Diyanet İşleri
Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik.
Sâffât suresi
Sâffât suresi, 101. ayet. فَبَشَّرْنَٰهُ بِغُلَٰمٍ حَلِيمٍ
febeşşernâhü bigulâmin ḥalîm.
Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İbrâhim ve oğlunun kurban edilişi Sâffât 83–113 3
Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de onları en alçak kimseler kıldık.
İbrahim, şöyle dedi: "Ben Rabbime (O'nun emrettiği yere) gideceğim. O, bana yol gösterecektir."
"Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla."
Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik.
Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, "Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?" dedi. O da, "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.
(103-104) Nihayet her ikisi de (Allah'ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona, şöyle seslendik: "Ey İbrahim!"
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
101. “Biz de onu yumuşak huylu bir oğulla müjdeledik.” Bu, hiç şüphesiz İsmail aleyhisselam’dır. Çünkü bundan sonra ona İshak aleyhisselam müjdesinin verildiği zikredilmektedir. Diğer taraftan Yüce Allah ona İshak’ın doğacağı müjdesini verirken şöyle buyurmaktadır: “Biz de ona İshak’ı ve İshak’ın ardından Yakub’u müjdeledik.” (Hud, 11/71) Bu da kesilmesi emredilenin, İshak aleyhisselam olmadığının delilidir.
Yüce Allah İsmail aleyhisselam’ı yumuşak huylu olmakla vasfetmektedir. Bu da hem sabrı, hem güzel ahlâkı, hem geniş kalpliliği, hem de herhangi bir kusur işleyeni affetmeyi kapsayan bir vasıftır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Biz, onun bu duasına icabet ettik ve onu sevindirecek haberi verdik. Biz ona bu çocuğu büyüdüğü zaman, yumuşak huylu bir erkek çocuğu olacağını müjdesini verdik. Bu çocuk İsmail -aleyhisselam-'dır.
Aynı kök: غلم (13 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: بشر (123 geçiş)
(Yemediklerini görünce) onlardan İbrahim'in içine bir korku düştü. Onlar, "korkma" dediler ve onu bilgin bir oğul ile müjdelediler.
Aynı kök: غلم (13 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
Bir kervan gelmiş, sucularını suya göndermişlerdi. Sucu kovasını kuyuya salınca, "Müjde! Müjde! İşte bir oğlan!" dedi. Onu alıp bir ticaret malı…
Aynı kök: غلم (13 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
Onlar, "Korkma, biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz" dediler.
Aynı kıssa: Hz. İsmâil · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
Hani, biz Kabe'yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şöyle…
Aynı kıssa: Hz. İsmâil · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
Hani İbrahim, "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır" demişti. Allah…
Aynı kıssa: Hz. İsmâil · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
Hani İbrahim, İsmail ile birlikte evin (Kabe'nin) temellerini yükseltiyor, "Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin,…
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
Andolsun, elçilerimiz (melekler), İbrahim'e müjde getirip "Selam sana!" dediler. O, "Size de selam" dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte…
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
İbrahim'in karısı ayakta idi. (Bu sözleri duyunca) güldü. Ona da İshak'ı müjdeledik; İshak'ın arkasından da Yakub'u.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Biz de onu çok hoşgörülü bir oğul ile müjdelemiştik.
Bunun üzerine ona uyumlu ve olgun bir oğlan çocuğu müjdeledik.
Bunun üzerine ona (kendisi gibi) yumuşak huylu bir erkek çocuk müjdeledik.
Bunun üzerine Onu Haliym bir oğul ile müjdeledik.
Biz de onu halim bir çocukla müjdeledik.
İşte o zaman biz onu uslu bir oğul ile müjdeledik.
Bunun üzerine, iyi huylu bir oğulu, sevinçli bir haber olarak Ona verdik.
Bunun üzerine ona yumuşak huylu bir erkek çocuk müjdeledik.
Biz de ona yumuşak huylu bir erkek çocuk bağışladık.
Biz de ona yumuşak huylu bir erkek çocuk bağışladık.
Biz de ona uslu bir oğul müjdeledik.
Biz de ona uslu bir oğul müjdeledik
Bunun üzerine onu yumuşak huylu bir oğulla müjdeledik.
Bunun üzerine onu yumuşak huylu bir oğulla müjdeledik.
Bunun üzerine onu yumuşak huylu bir oğulla müjdeledik.
Biz de onu halim bir çocukla müjdeledik.
Biz de ona çok uysal bir oğul müjdesini verdik.
Biz de ona, hilim sahibi bir oğul müjdeledik.
(83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.
Biz de ona yumuşak huylu bir erkek çocuk müjdeledik.
Ona halim bir erkek çocuk müjdeledik.
Biz de ona, pek yumuşak huylu bir erkek çocuğu müjdesi verdik.
Biz de ona, iyi huylu bir erkek çocuğu müjdesi verdik.
Biz de ona yumuşak huylu bir erkek çocuk müjdesi verdik.
Biz de ona yumuşak kalpli bir erkek çocuk müjdesi verdik.
Bunun üzerine biz, İbrahim'e yumuşak huylu bir oğlan müjdeledik.
And there, We intimated to him the birth of a son vested with the virtue of patience and with the attribute of nobleness which would teach him forbearance from so foul a wrong.
so We gave him the good news that he would have a patient son.
So We gave him the good news of a boy ready to suffer and forbear.
(In response to this prayer) We gave him the good news of a prudent boy; dipnot 1
And We gave him the good news of a forbearing boy.
So We gave him the glad tidings of a forbearing boy.
So We gave him the good news of a forbearing son.
So We gave him the good tidings of (the birth of) a wise and forbearing son.
Then We gave him the good tidings of a prudent boy;
God [answered his prayers in appropriate time and] gave him the good news: a wonderful son.
and we gave him glad tidings of a clement boy.
So We gave him good news of a compassionate child.
Wherefore We acquainted him that he should have a son, who should be a meek youth.
So We gave him the good news of a gentle son.
So We gave him the good tidings of a forbearing youth.
So We gave him tidings of a gentle son.
So We gave him the good news of a clement son.
whereupon We gave him the glad tiding of a boy-child gentle [like himself]?
So We gave him good news of a forbearing son.
So We gave him good news of a compassionate child.
We gave him good news of a good child.
So We gave him good tidings of a forbearing boy.
So We gave him glad tidings of a clement lad;
So We gave him the good news of a clement son (Ishmael).
So, We gave him the good news of a boy ready (to be born) to suffer and be patient.
So, We gave him the good news of a forbearing boy.
So We gave him good news of a compassionate child.