Kalem suresi

Kalem suresi, 23. ayet

Kalem suresi, 23. ayet. فَٱنطَلَقُوا۟ وَهُمْ يَتَخَٰفَتُونَ

fenṭaleḳû vehüm yeteḫâfetûn.

Diyanet İşleri

(23-24) Bunun üzerine, "Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın" diye fısıldaşarak yola koyuldular.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kalem 20–26 · surenin 23. ayeti / 52
  1. Kalem 20

    Böylece bahçe, (anızı) yakılmış toprağa döndü.

  2. Kalem 21–22

    (21-22) Derken, sabahleyin birbirlerine, "Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin" diye seslendiler.

  3. 23–24

    (23-24) Bunun üzerine, "Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın" diye fısıldaşarak yola koyuldular.

  4. Kalem 25

    (Yoksullara yardım etmeğe) güçleri yettiği halde (böyle söyleyerek) erkenden yola çıktılar.

  5. Kalem 26

    Fakat bahçeyi o halde gördüklerinde, "Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!" dediler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 23–24. ayetler için yazılmıştır.

23. “Derken” bahçeye gitmek üzere “yola koyuldular. Bir yandan da aralarında fısıldaşıyorlardı” Kendi aralarında Allah’ın hakkını vermeme niyetinde konuşmalar yaptılar ve şöyle dediler:

24. “(Dikkat edin) Sakın bugün hiçbir yoksul bahçeye girip de yanınıza sokulmasın.” Yani insanlar evlerinden çıkıp etrafa yayılmadan önce çabucak bahçenize gidin. Böylece fakir ve yoksullara bir şey vermemeyi birbirlerine tavsiye ettiler. İleri derecedeki cimriliklerinden birileri seslerini işitip fakirlere haber verir korkusu ile bu sözleri gizlice fısıldaşarak söylemişlerdi.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Birbiriyle kısık bir sesle konuşarak alelacele mahsullerinin yanına gittiler.

Kelimeler

3 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَٱنطَلَقُوا۟ fentaleku derken yürüdüler kök: طلق
  2. وَهُمْ vehum ve onlar
  3. يَتَخَـٰفَتُونَ yetehafetune fısıldaşıyorlardı kök: خفت

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: خفت (3 geçiş)

    De ki: "(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın, nihayet en güzel isimler O'nundur."…

  • Aynı kök: خفت (3 geçiş)

    (103-104) Aralarında birbirlerine "(Dünya'da) sadece on (gün) kaldınız" diye gizli gizli konuşacaklar. -Onların, hakkında konuşacakları şeyi biz daha…

  • Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri

    Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, ikisinin arasına da bir ekinlik…

  • Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri

    Her iki bağ da meyvelerini vermiş ve ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. Bu iki bağın arasından bir de nehir fışkırtmıştık.

  • Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri

    Derken onun büyük bir serveti oldu. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: "Benim malım seninkinden daha çok. Adamlardan yana da senden daha üstünüm."

  • Aynı kök: طلق (23 geçiş)

    Eğer (yemin edenler yeminlerinden dönmeyip kadınlarını) boşamaya karar verirlerse (ayrılırlar). Biliniz ki, Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla…

  • Aynı kök: طلق (23 geçiş)

    Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah'ın kendi…

  • Aynı kök: طلق (23 geçiş)

    (Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (Evlilikte) tarafların Allah'ın belirlediği…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

61 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(23, 24) (Bahçe sahipleri "Keşke) bugün yanınıza sokulmak üzere bahçeye hiçbir yoksul girmese!" (dileğiyle) fısıldaşarak yürüyorlardı.

Mustafa İslamoğlu

Derken yola koyuldular... Aralarında şöyle fısıldaşıyorlardı:

Muhammed Esed

Derken yola koyuldular, giderken fısıldaşıyorlardı:

Ahmed Hulusi

Aralarında fısıldanarak yola koyulup gittiler.

Ali Bulaç

Derken, aralarında fısıldaşarak çıkıp gittiler:

Ali Özek ve heyeti

fısıldaşa fısıldaşa yola koyuldular.

Ali Rıza Safa

Böylece, çıkıp gittiler; aralarında fısıldaşıyorlardı.

Bayraktar Bayraklı

- Yola çıktılar, birbirlerine gizlice şöyle diyorlardı: "Bugün tarlada, yanınıza hiçbir yoksulun girmesine müsaade etmeyiniz!"

Edip Yüksel

Derken yola çıktılar, aralarında konuşuyorlardı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Derken yola çıktılar, aralarında konuşuyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hemen fırladılar, şöyle mızırdaşıyorlardı (fısıldaşıyorlardı):

Elmalılı Hamdi Yazır

Hemen fırladılar, şöyle mızırdaşıyorlardı:

Erhan Aktaş

Hemen, sessizce yola koyuldular.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hemen, sessizce yola koyuldular.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hemen, sessizce yola koyuldular.

Gültekin Onan

Derken, aralarında fısıldaşarak çıkıp gittiler:

Hasan Basri Çantay

Derken onlar aralarında fısıldaşarak gitdiler:

İbni Kesir

Ve gizli gizli konuşarak yürüyorlardı.

Mehmet Alagaş

(17-33) Mutlaka bahçe sahiplerine imtihan / bela ettiğimiz gibi onları da belaya / imtihana uğrattık. Yemin ettiler ki sabahlayınca onun ürünlerini biçelim. İstisna da etmediler (İnşallah demediler) onlar uyurlarken Rabbinden bir dolaşan /taif onun üzerinde dolaştı/gezindi. Sabahlayıncaya kadar ürünler biçildi /hasat edildi. Sabah olunca (gece çekilince) haydi eğer ki biçecekseniz erkenden gidin ekinlerinize / harslarınıza diye seslendiler / nidada bulundular. Fırlayıp gidiyorlarken aralarında da bugün beraberinizde miskin biri /çalışma gücü olmayan biri olmasın, ona / bahçeye girmesin diye mırıldanıyorlardı. (Birilerini) mahrum etmek kadriyle / niyetiyle erkenden yola düştüler. (Tüm her şe yin iyice ayarladığı zannıyla bahçeye, cesur bir giriş yapıyorlar) Onu gördüklerinde, yolu şaşırmışız dediler. Bilakis bizler mahrum olduk. Onlardan vasat olanı / orta yolu tutan biri dedi ki, size demedim mi keşke üstün tutsaydık / yüceltseydik. Dediler ki Rabbimiz seni yüceltiyoruz / üstün tutuyoruz, kesinlikle biz zalimler olduk. Az sonra da birbirlerini çekiştirip kınadılar. Yazıklar olsun bizlere kesinlikle biz azgınlarmışız. Umulur ki Rabbimiz bundan hayırlısına bizi tebdil eyler /değiştirir. Kesinlikle rabbimize rağbet ediciyiz / itibar gösteriyoruz / önem veriyoruz. İşte azap böyledir. (Bahçe sahiplerinin azabı mahrumiyettir) Sonraki azap / ahiret azabı da daha büyüktür. Keşke biliyor olsalardı.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kendi aralarında fısıldaşarak yola koyuldular.

Süleyman Ateş

Derken yürüdüler; fısıldaşıyorlardı:

Süleymaniye Vakfı

Hemen yola çıktılar, aralarında şöyle fısıldaşıyorlardı:

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Hemen yola çıktılar. Şöyle fısıldaşıyorlardı:

Şaban Britch

Diye gizlice konuşarak yola düştüler.

Şaban Piriş

(22-23) -Mahsulü toplayacaksanız, erkenden yola çıkın! diye gizlice konuşarak yola düştüler.

Yaşar Nuri Öztürk

Yola koyuldular. Aralarında fısıldaşıyorlardı:

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And so they went onward to their orchard whispering to each other as to how they would accomplish their desire;

Abdul Haleem

and went off, whispering,

Abdullah Yusuf Ali

So they departed, conversing in secret low tones, (saying)-

Abul A'la Maududi

So off they went, whispering to one another:

Aisha Bewley

So they set off, quietly saying to one another,

Al-Hilali & Khan

So they departed, conversing in secret low tones (saying):

Ali Quli Qarai

So off they went, murmuring to one another:

Amatul Rahman Omar

So they set out talking together in low tones,

Arthur John Arberry

So they departed, whispering together,

Bijan Moeinian

On their way they decided not to let any poor person to enter to their…

E. Henry Palmer

So they set off, saying privily to each other,

Edip-Layth

So they went, while conversing.

George Sale

So they went on, whispering to one another,

Hamid S. Aziz

So they went, while they murmured to each other secretly,

Mahmoud Ghali

So they went off, speaking together in hushed voices,

Marmaduke Pickthall

So they went off, saying one unto another in low tones:

Mohamed Ahmed - Samira

So they departed, talking in low voices:

Muhammad Asad

Thus they launched forth, whispering unto one another,

Mustafa Khattab

So they went off, whispering to one another,

Progressive Muslims

So they went, while conversing.

Rashad Khalifa

On their way, they confided to each other.

Sahih International

So they set out, while lowering their voices,

Sam Gerrans

So they departed, whispering together:

Shabbir Ahmed

So they went off whispering unto one another.

Syed Vickar Ahamed

And so they departed, conversing in secret low tones, (saying)

Taqi Usmani

So they set out while they were whispering to each other,

The Monotheist Group

So they went, while conversing.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kalem suresi, 23. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kalem suresi, 23. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kalem suresi, 23. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩