Diyanet İşleri
Sözünüzü gizleyin, yahut onu açığa vurun; (fark etmez). Şüphesiz Allah, sinelerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir.
Mülk suresi · 13–15. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Mülk suresi, 13. ayet. وَأَسِرُّوا۟ قَوْلَكُمْ أَوِ ٱجْهَرُوا۟ بِهِۦٓ إِنَّهُۥ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
Sözünüzü gizleyin, yahut onu açığa vurun; (fark etmez). Şüphesiz Allah, sinelerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir.
Sözünüzü ister gizleyin, ister açığa vurun! Şüphesiz ki O, göğüslerin (kalplerin) özünü bilendir. dipnot 1
İnancınızı ister gizleyin ister açığa vurun; unutmayın ki O göğüslerin en mahrem sırlarını bilendir.
(Bilin ki ey insanlar,) inançlarınızı ister gizleyin ister açığa vurun, O kalpler(iniz)de olan her şeyi bilir.
Düşündüğünüzü ister içinizde tutun ister açığa vurun! Muhakkak ki O, sadırların (içinizin - bilincinizin - şuurunuzun) zatı olarak Aliym'dir.
Sözünüzü ister gizleyin, ister açığa vurun. Şüphesiz O, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.
Sözünüzü ister gizleyin, ister açığa vurun; bilin ki O, kalplerin içindekini bilmektedir.
Sözünüzü gizleseniz de açığa vursanız da kuşkusuz, O, içlerinden geçenleri Bilendir.
Sözünüzü ister gizleyiniz, ister açığa vurunuz; biliniz ki Allah sinelerdekini bilmektedir.
İsterseniz sözünüzü gizleyin veya onu açıklayın; O gizli düşüncelerinizi çok iyi Bilir.
İsterseniz sözünüzü gizleyin veya onu açıklayın; O gizli düşüncelerinizi çok iyi Bilir.
Sözünüzü ister gizleyin, ister açığa vurun. Çünkü O, bütün sinelerin özünü bilir.
Sözümüzü ister sir tutun ister açığa vurun, çünkü o bütün sinelerin künhünü bilir
Sözünüzü gizleseniz de açığa vursanız da fark etmez; O, göğüslerde olanı En İyi Bilen'dir.
Sözünüzü gizleseniz de açığa vursanız da fark etmez; O, göğüslerde olanı En İyi Bilen'dir.
Sözünüzü gizleseniz de açığa vursanız da fark etmez; O, göğüslerde olanı En İyi Bilen'dir.
Sözünüzü ister gizleyin, ister açığa vurun. Şüphesiz O, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.
(Ey kafirler) sözünüzü (ister) gizleyin, ister onu açıklayın. Çünkü O, sinelerin özünü bile hakkıyle bilendir.
Sözünüzü ister gizleyin, ister açığa vurun; muhakkak ki O, göğüslerin özünü bilendir.
(13-18) Sözünüzü ister gizli tutun isterse açığa çıkarın muhakkak ki O, kalplerde olanı bilendir, yaratan hiç bilmez mi? O nazik davranandır / latiftir, haberdardır, sizin için arzı uysal / boyun eğmiş kılmıştır, onun omuzlarında yürüyün, onun rızıklarından yiyin, O’nun (Allah’ın) yanında tekrar diriltileceksiniz. Gökte olanın (Allah’ın) arzı çalkalayıp ta sizin üzerinize geçirmeyeceğimizden emin misiniz? Gökte olanın (Allah’ın) üzerinize taş yağdıran bir fırtına göndermeyeceğinden emin misiniz? Uyarmak nasıl olurmuş ileride bileceksiniz, kesin olan şu ki, onlardan öncekiler de yalanlanmıştı, inkâr ediyor olmak nasıl olurmuş?
Sözünüzü ister gizleyin ve isterse onu açığa vurun. Şüphesiz O gönüllerde olanı bilir.
Sözünüzü ister gizleyin, ister onu açığa vurun (farketmez) çünkü O, göğüslerin özünü bilir.
Süleymaniye Vakfı — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
Sözünüzü ister gizleyin, ister açığa vurun; O, içinizde olanları bilir.
Sözünüzü ister gizleyin, ister açıklayın. Şüphesiz O, kalplerde olanı çok iyi bilendir.
Sözünüzü ister gizleyin, ister açıklayın. Şüphesiz O, kalplerin özünü bilir.
Sözünüzü ister gizleyin ister onu açıklayın; şu bir gerçek ki O, göğüslerin özünü çok iyi bilir.
Mülk suresi, 14. ayet. أَلَا يَعْلَمُ مَنْ خَلَقَ وَهُوَ ٱللَّطِيفُ ٱلْخَبِيرُ
Yaratan bilmez mi? O, en gizli şeyleri bilir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.
Yaratan bilmez mi hiç! dipnot 1 O derin bilgi sahibidir, dipnot 2 haberdardır.
Bakın, Yaratan bilmez mi hiç? Zira O ilmiyle her şeye nüfuz eden, her şeyden haberder olandır.
(Her şeyi) yaratan O, nasıl olur da (her şeyi) bilmez? Evet, yalnız O, (hikmetinde) erişilmez bir derinlik sahibidir, her şeyden haberdar olandır!
Yarattığını bilmez mi! O, Latiyf'tir, Habiyr'dir.
O, yarattığını bilmez mi? O, Latif'tir; Habir'dir.
Hiç yaratan bilmez mi? O, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır.
Yaratan bilmez mi? Çünkü O, En İnce Ayrıntılarla Gerçekleştirendir; Haberlidir.
Hiç, yaratan bilmez mi? O, en ince işleri bilmektedir ve her şeyden haberdardır.
Hiç Yaratan yarattığını bilmez mi? O, Latiftir, Haberdardır. dipnot 1
Hiç Yaratan yarattığını bilmez mi? O, Latiftir, Haberdardır.
Bilmez mi O yaratan ki, O herşeyi inceden inceye bilen, her şeyden haberdar olandır.
Bilmez mi o yaradan ki o öyle latif, öyle habir.
Yaratan, yarattığını bilmez mi? O, Bütün Ayrıntıları Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.
Yaratan, yarattığını bilmez mi? O, Bütün Ayrıntıları Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.
Yaratan, yarattığını bilmez mi? O, Bütün Ayrıntıları Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.
O, yarattığını bilmez mi? O, Latiftir, Habirdir.
Yaratıb duran (Allah) mı bilmeyecekmiş? O, latıyfdir, her şeyden haberdardır.
Yaratan bilmez olur mu hiç? Ve O; Latif'tir, Habir'dir.
(13-18) Sözünüzü ister gizli tutun isterse açığa çıkarın muhakkak ki O, kalplerde olanı bilendir, yaratan hiç bilmez mi? O nazik davranandır / latiftir, haberdardır, sizin için arzı uysal / boyun eğmiş kılmıştır, onun omuzlarında yürüyün, onun rızıklarından yiyin, O’nun (Allah’ın) yanında tekrar diriltileceksiniz. Gökte olanın (Allah’ın) arzı çalkalayıp ta sizin üzerinize geçirmeyeceğimizden emin misiniz? Gökte olanın (Allah’ın) üzerinize taş yağdıran bir fırtına göndermeyeceğinden emin misiniz? Uyarmak nasıl olurmuş ileride bileceksiniz, kesin olan şu ki, onlardan öncekiler de yalanlanmıştı, inkâr ediyor olmak nasıl olurmuş?
Yaratan bilmez mi? O latiftir, her şeyden haberdar olandır.
Yaratan bilmez mi? O latiftir (bilgisi herşeyin içine geçen, her şeyi) haber alandır.
Süleymaniye Vakfı — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
Yaratan bilmez mi? Her şeyin iç yüzünü, en ince ayrıntısıyla bilen O'dur.
Yaratan bilmez mi? O, Latif'dir, her şeyden haberdardır.
-Yaratan bilmez mi? O, gizli sırlara da vakıf ve haberdardır.
Yaratmış olan bilmez mi/Allah, yarattığı kimseyi bilmez mi? Latif'tir O, Habir'dir.
Mülk suresi, 15. ayet. هُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَرْضَ ذَلُولًا فَٱمْشُوا۟ فِى مَنَاكِبِهَا وَكُلُوا۟ مِن رِّزْقِهِۦ وَإِلَيْهِ ٱلنُّشُورُ
O, yeryüzünü sizin ayaklarınızın altına serendir. Haydi onun üzerinde yürüyün ve Allah'ın rızkından yiyin. Dönüş ancak O'nadır.
O, yeri sizin için boyun eğdirmiştir. Her tarafını dolaşıp O'nun (Allah'ın verdiği) rızkından yiyin! Dönüş, yalnızca O'nadır.
Yeryüzünü sizin için emre amade kılan O'dur; artık onun her tarafını dolaşın ve O'nun rızkından nasiplenin: ama O'na döndürüleceğinizi asla (unutmayın)!
O, yeryüzünü yaşanması kolay bir yer yapmıştır. Öyleyse onun her tarafını dolaşın ve Allah'ın verdiği rızıktan pay almaya çalışın ama (hiçbir an aklınızdan çıkarmayın ki) yine O'na döneceksiniz.
O, arzı (bedeni) size (bilincinize) tabi oluşturdu! Onun omuzlarında yürüyün ve O'nun yaşam gıdasından nasiplenin! Yeniden varoluşunuz O'na dönük olacaktır!
Sizin için, yeryüzüne boyun eğdiren O'dur. Şu halde onun omuzlarında yürüyün ve O'nun rızkından yiyin. Sonunda gidiş O'nadır.
Yeryüzünü size boyun eğdiren O'dur. Şu halde yerin omuzlarında (üzerinde) dolaşın ve Allah'ın rızkından yiyin. Dönüş ancak O'nadır.
O, yeryüzünü size boyun eğdirmiştir. Onun üzerinde dolaşın ve O'nun geçimliklerinden yiyin. Çünkü gidiş, O'na olacaktır.
Allah, yeryüzünü yaşanmaya elverişli bir yer yapmıştır. Öyleyse onun her tarafını dolaşıp Allah'ın verdiği rızıktan yiyiniz. Dönüşünüzün O'na olacağını unutmayınız.
O ki yeri emriniz altına verdi. Yeryüzünü dolaşın ve onun besinlerinden yiyin. Son dönüş O'nadır.
O ki yeri emriniz altına verdi. Yeryüzünü dolaşın ve onun besinlerinden yeyin. Son dönüş O'nadır.
O, yeryüzünü size boyun eğdiren yaratıcıdır. Haydi, o arzın omuzlarında yürüyün de O'nun rızkından yiyin. Dönüş yalnızca O'nadır.
O Halıktır ki o, size Arzı zelul (munkad) kıldı, haydin, o Arzın omuzlarında yürüyün de o yaradan latifi habirin rızkından yeyin, onadır fakat nihayet nüşur
Yeryüzünü size boyun eğdiren O'dur. Artık onun üzerinde dilediğinizce dolaşın ve O'nun rızkından yiyin. Sonunda dönüş O'nadır.
Yeryüzünü size boyun eğdiren O'dur. Artık onun üzerinde dilediğinizce dolaşın ve O'nun rızkından yiyin. Sonunda dönüş O'nadır.
Yeryüzünü size boyun eğdiren O'dur. Artık onun üzerinde dilediğinizce dolaşın ve O'nun rızkından yiyin. Sonunda dönüş O'nadır.
Sizin için, yeryüzüne boyun eğdiren O'dur. Şu halde onun omuzlarında yürüyün ve O'nun rızkından yiyin. Sonunda gidiş O'nadır.
O, yeri, sizin faidenize, hor (ve müsahhar) kılandır. O halde onun omuzlarında yürüyün. (Allahın) rızkından yeyin. (Fakat şunu daima hatırlayın ki) son gidiş ancak Onadır (Allahadır).
Size yeryüzünü boyun eğdiren O'dur. O halde onun sırtlarında yürüyün. O' nun rızkından yiyin, nihayet dönüş O'nadır.
(13-18) Sözünüzü ister gizli tutun isterse açığa çıkarın muhakkak ki O, kalplerde olanı bilendir, yaratan hiç bilmez mi? O nazik davranandır / latiftir, haberdardır, sizin için arzı uysal / boyun eğmiş kılmıştır, onun omuzlarında yürüyün, onun rızıklarından yiyin, O’nun (Allah’ın) yanında tekrar diriltileceksiniz. Gökte olanın (Allah’ın) arzı çalkalayıp ta sizin üzerinize geçirmeyeceğimizden emin misiniz? Gökte olanın (Allah’ın) üzerinize taş yağdıran bir fırtına göndermeyeceğinden emin misiniz? Uyarmak nasıl olurmuş ileride bileceksiniz, kesin olan şu ki, onlardan öncekiler de yalanlanmıştı, inkâr ediyor olmak nasıl olurmuş?
O, yeryüzünü sizin ayaklarınızın altına serendir. Haydi onun üzerinde yürüyün ve Allah’ın rızkından yiyin. Dönüş ancak O’nadır.
O size yeri boyun eğer yaptı. Haydi onun omuzlarında yürüyün ve Allah'ın rızkından yeyin. (Sonunda) Dönüş O'nadır (size verdiği ni'metlere karşı şükredip etmediğinizi sizden soracak, sizi hesaba çekecektir).
Süleymaniye Vakfı — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
Yeryüzünü size boyun eğdiren O'dur. (Yeryüzünün) omuzlarında dolaşın ve rızkından yiyin. Topraktan çıkış dipnot 1 O'nun huzuruna olacaktır..
Yeryüzünü size boyun eğdiren O'dur. Şu halde yerin omuzlarında (üzerinde) dolaşın ve Allah'ın rızkından yiyin. Dönüş de O’nadır.
Yeri sizin için, üzerinde yürüyün ve rızkından yiyin diye alçak kılan O'dur. Dönüş de O'nadır.
O, yeri sizin için boyun eğer yaptı. Haydi, onun omuzlarında yürüyün ve Allah'ın rızıklarından yiyin. Dönüş O'nadır.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.