Diyanet İşleri
(23-24) Bunun üzerine, "Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın" diye fısıldaşarak yola koyuldular.
Kalem suresi
Kalem suresi, 23. ayet. فَٱنطَلَقُوا۟ وَهُمْ يَتَخَٰفَتُونَ
fenṭaleḳû vehüm yeteḫâfetûn.
(23-24) Bunun üzerine, "Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın" diye fısıldaşarak yola koyuldular.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Bahçe sahipleri kıssası Kalem 17–33 3
Böylece bahçe, (anızı) yakılmış toprağa döndü.
(21-22) Derken, sabahleyin birbirlerine, "Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin" diye seslendiler.
(23-24) Bunun üzerine, "Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın" diye fısıldaşarak yola koyuldular.
(Yoksullara yardım etmeğe) güçleri yettiği halde (böyle söyleyerek) erkenden yola çıktılar.
Fakat bahçeyi o halde gördüklerinde, "Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!" dediler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 23–24. ayetler için yazılmıştır.
23. “Derken” bahçeye gitmek üzere “yola koyuldular. Bir yandan da aralarında fısıldaşıyorlardı” Kendi aralarında Allah’ın hakkını vermeme niyetinde konuşmalar yaptılar ve şöyle dediler:
24. “(Dikkat edin) Sakın bugün hiçbir yoksul bahçeye girip de yanınıza sokulmasın.” Yani insanlar evlerinden çıkıp etrafa yayılmadan önce çabucak bahçenize gidin. Böylece fakir ve yoksullara bir şey vermemeyi birbirlerine tavsiye ettiler. İleri derecedeki cimriliklerinden birileri seslerini işitip fakirlere haber verir korkusu ile bu sözleri gizlice fısıldaşarak söylemişlerdi.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Birbiriyle kısık bir sesle konuşarak alelacele mahsullerinin yanına gittiler.
Aynı kök: خفت (3 geçiş)
De ki: "(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın, nihayet en güzel isimler O'nundur."…
Aynı kök: خفت (3 geçiş)
(103-104) Aralarında birbirlerine "(Dünya'da) sadece on (gün) kaldınız" diye gizli gizli konuşacaklar. -Onların, hakkında konuşacakları şeyi biz daha…
Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri
Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, ikisinin arasına da bir ekinlik…
Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri
Her iki bağ da meyvelerini vermiş ve ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. Bu iki bağın arasından bir de nehir fışkırtmıştık.
Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri
Derken onun büyük bir serveti oldu. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: "Benim malım seninkinden daha çok. Adamlardan yana da senden daha üstünüm."
Aynı kök: طلق (23 geçiş)
Eğer (yemin edenler yeminlerinden dönmeyip kadınlarını) boşamaya karar verirlerse (ayrılırlar). Biliniz ki, Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla…
Aynı kök: طلق (23 geçiş)
Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah'ın kendi…
Aynı kök: طلق (23 geçiş)
(Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (Evlilikte) tarafların Allah'ın belirlediği…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(23, 24) (Bahçe sahipleri "Keşke) bugün yanınıza sokulmak üzere bahçeye hiçbir yoksul girmese!" (dileğiyle) fısıldaşarak yürüyorlardı.
Derken yola koyuldular... Aralarında şöyle fısıldaşıyorlardı:
Derken yola koyuldular, giderken fısıldaşıyorlardı:
Aralarında fısıldanarak yola koyulup gittiler.
Derken, aralarında fısıldaşarak çıkıp gittiler:
fısıldaşa fısıldaşa yola koyuldular.
Böylece, çıkıp gittiler; aralarında fısıldaşıyorlardı.
- Yola çıktılar, birbirlerine gizlice şöyle diyorlardı: "Bugün tarlada, yanınıza hiçbir yoksulun girmesine müsaade etmeyiniz!"
Derken yola çıktılar, aralarında konuşuyorlardı.
Derken yola çıktılar, aralarında konuşuyorlardı.
Hemen fırladılar, şöyle mızırdaşıyorlardı (fısıldaşıyorlardı):
Hemen fırladılar, şöyle mızırdaşıyorlardı:
Hemen, sessizce yola koyuldular.
Hemen, sessizce yola koyuldular.
Hemen, sessizce yola koyuldular.
Derken, aralarında fısıldaşarak çıkıp gittiler:
Derken onlar aralarında fısıldaşarak gitdiler:
Ve gizli gizli konuşarak yürüyorlardı.
(17-33) Mutlaka bahçe sahiplerine imtihan / bela ettiğimiz gibi onları da belaya / imtihana uğrattık. Yemin ettiler ki sabahlayınca onun ürünlerini biçelim. İstisna da etmediler (İnşallah demediler) onlar uyurlarken Rabbinden bir dolaşan /taif onun üzerinde dolaştı/gezindi. Sabahlayıncaya kadar ürünler biçildi /hasat edildi. Sabah olunca (gece çekilince) haydi eğer ki biçecekseniz erkenden gidin ekinlerinize / harslarınıza diye seslendiler / nidada bulundular. Fırlayıp gidiyorlarken aralarında da bugün beraberinizde miskin biri /çalışma gücü olmayan biri olmasın, ona / bahçeye girmesin diye mırıldanıyorlardı. (Birilerini) mahrum etmek kadriyle / niyetiyle erkenden yola düştüler. (Tüm her şe yin iyice ayarladığı zannıyla bahçeye, cesur bir giriş yapıyorlar) Onu gördüklerinde, yolu şaşırmışız dediler. Bilakis bizler mahrum olduk. Onlardan vasat olanı / orta yolu tutan biri dedi ki, size demedim mi keşke üstün tutsaydık / yüceltseydik. Dediler ki Rabbimiz seni yüceltiyoruz / üstün tutuyoruz, kesinlikle biz zalimler olduk. Az sonra da birbirlerini çekiştirip kınadılar. Yazıklar olsun bizlere kesinlikle biz azgınlarmışız. Umulur ki Rabbimiz bundan hayırlısına bizi tebdil eyler /değiştirir. Kesinlikle rabbimize rağbet ediciyiz / itibar gösteriyoruz / önem veriyoruz. İşte azap böyledir. (Bahçe sahiplerinin azabı mahrumiyettir) Sonraki azap / ahiret azabı da daha büyüktür. Keşke biliyor olsalardı.
Kendi aralarında fısıldaşarak yola koyuldular.
Derken yürüdüler; fısıldaşıyorlardı:
Hemen yola çıktılar, aralarında şöyle fısıldaşıyorlardı:
Hemen yola çıktılar. Şöyle fısıldaşıyorlardı:
Diye gizlice konuşarak yola düştüler.
(22-23) -Mahsulü toplayacaksanız, erkenden yola çıkın! diye gizlice konuşarak yola düştüler.
Yola koyuldular. Aralarında fısıldaşıyorlardı:
And so they went onward to their orchard whispering to each other as to how they would accomplish their desire;
and went off, whispering,
So they departed, conversing in secret low tones, (saying)-
So off they went, whispering to one another:
So they set off, quietly saying to one another,
So they departed, conversing in secret low tones (saying):
So off they went, murmuring to one another:
So they set out talking together in low tones,
So they departed, whispering together,
On their way they decided not to let any poor person to enter to their…
So they set off, saying privily to each other,
So they went, while conversing.
So they went on, whispering to one another,
So they went, while they murmured to each other secretly,
So they went off, speaking together in hushed voices,
So they went off, saying one unto another in low tones:
So they departed, talking in low voices:
Thus they launched forth, whispering unto one another,
So they went off, whispering to one another,
So they went, while conversing.
On their way, they confided to each other.
So they set out, while lowering their voices,
So they departed, whispering together:
So they went off whispering unto one another.
And so they departed, conversing in secret low tones, (saying)
So they set out while they were whispering to each other,
So they went, while conversing.