Diyanet İşleri
Ey peygamber! Eşlerinin rızasını arayarak, Allah'ın sana helal kıldığı şeyi niçin sen kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Tahrîm suresi · 1–5. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 26 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Tahrîm suresi, 1. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ لِمَ تُحَرِّمُ مَآ أَحَلَّ ٱللَّهُ لَكَ تَبْتَغِى مَرْضَاتَ أَزْوَٰجِكَ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Ey peygamber! Eşlerinin rızasını arayarak, Allah'ın sana helal kıldığı şeyi niçin sen kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Ey Peygamber! Allah'ın sana helal kıldığı şeyi eşlerini memnun etmek uğruna niçin kendine haram kılıyorsun? dipnot 1 Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Sen ey peygamber! Eşlerin(den bir kısmının) rızasını kazanmak için, neden Allah'ın helal kıldığı şeyi kendine haram ediyorsun? Yine de Allah çok bağışlayıcıdır, sınırsız bir merhamet kaynağıdır.
Ey Peygamber! Eşlerin(den herhangi biri)ni memnun etmek için, neden Allah'ın sana helal kıldığı bazı şeyleri (kendine) haram kılıyorsun? Allah çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır.
Ey Nebi! Allah'ın sana helal kıldığı şeyi, hanımlarının gönlü olsun diye niçin (kendine) haramlaştırıyorsun? Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
Ey Peygamber, eşlerinin hoşnutluğunu isteyerek, Allah'ın sana helal kıldıklarını niçin haram kılıyorsun? Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını gözeterek Allah’ın sana helâl kıldığı şeyi niçin kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
Ey peygamber! Allah'ın sana helal yaptığına, eşlerin hoşnut olsun diye neden Yasaklama getiriyorsun? Oysa Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.
"Ey Peygamber! Niçin Allah'ın sana helal kıldığı şeyi, eşlerinin hatırı için haram kılıyorsun? Allah affedendir; merhamet sahibidir."
Ey peygamber, sırf eşlerini memnun etmek amacıyla, ALLAH'ın sana helal (yasal) kıldığını kendine yasaklıyorsun. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
Ey peygamber, sırf eşlerini memnun etmek amacıyla, ALLAH'ın sana helal (yasal) kıldığını kendine yasaklıyorsun. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
Ey Peygamber, sana Allah'ın helal ettiğini niçin haram edersin; hanımlarının hoşnutluğunu ararsın? Yine de Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Ey o Peygamber! Sana Allahın halal kıldığını niçin haram edersin, zevcelerinin hoşnudluğunu ararsın? Maamafih Allah gafurdur, rahimdir.
Ey Nebi! Eşlerinin hoşnutluğunu gözeterek, Allah'ın helal kıldığı şeyi niçin kendine haram kılıyorsun? dipnot 1 Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Ey Nebi! Eşlerinin hoşnutluğunu gözeterek, Allah'ın helal kıldığı şeyi niçin kendine haram kılıyorsun? dipnot 1 Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Ey nebi! Eşlerinin hoşnutluğunu gözeterek, Allah'ın helal kıldığı şeyi niçin kendine haram kılıyorsun? dipnot 1 Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Ey Peygamber, eşlerinin hoşnutluğunu isteyerek, Tanrı'nın sana helal kıldıklarını niçin haram kılıyorsun? Tanrı, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
Ey peygamber, Allahın sana halal kıldığı şey'i zevcelerinin hoşnudluğunu arayarak, niçin (kendine) haram ediyorsun? (Bununla beraber üzülme) Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.
Ey Peygamber; eşlerinin hoşnudluğunu gözeterek Allah'ın sana helal kıldığı şeyi niçin kendine haram ediyorsun? Allah; Gafur'dur, Rahim'dir.
(1-5) Ey Nebi, Allah’ın sana helal ettiğini, zevcelerinin hoşnutluğunu sağlamak için niçin haram ediyorsun? Allah bağışlayandır esirgeyendir. Allah kesinlikle size yeminlerinizin çözülmesini / halledilmesini zorunlu etti / farz etti, Allah sizin dostunuzdur, O b ilendir gerekçeli son kararı verendir. Nebi zevcelerinden birine gizli bir şeyi anlatmıştı , ne zaman ki onu birine anlattı / haber verdi, Allah da onu Resulüne açık etti. (Gizli şeyi haber verdi diye ifşa etti) bir kısmını bildirdi bir kısmını da bildirmekten vazgeçti, zevcesine onu (gizli şeyi paylaşmış olmasını) haber verince de kadın dedi ki sana bunu kim haber verdi? Bunu bana alim olan ve haberi olan haber verdi dedi. Eğer ikiniz de (her iki hanımda) Allah’a tövbe ederseniz ki ikinizin de kalbi kesinlikle kaymıştı, şayet onun aleyhine destekleşirseniz / yardımlaşırsanız, muhakkak ki Allah, Cibril, Salih müminler onun dostudurlar ve Meleklerde onun destekçisidirler. Belki Onun Rabbi siz kadınları boşadığında daha hayırlı zevceler ile sizleri yer değiştir ir, Müslüman kadınlarla, iman eden kadınlarla, itaat eden kadınlarla, tövbe eden kadınlarla, kulluk eden kadınlarla, oruç tutan kadınlarla, dul ve de bekar kadınlarla yer değiştirir.
Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını aramak için ne diye Allah’ın sana helâl kıldığını (kendine) haram ediyorsun? Allah; çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
Ey peygamber! Niçin, Allah'ın sana helal kıldığı şeyi, eşlerinin, hatırı için haram kılıyorsun? Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Ey Nebi! Allah'ın özel olarak sana helal kıldığını, neden kendine haram kılıyorsun? Eşlerinin gönlünü etmeye çalışıyorsun. Neyse ki Allah bağışlar, ikramı boldur.
Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını aramak içi ne diye Allah’ın helal kıldığını (kendine) haram ediyorsun? Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
-Ey Peygamber! Ne diye eşlerinin gönlünü hoş etmek için Allah'ın helal kıldığını kendine haram ediyorsun? Allah, bağışlayıcıdır, merhametlidir.
Ey Peygamber! Allah'ın sana helal kıldığı şeyi, eşlerinin hoşnutluğunu isteyerek neden haramlaştırıyorsun? Allah Gafur'dur, Rahim'dir.
Tahrîm suresi, 2. ayet. قَدْ فَرَضَ ٱللَّهُ لَكُمْ تَحِلَّةَ أَيْمَٰنِكُمْ وَٱللَّهُ مَوْلَىٰكُمْ وَهُوَ ٱلْعَلِيمُ ٱلْحَكِيمُ
Allah (gerektiğinde) yeminlerinizi bozmayı (ve kefaret ödemeyi) size meşru kılmıştır. Allah, sizin yardımcınızdır. O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Allah (gerektiğinde) yeminlerinizi bozmanızı elbette size farz kılmıştır. dipnot 1 Sizin yardımcınız Allah'tır. O bilendir, doğru hüküm verendir.
Doğrusu Allah, (kendinizi gereksiz yere bağladığınız) yeminlerinizi bozup keffaretini verebileceğinizi size bildirir; zira Allah sizin efendinizdir: Ve O her şeyi bilendir, her hükmünde tam isabet edendir.
(Ey müminler!) Allah, (doğru ve haklı bir gerekçesi olmayan) yeminlerinizi bozmayı ve keffaretini vermeyi (size) emretmiştir. Allah, sizin Yüce Efendinizdir ve yalnız O'dur her şeyi bilen, gerçek hikmet sahibi.
Allah size, ettiğiniz yeminleri (kefaretini ödeyerek) çözmeyi farz kılmıştır! Allah sizin Mevla'nızdır. O, Aliym'dir, Hakiym'dir.
Allah, yeminlerinizin (keffaretle) çözülmesini size farz (veya meşru) kıldı. Allah, sizin mevlanız (sahibiniz, yardımcınız)dır. O, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Allah, (gerektiğinde) yeminlerinizi bozmanızı size meşru kılmıştır. Sizin yardımcınız Allah'tır. O, herşeyi hakkıyla bilendir, hikmet sahibidir.
Allah, yeminlerinizi çözmenin yolunu açmıştır. Çünkü Sahibiniz Allah'tır. Ve O, Bilendir; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.
Allah, yeminlerinizi nasıl bozabileceğinizi size açıklamıştır. Allah sizin mevlanızdır. O her şeyi bilendir; hikmet sahibidir.
ALLAH, yeminlerinizi helalleştirmenin yolunu bildirmiştir. Mevlanız (efendiniz) ALLAH'tır. O Bilendir, Bilgedir. dipnot 1
ALLAH, yeminlerinizin helalleştirmenin yolunu bildirmiştir. Mevlanız (efendiniz) ALLAH'tır. O Bilendir, Bilgedir.
Allah size yeminlerinizin çözümlüğünü (çözülmesini) farz kılmıştır ve Allah, sizin sahibinizdir. O herşeyi bilendir, hikmet sahibidir.
Allah sizin için yeminlerinizin çözümlüğünü farz kılmıştır ve Allah sizin mevlanızdır, hem de alim hakim odur
Allah, yeminlerinizi, kefaretini ödeyerek çözmeyi size farz dipnot 1 kılmıştır. Allah, sizin mevlanızdır. dipnot 2 O; Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.
Allah, yeminlerinizi, kefaretini ödeyerek çözmeyi size farz dipnot 1 kılmıştır. Allah, sizin mevlanızdır. dipnot 2 O; Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.
Allah, yeminlerinizi, kefaretini ödeyerek çözmeyi size farz dipnot 1 kılmıştır. Allah, sizin mevlanızdır. dipnot 2 O; Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.
Tanrı, yeminlerinizin (keffaretle) çözülmesini size farz (veya meşru) kıldı. Tanrı, sizin mevlanız (sahibiniz, yardımcınız)dır. O bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Allah, yeminlerinizin (keffaretle) çözülmesini size farz kılmışdır. Allah, sizin yardımcınızdır ve O, hakkıyle bilendir, tam hukum ve hikmet saahibidir.
Allah; yeminlerinizin çözülmesini size meşru kılmıştır. Allah sizin mevlanızdır. Ve O; Alim'dir, Hakim'dir.
(1-5) Ey Nebi, Allah’ın sana helal ettiğini, zevcelerinin hoşnutluğunu sağlamak için niçin haram ediyorsun? Allah bağışlayandır esirgeyendir. Allah kesinlikle size yeminlerinizin çözülmesini / halledilmesini zorunlu etti / farz etti, Allah sizin dostunuzdur, O b ilendir gerekçeli son kararı verendir. Nebi zevcelerinden birine gizli bir şeyi anlatmıştı , ne zaman ki onu birine anlattı / haber verdi, Allah da onu Resulüne açık etti. (Gizli şeyi haber verdi diye ifşa etti) bir kısmını bildirdi bir kısmını da bildirmekten vazgeçti, zevcesine onu (gizli şeyi paylaşmış olmasını) haber verince de kadın dedi ki sana bunu kim haber verdi? Bunu bana alim olan ve haberi olan haber verdi dedi. Eğer ikiniz de (her iki hanımda) Allah’a tövbe ederseniz ki ikinizin de kalbi kesinlikle kaymıştı, şayet onun aleyhine destekleşirseniz / yardımlaşırsanız, muhakkak ki Allah, Cibril, Salih müminler onun dostudurlar ve Meleklerde onun destekçisidirler. Belki Onun Rabbi siz kadınları boşadığında daha hayırlı zevceler ile sizleri yer değiştir ir, Müslüman kadınlarla, iman eden kadınlarla, itaat eden kadınlarla, tövbe eden kadınlarla, kulluk eden kadınlarla, oruç tutan kadınlarla, dul ve de bekar kadınlarla yer değiştirir.
Allah, yeminlerinizin (kefaretle) çözülmesini size meşru kılmıştır. Allah, sizin mevlanızdır. O; Alîm'dir, Hakîm'dir.
Allah size, yeminlerinizi (keffaretle) çözmeyi meşru' kılmıştır. Allah sizin sahibinizdir. O bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Allah, bu tür yeminlerinizi bozmayı size farz kılmıştır dipnot 1 . Allah sizin en yakınınızdır. Her şeyi bilen ve kararları doğru olan O'dur.
Allah, yeminlerinizin (kefaretle) çözülmesini size meşru kılmıştır. Allah, sizin mevlanızdır. O, Alim'dir, Hakim'dir.
Allah yeminlerinizi keffaretle çözmeyi size farz kılmıştır. Allah, sizin mevlanızdır. O, alimdir, hakimdir.
Allah size, yeminlerinizi çözmeyi farz kılmıştır. Ve Allah, sizin Mevla'nızdır. Alim'dir O, her şeyi bilir; Hakim'dir O, hikmetleri sonsuzdur.
Tahrîm suresi, 3. ayet. وَإِذْ أَسَرَّ ٱلنَّبِىُّ إِلَىٰ بَعْضِ أَزْوَٰجِهِۦ حَدِيثًا فَلَمَّا نَبَّأَتْ بِهِۦ وَأَظْهَرَهُ ٱللَّهُ عَلَيْهِ عَرَّفَ بَعْضَهُۥ وَأَعْرَضَ عَنۢ بَعْضٍ فَلَمَّا نَبَّأَهَا بِهِۦ قَالَتْ مَنْ أَنۢبَأَكَ هَٰذَا قَالَ نَبَّأَنِىَ ٱلْعَلِيمُ ٱلْخَبِيرُ
Hani peygamber eşlerinden birine, gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi o sözü (başkasına) haber verip Allah da bunu peygambere bildirince, peygamber bunun bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber, bunu ona (sırrı açıklayan eşine) haber verince o, "Bunu sana kim bildirdi?" dedi. Peygamber, "Bunu bana, hakkıyla bilen ve hakkıyla haberdar olan Allah haber verdi" dedi.
Hani Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. (Fakat eşi) o sözü (başkasına) bildirip Allah da bunu (Peygamber'e) açıklayınca, o da (konunun) bir kısmını (eşine) bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. (Peygamber) bunu ona (eşine) bildirince, (eşi) "Bunu sana kim bildirdi?" diye sormuş, o da "Bilen, haberdar olan (Allah) bana bildirdi." demişti. dipnot 1
Hani, bir gün Peygamber eşlerinden birini bir hadiseden (dolayı) sırrına ortak etmişti; fakat eşi bu sırrı ifşa edip Allah da onu (Peygamber'e) bildirince, (Peygamber) o hadisenin bir kısımını (diğer eşine) de anlatmış, ama bir kısmından hiç söz etmemişti. Nihayet (Peygamber sır tutmayan) eşine yaptığı (yanlışı) bildirince, "Bunu sana kim haber verdi?" demişti. (Peygamber de), "Her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan haber verdi" diye cevap vermişti.
Hani, (bir gün) Peygamber, eşlerinden birine gizli bir şeyler söylemişti; eşi bunu ifşa edip Allah da Peygamber'e bildirince, Peygamber (söylediklerinin) bir kısmını (diğerlerine de) anlatmış, bir kısmına ise hiç değinmemişti. Peygamber durumu eşine anlatınca, kadın: "Bunu sana kim söyledi?" diye sordu. (Peygamber de,) "Her şeyi Bilen, Her şeyden Haberdar Olan, bana söyledi" diye cevap verdi.
Hani O Nebi (Hatemün Nebi), eşlerinden birine (Hafsa'ya) sır olarak bir söz söylemişti. Ne zaman ki (Hafsa) onu (Ayşe'ye) haber verip, Allah da onu O'na (Hz. Rasulullah'a) izhar edince; (Hz. Rasulullah) o sözünün bir kısmını açıklamış ve bir kısmından vazgeçmişti. Nihayet (Hz. Rasulullah) o sözü Ona (Hafsa'ya) haber verince (Hafsa) dedi ki: "Bunu sana kim haber verdi?" (Rasulullah da) dedi ki: "Aliym, Habiyr (olan) bana haber verdi. "
Hani Peygamber, eşlerinden bazılarına gizli bir söz söylemişti. Derken o (eşlerinden biri), bunu haber verip Allah da ona bunu açığa vurunca, o da (Peygamber) bir kısmını açıklamış bir kısmını (söylemekten) vazgeçmişti. Sonunda haberi verince (eşi) demişti ki: "Bunu sana kim haber verdi?" O da: "Bana bilen, (herşeyden) haberdar olan (Allah) haber verdi" demişti.
Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü başkalarına haber verip Allah da bunu Peygamber'e açıklayınca, Peygamber bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona haber verince eşi: Bunu sana kim bildirdi? dedi. Peygamber de "Her şeyi hakkıyla bilen, her şeyden hakkıyla haberdar olan Allah haber verdi" demişti.
Peygamber, eşlerinden birisine gizli bir söz söylemişti. Allah, bunu başkasına açıkladığını Ona bildirmiş, bunun üzerine, bir bölümünü anlatmış, bir bölümüne de değinmemişti. Eşine söylediği zaman; "Sana, kim haber verdi?" dedi. Dedi ki: "Bilen; Haberli Olan, bana haber verdi!"
Bir gün Peygamber, eşlerinden birine bir sır vermişti. Ama sırdaşı hanım, bunu kumasına anlatınca Allah, Peygamberini durumdan haberdar etmişti. Peygamber de ayrıntıya girmeden, durumu sırdaşı hanımına bildirmişti. Peygamber durumu bu şekilde anlatınca, sırdaşı, "Bunu sana kim söyledi?" diye sormuş, Peygamber de, "Her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan Allah" demişti.
Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir hadis söylemişti. Eşi bunu yayınca, ALLAH onu bundan haberdar kıldı. Ona durumun bir kısmını bildirmiş, bir kısmından ise vazgeçmişti. Peygamber konuyu eşine açınca eşi, "Bunu sana kim haber verdi?" diye sordu. "Her şeyi Bilen ve her şeyden Haberdar olan bana bildirdi" diye cevapladı. dipnot 1
Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir hadis söylemişti. Eşi bunu yayınca, ALLAH onu bundan haberdar kıldı. Ona durumun bir kısmını bildirmiş, bir kısmından ise vazgeçmişti. Peygamber konuyu eşine açınca eşi, 'Bunu sana kim haber verdi?' diye sordu. 'Herşeyi Bilen ve herşeyden Haberdar olan bana bildirdi,' diye cevapladı.
Hani peygamber hanımlarından birine gizlice bir söz söylemişti. O, onu haber verip Allah da peygambere onu açtı. Peygamber (hanımına) onun bir kısmını anlattı, bir kısmından da vazgeçti. Ona anlattığı zaman hanımı: "Bunu sana kim haber verdi?" dedi. Peygamber: "Bana o herşeyi bilen ve herşeyden haberdar olan (Allah) haber verdi" dedi.
Ve hani Peygamber zevcelerinin ba'zısına sir olarak bir söz söylemişti, vaktaki o onu haber verdi, Allah da Peygambere onu açtı, açınca Peygamber -o zevcesine- birazını tanıttı, birazından da sarfı nazar etti, ona bu suretle anlatıverince bunu sana kim haber verdi dedi, bana dedi, o alim, habir nübüvvetle haber verdi.
Hani Nebi, eşlerinden birine aralarında kalmak üzere bir hadis dipnot 1 söylemişti. Fakat o eşi, söylenen şeyi başkasına söyleyince, Allah Nebi'ye bunu izhar dipnot 2 etti. Nebi de bir kısmını açıklamış ve bir kısmından da vazgeçmişti. Eşine, bundan haberdar olduğunu söyleyince, eşi: "Bunu sana kim haber verdi?" deyince, Nebi: "Bana, Her Şeyi Bilen, Her Şeyden Haberdar Olan bildirdi." demişti.
Hani Nebi, eşlerinden birine aralarında kalmak üzere bir hadis dipnot 1 söylemişti. Fakat o eşi, söylenen şeyi başkasına söyleyince, Allah Nebi'ye bunu izhar dipnot 2 etti. Nebi de bir kısmını açıklamış ve bir kısmından da vazgeçmişti. Eşine, bundan haberdar olduğunu söyleyince, eşi: "Bunu sana kim haber verdi?" deyince, Nebi: "Bana, Her Şeyi Bilen, Her Şeyden Haberdar Olan bildirdi." demişti.
Hani Nebi, eşlerinden birine aralarında kalmak üzere bir şey söylemişti. Fakat o eşi, söylenen şeyi başkasına söyleyince, Allah Nebi'ye bunu izhar dipnot 1 etti. Nebi de bir kısmını açıklamış ve bazısından vazgeçmişti. Eşine, bundan haberdar olduğunu söyleyince, eşi: "Bunu sana kim haber verdi?" deyince, Nebi: "Bana, Her Şeyi Bilen, Her Şeyden Haberdar Olan bildirdi." demişti.
Hani Peygamber, eşlerinden bazılarına gizli bir söz söylemişti. Derken o (eşlerinden biri), bunu haber verip Tanrı da ona bunu açığa vurunca, o da (Peygamber) bir kısmını açıklamış bir kısmını (söylemekten) vazgeçmişti. Sonunda haberi verince (eşi) demişti ki: "Bunu sana kim haber verdi?" O da: "Bana bilen, (herşeyden) haberdar olan (Tanrı) haber verdi" demişti.
Hani peygamber, zevcelerinden birine gizli bir söz söylemişdi. Bunun üzerine o (zevce) bunu haber verib de Allah da ona bunu açıklayınca (peygamber) bunun (ancak) bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vaz geçmişdi. Artık bunu kendisine söyleyince o (zevce) "Bunu sana kim haber verdi?" dedi. (Peyğamber de) "Bana herşey'i bilen, her şeyden haberdar olan (Allah) haber verdi" dedi.
Hani Peygamber; eşlerinden birine, gizlice bir söz söylemişti. O, bunu haber verdi de Allah da bunu ona açıklayınca; bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Artık bunu kendisine söyleyince; eşi: Bunu sana kim bildirdi? demişti. Bana her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan Allah haber verdi, demişti.
(1-5) Ey Nebi, Allah’ın sana helal ettiğini, zevcelerinin hoşnutluğunu sağlamak için niçin haram ediyorsun? Allah bağışlayandır esirgeyendir. Allah kesinlikle size yeminlerinizin çözülmesini / halledilmesini zorunlu etti / farz etti, Allah sizin dostunuzdur, O b ilendir gerekçeli son kararı verendir. Nebi zevcelerinden birine gizli bir şeyi anlatmıştı , ne zaman ki onu birine anlattı / haber verdi, Allah da onu Resulüne açık etti. (Gizli şeyi haber verdi diye ifşa etti) bir kısmını bildirdi bir kısmını da bildirmekten vazgeçti, zevcesine onu (gizli şeyi paylaşmış olmasını) haber verince de kadın dedi ki sana bunu kim haber verdi? Bunu bana alim olan ve haberi olan haber verdi dedi. Eğer ikiniz de (her iki hanımda) Allah’a tövbe ederseniz ki ikinizin de kalbi kesinlikle kaymıştı, şayet onun aleyhine destekleşirseniz / yardımlaşırsanız, muhakkak ki Allah, Cibril, Salih müminler onun dostudurlar ve Meleklerde onun destekçisidirler. Belki Onun Rabbi siz kadınları boşadığında daha hayırlı zevceler ile sizleri yer değiştir ir, Müslüman kadınlarla, iman eden kadınlarla, itaat eden kadınlarla, tövbe eden kadınlarla, kulluk eden kadınlarla, oruç tutan kadınlarla, dul ve de bekar kadınlarla yer değiştirir.
Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü (başkasına) haber verip Allah da bunu Peygamber'e açıklayınca, Peygamber bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu eşine haber verince o: "Bunu sana kim haber verdi?" dedi. "Bana, Alîm ve haberdar olan (Allah) haber verdi." dedi.
Peygamber, eşlerinden birine gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü (başkasına) haber verip, Allah da peygamberi, eşinin bu davranışına muttali kılınca (Peygamber, eşine) o(söylediği)nin bir kısmını bildirmiş (şunları şunları filana söyledin demiş), bir kısmından da vazgeçmişti. (Peygamber) Bunu eşine haber verince eşi: "Bunu sana kim söyledi?" dedi (Peygamber): "(Herşeyi) Bilen, haber alan (Allah) bana söyledi" dedi.
Bir gün Nebi, eşlerinden birine gizli bir söz söylemişti. Eşi onu, diğer eşine bildirince Allah, Nebisini o konuda bilgilendirdi. O da onun birazını eşine anlattı, birazını da anlatmaktan vazgeçti. Eşine bildirdiğinde o: "Bunu sana kim bildirdi?" dedi. Nebi de "Bana, her şeyi bilen; her şeyin iç yüzünü bilen bildirdi." diye cevap verdi.
Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü (başkasına) haber verip Allah da bunu Peygamber'e açıklayınca, Peygamber bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu eşine haber verince o: "Bunu sana kim haber verdi?" dedi. "Bana, alim ve haberdar olan (Allah) haber verdi" dedi.
Peygamber eşlerinden birine gizli bir söz söylemişti. O da bunu başkasına söyleyince Allah bunu peygambere açıkladı. Bir kısmını bildirmiş, bir kısmını bırakmıştı. Peygamber bunu eşine haber verince o: -Bunu sana kim haber verdi? dedi. -Bana, alim ve haberdar olan (Allah) haber verdi, dedi.
Hani, Peygamber, eşlerinden birine bir sözü gizlice söylemişti. Sonra eşi bu sözü duyurup Allah da onu Peygamber'e bildirince, Peygamber sözün bir kısmını açıklamış, bir kısmından vazgeçmişti. Peygamber, sözü eşine bildirdiğinde o: "Bunu sana kim haber verdi?" demişti. Peygamber de: "O her şeyi bilen, her şeyden haberi olan bana bildirdi." diye cevaplamıştı.
Tahrîm suresi, 4. ayet. إِن تَتُوبَآ إِلَى ٱللَّهِ فَقَدْ صَغَتْ قُلُوبُكُمَا وَإِن تَظَٰهَرَا عَلَيْهِ فَإِنَّ ٱللَّهَ هُوَ مَوْلَىٰهُ وَجِبْرِيلُ وَصَٰلِحُ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ بَعْدَ ذَٰلِكَ ظَهِيرٌ
(Ey peygamber'in eşleri!) Eğer siz ikiniz Allah'a tövbe ederseniz, ne iyi. Çünkü kalpleriniz kaydı. Eğer Peygamber'e karşı birbirinize arka çıkarsanız bilin ki Allah onun yardımcısıdır, Cebrail de, salih mü'minler de. Bunlardan sonra melekler de ona arka çıkarlar.
İkiniz dipnot 1 de Allah'a tevbe ederseniz, (doğrusu budur. Çünkü) elbette kalpleriniz kaymıştı. Ona (Peygamber'e) karşı birbirinize arka çıkarsanız, onun dostu Allah, Cebrail ve müminlerin iyi(ler)idir. Bunların ardından melekler de (ona) destekçidir.
(Onlara de ki): "Eğer siz ikiniz Allah'a tevbe ederseniz (iyi olur); doğrusu her ikinizinde kalpleri kaymıştır! Siz ikiniz eğer ona karşı dayanışma içine girerseniz, unutmayın ki Allah, evet onun dostu O'dur; buna ilaveten Cebrail, mü'minlerin en seçkin olanları ve melekler de (onun) destekçileridir.
(Onlara de ki, ey Peygamber:) "İkiniz tevbe ederek Allah'a yönelin, çünkü ikinizin de kalbi (haktan) ayrılmıştı! Ve (Allah'ın elçisi olan) Peygamber'e karşı birbirinizi desteklerseniz (bilin ki) Allah, o'nun Koruyucusudur ve (bilin ki) bundan dolayı, Cebrail, müminler arasındaki bütün dürüst ve erdemliler ve (öteki) bütün melekler, o'nun yardımına koşacaktır.
Eğer ikiniz (Ayşe ve Hafsa) Allah'a tövbe ederseniz (ne ala); (yoksa) gerçekten kalpleriniz (Hak'tan) kaymış bulunuyor. . . Eğer O'nun aleyhine olarak birbirinize destek olursanız, muhakkak ki Allah, O'nun Mevla'sıdır; Cibril de, iman edenlerin salihi de (Ayşe'nin babası Hz. Ebu Bekir; Hafsa'nın babası Hz. Ömer). Ondan sonra melaike de yardımcı olandır.
Eğer sizler (Peygamberin iki eşi) Allah'a tevbe ederseniz (ne güzel); çünkü kalbleriniz eğrilik gösterdi. Yok eğer ona karşı birbirinize destekçi olmaya kalkışırsanız, artık Allah, onun mevlasıdır; Cibril ve mü'minlerin salih olan(lar)ı da. Bunların arkasından melekler de onun destekçisidirler.
Eğer ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz, (yerinde olur). Çünkü kalpleriniz sapmıştı. Ve eğer Peygamber'e karşı birbirinize arka verirseniz bilesiniz ki onun dostu ve yardımcısı Allah, Cebrail ve müminlerin iyileridir. Bunların ardından melekler de (ona) yardımcıdır..
İkiniz de Allah'a pişmanlığınızı göstermelisiniz! Çünkü yürekleriniz kaymıştır. Ona karşı yardımlaşırsanız, kuşkusuz, Onun sahibi Allah'tır. Hem Cibril hem erdemli inananlar hem de bunun arkasından melekler, Onun yardımcısıdır. dipnot 519
"Ey hanımlar! İkiniz de Allah'a tövbe etmelisiniz. Çünkü kalbinizi bozdunuz. Eğer Peygambere karşı işbirliği yaparsanız, Allah onun koruyucusudur. Cibril, duyarlı müminler ve melekler, ona sahip çıkacaktır."
İkiniz ALLAH'a tövbe ederseniz kalbiniz yönelmiş olur. Ona (elçiye) karşıt olarak birbirinizi desteklerseniz, onun Mevlası (koruyucusu/efendisi) ALLAH'tır; Cibril, erdemli iman edenler ve melekler de onu destekler. dipnot 1
İkiniz ALLAH'a tevbe ederseniz kalbiniz yönelmiş olur. Ona (elçiye) karşıt olarak birbinizi destekleseniz, onun mevlası (koruyucusu/efendisi) ALLAH'tır; Cibril, erdemli inananlar ve melekler de onu destekler.
Eğer (ikiniz) Allah'a tevbe ederseniz, ne iyi; çünkü ikinizin de kalpleri eğildi. Yok, eğer peygambere karşı birbirinize arka çıkmaya kalkışırsanız haberiniz olsun ki, onun yardımcısı Allah'tır, Cebrail'dir ve dürüst mü'minlerdir. Onun arkasından da melekler ona arka çıkar.
Eğer Allaha tevbe ederseniz ne iyi, çünkü ikinizin de kalbleriniz eğildi, yok eğer ona karşı tezahüre kalkışırsanız haberiniz olsunki Allah onun mevlası, hem Cibril ve mü'minlerin salihi, onun arkasından da melaike zahirdir
Siz ikiniz Allah'a tevbe etmelisiniz. Çünkü ikinizin de kalbi yanlış düşüncelere yöneldi. Eğer ona karşı dayanışmaya girerseniz hiç kuşkusuz Allah ona mevladır. dipnot 1 Cibril dipnot 2 ve iman edenlerin salihleri dipnot 3 ve bunlardan başka melekler de onun yanındadırlar.
Siz ikiniz Allah'a tevbe etmelisiniz. Çünkü ikinizin de kalbi yanlış düşüncelere yöneldi. Eğer ona karşı dayanışmaya girerseniz hiç kuşkusuz Allah ona mevladır. dipnot 1 Cibril dipnot 2 ve iman edenlerin salihleri dipnot 3 ve bunlardan başka melekler de onun yanındadırlar.
Siz ikiniz Allah'a tövbe etmelisiniz. Çünkü ikinizin de kalbi yanlış düşüncelere yöneldi. Eğer ona karşı dayanışmaya girerseniz hiç kuşkusuz Allah ona mevladır. dipnot 1 Cibril dipnot 2 ve iman edenlerin salihleri dipnot 3 ve bunlardan başka melekler de onun yanındadırlar.
Eğer sizler (Peygamberin iki eşi) Tanrı'ya tevbe ederseniz (ne güzel); çünkü kalpleriniz eğrilik gösterdi. Yok eğer ona karşı birbirinize destekçi olmaya kalkışırsanız, artık Tanrı onun mevlasıdır; Cibril ve inançlıların salih olan(lar)ı da. Bunların arkasından melekler de onun destekçisidirler.
Eğer her ikiniz de Allaha tevbe ederseniz (ne'ala, çünkü) hakıykaten sizin kalbleriniz kaymışdır, (yok), onun aleyhinde birbirinize arka verirseniz hiç şübhesiz Allah bizzat onun yardımcısıdır. Cebrail de, mü'minlerin saalih olanları da. Bunların ardından melekler de (ona) yardımcıdır.
Eğer her ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz; gerçekten kaymış olan kalbleriniz düzelmiş olur. Şayet ona karşı birbirinize destek olmaya kalkışırsanız; hiç şüphesiz Allah, onun mevlasıdır. Cebrail de, mü'minlerin salih olanı da, bunun ardından bütün melekler de ona yardımcıdırlar.
(1-5) Ey Nebi, Allah’ın sana helal ettiğini, zevcelerinin hoşnutluğunu sağlamak için niçin haram ediyorsun? Allah bağışlayandır esirgeyendir. Allah kesinlikle size yeminlerinizin çözülmesini / halledilmesini zorunlu etti / farz etti, Allah sizin dostunuzdur, O b ilendir gerekçeli son kararı verendir. Nebi zevcelerinden birine gizli bir şeyi anlatmıştı , ne zaman ki onu birine anlattı / haber verdi, Allah da onu Resulüne açık etti. (Gizli şeyi haber verdi diye ifşa etti) bir kısmını bildirdi bir kısmını da bildirmekten vazgeçti, zevcesine onu (gizli şeyi paylaşmış olmasını) haber verince de kadın dedi ki sana bunu kim haber verdi? Bunu bana alim olan ve haberi olan haber verdi dedi. Eğer ikiniz de (her iki hanımda) Allah’a tövbe ederseniz ki ikinizin de kalbi kesinlikle kaymıştı, şayet onun aleyhine destekleşirseniz / yardımlaşırsanız, muhakkak ki Allah, Cibril, Salih müminler onun dostudurlar ve Meleklerde onun destekçisidirler. Belki Onun Rabbi siz kadınları boşadığında daha hayırlı zevceler ile sizleri yer değiştir ir, Müslüman kadınlarla, iman eden kadınlarla, itaat eden kadınlarla, tövbe eden kadınlarla, kulluk eden kadınlarla, oruç tutan kadınlarla, dul ve de bekar kadınlarla yer değiştirir.
Eğer sizler (iki hanımı) Allah'a tevbe ederseniz (ne iyi); çünkü kalpleriniz eğrilik gösterdi. Eğer ona karşı birbirinize arka çıkarsanız, kuşkusuz onun velisi Allah’tır. Cebrâîl, salih Müminler ve melekler de bundan sonra ona yardımcılardır.
Eğer ikiniz, kalblerinizin sapmış olmasından dolayı Allah'a tevbe ederseniz (ne a'la). Ve eğer peygambere karşı birbirinize arka olursanız (bilin ki) onun koruyucusu ve yardımcısı Allah, Cibril ve mü'minlerin iyileridir. Ayrıca melekler de ona arkadır.
(Ey Nebi'nin iki eşi!) Allah'a yönelip tevbe ederseniz iyi olur. Çünkü ikinizin de gönlü kaydı. Eğer birlikte ona karşı harekete geçerseniz bilin ki Allah, Cebrail ve iyi müminler onun yakın dostlarıdır. Bundan sonra melekler de ona destek olurlar.
Eğer sizler (iki hanımı) Allah'a tevbe ederseniz (ne iyi); çünkü kalpleriniz eğrilik gösterdi. Eğer ona karşı birbirinize arka çıkarsanız, kuşkusuz onun velisi Allah’tır, Cebrail, salih müminler ve melekler de bundan sonra ona yardımcılardır
-(Ey Peygamber eşleri) İkiniz de Allah'a tevbe ederseniz, kalpleriniz hayra yönelmiş olur. Eğer ona karşı birbirinize arka çıkarsanız, kuşkusuz onun velisi Allah'tır, Cebrail, salih müminler ve melekler de bundan sonra ona arka çıkarlar.
Eğer ikiniz, ey hanımlar, Allah'a tövbe ederseniz ne iyi, çünkü kalpleriniz kaydı; yok eğer Peygamber'e karşı dayanışmaya girerseniz hiç kuşkusuz bizzat Allah, onun destekçisidir. Cebrail'le iman sahiplerinin barışçıları da. Bütün bunlardan sonra melekler de ona arka çıkarlar.
Tahrîm suresi, 5. ayet. عَسَىٰ رَبُّهُۥٓ إِن طَلَّقَكُنَّ أَن يُبْدِلَهُۥٓ أَزْوَٰجًا خَيْرًا مِّنكُنَّ مُسْلِمَٰتٍ مُّؤْمِنَٰتٍ قَٰنِتَٰتٍ تَٰٓئِبَٰتٍ عَٰبِدَٰتٍ سَٰٓئِحَٰتٍ ثَيِّبَٰتٍ وَأَبْكَارًا
Eğer o sizi boşarsa, Rabbi ona, sizden daha hayırlı, müslüman, inanan, sebatla itaat eden, tövbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bakire eşler verebilir.
O sizi boşarsa, Rabbi ona, sizden daha hayırlı, (Allah'a) teslim olan, iman edip güvenen, (Allah'a) boyun eğen, (Allah'a) yönelen, ibadet eden, seyahat eden, dul veya bakire eşler verebilir.
Farz edin ki o sizi boşadı; bu takdirde O'nun Rabbi yerinizi sizden çok daha iyi eşlerle doldurabilir: Allah'a tam teslim olan, O'na tam güvenip inanan, O'nun iradesini gerçekleştirmek için el pençe divan duran, hatada ısrar etmeyen, yalnız O'na kulluk eden, hayır yolunda koşan, dul ya da bakire eşler...
(Ey Peygamber eşleri!) Eğer o siz(den biriniz)i boşasaydı, Allah yerinize o'na sizden daha iyi eşler verebilirdi. Allah'a teslim olan, gerçekten inanan, O'nun iradesine gönülden itaat eden, (günah işledikleri zaman) tevbe ederek (O'na) yönelen, (yalnız O'na) kulluk eden ve (O'nun rızasını aramak için) yola koyulan, daha önce evlenmiş veya bakire kadınlar.
Eğer sizi boşarsa, Rabbinin O'na, sizin yerinize sizden daha hayırlı, teslim olan, iman eden, itaat eden, tövbe eden, ibadet eden, dünyalığa karşı oruçlu olan, dul ve bakire eşleri vermesi umulur.
Belki onun Rabbi, -eğer o sizi boşayacak olursa- ona yerinize sizlerden daha hayırlı müslüman, mü'min, gönülden itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oruç tutan dul ve bakire eşler verir.
Eğer o sizi boşarsa Rabbi ona, sizden daha iyi, kendini Allah'a veren, inanan, sebatla itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bâkire eşler verebilir.
Sizi boşarsa, Efendisi, Ona, sizden daha iyi olan; teslim olmuş, inanan, içtenlikle boyun eğen, pişmanlık göstererek yönelen, Allah'a hizmet eden, sezgileri yüksek, dul veya el değmemiş eşler verir. dipnot 520
"Peygamber sizi boşayacak olursa, belki de, Rabbi ona sizden daha hayırlı, kendisini Allah'a teslim eden, inanan, gönülden itaat eden, tövbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bakire eşler verir."
Sizi boşarsa, Efendisi ona, belki sizin yerinize sizden daha iyi, (Tanrı'ya) teslim olanlar, iman edenler, adayanlar, yönelenler, hizmet edenler, aktif olanlar, duyarlılar ve öncüler verir. dipnot 1
Sizi boşarsa, Rabbi ona, belki sizin yerinize sizden daha iyi, (Tanrı'ya) teslim olan, inanan, adayan, yönelen, kulluk eden, aktif, dul ve genç eşler verir
Şayet o sizi boşarsa belki de Rabbi sizin yerinize ona, sizden daha hayırlı, kendisini Allah'a teslim eden, inanan, içtenlikle itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oruç tutan dul ve bakire eşler verir.
Gerek ki rabbi, şayed o sizi boşarsa, yerinize ona sizlerden daha hayırlı zevceler verir öyleki müslimeler, mü'mineler, kaniteler, taibeler, abideler, saimeler, seyyibeler ve bakireler.
Eğer o sizi boşarsa, Rabb'inin ona sizden daha hayırlı olan; Allah'a teslim olan, iman eden, saygıda kusur etmeyen, tevbe eden, kulluk eden, seyahat eden dipnot 1 dul ve bakire eşler vermesi umulur.
Eğer o sizi boşarsa, Rabb'inin ona sizden daha hayırlı olan; Allah'a teslim olan, inanan, saygıda kusur etmeyen, tevbe eden, kulluk eden, seyahat eden dipnot 1 dul ve bakire eşler vermesi umulur.
Eğer o sizi boşarsa, Rabb'inin ona sizden daha hayırlı olan; Allah'a teslim olan, inanan, saygıda kusur etmeyen, tövbe eden, kulluk eden, ahlakını koruyan dul ve bakire eşler vermesi umulur.
Belki onun rabbi, -eğer o sizi boşayacak olursa- ona yerinize sizlerden daha hayırlı müslüman, inançlı, gönülden itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bakire eşler verir.
Eğer o, sizi boşarsa yerinize — Allaha itaatle teslim olan, Allahın birliğini tasdıyk eden, namaz kılan (taatte sebat gösteren), Günahlardan tevbe ile vaz geçen, ibadet eyleyen, oruç tutan kadınlar, dullar ve kız oğlan kızlar olmak üzere — Rabbinin ona sizden hayırlılarını vermesi me'müldür.
Şayet o, sizi boşarsa; Rabbı ona sizden daha hayırlı, kendini Allah'a veren, inanan, boyun eğen, tevbe eden, kulluk eden, oruç tutan dul ve bakire eşler verir.
(1-5) Ey Nebi, Allah’ın sana helal ettiğini, zevcelerinin hoşnutluğunu sağlamak için niçin haram ediyorsun? Allah bağışlayandır esirgeyendir. Allah kesinlikle size yeminlerinizin çözülmesini / halledilmesini zorunlu etti / farz etti, Allah sizin dostunuzdur, O b ilendir gerekçeli son kararı verendir. Nebi zevcelerinden birine gizli bir şeyi anlatmıştı , ne zaman ki onu birine anlattı / haber verdi, Allah da onu Resulüne açık etti. (Gizli şeyi haber verdi diye ifşa etti) bir kısmını bildirdi bir kısmını da bildirmekten vazgeçti, zevcesine onu (gizli şeyi paylaşmış olmasını) haber verince de kadın dedi ki sana bunu kim haber verdi? Bunu bana alim olan ve haberi olan haber verdi dedi. Eğer ikiniz de (her iki hanımda) Allah’a tövbe ederseniz ki ikinizin de kalbi kesinlikle kaymıştı, şayet onun aleyhine destekleşirseniz / yardımlaşırsanız, muhakkak ki Allah, Cibril, Salih müminler onun dostudurlar ve Meleklerde onun destekçisidirler. Belki Onun Rabbi siz kadınları boşadığında daha hayırlı zevceler ile sizleri yer değiştir ir, Müslüman kadınlarla, iman eden kadınlarla, itaat eden kadınlarla, tövbe eden kadınlarla, kulluk eden kadınlarla, oruç tutan kadınlarla, dul ve de bekar kadınlarla yer değiştirir.
Eğer o sizi boşarsa, Rabbi ona sizden daha hayırlı, Müslüman, inanan, sebatla itaat eden, tövbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bakire eşler verebilir.
O sizi boşarsa belki de Rabbi ona, sizden daha hayırlı, kendisini Allah'a teslim eden, inanan, gönülden ita'at eden, tevbe eden, ibadet eden seyahat eden dul ve bakire eşler verir.
Eğer sizi boşarsa bakarsınız ki Allah yerinize daha iyi eşler verir. Onlar, Allah'a teslim olan, inanıp güvenen, boyun eğen, ona yönelen, ibadetlerini yapan ve oruç tutan dullardan ve bakirelerden olabilir.
Eğer sizi boşayacak olursa, Allah’ın onun için, sizden daha hayırlı Müslüman, mümin, itaatkâr, tevbekâr, ibadet eden, oruç tutan dul ve bekâr kadınlar verebilir.
Eğer sizi boşayacak olursa, Allah onun için, sizden daha hayırlı müslüman, mümin, itaatkar, tevbekar, ibadet eden, oruç tutan dul ve bekar kadınlar verebilir.
O sizi boşarsa, kim bilir belki de Rabbi ona sizin yerinize sizden daha hayırlı eşler nasip eder: Allah'a teslim olan, iman sahibi, gönülden bağlı, tövbe etmesini seven, ibadete düşkün, yolculuk edebilen dullar ve bakireler.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.