Diyanet İşleri
De ki: "Size göklerden ve yerden kim rızık verir?" De ki: "Allah. O halde, ya biz hidayet veya apaçık bir sapıklık üzereyiz, ya da siz!"
Sebe' suresi
Sebe' suresi, 24. ayet. قُلْ مَن يَرْزُقُكُم مِّنَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ قُلِ ٱللَّهُ وَإِنَّآ أَوْ إِيَّاكُمْ لَعَلَىٰ هُدًى أَوْ فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ
ḳul mey yerzüḳuküm mine-ssemâvâti vel'arḍ. ḳuli-llâhü veinnâ ev iyyâküm le`alâ hüden ev fî ḍalâlim mübîn.
De ki: "Size göklerden ve yerden kim rızık verir?" De ki: "Allah. O halde, ya biz hidayet veya apaçık bir sapıklık üzereyiz, ya da siz!"
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Şefaat, rızık ve bütün insanlara gönderilen peygamber Sebe' 22–30 3
Oysa şeytanın onlar üzerinde hiçbir hakimiyeti yoktu. Ancak ahirete inananları, onun hakkında şüphe içinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik). Senin Rabbin her şey üzerinde hakiki bir koruyucudur.
(Ey Muhammed!) De ki: "Allah'ı bırakıp da ilah olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın. Göklerde ve yerde zerre kadar bir şeye sahip değillerdir. Onların yerde ve gökte hiçbir ortaklıkları yoktur. Allah'ın onlardan bir yardımcısı da yoktur.
Allah katında, O'nun izin verdiği kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz. (Şefaat için izin verilip de) kalplerinden korku giderilince birbirlerine, "Rabbiniz ne söyledi?" diye sorarlar. Onlar da "Gerçeği" diye cevap verirler. O, yücedir, büyüktür.
De ki: "Size göklerden ve yerden kim rızık verir?" De ki: "Allah. O halde, ya biz hidayet veya apaçık bir sapıklık üzereyiz, ya da siz!"
De ki: "Bizim işlediğimiz suçlardan siz sorumlu tutulmazsınız. Sizin işlediklerinizden de biz sorumlu tutulmayız."
De ki: "Rabbimiz hepimizi kıyamet günü bir araya toplayacak, sonra da aramızda hak ile hüküm verecektir. O, gerçeği apaçık ortaya koyan, hakkıyla bilendir."
De ki: "Allah'a ortak tuttuklarınızı bana gösterin! Hayır! (Hiçbir şey Allah'a ortak olamaz.) Aksine O, mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah'tır."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
24. Yüce Allah, peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e Allah’a ortak koşanlara, ortak koşmalarının doğruluğu hakkında soru sorarak şunları söylemesini emretmektedir:
“De ki: Göklerden ve yerden sizi rızıklandıran kim?” Hiç şüphesiz onlar bu rızkı verenin Allah olduğunu itiraf edeceklerdir. Eğer kendileri itiraf etmeyecek olurlarsa bizzat sen: “Allah’tır, de.” Çünkü böyle bir sözü reddedecek, çürütecek hiç kimse yoktur. Göklerden ve yerden size rızık verenin, üzerinize yağmur yağdıranın, sizin için bitkileri bitirenin, yeryüzünde nehirler akıtanın, ağaçlardan meyveler çıkartanın, bütün hayvanları sizin faydanıza ve size rızık olmak üzere yaratanın yalnız ve yalnız Allah olduğu açıkça ortaya çıktığına göre sizler, ne diye hiçbir rızık veremeyen ve en ufak bir fayda sağlayamayan varlıklara ibadet ediyorsunuz?
“O halde ya biz ya da siz, iki taraftan biri hidâyet üzere biri de apaçık bir sapıklık içindedir” İki kesimden biri, biz yahut siz, ya oldukça aşikar, açıkça görülen, üstün bir hidâyet yolu üzerindeyiz yahut da içine gömüldüğümüz apaçık bir sapıklıktayız. Bu tarz bir söz, ancak hakkı apaçık gören, doğruyu açıkça tespit eden, izlediği yolun hak olduğuna, hasmının ve karşı tarafın izlediği yolun batıl olduğuna kesin kanaat getiren kimsenin söyleyebileceği bir sözdür.
Yani bizler, elimizde bulunan delilleri ve sizlerin tutunduğunuz şeyleri açıklamış bulunuyoruz. Bunlar sayesinde aramızdan kimin haklı kimin haksız, kimin hidâyette kimin de sapık olduğu kesin ve hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkmış bulunmaktadır. O kadar ki artık kimin haklı kimin haksız olduğunu söylemeye bile gerek yok!
Diğer bütün mahlukatı yaratan, onlarda bütün türleri ile tasarrufta bulunan, bütün nimetleri ihsan eden, mahlukata rızıklarını veren, her türlü nimeti onlara ulaştıran, her türlü sıkıntılarını açıp gideren, bütün hamdler/övgüler kendisine layık olan, hakimiyet bütünü ile kendisinin olan, heybeti karşısında meleklerin ve onların dışındaki yaratılmışların zilletle boyun eğdiği, azameti önünde boyun büktüğü, bütün şefaatçilerin kendisinden korktuğu, izni olmaksızın O’nun yanında onlardan hiçbir kimsenin şefaat edemeyeceği, zatı ile sıfatları ile fiilleri ile yüce, üstte ve büyük olan, bütün kemâl, celal, cemal, hamd, senâ ve şeref kendisinin olan yaratıcıya ibadete çağıran, bu yüce şana sahip olana yakınlaşmaya, O’nun için ihlasla amelde bulunmaya davet ederek O’nun dışındaki varlıklara ibadeti yasaklayan, hiçbir şey yaratamayan, rızık veremeyen, ne kendilerine ne de kendilerine ibadet edenlere fayda sağlayamayan, onlara gelecek zararı önleyemeyen, öldüremeyen, hayat veremeyen, ölümden sonra diriltemeyen, aksine akılsız, cansız, kendisine ibadet edenlerin dualarını işitemeyen, işitse dahi bu dualarını kabul edip cevap veremeyen, kıyamet günü geldiğinde de kendilerini ve ortak koşmalarını inkâr edecek ve ortak koşanlardan uzak olduklarını belirtecek olan, karşılıklı lanetleşerek onları reddedecek olan, hükümranlıktan en ufak bir paya sahip bulunmayan, onda hiçbir ortaklıkları da olmayan, Allah’ın izni olmaksızın bağımsız olarak şefaat yetkileri bulunmayan putlara, heykellere ve kabirlere yakın olmayı isteyen, bu vasıfta olan varlıklara dua edip elinden geldiğince bunlara yaklaşmaya çalışan, dinini Allah’a halis kılanlara düşmanlık ederek savaş açan, dini yalnızca Allah’a halis kılmak üzere gelen peygamberleri yalanlayan kimseleri birbirleri ile mukayese edecek olursanız; bu iki kesimden kimin hidâyette, kimin sapık olduğunu, kimin mutlu kimin bedbaht olduğunu görürsünüz. Bu hususta ayrıca bir açıklamaya da gerek yoktur. Çünkü durumun ortaya koyduğu gerçekler, dilin söylediklerinden daha açıktır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Rasûl! O müşriklere de ki: "Gökyüzünden yağmuru indirerek ve yeryüzünden meyveler, ekinler, mahsuller ve bunların dışında diğer şeyleri çıkararak sizi rızıklandıran kimdir?" De ki: "Sizi oradan rızıklandıran Allah'tır." De ki: "Ey müşrikler! Biz veya siz, ikimizden biri ya doğru yol üzerinde veya hak yoldan apaçık bir sapıklık içindedir. İkimizden biri kaçınılmaz olarak sapıklık üzerindedir. Şüphesiz hidayet ve doğru yol üzere olanlar Müminlerdir. Sapıklık ehli olanlar ise müşriklerdir.''
Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Beyinsizlikleri yüzünden bilgisizce çocuklarını öldürenler, Allah'ın kendilerine verdiği rızkı -Allah'a iftira ederek- haram sayanlar, mutlaka ziyan…
Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Onlara, "Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın" denildiği zaman, inkar edenler iman edenlere, "Allah'ın, dilemiş olsa…
Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık
Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
(6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu…
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
De ki: "Size göklerden ve yerden kim rızık veriyor?" De ki: "Allah! dipnot 1 Biz veya siz (ikimizden biri) doğru yol üzerindedir veya apaçık bir sapkınlık içindedir."
Sor onlara: "Göklerden ve yerden size rızık veren kimdir?" "Allah'tır!" de (ve ekle): "Şu takdirde bir ya da siz; ama mutlaka (ikimizden biri) doğru yoldaysa, diğeri de derin bir sapıklığa gömülmüş demektir."
De ki: "Göklerden ve yerden geçiminizi sağlayan kimdir?" De ki: "Allah'tır! O halde, ya biz (Allah'a inananlar)dan yahut siz (O'nun birliğini inkar edenler)den biri doğru yolda, (diğeri ise) açık bir sapıklık içindedir!"
De ki: "Semalardan ve arzdan (bilinç katlarınız ve bedeniniz itibarıyla) yaşam gıdanızı veren kimdir?". . . De ki: "Allah! Muhakkak ki biz ya da siz (birimiz) hakikat üzereyiz; (diğerimiz de) apaçık bir sapkınlık içindedir!"
De ki: "Sizi göklerden ve yerden rızıklandıran kim?" De ki: " Allah, gerçekten ya biz, ya da siz her halde bir hidayet üzerindeyiz veya apaçık bir sapıklıkta."
(Rasûlüm!) De ki: Göklerden ve yerden size rızık veren kimdir? De ki: Allah! O halde biz veya siz, ikimizden biri, ya doğru yol üzerinde veya açık bir sapıklık içindedir.
De ki: "Hem göklerden hem de yeryüzünden size geçimlikler veren kimdir?" De ki: "Allah!" "Aslında, ya biz ya da siz, ya kesinlikle doğru yol üzerindeyiz ya da apaçık bir sapkınlık içindeyiz!"
De ki: "Göklerden ve yerden size rızık veren kimdir?" De ki: "Allah.""Öyleyse ya biz ya siz, bir doğruluk veya apaçık bir yanlışlık üzerindeyiz."
De ki: "Sizin için göklerden ve yerden kim besin sağlıyor?" De ki: "ALLAH." Öyleyse ya biz veya siz ya doğru yoldadır ya da açık bir sapıklık içindedir.
De ki, 'Sizin için göklerden ve yerden kim besin sağlıyor?' De ki, 'ALLAH.' Öyleyse ya biz veya siz, ya doğru yoldadır, ya da açık bir sapıklık içindedir.
Onlara de ki: "Size göklerden ve yerden kim rızık veriyor? De ki: "Allah! O halde ya biz mutlak bir doğru yolda veya açık bir sapıklık içindeyiz ya da siz."
Size, de! Göklerden ve yerden kim rızık veriyor? Allah, de! Ve her halde biz veya siz mutlak bir hidayet üzerindeyiz veya açık bir dalal içinde
De ki: "Göklerden ve yerden sizi rızıklandıran kimdir?" De ki: "Allah! Ya siz ya da biz doğru yoldayız veya ya biz ya da siz açıkça bir sapkınlık içindeyiz."
De ki: "Göklerden ve yerden sizi rızıklandıran kimdir?" De ki: "Allah. Ya siz ya da biz doğru yoldayız veya ya biz ya da siz açıkça bir sapkınlık içindeyiz."
De ki: "Göklerden ve yerden sizi rızıklandıran kimdir?" De ki: "Allah." Ya siz ya da biz doğru yoldayız veya ya biz ya da siz açıkça bir sapkınlık içindeyiz.
De ki: "Sizi göklerden ve yerden rızıklandıran kim?" De ki: "Tanrı. Gerçekten ya biz, ya da siz her halde bir hidayet üzerindeyiz veya apaçık bir sapıklıkta."
(Habibim) de ki: "Göklerden, yerden sizi rızıklandıran kim"? De ki: "Allahdır. Her halde ya biz, ya siz mutlak bir hidayet üzerindeyiz. Yahud apaçık bir sapıklıkda".
De ki: Sizi gökten ve yerden rızıklandıran kimdir? De ki: Allah'tır. Ya biz, ya siz; elbette doğru yolda veya apaçık bir sapıklıktadır.
(22-33) Deki; Allah dışında iddia ettiklerinize çağrıda / duada bulunun, göklerde ve yerde küçük bir parçacık miktarında / zerre miskal dahi bir şeye malik değildirler. (Elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı ) O ikisinde (gökler ve yer) herhangi bir ortakl ıkları yoktur, O’nun, onlardan (Allah’a ortak koştu klarınızdan) herhangi bir destekçisi / arka çıkanı da yoktur. Onun (Allah’ın) yanında, izin verdiği kimse hariç aracılığın / şefaatin bir faydası yoktur , kalplerde ki telaşe / panik giderildiği vakit dediler ki Rabbiniz ne dedi? Dediler ki gerçeği söyledi, O yücedir büyüktür. De ki sizi semalardan ve arzdan kim rızıklandırıyor? De ki Allah! Belki biz ya da belki siz yol üzereyiz / hidayet üzereyiz yahut apaçık bir biçimde yoldan sapmışız. De ki; suçlarımızdan / cürümlerimizden siz sorgulanmayacaksınız, sizin yaptıklarınızdan da bize bir şey sorulmayacak. De ki; Rabbimiz hepimizi bir araya getirecek sonra da aramızı da gerçek olarak açacak. O açandır / fettahtır, bilendir / alimdir. De ki; hakikat olarak kabul ettiğiniz ve O’na (Allah’a) ortak koştuklarınızı gösterin bana! Asla! Bilakis O Allah saygıdeğerdir, yargıçtır / hâkimdir / gerekçeli hüküm kararları verir. Seni biz ancak insanların tümü için müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik ve fakat insanların çoğu bilmiyorlar. Ve diyorlar ki eğer sözüne bağlıysan ne zaman bu vaat edilen? Deki o gün sizin tespit edilen son gününüzdür / miadınızdır , o saat ne ötelenir / tehir edilir ne de / erkene alınır. Kafirler dediler ki, biz bu Kur’an’a ve önümüze getirdiklerine inanmayız. Eğer zalimlerin Rableri yanındaki duruşlarını bir görebilsen? Bazısı bazısına dönüp laf atar, zayıf bırakılanlar büyüklük taslayanlara diyecekler ki siz olmasaydınız bizler iman edecektik, büyüklenenler de zayıf bırakılanlara dedi ki sizleri yola girme vakti geldiğinde yola girmekten biz mi çevirdik? Bilakis siz suçlularsınız, zayıf bırakılanlar / mustazaflar da büyüklenenlere dedi ki o vakit sabah akşam tuzak planlardınız ve bize de Allah’ı inkârı , Ona denk başkalarını edinmemizi emrediyordunuz. Azabı gördüklerin de pişmanlığa yakalandılar, yok sayanların / kafirlerin boyunlarına halkalar / tasmalar yaptık, onlar ancak yaptıklarının karşılıklarını almıyorlar mı?
De ki: "Göklerden ve yerden size rızık veren kimdir?" De ki: "Allah! O halde biz veya siz, ikimizden biri ya doğru yol üzerinde veya açık bir sapıklık içindedir."
De ki: "Size göklerden ve yerden kim rızık veriyor?" De ki: "Allah, O halde ya biz veya siz, (ikimizden biri), doğru yol üzerinde veya açık bir sapıklık içindeyiz."
De ki: "Göklerden ve yerden size rızık veren kimdir?" (Yine) De ki: "Allah'tır! Ya biz ya siz (ikimizden birimiz) gerçekten doğru yolda veya apaçık bir sapkınlık içindedir dipnot 1 ."
"Göklerden ve yerden sizi rızıklandıran kimdir?" diye sor ve cevabını "Allah'tır" diyerek sen ver. De ki, "Ya biz doğru yoldayız, ya da siz. Birimiz açıkça sapıklıktadır."
De ki: Gökten ve yerden sizi kim rızıklandırıyor? De ki: Allah. O halde ya biziz, ya da sizsiniz doğru yolda veya apaçık dalalet içinde olanlar.
De ki: -Gökten ve yerden sizi kim rızıklandırıyor? De ki: -Allah. O halde ya biziz, ya da sizsiniz doğru yolda veya apaçık dalalet içinde..
De ki: "Göklerden ve yerden sizi kim rızıklandırıyor?" De ki: "Allah! O halde biz yahut siz ya tam hidayet üzerindeyiz yahut açık bir sapıklık içinde."
Ask them O Muhammad: Who provides you with livelihood from the heavens - rain, heat, light- and from the earth (plants, animals, springs, oil, minerals and treasures)! And say to them: "It is Allah" and say to them: "Obviously some of us are treading the path of truth and righteousness and the others treading the path leading to the loss in the maze of error".
Say [Prophet], ‘Who gives you sustenance from the heavens and earth?’ Say, ‘God does,’ and ‘[One party of us] must be rightly guided and the other clearly astray.’
Say: "Who gives you sustenance, from the heavens and the earth?" Say: "It is Allah; and certain it is that either we or ye are on right guidance or in manifest error!"
Ask them, (O Prophet): "Who provides you sustenance from the heavens and the earth?" Say: “Allah. dipnot 1 Now, inevitably only one of us is rightly guided, either we or you; and the other is in manifest error.” dipnot 2
Say: ‘Who provides for you from the heavens and earth?’ Say: ‘Allah. It is certain that one or the other of us, either we or you, is following guidance or else clearly astray.’
Say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم to polytheists, pagans) "Who gives you provision from the heavens and the earth?" Say: "Allâh. And verily, (either) we or you are rightly guided or in plain error."
Say, ‘Who provides for you from the heavens and the earth?’ Say, ‘Allah! Indeed either we or you are rightly guided or in manifest error. ’
Say, `Who provides you sustenance from the heavens and the earth?' (Then) tell, `(None other than) Allâh. ' Surely, we (- the believers) are on the right guidance, nonetheless you (the disbelievers) are engrossed in evident error.
Say: 'Who provides for you out of the heavens and the earth?' Say: 'God. ' Surely, either we or you are upon right guidance, or in manifest error.
Ask the disbelievers: "Who provides for you from the heaven [rain] and from the earth [edible materials. ]? We believe that it is God. Naturally we cannot be both right and one of us [either the believers or the disbelievers] is wrong.
Say, 'Who provides from the heavens and the earth?' Say, 'God. ' And, verily, we or ye are surely in guidance or in an obvious error.
Say, "Who provides for you from the heavens and the earth?" Say, "God! Either we or you are guided, or are clearly astray."
Say, who provideth food for you from heaven and earth? Answer, God: And either we, or ye, follow the true direction, or are in a manifest error.
"And intercession will not avail at all with Him save of him whom He permits. Until when fear shall be removed from their heart, they shall say, 'What is it that your Lord said?' They shall say, 'The truth.' And He is the Most High, the Most Great."
Say, "Who provides you from the heavens and the earth?" Say, " Allah! And surely, either we or you (only) are indeed upon (right) guidance or in evident error. "
Say: Who giveth you provision from the sky and the earth? Say: Allah, Lo! we or you assuredly are rightly guided or in error manifest.
Say: "Who gives you food from the heavens and the earth?" Say: "God. Surely either you or we are on guidance, or are lost in clear error."
Say: "Who is it that provides for you sustenance out of the heavens and the earth?" Say: “It is God. And, behold, either we [who believe in Him] or you [who deny His oneness] are on the right path, or have clearly gone astray!”
Ask ˹them, O Prophet˺, "Who provides for you from the heavens and the earth?" Say, “Allah! Now, certainly one of our two groups[1] is ˹rightly˺ guided; the other is clearly astray.”
Say: "Who provides for you from the heavens and the Earth" Say: "God! And either we or you are guided, or are clearly astray. "
Say, "Who provides for you, from the heavens and the earth?" Say, "GOD," and "Either we or you are guided, or have gone far astray."
Say, "Who provides for you from the heavens and the earth?" Say, " Allah. And indeed, we or you are either upon guidance or in clear error."
Say thou: “Who provides for you from the heavens and the earth?” Say thou: “God; and either we or you are upon guidance, or in manifest error.”
Say, "Who grants you provision from the heavens and the earth?" Say, "Allah" and see for yourself who is rightly guided and who is in error, we or you?" (You wish to keep the God-given resources unto yourselves and we insist on an equitable distribution).
Say: "Who gives you provision (your livelihood), from the heavens and (from) the earth?" Say: "It is Allah; And it is (also) certain that either we or you are in right guidance or in clear error!"
Say, "Who gives you sustenance from the heavens and the earth?" Say, “Allah”. And We or you are either on the right path or in open error.”
Say: "Who provides for you from the heavens and the earth?" Say: "God! And either we or you are guided, or are clearly astray."