Rûm suresi

Rûm suresi, 52. ayet

Rûm suresi, 52. ayet. فَإِنَّكَ لَا تُسْمِعُ ٱلْمَوْتَىٰ وَلَا تُسْمِعُ ٱلصُّمَّ ٱلدُّعَآءَ إِذَا وَلَّوْا۟ مُدْبِرِينَ

feinneke lâ tüsmi`u-lmevtâ velâ tüsmi`u-ṣṣumme-ddü`âe iẕâ vellev müdbirîn.

Diyanet İşleri

Şüphesiz, sen ölülere işittiremezsin. Dönüp gittikleri zaman çağrıyı sağırlara da işittiremezsin.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Rûm 49–55 · surenin 52. ayeti / 60

Konu Rüzgârlar ve yağmur; "sen ölülere işittiremezsin" Rûm 46–53 3

  1. Rûm 49

    Oysa onlar daha önce kendilerine yağmur yağdırılmadan evvel kesin bir ümitsizliğe kapılmışlardı.

  2. Rûm 50

    Allah'ın rahmetinin eserlerine bak! Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor. Şüphe yok ki O, ölüleri de elbette diriltecektir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

  3. Rûm 51

    Andolsun, eğer (ekinlerine zararlı) bir rüzgar göndersek de o ekini sararmış görseler, ardından mutlaka nankörlük etmeye başlarlar.

  4. 52

    Şüphesiz, sen ölülere işittiremezsin. Dönüp gittikleri zaman çağrıyı sağırlara da işittiremezsin.

  5. Rûm 53

    Sen, körleri sapkınlıklarından çıkarıp doğru yola iletemezsin. Sen, çağrını ancak ayetlerimize inanıp müslüman olan kimselere işittirebilirsin.

  6. Rûm 54

    Allah, sizi güçsüz olarak yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren, sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir. O, dilediğini yaratır. O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir.

  7. Rûm 55

    Kıyametin kopacağı gün suçlular, (dünyada) bir andan fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

52. Özellikle de “Arkalarını dönüp gittiklerinde…” Çünkü onların itaat etmelerini ve faydalı bir şekilde işitmelerini engelleyecek manilerin hepsi onlarda mevcuttur. Öyke ki onlar tıpkı sesi duyma engeli taşıyan sağırların durumuna dönmüşlerdir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ölülere duyuramadığın gibi, sağırlara da duyuramazsın. Onlar duyup, dinlememek için senden uzaklaşıp, dururlar. Yüzünü çevirip, istifade etmeyenleri ve onlara bu konularda benzeyenleri de doğru yola iletemezsin.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَإِنَّكَ feinneke şüphesiz sen
  2. لَا la asla
  3. تُسْمِعُ tusmiu söz dinletemezsin kök: سمع
  4. ٱلْمَوْتَىٰ l-mevta ölülere kök: موت
  5. وَلَا ve la ve asla
  6. تُسْمِعُ tusmiu işittiremezsin kök: سمع
  7. ٱلصُّمَّ s-summe sağırlara kök: صمم
  8. ٱلدُّعَآءَ d-duaa'e çağrıyı kök: دعو
  9. إِذَا iza
  10. وَلَّوْا۟ vellev giderlerken kök: ولي
  11. مُدْبِرِينَ mudbirine arkalarını dönüp kök: دبر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: صمم (15 geçiş) · Aynı kök: دبر (44 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm

    Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

  • Aynı kök: صمم (15 geçiş) · Ortak kavram: Dua

    İnkar edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkar edenlerin durumu, bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile…

  • Aynı kök: صمم (15 geçiş) · Ortak kavram: Dua

    De ki: "Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum." Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler.

  • Aynı kök: دبر (44 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm

    De ki: "Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitme ve görme yetisi üzerinde kim mutlak hakimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim…

  • Aynı kök: دبر (44 geçiş) · Ortak kavram: Dua

    (17-18) O, (hakka) arka döneni ve (imandan) yüz çevireni; servet toplayıp yığanı kendine çağırır.

  • Ortak kavram: Ölüm · Ortak kavram: Dua

    Hani İbrahim, "Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster" demişti. (Allah ona) "İnanmıyor musun?" deyince, "Hayır (inandım) ancak kalbimin…

  • Aynı kök: دبر (44 geçiş)

    Onlar size eziyetten başka bir zarar veremezler. Eğer sizinle savaşmaya kalkışsalar, size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra onlara yardım da edilmez.

  • Ortak kavram: Ölüm

    Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir.…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

82 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki sen ölülere dipnot 1 duyuramaz; sağırlara da arkalarını dönüp giderlerken çağrıyı duyuramazsın.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Burada sözü edilen [el-mevtâ] kelimesi, "kalbini öldürenler" demektir. Bakara 2:154 ve Al-i İmrân 3:169'da Allah yolunda öldürülenlerle ilgili gündeme getirilen yeni bir hayat tanımı ve bakış açısı gibi, bu ayette de ölü ve sağır ifadelerine yeni bir perspektif kazandırılmaktadır.

Mustafa İslamoğlu

Şu da bir gerçek ki sen asla ölülere duyuramazsın; arkasını dönüp uzaklaşırken her tür davete sağır kesilenlere de duyuramazsın.

Muhammed Esed

Elbette sen ölülere asla duyuramazsın ve sırtlarını (sana) dönüp uzaklaşan (kalbi) sağırlara (da)!

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki sen (bilgisizce kendini toprakta yok olup gidecek beden sanan) ölülere işittiremezsin; (Hakk'a) arkalarını dönüp gittiklerinde sağırlara da işittiremezsin!

Ali Bulaç

Şimdi sen, ölülere (söz) duyuramazsın ve arkalarını dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

Ali Özek ve heyeti

(Ey Muhammed!) Şüphe yoktur ki sen, ölülere işittiremez, dönüp gittikleri zaman da sağırlara çağrıyı duyuramazsın.

Ali Rıza Safa

Kuşkusuz, ölülere duyuramazsın; arkasını dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın. dipnot 342

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 342
    "Ölülere duyuramazsın!" bildirimi, 27:80 ve 35:22 ayetlerinde tekrarlanır. Geçimlerini din üzerinden sağlayanların çoğunluğu tarafından, "Ölüler sevdikleri kişileri duyarlar." denilerek anlatılanlar, Kur'an ayetlerinde çok açık bir biçimde yalanlanmıştır.

Bayraktar Bayraklı

Elbette sen manen ölülere duyuramazsın; arkalarını dönüp giderlerken manen sağırlara o daveti işittiremezsin.

Edip Yüksel

Sen ne ölülere işittirebilirsin, ne de arkalarını dönüp giden sağırlara çağrıyı duyurabilirsin. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Belli bir radyo yayınını nasıl ki pili bitmiş yahut düğmesi çevrilmemiş yahut dalga ayarı yapılmamış bir radyo ile dinleyemiyorsak, aynı şekilde Tanrı'nın mesajı da aklını kullanmayan, yeni düşüncelere kapalı bağnaz kafalarda yankı bulmaz.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sen ne ölülere işittirebilirsin, ne de arkalarını dönüp giden sağırlara çağrıyı duyurabilirsin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Çünkü sen ölülere işittiremezsin. O daveti arkalarını dönmüş giderlerken sağırlara da duyuramazsın.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü sen ölülere işittiremezsin, o da'veti sağırlara da işittiremezsin, arkalarını dönmüş giderlerken

Gültekin Onan

Şimdi sen, ölülere (söz) duyuramazsın ve arkalarını dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

Hasan Basri Çantay

Bunun için sen — arkalarına dönüb giderlerken — o da'veti ölülere de duyuramazsın, sağırlara da işitdiremezsin.

İbni Kesir

Bunun için sen; ölüye katiyyen işittiremezsin. Dönüp giden sağırlara da daveti duyuramazsın.

Mehmet Alagaş

(47-53) Kesin olan şu ki, onların kavimlerine senden önce de Resuller gönderdik, onlara açıklamalarla geldiler, suç işleyenlerden / cürüm işleyenlerden öç aldık / intikam aldık, müminlere yardım etmek ise üzerimizdeki bir hak / bir sorumluluk oldu. Allah Rüzgârı gönderir, bulutu sürükler, gökte onu nasıl istiyorsa yayar, onu parça parça yapar ve sen yağmuru onun aralığından çıkarken görürsün , O da / yağmur da kullarından istediklerine nasip olduğundaysa onlar sevinirler , oysa onun inmesinden / yağmurun inmesinden ö nce iyice ümidi kesmiş vaziyette idiler. Allah’ın rahmetine dair izlere / eserlere baksana, öldükten sonra nasıl arzı diriltiyor , ölülerin diriltilmesi bunun gibidir ve O her şeye güç yetirendir / muktedirdir. Biz Rüzgârı göndersek te onun / diri olan yerin sarardığını görseler d ahi onun ardından yine de kafir olurlardı, sen ölüye işittiremezsin, ardını dönüp giden sağıra da çağrını işittiremezsin, sapmaları sebebiyle körü de alıp yola iletecek değilsin, sen ancak ayetlerimize teslim olanlara işittirebilirsin.

Rowwad Tercüme Merkezi

Şüphesiz, sen ölülere işittiremezsin. Dönüp gittikleri zaman çağrıyı sağırlara da işittiremezsin.

Süleyman Ateş

Sen de ölülere söz dinletemezsin; arkalarını dönüp giden sağırlara çağrıyı işittiremezsin.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sen ölülere işittiremezsin, arkasını döndüğünde sağırlara da işittiremezsin.

Şaban Britch

Sen, ölülere duyuramazsın, arkasını dönüp gittiği zaman sağırlara davetini duyuramazsın.

Şaban Piriş

Sen, ölüye sesini duyuramazsın, arkasını dönüp gittiği zaman sağırlara çağrını duyuramazsın.

Yaşar Nuri Öztürk

Artık sen ölülere işittiremezsin. Dönüp gittikleri takdirde sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And so, you just shall not be able O Muhammad to make your voice reach the spiritually dead nor shall you be able to make it reach the worthless who counsel deaf and do not open their hearts' ears when they turn their backs.

Abdul Haleem

You [Prophet] cannot make the dead hear and you cannot make the deaf hear your call when they turn their backs and leave;

Abdullah Yusuf Ali

So verily thou canst not make the dead to hear, nor canst thou make the deaf to hear the call, when they show their backs and turn away.

Abul A'la Maududi

(O Prophet), you cannot make the dead hear, dipnot 1 nor can you make the deaf hear your call when they turn back in retreat, dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, those whose consciences have become dead, whose moral selves have become devoid of life, whose selfworship and stubbornness and obstinacy have destroyed their capacity to understand and accept the truth.
  2. metne dön, dipnot 2
    "The deaf": those who have put locks on their minds and hearts so that they do not understand anything although they hear everything; then, when such people also try that the message of the truth should not at all enter their ears, and they should avoid and keep away from the inviter, nobody can make them hear and understand anything.

Aisha Bewley

You will not make dead men hear; you will not make deaf men hear the call, when they turn their backs in flight.

Al-Hilali & Khan

So verily, you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) cannot make the dead to hear (i.e. the disbelievers), nor can you make the deaf to hear the call, when they show their backs and turn away.

Ali Quli Qarai

Indeed you cannot make the dead hear, nor can you make the deaf hear the call when they turn their backs [upon you],

Amatul Rahman Omar

And you cannot make the dead hear, nor can you make the deaf hear the call when they retreat turning their backs (on you),

Arthur John Arberry

Thou shalt not make the dead to hear, neither shalt thou make the deaf to hear the call when they turn about, retreating.

Bijan Moeinian

[O’ Mohammad, ] you can not deliver your message to a dead person, nor can you make the deaf to here your call. What can you co, if they turn away and show their back?

E. Henry Palmer

But, verily, thou canst not make the dead to hear, nor canst thou make the deaf to hear the call, when they turn their backs and flee;

Edip-Layth

You cannot make the dead listen, nor can you make the deaf hear the call when they have turned their backs.

George Sale

Thou canst not make the dead to hear, neither canst thou make the deaf to hear thy call, when they retire and turn their backs;

Hamid S. Aziz

And if We send a wind and they see it to yellow (scorch the crop), they would after that certainly continue in their disbelief.

Mahmoud Ghali

So surely you will not make the dead to hear, nor will you make the deaf to hear the call when they turn away, withdrawing.

Marmaduke Pickthall

For verily thou (Muhammad) canst not make the dead to hear, nor canst thou make the deaf to hear the call when they have turned to flee.

Mohamed Ahmed - Samira

You cannot make the dead to listen nor the deaf hear the call when they have turned back and retreated,

Muhammad Asad

And, verily, thou canst not make the dead hear: and [so, too,] thou canst not make the deaf [of heart] hear this call when they turn their backs [on thee] and go away,

Mustafa Khattab

So you ˹O Prophet˺ certainly cannot make the dead hear ˹the truth˺. Nor can you make the deaf hear the call when they turn their backs and walk away.

Progressive Muslims

You cannot make the dead listen, nor can you make the deaf hear the call when they have turned their backs.

Rashad Khalifa

You cannot make the dead, nor the deaf, hear the call, once they turn away.

Sahih International

So indeed, you will not make the dead hear, nor will you make the deaf hear the call when they turn their backs, retreating.

Sam Gerrans

And thou wilt not make the dead to hear, nor wilt thou make the deaf hear the call, when they turn and go.

Shabbir Ahmed

And verily, you cannot make the dead to hear, nor can you make the deaf of heart to hear the call when they turn their backs and go away.

Syed Vickar Ahamed

So surely, you cannot make the dead to hear, and (you) cannot make the deaf to hear, the Call (from Allah), when they show their backs and turn away.

Taqi Usmani

So, you cannot make the dead to hear, nor can you make the deaf to hear the call when they turn their backs in retreat.

The Monotheist Group

You cannot make the dead listen, nor can you make the deaf hear the call when they have turned their backs.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Rûm suresi, 52. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Rûm suresi, 52. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Rûm suresi, 52. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩