Kavim kıssası
Ashâb-ı Eyke
Şu'ayb'ın gönderildiği, ölçü ve tartıda hile yapan halk. 'Gölge günü' azabıyla helâk edilmeleriyle anlatılır.
- 3 parça
- 19 ayet
Anlatı
Ayetler kıssanın akışına göre sıralandı · meal: Diyanet İşleri-
- Hicr suresi, 78. ayet — tek başına aç
Hicr suresi, 78. ayet. وَإِن كَانَ أَصْحَٰبُ ٱلْأَيْكَةِ لَظَٰلِمِينَ
"Eyke" halkı da şüphesiz zalim idiler.
- Hicr suresi, 79. ayet — tek başına aç
Hicr suresi, 79. ayet. فَٱنتَقَمْنَا مِنْهُمْ وَإِنَّهُمَا لَبِإِمَامٍ مُّبِينٍ
Onlardan da intikam aldık. İkisi de (Lut kavminin yaşadığı Sodom ile Şu'ayb kavminin yaşadığı Eyke) belirgin bir anayol üzerinde idiler.
- Hicr suresi, 78. ayet — tek başına aç
-
- Şuarâ suresi, 176. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 176. ayet. كَذَّبَ أَصْحَٰبُ لْـَٔيْكَةِ ٱلْمُرْسَلِينَ
Eyke halkı da peygamberleri yalanladı.
- Şuarâ suresi, 177. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 177. ayet. إِذْ قَالَ لَهُمْ شُعَيْبٌ أَلَا تَتَّقُونَ
Hani Şu'ayb, onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"
- Şuarâ suresi, 178. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 178. ayet. إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ
"Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."
- Şuarâ suresi, 179. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 179. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ
Artık, Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.
- Şuarâ suresi, 180. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 180. ayet. وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
"Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir."
- Şuarâ suresi, 181. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 181. ayet. أَوْفُوا۟ ٱلْكَيْلَ وَلَا تَكُونُوا۟ مِنَ ٱلْمُخْسِرِينَ
"Ölçüyü tam yapın. Eksik verenlerden olmayın."
- Şuarâ suresi, 182. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 182. ayet. وَزِنُوا۟ بِٱلْقِسْطَاسِ ٱلْمُسْتَقِيمِ
"Doğru terazi ile tartın."
- Şuarâ suresi, 183. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 183. ayet. وَلَا تَبْخَسُوا۟ ٱلنَّاسَ أَشْيَآءَهُمْ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ
"İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."
- Şuarâ suresi, 184. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 184. ayet. وَٱتَّقُوا۟ ٱلَّذِى خَلَقَكُمْ وَٱلْجِبِلَّةَ ٱلْأَوَّلِينَ
"Sizi ve önceki nesilleri yaratana karşı gelmekten sakının."
- Şuarâ suresi, 185. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 185. ayet. قَالُوٓا۟ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلْمُسَحَّرِينَ
Onlar şöyle dediler: "Sen ancak büyülenmişlerdensin."
- Şuarâ suresi, 186. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 186. ayet. وَمَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُنَا وَإِن نَّظُنُّكَ لَمِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ
"Sen sadece bizim gibi bir insansın. Biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz."
- Şuarâ suresi, 187. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 187. ayet. فَأَسْقِطْ عَلَيْنَا كِسَفًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ
"Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi gökten üzerimize bir parça düşür."
- Şuarâ suresi, 188. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 188. ayet. قَالَ رَبِّىٓ أَعْلَمُ بِمَا تَعْمَلُونَ
Şu'ayb, "Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir" dedi.
- Şuarâ suresi, 189. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 189. ayet. فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمْ عَذَابُ يَوْمِ ٱلظُّلَّةِ إِنَّهُۥ كَانَ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ
Onlar Şu'ayb'ı yalanladılar. Derken gölge gününün azabı onları yakaladı. Şüphesiz o, büyük bir günün azabı idi.
- Şuarâ suresi, 190. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 190. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ
Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.
- Şuarâ suresi, 191. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 191. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.
- Şuarâ suresi, 176. ayet — tek başına aç
-
- Sâd suresi, 13. ayet — tek başına aç
Sâd suresi, 13. ayet. وَثَمُودُ وَقَوْمُ لُوطٍ وَأَصْحَٰبُ لْـَٔيْكَةِ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلْأَحْزَابُ
(12-13) Onlardan önce de Nuh kavmi, Ad kavmi, kazıklar sahibi Firavun, Semud kavmi, Lut kavmi ve Eyke halkı da Peygamberleri yalanlamışlardı. İşte onlar da (böyle) gruplardı.
- Sâd suresi, 13. ayet — tek başına aç