Diyanet İşleri
Onlar insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman, tam ölçerler.
Mutaffifîn suresi
Mutaffifîn suresi, 2. ayet. ٱلَّذِينَ إِذَا ٱكْتَالُوا۟ عَلَى ٱلنَّاسِ يَسْتَوْفُونَ
elleẕîne iẕe-ktâlû `ale-nnâsi yestevfûn.
Onlar insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman, tam ölçerler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Ölçüde ve tartıda hile yapanlar Mutaffifîn 1–6 3
Ölçüde ve tartıda hile yapanların vay haline!
Onlar insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman, tam ölçerler.
Fakat kendileri onlara bir şey ölçüp, yahut tartıp verdikleri zaman eksik ölçüp tartarlar.
(4-6) Onlar, büyük bir gün; insanların, alemlerin Rabbinin huzurunda duracakları gün için diriltileceklerini sanmıyorlar mı?
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 1–6. ayetler için yazılmıştır.
1. “Vay haline!” Azap ve ceza bildiren bir ifadedir. “Eksik ölçüp tartan (hilekarların) vay haline!” Yüce Allah bu hilekarları şu buyruklarla açıklamaktadır:
2. “Onlar ki insanlardan” onlardaki haklarının karşılığını “aldıklarında tastamam alırlar.” Eksik almazlar.
3. “Ama onlara” insanlara, onların haklarını “ölçü yahut tartı ile verdiklerinde” onlara “eksik verirler.” Bu da ya eksik ölçüp tartan aletlerle yahut ölçü ve tartıyı tam yapmamakla ya da başka bir yolla olur. Bu, insanların mallarını çalmak ve onlara adaletli davranmamaktır.
Bu insanların mallarını ölçü ve tartı ile eksik verenlere bir tehdit olduğuna göre onların mallarını zorla ve hırsızlık yolu ile alanların böyle bir tehdide maruz kalmaları -eksik ölçüp tartanlara göre- öncelikle söz konusudur.
Âyet-i kerime şunu da göstermektedir: İnsan başkalarındaki hakkını aldığı gibi onların haklarını da -mal ve muamelâtta- aynı şekilde eksiksiz vermelidir. Hatta bu buyrukların kapsamına delil getirme ve münazara da girmektedir. Karşılıklı münazara yapıp tartışanlar arasında adet olduğu üzere her bir kişi, kendi lehinde olan delillere sıkı sıkıya yapıştığı gibi hasmının lehine olan ve onun bilmediği delilleri de açıklamalıdır. Kendi delillerini tetkik ettiği gibi hasmının delillerini de tetkik edebilmelidir. İşte böyle bir konumda insanın insaflı mı olduğu yoksa fikrine taasupla bağlanan biri mi olduğu, alçakgönüllü mü olduğu yoksa kibirli bir kişi mi olduğu, akıllı mı olduğu yoksa kıtakıllı mı olduğu ortaya çıkar.
Yüce Allah’tan her hayra bizleri muvaffak kılmasını dileriz.
4-6. Daha sonra Yüce Allah, eksik ölçüp tartanları tehdit etmekte, onların hallerine ve durumlarını sürdürmelerine hayretle şöyle buyurmaktadır: “Bu kimseler diriltileceklerini hiç düşünmezler mi?…” O halde onları eksik ölçüp tartma hususunda yüreklendiren, âhiret gününe iman etmeyişleridir. Yoksa o güne iman etselerdi, Allah’ın huzurunda duracaklarını ve O’nun azın da çoğun da hesabını kendilerinden soracağını bilselerdi, bu işten vazgeçerlerdi, bundan tevbe ederlerdi.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onlar, başkalarından aldıklarını ölçtüklerinde haklarına tastamam eksiksiz olarak bağlılık gösterenlerdir.
Aynı kök: كيل (16 geçiş) · Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği…
Aynı kök: كيل (16 geçiş) · Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Medyen halkına da kardeşleri Şu'ayb'ı peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilah…
Aynı kök: كيل (16 geçiş) · Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
"Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. İnsanların eşyalarını (mallarını ve haklarını) eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak…
Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden…
Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru…
Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Onlar, Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah'ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlaki bütün…
Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
Bir de dediler ki: "Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır." Sen onlara de ki: "Siz bunun için Allah'tan söz mü aldınız? -Eğer…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlar insanlardan (bir şey alırken) ölçtüklerinde (baskı yaparak) tam ölçerler. dipnot 1
Kendileri başkalarından alacakları zaman noksansız isterler;
Onlar, (öteki) insanlardan haklarını eksiksiz isterler;
Onlar ki, insanlardan haklarını tam ölçüyle alırlar da;
Ki onlar, insanlardan ölçerek aldıklarında noksansız alırlar.
İnsanlardan alırken ölçüp tarttıklarında tam,
İnsanlardan ölçerek aldıklarında eksiksiz alırlar.
- Onlar, insanlardan bir şey aldıkları zaman tam ölçüp tartarlar. Kendileri bir şey sattıkları zaman onlara eksik ölçüp tartarlar.
Halktan bir şey aldıklarında ölçüyü tam uygularlar.
Halktan bir şey aldıklarında ölçüyü tam uygularlar.
Onlar ki, insanlar üzerinden kendilerine ölçtüklerinde tam basarlar.
Ki nas üzerinden kendilerine ölçtükleri zaman tam basarlar
Onlar, alırlarken tam olarak ölçer, tartarlar.
Onlar, alırlarken tam olarak ölçer, tartarlar.
Onlar, alırlarken tam olarak ölçer, tartarlar.
Ki onlar, insanlardan ölçerek aldıklarında noksansız alırlar.
Ki onlar insanlardan ölçekle aldıkları zaman (haklarını) tastamam alanlar,
Onlar ki; insanlardan bir şey aldıkları zaman kendileri ölçerek tam alırlar.
(1-9) Ölçü ve tartıda hile yapanlara / eksik iş yapanlara yazıklar olsun, insanlardan alırlarken tam ve eksiksiz alırlar insanlara verirken yahut tartarken eksiltirler / kırarlar. Onlar gerçekten o azametli gün için tekrar diriltileceklerini sanmıyorlar mı? O gün insanlar Alemlerin Rabbi için kalkacaklar.
Onlar insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman tam ölçerler.
Onlar insanlardan bir şey ölçüp aldıkları zaman ölçüyü tam yaparlar.
Onlar insanlardan alırken ölçünün tam olmasını isteyen;
İnsanlardan alırken ölçünün tam olmasını isterler,
İnsanlardan/halktan aldıklarında tam alan,
İnsanlardan/halktan aldıklarında tam alan..
Ki onlar insanlardan alırken ölçüyü tam yaparlar,
When they buy from people they insist on a full measure that will not abate.
who demand of other people full measure for themselves,
Those who, when they have to receive by measure from men, exact full measure,
those who, when they take from others by measure, take their full share; dipnot 1
Those who, when they take a measure from people, exact full measure,
Those who, when they have to receive by measure from men, demand full measure,
who, when they measure [a commodity bought] from the people, take the full measure,
When they receive measure from other people they receive in full (not allowing the least shortage and loss),
when they measure against the people, take full measure
The ones who insist to get their money’s worth but when it comes to them, …
who when they measure against others take full measure;
Those who when they are receiving any measure from the people, they take it in full.
who, when they receive by measure from other men, take the full;
Who, when they take the measure of their dues from men take it fully,
Who, when they measure against mankind, (i. e., when they take from others) take full (measure),
Those who when they take the measure from mankind demand it full,
Who insist on being given full when they take from others,
those who, when they are to receive their due from [other] people, demand that it be given in full –
Those who take full measure ˹when they buy˺ from people,
Those who when they are receiving any measure from the people, they take it in full.
Who demand full measure when receiving from the people.
Who, when they take a measure from people, take in full.
Those who, when they take measure from men, take in full,
Those who demand full measure when receiving from people.
Those who demand full measure, when they have to receive by measure from men,
who, when they measure something to receive from people, take it in full,
Those who when they are receiving any measure from the people, they take it in full.