Diyanet İşleri
Şüphesiz, sen ölülere işittiremezsin. Dönüp gittikleri zaman çağrıyı sağırlara da işittiremezsin.
Rûm suresi
Rûm suresi, 52. ayet. فَإِنَّكَ لَا تُسْمِعُ ٱلْمَوْتَىٰ وَلَا تُسْمِعُ ٱلصُّمَّ ٱلدُّعَآءَ إِذَا وَلَّوْا۟ مُدْبِرِينَ
feinneke lâ tüsmi`u-lmevtâ velâ tüsmi`u-ṣṣumme-ddü`âe iẕâ vellev müdbirîn.
Şüphesiz, sen ölülere işittiremezsin. Dönüp gittikleri zaman çağrıyı sağırlara da işittiremezsin.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Rüzgârlar ve yağmur; "sen ölülere işittiremezsin" Rûm 46–53 3
Oysa onlar daha önce kendilerine yağmur yağdırılmadan evvel kesin bir ümitsizliğe kapılmışlardı.
Allah'ın rahmetinin eserlerine bak! Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor. Şüphe yok ki O, ölüleri de elbette diriltecektir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Andolsun, eğer (ekinlerine zararlı) bir rüzgar göndersek de o ekini sararmış görseler, ardından mutlaka nankörlük etmeye başlarlar.
Şüphesiz, sen ölülere işittiremezsin. Dönüp gittikleri zaman çağrıyı sağırlara da işittiremezsin.
Sen, körleri sapkınlıklarından çıkarıp doğru yola iletemezsin. Sen, çağrını ancak ayetlerimize inanıp müslüman olan kimselere işittirebilirsin.
Allah, sizi güçsüz olarak yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren, sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir. O, dilediğini yaratır. O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir.
Kıyametin kopacağı gün suçlular, (dünyada) bir andan fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
52. Özellikle de “Arkalarını dönüp gittiklerinde…” Çünkü onların itaat etmelerini ve faydalı bir şekilde işitmelerini engelleyecek manilerin hepsi onlarda mevcuttur. Öyke ki onlar tıpkı sesi duyma engeli taşıyan sağırların durumuna dönmüşlerdir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ölülere duyuramadığın gibi, sağırlara da duyuramazsın. Onlar duyup, dinlememek için senden uzaklaşıp, dururlar. Yüzünü çevirip, istifade etmeyenleri ve onlara bu konularda benzeyenleri de doğru yola iletemezsin.
Aynı kök: صمم (15 geçiş) · Aynı kök: دبر (44 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm
Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Aynı kök: صمم (15 geçiş) · Ortak kavram: Dua
İnkar edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkar edenlerin durumu, bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile…
Aynı kök: صمم (15 geçiş) · Ortak kavram: Dua
De ki: "Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum." Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler.
Aynı kök: دبر (44 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm
De ki: "Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitme ve görme yetisi üzerinde kim mutlak hakimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim…
Aynı kök: دبر (44 geçiş) · Ortak kavram: Dua
(17-18) O, (hakka) arka döneni ve (imandan) yüz çevireni; servet toplayıp yığanı kendine çağırır.
Ortak kavram: Ölüm · Ortak kavram: Dua
Hani İbrahim, "Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster" demişti. (Allah ona) "İnanmıyor musun?" deyince, "Hayır (inandım) ancak kalbimin…
Aynı kök: دبر (44 geçiş)
Onlar size eziyetten başka bir zarar veremezler. Eğer sizinle savaşmaya kalkışsalar, size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra onlara yardım da edilmez.
Ortak kavram: Ölüm
Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir.…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki sen ölülere dipnot 1 duyuramaz; sağırlara da arkalarını dönüp giderlerken çağrıyı duyuramazsın.
Şu da bir gerçek ki sen asla ölülere duyuramazsın; arkasını dönüp uzaklaşırken her tür davete sağır kesilenlere de duyuramazsın.
Elbette sen ölülere asla duyuramazsın ve sırtlarını (sana) dönüp uzaklaşan (kalbi) sağırlara (da)!
Muhakkak ki sen (bilgisizce kendini toprakta yok olup gidecek beden sanan) ölülere işittiremezsin; (Hakk'a) arkalarını dönüp gittiklerinde sağırlara da işittiremezsin!
Şimdi sen, ölülere (söz) duyuramazsın ve arkalarını dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
(Ey Muhammed!) Şüphe yoktur ki sen, ölülere işittiremez, dönüp gittikleri zaman da sağırlara çağrıyı duyuramazsın.
Kuşkusuz, ölülere duyuramazsın; arkasını dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın. dipnot 342
Elbette sen manen ölülere duyuramazsın; arkalarını dönüp giderlerken manen sağırlara o daveti işittiremezsin.
Sen ne ölülere işittirebilirsin, ne de arkalarını dönüp giden sağırlara çağrıyı duyurabilirsin. dipnot 1
Sen ne ölülere işittirebilirsin, ne de arkalarını dönüp giden sağırlara çağrıyı duyurabilirsin.
Çünkü sen ölülere işittiremezsin. O daveti arkalarını dönmüş giderlerken sağırlara da duyuramazsın.
Çünkü sen ölülere işittiremezsin, o da'veti sağırlara da işittiremezsin, arkalarını dönmüş giderlerken
Şu bir gerçek ki, sen ölülere dipnot 1 duyuramazsın. Arkasını dönüp giden sağırlara dipnot 2 da çağrıyı duyuramazsın. dipnot 3
Şu bir gerçek ki, sen ölülere dipnot 1 duyuramazsın. Arkasını dönüp giden sağırlara dipnot 2 da çağrıyı duyuramazsın. dipnot 3
Şu bir gerçek ki, sen ölülere dipnot 1 duyuramazsın. Arkasını dönüp giden sağırlara dipnot 2 da çağrıyı duyuramazsın. dipnot 3
Şimdi sen, ölülere (söz) duyuramazsın ve arkalarını dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Bunun için sen — arkalarına dönüb giderlerken — o da'veti ölülere de duyuramazsın, sağırlara da işitdiremezsin.
Bunun için sen; ölüye katiyyen işittiremezsin. Dönüp giden sağırlara da daveti duyuramazsın.
(47-53) Kesin olan şu ki, onların kavimlerine senden önce de Resuller gönderdik, onlara açıklamalarla geldiler, suç işleyenlerden / cürüm işleyenlerden öç aldık / intikam aldık, müminlere yardım etmek ise üzerimizdeki bir hak / bir sorumluluk oldu. Allah Rüzgârı gönderir, bulutu sürükler, gökte onu nasıl istiyorsa yayar, onu parça parça yapar ve sen yağmuru onun aralığından çıkarken görürsün , O da / yağmur da kullarından istediklerine nasip olduğundaysa onlar sevinirler , oysa onun inmesinden / yağmurun inmesinden ö nce iyice ümidi kesmiş vaziyette idiler. Allah’ın rahmetine dair izlere / eserlere baksana, öldükten sonra nasıl arzı diriltiyor , ölülerin diriltilmesi bunun gibidir ve O her şeye güç yetirendir / muktedirdir. Biz Rüzgârı göndersek te onun / diri olan yerin sarardığını görseler d ahi onun ardından yine de kafir olurlardı, sen ölüye işittiremezsin, ardını dönüp giden sağıra da çağrını işittiremezsin, sapmaları sebebiyle körü de alıp yola iletecek değilsin, sen ancak ayetlerimize teslim olanlara işittirebilirsin.
Şüphesiz, sen ölülere işittiremezsin. Dönüp gittikleri zaman çağrıyı sağırlara da işittiremezsin.
Sen de ölülere söz dinletemezsin; arkalarını dönüp giden sağırlara çağrıyı işittiremezsin.
Zaten sen ölülere bir şey işittiremezsin. Sırtlarını döndükleri zaman sağırlara da çağrını işittiremezsin dipnot 1 .
Sen ölülere işittiremezsin, arkasını döndüğünde sağırlara da işittiremezsin.
Sen, ölülere duyuramazsın, arkasını dönüp gittiği zaman sağırlara davetini duyuramazsın.
Sen, ölüye sesini duyuramazsın, arkasını dönüp gittiği zaman sağırlara çağrını duyuramazsın.
Artık sen ölülere işittiremezsin. Dönüp gittikleri takdirde sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
And so, you just shall not be able O Muhammad to make your voice reach the spiritually dead nor shall you be able to make it reach the worthless who counsel deaf and do not open their hearts' ears when they turn their backs.
You [Prophet] cannot make the dead hear and you cannot make the deaf hear your call when they turn their backs and leave;
So verily thou canst not make the dead to hear, nor canst thou make the deaf to hear the call, when they show their backs and turn away.
(O Prophet), you cannot make the dead hear, dipnot 1 nor can you make the deaf hear your call when they turn back in retreat, dipnot 2
You will not make dead men hear; you will not make deaf men hear the call, when they turn their backs in flight.
So verily, you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) cannot make the dead to hear (i.e. the disbelievers), nor can you make the deaf to hear the call, when they show their backs and turn away.
Indeed you cannot make the dead hear, nor can you make the deaf hear the call when they turn their backs [upon you],
And you cannot make the dead hear, nor can you make the deaf hear the call when they retreat turning their backs (on you),
Thou shalt not make the dead to hear, neither shalt thou make the deaf to hear the call when they turn about, retreating.
[O’ Mohammad, ] you can not deliver your message to a dead person, nor can you make the deaf to here your call. What can you co, if they turn away and show their back?
But, verily, thou canst not make the dead to hear, nor canst thou make the deaf to hear the call, when they turn their backs and flee;
You cannot make the dead listen, nor can you make the deaf hear the call when they have turned their backs.
Thou canst not make the dead to hear, neither canst thou make the deaf to hear thy call, when they retire and turn their backs;
And if We send a wind and they see it to yellow (scorch the crop), they would after that certainly continue in their disbelief.
So surely you will not make the dead to hear, nor will you make the deaf to hear the call when they turn away, withdrawing.
For verily thou (Muhammad) canst not make the dead to hear, nor canst thou make the deaf to hear the call when they have turned to flee.
You cannot make the dead to listen nor the deaf hear the call when they have turned back and retreated,
And, verily, thou canst not make the dead hear: and [so, too,] thou canst not make the deaf [of heart] hear this call when they turn their backs [on thee] and go away,
So you ˹O Prophet˺ certainly cannot make the dead hear ˹the truth˺. Nor can you make the deaf hear the call when they turn their backs and walk away.
You cannot make the dead listen, nor can you make the deaf hear the call when they have turned their backs.
You cannot make the dead, nor the deaf, hear the call, once they turn away.
So indeed, you will not make the dead hear, nor will you make the deaf hear the call when they turn their backs, retreating.
And thou wilt not make the dead to hear, nor wilt thou make the deaf hear the call, when they turn and go.
And verily, you cannot make the dead to hear, nor can you make the deaf of heart to hear the call when they turn their backs and go away.
So surely, you cannot make the dead to hear, and (you) cannot make the deaf to hear, the Call (from Allah), when they show their backs and turn away.
So, you cannot make the dead to hear, nor can you make the deaf to hear the call when they turn their backs in retreat.
You cannot make the dead listen, nor can you make the deaf hear the call when they have turned their backs.