Mehmet Alagaş
(1) Semalarda ve yerde ne varsa Allah’ı üstün tutar, O saygıdeğerdir, gerekçeli son kararı verir / hikmetli hüküm verir.
61. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Saf suresi, 1. ayet. سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
sebbeḥa lillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. vehüve-l`azîzü-lḥakîm.
(1) Semalarda ve yerde ne varsa Allah’ı üstün tutar, O saygıdeğerdir, gerekçeli son kararı verir / hikmetli hüküm verir.
Saf suresi, 2. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ
yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lime teḳûlûne mâ lâ tef`alûn.
(2-4) Ey iman edenler, yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah yanında büyük bir nefret barındırır. Allah, O’nun yolunda tıpkı kenetlenmiş yapı gibi / bina gibi yan yana / saf halinde savaşanları sever. (Savaşacağım deyip sıvışanlardan nefret eder) (Birinin omzuna basarak yükselin diyen piramit modelinin islamcası, Allah için yan yana gelin diyen saf modeli, bu modelde herkesin ayakları omuzlara değil yere basar)
Saf suresi, 3. ayet. كَبُرَ مَقْتًا عِندَ ٱللَّهِ أَن تَقُولُوا۟ مَا لَا تَفْعَلُونَ
kebüra maḳten `inde-llâhi en teḳûlû mâ lâ tef`alûn.
(2-4) Ey iman edenler, yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah yanında büyük bir nefret barındırır. Allah, O’nun yolunda tıpkı kenetlenmiş yapı gibi / bina gibi yan yana / saf halinde savaşanları sever. (Savaşacağım deyip sıvışanlardan nefret eder) (Birinin omzuna basarak yükselin diyen piramit modelinin islamcası, Allah için yan yana gelin diyen saf modeli, bu modelde herkesin ayakları omuzlara değil yere basar)
Saf suresi, 4. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلَّذِينَ يُقَٰتِلُونَ فِى سَبِيلِهِۦ صَفًّا كَأَنَّهُم بُنْيَٰنٌ مَّرْصُوصٌ
inne-llâhe yüḥibbü-lleẕîne yüḳâtilûne fî sebîlihî ṣaffen keennehüm bünyânüm merṣûṣ.
(2-4) Ey iman edenler, yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah yanında büyük bir nefret barındırır. Allah, O’nun yolunda tıpkı kenetlenmiş yapı gibi / bina gibi yan yana / saf halinde savaşanları sever. (Savaşacağım deyip sıvışanlardan nefret eder) (Birinin omzuna basarak yükselin diyen piramit modelinin islamcası, Allah için yan yana gelin diyen saf modeli, bu modelde herkesin ayakları omuzlara değil yere basar)
Saf suresi, 5. ayet. وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦ يَٰقَوْمِ لِمَ تُؤْذُونَنِى وَقَد تَّعْلَمُونَ أَنِّى رَسُولُ ٱللَّهِ إِلَيْكُمْ فَلَمَّا زَاغُوٓا۟ أَزَاغَ ٱللَّهُ قُلُوبَهُمْ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْفَٰسِقِينَ
veiẕ ḳâle mûsâ liḳavmihî yâ ḳavmi lime tü'ẕûnenî veḳat ta`lemûne ennî rasûlü-llâhi ileyküm. felemmâ zâgû ezâga-llâhü ḳulûbehüm. vellâhü lâ yehdi-lḳavme-lfâsiḳîn.
(5-9) Musa kavmine dedi ki, Ey kavmim, niçin bana eziyet ediyorsunuz / incitiyorsunuz? Pekâlâ biliyorsunuz ki ben size yönelen Allah’ın elçisiyim / Resulüyüm, ne zaman ki kaydılar Allah da onların kalplerini kaydırdı. Allah yoldan çıkmış kavmi yola iletmez. (İlk kaypaklık eden onlar oldu devamını da Allah getirdi) Bir vakitte de Meryem oğlu İsa dedi ki, Ey İsrail oğulları, ben size yönelen Allah’ın elçisiyim , Tevrat’tan elinizde olana bağlıyım / tasdik ediyorum , benden sonra ismi Ahmet olacak bir Resulün de müjdecisiyim. (Tarihi olarak yerim belli) Ne zaman ki onlara açıklamalar geldi, dediler ki, bu apaçık bir etkileme sanatıdır / büyüdür / sihirdir. İslam’a / teslimiyete çağrıldığı halde Allah’a yalan bir şeyi ifti ra edenden daha zalim kimdir? (Yalanı gerçekmiş gibi gösterenden daha zalim kimse olamaz, sihirle ilerleyen bir Resul olmaz “bu sihirdir” diyerek siz zalim oldunuz) Allah zalim toplumu yola iletmez. (Sihir ve benzeri böyle şeyler söyleyerek) Allah’ın nurunu ağızları ile söndürmek istiyorlar , k afirler ho şlanmasalar da / kerih görseler de Allah nurunu tamamlayandır. O / Allah ki, ortak koşanların hoşuna gitmese de diğer dinlerin tümünün üzerine üstün gelmesi için gerçek din ile ve yol kılavuzları ile / yol rehberleri ile (rehber din kitapları ile) Resullerini gönderendir.
Saf suresi, 6. ayet. وَإِذْ قَالَ عِيسَى ٱبْنُ مَرْيَمَ يَٰبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ إِنِّى رَسُولُ ٱللَّهِ إِلَيْكُم مُّصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَىَّ مِنَ ٱلتَّوْرَىٰةِ وَمُبَشِّرًۢا بِرَسُولٍ يَأْتِى مِنۢ بَعْدِى ٱسْمُهُۥٓ أَحْمَدُ فَلَمَّا جَآءَهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ قَالُوا۟ هَٰذَا سِحْرٌ مُّبِينٌ
veiẕ ḳâle `îse-bnü meryeme yâ benî isrâîle innî rasûlü-llâhi ileyküm müṣaddiḳal limâ beyne yedeyye mine-ttevrâti vemübeşşiram birasûliy ye'tî mim ba`di-smühû aḥmed. felemmâ câehüm bilbeyyinâti ḳâlû hâẕâ siḥrum mübîn.
(5-9) Musa kavmine dedi ki, Ey kavmim, niçin bana eziyet ediyorsunuz / incitiyorsunuz? Pekâlâ biliyorsunuz ki ben size yönelen Allah’ın elçisiyim / Resulüyüm, ne zaman ki kaydılar Allah da onların kalplerini kaydırdı. Allah yoldan çıkmış kavmi yola iletmez. (İlk kaypaklık eden onlar oldu devamını da Allah getirdi) Bir vakitte de Meryem oğlu İsa dedi ki, Ey İsrail oğulları, ben size yönelen Allah’ın elçisiyim , Tevrat’tan elinizde olana bağlıyım / tasdik ediyorum , benden sonra ismi Ahmet olacak bir Resulün de müjdecisiyim. (Tarihi olarak yerim belli) Ne zaman ki onlara açıklamalar geldi, dediler ki, bu apaçık bir etkileme sanatıdır / büyüdür / sihirdir. İslam’a / teslimiyete çağrıldığı halde Allah’a yalan bir şeyi ifti ra edenden daha zalim kimdir? (Yalanı gerçekmiş gibi gösterenden daha zalim kimse olamaz, sihirle ilerleyen bir Resul olmaz “bu sihirdir” diyerek siz zalim oldunuz) Allah zalim toplumu yola iletmez. (Sihir ve benzeri böyle şeyler söyleyerek) Allah’ın nurunu ağızları ile söndürmek istiyorlar , k afirler ho şlanmasalar da / kerih görseler de Allah nurunu tamamlayandır. O / Allah ki, ortak koşanların hoşuna gitmese de diğer dinlerin tümünün üzerine üstün gelmesi için gerçek din ile ve yol kılavuzları ile / yol rehberleri ile (rehber din kitapları ile) Resullerini gönderendir.
Saf suresi, 7. ayet. وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ وَهُوَ يُدْعَىٰٓ إِلَى ٱلْإِسْلَٰمِ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ
vemen ażlemü mimmeni-fterâ `ale-llâhi-lkeẕibe vehüve yüd`â ile-l'islâm. vellâhü lâ yehdi-lḳavme-żżâlimîn.
(5-9) Musa kavmine dedi ki, Ey kavmim, niçin bana eziyet ediyorsunuz / incitiyorsunuz? Pekâlâ biliyorsunuz ki ben size yönelen Allah’ın elçisiyim / Resulüyüm, ne zaman ki kaydılar Allah da onların kalplerini kaydırdı. Allah yoldan çıkmış kavmi yola iletmez. (İlk kaypaklık eden onlar oldu devamını da Allah getirdi) Bir vakitte de Meryem oğlu İsa dedi ki, Ey İsrail oğulları, ben size yönelen Allah’ın elçisiyim , Tevrat’tan elinizde olana bağlıyım / tasdik ediyorum , benden sonra ismi Ahmet olacak bir Resulün de müjdecisiyim. (Tarihi olarak yerim belli) Ne zaman ki onlara açıklamalar geldi, dediler ki, bu apaçık bir etkileme sanatıdır / büyüdür / sihirdir. İslam’a / teslimiyete çağrıldığı halde Allah’a yalan bir şeyi ifti ra edenden daha zalim kimdir? (Yalanı gerçekmiş gibi gösterenden daha zalim kimse olamaz, sihirle ilerleyen bir Resul olmaz “bu sihirdir” diyerek siz zalim oldunuz) Allah zalim toplumu yola iletmez. (Sihir ve benzeri böyle şeyler söyleyerek) Allah’ın nurunu ağızları ile söndürmek istiyorlar , k afirler ho şlanmasalar da / kerih görseler de Allah nurunu tamamlayandır. O / Allah ki, ortak koşanların hoşuna gitmese de diğer dinlerin tümünün üzerine üstün gelmesi için gerçek din ile ve yol kılavuzları ile / yol rehberleri ile (rehber din kitapları ile) Resullerini gönderendir.
Saf suresi, 8. ayet. يُرِيدُونَ لِيُطْفِـُٔوا۟ نُورَ ٱللَّهِ بِأَفْوَٰهِهِمْ وَٱللَّهُ مُتِمُّ نُورِهِۦ وَلَوْ كَرِهَ ٱلْكَٰفِرُونَ
yürîdûne liyuṭfiû nûra-llâhi biefvâhihim vellâhü mütimmü nûrihî velev kerihe-lkâfirûn.
(5-9) Musa kavmine dedi ki, Ey kavmim, niçin bana eziyet ediyorsunuz / incitiyorsunuz? Pekâlâ biliyorsunuz ki ben size yönelen Allah’ın elçisiyim / Resulüyüm, ne zaman ki kaydılar Allah da onların kalplerini kaydırdı. Allah yoldan çıkmış kavmi yola iletmez. (İlk kaypaklık eden onlar oldu devamını da Allah getirdi) Bir vakitte de Meryem oğlu İsa dedi ki, Ey İsrail oğulları, ben size yönelen Allah’ın elçisiyim , Tevrat’tan elinizde olana bağlıyım / tasdik ediyorum , benden sonra ismi Ahmet olacak bir Resulün de müjdecisiyim. (Tarihi olarak yerim belli) Ne zaman ki onlara açıklamalar geldi, dediler ki, bu apaçık bir etkileme sanatıdır / büyüdür / sihirdir. İslam’a / teslimiyete çağrıldığı halde Allah’a yalan bir şeyi ifti ra edenden daha zalim kimdir? (Yalanı gerçekmiş gibi gösterenden daha zalim kimse olamaz, sihirle ilerleyen bir Resul olmaz “bu sihirdir” diyerek siz zalim oldunuz) Allah zalim toplumu yola iletmez. (Sihir ve benzeri böyle şeyler söyleyerek) Allah’ın nurunu ağızları ile söndürmek istiyorlar , k afirler ho şlanmasalar da / kerih görseler de Allah nurunu tamamlayandır. O / Allah ki, ortak koşanların hoşuna gitmese de diğer dinlerin tümünün üzerine üstün gelmesi için gerçek din ile ve yol kılavuzları ile / yol rehberleri ile (rehber din kitapları ile) Resullerini gönderendir.
Saf suresi, 9. ayet. هُوَ ٱلَّذِىٓ أَرْسَلَ رَسُولَهُۥ بِٱلْهُدَىٰ وَدِينِ ٱلْحَقِّ لِيُظْهِرَهُۥ عَلَى ٱلدِّينِ كُلِّهِۦ وَلَوْ كَرِهَ ٱلْمُشْرِكُونَ
hüve-lleẕî ersele rasûlehû bilhüdâ vedîni-lḥaḳḳi liyużhirahû `ale-ddîni küllihî velev kerihe-lmüşrikûn.
(5-9) Musa kavmine dedi ki, Ey kavmim, niçin bana eziyet ediyorsunuz / incitiyorsunuz? Pekâlâ biliyorsunuz ki ben size yönelen Allah’ın elçisiyim / Resulüyüm, ne zaman ki kaydılar Allah da onların kalplerini kaydırdı. Allah yoldan çıkmış kavmi yola iletmez. (İlk kaypaklık eden onlar oldu devamını da Allah getirdi) Bir vakitte de Meryem oğlu İsa dedi ki, Ey İsrail oğulları, ben size yönelen Allah’ın elçisiyim , Tevrat’tan elinizde olana bağlıyım / tasdik ediyorum , benden sonra ismi Ahmet olacak bir Resulün de müjdecisiyim. (Tarihi olarak yerim belli) Ne zaman ki onlara açıklamalar geldi, dediler ki, bu apaçık bir etkileme sanatıdır / büyüdür / sihirdir. İslam’a / teslimiyete çağrıldığı halde Allah’a yalan bir şeyi ifti ra edenden daha zalim kimdir? (Yalanı gerçekmiş gibi gösterenden daha zalim kimse olamaz, sihirle ilerleyen bir Resul olmaz “bu sihirdir” diyerek siz zalim oldunuz) Allah zalim toplumu yola iletmez. (Sihir ve benzeri böyle şeyler söyleyerek) Allah’ın nurunu ağızları ile söndürmek istiyorlar , k afirler ho şlanmasalar da / kerih görseler de Allah nurunu tamamlayandır. O / Allah ki, ortak koşanların hoşuna gitmese de diğer dinlerin tümünün üzerine üstün gelmesi için gerçek din ile ve yol kılavuzları ile / yol rehberleri ile (rehber din kitapları ile) Resullerini gönderendir.
Saf suresi, 10. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَىٰ تِجَٰرَةٍ تُنجِيكُم مِّنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ
yâ eyyühe-lleẕîne âmenû hel edüllüküm `alâ ticâratin tüncîküm min `aẕâbin elîm.
(10-13) Ey İman edenler, sizi acıtıcı bir azaptan kurtaracak ticareti delillendireyim m? / ispat edeyim mi? Allah’a ve Resulüne iman edin, Allah yolunda kendinizle ve mallarınızla çabalayın / ceht edin, eğer bilirseniz ki bu sizin için daha iyidir / daha hayırlıdı r. Sizin günah demetlerinizi / zünup bağışlar (kuyruğun kıl demetinden oluşmasından esinlenerek) sizi altlarından nehirler akan cennetlerine ve adn cennetlerindeki hoş meskenlere sokar, işte bu , çok büyük bir başarıdır. Seveceğiniz bir başka şey de Allah’ın yardımı ve fethinin yakın olmasıdır, iman edenleri müjdele.
Saf suresi, 11. ayet. تُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَتُجَٰهِدُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ بِأَمْوَٰلِكُمْ وَأَنفُسِكُمْ ذَٰلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
tü'minûne billâhi verasûlihî vetücâhidûne fî sebîli-llâhi biemvâliküm veenfüsiküm. ẕâliküm ḫayrul leküm in küntüm ta`lemûn.
(10-13) Ey İman edenler, sizi acıtıcı bir azaptan kurtaracak ticareti delillendireyim m? / ispat edeyim mi? Allah’a ve Resulüne iman edin, Allah yolunda kendinizle ve mallarınızla çabalayın / ceht edin, eğer bilirseniz ki bu sizin için daha iyidir / daha hayırlıdı r. Sizin günah demetlerinizi / zünup bağışlar (kuyruğun kıl demetinden oluşmasından esinlenerek) sizi altlarından nehirler akan cennetlerine ve adn cennetlerindeki hoş meskenlere sokar, işte bu , çok büyük bir başarıdır. Seveceğiniz bir başka şey de Allah’ın yardımı ve fethinin yakın olmasıdır, iman edenleri müjdele.
Saf suresi, 12. ayet. يَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَيُدْخِلْكُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ وَمَسَٰكِنَ طَيِّبَةً فِى جَنَّٰتِ عَدْنٍ ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ
yagfir leküm ẕünûbeküm veyüdḫilküm cennâtin tecrî min taḥtihe-l'enhâru vemesâkine ṭayyibeten fî cennâti `adn. ẕâlike-lfevzü-l`ażîm.
(10-13) Ey İman edenler, sizi acıtıcı bir azaptan kurtaracak ticareti delillendireyim m? / ispat edeyim mi? Allah’a ve Resulüne iman edin, Allah yolunda kendinizle ve mallarınızla çabalayın / ceht edin, eğer bilirseniz ki bu sizin için daha iyidir / daha hayırlıdı r. Sizin günah demetlerinizi / zünup bağışlar (kuyruğun kıl demetinden oluşmasından esinlenerek) sizi altlarından nehirler akan cennetlerine ve adn cennetlerindeki hoş meskenlere sokar, işte bu , çok büyük bir başarıdır. Seveceğiniz bir başka şey de Allah’ın yardımı ve fethinin yakın olmasıdır, iman edenleri müjdele.
Saf suresi, 13. ayet. وَأُخْرَىٰ تُحِبُّونَهَا نَصْرٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَفَتْحٌ قَرِيبٌ وَبَشِّرِ ٱلْمُؤْمِنِينَ
veuḫrâ tüḥibbûnehâ. naṣrum mine-llâhi vefetḥun ḳarîb. vebeşşiri-lmü'minîn.
(10-13) Ey İman edenler, sizi acıtıcı bir azaptan kurtaracak ticareti delillendireyim m? / ispat edeyim mi? Allah’a ve Resulüne iman edin, Allah yolunda kendinizle ve mallarınızla çabalayın / ceht edin, eğer bilirseniz ki bu sizin için daha iyidir / daha hayırlıdı r. Sizin günah demetlerinizi / zünup bağışlar (kuyruğun kıl demetinden oluşmasından esinlenerek) sizi altlarından nehirler akan cennetlerine ve adn cennetlerindeki hoş meskenlere sokar, işte bu , çok büyük bir başarıdır. Seveceğiniz bir başka şey de Allah’ın yardımı ve fethinin yakın olmasıdır, iman edenleri müjdele.
Saf suresi, 14. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُونُوٓا۟ أَنصَارَ ٱللَّهِ كَمَا قَالَ عِيسَى ٱبْنُ مَرْيَمَ لِلْحَوَارِيِّـۧنَ مَنْ أَنصَارِىٓ إِلَى ٱللَّهِ قَالَ ٱلْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ أَنصَارُ ٱللَّهِ فَـَٔامَنَت طَّآئِفَةٌ مِّنۢ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ وَكَفَرَت طَّآئِفَةٌ فَأَيَّدْنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ عَلَىٰ عَدُوِّهِمْ فَأَصْبَحُوا۟ ظَٰهِرِينَ
yâ eyyühe-lleẕîne âmenû kûnû enṣâra-llâhi kemâ ḳâle `îse-bnü meryeme lilḥavâriyyîne men enṣârî ile-llâh. ḳâle-lḥavâriyyûne naḥnü enṣâru-llâhi feâmeneṭ ṭâifetüm mim benî isrâîle vekeferaṭ ṭâifeh. feeyyedne-lleẕîne âmenû `alâ `adüvvihim feaṣbeḥû żâhirîn.
(14) Ey iman edenler, Allah’ın yardımcıları olun, tıpkı Meryem oğlu İsa’nın havarilerine “Allah’a yönelerek bana yardım eden kimdir?” dediği gibi, havariler de dediler ki, “Biz Allah’ın yardımcılarıyız” İsrail oğullarından bir grup / bir taife iman etti, bir grupta örtbas etti / küfretti, biz de iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik onlar da üstün olarak sabahladılar / ortaya çıktılar.