Muhammed suresi · 20–28. ayetler

Sure indiğinde münafıkların hâli

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Muhammed suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Muhammed suresi, 20. ayet. وَيَقُولُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَوْلَا نُزِّلَتْ سُورَةٌ فَإِذَآ أُنزِلَتْ سُورَةٌ مُّحْكَمَةٌ وَذُكِرَ فِيهَا ٱلْقِتَالُ رَأَيْتَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ يَنظُرُونَ إِلَيْكَ نَظَرَ ٱلْمَغْشِىِّ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْمَوْتِ فَأَوْلَىٰ لَهُمْ

    Diyanet İşleri

    İnananlar, "Keşke bir sure indirilse!" derler. Fakat hükmü apaçık bir sure indirilip de onda savaştan söz edilince; kalplerinde hastalık olanların, ölüm baygınlığına girmiş kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. O da onlara pek yakındır.

    Mehmet Okuyan

    İman etmiş olanlar "Keşke savaş hakkında bir sure indirilmiş olsaydı!" derler. Ama hükmü apaçık bir sure indirilip de onda savaştan söz edilince, kalplerinde hastalık bulunanların ölüm baygınlığı geçiren kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. Onlara yakışan da budur!

    Mustafa İslamoğlu

    İman edenler "(Artık savaşa değinen) bir süre indirilmesi gerekmez mi?" derler. Fakat içinde savaştan söz edilen hüküm koyucu bir süre indirilince de, kalplerinde hastalık olanların sana ölüm korkusundan baygınlık gelmiş kimsenin bakışı gibi baktıklarını görürsün. Ne ki onlar için en hayırlısı,

    Muhammed Esed

    İmana ermiş olanlar: "(Bize mücadele izni veren) bir vahiy indirilmeli değil miydi?" derler. Ama, şimdi savaştan bahseden açık ve kesin hükümlü bir vahiy indirildiğinde kalpleri hastalıklı olanların, sana (ey Muhammed,) ölüm korkusundan bayılmaktaymış gibi baktıklarını görürsün! Ve fakat onlar için en iyisi,

    Ahmed Hulusi

    İman edenler: "(Savaş hükmünü ihtiva eden) bir sure tenzil edilmeliydi?" der. . . Hükümleri açık bir sure inzal edilip de, içinde savaştan söz edildiğinde; kalplerinde hastalık (şirk, nifak) olanları, ölüm korkusuyla baygınlık geçirenin baktığı gibi bakar görürsün! (Oysa) onlar için hayırlı olan budur.

    Ali Bulaç

    İman edenler, derler ki: "(Savaş izni için) Bir sure indirilmeli değil miydi?" Fakat, içinde savaş (kıtal) zikri geçen muhkem bir sure indirildiği zaman, kalplerinde hastalık olanların, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş olanların bakışı gibi sana baktıklarını gördün. Oysa onlara evla (olan):

    Ali Özek ve heyeti

    İman etmiş olanlar: Keşke cihad hakkında bir sûre indirilmiş olsaydı! derler. Ama hükmü açık bir sûre indirilip de onda savaştan söz edilince, kalplerinde hastalık olanların, ölüm baygınlığı geçiren kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. Onlara yakışan da budur!

    Ali Rıza Safa

    İnananlar; "Bir sure indirilse olmaz mıydı?" derler. Fakat savaştan söz eden açık ve kesin yargılı bir sure indirildiğinde, yüreklerinde sayrılık olanların, ölüm korkusundan baygınlık geçirir gibi sana baktıklarını görürsün. Oysa onlar için en iyisi şudur:

    Bayraktar Bayraklı

    İnananlar, "Keşke savaşa izin veren bir sure indirilmiş olsaydı!" derler. Ama hükmü açık bir sure indirilip de onda savaştan söz edilince, kalplerinde hastalık olanların, ölüm baygınlığı geçiren kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. Onlara yakışan da budur!

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayanlar, "(Savaşmaya izin veren) bir sure indirilse ya?" diyorlardı. Ancak hükmü açık bir sure indirilip de içinde savaştan söz edilince, kalplerinde hastalık bulunanların, ölüm korkusuyla bayılan bir kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. Onlar için uygun olan,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananlar, '(Savaşmaya izin veren) bir süre indirilse ya?' diyorlardı. Ancak hükmü açık bir sure indirilip de içinde savaştan söz edilince, kalplerinde hastalık bulunanların, ölüm korkusuyla bayılan bir kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. Onlar için uygun olan,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İman edenler: "Bir sure indirilseydi?" diyorlar. Ancak kesin hükümlü bir sure indirilip onda savaş anılınca kalplerinde bir hastalık bulunanların tıpkı ölüm baygınlığında olan kimsenin bakışı misali sana baktıklarını görürsün. O da onlara pek yakındır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İyman edenler "bir Sure indirilseydi" diyorlar, derken muhkem bir Sure indirilip onda kıtal zikredilince kalblerinde bir maraz bulunanları görüyorsun sana öyle bir bakış bakıyorlar ki; tıpkı ölümden baygınlık gelmiş kimsenin bakışı, o da onlara pek yakındır

    Erhan Aktaş

    İman Edenler, "Bir sure dipnot 1 indirilmeli değil miydi" derler. Sonra savaştan söz eden, hükmü kesin bir sure indirilince, kalpleri hastalıklı kimselerin, sana, sanki üzerlerine ölüm hali çökmüş kimseler gibi baygın baygın baktıklarını görürsün. Oysa onlar için uygun olanı;

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Savaşa izin veren.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İman edenler, "Bir sure dipnot 1 indirilmeli değil miydi" derler. Sonra savaştan söz eden, hükmü kesin bir sure indirilince, kalpleri hastalıklı kimselerin, sana, sanki üzerlerine ölüm hali çökmüş kimseler gibi baygın baygın baktıklarını görürsün. Oysa onlar için uygun olanı;

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Savaşa izin veren.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İman edenler, "Bir sure dipnot 1 indirilmeli değil miydi" derler. Sonra savaştan söz eden, hükmü kesin bir sure indirilince, kalpleri hastalıklı kimselerin, sana, sanki üzerlerine ölüm hali çökmüş kimseler gibi baygın baygın baktıklarını görürsün. Oysa onlar için uygun olanı;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Savaşa izin veren.

    Gültekin Onan

    İnananlar derler ki: "(Savaş izni için) Bir süre indirilmeli değil miydi?" Fakat, içinde savaş (kıtal) zikri geçen muhkem bir sure indirildiği zaman, kalplerinde hastalık olanların, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş olanların bakışı gibi sana baktıklarını gördün. Oysa onlara evla (olan):

    Hasan Basri Çantay

    İman edenler "(Cihad hakkında) bir sure indirilmeli değil miydi?" derler (di). Fakat hükmü baakıy bir sure indirilib de içinde muhaarebe zikr olununca kalblerinde maraz bulunanların —ölüm (zamanında) üstlerine baygınlık gelmiş olanların bakışı gibi— sana bakmakda olduklarını gördün. Hay (o korkdukları) başlarına gelesi adamlar!

    İbni Kesir

    İman etmiş olanlar; bir sure indirilmeli değil miydi? derler. Fakat muhkem bir sure indirilip de orada muharebe zikrolununca; kalblerinde hastalık olanların, ölüm korkusundan bayılmış kimselerin bakışları gibi sana baktıklarını görürsün. Bu, onlar için daha evladır.

    Mehmet Alagaş

    (2, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 27, 28, 29, 30) İman edenler; Keşke bir sûre indirilseydi diyorlar, kesin hüküm içeren bir sûre indirilince ve de onda savaş hatırlatılınca da kalpleri hastalıklı / arızalı olanların, ölümden önceki baygınlık hali gibi sana baktıklarını görürsün. (Bu bakış hâli) onlara uygun olandır. (Tam da onları ifade eder.) İş kesinlik kazandığında itaat etmektir ve normal olanı / tanınanı söylemektir, oysa ki Allah’ı tastik etmek / Allah’a sadık kalmak, onlar için daha hayırlıdır. Yüz çevirerek, yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayı mı umuyordunuz? Rahimlerinizin kesilmesini mi umuyordunuz? İşte onlar, Allah’ın lanet ettiği kimselerdir, onları sağır etmiştir ve gözlerini ise körleştirmiştir. Kuranı tedbirli okumuyorlar mı? (Tedbirlerini / planlamalarını ona göre almıyorlar mı?) yahut kalplerinde kilitler mi var? Kendilerine rehberlik ayan beyan belli olduktan sonra, reddedip arkalarını dönenler / irtidat edenler. Şeytan onları, ayarttı ve emellere / boş hayallerle daldırdı. (Dilemek tahmin edilen şey için kullanılır istemek ise talep ettiği şey için) Bu, Allah’ın indirdiğinde zorlananların / hoşlanmayanların demelerinde de vardır. “Bazı emirlerde size tabiyiz” (hepsinde değiliz) Allah onların sırlarını / ısrar ettikleri / gizledikleri konuları bilmektedir. Melekler onları vefat ettirirken yüzlerine ve arkalarına vururlar / darbe indirirler. Bu onların Allah’ın hışmına neden olacak şeylere uymalarındandır. Onu hoşnut etmek / onu razı etmek zorlarına gitti , yaptıkları boşa gitmiştir , yoksa kalplerinde hastalık olanlar Allah’ın onların içindeki kini / nefreti çıkarmayacağını mı hesap ettiler? Eğer biz isteseydik sana onları gösterirdik ve sen de onları simalarından hemencecik tanırdın, yine de sen onları dolaylı / endirekt konuşmalarından tanırsın, Allah onların yaptıklarını biliyor. 31,32,33,34,35, GEVŞEMEYİN TESLİM OLMAYA ÇAĞIRIN ÜSTÜN OLAN SİZSİNİZ) Sizden çaba gösterenleri ve sabredenleri bilinceye kadar, sizi kesin olarak bağlılık sınavına sokacağız, o nları da sizin haberlerinizle sınayacağız, kafirler ve Allah’ın yolundan alıkoyanlar / sadde edenler ve Hidayet / Yola girme, açık ve net belli olduktan sonra Resule baş kaldıranlar, kesinlikle ve kesinlikle Allah’a herhangi bir zarar veremezler , onların amelleri boşa gitmiştir. Ey iman edenler, Allah’a uyun, Resule uyun ve yaptıklarınızı geçersiz hale getirmeyin / iptal etmeyin, muhakkak ki kafirleri ve Allah yolundan alıkoyanları ve sonrasında da kafir olarak ölenleri Allah işte onları asla bağışlamayacaktır. Gevşemeyin! Teslim olmaya çağırın, siz üstünsünüz, Allah sizinle beraberdir, amelleriniz konusunda aldatılmazsınız / kandırılmazsınız. (Tüh, Allah’ta bizi aldattı demezsiniz)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İman edenler: “Bir sure indirilmeli değil miydi?” derler. Muhkem bir sure indirilip de içinde savaş emri verilince kalplerinde hastalık bulunanların üzerlerine ölüm baygınlığı gelmiş gibi sana baktıklarını görürsün. O onlara yakın olandır.

    Süleyman Ateş

    İnananlar: "(Savaş hakkında) Bir sure indirilmeli değil miydi?" derler. Fakat hükmü açık bir sure indirilip de onda savaştan söz edilince, kalblerinde hastalık bulunanların sana ölümden bayılıp düşen kimsenin bakışı gibi baktıklarını görürsün. Onlara ölüm gerektir.

    Süleymaniye Vakfı

    İnanıp güvenenler: "Keşke bir sure indirilse!" derler. Hüküm içeren bir sure indirilip de içinde savaştan söz edilince kalplerinde hastalık olanların, ölüm baygınlığına girmiş birinin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün dipnot 1 . Oysa onlara uygun olan,

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanıp güvenenler: "Keşke bir sure indirilse" derler ama hüküm bildiren (muhkem) bir sure indirilir ve içinde savaşma emri olursa içlerinde hastalık olanların ölüm baygınlığına girmiş gibi baktıklarını görürsün.Onlara yakışan da budur. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet, bu surenin Bedir savaşından önce indirildiğinin delilidir.

    Şaban Britch

    İman edenler: Bir sûre indirilmeli değil mi? diyorlar. Muhkem bir sûre indirilip, içinde savaş anılınca, kalblerinde hastalık olanların sana, ölüm baygınlığı geçiren bir kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. Onlar için en hayırlısı…

    Şaban Piriş

    İman edenler: -Bir sure indirilmeli değil mi? diyorlar. Kesin bir sure indirilip, içinde savaş anılınca, kalblerinde hastalık olanların sana, ölüm korkusundan bayılan bir adamın bakışıyla baktıklarını görürsün. Onlara en hayırlısı

    Yaşar Nuri Öztürk

    İman edenler derler ki: "Bir sure indirilseydi olmaz mıydı?" Fakat hükmü kesinleşmiş bir sure indirilip de içinde savaş da anılınca, kalplerinde maraz olanların, ölüm baygınlığına tutulmuş bir bakışla sana baktıklarını görürsün. Onlara uygun olan da odur.

  2. Muhammed suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Muhammed suresi, 21. ayet. طَاعَةٌ وَقَوْلٌ مَّعْرُوفٌ فَإِذَا عَزَمَ ٱلْأَمْرُ فَلَوْ صَدَقُوا۟ ٱللَّهَ لَكَانَ خَيْرًا لَّهُمْ

    Diyanet İşleri

    İtaat ve güzel bir söz onlar için daha hayırlıdır. İş ciddileşince Allah'a verdikleri söze bağlı kalsalardı, elbette kendileri için daha iyi olurdu.

    Mehmet Okuyan

    (Onların görevi) itaat ve güzel söz(dür). İş ciddiye bindiği zaman Allah'a sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için hayırlı olurdu.

    Mustafa İslamoğlu

    (vahyi) izlemek ve (emir verilince) de olumlu bir söz söylemektir; ve iş ciddiye bindiği zaman da Allah'a verdikleri söze sadık kalırlarsa, kendileri için elbet çok iyi olur.

    Muhammed Esed

    (Allah'ın çağrısına) uymak ve (O'nun) rızasını kazanabilecek bir söz (söylemek)tir. Konu (O'nun indirdiği vahiy tarafından) çözümlendiği için Allah'a karşı sadık olmak onların kendi iyiliği içindir.

    Ahmed Hulusi

    (Bu konuda onlara düşen) itaat ve yerinde bir söz! Hüküm kesinleştiğinde, Allah'a sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.

    Ali Bulaç

    İtaat ve maruf (güzel) sözdü. Fakat iş, kesinlik ve kararlılık gerektirdiği zaman, şayet Allah'a sadakat gösterselerdi, şüphesiz onlar için daha hayırlı olurdu.

    Ali Özek ve heyeti

    (Onların vazifesi) itaat ve güzel sözdür. İş ciddiye bindiği zaman Allah'a sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.

    Ali Rıza Safa

    "Boyun eğmek ve güzel bir söz!" Fakat iş kesinleştiğinde, Allah'a bağlılık gösterselerdi, onlar için kesinlikle daha iyi olurdu.

    Bayraktar Bayraklı

    Onların görevi, itaat etmek ve güzel söz söylemektir. Savaşa karar verildiğinde, Allah'a verdikleri sözde dursalardı kendileri için daha iyi olurdu.

    Edip Yüksel

    İtaat etmek ve güzel konuşmaktır. İş kararlaştırılınca ALLAH'a karşı dürüst olsalar kendileri için iyi olurdu.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İtaat etmek ve güzel konuşmaktır. İş kararlaştırılınca ALLAH'a karşı dürüst olsalar kendileri için iyi olurdu.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Fakat bir itaat ve güzel bir söz(dü yapmaları gereken); sonra emir kesinleşince Allah'a karşı dürüstlük etselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Fakat bir taat ve bir güzel söz, sonra emir kat'ıyyet kesbedince Allaha sadakat etselerdi elbette kendileri için daha hayırlı olurdu

    Erhan Aktaş

    İtaat etmek ve ma'ruf dipnot 1 söz söylemektir. Fakat iş kesinleşince dipnot 2 Allah'a verdikleri sözde dursalardı elbette bu onlar için hayırlı olan olurdu.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyi, doğru, yararlı, güzel olan, toplumsal değer yargılarına göre ve toplumsal uzlaşı ile doğru olduğu kabul edilen ve Vahye uygun olan söz.
    2. metne dön, dipnot 2
      Savaş işi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İtaat etmek ve maruf dipnot 1 söz söylemektir. Fakat iş kesinleşince dipnot 2 Allah'a verdikleri sözde dursalardı elbette bu onlar için hayırlı olan olurdu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyi, doğru, yararlı, güzel olan, toplumsal değer yargılarına göre ve toplumsal uzlaşı ile doğru olduğu kabul edilen ve Vahye uygun olan demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Savaş işi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İtaat etmek ve maruf dipnot 1 söz söylemektir. Fakat iş kesinleşince dipnot 2 Allah'a verdikleri sözde dursalardı elbette bu onlar için daha hayırlı olurdu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Doğru, iyi ve yararlı kabul edilen toplumsal değer yargılarına ve vahye uygun olan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Savaş işi.

    Gültekin Onan

    İtaat ve maruf (güzel) sözdü. Fakat buyruk kesinlik ve kararlılık gerektirdiği zaman, şayet Tanrı'ya sadakat gösterselerdi, şüphesiz onlar için daha hayırlı olurdu.

    Hasan Basri Çantay

    (Onların vazifesi) taatdı, güzel söz söylemek (tatlı dil kullanmak) dı. Bunun için onlar, iş ciddileşince, derhal Allaha (verdikleri sözde) sadakat gösterselerdi kendileri için elbet hayırlı olurdu.

    İbni Kesir

    İtaat ve güzel söz. Bunun için iş ciddileşince derhal Allah'a sadakat gösterselerdi; elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.

    Mehmet Alagaş

    (2, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 27, 28, 29, 30) İman edenler; Keşke bir sûre indirilseydi diyorlar, kesin hüküm içeren bir sûre indirilince ve de onda savaş hatırlatılınca da kalpleri hastalıklı / arızalı olanların, ölümden önceki baygınlık hali gibi sana baktıklarını görürsün. (Bu bakış hâli) onlara uygun olandır. (Tam da onları ifade eder.) İş kesinlik kazandığında itaat etmektir ve normal olanı / tanınanı söylemektir, oysa ki Allah’ı tastik etmek / Allah’a sadık kalmak, onlar için daha hayırlıdır. Yüz çevirerek, yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayı mı umuyordunuz? Rahimlerinizin kesilmesini mi umuyordunuz? İşte onlar, Allah’ın lanet ettiği kimselerdir, onları sağır etmiştir ve gözlerini ise körleştirmiştir. Kuranı tedbirli okumuyorlar mı? (Tedbirlerini / planlamalarını ona göre almıyorlar mı?) yahut kalplerinde kilitler mi var? Kendilerine rehberlik ayan beyan belli olduktan sonra, reddedip arkalarını dönenler / irtidat edenler. Şeytan onları, ayarttı ve emellere / boş hayallerle daldırdı. (Dilemek tahmin edilen şey için kullanılır istemek ise talep ettiği şey için) Bu, Allah’ın indirdiğinde zorlananların / hoşlanmayanların demelerinde de vardır. “Bazı emirlerde size tabiyiz” (hepsinde değiliz) Allah onların sırlarını / ısrar ettikleri / gizledikleri konuları bilmektedir. Melekler onları vefat ettirirken yüzlerine ve arkalarına vururlar / darbe indirirler. Bu onların Allah’ın hışmına neden olacak şeylere uymalarındandır. Onu hoşnut etmek / onu razı etmek zorlarına gitti , yaptıkları boşa gitmiştir , yoksa kalplerinde hastalık olanlar Allah’ın onların içindeki kini / nefreti çıkarmayacağını mı hesap ettiler? Eğer biz isteseydik sana onları gösterirdik ve sen de onları simalarından hemencecik tanırdın, yine de sen onları dolaylı / endirekt konuşmalarından tanırsın, Allah onların yaptıklarını biliyor. 31,32,33,34,35, GEVŞEMEYİN TESLİM OLMAYA ÇAĞIRIN ÜSTÜN OLAN SİZSİNİZ) Sizden çaba gösterenleri ve sabredenleri bilinceye kadar, sizi kesin olarak bağlılık sınavına sokacağız, o nları da sizin haberlerinizle sınayacağız, kafirler ve Allah’ın yolundan alıkoyanlar / sadde edenler ve Hidayet / Yola girme, açık ve net belli olduktan sonra Resule baş kaldıranlar, kesinlikle ve kesinlikle Allah’a herhangi bir zarar veremezler , onların amelleri boşa gitmiştir. Ey iman edenler, Allah’a uyun, Resule uyun ve yaptıklarınızı geçersiz hale getirmeyin / iptal etmeyin, muhakkak ki kafirleri ve Allah yolundan alıkoyanları ve sonrasında da kafir olarak ölenleri Allah işte onları asla bağışlamayacaktır. Gevşemeyin! Teslim olmaya çağırın, siz üstünsünüz, Allah sizinle beraberdir, amelleriniz konusunda aldatılmazsınız / kandırılmazsınız. (Tüh, Allah’ta bizi aldattı demezsiniz)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Onlar'a düşen) itaat edip güzel söz söylemektir. İş ciddileşince Allah’a verdikleri söze bağlı kalsalardı, elbette kendileri için daha iyi olurdu.

    Süleyman Ateş

    Onlara düşen, ita'at etmek ve güzel söz söylemektir. İş ciddiye bindiği zaman Allah'a verdikleri söze sadık kalsalardı, elbette kendileri için daha iyi olurdu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Oysa onlara düşen, boyun eğip uygun bir söz söylemektir. İş kesinleşince Allah'a verdikleri sözü yerine getirirlerse elbette faydasını görürler.

    Şaban Britch

    İtaat ve güzel bir sözdür. İş ciddiye bindiği zaman Allah'a sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.

    Şaban Piriş

    Bir işe azmedince itaat etmek ve güzel söz söylemektir. Eğer Allah'a bağlı kalsalardı, kendileri için daha iyi olurdu.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İtaat ve güzel bir söz! İş budur. İş ciddileşince, Allah'a verdikleri söze sadık olsalardı kendileri için daha iyi olurdu.

  3. Muhammed suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    Muhammed suresi, 22. ayet. فَهَلْ عَسَيْتُمْ إِن تَوَلَّيْتُمْ أَن تُفْسِدُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ وَتُقَطِّعُوٓا۟ أَرْحَامَكُمْ

    Diyanet İşleri

    Demek, yüz çevirdiğinizde yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak ve akrabalık bağlarını koparacaksınız, öyle mi?

    Mehmet Okuyan

    Geri dönerseniz, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya ve akrabalık bağlarını kesmeye dönmüş olmaz mıydınız? dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada Yüce Allah münafıkların ikiyüzlülüklerine dikkat çekmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Şimdi siz, eğer sırtınızı dönerseniz, yeryüzünde bozgunculuk çıkarmış, akrabalık bağlarınızı koparmış ve dolayısıyla Allah'a isyan etmiş olmaz mısınız?

    Muhammed Esed

    (Onlara sor:) "Siz, (Allah'ın buyruğundan) uzaklaştıktan sonra, (kendi eski yollarınıza dönmeyi tercih ederek) yeryüzünde bozgunculuk yapar ve (bir kez daha) akrabalık bağlarınızı koparır mıydınız?"

    Ahmed Hulusi

    Geri dönerseniz, arzda bozgunculuk yapmak ve akrabalıkları da parçalamak beklenmez mi sizden?

    Ali Bulaç

    Demek, 'iş başına gelip yönetimi ele alırsanız' hemen yeryüzünde fesad (bozgunculuk) çıkaracak ve akrabalık bağlarınızı koparıp parçalayacaksınız, öyle mi?

    Ali Özek ve heyeti

    Geri dönerseniz, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya ve akrabalık bağlarını kesmeye dönmüş olmaz mısınız?

    Ali Rıza Safa

    İşbaşına geçecek olsanız, yeryüzünde bozgunculuk yapacak ve yakın akrabalık ilişkilerini koparacaksınız; öyle mi? dipnot 436

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 436
      "İşbaşına geçecek olsanız" söylemi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Yüz çevirdiğinizde" veya "Geri dönerseniz" veya "Eski yolunuza dönerseniz" biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    "Durumunuz bu iken, ey münafıklar, iktidarı ele geçirirseniz yeryüzünde bozgunculuk çıkarmanız ve akrabalık bağlarını koparmanız sizden beklenmez mi?"

    Edip Yüksel

    Demek işbaşına gelecek olsanız yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak ve akrabalık bağlarını koparacaksınız?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Demek işbaşına gelecek olsanız yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak ve akrabalık bağlarını koparacaksınız?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Nasıl, döner de yeryüzünü fesada verir ve yakınlarınızı doğratabilir misiniz?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Nasıl döner de Arzı fesada verir ve rahimlerinizi doğratabilir misiniz?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yüz çevirmekle dipnot 1 yeryüzünde fesadın çıkmasına ve rahmet bağlarının dipnot 2 paramparça olmasına sebep olacağınızın farkında mısınız?

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Haksızlığın ve kötülüğün galip gelmesine sebep olmakla.
    2. metne dön, dipnot 2
      İnsanların birbirlerine düşerek.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yüz çevirmekle dipnot 1 yeryüzünde fesadın çıkmasına ve rahmet bağlarının dipnot 2 paramparça olmasına sebep olacağınızın farkında mısınız?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Haksızlığın ve kötülüğün galip gelmesine sebep olmakla.
    2. metne dön, dipnot 2
      İnsanların birbirlerine düşerek.

    Gültekin Onan

    Demek, 'iş başına gelip yönetimi ele alırsanız' hemen yeryüzünde fesad (bozgunculuk) çıkaracak ve akrabalık bağlarınızı koparıp parçalayacaksınız, öyle mi?

    Hasan Basri Çantay

    Demek, idareyi ve haakimiyyeti ele alırsanız hemen yer (yüzün) de fesad çıkaracak, akrıbalık münasebetlerinizi bile parçalayıb keseceksiniz öyle mi?!

    İbni Kesir

    Demek, sizler idareyi ele alırsanız; yeryüzünde fesad çıkaracak, akrabalık bağlarını bile koparacaksınız öyle mi?

    Mehmet Alagaş

    (2, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 27, 28, 29, 30) İman edenler; Keşke bir sûre indirilseydi diyorlar, kesin hüküm içeren bir sûre indirilince ve de onda savaş hatırlatılınca da kalpleri hastalıklı / arızalı olanların, ölümden önceki baygınlık hali gibi sana baktıklarını görürsün. (Bu bakış hâli) onlara uygun olandır. (Tam da onları ifade eder.) İş kesinlik kazandığında itaat etmektir ve normal olanı / tanınanı söylemektir, oysa ki Allah’ı tastik etmek / Allah’a sadık kalmak, onlar için daha hayırlıdır. Yüz çevirerek, yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayı mı umuyordunuz? Rahimlerinizin kesilmesini mi umuyordunuz? İşte onlar, Allah’ın lanet ettiği kimselerdir, onları sağır etmiştir ve gözlerini ise körleştirmiştir. Kuranı tedbirli okumuyorlar mı? (Tedbirlerini / planlamalarını ona göre almıyorlar mı?) yahut kalplerinde kilitler mi var? Kendilerine rehberlik ayan beyan belli olduktan sonra, reddedip arkalarını dönenler / irtidat edenler. Şeytan onları, ayarttı ve emellere / boş hayallerle daldırdı. (Dilemek tahmin edilen şey için kullanılır istemek ise talep ettiği şey için) Bu, Allah’ın indirdiğinde zorlananların / hoşlanmayanların demelerinde de vardır. “Bazı emirlerde size tabiyiz” (hepsinde değiliz) Allah onların sırlarını / ısrar ettikleri / gizledikleri konuları bilmektedir. Melekler onları vefat ettirirken yüzlerine ve arkalarına vururlar / darbe indirirler. Bu onların Allah’ın hışmına neden olacak şeylere uymalarındandır. Onu hoşnut etmek / onu razı etmek zorlarına gitti , yaptıkları boşa gitmiştir , yoksa kalplerinde hastalık olanlar Allah’ın onların içindeki kini / nefreti çıkarmayacağını mı hesap ettiler? Eğer biz isteseydik sana onları gösterirdik ve sen de onları simalarından hemencecik tanırdın, yine de sen onları dolaylı / endirekt konuşmalarından tanırsın, Allah onların yaptıklarını biliyor. 31,32,33,34,35, GEVŞEMEYİN TESLİM OLMAYA ÇAĞIRIN ÜSTÜN OLAN SİZSİNİZ) Sizden çaba gösterenleri ve sabredenleri bilinceye kadar, sizi kesin olarak bağlılık sınavına sokacağız, o nları da sizin haberlerinizle sınayacağız, kafirler ve Allah’ın yolundan alıkoyanlar / sadde edenler ve Hidayet / Yola girme, açık ve net belli olduktan sonra Resule baş kaldıranlar, kesinlikle ve kesinlikle Allah’a herhangi bir zarar veremezler , onların amelleri boşa gitmiştir. Ey iman edenler, Allah’a uyun, Resule uyun ve yaptıklarınızı geçersiz hale getirmeyin / iptal etmeyin, muhakkak ki kafirleri ve Allah yolundan alıkoyanları ve sonrasında da kafir olarak ölenleri Allah işte onları asla bağışlamayacaktır. Gevşemeyin! Teslim olmaya çağırın, siz üstünsünüz, Allah sizinle beraberdir, amelleriniz konusunda aldatılmazsınız / kandırılmazsınız. (Tüh, Allah’ta bizi aldattı demezsiniz)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Demek yüz çevirirseniz yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak, akrabalık bağlarını keseceksiniz öyle mi?

    Süleyman Ateş

    Demek işbaşına gelecek olursanız, yeryüzünde bozgunculuk yapacak, rahimleri (akrabalık bağlarını) koparacaksınız öyle mi?"

    Süleymaniye Vakfı

    Savaştan yüz çevirirseniz, bulunduğunuz yerde fesat çıkarmanız ve akrabalık bağlarını koparmanızdan başka ne bekleyebilirsiniz ki dipnot 1 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Emre sırt çevirirseniz, beklentiniz ortalığı birbirine katmak ve akrabalık bağlarını parçalamak olur değil mi?

    Şaban Britch

    Geri dönerseniz, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya ve akrabalık bağlarını kesmeye dönmüş olmaz mısınız?

    Şaban Piriş

    -Eğer işbaşına gelirseniz, yeryüzünde bozgunculuk çıkarır, akrabalık bağlarını koparır mıydınız?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Demek iş başına gelecek olsanız/savaştan geri kalacak olsanız, ülkede fesat çıkarıp rahimleri parçalayacaksınız.

  4. Muhammed suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    Muhammed suresi, 23. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَعَنَهُمُ ٱللَّهُ فَأَصَمَّهُمْ وَأَعْمَىٰٓ أَبْصَٰرَهُمْ

    Diyanet İşleri

    İşte bunlar, Allah'ın lanetleyip, kulaklarını sağır, gözlerini kör ettiği kimselerdir.

    Mehmet Okuyan

    İşte bunlar, Allah'ın kendilerini lanetlediği, sağırlaştırdığı ve gözlerini kör ettiği kişilerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte böyleleri Allah'ın rahmetinden dışladığı, ardından sağırlaştırdığı ve gözlerini körelttiği kimsedirler.

    Muhammed Esed

    Böyleleri, Allah'ın gözden çıkardığı, (hakikatin sesine karşı) sağırlaştırdığı ve (ışığa karşı) gözlerini körleştirdiği kimselerdir!

    Ahmed Hulusi

    İşte bunlar, Allah'ın kendilerine lanet ettiği, kendilerini sağırlaştırdığı ve gözlerini kör ettiği kimselerdir.

    Ali Bulaç

    İşte bunlar; Allah onları lanetlemiş, böylece (kulaklarını) sağırlaştırmış ve basiret (göz)lerini de kör etmiştir.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte bunlar, Allah'ın kendilerini lanetlediği, sağır kıldığı ve gözlerini kör ettiği kimselerdir.

    Ali Rıza Safa

    İşte onlar, Allah'ın lanetlediği; kulaklarını sağır, gözlerini kör ettiği kimselerdir.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte, Allah böylelerine lanet edip kulaklarını sağır ve gözlerini kör etmiştir.

    Edip Yüksel

    İşte, ALLAH'ın lanetlediği, sağırlaştırıp körleştirdiği kimseler bunlardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İşte, ALLAH'ın lanetlediği, sağırlaştırıp körleştirdiği kimseler bunlardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar öyle kimselerdir ki, Allah onları lanetlemiş de duygularını almış ve gözlerini kör etmiştir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Öyleler o kimselerdir ki Allah onları la'netlemiş de duygularını almış ve gözlerini kör etmiştir

    Erhan Aktaş

    İşte onlar, Allah'ın lanetlediği kimselerdir. Böylece onların kulaklarını sağır, gözlerini kör yaptı. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği kavrayamaz ve görmezler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte onlar, Allah'ın lanetlediği kimselerdir. Böylece onların kulaklarını sağır, gözlerini kör yaptı. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği kavrayamaz ve görmezler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte onlar, Allah'ın lanetlediği kimselerdir. Böylece onların kulaklarını sağır, gözlerini kör yaptı. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği kavrayamaz ve görmezler.

    Gültekin Onan

    İşte bunlar; Tanrı onları lanetlemiş, böylece (kulaklarını) sağırlaştırmış ve basiret (göz)lerini de kör etmiştir.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar öyle kimselerdir ki Allah kendilerini rahmetinden tardetmiş de (kulaklarını) sağır, gözlerini kör yapmışdır.

    İbni Kesir

    Allah'ın kendilerini la'netlemiş, sağırlaştırmış ve gözlerini kör etmiş olduğu kimseler işte bunlardır.

    Mehmet Alagaş

    (2, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 27, 28, 29, 30) İman edenler; Keşke bir sûre indirilseydi diyorlar, kesin hüküm içeren bir sûre indirilince ve de onda savaş hatırlatılınca da kalpleri hastalıklı / arızalı olanların, ölümden önceki baygınlık hali gibi sana baktıklarını görürsün. (Bu bakış hâli) onlara uygun olandır. (Tam da onları ifade eder.) İş kesinlik kazandığında itaat etmektir ve normal olanı / tanınanı söylemektir, oysa ki Allah’ı tastik etmek / Allah’a sadık kalmak, onlar için daha hayırlıdır. Yüz çevirerek, yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayı mı umuyordunuz? Rahimlerinizin kesilmesini mi umuyordunuz? İşte onlar, Allah’ın lanet ettiği kimselerdir, onları sağır etmiştir ve gözlerini ise körleştirmiştir. Kuranı tedbirli okumuyorlar mı? (Tedbirlerini / planlamalarını ona göre almıyorlar mı?) yahut kalplerinde kilitler mi var? Kendilerine rehberlik ayan beyan belli olduktan sonra, reddedip arkalarını dönenler / irtidat edenler. Şeytan onları, ayarttı ve emellere / boş hayallerle daldırdı. (Dilemek tahmin edilen şey için kullanılır istemek ise talep ettiği şey için) Bu, Allah’ın indirdiğinde zorlananların / hoşlanmayanların demelerinde de vardır. “Bazı emirlerde size tabiyiz” (hepsinde değiliz) Allah onların sırlarını / ısrar ettikleri / gizledikleri konuları bilmektedir. Melekler onları vefat ettirirken yüzlerine ve arkalarına vururlar / darbe indirirler. Bu onların Allah’ın hışmına neden olacak şeylere uymalarındandır. Onu hoşnut etmek / onu razı etmek zorlarına gitti , yaptıkları boşa gitmiştir , yoksa kalplerinde hastalık olanlar Allah’ın onların içindeki kini / nefreti çıkarmayacağını mı hesap ettiler? Eğer biz isteseydik sana onları gösterirdik ve sen de onları simalarından hemencecik tanırdın, yine de sen onları dolaylı / endirekt konuşmalarından tanırsın, Allah onların yaptıklarını biliyor. 31,32,33,34,35, GEVŞEMEYİN TESLİM OLMAYA ÇAĞIRIN ÜSTÜN OLAN SİZSİNİZ) Sizden çaba gösterenleri ve sabredenleri bilinceye kadar, sizi kesin olarak bağlılık sınavına sokacağız, o nları da sizin haberlerinizle sınayacağız, kafirler ve Allah’ın yolundan alıkoyanlar / sadde edenler ve Hidayet / Yola girme, açık ve net belli olduktan sonra Resule baş kaldıranlar, kesinlikle ve kesinlikle Allah’a herhangi bir zarar veremezler , onların amelleri boşa gitmiştir. Ey iman edenler, Allah’a uyun, Resule uyun ve yaptıklarınızı geçersiz hale getirmeyin / iptal etmeyin, muhakkak ki kafirleri ve Allah yolundan alıkoyanları ve sonrasında da kafir olarak ölenleri Allah işte onları asla bağışlamayacaktır. Gevşemeyin! Teslim olmaya çağırın, siz üstünsünüz, Allah sizinle beraberdir, amelleriniz konusunda aldatılmazsınız / kandırılmazsınız. (Tüh, Allah’ta bizi aldattı demezsiniz)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte onlar; Allah’ın kendilerine lanet ettiği ve bu sebeple kulaklarını sağır, gözlerini kör ettiği kimselerdir.

    Süleyman Ateş

    Onlar, Allah'ın la'netleyip sağır yaptığı ve gözlerini kör ettiği kimselerdir.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte bu gibiler, Allah'ın lanetlediği /dışladığı kimselerdir. (Sanki dipnot 1 ) Allah, onları sağırlaştırmış ve basiretlerini köreltmiştir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette, istiare-i temsiliyye (alegori) denen mecazi anlatım vardır. İstiarede benzetme edatı gizlenir ama Türkçede, bu tür istiareler gerçek sanıldığı için burada benzetme "sanki" sözüyle açığa çıkarılmıştır (Lokman 31/6-7, Casiye 45/6-7). "Sanki" edatı yazılmazsa bazı insanlar, Allah'ın kafirlere, tövbe kapısını kapattığını ve özgürce karar almalarını engellediğini sanacaklardır. Oysa tövbe edildiği yani yanlıştan dönüldüğü takdirde affedilmeyecek bir günah yoktur (Bakara 2/159-160, Nisa 4/17, Zümer 39/53).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar, Allah'ın dışladığı (lanetlediği) kimselerdir. Sanki Allah kulaklarını sağır, gözlerini kör etmiştir.

    Şaban Britch

    İşte onlar, Allah’ın kendilerine lanet ettiği ve bu sebeple kulaklarını sağır, gözlerini kör ettiği kimselerdir.

    Şaban Piriş

    İşte onlar, Allah'ın kendilerine lanet ettiği ve bu sebeple kulaklarını sağır, gözlerini kör ettiği kimselerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte bunlardır, Allah'ın kendilerine lanet edip kulaklarını sağır, gözlerini de kör ettiği kimseler...

  5. Muhammed suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    Muhammed suresi, 24. ayet. أَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ ٱلْقُرْءَانَ أَمْ عَلَىٰ قُلُوبٍ أَقْفَالُهَآ

    Diyanet İşleri

    Onlar Kur'an'ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var?

    Mehmet Okuyan

    Onlar, Kur'an'ı inceden inceye düşünmüyorlar mı? dipnot 1 Yoksa kalpler kilitli mi?

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Nisâ 4:82; Mü'minûn 23:68; Sâd 38:29. [Tedebbür], satırı okuyup satır arasını görebilmek; söylenenden hareketle söylenmek isteneni anlayabilmek, arka plandaki Rabca anlam örgüsünü ve derin anlam ilişkisini çözebilmek, kelimelerin ve kavramların köküne inebilmek, hayatın geçmiş dönemleriyle ilgili araştırmalar yapıp tedbir almayı başarmak gibi farklı bir okuyuşun adıdır. Bu ayetlerde Kur'an'ı derin derin düşünmeyenler kınanmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar hiç Kur'an üzerinde derin derin düşünmezler mi? Yoksa kilit vurulmuş kalplere mi sahipler?

    Muhammed Esed

    Öyleyse, onlar bu Kuran üzerinde hiç düşünmezler mi? Yoksa kalpleri üzerinde kilitler mi var?

    Ahmed Hulusi

    Kuran'ı derinlemesine - sistemli düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri (şuurları) kilitlerle (yanlış değer yargıları ile) mi kilitli!

    Ali Bulaç

    Öyle olmasa, Kur'an'ı iyiden iyiye düşünmezler miydi? Yoksa birtakım kalpler üzerine kilitler mi vurulmuş?

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar Kur’an'ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri kilitli mi?

    Ali Rıza Safa

    Kur'an'ı, yine de düşünmüyorlar mı? Yoksa yüreklerinin üzerinde kilitler mi var?

    Bayraktar Bayraklı

    Bunlar, Kur'an'ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri kilitli midir?

    Edip Yüksel

    Neden Kuran'ı araştırıp incelemezler? Yoksa kalpleri kilitli mi?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Neden Kuran'ı araştırıp incelemezler? Yoksa kilitli mi beyinleri?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Öyle olmasa, Kur'an'ı bir düşünmezler mi? Yoksa kalpler üzerinde üst üste kilitleri mi var?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Öyle olmasa Kur'anı bir tedebbür etmezler mi? Yoksa kalbler üzerinde üst üste kilitleri mi var?

    Erhan Aktaş

    Onlar, Kur'an üzerinde düşünmüyorlar mı? dipnot 1 Yoksa kalpleri üzerinde kilitleri mi var?

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kelimesi kelimesine tedebbür etmiyorlar mı? Tedebbür, ihtimalleri ve sonuçları dikkate alarak derinlemesine düşünmek demektir. Tedbir kelimesi ile aynı kök anlama sahiptir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, Kur'an üzerinde düşünmüyorlar mı? dipnot 1 Yoksa kalpleri üzerinde kilitleri mi var?

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Literal olarak tedebbur etmiyorlar mı? Tedebbur, ihtimalleri ve sonuçları dikkate alarak derinlemesine düşünmek demektir. Tedbir sözcüğü ile aynı kök anlama sahiptir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, Kur'an üzerinde düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri üzerinde kilitleri mi var?

    Gültekin Onan

    Öyle olmasa, Kuran'ı iyiden iyiye düşünmezler miydi? Yoksa birtakım kalpler üzerinde kilitler mi vurulmuş?

    Hasan Basri Çantay

    (Öyle olmasa) Kur'anı iyiden iyi anla (yıb hakkı tanı) mazlar mı? Daha doğrusu onların kalbler (i) üzerinde (kat kat) kilidler vardır.

    İbni Kesir

    Kur'an'ı düşünmezler mi? Yoksa kalblerin üzerinde kilitleri mi vardır?

    Mehmet Alagaş

    (2, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 27, 28, 29, 30) İman edenler; Keşke bir sûre indirilseydi diyorlar, kesin hüküm içeren bir sûre indirilince ve de onda savaş hatırlatılınca da kalpleri hastalıklı / arızalı olanların, ölümden önceki baygınlık hali gibi sana baktıklarını görürsün. (Bu bakış hâli) onlara uygun olandır. (Tam da onları ifade eder.) İş kesinlik kazandığında itaat etmektir ve normal olanı / tanınanı söylemektir, oysa ki Allah’ı tastik etmek / Allah’a sadık kalmak, onlar için daha hayırlıdır. Yüz çevirerek, yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayı mı umuyordunuz? Rahimlerinizin kesilmesini mi umuyordunuz? İşte onlar, Allah’ın lanet ettiği kimselerdir, onları sağır etmiştir ve gözlerini ise körleştirmiştir. Kuranı tedbirli okumuyorlar mı? (Tedbirlerini / planlamalarını ona göre almıyorlar mı?) yahut kalplerinde kilitler mi var? Kendilerine rehberlik ayan beyan belli olduktan sonra, reddedip arkalarını dönenler / irtidat edenler. Şeytan onları, ayarttı ve emellere / boş hayallerle daldırdı. (Dilemek tahmin edilen şey için kullanılır istemek ise talep ettiği şey için) Bu, Allah’ın indirdiğinde zorlananların / hoşlanmayanların demelerinde de vardır. “Bazı emirlerde size tabiyiz” (hepsinde değiliz) Allah onların sırlarını / ısrar ettikleri / gizledikleri konuları bilmektedir. Melekler onları vefat ettirirken yüzlerine ve arkalarına vururlar / darbe indirirler. Bu onların Allah’ın hışmına neden olacak şeylere uymalarındandır. Onu hoşnut etmek / onu razı etmek zorlarına gitti , yaptıkları boşa gitmiştir , yoksa kalplerinde hastalık olanlar Allah’ın onların içindeki kini / nefreti çıkarmayacağını mı hesap ettiler? Eğer biz isteseydik sana onları gösterirdik ve sen de onları simalarından hemencecik tanırdın, yine de sen onları dolaylı / endirekt konuşmalarından tanırsın, Allah onların yaptıklarını biliyor. 31,32,33,34,35, GEVŞEMEYİN TESLİM OLMAYA ÇAĞIRIN ÜSTÜN OLAN SİZSİNİZ) Sizden çaba gösterenleri ve sabredenleri bilinceye kadar, sizi kesin olarak bağlılık sınavına sokacağız, o nları da sizin haberlerinizle sınayacağız, kafirler ve Allah’ın yolundan alıkoyanlar / sadde edenler ve Hidayet / Yola girme, açık ve net belli olduktan sonra Resule baş kaldıranlar, kesinlikle ve kesinlikle Allah’a herhangi bir zarar veremezler , onların amelleri boşa gitmiştir. Ey iman edenler, Allah’a uyun, Resule uyun ve yaptıklarınızı geçersiz hale getirmeyin / iptal etmeyin, muhakkak ki kafirleri ve Allah yolundan alıkoyanları ve sonrasında da kafir olarak ölenleri Allah işte onları asla bağışlamayacaktır. Gevşemeyin! Teslim olmaya çağırın, siz üstünsünüz, Allah sizinle beraberdir, amelleriniz konusunda aldatılmazsınız / kandırılmazsınız. (Tüh, Allah’ta bizi aldattı demezsiniz)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, Kur’an’ı hiç düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri üzerinde kilitler mi var?

    Süleyman Ateş

    Kur'an'ı(n anlamını) düşünmüyorlar mı? Yoksa kalbler(inin) üzerinde kilitleri mi var (ki hiçbir hakikat, gönüllerine girmiyor)?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar Kur'an'ı bağlantılarıyla birlikte ele almayacaklar mı? Yoksa kalpleri üzerinde kilitler mi var?

    Şaban Britch

    Onlar, Kur’an’ı hiç düşünmüyorlar mı, yoksa kalpleri üzerinde kilitler mi var?

    Şaban Piriş

    Onlar, Kur'an'ı hiç düşünmüyorlar mı, yoksa kalpleri üzerinde kilitler mi var?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Peki bunlar, Kur'an'ın anlamını inceden inceye düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri üzerinde kilitler mi var?

  6. Muhammed suresi, 25. ayet — bütün mealleriyle aç

    Muhammed suresi, 25. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ٱرْتَدُّوا۟ عَلَىٰٓ أَدْبَٰرِهِم مِّنۢ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ ٱلْهُدَى ٱلشَّيْطَٰنُ سَوَّلَ لَهُمْ وَأَمْلَىٰ لَهُمْ

    Diyanet İşleri

    Kendileri için hidayet yolu belli olduktan sonra gerisingeri dönenleri, şeytan aldatıp peşinden sürüklemiş ve kendilerini boş ümitlere düşürmüştür.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki kendilerine doğru yol belli olduktan sonra arkalarına dönenleri şeytan sürüklemiş ve kendilerine ümit vermiştir.

    Mustafa İslamoğlu

    Elbet doğru yol kendilerine açıklandıktan sonra ona sırtlarını dönenler olur: Şeytan onların tasavvurlarını yamultmuş ve onlara boş umutlar vaad etmiştir.

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki, kendilerine doğru yol apaçık gösterildikten sonra sırtlarını (bu mesaja) dönenler (böyle yaparlar, çünkü) Şeytan onların hayallerini süsleyip bezemiş ve onları sahte ve düzmece ümitlerle doldurmuştur.

    Ahmed Hulusi

    Hakikat kendilerine apaçık zahir olduktan sonra arkalarına dönenlere (ikiyüzlülere) gelince, şeytan (saptırıcı fikirleri) onlara (bu yaptıklarını) sevdirmiş, onları boş ümitlerle oyalamıştır.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz, kendilerine hidayet açıkça belli olduktan sonra, gerisin geri (küfre) dönenleri, şeytan kışkırtmış ve uzun emellere kaptırmıştır.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz ki, kendilerine doğru yol belli olduktan sonra, arkalarına dönenleri, şeytan sürüklemiş ve kendilerine ümit vermiştir.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, doğru yol kendilerine açıkça belli olduktan sonra arkasını dönenleri, şeytan peşinden sürüklemiş ve boş umutlara düşürmüştür.

    Bayraktar Bayraklı

    Kendilerine doğru yol apaçık belli olduktan sonra eski hallerine dönenleri, şeytan sürüklemiş ve kendilerine ümit vermiştir.

    Edip Yüksel

    Kendilerine doğru yol belli olduktan sonra geriye dönenleri sapkın ayartmıştır ve onlara ümit vermiştir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerine doğru yol belli olduktan sonra geriye dönenleri şeytan ayartmıştır ve onlara ümit vermiştir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Haberiniz olsun ki, kendilerine doğru yol belli olduktan sonra gerisin geri küfre dönenlere, şeytan fit vermiş ve onları uzun uzun emellere düşürmüştür.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Haberiniz olsun ki o kendilerine hak tebeyyün ettikten sonra gerisin geri irtidada doğru gidenlere Şeytan fit vermiş ve kendilerini uzun uzun emellere düşürmüştür

    Erhan Aktaş

    Kendilerine doğru yol açıkça belli olduktan sonra, ona sırt dönenleri, şeytan aldattı ve onları boş ümitlere yöneltti.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kendilerine doğru yol açıkça belli olduktan sonra, ona sırt dönenleri, şeytan dipnot 1 aldattı ve onları boş ümitlere yöneltti.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sözcük anlamı uzaklaşan, uzak olan demektir. Hakikat'ten uzak olan, hakka, adalete ve iyiliğe aykırı hareket eden varlık, kişi, kurum, kötülük dürtüsün, saptırıcı telkin ve yönlendirmelerin ortak karakteristik adıdır. İnsanların içindeki kötülük dürtüsü için de şeytan denmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kendilerine doğru yol açıkça belli olduktan sonra, ona sırt dönenleri, şeytan dipnot 1 aldattı ve onları boş ümitlere yöneltti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hakk'tan uzak olan. Hakk'a aykırı hareket eden her türlü varlık, kişi ve kurumun ortak "karakteristik adı" dır.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz, kendilerine hidayet açıkça belli olduktan sonra, gerisin geri (küfre) dönenleri şeytan kışkırtmış ve uzun emellere kaptırmıştır.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykat, kendilerine hidayet besbelli oldukdan sonra arkalarına dönenler (yok mu?) şeytan onları fitlemiş, onlara uzun zaman göstermişdir.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki kendilerine hidayet belli olduktan sonra arkalarına dönenleri şeytan aldatmış ve onlara ümit vermiştir.

    Mehmet Alagaş

    (2, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 27, 28, 29, 30) İman edenler; Keşke bir sûre indirilseydi diyorlar, kesin hüküm içeren bir sûre indirilince ve de onda savaş hatırlatılınca da kalpleri hastalıklı / arızalı olanların, ölümden önceki baygınlık hali gibi sana baktıklarını görürsün. (Bu bakış hâli) onlara uygun olandır. (Tam da onları ifade eder.) İş kesinlik kazandığında itaat etmektir ve normal olanı / tanınanı söylemektir, oysa ki Allah’ı tastik etmek / Allah’a sadık kalmak, onlar için daha hayırlıdır. Yüz çevirerek, yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayı mı umuyordunuz? Rahimlerinizin kesilmesini mi umuyordunuz? İşte onlar, Allah’ın lanet ettiği kimselerdir, onları sağır etmiştir ve gözlerini ise körleştirmiştir. Kuranı tedbirli okumuyorlar mı? (Tedbirlerini / planlamalarını ona göre almıyorlar mı?) yahut kalplerinde kilitler mi var? Kendilerine rehberlik ayan beyan belli olduktan sonra, reddedip arkalarını dönenler / irtidat edenler. Şeytan onları, ayarttı ve emellere / boş hayallerle daldırdı. (Dilemek tahmin edilen şey için kullanılır istemek ise talep ettiği şey için) Bu, Allah’ın indirdiğinde zorlananların / hoşlanmayanların demelerinde de vardır. “Bazı emirlerde size tabiyiz” (hepsinde değiliz) Allah onların sırlarını / ısrar ettikleri / gizledikleri konuları bilmektedir. Melekler onları vefat ettirirken yüzlerine ve arkalarına vururlar / darbe indirirler. Bu onların Allah’ın hışmına neden olacak şeylere uymalarındandır. Onu hoşnut etmek / onu razı etmek zorlarına gitti , yaptıkları boşa gitmiştir , yoksa kalplerinde hastalık olanlar Allah’ın onların içindeki kini / nefreti çıkarmayacağını mı hesap ettiler? Eğer biz isteseydik sana onları gösterirdik ve sen de onları simalarından hemencecik tanırdın, yine de sen onları dolaylı / endirekt konuşmalarından tanırsın, Allah onların yaptıklarını biliyor. 31,32,33,34,35, GEVŞEMEYİN TESLİM OLMAYA ÇAĞIRIN ÜSTÜN OLAN SİZSİNİZ) Sizden çaba gösterenleri ve sabredenleri bilinceye kadar, sizi kesin olarak bağlılık sınavına sokacağız, o nları da sizin haberlerinizle sınayacağız, kafirler ve Allah’ın yolundan alıkoyanlar / sadde edenler ve Hidayet / Yola girme, açık ve net belli olduktan sonra Resule baş kaldıranlar, kesinlikle ve kesinlikle Allah’a herhangi bir zarar veremezler , onların amelleri boşa gitmiştir. Ey iman edenler, Allah’a uyun, Resule uyun ve yaptıklarınızı geçersiz hale getirmeyin / iptal etmeyin, muhakkak ki kafirleri ve Allah yolundan alıkoyanları ve sonrasında da kafir olarak ölenleri Allah işte onları asla bağışlamayacaktır. Gevşemeyin! Teslim olmaya çağırın, siz üstünsünüz, Allah sizinle beraberdir, amelleriniz konusunda aldatılmazsınız / kandırılmazsınız. (Tüh, Allah’ta bizi aldattı demezsiniz)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kendilerine hidayet açıkça belli olduktan sonra, gerisin geriye (küfre) dönenlere, Şeytan (kendilerine kötü amellerini) süslemiş ve onları uzunca emellere düşürmüştür.

    Süleyman Ateş

    Kendilerine doğru yol belli olduktan sonra arkalarına (yine eski küfürlerine) dönenlere, şeytan hatalarını süslemiş ve (günah işlemelerini) kolaylaştırmış ve onları uzun emellere, umutlara düşürmüştür.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Doğruları bütün açıklığı ile gördükten sonra sırtlarını dönenleri Şeytan aldatmış ve onlara umut vermiştir.

    Şaban Britch

    Kendilerine hidayet açıkça belli olduktan sonra, gerisin geriye (küfre) dönenlere, şeytan süslemiş ve onları uzunca emellere düşürmüştür.

    Şaban Piriş

    Kendilerine doğru yol açıkça belli olduktan sonra, arkalarına dönenlere, şeytan işlerini kolaylaştırmış, onlara ümit vermiştir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hidayet kendilerine açıkça belli olduktan sonra arkalarına dönenlere şeytan fit vermiş, sonu gelmez arzuların/ümitlerin ardına takmıştır onları.

  7. Muhammed suresi, 26. ayet — bütün mealleriyle aç

    Muhammed suresi, 26. ayet. ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوا۟ لِلَّذِينَ كَرِهُوا۟ مَا نَزَّلَ ٱللَّهُ سَنُطِيعُكُمْ فِى بَعْضِ ٱلْأَمْرِ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ إِسْرَارَهُمْ

    Diyanet İşleri

    Bu, münafıkların, Allah'ın indirdiğini beğenmeyen kimselere, "Bazı işlerde size itaat edeceğiz" demelerindendir. Allah, onların gizlice konuşmalarını bilir.

    Mehmet Okuyan

    Bunun sebebi, Allah'ın indirdiğinden hoşlanmayanlara "Bazı konularda size itaat edeceğiz!" demeleridir. dipnot 1 Allah onların gizlediklerini biliyor.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'daki [zâlike bi] ... şeklindeki kullanımlar bir hükmün veya bir olayın sebebinin ne olduğunu ortaya koymakta, bir anlamda "sebep-sonuç" ilişkisine dikkat çekilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Böyle olmuştur, cünkü onlar Allah'ın indirdiklerinden hoşlanmayanlara "Bazı konularda sizin talimatınıza uyacağız" dediler. Ama Allah onların gizlediklerini bilir.

    Muhammed Esed

    (Evet, sırtlarını ona dönerler) çünkü onlar, Allah'ın vahyettiği her şeyden nefret edenlere, "Bazı konularda sizin görüşlerinizle uyuşuyoruz" derler. Ama Allah onların gizledikleri düşüncelerini bilir.

    Ahmed Hulusi

    Bu duruma düşmelerinin nedeni; onların, Allah'ın indirdiğini beğenmeyenlere: "Bu işin bir kısmında size itaat edeceğiz" demeleridir. . . (Oysa) Allah onların gizlediklerini bilir.

    Ali Bulaç

    İşte böyle; çünkü gerçekten onlar, Allah'ın indirdiğini çirkin karşılayanlara dediler ki: "Size bazı işlerde itaat edeceğiz." Oysa Allah, sakladıkları şeyleri (sır olarak konuştuklarını) biliyor.

    Ali Özek ve heyeti

    Bunun sebebi; onların, Allah'ın indirdiğinden hoşlanmayanlara: «Bazı hususlarda size itaat edeceğiz.» demeleridir. Oysa Allah, onların gizlediklerini biliyor.

    Ali Rıza Safa

    Bu böyledir. Çünkü onlar, Allah'ın indirdiğinden nefret edenlere, şöyle dediler: "Kimi konularda sizinle uyuşuyoruz!" Oysa Allah, onların gizlediklerini bilir.

    Bayraktar Bayraklı

    Bunun sebebi, onların Allah'ın indirdiğinden hoşlanmayanlara, "Bazı hususlarda size itaat edeceğiz" demeleridir. Oysa Allah, onların gizlediklerini biliyor.

    Edip Yüksel

    Zira onlar, ALLAH'ın indirdiğini beğenmeyenlere, "Bazı konularda size uyuyoruz" demişlerdi. ALLAH onların komplolarını bilmektedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Zira onlar, ALLAH'ın indirdiğini beğenmiyenlere, 'Bazı konularda size uyuyoruz,' demişlerdi. ALLAH onların komplolarını bilmektedir

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Öyledir, çünkü onlar, Allah'ın indirdiklerinden hoşlanmayanlara: "Biz size bazı işlerde itaat edeceğiz." demişlerdir. Allah ise, onların o gizli konuşmalarını bilmektedir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Öyle, çünkü bunlar Allahın indirdiğini hoşlanmıyanlara demişlerdir ki: biz, size bazı emirde itaat edeceğiz, Allah ise onların o gizli konuşmalarını bilip duruyor

    Erhan Aktaş

    Bu, onların, Allah'ın indirdiğini beğenmeyen kimselere: "Bazı işlerde size uyacağız." demeleri nedeniyledir. Allah, onların gizlediklerini biliyor.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu, onların, Allah'ın indirdiğini beğenmeyen kimselere: "Bazı işlerde size uyacağız." demeleri nedeniyledir. Allah, onların gizlediklerini biliyor.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu, onların, Allah'ın indirdiğini beğenmeyen kimselere: "Bazı işlerde size uyacağız." demeleri nedeniyledir. Allah, onların gizlediklerini biliyor.

    Gültekin Onan

    İşte böyle; çünkü gerçekten onlar, Tanrı'nın indirdiğini çirkin karşılayanlara dediler ki: "Size bazı buyruklarda itaat edeceğiz." Oysa Tanrı, sakladıkları şeyleri (sır olarak konuştuklarını) biliyor.

    Hasan Basri Çantay

    Bunun sebebi şudur: Çünkü hakıykaten onlar Allahın indirdiğini hoş görmeyenlere "Biz size ba'zı emirde itaat edeceğiz" dediler. Halbuki Allah onların gizli konuşduklarını da biliyor.

    İbni Kesir

    İşte böyle. Zira onlar, Allah'ın indirdiğini çirkin karşılayanlara; bazı işlerde size itaat edeceğiz, demişlerdi. Allah, onların gizlediklerini bilir.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu, onların Allah'ın indirdiklerinden hoşlanmayanlara: "Bazı işlerde size itaat edeceğiz" demelerinden dolayıdır. Oysa Allah onların gizlediklerini bilir.

    Süleyman Ateş

    Bu böyledir. Çünkü onlar, Allah'ın indirdiğinden hoşlanmayanlara: "Bazı hususlarda size ita'at edeceğiz" dediler. Oysa Allah, onların gizlediklerini biliyor.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Çünkü onlar, Allah'ın indirdiğini beğenmeyenlere: "Bazı konularda size uyarız" derler. Allah onların gizli konuşmalarını bilir.

    Şaban Britch

    Bunun sebebi, Allah'ın indirdiğini beğenmeyenlere, bazı işlerde size itaat edeceğiz, demeleridir. Allah, onların gizlediklerini bilir.

    Şaban Piriş

    Bu, onların Allah'ın indirdiğini beğenmeyenlere: -Bazı işlerde size itaat edeceğiz, demeleri sebebiyledir. Allah, onların gizlediklerini bilir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bu şundandır: Bunlar, Allah'ın indirdiğinden tiksinenlere, "Bazı işlerde size itaat edeceğiz." demişlerdi. Fakat Allah onların gizlediklerini biliyor.

  8. Muhammed suresi, 27. ayet — bütün mealleriyle aç

    Muhammed suresi, 27. ayet. فَكَيْفَ إِذَا تَوَفَّتْهُمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ يَضْرِبُونَ وُجُوهَهُمْ وَأَدْبَٰرَهُمْ

    Diyanet İşleri

    Melekler, onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken halleri nasıl olacak?

    Mustafa İslamoğlu

    İyi de, melekler onların suratlarına ve sırtlarına vurarak canlarını alacakları zaman halleri ne olacak?

    Muhammed Esed

    Peki, melekler onları öldükten sonra bir araya toplayıp yüzlerine ve sırtlarına vururken ne olacak halleri?

    Ahmed Hulusi

    Peki ya o Melekler, onların yüzlerine ve arka taraflarına vurarak kendilerini vefat ettirdikleri (bedenle bağlantılarını kestikleri) zaman nasıl olacak?

    Ali Bulaç

    Öyleyse melekler, yüzlerine ve arkalarına vura vura canlarını aldıkları zaman nasıl olacak?

    Ali Özek ve heyeti

    Ya melekler onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken durumları nasıl olacak!

    Ali Rıza Safa

    Sonunda, melekler yüzlerine ve arkalarına vurarak canlarını aldıklarında nasıl olacak?

    Bayraktar Bayraklı

    Ya melekler onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken durumları nasıl olacak?

    Edip Yüksel

    Melekler canlarını alırken nasıl da (pişmanlık içinde) yüzlerine ve sırtlarına vururlar?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Melekler canlarını alırken nasıl da (pişmanlık içinde) yüzlerine ve sırtlarına vururlar?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O halde melekler onların yüzlerine ve arkalarına vura vura canlarını alırlarken nasıl olacak bakalım!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O halde Melekler onların yüzlerine ve arkalarına vura vura canlarını alırlarken nasıl olacak bakalım

    Erhan Aktaş

    Melekler onları vefat ettirirken, yüzlerine ve arkalarına vurduklarında onların durumları ne olacak?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Melekler onları vefat ettirirken, yüzlerine ve arkalarına vurduklarında onların durumları ne olacak?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Melekler onları vefat ettirirken, yüzlerine ve arkalarına vurduklarında dipnot 1 onların durumları ne olacak?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Yüzlerine ve arkalarına vurmak" bir deyimdir. Bu deyim, geçmişte yaptıkları ve yapmaları gerekirken yapmadıkları şeyleri, örnek vererek, önlerine koymak, hatırlatmak; onların da pişmanlıktan dövünmeleri anlamına gelmektedir.

    Gültekin Onan

    Öyleyse melekler, yüzlerine ve arkalarına vura vura canlarını aldıkları zaman nasıl olacak?

    Hasan Basri Çantay

    Artık melekler onların, yüzlerine ve arkalarına vura vura, canlarını alırken (halleri) nice olacak?

    İbni Kesir

    Ya, melekler onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken ne olacak?

    Mehmet Alagaş

    (2, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 27, 28, 29, 30) İman edenler; Keşke bir sûre indirilseydi diyorlar, kesin hüküm içeren bir sûre indirilince ve de onda savaş hatırlatılınca da kalpleri hastalıklı / arızalı olanların, ölümden önceki baygınlık hali gibi sana baktıklarını görürsün. (Bu bakış hâli) onlara uygun olandır. (Tam da onları ifade eder.) İş kesinlik kazandığında itaat etmektir ve normal olanı / tanınanı söylemektir, oysa ki Allah’ı tastik etmek / Allah’a sadık kalmak, onlar için daha hayırlıdır. Yüz çevirerek, yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayı mı umuyordunuz? Rahimlerinizin kesilmesini mi umuyordunuz? İşte onlar, Allah’ın lanet ettiği kimselerdir, onları sağır etmiştir ve gözlerini ise körleştirmiştir. Kuranı tedbirli okumuyorlar mı? (Tedbirlerini / planlamalarını ona göre almıyorlar mı?) yahut kalplerinde kilitler mi var? Kendilerine rehberlik ayan beyan belli olduktan sonra, reddedip arkalarını dönenler / irtidat edenler. Şeytan onları, ayarttı ve emellere / boş hayallerle daldırdı. (Dilemek tahmin edilen şey için kullanılır istemek ise talep ettiği şey için) Bu, Allah’ın indirdiğinde zorlananların / hoşlanmayanların demelerinde de vardır. “Bazı emirlerde size tabiyiz” (hepsinde değiliz) Allah onların sırlarını / ısrar ettikleri / gizledikleri konuları bilmektedir. Melekler onları vefat ettirirken yüzlerine ve arkalarına vururlar / darbe indirirler. Bu onların Allah’ın hışmına neden olacak şeylere uymalarındandır. Onu hoşnut etmek / onu razı etmek zorlarına gitti , yaptıkları boşa gitmiştir , yoksa kalplerinde hastalık olanlar Allah’ın onların içindeki kini / nefreti çıkarmayacağını mı hesap ettiler? Eğer biz isteseydik sana onları gösterirdik ve sen de onları simalarından hemencecik tanırdın, yine de sen onları dolaylı / endirekt konuşmalarından tanırsın, Allah onların yaptıklarını biliyor. 31,32,33,34,35, GEVŞEMEYİN TESLİM OLMAYA ÇAĞIRIN ÜSTÜN OLAN SİZSİNİZ) Sizden çaba gösterenleri ve sabredenleri bilinceye kadar, sizi kesin olarak bağlılık sınavına sokacağız, o nları da sizin haberlerinizle sınayacağız, kafirler ve Allah’ın yolundan alıkoyanlar / sadde edenler ve Hidayet / Yola girme, açık ve net belli olduktan sonra Resule baş kaldıranlar, kesinlikle ve kesinlikle Allah’a herhangi bir zarar veremezler , onların amelleri boşa gitmiştir. Ey iman edenler, Allah’a uyun, Resule uyun ve yaptıklarınızı geçersiz hale getirmeyin / iptal etmeyin, muhakkak ki kafirleri ve Allah yolundan alıkoyanları ve sonrasında da kafir olarak ölenleri Allah işte onları asla bağışlamayacaktır. Gevşemeyin! Teslim olmaya çağırın, siz üstünsünüz, Allah sizinle beraberdir, amelleriniz konusunda aldatılmazsınız / kandırılmazsınız. (Tüh, Allah’ta bizi aldattı demezsiniz)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Melekler, onların yüzlerine ve arkalarına vura vura canlarını aldıkları zaman (onların halleri) nasıl olacak?

    Süleyman Ateş

    Ya melekler, canlarını alırken yüzlerine ve kıçlarına vurarak dövünecekleri zaman durumları nice olur?

    Süleymaniye Vakfı

    Melekler, yüzlerine ve sırtlarına vura vura onları vefat ettirdiklerinde dipnot 1 halleri nice olur?

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsan, biri beden diğeri ruh olmak üzere iki nefisten oluşur (Zümer 39/42). Ruhun çoğunlukla can ile aynı şey olduğu zannedilir. Oysa canlılık ana rahminde döllenmeyle başlarken, ruhun üflenmesi bütün organların tamamlanmasından sonra olur. Ruh bedenle birleştiğinde insan, dinleyen, basiret ve gönül sahibi olan bir canlı türü haline gelir (Mü'minun 23/12-14, Secde 32/7-9). Beden bir bilgisayarın donanımına; can, donanıma güç veren elektriğe benzer. Ruh ise bilgisayarın işletim sistemi gibidir. İşletim sistemi nasıl bütün bilgileri koruyorsa ruh da öyledir. Ruhun işletim sisteminden farkı, kendi bedeninden başkasına yüklenememesidir.Ahirette de yeniden yaratılan bedenine girecektir (Kıyame 75/3-4, Tekvir 81/7). Ruhun bedenden çekilip alınmasına "vefat ettirme" denir. Allah insanı iki şekilde vefat ettirir: biri uyuyunca, diğeri de ölünce olur. Allah, hem uyuyan hem de ölen bedenin ruhunu tutar. Ruh ve canın farklı şeyler olduğu, uyuyan insanın canlılığını korumasından da anlaşılır. Uyuyan insanın ruhu, uyandığında; ölen kişinin ruhu ise ahirette kendi bedeni yeniden yaratıldığında geri döner (Mü'minun 23/100).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Melekler, yüzlerine ve sırtlarına vurarak ruhlarını alırken halleri nice olur?

    Şaban Britch

    Öyleyse melekler, onların yüzlerine ve arkalarına vura vura canlarını aldıkları zaman (halleri) nasıl olacak?

    Şaban Piriş

    Melekler, onların canını almaya geldikleri, yüzlerine ve sırtlarına vurdukları zaman nasıl olacak?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Melekler onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alacakları zaman, bakalım nasıl olacak?!

  9. Muhammed suresi, 28. ayet — bütün mealleriyle aç

    Muhammed suresi, 28. ayet. ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمُ ٱتَّبَعُوا۟ مَآ أَسْخَطَ ٱللَّهَ وَكَرِهُوا۟ رِضْوَٰنَهُۥ فَأَحْبَطَ أَعْمَٰلَهُمْ

    Diyanet İşleri

    Bu, Allah'ı gazaplandıran şeylere uydukları ve O'nun hoşnut olduğu şeyleri beğenmedikleri içindir. Allah da onların amellerini boşa çıkarmıştır.

    Mehmet Okuyan

    Bunun sebebi, onların Allah'ı öfkelendiren şeylere uymaları ve O'nu memnun edecek şeylerden hoşlanmamalarıdır. Bu yüzden (Allah) onların işlerini boşa çıkarmıştır.

    Mustafa İslamoğlu

    Böyle olacak; çünkü onlar Allah'ın lanetlediği her şeye sarıldılar ve O'nun hoşnutluğundan nefret ettiler: ve böylece (Allah) onların emeklerini boşa çıkardı.

    Muhammed Esed

    Böyle olacaktır, çünkü onlar Allah'ın kınadığı şeylere uydular ve O'nun hoşnutluk(la karşılayacağı her şey)den nefret ettiler; böylece Allah, onların bütün (güzel) fiillerini değersiz kılmıştır.

    Ahmed Hulusi

    İşte budur! Onlar Allah'ı öfkelendiren şeylere tabi oldular; O'nun rıdvanını beğenmediler de, (Allah) onların yaptıklarının karşılığını hiç etti!

    Ali Bulaç

    İşte böyle; çünkü gerçekten onlar, Allah'ı gazablandıran şeye uydular ve O'nu razı edecek şeyleri çirkin karşıladılar; bundan dolayı (Allah,) amellerini boşa çıkardı.

    Ali Özek ve heyeti

    Bunun sebebi, onların Allah'ı gazaplandıran şeylerin ardınca gitmeleri ve O nu razı edecek şeylerden hoşlanmamalarıdır. Bu yüzden Allah onların amellerini boşa çıkarmıştır.

    Ali Rıza Safa

    Bu böyledir. Çünkü onlar, Allah'ı öfkelendiren şeylere uydular ve O'nu hoşnut edecek şeylerden nefret ettiler. Bu yüzden, onların yaptıklarını geçersiz saymıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    Bunun sebebi şudur: Onlar, Allah'ı kızdıran şeylerin ardından gittiler ve O'nun razı olduğu şeylerden hoşlanmadılar. Böylece Allah da onların yaptıklarını boşa çıkardı.

    Edip Yüksel

    Çünkü onlar, ALLAH'ı kızdıran şeye uydular, O'nu hoşnut edecek şeyleri beğenmediler ve sonunda yaptıklarını geçersiz hale getirdiler.*

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Çünkü onlar, ALLAH'ı kızdıran şeye uydular, O'nun hoşnut edecek şeyleri beğenmediler ve sonunda yaptıklarını geçersiz hale getirdiler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Öyle, çünkü onlar Allah'ın hışmına sebep olan şeylerin ardına düştüler de onun hoşnutluğunu istemediler. O da onların bütün amellerini boşa çıkarmıştır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Öyle, çünkü onlar Allahın hışmına sebeb olan şeylerin ardına düştüler de onun rıdvanını istemediler, o da onların bütün amellerini heder etmiştir

    Erhan Aktaş

    Bu, onların, Allah'ı öfkelendiren şeylere uymaları ve O'nun rızasını gereksiz görmelerindendir. Böylece onların yaptıkları işleri boşa çıkardı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu, onların, Allah'ı öfkelendiren şeylere uymaları ve O'nun rızasını gereksiz görmelerindendir. Böylece onların yaptıkları işleri boşa çıkardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu, onların, Allah'ı öfkelendiren şeylere uymaları ve O'nun rızasını gereksiz görmelerindendir. Böylece onların yaptıkları işleri boşa çıkardı.

    Gültekin Onan

    İşte böyle; çünkü gerçekten onlar, Tanrı'yı gazablandıran şeye uydular ve O'nu razı edecek şeyleri çirkin karşıladılar; bundan dolayı (Tanrı,) amellerini boşa çıkardı.

    Hasan Basri Çantay

    Bu akıbetin sebebi şudur: Çünkü hakıykaten onlar Allahı gazablandıran şeylere tabi' oldular, onun rızaasından hoşlanmadılar da O da amel (ve hareket) lerini boşa çıkardı.

    İbni Kesir

    İşte böyle. Çünkü onlar, gerçekten Allah'ı gazaplandıran şeye uydular ve O'nu hoşnud edecek şeyleri çirkin karşıladılar. Bunun için O da onların amellerini boşa çıkardı.

    Mehmet Alagaş

    (2, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 27, 28, 29, 30) İman edenler; Keşke bir sûre indirilseydi diyorlar, kesin hüküm içeren bir sûre indirilince ve de onda savaş hatırlatılınca da kalpleri hastalıklı / arızalı olanların, ölümden önceki baygınlık hali gibi sana baktıklarını görürsün. (Bu bakış hâli) onlara uygun olandır. (Tam da onları ifade eder.) İş kesinlik kazandığında itaat etmektir ve normal olanı / tanınanı söylemektir, oysa ki Allah’ı tastik etmek / Allah’a sadık kalmak, onlar için daha hayırlıdır. Yüz çevirerek, yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayı mı umuyordunuz? Rahimlerinizin kesilmesini mi umuyordunuz? İşte onlar, Allah’ın lanet ettiği kimselerdir, onları sağır etmiştir ve gözlerini ise körleştirmiştir. Kuranı tedbirli okumuyorlar mı? (Tedbirlerini / planlamalarını ona göre almıyorlar mı?) yahut kalplerinde kilitler mi var? Kendilerine rehberlik ayan beyan belli olduktan sonra, reddedip arkalarını dönenler / irtidat edenler. Şeytan onları, ayarttı ve emellere / boş hayallerle daldırdı. (Dilemek tahmin edilen şey için kullanılır istemek ise talep ettiği şey için) Bu, Allah’ın indirdiğinde zorlananların / hoşlanmayanların demelerinde de vardır. “Bazı emirlerde size tabiyiz” (hepsinde değiliz) Allah onların sırlarını / ısrar ettikleri / gizledikleri konuları bilmektedir. Melekler onları vefat ettirirken yüzlerine ve arkalarına vururlar / darbe indirirler. Bu onların Allah’ın hışmına neden olacak şeylere uymalarındandır. Onu hoşnut etmek / onu razı etmek zorlarına gitti , yaptıkları boşa gitmiştir , yoksa kalplerinde hastalık olanlar Allah’ın onların içindeki kini / nefreti çıkarmayacağını mı hesap ettiler? Eğer biz isteseydik sana onları gösterirdik ve sen de onları simalarından hemencecik tanırdın, yine de sen onları dolaylı / endirekt konuşmalarından tanırsın, Allah onların yaptıklarını biliyor. 31,32,33,34,35, GEVŞEMEYİN TESLİM OLMAYA ÇAĞIRIN ÜSTÜN OLAN SİZSİNİZ) Sizden çaba gösterenleri ve sabredenleri bilinceye kadar, sizi kesin olarak bağlılık sınavına sokacağız, o nları da sizin haberlerinizle sınayacağız, kafirler ve Allah’ın yolundan alıkoyanlar / sadde edenler ve Hidayet / Yola girme, açık ve net belli olduktan sonra Resule baş kaldıranlar, kesinlikle ve kesinlikle Allah’a herhangi bir zarar veremezler , onların amelleri boşa gitmiştir. Ey iman edenler, Allah’a uyun, Resule uyun ve yaptıklarınızı geçersiz hale getirmeyin / iptal etmeyin, muhakkak ki kafirleri ve Allah yolundan alıkoyanları ve sonrasında da kafir olarak ölenleri Allah işte onları asla bağışlamayacaktır. Gevşemeyin! Teslim olmaya çağırın, siz üstünsünüz, Allah sizinle beraberdir, amelleriniz konusunda aldatılmazsınız / kandırılmazsınız. (Tüh, Allah’ta bizi aldattı demezsiniz)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu, onların Allah'ı gazaplandıran şeylere uymaları ve O'nun rızasından hoşlanmamaları yüzündendir. Bu yüzden (Allah) amellerini boşa çıkardı.

    Süleyman Ateş

    Bu böyledir. Çünkü onlar, Allah'ı kızdıran şeylerin ardınca gittiler. O'nu razı edecek şeylerden hoşlanmadılar. Allah da onların amellerini boşa çıkardı.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunun sebebi onların Allah'ı razı edecek şeylerden hoşlanmayarak onu öfkelendiren şeylere uymalarıdır. Allah da onların amellerini yok saymıştır dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Böylece Allah'ı hiddetlendiren şeye uyup, onu razı edecek şeyden hoşlanmadıkları için Allah işlerini boşa çıkarır.

    Şaban Britch

    Bu, onların Allah’ı gazaplandıran şeylere uymaları ve onun rızasını kerih görmelerindendir. Böylece (Allah) onların amelleri boşa çıkarmıştır.

    Şaban Piriş

    Bu, onların Allah'ı gazaplandıran şeylere uymaları ve onun rızasından hoşnut olmamalarındandır. Dolayısıyla çalışmaları boşa gitmiştir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Olacak olan budur! Çünkü onlar, Allah'ı öfkelendiren şeylerin peşine düştüler, O'nun hoşnutluğundan tiksindiler; sonunda Allah bütün amellerini boşa çıkardı.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.