on oath that Allah would never extend His mercy to them!". "As you can clearly see, Allah has greeted them and said to them". I bid you a hearty welcome; go into the world of splendour and surpassing beauty, the world of Paradise and Eternity where you shall have no ground for alarm nor shall you come to grief.
And are these the people you swore God would never bless? [Now these people are being told], "Enter the Garden! No fear for you, nor shall you grieve."’
"Behold! are these not the men whom you swore that Allah with His Mercy would never bless? Enter ye the Garden: no fear shall be on you, nor shall ye grieve."
Are these not the ones of whom you swore that Allah shall grant them nothing of His mercy?' To such it will be said: 'Enter Paradise. You have no cause to fear, nor shall you grieve.'
Are these the people you swore that Allah’s mercy would never reach?’ ‘Enter the Garden. You will feel no fear and know no sorrow.’
Are they those, of whom you swore that Allâh would never show them mercy. (Behold! It has been said to them): "Enter Paradise, no fear shall be on you, nor shall you grieve."
Are these the ones concerning whom you swore that Allah will not extend them any mercy?’ ‘Enter paradise! You shall have no fear, nor shall you grieve. ’
`Are these (owners of Paradise) the ones about whom you swore that Allâh would not extend His mercy to them?' (Allâh has ordered them, ) `Enter Paradise! No fear shall remain on you, nor ever shall you grieve. '
Are these the ones that you swore God would never reach with mercy?' 'Enter Paradise; no fear upon you, nor shall you sorrow.
They will continue: "Are not these inmates of Paradise the same people whom you [were making fun of and] swore that God would never shower them with any blessing? [Now listen to the voice saying: ] "Enter into Paradise where you will never feel any fear or sadness. "
are these those ye swore that God would not extend mercy to? Enter ye Paradise; there is no fear for you, nor shall ye be grieved. '
"Weren't these the ones whom you swore God would not grant them of His mercy? "Enter paradise, there is no fear for you nor will you grieve."
Are these the men on whom ye sware that God would not bestow mercy? Enter ye into paradise; there shall come no fear on you, neither shall ye be grieved.
Behold, are these others not those of whom you swore, that Allah would not extend mercy? But it is said to them "Enter you Paradise; there is no fear for you, nor shall you be grieved. "
Are these the ones that you swore Allah would not allow them to attain (any) mercy?" "Enter the Garden; no fear will (be) upon you, nor will you grieve. "
Are these they of whom ye swore that Allah would not show them mercy? (Unto them it hath been said): Enter the Garden. No fear shall come upon you nor is it ye who will grieve.
(Then pointing to the inmates of Paradise, they will say): "Are they not those of whom you had sworn and said: 'God will not have mercy on them?' (And yet they have been told,) 'Enter Paradise where you will have no fear or regret. '"
Are those [blessed ones] the self-same people of whom you once solemnly declared, `Never will God bestow His grace upon them'? [For now they have been told,] `Enter paradise; no fear need you have, and neither shall you grieve!"'
Are these ˹humble believers˺ the ones you swore would never be shown Allah’s mercy?" ˹Finally, those on the heights will be told:˺ "Enter Paradise! There will be no fear for you, nor will you grieve.”
Weren't these the ones whom you swore God would not grant them of His mercy "Enter Paradise, there is no fear for you nor will you grieve. "
"Are those the people you swore that GOD will never touch them with mercy?" (The people in the Purgatory will then be told,) "Enter Paradise; you have nothing to fear, nor will you grieve."
[ Allah will say], "Are these the ones whom you [inhabitants of Hell] swore that Allah would never offer them mercy? Enter Paradise, [O People of the Elevations]. No fear will there be concerning you, nor will you grieve."
“Are these they whom you swore God would never reach with mercy?” — “Enter the Garden! You need not fear, nor will you grieve!”
And pointing to the dwellers of the Garden, they will say, "Are these not the people about whom you used to swear that Allah will never bestow His Grace upon them? They are entering the Garden where there will be no fear or grief. " (They will make it clear that the Divine Law favors no particular peoples. Obeying His Laws brings His Grace and Bounties"). Follow His Laws and, "Enter the paradise of your own making, the society where there shall be no fear nor grief."
"Look! Are these not the men whom you swore that Allah with His Mercy will never bless?" It has been said to them: "You enter the Garden: There shall be no fear on you, and you shall not be sorrowful. "
Is it these (people of Paradise) about whom you swore that Allah would not allow His mercy to reach them?" (It will be said to such people,) "Enter Paradise; there will be no fear for you, nor shall you grieve.”
"Were these not the ones whom you swore God would not grant them of His mercy?" Enter the Paradise, there is no fear for you nor will you grieve.