Tahrîm suresi · 6–9. ayetler

Kendinizi ve ailenizi koruyun; içten tövbe

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 26 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 26 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Tahrîm suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tahrîm suresi, 6. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ قُوٓا۟ أَنفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَارًا وَقُودُهَا ٱلنَّاسُ وَٱلْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلَٰٓئِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَّا يَعْصُونَ ٱللَّهَ مَآ أَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin başında gayet katı, çetin, Allah'ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taş olan ateşten koruyun! dipnot 1 Üzerinde son derece güçlü, Allah'ın kendilerine emrine isyan etmeyen ve emredildikleri şeyi yapan melekler vardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Bakara 2:24.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Kendinizi ve yakınlarınızı yakıtı insanlar ve taşlar olan tarifsiz bir ateşten koruyunuz! Ona memur melekler kararlı ve tavizsizdirler; hiçbir buyruğunda Allah'a karşı gelmezler ve kendilerine emredileni yaparlar.

    Muhammed Esed

    Siz ey imana ermiş olanlar! Yakıtı insanlar ve taşlar olan (öteki dünyanın) ateş(in)den kendinizi ve size yakın olanları koruyun! Onun başında (gözetici olarak) bulunanlar, emrettiği hiçbir şeyde Allah'a karşı gelmeyen, ama (daima) kendilerinden isteneni yapan kararlı (ve) azimli meleklerdir.

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler! Nefslerinizi (benliğinizi) ve ehlinizi (bedeninizin gelecekteki karşılığını), yakıtı insanlar ve taşlar (tapındıkları heykeller, putlar türü cansızlar) olan Nar'dan koruyun! Onda hükmedildiği üzere emredildiklerini yapan; kendilerine emrettiği konuda Allah'a asi olmayan, çok güçlü, çok şiddetli acımasız, melekler (kuvveler) vardır!

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler! Kendinizi ve yakınlarınızı ateşten koruyun ki onun yakıtı insanlar ve taşlardır; üzerinde oldukça sert, güçlü melekler vardır. Allah kendilerine neyi emretmişse ona isyan etmezler ve emredildiklerini yerine getirirler.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında, acımasız, güçlü, Allah’ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildiklerini yapan melekler vardır.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten, kendinizi ve ailenizi koruyun. Onun üzerinde, Allah'ın buyruklarına karşı gelmeyen ve verilen buyrukları yerine getiren kararlı ve güçlü melekler vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    "Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyunuz! O ateşin başında, acımasız/sert, güçlü, Allah'ın kendilerine emrettiğine karşı gelmeyen, emrolunduklarını yerine getiren melekler vardır."

    Edip Yüksel

    Ey iman edenler, yakıtı halk ve taşlar olan ateşten kendinizi ve ailenizi koruyun. Ateşin üzerinde sert ve güçlü melekler olup, ALLAH'ın buyruğuna karşı gelmezler ve kendilerine ne emredilmişse onu uygularlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey inananlar, yakıtı halk ve taşlar olan ateşten kendinizi ve ailenizi koruyun. Ateşin üzerinde sert ve güçlü melekler olup, ALLAH'ın buyruğuna karşı gelmezler ve kendilerine ne emredilmişse onu uygularlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, kendilerinizi ve ailelerinizi bir ateşten koruyun ki, onun yakacağı insanlar ve taşlardır; onun başında son derece katı, çetin mi çetin melekler görevlidir. Allah kendilerine ne emrettiyse ona isyan etmezler ve emrolundukları her şeyi yaparlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iyman edenler! Kendilerinizi ve ailelerinizi koruyun bir ateşten ki yakacağı o insanlar, o taşlardır, üzerinde öyle Melekler vardır ki yoğun mu yoğun, çetin mi çetin, Allah kendilerine ne emrettiyse ona ısyan etmezler ve her neye me'mur iseler yaparlar.

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Kendinizi ve yakınlarınızı, yakıtı taşlar ve insanlar olan ateşten koruyun. Onun üzerinde, Allah'ın buyruklarına karşı gelmeyen ve buyrulan şeyi yapan çok güçlü ve acımasız melekler dipnot 1 vardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Güçler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Kendinizi ve yakınlarınızı, yakıtı taşlar ve insanlar olan ateşten koruyun. Onun üzerinde, Allah'ın buyruklarına karşı gelmeyen ve buyrulan şeyi yapan çok güçlü ve acımasız melekler dipnot 1 vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Güçler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Kendinizi ve yakınlarınızı, yakıtı taşlar ve insanlar olan ateşten koruyun. Onun üzerinde, Allah'ın emrettiği şeylerde asla O'na karşı gelmeyen çok güçlü ve acımasız melekler dipnot 1 vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Güçler.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, kendinizi ve ehlinizi (yakınlarınızı) ateşten koruyun ki onun yakıtı insanlar ve taşlardır; üzerinde oldukça sert, güçlü melekler vardır. Tanrı kendilerine neyi buyurmuşsa ona isyan etmezler ve buyrulduklarını yerine getirirler.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, gerek kendilerinizi, gerek ailelerinizi öyle bir ateşden koruyun ki onun yakacağı insanla taşdır. (O ateşin) üzerinde iri gövdeli, sert tabiatlı melekler vardır (me'murdur) ki onlar Allahın kendilerine emretdiği şeylere asla isyan etmezler. Neye de me'mur edilirlerse yaparlar.

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; kendinizi ve çoluk çocuğunuzu, yakacağı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun üzerinde iri gövdeli, haşin tabiatlı melekler vardır. Ki onlar; Allah'ın kendilerine emrettiğine katiyyen isyan etmezler. Ve emrolunduklarını yaparlar.

    Mehmet Alagaş

    (6-7) Ey iman edenler, kendinizi ve yakın çevrenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin üzerinde kaba ve şiddetli melekler vardır , onlara emrettikleri şeylerde Allah’a karşı gelmezler / isyan etmezler , ne emrediliyorsa onu yaparlar. Ey kafirler, bugün mazeret beyan etmeyin / özür dilemeyin. Muhakkak ki sizle yaptıklarınız dolayısıyla cezalandırılıyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler! Kendinizi ve ailelerinizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında gayet haşin, sert; Allah'ın kendilerine emrettiğine karşı gelmeyen ve kendilerine emredileni yapan melekler vardır.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, kendinizi ve ailenizi bir ateşten koruyun ki onun yakıtı insanlar ve taşlardır. Onun başında gayet katı, şiddetli, Allah'ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildikleri şeyi yapan melekler vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler! Tutuşturucusu insanlar ve taşlar olan bir ateşe karşı kendinizi ve ailenizi koruyun. Orayı iri gövdeli, katı yürekli melekler (görevliler dipnot 1 ) yönetirler. Onlar, Allah'ın emrine karşı gelmezler; kendilerine ne emredilmişse onu yaparlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ....

    Şaban Britch

    Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun. Onun yakıtı insanlar ve taşlardır. Onun başında, katı ve sert melekler vardır. Allah’ın kendilerine emrettiğine isyan etmezler. Ne emredilirse yaparlar.

    Şaban Piriş

    -Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun. Onun yakıtı insanlar ve taşlardır. Onun başında, katı ve sert melekler vardır. Allah'ın kendilerine emrettiğine isyan etmezler. Ne emredilirse yaparlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman sahipleri! Kendilerinizi ve ailelerinizi öyle bir ateşten koruyun ki, yakıtı insanlarla taşlardır. O ateşin başında çok katı, çok sert melekler vardır. Onlar, kendilerine emir verdiği konuda Allah'a isyan etmezler ve emredildikleri şeyi yaparlar.

  2. Tahrîm suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tahrîm suresi, 7. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَا تَعْتَذِرُوا۟ ٱلْيَوْمَ إِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    Ey inkar edenler! Bu gün özür dilemeyin! Siz ancak yapmakta olduklarınızın karşılığını görüyorsunuz.

    Mehmet Okuyan

    (Onlara:) "Ey kâfir olanlar! Bugün özür dilemeyin! Size yaptıklarınızın karşılığı verilecektir!" (denir).

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey küfrü tabiat haline getirenler! Bugün mazaret ileri sürmeyin! Şimdi sadece yapmış olduklarınızın karşılığını göreceksiniz.

    Muhammed Esed

    (O halde,) ey hakikati inkara şartlanmış olanlar, bugün (geçersiz) özürler beyan etmeyin! (Öteki dünyada) siz ancak (bu dünya hayatında) yapmış olduklarınızın karşılığını göreceksiniz.

    Ahmed Hulusi

    (Zebanilerden hitap şudur): "Ey hakikat bilgisini inkar edenler! Bugün mazerete yer yoktur! Siz yalnızca yaptıklarınızın sonucunu yaşıyorsunuz!"

    Ali Bulaç

    Ey inkar edenler! Bugün özür beyan etmeyin. Siz ancak yaptıklarınızla cezalandırılıyorsunuz.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey kâfirler! Bugün özür dilemeyin! Siz ancak işlediklerinizin cezasını çekeceksiniz, (denilir).

    Ali Rıza Safa

    "Ey nankörlük edenler! Bugün özür dilemeyin; yalnızca yaptıklarınızın karşılığı verilerek cezalandırılıyorsunuz!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Ey inkar edenler! Bugün özür dilemeyiniz. Size ancak yaptıklarınızın karşılığı verilecektir."

    Edip Yüksel

    Ey inkarcılar, bugün özür beyan etmeyin. Siz, ancak yapmış olduklarınızın karşılığını görmektesiniz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey inkarcılar, bugün özür beyan etmeyin. Siz, ancak yapmış olduklarınızın karşılığını görmektesiniz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey kafirler o gün özür dilemeye kalkışmayın, çünkü siz, ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o küfredenler! O gün özür dilemeğe kalkmayın çünkü hep yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz

    Erhan Aktaş

    Ey Kafirler! Bugün özür dilemeyin! Siz, yalnızca yaptıklarınızın karşılığını görmektesiniz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey Kafirler! Bugün özür dilemeyin! Siz, yalnızca yaptıklarınızın karşılığını görmektesiniz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey gerçeği yalanlayan nankörler! Bugün özür dilemeyin. Siz, yalnızca yaptıklarınızın karşılığını görmektesiniz.

    Gültekin Onan

    Ey küfredenler, bugün özür beyan etmeyin. Siz ancak yaptıklarınızla cezalandırılıyorsunuz.

    Hasan Basri Çantay

    (Cehenneme giderlerken onlara:) "Ey kafirler, bu gün (bihude) özür dilemeyin. Siz ancak yapmakda olduğunuzun cezasını çekeceksiniz" (denilir).

    İbni Kesir

    Ey küfredenler; bugün, özür dilemeyin. Siz, ancak işlediklerinizin karşılığını görmektesiniz.

    Mehmet Alagaş

    (6-7) Ey iman edenler, kendinizi ve yakın çevrenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin üzerinde kaba ve şiddetli melekler vardır , onlara emrettikleri şeylerde Allah’a karşı gelmezler / isyan etmezler , ne emrediliyorsa onu yaparlar. Ey kafirler, bugün mazeret beyan etmeyin / özür dilemeyin. Muhakkak ki sizle yaptıklarınız dolayısıyla cezalandırılıyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey kafirler! O gün mazeret ileri sürmeyin. Ancak yaptıklarınızın karşılığını çekeceksiniz.

    Süleyman Ateş

    (Oraya girenlere derler ki:) "Ey nankörlük edenler, bugün özür dilemeyin. Çünkü siz, ancak yaptığınız şeylerle cezalandırılıyorsunuz.!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey ayetleri görmezlikten gelenler (kafirler)! dipnot 1 Bu gün özür ileri sürmeyin. Sadece yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Al-i İmran 3/106

    Şaban Britch

    Ey Kafirler! O gün mazeret ileri sürmeyin. Ancak yaptıklarınızın karşılığını çekeceksiniz.

    Şaban Piriş

    -Ey inkar edenler! O gün mazeret ileri sürmeyin. Ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey küfre sapanlar! Özür dilemeyin bugün! Çünkü siz yapıp ettiklerinizin karşılığı olarak cezalandırılıyorsunuz.

  3. Tahrîm suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tahrîm suresi, 8. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ تُوبُوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ تَوْبَةً نَّصُوحًا عَسَىٰ رَبُّكُمْ أَن يُكَفِّرَ عَنكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَيُدْخِلَكُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ يَوْمَ لَا يُخْزِى ٱللَّهُ ٱلنَّبِىَّ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ نُورُهُمْ يَسْعَىٰ بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَٰنِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَآ أَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَٱغْفِرْ لَنَآ إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Allah'a içtenlikle tövbe edin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. "Ey Rabbimiz! Nurumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter" derler.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a yönelin! Umulur ki Rabbiniz sizden kötülüklerinizi örter. Peygamber'i ve onunla birlikte iman edenleri rezil etmeyeceği günde Allah sizi, altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. Onların ışığı önlerinden ve sağlarından koşar (ve) "Rabbimiz! Işığımızı bizim için tamamla; bizi bağışla! Şüphesiz ki sen her şeye gücü yetensin." derler.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Samimi bir kalp ile tevbe ederek içten bir sadakatle Allah'a yönelin! Umulur ki Rabbiniz günahlarınızı örter ve Allah'ın peygamber ve ona katılarak iman edenleri mahcup etmeyeceği o gün, sizi zemininden ırmakların çağladığı cennetlere koyar: Onlar önlerinden ve sağlarından ışık saçarlar ve şöyle dua ederler: "Rabbimiz! Nurumuzu tamamla ve bizi bağışla: çünkü sen her şeye kadirsin!

    Muhammed Esed

    Siz ey imana ermiş olanlar! Gönülden tevbe ederek Allah'a yönelin! Umulur ki Rabbiniz kötü fiilerinizi yok eder ve Allah'ın Peygamberi ile o'nun inancını paylaşanları utandırmayacağı o Gün, sizi içinden ırmaklar akan bahçelere koyar. Onlar, önlerinden ve sağ taraflarından hızla ışık yayarlar ve "Ey Rabbimiz!" diye yalvarırlar, "Bu ışığımızı ebediyyen parlat ve günahlarımızı bağışla! Çünkü Sen her şeye kadirsin!"

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler! Allah'a özden ve kesin bir tövbe ile tövbe edin! Umulur ki Rabbiniz kötülüklerinizi sizden örter ve sizi altından nehirler akan cennetlere dahil eder. O süreçte Allah, O Nebi'yi ve Onunla beraber iman etmişleri rezil - rüsva etmez! Onların nuru, önlerinden ve sağ taraflarında koşar. Derler ki: "Rabbimiz. . . Nurumuzu tamamla ve bizi mağfiret eyle. . . Muhakkak ki sen her şeye Kaadir'sin. "

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler! Allah'a kesin (nasuh) bir tevbe ile tevbe edin. Olabilir ki, Allah sizin kötülüklerinizi örter ve altından ırmaklar akan cennetlere sokar. O gün Allah, Peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri küçük düşürmeyecektir. Nurları, önlerinde ve sağ yanlarında koşar parıldar. Derler ki: "Rabbimiz nurumuzu tamamla, bizi bağışla! Şüphesiz Sen, her şeye güç yetirensin."

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter. Peygamberi ve Onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların önlerinden ve sağlarından (amellerinin) nûrları aydınlatıp gider de, «Ey Rabbimiz! Nurumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü sen her şeye kadirsin» derler.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Yürekten pişmanlığınızı Allah'a gösterin. dipnot 521 Efendinizin, kötülüklerinizi örtmesi ve altlarından ırmaklar akan cennetlere sizi yerleştirmesi umut edilebilir. O gün, Allah, hem peygamberi hem de Onunla birlikte olan inananları utandırmayacaktır. Önlerinden ve sağ yanlarından aydınlıkları yayılır. Şöyle derler: "Efendimiz! Aydınlığımızı tamamla ve bizi bağışla. Kuşkusuz, Sen, her şeye Gücü Yetensin!"

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 521
      "Yürekten pişmanlık" olarak yazdığımız "Tevbeten nasuhan" söylemi, kimi çevirilerde, "Nasuh tövbesi" biçiminde yazılmış ve bu isimle bir öykü uydurulmuştur. Bu ayetle ilişkilendirilen uydurma öyküyü, arka taraftaki Kur'an Ayetlerine Yakıştırılan Öyküler bölümünde bulabilirsiniz.

    Bayraktar Bayraklı

    "Ey iman edenler! Gönülden gelen bir tövbe ile Allah'a yöneliniz. Belki Rabbiniz kötülüklerinizi örter. Peygamberi ve onunla beraber iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Onların önlerinden ve sağlarından nurları aydınlatıp gider de,'Ey Rabbimiz! Nurumuzu bizim için tamamla, bizi affet, çünkü senin her şeye gücün yeter' derler."

    Edip Yüksel

    Ey iman edenler, ALLAH'a yürekten tövbe edin ki Efendiniz kötülüklerinizi örtsün ve altından ırmaklar akan bahçelere soksun. ALLAH, o gün peygamberi ve beraberinde bulunanları utandırmaz. Işıkları, önlerinden sağ yanlarına doğru yayılır ve, "Efendimiz, bizim için ışığımızı tamamla ve bizi bağışla; sen her şeye gücü yetensin" derler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey inananlar, ALLAH'a yürekten tevbe edin ki Rabbiniz kötülüklerinizi örtsün ve altından ırmaklar akan cennetlere soksun. ALLAH, o gün peygamberi ve beraberinde bulunanları utandırmaz. Işıkları, önlerinden sağ yanlarına doğru yayılır ve, 'Rabbimiz, bizim için ışığımızı tamamla ve bizi bağışla; sen herşeye gücü yetensin,' derler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, Allah'a öyle tevbe ile tevbe edin ki, nasuh (gayet ciddi, samimi) bir tevbe olsun! Ola ki Rabbiniz kusurlarınızı örter, Allah'ın peygamberi ve onun beraberinde iman edenleri utandırmayacağı günde sizi altından ırmaklar akan cennetlere koyar. Onların nurları, önlerinde ve sağ yanlarında koşacak, şöyle diyecekler: "Ey Rabbimiz, bizlere nurumuzu tamamla ve bizi bağışla; şüphesiz ki sen her şeye kadirsin!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iyman edenler! Allaha öyle tevbe edin ki nasuh (gayet ciddi, müessir, öğütcü) bir tevbe olsun, gerek ki rabbınız sizden kabahatlerinizi keffaretle örter de sizleri altından ırmaklar akar Cennetlere koyar, o gün ki Allah Peygamberini ve onun maıyyetinde iyman edenleri utandırmıyacak, nurları önlerinde ve sağlarında koşacak, şöyle diyecekler: ya rabbena! Bizlere nurumuzu tamamla ve bizleri mağfiretinle yarlığa, şübhesiz ki sen her şey'e kadirsin.

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Öğüt veren bir tevbe dipnot 1 ile Allah'a tevbe edin. Umulur ki Rabb'iniz, kötülüklerinizi örter ve sizi altından nehirler akan Cennetlere koyar. O Gün Allah, Nebileri ve onlarla beraber olanları asla üzmeyecektir. Onların ışıkları önlerini ve yanlarını aydınlatır. "Rabb'imiz, bizim ışığımızı tamamla ve bizi bağışla. Kuşkusuz Sen, Her Şeye Güç Yetiren'sin." derler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kesin bir pişmanlık duygusuyla, kalıcı etkisi olan bir samimiyetle. Tevbe, dönüş yapmak, Allah'a yönelmektir (Bkz. 13:30). Bağışlanmaya konu olan şeyleri terk etmektir. Yapılan kötülükten, yanlıştan, haksızlıktan, günahtan kesin olarak vazgeçmek ve yaptığını düzeltmektir. Pişmanlığın sözle ifade edilmesi tevbe değildir. Tevbe etmek, bağışlanma dilemek değildir; "bağışlanma dilemek" "istiğfar"da bulunmaktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Öğüt veren bir tevbe dipnot 1 ile Allah'a tevbe edin. Umulur ki Rabb'iniz, kötülüklerinizi örter ve sizi altından nehirler akan Cennetlere koyar. O gün Allah, nebileri ve onlarla beraber olanları asla üzmeyecektir. Onların ışıkları önlerini ve yanlarını aydınlatır. "Rabb'imiz, bizim ışığımızı tamamla ve bizi bağışla. Kuşkusuz Sen, Her Şeye Güç Yetiren'sin." derler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dönüş yapmak: Yapılan kötülükten, yanlıştan, haksızlıktan, günahtan kesin olarak vazgeçmek, yaptığını düzeltmektir. Pişmanlığın sözle ifade edilmesi tevbe değildir. Tevbe etmek, bağışlanma dilemek değildir; "bağışlanma dilemek" "istiğfar"da bulunmaktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Öğüt veren bir tövbe ile Allah'a tövbe edin. Umulur ki Rabb'iniz, kötülüklerinizi örter ve sizi altından nehirler akan Cennetlere koyar. O gün Allah, nebileri ve onlarla beraber olanları asla üzmeyecektir. Onların ışıkları önlerini ve yanlarını aydınlatır. "Rabb'imiz, bizim ışığımızı tamamla ve bizi bağışla. Kuşkusuz Sen, Her Şeye Güç Yetiren'sin." derler.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, Tanrı'ya kesin (nasuh) bir tevbe ile tevbe edin. Olabilir ki, Tanrı sizin kötülüklerinizi örter (yükeffire) ve altından ırmaklar akan cennetlere sokar. O gün Tanrı, Peygamberi ve onunla birlikte inananları küçük düşürmeyecektir. Nurları, önlerinde ve sağ yanlarında koşar parıldar. Derler ki: "Rabbimiz nurumuzu tamamla, bizi bağışla. Şüphesiz sen her şeye güç yetirensin."

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, tam bir sıdk-u hulusa malik bir tevbe ile Allaha dönün. Olur ki Rabbiniz kötülüklerinizi örter ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. O gün Allah peygamberini ve iman edib onunla beraber olanları rüsvay etmeyecek, nuurları önlerinde ve sağlarında koşacak, "Ey Rabbimiz, diyecekler, bizim nuurumuzu tamamla, bizi yarlığa. Şübhesiz ki Sen herşey'e hakkıyle kaadirsin".

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; Allah'a nasuh tevbesi ile tevbe edin. Umulur ki Rabbınız kötülüklerinizi örter ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. O gün, Allah; peygamberini ve onunla beraber olan mü'minleri utandırmayacak. Onların nurları önlerinde ve sağlarında koşacak; Rabbımız, ışığımızı tamamla, bizi bağışla. Şüphesiz ki Sen, her şeye kadirsin, diyecekler.

    Mehmet Alagaş

    (8-9) Ey İman edenler, geri dönülmez bir vazgeçişle Allah’a tövbe edin, belki Allah sizin günahlarınızı örtbas eder / yok sayar ve sizi altlarından nehirler akan cennetlerine sokar. O gün Alla, Nebisini ve onunla beraber iman edenleri utandırmaz, sağlarından ve önlerinden ışıkları / nurları koşar, derler ki Rabbimiz bizim nurumuzu tamamla, bizi bağışla, muhakkak ki sen her şeyi güç yetirip ayarlayansın. Ey Nebi, Küffarla ve münafıklarla cihat et, onlara katı ol, onların varacakları yer cehennem, ne kötü bir gidilecek yerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler! Allah’a içtenlikle (nasuh) tevbe edin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan Cennetler'e sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. “Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla! Çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter.” derler.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, Allah'a yürekten tevbe edin. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter; Allah'ın, peygamberi ve onunla beraber inanmış olanları utandırmayacağı günde, sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. (O gün) onların nuru, önlerinden ve sağ yanlarından koşar. Derler ki: "Rabbimiz, nurumuzu tamamla, bizi bağışla. Doğrusu, senin herşeye gücün yeter!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler! Örnek bir dönüşle Allah'a dönün. Belki Sahibiniz, nebilerini ve inanıp güvenenleri (müminleri) aşağılamayacağı günde kabahatlerinizi örter de sizi içinden ırmaklar akan bahçelere yerleştirir. (Oraya gidecek olanların) Nurları önlerini ve sağ yanlarını aydınlatır. Şöyle derler: "Rabbimiz, nurumuzu tamamla ve bizi bağışla. Her şeye bir ölçü koyan sensin."

    Şaban Britch

    Ey iman edenler! Sadık bir tevbe ile Allah’a tevbe edin. Umulur ki Rabbiniz, günahlarınızı örter. Peygamberi ve O'nunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Nurları önlerinden ve yanlarından koşar. "Rabbimiz! Bizim nurumuzu tamamla ve bizi bağışla. Şüphesiz senin her şeye gücün yeter." derler.

    Şaban Piriş

    -Ey iman edenler, tam arınarak Allah'a tevbe edin. Umulur ki Rabbiniz, günahlarınızı örter ve sizi alt tarafından ırmaklar akan cennetlere girdirir. O gün, Allah, Peygamberi ve onunla beraber iman etmiş olanları utandırmaz. Nurları önlerinden ve yanlarından koşar. Rabbimiz, derler. Bizim nurumuzu tamamla ve bizi bağışla. Şüphesiz senin her şeye gücün yeter.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman edenler! Etkili öğüt veren bir tövbe ile Allah'a yönelin. Umulur ki Rabbiniz, çirkinliklerinizi ve günahlarınızı örter ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. O gün Allah, peygamberi ve onunla birlikte inananları utandırmayacaktır. Onların ışığı önlerinden ve sağ yanlarından koşup gelir. Şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Işığımızı tamamla ve bizi bağışla! Sen her şeye Kadir'sin, her şeye gücün yeter."

  4. Tahrîm suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tahrîm suresi, 9. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ جَٰهِدِ ٱلْكُفَّارَ وَٱلْمُنَٰفِقِينَ وَٱغْلُظْ عَلَيْهِمْ وَمَأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

    Diyanet İşleri

    Ey Peygamber! Kafirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir orası!

    Mehmet Okuyan

    Ey Peygamber! O kâfirlerle ve o münafıklarla cihad et; onlara karşı sert davran! Onların barınağı cehennemdir. Ne kötü varış yeridir (orası)! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Tevbe 9:73, 123. Bu ayetlerde kastedilenler müslümanlarla fiili olarak savaş eden, antlaşmaları bozan, düşmanlarla işbirliği yapan ve müslüman toplumu can evinden vurmaya çalışan belirli nitelikteki kâfirler ve münafıklardır. Yoksa durduğu yerde duran inançsızlarla ilgili herhangi bir durum söz konusu değildir. Kur'an'da savaşla ilgili bütün ayetler, Bakara 2:190-193, 256, Nisâ 4:89-91, Enfâl 8:39-40, Tevbe 9:2-5, 12, 36, Hacc 22:39 ve Mümtehine 60:8-9. ayetler ışığında anlaşılmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Sen ey peygamber! İnkar edenlere ve ikiyüzlülüğü huy edinenlere karşı cihat et ve onlara karşı tavizsiz ol! (Böyle giderlerse) varacakları yer cehennemdir: orası ne berbat bir son duraktır.

    Muhammed Esed

    Ey Peygamber! Hakikati inkar edenler ve ikiyüzlüler ile amansızca mücadele et ve onlara karşı kararlı ve ödünsüz davran. Ve (eğer tevbe etmezlerse) varacakları yer cehennem olacaktır. O, ne kötü bir varış yeridir!

    Ahmed Hulusi

    Ey Nebi! Hakikat bilgisini inkar edenler ve ikiyüzlüler (münafıklar) ile mücahede et ve onlara kesin davran (tavizsiz ol)! Onların barınağı cehennemdir! Ne kötü dönüş yeridir o!

    Ali Bulaç

    Ey Peygamber, kafirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı 'sert ve caydırıcı' davran. Onların barınma yeri cehennemdir. Ne kötü bir dönüş yeridir o.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. O gidilecek yer ne de kötüdür!

    Ali Rıza Safa

    Ey peygamber! Nankörlük edenlerle ve ikiyüzlülerle savaşım yap ve onlara katı davran. Kalacakları yer cehennemdir; ne kötü bir varış yeridir.

    Bayraktar Bayraklı

    "Ey Peygamber! Kafirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara sert davran! Onların varacakları yer cehennemdir. Orası varılacak ne kötü bir yerdir!"

    Edip Yüksel

    Ey peygamber, kafirlere ve ikiyüzlülere karşı savaşım ver ve onlara karşı sert davran. Yerleri cehennemdir. O ne kötü duraktır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey peygamber, kafirlere ve ikiyüzlülere karşı savaşım ver ve onlara karşı sert davran. Yerleri cehennemdir. O ne kötü duraktır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey Peygamber, kafirlerle ve münafıklarla savaş ve onlara kalın bulun (katı davran)! Onların varacakları yer cehennemdir. Ona gidiş de ne kötü gidiş!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o Peygamber! Kafirlere ve münafıklara mücahede et ve onlara karşı kalın bulun, onların varacakları yer Cehennemdir, ona gidiş de ne fena gidiştir.

    Erhan Aktaş

    Ey Nebi! Kafirlere ve münafıklara karşı mücadele et. Ve onlara kararlılık göster. dipnot 1 Onların varacağı yer Cehennem'dir. O ne kötü dönüş yeridir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ödünsüz ol.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey Nebi! Kafirlere ve münafıklara karşı mücadele et. Ve onlara kararlılık göster dipnot 1 . Onların barınacağı yer Cehennem'dir. O ne kötü dönüş yeridir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ödünsüz ol.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey Nebi! Gerçeği yalanlayan nankörlere ve münafıklara karşı mücadele et. Ve onlara sert davran. Onların barınacağı yer Cehennem'dir. O ne kötü dönüş yeridir.

    Gültekin Onan

    Ey Peygamber, kafirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı 'sert ve caydırıcı' davran. Onların barınma yeri cehennemdir. Ne kötü bir dönüş yeridir o.

    Hasan Basri Çantay

    Ey peygamber, kafirlerle, münafıklarla savaş, onlara karşı sert davran. Onların barınacakları yer cehennemdir. O, ne fena gidişdir!

    İbni Kesir

    Ey peygamber; kafirler ve münafıklarla savaş, onlara karşı çetin ol. Onların varacağı yer cehennemdir. O, ne kötü dönüş yeridir.

    Mehmet Alagaş

    (8-9) Ey İman edenler, geri dönülmez bir vazgeçişle Allah’a tövbe edin, belki Allah sizin günahlarınızı örtbas eder / yok sayar ve sizi altlarından nehirler akan cennetlerine sokar. O gün Alla, Nebisini ve onunla beraber iman edenleri utandırmaz, sağlarından ve önlerinden ışıkları / nurları koşar, derler ki Rabbimiz bizim nurumuzu tamamla, bizi bağışla, muhakkak ki sen her şeyi güç yetirip ayarlayansın. Ey Nebi, Küffarla ve münafıklarla cihat et, onlara katı ol, onların varacakları yer cehennem, ne kötü bir gidilecek yerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey Peygamber! Kâfirlerle ve münafıklarla cihat et, onlara karşı sert davran. Onların barınma yeri Cehennem'dir. O, pek de kötü bir dönüş yeridir.

    Süleyman Ateş

    Ey Peygamber! kafirlerle ve iki yüzlülerle uğraş, onlara karşı katı davran. Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir o!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey Nebi! Ayetleri görmezlikten gelenlerle (kafirlerle) ve iki yüzlülerle (münafıklarla) mücadeleye devam et. Onlara karşı dik dur. Onların varacağı yer Cehennem'dir. Ne kötü hale gelmektir o!

    Şaban Britch

    Ey Peygamber! Kâfirlerle ve münafıklarla cihat et, onlara karşı sert davran. Onların barınma yeri Cehennem'dir. Pek de kötü bir dönüş yeridir o.

    Şaban Piriş

    -Ey Peygamber! Kafirlerle ve münafıklarla cihat et, onlara karşı sert davran. Onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir sonuç!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey Peygamber! Küfre sapanlarla ve münafıklarla mücadele et ve onlara karşı sert davran! Varacakları yer cehennemdir onların. Ne kötü dönüş yeridir o!

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.