Diyanet İşleri
İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Kendilerine ondan bir pay verilirse, hoşnut olurlar; eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse, hemen kızarlar.
Tevbe suresi
Tevbe suresi, 58. ayet. وَمِنْهُم مَّن يَلْمِزُكَ فِى ٱلصَّدَقَٰتِ فَإِنْ أُعْطُوا۟ مِنْهَا رَضُوا۟ وَإِن لَّمْ يُعْطَوْا۟ مِنْهَآ إِذَا هُمْ يَسْخَطُونَ
veminhüm mey yelmizüke fi-ṣṣadeḳât. fein ü`ṭû minhâ raḍû veil lem yü`ṭav minhâ iẕâ hüm yesḫaṭûn.
İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Kendilerine ondan bir pay verilirse, hoşnut olurlar; eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse, hemen kızarlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Münafıkların tutumu ve sadakalar hakkında dil uzatmaları Tevbe 50–59 3
Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah, bununla ancak onlara dünya hayatında azap etmeyi ve canlarının kafir olarak çıkmasını istiyor.
Kesinlikle sizden olduklarına dair Allah'a yemin ederler. Oysa onlar sizden değillerdir. Fakat onlar korkudan ödleri patlayan bir topluluktur.
Eğer sığınacak bir yer veya (gizlenecek) mağaralar yahut girilecek bir delik bulsalardı, hemen koşarak oraya kaçarlardı.
İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Kendilerine ondan bir pay verilirse, hoşnut olurlar; eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse, hemen kızarlar.
Eğer onlar Allah ve Resulünün kendilerine verdiğine razı olup, "Bize Allah yeter. Lütuf ve ihsanıyla Allah ve Resulü ileride bize yine verir. Biz yalnız Allah'a rağbet eder (O'nun ihsanını ister)iz" deselerdi, kendileri için daha hayırlı olurdu.
Sadakalar (zekatlar), Allah'tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekat toplayan memurlar, kalpleri İslam'a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Yine onlardan peygamberi inciten ve "O (her söyleneni dinleyen) bir kulaktır" diyen kimseler de vardır. De ki: "O, sizin için bir hayır kulağıdır ki Allah'a inanır, mü'minlere inanır (güvenir). İçinizden inanan kimseler için bir rahmettir. Allah'ın Resulünü incitenler için ise elem dolu bir azap vardır."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
58. Yani münafıklar arasından senin sadakaları pay etmeni ayıplayan ve bu konuda seni tenkit eden kimseler de vardır. Ancak onların bu hususta seni tenkit edip ayıplamalarının sebebi, doğru bir maksad olmadığı gibi sağlıklı bir görüşe de dayanmıyordu. Onların asıl maksadı bu sadakalardan da kendilerine bir şeyler verilmesidir. O nedenle de “eğer kendilerine onlardan verilirse hoşnut olurlar. Kendilerine onlardan bir şey verilmezse de hemen kızarlar.” Halbuki gerçek bir kulun hoşnutluğunun da gazabının da nefsinin dünyevî isteklerine ve kötü maksatlarına tâbi olmaması gerekir. Aksine iyi bir kulun tutum ve davranışlarında Rabbinin rızasını gözetmesi gerekir. Nitekim Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Sizden herhangi bir kimsenin hevâsı getirdiklerime tâbi olmadıkça o kimse iman etmiş olmaz.”[22]
Yüce Allah daha sonra da şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Resul!- Sadakalardan umduklarına ulaşamadıkları için münafıklardan, sadakaların taksimi hususunda seni eleştirenler vardır. Eğer istedikleri şey kendilerine verilirse senden hoşnut olurlar. Yok eğer istedikleri verilmezse kızıp homurdanırlar.
Aynı kök: سخط (4 geçiş) · Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Ortak kavram: Rıza
Allah'ın rızasına uyan kimse, Allah'ın gazabına uğrayan ve varacağı yer cehennem olan kimse gibi midir? O, ne kötü varılacak yerdir!
Aynı kök: سخط (4 geçiş) · Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Ortak kavram: Rıza
Bu, Allah'ı gazaplandıran şeylere uydukları ve O'nun hoşnut olduğu şeyleri beğenmedikleri içindir. Allah da onların amellerini boşa çıkarmıştır.
Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Ortak kavram: Rıza
Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size "Allah yolunda sefere çıkın" denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı…
Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Ortak kavram: Rıza
Eğer onlar Allah ve Resulünün kendilerine verdiğine razı olup, "Bize Allah yeter. Lütuf ve ihsanıyla Allah ve Resulü ileride bize yine verir. Biz…
Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Ortak kavram: Rıza
Eğer (bundan böyle) Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de, onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: "Artık siz benimle…
Aynı kök: عطو (14 geçiş) · Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Ortak kavram: Rıza
Şüphesiz, Rabbin sana verecek ve sen de hoşnut olacaksın.
Aynı kök: لمز (4 geçiş) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü'minlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya; işte…
Aynı kök: سخط (4 geçiş)
Onlardan birçoğunun inkar edenleri dost edindiklerini görürsün. Andolsun ki kendileri için önceden (ahirete) gönderdikleri şey; Allah'ın onlara gazap…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlardan sadakaların (dağıtımı) hakkında seni ayıplayanlar da vardır. (Sadakalardan) onlara da (bir pay) verilirse razı olurlar; kendilerine onlardan verilmezse hemen kızarlar.
Onlar arasında, sadaka ve zekatların (dağıtımı) konusunda sana dil uzatanlar var: eğer kendilerine ondan bir pay verirsen seslerini keserler, yok eğer kendilerine ondan bir pay vermezsen, o zaman da öfkelerini kusarlar.
Ve onların arasında (ey Peygamber,) Allah için sunulan şeylerin (dağıtımında) sana dil uzatanlar var: onlardan kendilerine bir şey verilirse memnunlukla karşılarlar; ama bir şey verilmediğini görseler, işte o zaman öfkeden neredeyse deliye dönerler.
Onlardan kimi de verdiğin yardımlar hakkında, sana dil uzatırlar. . . Eğer kendilerine verilirse razı olurlar. . . Eğer yardımlar kendilerine verilmemişse birden öfkelenirler.
Onlardan sadakalar konusunda seni yadırgayacaklar vardır. Ondan kendilerine verilirse hoşlanırlar, kendilerine verilmediği zaman bu sefer gazablanırlar.
Onlardan sadakaların (taksimi) hususunda seni ayıplayanlar da vardır. Sadakalardan onlara da (bir pay) verilirse razı olurlar, şayet onlara sadakalardan verilmezse hemen kızarlar.
Onların arasında, karşılıksız yardımlar konusunda sana dil uzatanlar vardır. Kendilerine verilirse hoşnut olurlar; verilmezse öfkelenirler.
Onlardan sadakaların taksimi hususunda seni ayıplayanlar da vardır. Sadakalardan onlara da verilirse razı olurlar, şayet bunlardan kendilerine verilmezse hemen kızarlar.
Onların bir kısmı, sadakaların dağıtımı konusunda seni eleştiriyor; kendilerine ondan verilince razı oluyorlar, ancak ondan kendilerine verilmeyince öfkeleniyorlar.
Onların bir kısmı, sadakaların dağıtımı konusunda seni eleştiriyor; kendilerine ondan verilince razı oluyorlar, ancak ondan kendilerine verilmeyince öfkeleniyorlar.
Aralarında sadakalar konusunda seni kınayanlar da var. Çünkü ondan kendilerine verilmişse, hoşnut olurlar; şayet verilmemişse hemen kızarlar.
İçlerinden sadakalar hakkında sana ta'rız eden de var, çünkü, ondan kendilerine verilmişse hoşnud olurlar, verilmemişse derhal kızarlar
İçlerinden kimileri de sadakalar hakkında sana dil uzatır. Eğer kendilerine pay verilirse hoşlanırlar, verilmeyince de hemen kızarlar.
İçlerinden kimileri de sadakalar hakkında sana dil uzatır. Eğer kendilerine pay verilirse hoşlanırlar, verilmeyince de hemen kızarlar.
İçlerinden kimileri de, sadakalar hakkında sana dil uzatır. Eğer kendilerine pay verilirse hoşlanırlar, verilmeyince de hemen kızarlar.
Onlardan sadakalar konusunda seni yadırgayacaklar vardır. Ondan kendilerine verilirse hoşlanırlar, kendilerine verilmediği zaman bu sefer gazablanırlar.
İçlerinden sadakalar (ın taksimi) hususunda seni ayıblayacaklar da var. Çünkü eğer içlerinden kendilerine (diledikleri bir şey) verilirse hoşlanırlar. Şayed yine kendilerinden olanlara (diledikleri şey) verilmezse derhal kızarlar.
İçlerinden kimi de sadakalar hakkında sana dil uzatırlar. Eğer kendilerine verilirse hoşlanırlar, verilmezse hemen kızarlar.
(53-60) De ki gönüllü yahut zorlanarak harcayın / infak edin, sizden asla kabul edilmeyecektir, siz kesinlikle yoldan çıkmış topluluk oldunuz , o nların infaklarının kabul edilmesine engel olan şey , Allah’ı ve Resul’ünü örtbas etmeleri / yok saymaları, namazı tembellik etmeden / üşenmeden yerine getirmemeleri ve hoşlanarak infak etmemeleri nedenleriyledir. Onların malları ve evlatları seni cezbetmesin / imrendirmesin, muhakkak ki Allah, onlarla (mal ve evlatlarla) onlara dünya hayatında azap etmek istiyor, kafir olarak kendi ruhlarının çıkmasını istiyor. Sizden olduklarına dair yemin ediyorlar, onlar sizden değiller, onlar ödlek / korkak toplulukturlar, şayet bir sığınak veya mağara veya bir delik bulurlarsa topluca oraya yönelirler. Onlardan birileri de sadakalar konusunu dillerine doluyorlar, O sadakalar verilirse hoşlanırlar, eğer verilmezse de öfkelenir kızarlar , keşke, Allah’ın ve Resul’ünün verdiklerine razı olsalardı ve Allah bize yeterli gelir, ilerde Allah ve O’nun Resulü O’nun maddi ve manevi hazinesinden bize verecektir, kesinlikle bizim rağbetimiz / talebimizin yönü Allah’adır deselerdi , s adakalar Allah’ın farziyeti gereği olarak, fakirlerindir, miskinlerindir, sadakaların elde edilmesi için çalışanlarındır, kalpleri ısındırılacak olanlarındır, boyunduruk altındakilerin / köle olanlarındır, borçlu olanlarındır, Allah yolu içindir, yolda olanlar (göçmenler) içindir, Allah bilendir hâkimdir.
İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Kendilerine ondan bir pay verilirse, hoşnut olurlar; eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse hemen kızarlar.
Onlardan kimi de sadakalar(ın bölüştürülmesi hususun)da sana dil uzatır. Eğer o sadakalardan kendilerine pay verilse hoşlanırlar, onlardan kendilerine pay verilmezse hemen kızarlar.
Kimileri de sadakalar /zekatlar konusunda sana dil uzatırlar. Kendilerine verilirse memnun olur, verilmezse anında sinirlenirler.
İçlerinde sadakalar konusunda sende kusur arayanlar vardır. Kendilerine verilse hoşlarına gider, verilmezse anında sinirlenirler.
Onlardan sadakalar konusunda seni ayıplayanlar vardır. Onlara verilirse hoşnut olurlar, verilmezse hemen öfkeleniverirler.
Onlardan sadakalar konusunda sana dil uzatanlar vardır. Onlara verilirse hoşnut olurlar; verilmezse hemen öfkeleniverirler.
İçlerinden bir kısmı da sadakalar konusunda sana laf dokundurur. Ondan kendilerine verilmişse memnun olurlar. Verilmemişse hemen öfkelenirler.
Among these hypocrites are some who question your integrity in the way you distribute the spoils and Zakat and try to defame you. They disregard Allah's fundamental motive and reason of action and tend to go by their selfish motive principle. If they go share and share alike, they approve their hearts to Allah, and if they do not have a good share in what is distributed, they express their disapprobation and moral condemnation.
Some of them find fault with you [Prophet] regarding the distribution of alms: they are content if they are given a share, but angry if not.
And among them are men who slander thee in the matter of (the distribution of) the alms: if they are given part thereof, they are pleased, but if not, behold! they are indignant!
[9:58] (O Prophet), some of them find fault with you in the distribution of alms. If they are given something of it they are pleased, and if they are given nothing they are angry.
Among them there are some who find fault with you concerning the zakat. If they are given some of it, they are pleased but if they are not given any, they are angry.
And of them are some who accuse you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) in the matter of (the distribution of) the alms. If they are given part thereof, they are pleased, but if they are not given thereof, behold! They are enraged![1]
There are some of them who blame you regarding [the distribution of] the charities: if they are given from them, they are pleased, but if they are not given from them, behold, they are displeased.
And some of these (hypocrites) are those who find fault with you in the (distribution of) charities. If they are given a share out of it, they are pleased, but if they are not given any share out of it, they at once feel offended.
Some of them find fault with thee touching the freewill offerings; if they are given a share of them they are well-pleased, but if they are given none then they are angry.
Some of them do not like the way that you distribute the charity funds. If you give them some, they become glad. But if you exclude them, they will become angry.
Of them are some who defame thee, with respect to alms; though if they are given a part thereof, they are content; and if they are not given a part thereof, then are they in a rage.
Some of them are those who criticize you regarding the charities. If they are given from it, they are content; but if they are not given from it, they become enraged!
There is of them also who spreadeth ill reports of thee, in relation to thy distribution of the alms: Yet if they receive part thereof, they are well pleased; but if they receive not a part thereof, behold, they are angry.
Of them are some who defame you, with respect to (the distribution of) charity; though if they are given a part thereof, they are content; and if they are not given a part thereof, then are they enraged.
And of them is he who defames you concerning donations; so in case they are given thereof, they are satisfied; and in case they are not given thereof, only then are they wrathful. .
And of them is he who defameth thee in the matter of the alms. If they are given thereof they are content, and if they are not given thereof, behold! they are enraged.
There are some among them who blame you (of partiality) in distributing the offerings made in the name of God. In case they receive some of these they are pleased, if not, they are incensed.
And among them are such as find fault with thee [O Prophet] concerning [the distribution of] the offerings given for the sake of God: if they are given something thereof, they are well-pleased; but if they are not given anything thereof, lo! they are consumed with anger.
There are some of them who are critical of your distribution of alms ˹O Prophet˺. If they are given some of it they are pleased, but if not they are enraged.
And from them are those who criticize you regarding the charities. If they are given from it, they are content; and if they are not given from it, they become enraged!
Some of them criticize your distribution of the charities; if they are given therefrom, they become satisfied, but if they are not given therefrom, they become objectors.
And among them are some who criticize you concerning the [distribution of] charities. If they are given from them, they approve; but if they are not given from them, at once they become angry.
And among them is he who speaks ill of thee concerning charity; then if they are given thereof, they are satisfied; but if they are not given thereof, then are they angry.
Some of them try to find fault with you (O Prophet) in the distribution of charity. If they are given plenty, they are pleased and if they receive little share, they get enraged.
And among them are men who speak ill of you in the matter of (the distribution of) charity: If they are given part of it, then they are happy, but if not, look! They are angry (and indignant)!
And among them there are those who find fault with you in (the distribution of) Sadaqāt (alms). So, if they are given something out of it, they are quite happy, and if they are given nothing from it, they at once get annoyed.
And from them are those who criticize you regarding the charities. If they are given from it, they are content; and if they are not given from it, they become enraged!