Nûr suresi

Nûr suresi, 63. ayet

Nûr suresi, 63. ayet. لَّا تَجْعَلُوا۟ دُعَآءَ ٱلرَّسُولِ بَيْنَكُمْ كَدُعَآءِ بَعْضِكُم بَعْضًا قَدْ يَعْلَمُ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ يَتَسَلَّلُونَ مِنكُمْ لِوَاذًا فَلْيَحْذَرِ ٱلَّذِينَ يُخَالِفُونَ عَنْ أَمْرِهِۦٓ أَن تُصِيبَهُمْ فِتْنَةٌ أَوْ يُصِيبَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

lâ tec`alû dü`âe-rrasûli beyneküm kedü`âi ba`ḍiküm ba`ḍâ. ḳad ya`lemü-llâhü-lleẕîne yetesellelûne minküm livâẕâ. felyaḥẕeri-lleẕîne yüḫâlifûne `an emrih en tüṣîbehüm fitnetün ev yüṣîbehüm `aẕâbün elîm.

Diyanet İşleri

(Ey inananlar!) Peygamberin (sizi) çağırmasını aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. İçinizden biribirini siper ederek sıvışıp gidenleri Allah gerçekten bilir. Artık onun emrine muhalefet edenler, başlarına bir belanın gelmesinden veya elem dolu bir azaba uğramaktan sakınsınlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nûr 60–64 · surenin 63. ayeti / 64

Konu Peygamberin çağrısı ve izin almak Nûr 62–64 3

  1. Nûr 60

    Artık evlenme ümidi beslemeyen, hayızdan ve doğumdan kesilmiş yaşlı kadınların zinetlerini göstermeksizin dış elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir günah yoktur. Ama yine sakınmaları onlar için daha hayırlıdır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

  2. Nûr 61

    Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur. Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına sahip olduğunuz evlerde ya da dostlarınızın evlerinde yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Bir arada veya ayrı ayrı olarak yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Evlere girdiğiniz zaman birbirinize, Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak, selam verin. İşte Allah, düşünesiniz diye ayetleri size böyle açıklar.

  3. Nûr 62

    Mü'minler ancak Allah'a ve peygamberine inanan, onunla beraber toplumu ilgilendiren bir iş üzerindeyken ondan izin almadan çekip gitmeyen kimselerdir. O halde bazı işlerini görmek için senden izin isterlerse, içlerinden dilediğine izin ver ve onlar için Allah'tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  4. 63

    (Ey inananlar!) Peygamberin (sizi) çağırmasını aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. İçinizden biribirini siper ederek sıvışıp gidenleri Allah gerçekten bilir. Artık onun emrine muhalefet edenler, başlarına bir belanın gelmesinden veya elem dolu bir azaba uğramaktan sakınsınlar.

  5. Nûr 64

    Bilmiş olun ki şüphesiz göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. O, içinde bulunduğunuz durumu gerçekten bilir. Allah'a döndürülecekleri ve yaptıklarını Allah'ın onlara haber vereceği günü hatırla. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

63. “Peygamberi, kendi aranızda birbirinizi çağırır gibi çağırmayın/Peygamberin sizi çağırmasını, birbirinizi çağırmanızla bir tutmayın.” Yani onun sizi çağırmasını da sizin onu çağırmanızı da birbirinizi çağırmak gibi görmeyin. O, sizi çağıracak olursa farz bir emir olarak onun çağrısına cevap verin. Hatta namaz esnasında bile Allah Rasûlünün çağrısına cevap vermek icab eder. Allah Rasûlu dışında bir söz söyleyen herhangi bir kimsenin o sözünün ümmet tarafından kabul edilmesi ve gereğince amel edilmesi farz değildir. Bu ancak onun için geçerlidir. Çünkü Allah Rasûlü, hatadan korunmuştur ve biz ona uymakla muhatabız. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman Allah ve Rasûlünün çağrısına uyun.” (el-Enfâl, 8/24). Aynı şekilde Allah Rasûlünü birbirinizi çağırdığınız gibi çağırmayın, ona seslendiğiniz zaman: “Ya Muhammed” yahut da “Ey Abdullah’ın oğlu Muhammed!” gibi birbirinize söylediğiniz sözleri söylemeyin. Aksine şerefi, fazileti ve başkalarından farklılığı dolayısıyla: “Ey Allah’ın Rasûlü” veya “Ey Allah’ın Peygamberi” diye ona hitap etmek gerekir.

“Aranızda birbirinizin arkasına gizlenerek gizlice sıvışıp gidenleri Allah kesinlikle bilir.” Yüce Allah toplumu ilgilendiren bir iş dolayısıyla Peygamber ile birlikte bulunup ondan izin almaksızın ayrılıp gitmeyen, Allah ve Peygambere iman eden mü’minleri övdükten sonra, bu şekilde hareket etmeyerek, izin almadan çekip gidenleri tehdit etmektedir. Yüce Allah’ın: “Aranızda birbirinizin arkasına gizlenerek gizlice sıvışıp gidenler...” buyruğunda kastedilen, sıvışıp gittikleri ve ayrıldıkları vakit, başkalarının kendilerini görmesini önleyecek şekilde herhangi bir şey arkasına saklanıp gitmeleridir. İşte bu gidişleri sizin fark edemeyeceğiniz bir şekilde olsa bile Yüce Allah onları bilir ve bu yaptıklarına karşılık eksiksiz bir şekilde onları cezalandıracaktır. Bundan dolayı Yüce Allah, onları şu buyruğuyla tehdit etmektedir: “O halde onun emrine muhalefet edenler” yani bazı işleri için Allah ve Rasûlünün emrine rağmen gidenler “başlarına bir musibetin” yani şirk ve kötülük “yahut can yakıcı bir azabın gelmesinden sakınsınlar.” Bazı işleri için Allah ve Rasûlünün emrine rağmen gidenler hakkında durum buysa ya herhangi bir işi olmaksızın Allah’ın emrini terk edenlerin hali ne olur?

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Müminler! Allah'ın Rasûlüne gereken saygıyı gösterip, ona değer verin. O'nu çağırdığınız zaman birbirinizi çağırdığınız gibi ismi ile, "Ey Muhammed!" ya da babasının ismi ile, "Ey Abdullah'ın Oğlu!" diye çağırmayın! Fakat, "Ey Allah'ın Rasûlü! Ey Allah'ın Nebisi!" diye çağırın. Allah'ın Rasûlü sizi bir şeye davet edip çağırdığı zaman onun davetini birbirinizi davet ettiğiniz davetler gibi ehemmiyetsiz bir davet olarak görmeyin. Aksine onun davetine icabet etmekte acele edin. Şüphesiz Yüce Allah, sizden izin almadan gizlice sıvışıp gidenleri bilmektedir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in emrine muhalefet edenler, Allah'ın kendilerine bir bela ve bir musibet isabet ettirmesinden yahut sabredemeyecekleri bir azap ile azap etmesinden sakınsınlar.

Kelimeler

27 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لَّا la
  2. تَجْعَلُوا۟ tec'alu bir tutmayın kök: جعل
  3. دُعَآءَ duaa'e davetini kök: دعو
  4. ٱلرَّسُولِ r-rasuli Rasulün kök: رسل
  5. بَيْنَكُمْ beynekum aranızda kök: بين
  6. كَدُعَآءِ keduaa'i daveti gibi kök: دعو
  7. بَعْضِكُم bea'dikum herhangi birinizin kök: بعض
  8. بَعْضًۭا ۚ bea'dan diğerini kök: بعض
  9. قَدْ kad andolsun
  10. يَعْلَمُ yea'lemu bilir kök: علم
  11. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  12. ٱلَّذِينَ ellezine
  13. يَتَسَلَّلُونَ yetesellelune sıvışıp gidenleri kök: سلل
  14. مِنكُمْ minkum içinizden
  15. لِوَاذًۭا ۚ livazen birbirinin arkasına gizlenerek kök: لوذ
  16. فَلْيَحْذَرِ felyehzeri o halde sakınsınlar kök: حذر
  17. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  18. يُخَالِفُونَ yuhalifune aykırı davranan(lar) kök: خلف
  19. عَنْ an
  20. أَمْرِهِۦٓ emrihi onun emrine kök: امر
  21. أَن en
  22. تُصِيبَهُمْ tusibehum kendilerine uğramasından kök: صوب
  23. فِتْنَةٌ fitnetun bir belanın kök: فتن
  24. أَوْ ev yahut
  25. يُصِيبَهُمْ yusibehum onlara çarpmasından kök: صوب
  26. عَذَابٌ azabun bir azabın kök: عذب
  27. أَلِيمٌ elimun acıklı kök: الم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حذر (21 geçiş) · Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: فتن (60 geçiş)

    Aralarında, Allah'ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur'an'ın bazı hükümlerinden) seni…

  • Aynı kök: بعض (158 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    O, sizi yeryüzünde halifeler (oraya hakim kimseler) yapan, size verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün…

  • Aynı kök: حذر (21 geçiş) · Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları halde, ağızlarıyla "İnandık" diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar…

  • Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    İş bitirilince şeytan da diyecek ki: "Şüphesiz Allah, size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi…

  • Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Bedevilerin (savaştan) geri bırakılanlarına de ki: "Siz, güçlü kuvvetli bir kavme karşı teslim oluncaya kadar savaşmaya çağrılacaksınız. Eğer itaat…

  • Aynı kök: سلل (3 geçiş)

    Andolsun, biz insanı, çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık.

  • Aynı kök: سلل (3 geçiş)

    Sonra onun neslini bir öz sudan, değersiz bir sudan yarattı.

  • Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan bir azaptan sakının ve bilin ki Allah, azabı çetin olandır.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Elçinin çağrısını kendi aranızdaki çağrı gibi tutmayın! dipnot 1 İçinizden birini siper edinerek sıvışıp gidenleri dipnot 2 elbette Allah bilmektedir. Onun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir sıkıntı gelmesinden veya kendilerine elem verici bir azap gelmesinden sakınsınlar!

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu buyruk, Hz. Muhammed'in davetinin diğer insanların daveti gibi olmadığını, çok daha önemli ve ayrıcalıklı olduğunu göstermektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kamuya ait bir konuda toplantı yapılırken yalan yere izin isteyenlerden ayrı olarak, meşru mazeretleri nedeniyle Hz. Muhammed'den izin isteyenlerin arkasına saklanarak oradan ayrılıp gidenlerin bulunduğu ve Yüce Allah'ın böylelerini gayet iyi bildiği ortaya konulmaktadır.

Mustafa İslamoğlu

Rasul'ün davetini, sakın birbiriniz arasındaki herhangi bir davet gibi algılamayın! Doğrusu Allah, aranızdan kimselere sezdirmeden sıyrılıp çıkmak isteyenleri biliyor. Şu halde onun emrine karşı gelen kimseler, başlarına (bu dünyada) bir musibetin (ahirette ise) can yakıcı bir azabın gelmesinden sakınsınlar.

Muhammed Esed

Rasul'ün size yaptığı çağrıyı birbirinize yaptığınız çağrı(lar)la bir tutmayın sakın; gerçek şu ki, Allah, hissettirmeden aranızdan sıyrılmak isteyenleri biliyor; öyleyse, O'nun buyruğuna karşı gelmek isteyenler, başlarına (bu dünyada) bir belanın, bir güçlüğün ya da (öte dünyada) can yakıcı bir azabın gelmesinden korksunlar!

Ahmed Hulusi

Rasulün davetini, aranızda, bazınızın bazınıza çağırması gibi kabul etmeyin. Allah sizden, birbirinin arkasına gizlenip, gizlice sıvışarak gidenleri bilir. . . Artık O'nun emrine muhalefet edenler, kendilerine bir belanın isabet etmesinden yahut acı bir azabın isabet etmesinden korksunlar!

Ali Bulaç

Elçinin çağırmasını, kendi aranızda kiminizin kimini çağırması gibi saymayın. Allah, sizden bir diğerinizi siper ederek kaçanları gerçekten bilir. Böylece onun emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir fitnenin isabet etmesinden veya onlara acı bir azabın çarpmasından sakınsınlar.

Ali Özek ve heyeti

(Ey müminler!) Peygamber'i, kendi aranızda birbirinizi çağırır gibi çağırmayın. İçinizden, birini siper edinerek sıvışıp gidenleri muhakkak ki Allah bilmektedir. Bu sebeple, onun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir belâ gelmesinden veya kendilerine çok elemli bir azap isabet etmesinden sakınsınlar.

Ali Rıza Safa

Elçinin çağrısını, birbirinize yaptığınız çağrıyla bir tutmayın. Allah, birbirlerinin arkasına gizlenerek kaçıp gidenleri bilir. O'nun buyruğuna karşı gelenler, bir sınamanın gelmesinden veya acı bir cezanın gelmesinden korksunlar.

Bayraktar Bayraklı

Ey Müminler! Peygamberi kendi aranızda birbirinizi çağırır gibi çağırmayınız. İçinizden, sıvışıp gidenleri elbette Allah bilmektedir. Bundan dolayı, onun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir bela gelmesinden veya kendilerine çok elemli bir azap isabet etmesinden sakınsınlar.

Edip Yüksel

Elçinin davetini, aranızda herhangi birinin diğerini davet etmesi gibi tutmayın. ALLAH sizden eften püften özürler göstererek sıvışıp gidenleri biliyor. Onun emirlerine aykırı davrananlar, başlarına bir felaketin gelmesinden veya acı bir cezaya çarpılmaktan sakınsınlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Elçinin davetini, aranızda herhangi birinin diğerini davet etmesi gibi tutmayın. ALLAH sizden eften püften özürler göstererek sıvışıp gidenleri biliyor. Onun emirlerine aykırı davrananlar, başlarına bir felaketin gelmesinden veya acı bir cezaya çarpılmaktan sakınsınlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Peygamberin size yaptığı çağrıyı, birbirinize yaptığınız çağrı gibi değerlendirmeyin! İçinizden birbirini siper ederek sıvışıp sıvışıp gidenleri Allah mutlaka biliyor. Artık onun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir fitnenin veya acı bir azabın gelmesinden çekinsinler!

Elmalılı Hamdi Yazır

Peygamberin duasını aranızda birbirinize ettiğiniz dua gibi farz etmeyin, içinizden birbirini siper ederek sıvışıp sıvışıp gidenleri Allah muhakkak biliyor, binaenaleyh onun emrinden hılafına gidenler başlarına bir fitne inmekten veya elim bir azab irmekten hazer etsinler

Erhan Aktaş

Resul'ün çağrısını, birbirinize yaptığınız çağrıyla denk tutmayın. İçinizden birbirinin arkasına saklanarak sıvışmak isteyenleri Allah biliyor. Bu sebeple onun buyurmalarına karşı gelenler, kendilerine bir fitnenin veya çok acıklı bir azabın isabet etmesinden sakınsınlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Resul'ün çağrısını, birbirinize yaptığınız çağrıyla denk tutmayın. İçinizden birbirinin arkasına saklanarak sıvışmak isteyenleri Allah biliyor. Bu sebeple onun buyurmalarına karşı gelenler, kendilerine bir fitnenin veya çok acıklı bir azabın isabet etmesinden sakınsınlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Rasul'ün çağrısını, birbirinize yaptığınız çağrıyla denk tutmayın. İçinizden birbirinin arkasına saklanarak sıvışmak isteyenleri Allah biliyor. Bu sebeple onun buyurmalarına karşı gelenler, kendilerine bir fitnenin veya çok acıklı bir azabın isabet etmesinden sakınsınlar.

Gültekin Onan

Elçinin çağırmasını kendi aranızda kiminizin kimini çağırması gibi saymayın. Tanrı, sizden bir diğerinizi siper ederek kaçanları gerçekten bilir. Böylece onun buyruğuna aykırı davrananlar, kendilerine bir fitnenin isabet etmesinden veya onlara acı bir azabın çarpmasından sakınsınlar.

Hasan Basri Çantay

Peygamberi, kendi aranızda birbirinizi çağırdığınız gibi, çağırmayın. İçinizden yekdiğerini siper ederek sıvışıp gidenleri muhakkak ki Allah biliyor. Artık Onun emrinden uzaklaşıb gidenler kendilerini (dünyada) bir fitne (ve bela) çarpmasından, yahud (ahıretde) onlara pek acıklı bir azab (gelib) çatmasından çekinsin (ler).

İbni Kesir

Peygamberin çağırmasını; kendi aranızda birbirinizi çağırmanız gibi saymayın. Allah; içinizden bir diğerini siper ederek sıvışıp gidenleri muhakkak bilir. Onun buyruğuna aykırı hareket edenler, başlarına bir bela gelmesinden veya elim bir azaba uğramaktan sakınsınlar.

Mehmet Alagaş

(63-64) Kendi aranızda bazınızın bazısını çağırdığı gibi Resulü çağırmayın. (Bana bak, gel buraya gibi) Allah, kesinlikle aranızdan birilerini siper ederek kaytaranları / sıvışanları biliyor. Senin emirlerine karşı görüş sunanlar / muhalefet edenler kendilerine fitne (iki tercih barındıran sınama) isabet etmesine yahut acıtıcı bir azap isabet etmesine karşı önlem alsınlar. Dikkat edin! Semalarda ve yerde ne varsa O’nundur , Allah ne iş üzere olduğunuzu kesinlikle bilir , O’na döndürüldüğünüzde yaptıklarınız size haber verilecektir. Allah her şeyi bilir.

Rowwad Tercüme Merkezi

(Ey Müminler!) Peygamber'i, kendi aranızda birbirinizi çağırır gibi çağırmayın. Aranızda birbirinizin arkasına gizlenerek gizlice sıvışıp gidenlerinizi muhakkak Allah bilir. Bu sebeple, onun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir bela gelmesinden veya kendilerine çok elemli bir azap isabet etmesinden sakınsınlar.

Süleyman Ateş

Elçinin çağırmasını, aranızda herhangi birinizin diğerini çağırmasıyla bir tutmayın. Allah içinizden, birbirinin arkasına gizlenerek sıvışıp gidenleri bilir. Elçinin emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir belanın çarpmasından, yahut onlara acı bir azabın uğramasından sakınsınlar.

Süleymaniye Vakfı

Resulün çağrısını aranızda birbirinize yaptığınız çağrıyla bir tutmayın dipnot 1 . Gizlenerek sıvışıp gidenleri Allah elbette bilir. Onun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir sıkıntı geleceğinden dipnot 2 ya da acıklı bir azaba uğrayacaklarından korksunlar.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Elçinin çağrısı, Allah'ın kitabına çağrıdır (Enfal 8/24).
  2. metne dön, dipnot 2
    "Fitne", altını içindeki yabancı maddelerden ayırmak için ateşe sokmaktır (Müfredat). Kur'an'da bu kelime imtihan (A'raf 7/155), aldatma (A'raf 7/27), cehennem azabı (Zariyat 51/10-14) ve savaş (Bakara 2/216) anlamlarında kullanılmıştır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Elçinin çağrısını, birinizin diğerine yaptığı çağrıyla bir tutmayın. Arkalardan sıvışıp gidenleri Allah elbette bilir. Onun emrine aykırı davrananlar başlarına gelecek bir sıkıntıya ya da uğrayacakları acıklı bir azaba karşı tedbirlerini alsınlar.

Şaban Britch

Peygamber'i aranızda birbirinizi çağırır gibi çağırmayın. Allah, saklanarak. gizlice kaçanları bilmektedir. Onun emrine muhalefet edenler, başlarına bir belanın gelmesinden veya acı bir azaba uğratılmalarından sakınsınlar.

Şaban Piriş

Peygamberin çağrısını aranızda birbirinize yaptığınız çağrı gibi saymayın. Allah, içinizden birbirinin arkasına gizlenip, gizlice sıvışanları bilmektedir. Bu sebeple, onun emrine muhalefet edenler, başlarına bir belanın gelmesinden veya acı bir azaba uğratılmalarından korksunlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Aranızda peygamberi çağırmayı, sizin birbirinizi çağırmanıza eş tutmayın. Allah sizin, birbirini siper ederek sıvışıp gidenlerinizi bilir. Resulün emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir fitnenin gelip çatmasından yahut acıklı bir azabın yakalarına yapışmasından çekinsinler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

O you who have conformed to Islam: Do not address the Messenger in the same manner you address one another nor mention his name without annexing to it an attribute irrespective of whether he is present or absent. Allah is fully aware of those of you who slip away quietly from the assemblies screening themselves behind others. Those who transgress the Messenger's command or willfully neglect it had better know that he who disobeys the Messenger disobeys Allah and by consequence may Allah close their hearts' ears and their minds' eyes or He may wed them to a calamity here and punish them severely Hereafter.

Abdul Haleem

[People], do not regard the Messenger’s summons to you like one of you summoning another- God is well aware of those of you who steal away surreptitiously- and those who go against his order should beware lest a trial afflict them or they receive a painful punishment.

Abdullah Yusuf Ali

Deem not the summons of the Messenger among yourselves like the summons of one of you to another: Allah doth know those of you who slip away under shelter of some excuse: then let those beware who withstand the Messenger's order, lest some trial befall them, or a grievous penalty be inflicted on them.

Abul A'la Maududi

(Muslims!) Do not make the calling of the Messenger among you as your calling one another. dipnot 1 Allah knows well those of you who surreptitiously steal away, taking shelter behind one another. Let those who go against the order (of the Messenger) beware lest a trial or severe punishment afflict them.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Dua means to summon, to pray and to call. Dua-ar- Rasul, therefore, may mean summoning or praying by the Messenger or calling the Messenger. The verse can thus have three meanings which would all be equally correct; (a) The Prophet’s summons should not be treated as a common man’s summons, for the Prophet’s summon is of extraordinary importance, which you cannot ignore, because if you fail to respond to it, or feel hesitant about it, you will be doing so at the very risk of your faith. (b) Do not consider the Prophet’s prayer as a common man’s prayer. If he is pleased with you and prays for you, there can be no greater good fortune for you. But if he is displeased with you and curses you, there can be no greater misfortune for you. (c) Calling the Prophet should not be like calling among yourselves of each other. That is, you should not call or address the Prophet just as you call and address other people aloud by their names. You should have full respect for him, because the slightest disrespect in this regard will call for Allah’s reckoning in the Hereafter. Though all the three meanings quite fit in with the context, the first meaning is more in keeping with the theme which follows.

Aisha Bewley

Do not make your summoning of the Messenger the same as your summoning of one another. Allah knows those of you who sneak away. Those who oppose his command should beware of a testing trial coming to them or a painful punishment striking them.

Al-Hilali & Khan

Make not the calling of the Messenger (Muhammad صلى الله عليه وسلم) among you as your calling one of another. Allâh knows those of you who slip away under shelter (of some excuse without taking the permission to leave, from the Messenger (صلى الله عليه وسلم). And let those who oppose the Messenger’s (Muhammad صلى الله عليه وسلم) commandment (i.e. his Sunnah - legal ways, orders, acts of worship, statements) (among the sects) beware, lest some Fitnah (disbelief, trials, afflictions, earthquakes, killing, overpowered by a tyrant) should befall them or a painful torment be inflicted on them.

Ali Quli Qarai

Do not consider the Apostle’s summons amongst you to be like your summoning one another. Allah certainly knows those of you who slip away under cover. So let those who disobey his orders beware lest an ordeal should visit them or a painful punishment should befall them.

Amatul Rahman Omar

(Believers!) do not treat the call of the Messenger among yourselves like the call of one of you to another. Allâh indeed knows those of you who sneak away stealthily (from the conference). So let those who go against His command beware, lest some calamity should befall them or they receive some painful punishment.

Arthur John Arberry

Make not the calling of the Messenger among yourselves like your calling one of another. God knows those of you who slip away surreptitiously; so let those who go against His command beware, lest a trial befall them, or there befall them a painful chastisement.

Bijan Moeinian

Do not treat the messenger’s call for gathering as you treat each others’ invitation to get together. God is fully aware of those among you who sneak away quietly. Let It be known that those who disobey the Prophet’s orders are making themselves vulnerable to the disasters or the Lord’s punishment.

E. Henry Palmer

Make not the calling of the Apostle amongst yourselves like your calling one to the other; God knows those of you who withdraw themselves covertly. And let those who disobey his order beware lest there befall them some trial or there befall them grievous woe.

Edip-Layth

Do not let the invitation of the messenger between you be as if you are inviting each other. God is fully aware of those among you who slip away under lame excuses. Let those who oppose his command beware, for an ordeal may strike them, or a severe retribution.*

George Sale

Let not the calling of the apostle be esteemed among you, as your calling the one to the other. God knoweth such of you as privately withdraw themselves from the assembly, taking shelter behind one another. But let those who withstand his command, take heed; lest some calamity befall them in this world, or a grievous punishment be inflicted on them in the life to come.

Hamid S. Aziz

Only those are believers who believe in Allah and His Messenger, and when they are with him (the Messenger) upon some common business, go not away until they have asked leave of him. Verily, those who ask your leave they it is who believe in Allah and His Messenger. So, if they ask your leave for any of their own concerns, then give leave to whomever you will of them, and ask for them forgiveness of Allah; verily, Allah is Forgiving and Merciful.

Mahmoud Ghali

Do not make the calling of the Messenger among yourselves like your calling of one another (Literally: some of you to some others). Allah already knows the ones of you who sneak away seeking shelter (i.e., to disobey him). So let the ones who fail (to obey) His Command beware that temptation may afflict them or painful torment may afflict them.

Marmaduke Pickthall

Make not the calling of the messenger among you as your calling one of another. Allah knoweth those of you who steal away, hiding themselves. And let those who conspire to evade orders beware lest grief or painful punishment befall them.

Mohamed Ahmed - Samira

Do not consider your being summoned by the Apostle to be like your summoning one another. God knows those of you who go away surreptitiously. So let those who act in contravention of his command take heed lest a trial should befall them or a grievous punishment come upon them.

Muhammad Asad

DO NOT regard the Apostles summons to you [in the same light] as a summons of one of you to another: God is indeed aware of those of you who would withdraw surreptitiously: so let those who would go against His bidding beware, lest a [bitter] trial befall them [in this world] or grievous suffering befall them [in the life to come].

Mustafa Khattab

Do not treat the Messenger’s summons to you ˹as lightly˺ as your summons to one another.[1] Allah certainly knows those of you who slip away, hiding behind others.[2] So let those who disobey his orders beware, for an affliction may befall them, or a painful torment may overtake them.

Progressive Muslims

Do not let the calling of the messenger between you be as if you are calling each other. God is fully aware of those among you who slip away under lame excuses. Let those who oppose his command beware, for an ordeal may strike them, or a severe retribution.

Rashad Khalifa

Do not treat the messenger's requests as you treat each others' requests. GOD is fully aware of those among you who sneak away using flimsy excuses. Let them beware - those who disobey his orders - for a disaster may strike them, or a severe retribution.

Sahih International

Do not make [your] calling of the Messenger among yourselves as the call of one of you to another. Already Allah knows those of you who slip away, concealed by others. So let those beware who dissent from the Prophet's order, lest fitnah strike them or a painful punishment.

Sam Gerrans

Make not the calling of the Messenger among yourselves as your call one of another. God knows those who slip away surreptitiously among you. And let those who oppose His command beware lest a means of denial befall them, or there befall them a painful punishment.

Shabbir Ahmed

Deem not the Messenger's summons among you as your calling one of another (62:9). Allah knows those of you who sneak away under shelter of flimsy excuses. And let those who conspire to evade his orders beware of a consequent tribulation or an awful retribution.

Syed Vickar Ahamed

Do not treat the call of the Messenger within yourselves, like the call of one of you to another: Allah does know those of you who slip away under some excuse; Then let those who listen to the Prophet’s order, warn in case some trial befall them, or a painful penalty be handed down over them.

Taqi Usmani

Do not take the call of the messenger among you as a call of one of you to another. Allah definitely knows those of you who sneak out hiding themselves under the cover of others. So, those who violate his (messenger’s) order must beware, lest they are visited by a trial or they are visited by a painful punishment.

The Monotheist Group

Do not let the calling of the messenger between you be as if you are calling each other. God is fully aware of those among you who slip away under flimsy excuses. Let those who oppose his command beware, for an ordeal may strike them, or a painful retribution.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nûr suresi, 63. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nûr suresi, 63. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nûr suresi, 63. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩