Diyanet İşleri
Kesinlikle sizden olduklarına dair Allah'a yemin ederler. Oysa onlar sizden değillerdir. Fakat onlar korkudan ödleri patlayan bir topluluktur.
Tevbe suresi
Tevbe suresi, 56. ayet. وَيَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ إِنَّهُمْ لَمِنكُمْ وَمَا هُم مِّنكُمْ وَلَٰكِنَّهُمْ قَوْمٌ يَفْرَقُونَ
veyaḥlifûne billâhi innehüm leminküm. vemâ hüm minküm velâkinnehüm ḳavmüy yefraḳûn.
Kesinlikle sizden olduklarına dair Allah'a yemin ederler. Oysa onlar sizden değillerdir. Fakat onlar korkudan ödleri patlayan bir topluluktur.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Münafıkların tutumu ve sadakalar hakkında dil uzatmaları Tevbe 50–59 3
Yine de ki: "İster gönüllü, ister gönülsüz olarak harcayın, sizden asla kabul olunmayacaktır. Çünkü siz fasık bir topluluksunuz."
Harcamalarının kabul edilmesine, yalnızca, Allah'ı ve Resulünü inkar etmeleri, namaza ancak üşene üşene gelmeleri ve ancak gönülsüzce harcamaları engel olmuştur.
Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah, bununla ancak onlara dünya hayatında azap etmeyi ve canlarının kafir olarak çıkmasını istiyor.
Kesinlikle sizden olduklarına dair Allah'a yemin ederler. Oysa onlar sizden değillerdir. Fakat onlar korkudan ödleri patlayan bir topluluktur.
Eğer sığınacak bir yer veya (gizlenecek) mağaralar yahut girilecek bir delik bulsalardı, hemen koşarak oraya kaçarlardı.
İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Kendilerine ondan bir pay verilirse, hoşnut olurlar; eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse, hemen kızarlar.
Eğer onlar Allah ve Resulünün kendilerine verdiğine razı olup, "Bize Allah yeter. Lütuf ve ihsanıyla Allah ve Resulü ileride bize yine verir. Biz yalnız Allah'a rağbet eder (O'nun ihsanını ister)iz" deselerdi, kendileri için daha hayırlı olurdu.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
56. “Onlar, kesinlikle sizden olduklarına dair Allah’a yemin ederler. Halbuki onlar sizden değildir” Bu yeminleri etmelerinin sebebi ise onların “korkak bir topluluk” olmalarıdır. Yani başlarına gelecek musibetlerden korkarlar. Kalplerinde gerçek durumlarını açıklamayı sağlayacak cesaret yoktur. Onlar, durumlarını açığa vurdukları takdirde sizden korkarlar, sizin onlardan uzaklaşmanızdan, bunun sonucunda da düşmanların dört bir yandan gelip onları yakamasından ve öldürmesinden korkarlar. Yürekli ve cesur kimse ise gerçek halini -iyi ya da kötü olsun- olduğu gibi açıklar. Fakat münafıklar, korkaklık elbisesine bürünmüş ve yalan ile bezenmişlerdir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Müminler!- Münafıklar, yalan yere yemin ederek kendilerinin sizden olduklarını iddia ederler. Onlar, dış görünüşlerinde sizden olarak görünseler de iç yüzlerinde sizden değildirler. Fakat onlar, öldürülme ve esir edilme gibi müşriklere uygulanması helal olan durumların kendileri için de helal olup uygulanmasından korkmaktadırlar. Onlar takiye yaparak İslam'ı kabul etmiş gibi göstermektedirler.
Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: حلف (13 geçiş)
Eğer yakın bir dünya menfaati ve kolay bir yolculuk olsaydı, (sefere katılmayan münafıklar da) mutlaka sana uyarlardı. Fakat meşakkatli yol, onlara…
Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: حلف (13 geçiş)
Yanlarına döndüğünüz zaman, kendilerini rahat bırakmanız için size Allah adıyla yemin edeceklerdir. Artık onların peşini bırakın. Çünkü onlar pistir.…
Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: حلف (13 geçiş)
Kendilerinden razı olasınız diye, size yemin edeceklerdir. Siz onlardan razı olsanız bile, Allah o fasıklar topluluğundan asla razı olmaz.
Aynı kök: حلف (13 geçiş) · Aynı kök: فرق (72 geçiş)
Bir de zararlı faaliyetlerde bulunmak, küfre yardım etmek, mü'minler arasına ayrılık sokmak için ve öteden beri Allah ve Resulüne karşı savaşanlara…
Aynı kök: حلف (13 geçiş)
Kendi işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiği, sonra da "Biz iyilik etmek ve uzlaştırmaktan başka bir şey istememiştik" diye Allah'a yemin…
Aynı kök: حلف (13 geçiş)
Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti,…
Aynı kök: فرق (72 geçiş)
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Aynı kök: فرق (72 geçiş)
Hani, doğru yolu tutasınız diye Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) ve Furkan'ı vermiştik.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(O münafıklar) mutlaka sizden olduklarına dair Allah'a yemin ederler. (Oysa) onlar sizden değillerdir dipnot 1 fakat onlar korkan bir toplumdur.
Ve onlar, kendilerinin sizden olduğuna dair Allah adına yemin ederler; oysa ki onlar sizden değildirler; ve fakat onlar, korkuya teslim olmuş bir güruhturlar.
Sizden olmadıkları, fakat (sadece) korkunun yönlendirdiği bir topluluk oldukları halde Allaha yeminle sizden olduklarını söylerler:
Allah namına yemin ediyorlar ki kendileri kesinlikle sizdenmişler! (Oysa) onlar sizden değillerdir! Ne var ki onlar korkuda şiddetli (korkak) bir kavimdir.
Gerçekten sizden olduklarına dair Allah adına yemin ederler. Oysa onlar sizden değildirler. Ancak onlar ödleri kopan bir topluluktur.
(O münafıklar) mutlaka sizden olduklarına dair Allah'a yemin ederler. Halbuki onlar sizden değillerdir, fakat onlar (kılıçlarınızdan) korkan bir toplumdur.
Sizden olduklarına ilişkin, Allah'ın üzerine yemin ediyorlar; fakat sizden değillerdir. Zaten onlar, korkak bir toplumdur.
Mutlaka sizden olduklarına dair Allah'a yemin ederler. Halbuki onlar sizden değildir, fakat onlar korkak bir topluluktur.
Sizden olduklarına dair ALLAH'a yemin ederler; oysa sizden değiller, onlar anlaşmazlık çıkaran bir topluluktur.
Sizden olduklarına dair ALLAH'a yemin ederler; oysa sizden değiller, onlar anlaşmazlık çıkaran bir topluluktur.
Onlar, hiç şüphe yok ki, sizden olduklarına dair, Allah'a yemin de ederler. Oysa sizden değildirler. Fakat onlar öyle bir topluluk ki korkudan ödleri patlıyor.
Şeksiz şüphesiz sizden olduklarına dair Allaha yemin de ederler, halbuki sizden değildirler, ve lakin onlar öyle bir kavm ki ödleri patlıyor
Sizden olduklarına dair Allah'a yemin ederler. Oysa onlar, sizden değiller. Onlar, ayrılık çıkaran bir topluluktur.
Sizden olduklarına dair Allah'a yemin ederler. Oysa onlar, sizden değiller. Onlar, ayrılık çıkaran bir topluluktur.
Sizden olduklarına dair Allah'a yemin ederler. Oysa onlar, sizden değiller. Onlar, ayrılık çıkaran bir topluluktur.
Gerçekten sizden olduklarına dair Tanrı adına yemin ederler. Oysa onlar sizden değildirler. Ancak onlar ödleri kopan bir topluluktur.
Hakikat, onlar muhakkak sizden olduklarına (dair) Allaha and de ederler. Halbuki onlar sizden değildir. Fakat onlar öyle bir kavmdir ki daima korkarlar.
Ve Allah'a yemin ederler ki; gerçekten sizinledirler. Halbuki onlar, sizinle değildirler. Ancak korkak bir kavimdirler.
(53-60) De ki gönüllü yahut zorlanarak harcayın / infak edin, sizden asla kabul edilmeyecektir, siz kesinlikle yoldan çıkmış topluluk oldunuz , o nların infaklarının kabul edilmesine engel olan şey , Allah’ı ve Resul’ünü örtbas etmeleri / yok saymaları, namazı tembellik etmeden / üşenmeden yerine getirmemeleri ve hoşlanarak infak etmemeleri nedenleriyledir. Onların malları ve evlatları seni cezbetmesin / imrendirmesin, muhakkak ki Allah, onlarla (mal ve evlatlarla) onlara dünya hayatında azap etmek istiyor, kafir olarak kendi ruhlarının çıkmasını istiyor. Sizden olduklarına dair yemin ediyorlar, onlar sizden değiller, onlar ödlek / korkak toplulukturlar, şayet bir sığınak veya mağara veya bir delik bulurlarsa topluca oraya yönelirler. Onlardan birileri de sadakalar konusunu dillerine doluyorlar, O sadakalar verilirse hoşlanırlar, eğer verilmezse de öfkelenir kızarlar , keşke, Allah’ın ve Resul’ünün verdiklerine razı olsalardı ve Allah bize yeterli gelir, ilerde Allah ve O’nun Resulü O’nun maddi ve manevi hazinesinden bize verecektir, kesinlikle bizim rağbetimiz / talebimizin yönü Allah’adır deselerdi , s adakalar Allah’ın farziyeti gereği olarak, fakirlerindir, miskinlerindir, sadakaların elde edilmesi için çalışanlarındır, kalpleri ısındırılacak olanlarındır, boyunduruk altındakilerin / köle olanlarındır, borçlu olanlarındır, Allah yolu içindir, yolda olanlar (göçmenler) içindir, Allah bilendir hâkimdir.
Onlar, sizden olduklarına dair Allah’a yemin ederler. Onlar sizden değillerdir. Aksine onlar korkak bir toplumdur.
Sizden olduklarına Allah'a yemin ediyorlar. Oysa onlar sizden değiller, fakat onlar korkak bir topluluktur.
Sizden olmadıkları halde "Vallahi, kesinlikle sizdeniz!" diye yemin ediyorlar. Aksine onlar, ödlek bir topluluktur.
"Biz sizdeniz" diye Allah'a yemin ederler. Onlar sizden değildirler. Ama onlar korkaklar topluluğudur.
Onlar, sizden olduklarına dair Allah’a yemin ederler. Onlar sizden değillerdir. Aksine onlar korkak bir toplumdur.
Onlar, sizden olduklarına dair Allah'a yemin ederler. Onlar sizden değillerdir. Aksine onlar korkak bir toplumdur.
Kesinlikle sizden oldukları yolunda Allah'a yemin ederler. Gerçekte onlar sizden değillerdir. Doğrusu şu ki onlar, ödleri patlayasıya korkan bir topluluktur.
And they insolently made a solemn declaration with an appeal to Allah that they are your co-religionists and therefore a part of you, when in fact together with you they do not make up a whole. They are a people who display ignoble fear in the face of danger, and they think they can avoid exciting your indignation.
They swear by God that they belong with you [believers], but they do not. They are cowardly:
They swear by Allah that they are indeed of you; but they are not of you: yet they are afraid (to appear in their true colours).
[9:56] They swear by Allah that they are part of you whereas they are certainly not part of you. They are merely a people who dread you.
They swear by Allah that they are of your number, but they are not of your number. Rather, they are people who are scared.
They swear by Allâh that they are truly of you while they are not of you, but they are a people (hypocrites) who are afraid (that you may kill them).
They swear by Allah that they belong to you, but they do not belong to you. Rather they are a frightened lot.
And they swear by Allâh that they indeed belong to you, but they do not belong to you, on the other hand they are too timid a people (to appear in their true colours).
They swear by God that they belong with you, but they are not of you they are a people that are afraid.
They swear by God that they are your followers. However, they are not your people. They are people who [resent you and] would do their best to divide your followers.
They swear by God that, verily, they are of you; but they are not of you, and they are a people who do stand aside in fear.
They swear by God that they are with you, while they are not with you; but they are timid and divisive people.
They swear by God that they are of you; yet they are not of you, but are people who stand in fear.
They swear by Allah that, in truth, they are of you; but they are not of you, and they are a people who do stand aside in fear.
And they swear by Allah that surely they are indeed of you, and in no way are they of you; but they are a people who are terrified. .
And they swear by Allah that they are in truth of you, when they are not of you, but they are folk who are afraid.
They swear by God they are with you, though in fact they are not. They are only a frightened lot.
And they swear by God that they do indeed belong to you -the while they do not belong to you, but are [only] people ridden by fear:
They swear by Allah that they are part of you, but they are not. They only say so out of fear.
And they swear by God that they are with you, while they are not with you; but they are a people who are indecisive.
They swear by GOD that they belong with you, while they do not belong with you; they are divisive people.
And they swear by Allah that they are from among you while they are not from among you; but they are a people who are afraid.
And they swear by God that they are of you, when they are not of you; but they are a people who are afraid.
And they swear by Allah that they are of you. In fact, they are not of you, but they are people ridden with fear.
They swear by Allah that they are truly of you; While (in reality) they are not of you: But they are people (hypocrites) afraid (that you may kill them).
They swear by Allah that they are from among you, whereas they are not from among you, but they are a people in fear.
And they swear by God that they are with you, while they are not with you; but they are a people who are indecisive.