Haşr suresi · 11–17. ayetler

Münafıkların verdiği söz ve şeytan benzetmesi

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Haşr suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Haşr suresi, 11. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ نَافَقُوا۟ يَقُولُونَ لِإِخْوَٰنِهِمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ لَئِنْ أُخْرِجْتُمْ لَنَخْرُجَنَّ مَعَكُمْ وَلَا نُطِيعُ فِيكُمْ أَحَدًا أَبَدًا وَإِن قُوتِلْتُمْ لَنَنصُرَنَّكُمْ وَٱللَّهُ يَشْهَدُ إِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ

    Diyanet İşleri

    Kitap ehlinden o inkar eden kardeşlerine, "Yemin ederiz ki, siz (Medine'den) çıkarılırsanız, muhakkak biz de sizinle beraber çıkarız. Sizin hakkınızda asla kimseye boyun eğmeyiz. Eğer size karşı savaşılırsa, size mutlaka yardım ederiz" diyerek münafıklık yapanlara bakmaz mısın? Halbuki Allah onların kesinlikle yalancı olduklarına şahitlik eder.

    Mehmet Okuyan

    Münafıkların, kitap ehlinden kâfir olan kardeşlerine "Siz (yurdunuzdan) çıkartılırsanız, mutlaka biz de sizinle birlikte çıkarız; sizin aleyhinizde kimseye asla uymayız. Sizinle savaşılırsa mutlaka size yardım ederiz." dediklerini görmedin mi?' Allah onların yalancı olduklarına şahitlik eder.

    Mustafa İslamoğlu

    Nifakta direnenlerin, önceki vahyin mensuplarından küfre gömülen yoldaşlarına şöyle diyebilecekleri aklına gelir mi: "Eğer siz çıkarılırsanız kesinlikle biz de sizinle birlikte çıkacağız; sizin hakkınızda hiçbir kimsenin sözüne ebediyen itibar etmeyeceğiz; yok eğer size karşı savaş açılırsa kesinlikle size yardım edeceğiz"? Allah şahit ki, onlar yalancının daniskasıdırlar.

    Muhammed Esed

    (Gerçek duygularını) her zaman gizleyenlerin, geçmiş vahiylerin mensupları arasındaki inkarcı yandaşlarına, "Eğer buradan sürülürseniz biz de kesinlikle sizinle geleceğiz ve size karşı olan hiç kimseye kulak vermeyeceğiz ve size savaş açılırsa mutlaka yardımınıza geleceğiz" dediklerinden haberin yok mu? Ama Allah, onların göz göre göre yalan söylediklerine şahitlik yapar.

    Ahmed Hulusi

    Görmedin mi o ikiyüzlüleri (Yahudi münafıkları) ki, ehl-i kitaptan hakikat bilgisini inkar eden (Rasulullah'a ihanet eden Ben-i Nadir Yahudisi) kardeşlerine: "Andolsun ki eğer siz (yaşadığınız yerden) çıkarılırsanız, elbette biz de sizinle birlikte çıkacağız! Sizin hakkınızda hiçbir kimseyi ebediyen dinlemeyeceğiz! Eğer sizinle savaşılırsa, mutlaka size yardım edeceğiz" dediler. . . Allah şahittir ki kesinlikle onlar yalancılardır!

    Ali Bulaç

    Münafıklık edenleri görmüyor musun ki, Kitap Ehlinden inkar eden kardeşlerine derler ki: "Andolsun, eğer siz (yurtlarınızdan) çıkarılacak olursanız, mutlaka biz de sizinle birlikte çıkarız ve size karşı olan hiç kimseye, hiçbir zaman itaat etmeyiz. "Eğer size karşı savaşılırsa elbette size yardım ederiz." Oysa Allah, şahidlik etmektedir ki onlar, gerçekten yalancıdırlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Münafıkların, kitap ehlinden inkâr eden dostlarına: Eğer siz yurdunuzdan çıkarılırsanız, mutlaka biz de sizinle beraber çıkarız; sizin aleyhinizde kimseye asla uymayız. Eğer savaşa tutuşursanız, mutlaka yardım ederiz, dediklerini görmedin mi? Allah, onların yalancı olduklarına şahitlik eder.

    Ali Rıza Safa

    O ikiyüzlüleri görmedin mi? Kitap halkı arasındaki nankörlük eden yandaşlarına, şöyle dediler: "Gerçekten çıkarılırsanız, biz de kesinlikle sizinle birlikte çıkarız ve size karşı olan hiç kimseyle işbirliği yapmayız. Eğer size karşı savaşırlarsa, kesinlikle size yardım ederiz!" Oysa Allah, aslında onların yalancı olduklarına tanıklık eder.

    Bayraktar Bayraklı

    Münafıkların, kitap ehlinden inkar eden kardeşlerine, "Eğer siz yurdunuzdan çıkarılırsanız, kesinlikle biz de sizinle birlikte çıkacağız. Sizin aleyhinizde kimseye asla uymayacağız. Eğer sizinle savaşırlarsa kesinlikle size yardım edeceğiz" dediklerinden haberin yok mu? Allah onların göz göre göre yalan söylediklerine tanıklık ediyor.

    Edip Yüksel

    İkiyüzlü davrananlara dikkat etmedin mi? Kitap halkından inkarcı olan arkadaşlarına, "Çıkartılırsanız biz de sizinle birlikte çıkacağız ve sizin aleyhinize hiçbir kimseye itaat etmeyeceğiz. Sizinle savaşılırsa, kesinlikle sizi destekleyeceğiz" demektedirler. ALLAH onların yalancı olduğuna tanıklık eder.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İkiyüzlü davrananlara dikkat etmedin mi? Kitap halkından inkarcı olan arkadaşlarına, 'Çıkartılırsanız biz de sizinle birlikte çıkacağız ve sizin aleyhinize hiç bir kimseye itaat etmiyeceğiz. Sizinle savaşılırsa, kesinlikle sizi destekleyeceğiz,' demektedirler. ALLAH onların yalancı olduğuna tanıklık eder.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Görmüyor musun şu münafıklık yapanları, kitap ehlinden o inkar eden dostlarına: "Yemin ederiz ki, eğer siz (yurdunuzdan) çıkarılırsanız kesinlikle biz de sizinle çıkarız, sizin aleyhinizde asla kimseye itaat etmeyiz ve şayet size karşı savaş açılırsa muhakkak size yardım ederiz! diyorlar, Allah şahitlik ediyor ki, onlar kesinlikle yalancıdırlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bakmaz mısın şu münafıklık yapanlara? Ehli kitabdan o küfreden ihvanlarına şöyle diyorlar: Yemin ederiz ki eğer siz çıkarılırsanız her halde biz de sizinle beraber çıkarız ve sizin hakkınızda ebeda kimseye itaat etmeyiz ve şayed size kıtal yapılırsa muhakkak size yardım ederiz, hal bu ise Allah şehadet ediyor ki onlar kat'iyyen yalancıdırlar.

    Erhan Aktaş

    Nifak dipnot 1 çıkaranları görmüyor musun? Kitap Ehli'nden Kafir yoldaşlarına: "Eğer siz yurdunuzdan çıkarılacak olursanız, kesinlikle biz de sizinle birlikte çıkarız. Sizin aleyhinize olan konularda kimseye boyun eğmeyiz. Eğer sizinle savaşırlarsa, kesinlikle size yardım ederiz." derler. Allah, tanıklık eder ki onlar gerçekten yalancıdırlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nifak, birden çok inanca sahip olmak, inanmadığı halde çıkarı için ve çeşitli nedenlerle inanıyor gibi görünmek; ikircikli davranmak, Müslümlere olan düşmanlığını gizlemek demektir. Kertenkele ve yaban faresinin yer altında birçok yuvası olduğu ve bu yuvalardan hangisine gittiği bilinmediği için, bunların yuvalarına da "nufeka" ve "nafika" denmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Nifak dipnot 1 çıkaranları görmüyor musun? Kitap Ehli'nden Kafir dipnot 2 yoldaşlarına: "Eğer siz yurdunuzdan çıkarılacak olursanız, kesinlikle biz de sizinle birlikte çıkarız. Sizin aleyhinize olan konularda kimseye boyun eğmeyiz. Eğer sizinle savaşırlarsa, kesinlikle size yardım ederiz." derler. Allah, tanıklık eder ki onlar gerçekten yalancıdırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nifak, birden çok inanca sahip olmak, inanmadığı halde çıkarı için ve çeşitli nedenlerle inanıyor gibi görünmek; ikircikli davranmak, Müslümanlara olan düşmanlığını gizlemek demektir. Kertenkele ve yaban faresinin yer altında birçok yuvası olduğu ve bu yuvalardan hangisine gittiği bilinmediği için, bunların yuvalarına da "nufeka" ve "nafika" denmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kafir, örten demektir. Gerçeğin üzerini örten, nankörlük eden, vahye inanmayan, güvenmeyen ve kabul etmeyen; Allah'ı ve vahyi reddeden kimse. Küfr, İman'ın, emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Nifak dipnot 1 çıkaranları görmüyor musun? Kitap Ehli'nden gerçeği yalanlayan nankör yoldaşlarına: "Eğer siz yurdunuzdan çıkarılacak olursanız, kesinlikle biz de sizinle birlikte çıkarız. Sizin aleyhinize olan konularda kimseye boyun eğmeyiz. Eğer sizinle savaşırlarsa, kesinlikle size yardım ederiz." derler. Allah, tanıklık eder ki onlar gerçekten yalancıdırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Münafıklık. Münafık, içten "bitmiş," " tükenmiş" ve imanı "kalmamış," omurgasız, onursuz ve ikiyüzlü kimse demektir. İşine geldiği gibi inancını değiştiren.

    Gültekin Onan

    Münafıklık edenleri görmez misin, Kitap ehlinden küfreden kardeşlerine derler ki: "Andolsun, eğer siz (yurtlarınızdan) çıkarılacak olursanız, mutlaka biz de sizinle birlikte çıkarız ve size karşı olan hiç kimseye ebediyen itaat etmeyiz. Eğer size karşı savaşılırsa elbette size yardım ederiz." Oysa Tanrı, şahidlik etmektedir ki onlar gerçekten yalancıdırlar.

    Hasan Basri Çantay

    Ehl-i kitabdan o küfreden kardeşlerine "Andolsun, eğer siz yurdlarınızdan çıkarılırsanız biz de muhakkak sizinle beraber çıkarız. Sizin aleyhinizde hiçbir kimseye ebedi itaat etmeyiz. Eğer sizinle harbedilirse muhakkak ve muhakkak biz, size yardım ederiz" diyen o "münafıkları görmedin mi? Halbuki Allah şahidlik eder ki onlar hakıykaten ve kat'iyyen yalancıdırlar.

    İbni Kesir

    Münafıklık etmiş olanlara bakmadın mı ki; Ehl-i Kitab'dan küfretmiş olan kardeşlerine: Eğer siz çıkarılırsanız andolsun ki; biz de sizinle beraber çıkarız. Ve sizin aleyhinizde asla kimseler itaat etmeyiz. Eğer savaşa tutuşursanız; muhakkak size yardım ederiz, derler. Allah şehadet eder ki; onlar yalancıdırlar.

    Mehmet Alagaş

    (11-17) Münafıkları görmedin mi? Kitap halkından kafir kardeşleri için diyorlar ki; şayet siz yurtlarınızdan çıkarılırsanız sizinle beraber bizde çıkarız, sizinle ilgili ebediyyen başka birine uymayız , sizinle savaşılırsa size elbette yardım ederiz , Allah şahitlik eder ki onlar kesinlikle yalancıdırlar. (Münafıklar kafirlere yalan söylüyorlar) Şayet onlar / kafir kardeşleri çıkarılırsalar, asla onlarla beraber çıkmazlar , şayet onlarla savaşılırsa da asla yardım etmezler , şayet onlara yardım ederlerse de arkalarını döner kaçarlar, sonra onlara da yardım olunmaz. Onların göğüslerinde ki size karşı duydukları korku / rahbet, Allah’a olması gerekenden daha şiddetlidir, bu, onların kavrayamayan / fevkinde olmayan bir topluluk olmaları nedeniyledir . Onlar sizle toplu olarak savaşamazlar ancak korunaklı şehirlerde yahut bir duvar / cidar arkasından olursa savaşırlar, kendi aralarında ki çatışmaları / sertleşmeleri daha şiddetlidir, sen onları toplu halde / bir arada hesap edersin, onların kalpleri darma dağınıktır / param p arçadır, bu, onların, akletmeyen bir topluluk olmalarından dolayıdır. Onların misalleri de / örneklikleri de kendilerinden öncekilere yakın benzerliktedir, işlerinin kötü sonuçlarını / vebalini tadacaklar, onlara acıtıcı / acı veren bir azap vardır. Tıpkı şeytanın misali gibidirler, O bir vakit insana küfret dedi, O da küfrettiğinde dedi ki, muhakkak ki ben senden uzağım / beride duruyorum / ötede duruyorum, muhakkak ki ben evrenlerin / alemlerin Rabbi Allah’tan korkarım, her ikisinin de sonucu / akıbeti, içinde kalıcı oldukları ateş oldu, işte bu, zalimlerin karşılığıdır / cezasıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Münafıklık edenleri gördün mü? Ehl-i Kitap'tan kâfir kardeşlerine: "Eğer siz yurdunuzdan çıkarılacak olursanız, biz de sizinle beraber çıkarız. Size karşı hiç kimseye itaat etmeyiz. Eğer sizinle savaşılırsa, mutlaka size yardım ederiz." derler. Allah da onların yalancı olduklarına şahitlik eder.

    Süleyman Ateş

    İki yüzlülük edenleri görmedin mi? Kitap ehlinden inkar eden kardeşlerine: "Eğer siz (yurdunuzdan) çıkarılırsanız, mutlaka biz de sizinle beraber çıkarız, sizin aleyhinize hiç kimseye ita'at etmeyiz. Şayet sizinle savaşılırsa mutlaka size yardım ederiz." derler. Allah, onların yalancı olduklarına şahidlik eder.

    Süleymaniye Vakfı

    (Ey Muhammed!) Münafıklık /ikiyüzlülük edenleri görmedin mi! Ehlikitaptan kafirlik eden kardeşlerine şöyle diyorlar: "Siz buradan (Medine'den) çıkarılırsanız kesinlikle biz de sizinle beraber çıkarız; sizin karşınızda yer alan kimseye, hiçbir zaman boyun eğmeyiz. Sizinle savaşılırsa kesinlikle size yardım ederiz dipnot 1 ." Allah şahittir ki bunlar kesinlikle yalancı kimselerdir dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Münafıklık (iki yüzlülük) edenleri hiç görmedin mi; Ehl-i Kitaptan dipnot 1 ayetleri görmezden gelen kardeşlerine şöyle diyorlar: "Buradan siz çıkarılırsanız biz de sizinle çıkarız; sizin karşınızda yer alan kimseye boyun eğmeyiz. Sizinle çatışmaya girilirse kesinlikle yanınızda oluruz." Allah şahittir ki onlar yalancı kimselerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kitaplarında uzman olan kişiler

    Şaban Britch

    Münafıklık edenleri gördün mü? Kitap ehlinden kâfir kardeşlerine: "Eğer siz, yurdunuzdan çıkarılacak olursanız, biz de sizinle beraber çıkarız. Size karşı hiç kimseye itaat etmeyiz. Eğer sizinle savaşılırsa, mutlaka size yardım ederiz" derler. Allah da onların yalancı olduklarına şahitlik eder.

    Şaban Piriş

    Münafıklık edenleri gördün mü? Kitap ehlinden inkarcı kardeşlerine: -Eğer siz, yurdunuzdan çıkarılacak olursanız, biz de sizinle beraber çıkarız. Size karşı hiç kimseye itaat etmeyiz. Eğer sizinle savaşılırsa, mutlaka size yardım ederiz, derler. Allah da onların yalancı olduklarına şahitlik eder.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Görmedin mi o ikiyüzlülüğe sapanları ki, Ehlikitap'tan inkara giden dostlarına şöyle diyorlar: "Eğer toprağınızdan çıkarılırsanız, yemin olsun sizinle birlikte biz de çıkacağız. Sizinle ilgili olarak hiçbir zaman kimseye boyun eğmeyeceğiz. Eğer sizinle savaşılırsa mutlaka size yardım edeceğiz." Allah tanıktır ki onlar kesinlikle yalancıdırlar.

  2. Haşr suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Haşr suresi, 12. ayet. لَئِنْ أُخْرِجُوا۟ لَا يَخْرُجُونَ مَعَهُمْ وَلَئِن قُوتِلُوا۟ لَا يَنصُرُونَهُمْ وَلَئِن نَّصَرُوهُمْ لَيُوَلُّنَّ ٱلْأَدْبَٰرَ ثُمَّ لَا يُنصَرُونَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, eğer (kardeşleri Medine'den) çıkarılırsa, onlarla beraber çıkmazlar. Kendilerine karşı savaşılırsa, onlara yardım etmezler. Yardım edecek olsalar bile andolsun mutlaka arkalarını dönüp kaçarlar, sonra kendilerine de yardım edilmez.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki onlar (yurtlarından) çıkarılsalar, onlarla birlikte (evlerinden bile) çıkmazlar. Savaşa tutuşmuş olsalar, onlara yardım etmezler. Yardım etseler bile arkalarını dönüp kaçarlar; sonra kendilerine de yardım edilmez.

    Mustafa İslamoğlu

    Eğer onlar çıkarılsalar, berikiler onlarla beraber çıkmazlar; onlara karşı savaş açılacak olsa yardım etmezler; tut ki yardım ettiler, sonunda arkalarını dönüp kaçarlar da, kimseden de yardım alamazlar.

    Muhammed Esed

    (çünkü) eğer (kendilerine karşı taahhüt altına girdikleri) o kimseler gerçekten sürülürlerse onlarla birlikte gitmezler; ve onlara savaş açıldığında yardımlarına gelmezler; yardım et(meye çalış)salar bile sonra arkalarını dön(üp kaç)arlar ve sonunda (kendileri de) bir yardım görmezler.

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki eğer onlar (yurtlarından) çıkarılsalar, onlarla birlikte çıkmazlar! Andolsun ki eğer onlarla savaşılsa, onlara yardım etmezler! Andolsun ki eğer onlara yardım etseler, mutlaka arkalarına dönüp kaçarlar! Sonra da yardım olunmazlar.

    Ali Bulaç

    Andolsun, (yurtlarından) çıkarılacak olurlarsa onlarla birlikte çıkmazlar. Onlara karşı savaşılırsa da, kendilerine yardımda bulunmazlar; yardım etseler bile (arkalarına) dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım edilmez.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun, eğer onlar çıkarılsalar, onlarla beraber çıkmazlar, savaşa tutuşmuş olsalar, onlara yardım etmezler; yardım etseler bile arkalarını dönüp kaçarlar, sonra kendilerine de yardım edilmez.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, çıkarılacak olsalar bile, onlarla birlikte çıkmazlar. Zaten savaş açılsa onlara yardım etmezler. Üstelik yardım etseler bile, arkalarına dönerler. Sonra, kendilerine yardım edilmez.

    Bayraktar Bayraklı

    Kitap ehlinin kafirleri yurtlarından çıkarılsalar, münafıklar onlarla beraber çıkmazlar. Eğer onlarla savaşırlarsa onlara yardım etmezler. Onlara yardım etmeye çalışsalar bile arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra yardım da görmezler.

    Edip Yüksel

    Doğrusu, onlar çıkarılsalar, onlarla birlikte çıkmazlar. Onlarla savaşılırsa, onları desteklemezler. Destekleseler bile arkalarını dönüp kaçarlar, sonra yardım görmezler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Doğrusu, onlar çıkarılsalar, onlarla birlikte çıkmazlar. Onlarla savaşılırsa, onları desteklemezler. Destekleseler bile arkalarını dönüp kaçarlar, sonra yardım görmezler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki eğer çıkarılırsalar, onlarla birlikte çıkmazlar, eğer onlara savaş açılırsa onlara yardım etmezler; yardım edecek olsalar bile mutlaka arkalarını döner (kaçarlar). Sonra da kurtarılmazlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalim hakkı için eğer çıkarılırlarsa onlarla beraber çıkmazlar ve eğer kıtal yapılırsa onlara yardım etmezler ve şayed yardım edecek olsalar mutlak arkalarına dönerler, sonra da kurtarılmazlar.

    Erhan Aktaş

    Eğer yurtlarından çıkarılsalar, münafıklar kesinlikle onlarla birlikte çıkmazlar. Eğer savaşırlarsa, kesinlikle onlara yardım da etmezler. Yardım etseler bile, sıkışınca savaştan kaçarlar. Sonra onlara güvenenler de yardımsız kalırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer yurtlarından çıkarılsalar, münafıklar kesinlikle onlarla birlikte çıkmazlar. Eğer savaşırlarsa, kesinlikle onlara yardım da etmezler. Yardım etseler bile, sıkışınca savaştan kaçarlar. Sonra onlara güvenenler de yardımsız kalırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer yurtlarından çıkarılsalar, münafıklar kesinlikle onlarla birlikte çıkmazlar. Eğer savaşırlarsa, kesinlikle onlara yardım da etmezler. Yardım etseler bile, sıkışınca savaştan kaçarlar. Sonra onlara güvenenler de yardımsız kalırlar.

    Gültekin Onan

    Andolsun, (yurtlarından) çıkarılacak olurlarsa onlarla birlikte çıkmazlar. Onlara karşı savaşılırsa da, kendilerine yardımda bulunmazlar; yardım etseler bile (arkalarına) dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım edilmez.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki onlar çıkarılacak olurlarsa (bu münafıklar) onlarla beraber çıkmazlar. Eğer onlar muhaarebeye tutulurlarsa bunlar onlara yardım da etmezler. (Bilfarz) onlara yardım etseler bile, andolsun ki, mutlakaa arkalarına dönerler. Sonra da kendileri yardım (a mazhar) edilmezler.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; eğer onlar çıkarılsalar; onlarla beraber çıkmazlar. Eğer onlara savaş açılırsa; yardım etmezler. Yardıma gitseler bile; mutlaka gerisin geri dönerler. Sonra da kendileri yardım görmezler.

    Mehmet Alagaş

    (11-17) Münafıkları görmedin mi? Kitap halkından kafir kardeşleri için diyorlar ki; şayet siz yurtlarınızdan çıkarılırsanız sizinle beraber bizde çıkarız, sizinle ilgili ebediyyen başka birine uymayız , sizinle savaşılırsa size elbette yardım ederiz , Allah şahitlik eder ki onlar kesinlikle yalancıdırlar. (Münafıklar kafirlere yalan söylüyorlar) Şayet onlar / kafir kardeşleri çıkarılırsalar, asla onlarla beraber çıkmazlar , şayet onlarla savaşılırsa da asla yardım etmezler , şayet onlara yardım ederlerse de arkalarını döner kaçarlar, sonra onlara da yardım olunmaz. Onların göğüslerinde ki size karşı duydukları korku / rahbet, Allah’a olması gerekenden daha şiddetlidir, bu, onların kavrayamayan / fevkinde olmayan bir topluluk olmaları nedeniyledir . Onlar sizle toplu olarak savaşamazlar ancak korunaklı şehirlerde yahut bir duvar / cidar arkasından olursa savaşırlar, kendi aralarında ki çatışmaları / sertleşmeleri daha şiddetlidir, sen onları toplu halde / bir arada hesap edersin, onların kalpleri darma dağınıktır / param p arçadır, bu, onların, akletmeyen bir topluluk olmalarından dolayıdır. Onların misalleri de / örneklikleri de kendilerinden öncekilere yakın benzerliktedir, işlerinin kötü sonuçlarını / vebalini tadacaklar, onlara acıtıcı / acı veren bir azap vardır. Tıpkı şeytanın misali gibidirler, O bir vakit insana küfret dedi, O da küfrettiğinde dedi ki, muhakkak ki ben senden uzağım / beride duruyorum / ötede duruyorum, muhakkak ki ben evrenlerin / alemlerin Rabbi Allah’tan korkarım, her ikisinin de sonucu / akıbeti, içinde kalıcı oldukları ateş oldu, işte bu, zalimlerin karşılığıdır / cezasıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer onlar çıkarılırlarsa, onlarla çıkmazlar. Eğer onlara savaş açılırsa, onlara yardım etmezler. Onlara yardıma gitseler bile arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra da kendileri yardım görmezler.

    Süleyman Ateş

    Andolsun eğer onlar, çıkarılsalar, (bunlar) onlarla beraber çıkmazlar; eğer onlarla savaşılsa onlara yardım etmezler; yardım etseler bile arkalar(ın)a dönüp kaçarlar, sonra kendilerine de yardım edilmez.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar çıkarılırlarsa bunlar (münafıklar) kesinlikle onlarla beraber çıkmazlar. Onlarla savaşılırsa asla yardım etmezler. Yardım edecek olsalar bile kesinlikle sırtlarını dönüp kaçarlar. Sonra kendileri de yardım görmezler dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar çıkarılsalar, bunlar onlarla beraber çıkmazlar. Onlarla çatışmaya girilse yanlarında yer almazlar. Yanlarında yer alsalar geri dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine de kimse yardım etmez.

    Şaban Britch

    Eğer onlar çıkarılırlarsa, onlarla çıkmazlar. Eğer onlara savaş açılırsa, onlara yardım etmezler. Onlara yardıma gitseler bile arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra da kendileri yardım görmezler.

    Şaban Piriş

    Eğer onlar çıkarılırlarsa, onlarla çıkmazlar. Eğer onlara savaş açılırsa, onlara yardım etmezler. Onlara yardıma gitseler bile arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra da kendileri yardım görmezler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer çıkarılsalar onlarla beraber çıkmazlar; eğer savaşa maruz bırakılsalar onlara yardım etmezler; yardım etmeye kalksalar da mutlaka arkalarını dönüp kaçarlar. Sonunda kendilerine de yardım edilmez.

  3. Haşr suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Haşr suresi, 13. ayet. لَأَنتُمْ أَشَدُّ رَهْبَةً فِى صُدُورِهِم مِّنَ ٱللَّهِ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَّا يَفْقَهُونَ

    Diyanet İşleri

    Onların kalplerinde size karşı duydukları korku, Allah'a karşı duydukları korkudan daha baskındır. Bu, onların anlamaz bir toplum olmaları sebebiyledir.

    Mehmet Okuyan

    Onların göğüslerinde (içlerinde) size karşı duydukları korku, Allah'a olan korkularından daha şiddetlidir. Bunun sebebi, onların (gerçeği) anlamayan bir topluluk oluşudur.

    Mustafa İslamoğlu

    Elbet onların içlerine Allah'tan daha çok sizin korkunuz sinmiş: bunun gerekçesi, onların sığ anlayışlı bir topluluk olmalarıdır.

    Muhammed Esed

    Evet, (ey müminler,) siz onların kalplerine Allah (korkusun)dan da daha şiddetli bir korku salarsınız, çünkü onlar hakikati kavramaktan aciz bir topluluktur.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki sizden korkuları, Allah'tan daha şiddetlidir! Bu onların anlayışı kıt bir toplum olmalarındandır!

    Ali Bulaç

    Herhalde içlerinde 'dehşet ve yılgınlık uyandırma bakımından' siz, Allah'tan daha çetinsiniz. Bu, şüphesiz onların 'derin bir kavrayışa sahip olmamaları' dolayısıyla böyledir.

    Ali Özek ve heyeti

    Onların içlerinde size karşı duydukları korku, Allah'a olan korkularından daha şiddetlidir. Böyledir, çünkü onlar anlamayan bir topluluktur.

    Ali Rıza Safa

    Onların yüreklerine, Allah'tan korktuklarından daha çok korku veriyorsunuz. Bu böyledir. Aslında, onlar, anlamayan bir toplumdur.

    Bayraktar Bayraklı

    Kesinlikle, siz onların kalplerine Allah'tan daha çok korku salmaktasınız. Bunun sebebi, onların, anlamayan bir toplum olmalarıdır.

    Edip Yüksel

    Kalplerine, ALLAH'tan daha çok siz korku salıyorsunuz. Zira onlar anlayışsız bir topluluktur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kalplerine, ALLAH'tan daha çok siz korku salıyorsunuz. Zira onlar anlayışsız bir topluluktur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kesinlikle onların yüreklerinde sizin korkunuz Allah'ın korkusundan daha fazladır. Bu, onların anlayışsız bir topluluk olmalarındandır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her halde onların yüreklerinde sizin korkunuz Allahınkinden ziyade, bu onların fıkıhsız bir kavm olmalarındandır.

    Erhan Aktaş

    Onların yüreklerinde, Allah'a olan korkudan daha fazla size olan korku vardır. Bu onların, gerçeği kavramayan bir halk olmalarındandır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onların yüreklerinde, Allah'a olan korkudan daha fazla size olan korku vardır. Bu onların, gerçeği kavramayan bir halk olmalarındandır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onların yüreklerinde, Allah'a olan korkudan daha fazla size olan korku vardır. Bu onların, gerçeği kavramayan bir topluluk olmalarındandır.

    Gültekin Onan

    Herhalde içlerinde 'dehşet ve yılgınlık uyandırma bakımından' siz Tanrı'dan daha çetinsiniz. Bu şüphesiz böyledir (çünkü) onlar kavrayamayan (la yefkahun) bir kavimdir.

    Hasan Basri Çantay

    Her halde sizin, onların yüreklerinde (yaşayan) korkunuz Allahdan (korkularından) daha şiddetlidir. Bunun sebebi şudur: Çünkü onlar ince anlamazlar güruhudur.

    İbni Kesir

    Doğrusu onların kalbine korku salan; Allah'tan çok, sizlersiniz. Çünkü onlar anlamazlar güruhudur.

    Mehmet Alagaş

    (11-17) Münafıkları görmedin mi? Kitap halkından kafir kardeşleri için diyorlar ki; şayet siz yurtlarınızdan çıkarılırsanız sizinle beraber bizde çıkarız, sizinle ilgili ebediyyen başka birine uymayız , sizinle savaşılırsa size elbette yardım ederiz , Allah şahitlik eder ki onlar kesinlikle yalancıdırlar. (Münafıklar kafirlere yalan söylüyorlar) Şayet onlar / kafir kardeşleri çıkarılırsalar, asla onlarla beraber çıkmazlar , şayet onlarla savaşılırsa da asla yardım etmezler , şayet onlara yardım ederlerse de arkalarını döner kaçarlar, sonra onlara da yardım olunmaz. Onların göğüslerinde ki size karşı duydukları korku / rahbet, Allah’a olması gerekenden daha şiddetlidir, bu, onların kavrayamayan / fevkinde olmayan bir topluluk olmaları nedeniyledir . Onlar sizle toplu olarak savaşamazlar ancak korunaklı şehirlerde yahut bir duvar / cidar arkasından olursa savaşırlar, kendi aralarında ki çatışmaları / sertleşmeleri daha şiddetlidir, sen onları toplu halde / bir arada hesap edersin, onların kalpleri darma dağınıktır / param p arçadır, bu, onların, akletmeyen bir topluluk olmalarından dolayıdır. Onların misalleri de / örneklikleri de kendilerinden öncekilere yakın benzerliktedir, işlerinin kötü sonuçlarını / vebalini tadacaklar, onlara acıtıcı / acı veren bir azap vardır. Tıpkı şeytanın misali gibidirler, O bir vakit insana küfret dedi, O da küfrettiğinde dedi ki, muhakkak ki ben senden uzağım / beride duruyorum / ötede duruyorum, muhakkak ki ben evrenlerin / alemlerin Rabbi Allah’tan korkarım, her ikisinin de sonucu / akıbeti, içinde kalıcı oldukları ateş oldu, işte bu, zalimlerin karşılığıdır / cezasıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onların içlerinde size karşı duydukları korku, Allah'a olan korkularından daha şiddetlidir. Böyledir, çünkü onlar anlamayan bir topluluktur.

    Süleyman Ateş

    Onların kalblerinde sizin korkunuz, Allah'ınkinden fazladır. (Allah'tan çok sizden korkarlar). Böyledir, çünkü onlar anlamaz bir topluluktur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizden duydukları korku, Allah korkusundan daha güçlü bir şekilde içlerini titretmektedir. Çünkü onlar, anlayışsız bir topluluktur.

    Şaban Britch

    Onların içlerinde size karşı duydukları korku, Allah'a olan korkularından daha şiddetlidir. Böyledir, çünkü onlar anlamayan bir topluluktur.

    Şaban Piriş

    Onların kalbine Allah'tan çok siz korku salıyorsunuz. Bu da onların anlayışsız bir topluluk olmalarındandır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onların gönüllerinde, korku bakımından siz, Allah'tan daha zorlusunuz. Bu böyledir, çünkü onlar anlamayan bir topluluktur.

  4. Haşr suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Haşr suresi, 14. ayet. لَا يُقَٰتِلُونَكُمْ جَمِيعًا إِلَّا فِى قُرًى مُّحَصَّنَةٍ أَوْ مِن وَرَآءِ جُدُرٍۭ بَأْسُهُم بَيْنَهُمْ شَدِيدٌ تَحْسَبُهُمْ جَمِيعًا وَقُلُوبُهُمْ شَتَّىٰ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَّا يَعْقِلُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar müstahkem kaleler içinde veya duvarlar arkasında olmadan sizinle toplu halde savaşmazlar. Kendi aralarındaki çekişmeleri şiddetlidir. Sen onları toplu sanırsın. Halbuki kalpleri darmadağınıktır. Bu, onların akılları ermez bir topluluk olmalarındandır.

    Mehmet Okuyan

    Onlar, korunaklı şehirlerde veya duvarlar (siperler) arkasında bulunmadan sizinle toplu hâlde savaşamazlar. Kendi aralarındaki savaşları ise şiddetlidir. Sen onları derli toplu sanırsın, (oysa) kalpleri darmadağındır. dipnot 1 Bunun sebebi, onların akıl etmeyen bir topluluk oluşlarıdır. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Münafıklar sadece müslümanlara karşı değil, kendi aralarında da birbirlerine karşı münafık oldukları için onların birlikteliğinden, birlik ve beraberliğinden söz edilemez. Tevbe 9:67'de belirtildiği üzere, her ne kadar birbirlerinden görünseler de aralarında korkunç uçurumlar ve ayrılıklar bulunduğu işte bu cümlede dile getirilmektedir. Öyleyse müslümanların her halükârda birbirleriyle dayanışma içerisinde bulunması bir zorunluluktur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu cümle "Böyledir, çünkü onlar aklını kullanmayan bir topluluktur" şeklinde de tercüme edilebilir.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar ittifak kursalar dahi, müstahkem mevzilerde olmadıkça, ya da sur diplerine saklanmadıkça sizinle savaşmayı göze alamazlar. Kendi aralarında şiddetli bir rekabet vardır; sen onları birlik içinde sanırsın, ama kalpleri darmadağınıktır: Bunun gerekçesi de, onların aklını kullanmayan bir topluluk olmalarıdır.

    Muhammed Esed

    Onlar ittifak içinde oldukları zaman (bile), ancak sağlam kaleler içinden veya surlar arkasından savaşırlar. Kendi aralarındaki çekişmeleri şiddetlidir; sen onları birlik sanırsın, halbuki (aslında) kalpleri (birbirlerine) karşı soğuktur; çünkü onlar akıllarını kullanmayan bir topluluktur.

    Ahmed Hulusi

    Onlar sizinle toplu halde, ancak tahkim edilmiş (kale gibi çevrilmiş) bölgelerde yahut duvarların arkasından savaşırlar. . . Onların kendi aralarındaki sorunları - sıkıntıları da şiddetlidir. . . Düşünceleri ayrı ayrı olduğu halde onları toplu sanırsın! Bu, onların aklını kullanamayan bir topluluk olmalarındandır.

    Ali Bulaç

    Onlar, iyice korunmuş şehirlerde veya duvar arkasında olmaksızın sizinle toplu bir halde savaşmazlar. Kendi aralarındaki çarpışmaları ise pek şiddetlidir. Sen onları birlik sanırsın, oysa kalpleri paramparçadır. Bu, şüphesiz onların akletmeyen bir kavim olmaları dolayısıyla böyledir.

    Ali Özek ve heyeti

    Sizinle toplu olarak değil de ancak surlarla çevrilmiş kasabalarda, yahut duvarların arkasında dövüşürler. Kendi aralarındaki savaşları ise çetindir. Sen onları derli toplu sanırsın, halbuki kalpleri darmadağınıktır. Böyledir, çünkü onlar aklını kullanmayan bir topluluktur.

    Ali Rıza Safa

    Korunmuş yörelerde veya siperler arkasında olmadıkça, sizinle toplu olarak savaşamazlar. Kendi aralarındaki uyuşmazlıkları çok zorludur. Onları birlik içinde sanırsın; oysa yürekleri darmadağınıktır. Bu böyledir. Aslında, onlar, aklını kullanmayan bir toplumdur.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar sizinle topluca savaşamazlar. Ancak surla çevrilmiş kalelerde veya surların arkasından savaşırlar. Kendi aralarındaki düşmanlıkları şiddetlidir. Sen onları birlik sanırsın, oysa kalpleri darmadağınıktır. Bunun sebebi onların akıllarını kullanmayan bir toplum olmalarıdır.

    Edip Yüksel

    Onlar, iyi korunmuş kentlerde veya duvarların ardında olmaları haricinde bir araya gelip sizinle savaşamazlar. Aralarındaki çekişmeleri çetindir. Onları birlik sanırsın, halbuki kalpleri darmadağınıktır. Zira onlar, akıllarını kullanmayan bir topluluktur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar, iyi korunmuş kentlerde veya duvarların ardında olmaları haricinde bir araya gelip sizinle savaşamazlar. Aralarındaki çekişmeleri çetindir. Onları birlik sanırsın, halbuki kalpleri darmadağınıktır. Zira onlar, akıllarını kullanmıyan bir topluluktur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar sizinle ancak müstahkem mevkilerde veya duvarlar, siperler arkasında topluca savaşabilirler. Kendi aralarında çekişmeleri şiddetlidir. Sen onları toplu sanırsın, oysa kalpleri dağınıktır. Bu, onların aklını kullanmayan bir topluluk olmalarındandır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Size hepsi toplanarak kıtal yapamazlar, ancak müstahkem mevkı'lerde veya divarlar, siperler arkasından yaparlar, aralarında be'sleri şiddetlidir. Sen onları toplu sanırsın halbuki kalbleri dağınıktır, bu onların akl etmez bir kavm olmalarındandır.

    Erhan Aktaş

    Onlar, korunaklı şehirler içinde veya surlar arkasında olmadıkça, sizinle, toplu olarak karşı karşıya gelerek savaşmazlar. Kaldı ki kendi aralarında da derin ayrılıklar içindedirler. Sen, onların birlik olduklarını sanırsın, oysaki kalben farklı farklıdırlar. Bu, onların akıllarını doğru kullanmayan bir halk olmaları nedeniyledir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, korunaklı şehirler içinde veya surlar arkasında olmadıkça, sizinle, toplu olarak karşı karşıya gelerek savaşmazlar. Kaldı ki kendi aralarında da derin ayrılıklar içindedirler. Sen, onların birlik olduklarını sanırsın, oysaki kalben farklı farklıdırlar. Bu, onların akıllarını doğru kullanmayan bir halk olmaları nedeniyledir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, korunaklı şehirler içinde veya surlar arkasında olmadıkça, sizinle, toplu olarak karşı karşıya gelerek savaşmazlar. Kaldı ki kendi aralarında da derin ayrılıklar içindedirler. Sen, onların birlik olduklarını sanırsın, oysaki kalben farklı farklıdırlar. Bu, onların akıllarını doğru kullanmayan bir topluluk olmaları nedeniyledir.

    Gültekin Onan

    Onlar, iyice korunmuş şehirlerde veya duvar arkasında olmaksızın sizinle toplu bir halde savaşmazlar. Kendi aralarındaki çarpışmaları ise pek şiddetlidir. Sen onları birlik sanırsın, oysa kalpleri paramparçadır. Bu, şüphesiz onların akletmeyen bir kavim olmaları dolayısıyla böyledir.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar müstahkem kasabalarda, yahud dıvarlar (siperler) arkasında bulunmaksızın sizinle toplu bir halde vuruşamazlar. Kendi aralarındaki savaşlar ise çetindir. Sen onları derli toplu sanırsın. Halbuki kalbleri darma dağınıkdır. Bunun sebebi şudur: Çünkü onlar akıllarını kullanmaz bir kavmdir.

    İbni Kesir

    Onlar, sizinle topluca savaşı; ancak surla çevrilmiş kasabalarda veya duvarlar arasında kabul ederler. Kendi aralarındaki çekişmeleri şiddetlidir. Sen, onları toplu sanırsın, ama kalbleri darmadağınıktır. Bu; onların akletmez bir kavim olmalarındandır.

    Mehmet Alagaş

    (11-17) Münafıkları görmedin mi? Kitap halkından kafir kardeşleri için diyorlar ki; şayet siz yurtlarınızdan çıkarılırsanız sizinle beraber bizde çıkarız, sizinle ilgili ebediyyen başka birine uymayız , sizinle savaşılırsa size elbette yardım ederiz , Allah şahitlik eder ki onlar kesinlikle yalancıdırlar. (Münafıklar kafirlere yalan söylüyorlar) Şayet onlar / kafir kardeşleri çıkarılırsalar, asla onlarla beraber çıkmazlar , şayet onlarla savaşılırsa da asla yardım etmezler , şayet onlara yardım ederlerse de arkalarını döner kaçarlar, sonra onlara da yardım olunmaz. Onların göğüslerinde ki size karşı duydukları korku / rahbet, Allah’a olması gerekenden daha şiddetlidir, bu, onların kavrayamayan / fevkinde olmayan bir topluluk olmaları nedeniyledir . Onlar sizle toplu olarak savaşamazlar ancak korunaklı şehirlerde yahut bir duvar / cidar arkasından olursa savaşırlar, kendi aralarında ki çatışmaları / sertleşmeleri daha şiddetlidir, sen onları toplu halde / bir arada hesap edersin, onların kalpleri darma dağınıktır / param p arçadır, bu, onların, akletmeyen bir topluluk olmalarından dolayıdır. Onların misalleri de / örneklikleri de kendilerinden öncekilere yakın benzerliktedir, işlerinin kötü sonuçlarını / vebalini tadacaklar, onlara acıtıcı / acı veren bir azap vardır. Tıpkı şeytanın misali gibidirler, O bir vakit insana küfret dedi, O da küfrettiğinde dedi ki, muhakkak ki ben senden uzağım / beride duruyorum / ötede duruyorum, muhakkak ki ben evrenlerin / alemlerin Rabbi Allah’tan korkarım, her ikisinin de sonucu / akıbeti, içinde kalıcı oldukları ateş oldu, işte bu, zalimlerin karşılığıdır / cezasıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, surlarla çevrili kasabalar veya duvarlar arkasında olmadıkça sizinle topluca savaşamazlar. Kendi aralarındaki savaşları ise şiddetlidir. Onları birlik sanırsın, oysa kalpleri dağınıktır. Böyledir, çünkü onlar akletmeyen bir topluluktur.

    Süleyman Ateş

    Onlar toplu olarak sizinle savaşamazlar, ancak müstahkem kaleler içinde, yahut duvarların ardından (savaşırlar). Kendi aralarında şiddetli ayrılık vardır. Sen onları toplu sanırsın, ama kalbleri dağınıktır. Öyledir, çünkü onlar düşünmez bir topluluktur.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar, korunaklı yerleşim yerlerinde veya duvarların arkasında olmadıkça size karşı toplu halde savaşmazlar dipnot 1 . Kendi aralarındaki çatışmaları pek şiddetlidir. Onları birlik içinde sanırsın ama kalpleri farklı farklıdır. Bu onların, doğru bağlantı kurmayan bir topluluk olmalarından dolayıdır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar, surla çevrili yerlerde veya duvarların arkasında olmadıkça size karşı toplu halde çatışmaya girmezler. Kendi aralarında şiddetli çekişme içindedirler. Onları birlikte sanırsın ama gönülleri farklı farklıldır. Bu, akıllarını kullanmayan bir topluluk olmalarından dolayıdır.

    Şaban Britch

    Onlar, surlarla çevrili kasabalar veya duvarlar arkasında olmadıkça sizinle topluca savaşamazlar. Kendi aralarındaki savaşları ise şiddetlidir. Onları birlik sanırsın, oysa kalpleri dağınıktır. Böyledir, çünkü onlar akletmeyen bir topluluktur.

    Şaban Piriş

    Onlar, surlarla çevrili kasabalar veya duvarlar arkasında olmadıkça sizinle topluca savaşamazlar. Kendi aralarındaki kavgaları ise şiddetlidir. Onları birlik sanırsın, oysa kalpleri dağınıktır. Bu, onların akletmeyen bir topluluk olmalarındandır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar sizinle toplu halde değil ancak müstahkem kaleler içinde yahut duvarlar arasından savaşabilirler. Onların kendi aralarındaki problemleri/çıkmazları çetindir/ciddidir. Sen onları birlik/beraberlik halinde sanıyorsun, oysaki onların kalpleri darmadağınık/parça parçadır. Böyledir; çünkü onlar akıllarını işletmeyen bir topluluktur.

  5. Haşr suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Haşr suresi, 15. ayet. كَمَثَلِ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ قَرِيبًا ذَاقُوا۟ وَبَالَ أَمْرِهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Onların durumu, kendilerinden az öncekilerin (Mekkeli müşriklerin) durumu gibidir. Onlar (Bedir'de) yaptıklarının cezasını tatmışlardır. Onlara (Ahirette de) elem dolu bir azap vardır.

    Mehmet Okuyan

    (Onların durumu), kendilerinden az önce geçmiş ve yaptıklarının cezasını tatmış olanların örneği gibidir. Onlara elem verici bir azap vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    (Onların akıbeti de), kendilerinden hemen önce yaptıklarının acısını tadanların akıbetine benzeyecektir; dahası onları can yakıcı bir azap beklemektedir.

    Muhammed Esed

    (Ey müminler, düşmanlarınızın her ikisinin akibeti de) onlardan kısa bir süre önce, kendi yaptıklarından doğan felaketi tatmış olanlar(ınki) gibi (olacak)tır ve onları (öteki dünyada daha şiddetli) bir azap beklemektedir;

    Ahmed Hulusi

    (Bu Yahudilerin misali) kendilerinden yakın (zaman) önce (Bedir'de) işlerinin vebalini tatmış ve kendileri için (sonsuz gelecekte) feci bir azap olan kimselerin meseli gibidir.

    Ali Bulaç

    Kendilerinden önce yakın geçmişte olanların durumu gibi; onlar, yaptıklarının sonucunu tadmışlardır. Onlara acı bir azab vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    (Onların durumu) kendilerinden az önce geçmiş ve yaptıklarının cezasını tatmış olanların durumu gibidir. Onlara acıklı bir azap vardır.

    Ali Rıza Safa

    Kendilerinden kısa bir süre önce yaptıklarının karşılığını tatmış olanlara benziyorlar. Üstelik onlar için, acı bir ceza vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Onların durumu, kendilerinden az önce geçmiş ve yaptıklarının cezasını tatmış olanlara benzemektedir. Onlara acıklı bir azap vardır.

    Edip Yüksel

    Kendilerinden kısa bir süre önce geçmiş olanlara benziyorlar. Onlar, işlediklerinin karşılığını tatmışlar ve acı bir azabı hak etmişlerdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerinden kısa bir süre önce geçmiş olanlara benziyorlar. Onlar, işlediklerinin karşılığını tatmışlar ve acı bir azabı haketmişlerdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (Onların durumu) kendilerinden az öncekiler gibidir ki, yaptıklarının cezasını tattılar, ayrıca onlara acı bir azap vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yakında önlerinden geçenler gibi ki emirlerinin vebalini tattılar, daha da onlara elim bir azab var

    Erhan Aktaş

    Onların durumu, kendilerinden yakın zaman öncesinde yaptıkları işlerin sonucunu tatmış olanların durumu gibidir. Ve onlar için acı bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onların durumu, kendilerinden yakın zaman öncesinde yaptıkları işlerin sonucunu tatmış olanların durumu gibidir. Ve onlar için acı bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onların durumu, kendilerinden yakın zaman öncesinde yaptıkları işlerin sonucunu tatmış olanların durumu gibidir. Ve onlar için acı bir azap vardır.

    Gültekin Onan

    Kendilerinden önce yakın geçmişte olanların durumu gibi; onlar, buyruklarının / buyrultularının sonucunu tatmışlardır. Onlara acı bir azab vardır.

    Hasan Basri Çantay

    (Onların) haali kendilerinden az öncekiler (in haali) gibidir ki onlar, yapdıklarının kötü aakıbetini (dünyada) tatmışlardır. Onlar için (ahiretde de) çetin bir azab vardır.

    İbni Kesir

    Kendilerinden az önce geçmiş ve işlerin vebalini tatmış olanların durumu gibidir. Onlar için elim bir azab vardır.

    Mehmet Alagaş

    (11-17) Münafıkları görmedin mi? Kitap halkından kafir kardeşleri için diyorlar ki; şayet siz yurtlarınızdan çıkarılırsanız sizinle beraber bizde çıkarız, sizinle ilgili ebediyyen başka birine uymayız , sizinle savaşılırsa size elbette yardım ederiz , Allah şahitlik eder ki onlar kesinlikle yalancıdırlar. (Münafıklar kafirlere yalan söylüyorlar) Şayet onlar / kafir kardeşleri çıkarılırsalar, asla onlarla beraber çıkmazlar , şayet onlarla savaşılırsa da asla yardım etmezler , şayet onlara yardım ederlerse de arkalarını döner kaçarlar, sonra onlara da yardım olunmaz. Onların göğüslerinde ki size karşı duydukları korku / rahbet, Allah’a olması gerekenden daha şiddetlidir, bu, onların kavrayamayan / fevkinde olmayan bir topluluk olmaları nedeniyledir . Onlar sizle toplu olarak savaşamazlar ancak korunaklı şehirlerde yahut bir duvar / cidar arkasından olursa savaşırlar, kendi aralarında ki çatışmaları / sertleşmeleri daha şiddetlidir, sen onları toplu halde / bir arada hesap edersin, onların kalpleri darma dağınıktır / param p arçadır, bu, onların, akletmeyen bir topluluk olmalarından dolayıdır. Onların misalleri de / örneklikleri de kendilerinden öncekilere yakın benzerliktedir, işlerinin kötü sonuçlarını / vebalini tadacaklar, onlara acıtıcı / acı veren bir azap vardır. Tıpkı şeytanın misali gibidirler, O bir vakit insana küfret dedi, O da küfrettiğinde dedi ki, muhakkak ki ben senden uzağım / beride duruyorum / ötede duruyorum, muhakkak ki ben evrenlerin / alemlerin Rabbi Allah’tan korkarım, her ikisinin de sonucu / akıbeti, içinde kalıcı oldukları ateş oldu, işte bu, zalimlerin karşılığıdır / cezasıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Onların/Yahudilerin durumu) kendilerinden az önce geçmiş ve yaptıklarının cezasını (Bedir'de) tatmış olanların (Mekkeli müşriklerin) durumu gibidir. Onlar, yaptıklarının cezasını tadan kimseler gibidir. Onlar için acı bir azap vardır.

    Süleyman Ateş

    (Onların durumu), kendilerinden az önce, yaptıklarının vebalini tatmış olan, ahirette de kendileri için acı bir azab bulunan kimselerin durumu gibidir.

    Süleymaniye Vakfı

    Onların (Beni Nadir Yahudilerinin) durumu, kendilerinden kısa bir süre önce yaptıklarının cezasını tadanların (Beni Kaynuka Yahudilerinin) durumu gibidir dipnot 1 . Onlar için acıklı bir azap oldu.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunlar Medine'yi ilk terk eden Beni Kaynuka Yahudileridir. Beni Nadir'den önce "Medine Sözleşmesi" adı verilen antlaşmayı bozdukları için orayı terk etmek zorunda kalmış ve bundan dolayı sıkıntıya girmişlerdir (Haşr 59/2).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunların davranışı, kendilerinden kısa bir süre önce yaptıklarının cezasını tadanların davranışı gibidir. Bunların da hak ettiği acıklı bir azaptır.

    Şaban Britch

    (Onların/Yahudilerin durumu) kendilerinden az önce geçmiş ve yaptıklarının cezasını (Bedir'de) tatmış olanların (Mekkeli müşriklerin) durumu gibidir. Yaptıklarının cezasını tadan kimseler gibidir. Onlar için acı bir azap vardır.

    Şaban Piriş

    Onlar, kendilerinden az önce, yaptıklarının cezasını tadan kimseler gibidir. Onlar için acı bir azap vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kendilerinden biraz önce günahlarının vebalini tadanlara benziyorlar. Acı bir azap var onlara...

  6. Haşr suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Haşr suresi, 16. ayet. كَمَثَلِ ٱلشَّيْطَٰنِ إِذْ قَالَ لِلْإِنسَٰنِ ٱكْفُرْ فَلَمَّا كَفَرَ قَالَ إِنِّى بَرِىٓءٌ مِّنكَ إِنِّىٓ أَخَافُ ٱللَّهَ رَبَّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    Diyanet İşleri

    Münafıkların durumu ise tıpkı şeytanın durumu gibidir. Çünkü şeytan insana, "İnkar et" der; insan inkar edince de, "Şüphesiz ben senden uzağım. Çünkü ben alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım" der.

    Mehmet Okuyan

    (Münafıkların durumu) tıpkı şeytan(ın durumu) gibidir. Hani şeytan, insana "İnkâr et!" der. (İnsan) inkâr edince de "Şüphesiz ki ben senden uzağım; şüphesiz ki ben âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım!" der. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Enfâl 8:48. Burada verilmek istenen mesaj şeytanın da aslında Yüce Allah'ı bildiği, tanıdığı ve O'ndan korktuğudur. Hz. Adem için Yüce Allah'a secde emrine karşı kibirlilik gösterdiği için huzurdan kovulmuştur. Bazı nankör, azgın ve sapkın insanlar şeytanı bile geride bırakacak şekilde isyana ve azgınlığa düşünce şeytan onlardan uzak olduğunu ilan etmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Tıpkı malum Şeytan örneğinde olduğu gibi: Hani o insana "inkar et" diye telkin eder, ona uyup inkar edince de "Ben senin yaptığından sorumlu değilim, çünkü ben alemlerin Rabbi Allah'tan korkarım" der.

    Muhammed Esed

    tıpkı Şeytanın insana: "Hakikati inkar et!" deyip (insan da) inkar edince, "Bak, ben senden, (senin yaptıklarından) sorumlu değilim, ben bütün alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım!" dediği zaman(ki) gibi.

    Ahmed Hulusi

    (Yahudi münafıkların ibretlik durumu) insana: "Küfret (hakikatini inkar ile bedenselliği yaşa esfeli safiliyn olan dünyaN yaşamında)!" diye fikir veren şeytanın ibretlik durumu gibidir! (İnsan) küfrettiğinde (hakikatini inkarda kilitlendiğinde ise), "Muhakkak ki ben senden beriyim! Doğrusu ben Rabb-ül alemin olan Allah'tan korkarım" dedi.

    Ali Bulaç

    Şeytanın durumu gibi; çünkü insana "İnkar et" dedi, inkar edince de: "Gerçek şu ki, ben senden uzağım. Doğrusu ben, alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım" dedi.

    Ali Özek ve heyeti

    Münafıkların durumu tıpkı şeytanın durumu gibidir. Çünkü şeytan insana «İnkâr et» der. İnsan inkâr edince de: «Ben senden uzağım, çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.» der.

    Ali Rıza Safa

    Şeytanın durumuna benziyorlar. İnsana; "Nankörlük et!" dedi. Fakat nankörlük edince, şöyle dedi: "Aslında, ben, senden uzağım!" "Kuşkusuz, ben, Evrenlerin Efendisi Allah'tan korkarım!"

    Bayraktar Bayraklı

    Münafıklar şeytan gibidirler. Çünkü şeytan insana, "İnkar et" der. İnsan inkar edince de, "Ben senden uzağım; çünkü ben,alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım" der.

    Edip Yüksel

    Onlar tıpkı sapkın gibidir: İnsana, "İnkar et" der. Sonra o inkar edince de "Benim seninle bir ilişkim yok. Ben, evrenlerin Efendisi ALLAH'tan korkarım" der.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar tıpkı şeytan gibidir: İnsana, 'İnkar et' der. Sonra o inkar edince de, 'Benim seninle bir ilişkim yok. Ben, evrenlerin Rabbi ALLAH'tan korkarım,' der.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Tıpkı şeytanın meseli gibi ki, insana: "İnkar et!" dedi de, inkar edince: "Ben senden uzağım; çünkü ben alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım!" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Tıbkı Şeytanın meseli gibi ki hani insana küfret dedi de küfredince ben dedi senden beriyim, çünkü ben alemlerin rabbi olan Allahdan korkarım

    Erhan Aktaş

    Onların dipnot 1 durumu tıpkı şeytanın durumu gibidir. dipnot 2 İnsana: "Kafir ol." der. Ne var ki insan Kafir olunca da: "Kesinlikle ben senden uzağım, ben alemlerin Rabb'i olan Allah'tan korkarım." der.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Münafıkların.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şeytanın insanı kandırmasına benzemektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onların dipnot 1 durumu tıpkı şeytanın dipnot 2 durumu gibidir. dipnot 3 İnsana: "Kafir ol." der. Ne var ki insan kafir olunca da: "Kesinlikle ben senden uzağım, ben Âlemlerin Rabb'i olan Allah'tan korkarım." der.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Münafıkların.
    2. metne dön, dipnot 2
      Sözcük anlamı uzaklaşan, uzak olan demektir. Hakikat'ten uzak olan, hakka, adalete ve iyiliğe aykırı hareket eden varlık, kişi, kurum, kötülük dürtüsün, saptırıcı telkin ve yönlendirmelerin ortak karakteristik adıdır. İnsanların içindeki kötülük dürtüsü için de şeytan denmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Şeytanın insanı kandırmasına benzemektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onların dipnot 1 durumu tıpkı şeytanın dipnot 2 durumu gibidir. dipnot 3 İnsana: "Kafir ol." der. Ne var ki insan kafir olunca da: "Kesinlikle ben senden uzağım, ben alemlerin Rabb'i olan Allah'tan korkarım." der.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Münafıkların.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şeytani karaktere sahip kişiler ve güçler. Kur'an'a göre, Şeytan; haktan uzak olan, gerçekliğe aykırı hareket eden her türlü güç, kurum ve kişinin ortak karakteristik adıdır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Şeytanın insanı kandırmasına benzemektedir.

    Gültekin Onan

    Şeytanın durumu gibi; çünkü insana "küfret" dedi; küfredince de: "Gerçek şu ki, ben senden uzağım. Doğrusu ben, alemlerin rabbi olan Tanrı'dan korkarım" dedi.

    Hasan Basri Çantay

    (Yahudileri muhaarebeye teşvıyk eden münafıkların haali de) şeytanın haali gibidir. Çünkü (şeytan) insana "Küfret" der de o küfredince "Ben hakıykaten senden uzağım. Çünkü ben aalemlerin Rabbi olan Allahdan korkarım" der!

    İbni Kesir

    Şeytanın durumu gibi; hani o, insana; küfret, deyip de küfredince; doğrusu ben senden uzağım, çünkü ben; alemlerin Rabbı Allah'tan korkarım, demişti.

    Mehmet Alagaş

    (11-17) Münafıkları görmedin mi? Kitap halkından kafir kardeşleri için diyorlar ki; şayet siz yurtlarınızdan çıkarılırsanız sizinle beraber bizde çıkarız, sizinle ilgili ebediyyen başka birine uymayız , sizinle savaşılırsa size elbette yardım ederiz , Allah şahitlik eder ki onlar kesinlikle yalancıdırlar. (Münafıklar kafirlere yalan söylüyorlar) Şayet onlar / kafir kardeşleri çıkarılırsalar, asla onlarla beraber çıkmazlar , şayet onlarla savaşılırsa da asla yardım etmezler , şayet onlara yardım ederlerse de arkalarını döner kaçarlar, sonra onlara da yardım olunmaz. Onların göğüslerinde ki size karşı duydukları korku / rahbet, Allah’a olması gerekenden daha şiddetlidir, bu, onların kavrayamayan / fevkinde olmayan bir topluluk olmaları nedeniyledir . Onlar sizle toplu olarak savaşamazlar ancak korunaklı şehirlerde yahut bir duvar / cidar arkasından olursa savaşırlar, kendi aralarında ki çatışmaları / sertleşmeleri daha şiddetlidir, sen onları toplu halde / bir arada hesap edersin, onların kalpleri darma dağınıktır / param p arçadır, bu, onların, akletmeyen bir topluluk olmalarından dolayıdır. Onların misalleri de / örneklikleri de kendilerinden öncekilere yakın benzerliktedir, işlerinin kötü sonuçlarını / vebalini tadacaklar, onlara acıtıcı / acı veren bir azap vardır. Tıpkı şeytanın misali gibidirler, O bir vakit insana küfret dedi, O da küfrettiğinde dedi ki, muhakkak ki ben senden uzağım / beride duruyorum / ötede duruyorum, muhakkak ki ben evrenlerin / alemlerin Rabbi Allah’tan korkarım, her ikisinin de sonucu / akıbeti, içinde kalıcı oldukları ateş oldu, işte bu, zalimlerin karşılığıdır / cezasıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Münafıklar) tıpkı Şeytan gibidirler. Hani o insana: "Küfret!" der. İnsan da küfredince: "Ben senden uzağım, ben âlemlerin Rabbinden korkarım!" der.

    Süleyman Ateş

    (Onların durumu) tıpkı şeytanın durumuna benzer ki insana "İnkar et" dedi. (İnsan) inkar edince de: "Ben seden uzağım, ben alemlerin Rabbi Allah'tan korkarım!" dedi.

    Süleymaniye Vakfı

    (Onların durumu) Şeytanın durumuna da benzer. Şeytan insana: "Kafirlik et /Görmezlikten gel!" der, kafirlik ettiğinde ise şöyle der: "Ben senden uzağım; çünkü ben, varlıkların Rabbi / Sahibi olan Allah'tan korkarım dipnot 1 !"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar şeytan gibidirler; şeytan insana: "Görmezlikten gel (kafir ol)" der, o da görmezlikten gelirse, (şeytan) bu kez şöyle demeye başlar: "Benim seninle ilgim olmaz; ben varlıkların Sahibi olan Allah'tan korkarım."

    Şaban Britch

    (Münafıklar) Tıpkı şeytan gibidirler. Hani o insana: "Küfret!" der. İnsan da küfredince: "Ben senden uzağım, ben alemlerin Rabbinden korkarım!" der.

    Şaban Piriş

    Tıpkı şeytan gibidirler. Hani o insana: -İnkar et! der, İnsan da inkar edince: -Ben senden uzağım, ben Alemlerin Rabbinden korkarım! der.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Durumları, şeytanın durumuna benziyor. Hani, şeytan insana, "Küfret/inkar et!" der, insan küfür ve inkara sapınca da şöyle konuşur: "Vallahi ben senden uzağım; ben, alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım!"

  7. Haşr suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Haşr suresi, 17. ayet. فَكَانَ عَٰقِبَتَهُمَآ أَنَّهُمَا فِى ٱلنَّارِ خَٰلِدَيْنِ فِيهَا وَذَٰلِكَ جَزَٰٓؤُا۟ ٱلظَّٰلِمِينَ

    Diyanet İşleri

    Nihayet ikisinin de (azdıranın da azanın da) akıbeti, ebediyen ateşte kalmaları olmuştur. İşte zalimlerin cezası budur.

    Mehmet Okuyan

    (Sonunda) içinde ebedî kalacakları ateş ikisinin de sonu olacaktır. İşte bu, zalimlerin cezasıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Sonuçta o iki (zümre)nin akıbeti de içinde yerleşip kalacakları ateş olacaktır: zira, zalimlerin cezası budur.

    Muhammed Esed

    Böylece, sonunda ikisi de, (hem hakikati inkar edenler, hem de ikiyüzlüler,) kendilerini yerleşip kalacakları bir ateşte bulacaklar, çünkü zalimlerin cezası budur.

    Ahmed Hulusi

    Bu yüzden ikisinin de sonu, içinde sonsuz yaşamak üzere ateş oldu! İşte bu zalimlerin cezasıdır.

    Ali Bulaç

    Sonunda onların akibetleri, şüphesiz ateşin içinde ikisinin de süresiz olarak kalıcı olmalarıdır. İşte zalim olanların cezası budur.

    Ali Özek ve heyeti

    Nihayet ikisinin de sonu, içinde ebedî kalacakları ateş olacaktır. İşte bu, zalimlerin cezasıdır.

    Ali Rıza Safa

    Bu yüzden, ikisinin de sonu, ateşin içinde sürekli kalmak olacaktır. Çünkü haksızlık yapanların cezası, işte budur.

    Bayraktar Bayraklı

    Böylece her ikisinin de akıbeti, süreli olarak kalacakları ateş olur. İşte bu, zalimlerin cezasıdır.

    Edip Yüksel

    Her ikisi de ebedi kalacakları ateşte son buldular. Zalimlerin cezası işte böyledir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Her ikisi de ebedi kalacakları ateşte son buldular. Zalimlerin cezası işte böyledir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra ikisinin de sonu, sonsuza dek ateşte kalmaları oldu. İşte zalimlerin cezası budur,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra ikisinin de akıbeti ebediyyen ateşte kalmaları oldu ve işte zalimlerin cezası budur

    Erhan Aktaş

    Her ikisinin de sonu, ateşin içinde sonsuza dek kalmaktır. İşte zalimlerin cezası budur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Her ikisinin de sonu, ateşin içinde sonsuza dek kalmaktır. İşte zalimlerin cezası budur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Her ikisinin de sonu, ateşin içinde sonsuza dek kalmaktır. İşte zalimlerin cezası budur.

    Gültekin Onan

    Sonunda onların akibetleri, şüphesiz ateşin içinde ikisinin de süresiz olarak kalıcı olmalarıdır. İşte zalim olanların cezası budur.

    Hasan Basri Çantay

    Nihayet ikisinin de aakıbeti hakıykaten ateşin içinde ebedi kalıcı (insanlar) olmalarıdır. İşte bu, o zaalimlerin cezasıdır.

    İbni Kesir

    Nihayet ikisinin de akıbeti; içinde ebediyyen kalacakları ateştir. İşte zalimlerin cezası budur.

    Mehmet Alagaş

    (11-17) Münafıkları görmedin mi? Kitap halkından kafir kardeşleri için diyorlar ki; şayet siz yurtlarınızdan çıkarılırsanız sizinle beraber bizde çıkarız, sizinle ilgili ebediyyen başka birine uymayız , sizinle savaşılırsa size elbette yardım ederiz , Allah şahitlik eder ki onlar kesinlikle yalancıdırlar. (Münafıklar kafirlere yalan söylüyorlar) Şayet onlar / kafir kardeşleri çıkarılırsalar, asla onlarla beraber çıkmazlar , şayet onlarla savaşılırsa da asla yardım etmezler , şayet onlara yardım ederlerse de arkalarını döner kaçarlar, sonra onlara da yardım olunmaz. Onların göğüslerinde ki size karşı duydukları korku / rahbet, Allah’a olması gerekenden daha şiddetlidir, bu, onların kavrayamayan / fevkinde olmayan bir topluluk olmaları nedeniyledir . Onlar sizle toplu olarak savaşamazlar ancak korunaklı şehirlerde yahut bir duvar / cidar arkasından olursa savaşırlar, kendi aralarında ki çatışmaları / sertleşmeleri daha şiddetlidir, sen onları toplu halde / bir arada hesap edersin, onların kalpleri darma dağınıktır / param p arçadır, bu, onların, akletmeyen bir topluluk olmalarından dolayıdır. Onların misalleri de / örneklikleri de kendilerinden öncekilere yakın benzerliktedir, işlerinin kötü sonuçlarını / vebalini tadacaklar, onlara acıtıcı / acı veren bir azap vardır. Tıpkı şeytanın misali gibidirler, O bir vakit insana küfret dedi, O da küfrettiğinde dedi ki, muhakkak ki ben senden uzağım / beride duruyorum / ötede duruyorum, muhakkak ki ben evrenlerin / alemlerin Rabbi Allah’tan korkarım, her ikisinin de sonucu / akıbeti, içinde kalıcı oldukları ateş oldu, işte bu, zalimlerin karşılığıdır / cezasıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Böylece her ikisinin de sonu, içinde ebedî kalacakları ateştir. İşte zalimlerin cezası budur.

    Süleyman Ateş

    Nihayet ikisinin de sonu, ebedi olarak ateşte kalmaları oldu. Zalimlerin cezası budur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İkisinin de varacağı son yer cehennemdir; orada ölümsüz olacaklardır. Yanlış yapanların cezası işte budur.

    Şaban Britch

    Böylece her ikisinin de sonu, içinde ebedi kalacakları ateştir. İşte zalimlerin cezası budur.

    Şaban Piriş

    Böylece her ikisinin de sonu, içinde ebedi kalacakları ateştir. İşte zalimlerin cezası budur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bu yüzden ikisinin de sonu, içinde sürekli kalacakları ateşe girmek oldu. Zalimlerin cezası işte budur.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.