Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya
da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yani göklerin sebeplerine (yollarına ulaşırım). (Böylece belki) Musa'nın ilahına ulaşırım; şüphesiz ki ben onu (Musa'yı) yalancı sanıyorum!" demişti. Böylece Firavun'a, yaptığı kötü iş süslü gösterilmiş ve yoldan saptırılmıştı. (Zaten) Firavun'un tuzağı elbette yıkımdadır (kayıptadır).
gökleri aşacağım araçlara... Böylece Musa'nın ilahına erişebilirim (!). Hoş, ben onun bir yalancı olduğundan kesinlikle eminim ya!" İşte kötü davranışı Firavun'a böylesine güzel göründü ve doğru yoldan alıkonuldu: neticede Firavun'un düzeni, çöküşü (hızlandırmaktan) başka hiçbir işe yaramadı.
göklere yaklaşmanın araçlarına ve belki (bu yolla) Musa'nın tanrısını görebilirim; zaten o'nun bir yalancı olduğuna kesinlikle eminim!" İşte böyle, yaptığı kötülükler Firavun'a güzel göründü ve bu nedenle (doğru) yoldan alıkondu. Firavun'un tuzağı hüsrandan başka bir şeye yaramadı.
"Semaların sebeplerine. . . Bu sayede Musa'nın tanrısını anlayabilirim! Kesinlikle Onun yalancı olduğunu düşünüyorum!". . . Böylece Firavun'a yaptığı işin kötülüğü süslendirildi ve (hakikatine giden) yoldan engellendi. . . Firavun'un yöntemi hüsrandan başka bir şey sağlamadı!
"Göklerin yollarına. Böylelikle Musa'nın ilahına çıkabilirim. Çünkü ben, onun yalancı olduğunu sanıyorum." İşte Firavun'a, kötü ameli böyle çekici kılındı ve yoldan alıkonuldu. Firavun'un hileli düzeni, 'yıkım ve kayıpta' olmaktan başka (bir şey) olmadı.
Göklerin yollarına de Musa'nın ilahını görürüm! Doğrusu ben onu, yalancı sanıyorum, dedi. Böylece Firavun'a, yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve yoldan saptırıldı. Firavun'un tuzağı tamamen boşa çıktı.
"Göklerin yollarına. Böylece, Musa'nın Tanrısına ulaşırım. Zaten aslında, Onun yalancı olduğundan kuşkum yok!" Ve işte böylece, yaptığı kötülükler Firavun'a çekici gösterildi ve yoldan çıkarıldı. Firavun'un tasarladıkları, yıkıma uğramasından başka bir şeye yaramadı.
"Göklerin yollarını. Böylece Musa'nın tanrısını görürüm! Ben, Musa'nın kesinlikle yalancı olduğunu sanıyorum" dedi. İşte Firavun'a, yaptığı kötülük süslü gösterildi ve doğru yoldan alıkonuldu. Firavun'un tuzağı tamamen boşa çıktı.
"Göklerin yollarına... Böylece Musa'nın tanrısına bir bakayım. Onun bir yalancı olduğunu onaylıyorum." Firavunun kötü tavrı kendisine böyle süslenmişti ve böylece yoldan çıkarıldı. Firavunun planı elbette boşa çıkacaktı.
'Göklerin yollarına... Böylece Musa'nın tanrısına bir bakayım. Onun bir yalancı olduğuna inanıyorum.' Firavun'un kötü tavrı kendisine böyle süslenmişti ve böylece yoldan çıkarıldı. Firavun'un planı elbette boşa çıkacaktı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Göklerin yollarına da Musa'nın tanrısınına muttali olurum ve kesinlikle ben onu yalancı sanıyorum." dedi. işte bu şekilde Firavun'a kötü ameli güzel gösterildi de yoldan çıkarıldı. Firavun'un düzeni hep hüsrandadır (çıkmazdadır).
Semaların esbabına da Musanın tanrısına muttali' olurum ve her halde ben onu yalancı sanıyorum" İşte bu suretle Fir'avne kötü ameli süslendirildi de yoldan çıkarıldı, Fir'avn düzeni hep husrandadır
"Göklerin sebeplerine. Böylece Musa'nın ilahını görürüm. Çünkü ben onun yalancı olduğunu sanıyorum." dedi. Ve işte böylece Firavun'a, yaptığı kötü iş iyi gösterildi ve doğru yoldan çıkarıldı. Firavunun planı, hüsrandan başka bir şeye yaramadı.
"Göklerin sebeplerine. Böylece Musa'nın ilahını görürüm. Çünkü ben onun yalancı olduğunu sanıyorum." dedi. Ve işte böylece Firavun'a, yaptığı kötü iş iyi gösterildi ve doğru yoldan çıkarıldı. Firavunun planı, hüsrandan başka bir şeye yaramadı.
"Göklerin sebeplerine. Böylece Musa'nın ilahını görürüm. Çünkü ben onun yalancı olduğunu sanıyorum." dedi. Ve işte böylece Firavun'a, yaptığı kötü iş iyi gösterildi ve doğru yoldan çıkarıldı. Firavunun planı, hüsrandan başka bir şeye yaramadı.
"Göklerin yollarına. Böylelikle Musa'nın tanrısına çıkabilirim. Çünkü ben, onun yalancı olduğunu sanıyorum." İşte Firavun'a kötü ameli böyle çekici kılındı ve yoldan alıkonuldu. Firavun'un hileli düzeni, 'yıkım ve kayıpta' olmaktan başka (bir şey) olmadı.
(36-37) Fir'avn (şöyle) dedi: "Ey Hakan, benim için yüksek bir kule yap. Olur ki ben o yollara, göklerin yollarına ulaşırım da Musanın Tanrısına yükselib çıkarım! Ben onu mutlak bir yalancı sanıyorum a". İşte bu suretle Fir'avnın kötü amel (ve hareket) i süslendirildi. O, yoldan sapdırıldı. Fir'avnın düzeni, başka değil ancak hüsranda idi.
Göklerin yollarına. Musa'nın tanrısını görürüm. Doğrusu ben, onu yalancı sanıyorum. Böylece yaptığı kötü iş Firavun'a güzel gösterildi de doğru yoldan alıkonuldu. Firavun'un düzeni elbette boşa gidecekti.
(23-52) Kesin olan şu ki, Musa’yı ayetlerimizle ve açık delillerimizle Firavun’a, Haman ve Karun’a gönderdik. (Musa’ya) yalancı ve sihirbaz dediler. Onlar a yanımızdan hakikati getirince de onunla beraber olan iman edenlerin, oğullarını öldürün kadınlarını hayatta bırakın dediler , Kafirlerin entrikası / tuzak planı ancak ve ancak sapar. (Hedefini bulmaz), Firavun dedi ki, bırakın beni Musa’yı öldüreyim, O da Rabbini çağırsın , dininizi değiştirmesinden / bir başka dinle mübadele etmesinden yahut arzda bozgun çıkarmasından kesinlikle korkuyorum. Musa dedi ki kibirlenenlerin ve hesap gününe iman etmeyenlerin her birinden Rabbime, sizin de Rabbiniz olana sığındım. Firavun’un a ilesinden imanını gizlemiş mümin bir adam dedi ki (Musa, Harun iki kişi idi bu gelen destek ile üç oldular, destek önemli) Rabbim Allah’tır demesi dolayısıyla bir adam mı öldüreceksiniz? (Adam öldürmek bu kadar kolay mı?) Üstelik size Rabbinizden açıklamalar / beyanatlar getirmiş! Eğer ki yalancı ise yalanı kendi aleyhine, eğer ki doğru sözlü ise bazılarınıza vadettiği isabet edebilir, Muhakkak Allah, savurgan kişiyi / israf edeni ve yalancı kimseyi yola yönlendirmez / hidayet etmez. Ey kavmim bugün göründüğü kadarıyla arzda mülk sizin / idari inisiyatif ve yetki sizde. Bize Allah’tan bir hışım / be’s gelirse, bize kim yardım eder ki? Firavun dedi ki size ne görüyorsam ancak onu gösteririm, sizi de ancak ve ancak yetişkinlik yoluna / rüşt yoluna yönlendiriyorum. İman eden kişi de dedi ki Ey kavmim Hizipler gününün / taraftarlar gününün bir benzerinin size gelmesinden korkarım, tıpkı Nuh kavminin Ad’ın ve Semud’un ve onlardan sonrakilerin başına gelenler gibi, Allah’ın kullarına zulmetmek gibi bir dileği / muradı yoktur. Ey kavmim size bağrışıp çığrışma gününün üzerinize gelmesinden , arkasını dönüp kaçış gününden korkuyorum , Allah’tan sizi kurtara n / asım yoktur. Allah kimi saptırır ise onu yola sokacak yoktur. Kesin olan şu ki önceden Yusuf’ta size açıklamalarla / beyanatlarla gelmişti, O’nun size getirdiklerinden şüpheye düşerek yanıldınız / (zelle) hatta helak olduğu zaman / öldüğü zaman da Allah bundan sonra resul falan yaratmaz dediniz, böylece Allah sizden savurgan / müsrif ve şüpheci olanları / mürteb olanları saptırdı. (Ama Yusuf’tan sonra Musa geldi) Kendilerine verilmiş bir delil dayanağı /bir ispat / bir sultan olmadan Allah’ın ayetleri hakkında mücadele ederler, bu, Allah’ın ve iman edenlerin yanında büyük bir nefret kaynağıdır, Allah büyüklenenin ve zorbanın / cebbarın bu şekilde kalbini kilitler / mühürler. Firavun dedi ki Ey Haman, bana bir kule yap / sarh yap, umarım sebeplere / nedenlere ulaşabilirim, göklerin sebeplerine ulaşabilirim, Musa’nın ilahını kavrarım / muttali olurum , ben O’nun kesinlikle yalancı olduğunu sanıyorum / zannediyorum, böylece kötü faaliyeti / ameli Firavun’a süslü gösterildi, yoldan saptırıldı, Firavunun tuzağı, ziyan olur / tebab olur. İman eden kişi dedi ki Ey kavmim bana uyun ki sizi yetişkin eden yola yönlendireyim, ey kavmim bu dünya hayatı geçimliktir / metalıktır, kesinlikle Ahiret ise varıp kalınacak / karar edilecek yurttur , kim kötülük işlerse sadece misliyle karşılığını bulur , Mümin kadın yahut erkek kim de ıslah edici faaliyetler icra ederse, işte onlar cennete girecekler, hesapsız bir şekilde orada rızıklandırılacaklar / erzaklandırılacaklar. Ey kavmim ben sizi kaçıp kurtulmaya / necate davet ediyorum, siz ise beni ateşe davet ediyorsunuz , Beni, Allah’ı yok saymaya / Allah’a küfretmeye davet ediyorsunuz, hakkında herhangi bir bilgi olmayan / ilim olmayan şeyleri O’na ortak koşmaya davet ediyorsunuz, ben de sizi saygıdeğer olana, çok defa bağışlayana çağırıyorum / davet ediyorum. Besbelli ki sizin beni çağırdığınız şeyin dünyada ve ahirette davet edilecek bir hakikati yok , kesinlikle dönüşümüz Allah’adır , kesinlikle savurganlar / müsrifler de ateşin halkıdır. Benim size dediklerimi ileride hatırlayacaksınız, ben işim i Allah’a havale ediyorum / üfevvizu ilallah, Allah kullarını görendir, Allah’ta, kurdukları tuzağın kötülüğünden, onu (kavimden mümin olan kişiyi) korudu. Firavun ailesinin başına da azabın kötüsü geldi. Ateş! .... Sabah akşam ona sunulurlar / arz edilirler, saatin / (kıyamet saatinin) ortaya çıktığı günde Firavun ailesini, azabın şiddetlisine atınız. Ateşte tartışma içindeyken, zayıf bırakılanlar / mustazaflar büyüklenenlere diyecekler ki; biz kesinlikle sizlere tabi olduk , Ateşten bize isabet edeni / nasip olanı bizden savabilir misiniz? Büyüklenenler de diyecekler ki; muhakkak ki hepimiz onun içindeyiz / ateşin içindeyiz, kulları arasında hakem olan / karar verecek olan Allah’tır. Ateş içinde olanlar cehennem bekçilerine derler ki Rabbinize çağrıda bulunun, bir gün bile olsa azabı bizden hafifleştirsin. (Bu kadarını da mı? yapmaz) Derler ki (bekçiler) size Resuller açıklamalarla / beyanatlarla gelmediler mi? Dediler ki evet (geldiler) peki onlara çağrı da bulunun (bizi aracı kılmayın) Kafirlerin çağrısı / duası ise ancak ve ancak sapmıştır (hedefini bulmaz) Kesinlikle biz, Resullerimize ve iman edenlere, dünyada ve şahit olunacak kıyam gününde / kalkış gününde yardım edeceğiz / nusret edeceğiz. O gün kafirlere, özür beyanları / mazeretleri bir fayda sağlamayacak, onlara lanet vardır, onlara kötü bir yurt vardır.
"Firavun dedi ki: "Ey Hâmân! Bana yüksek bir kule yap, belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Mûsâ’nın ilâhını görürüm. Doğrusu şu ki, ben onu yalancı sayıyorum." Firavun'a kötü işleri işte böyle süslü gösterildi ve yoldan saptırıldı. Firavun'un tuzağı hüsrandan başka bir şey değildir."
"(Yani) Göklerin yollarına (erişeyim) de çıkıp Musa'nın tanrısına bakayım. Çünkü ben Musa'yı, yalancı sanıyorum." Böylece yaptığı kötü iş, Fir'avn'a süslü gösterildi ve (o), yoldan çıkarıldı. Fir'avn'ın tuzağı, tamamen boşa çıktı.
göklerin yollarına… Çıkıp da Musa'nın ilahına bir bakayım. Ben gerçekten onun yalancı olduğunu düşünüyorum." Firavun'un bu kötü davranışı, böylece kendine süslü gösterildi ve o, doğru yoldan engellendi. Firavun'un oyunu, boşa çıkan bir oyundur.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Göklerin yollarına ulaşır da Musa'nın ilahını (tanrısını) görürüm. Ben onun, gerçekten yalancı olduğunu düşünüyorum" dedi. Bu kötü tavrı, Firavun'a güzel göründü ve asıl yoldan engellendi. Firavun'un oyunu elbette boşa çıkacaktı.
Göklerin sebeplerine/yollarına... Ve Musa’nın ilahını görürüm. Çünkü ben onun yalancı olduğunu sanıyorum. Firavun'a kötü işleri işte böyle süslendi ve yoldan saptırıldı. Firavun'un tuzağı hüsrandan başka bir şey değildir.
Göklerin sebeplerine... ve Musa'nın ilahını görürüm. Çünkü ben onun yalancı olduğunu sanıyorum. Firavuna kötü işleri işte böyle süslendi ve yoldan saptırıldı. Firavunun tuzağı hüsrandan başka bir şey değildir.
"Göklerin sebeplerine ulaşırsam, Musa'ın tanrısına, da ulaşırım. Ben onun yalancı biri olduğunu düşünüyorum." Firavun'a, yaptığı işin kötülüğü bu şekilde süslü gösterildi de yoldan saptırıldı. Firavun'un tuzağı hep kayıptadır.