Diyanet İşleri
Nihayet ikisinin de (azdıranın da azanın da) akıbeti, ebediyen ateşte kalmaları olmuştur. İşte zalimlerin cezası budur.
Haşr suresi
Haşr suresi, 17. ayet. فَكَانَ عَٰقِبَتَهُمَآ أَنَّهُمَا فِى ٱلنَّارِ خَٰلِدَيْنِ فِيهَا وَذَٰلِكَ جَزَٰٓؤُا۟ ٱلظَّٰلِمِينَ
fekâne `âḳibetehümâ ennehümâ fi-nnâri ḫâlideyni fîhâ. veẕâlike cezâu-żżâlimîn.
Nihayet ikisinin de (azdıranın da azanın da) akıbeti, ebediyen ateşte kalmaları olmuştur. İşte zalimlerin cezası budur.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Münafıkların verdiği söz ve şeytan benzetmesi Haşr 11–17 3
Onlar müstahkem kaleler içinde veya duvarlar arkasında olmadan sizinle toplu halde savaşmazlar. Kendi aralarındaki çekişmeleri şiddetlidir. Sen onları toplu sanırsın. Halbuki kalpleri darmadağınıktır. Bu, onların akılları ermez bir topluluk olmalarındandır.
Onların durumu, kendilerinden az öncekilerin (Mekkeli müşriklerin) durumu gibidir. Onlar (Bedir'de) yaptıklarının cezasını tatmışlardır. Onlara (Ahirette de) elem dolu bir azap vardır.
Münafıkların durumu ise tıpkı şeytanın durumu gibidir. Çünkü şeytan insana, "İnkar et" der; insan inkar edince de, "Şüphesiz ben senden uzağım. Çünkü ben alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım" der.
Nihayet ikisinin de (azdıranın da azanın da) akıbeti, ebediyen ateşte kalmaları olmuştur. İşte zalimlerin cezası budur.
Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Allah'ı unutan ve bu yüzden Allah'ın da kendilerine kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar fasık kimselerin ta kendileridir.
Cehennemliklerle cennetlikler bir olmaz. Cennetlikler kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
17. “Nihayet ikisinin de âkıbeti” yani küfre çağıran şeytan ile çağrılan ve şeytana itaat eden insanın âkıbeti “içinde ebedi kalmak üzere ateşe girmek olur.” Nitekim Yüce Allah, bir başka yerde de şöyle buyurmaktadır: “O kendi taraftarlarını ancak alevli ateşin arkadaşlarından olmaya davet eder.” (Fatır, 35/6) Zulüm ve küfre sapmakta ortak olan “zalimlerin cezası” azabın şiddeti ve kuvveti farklı olsa bile “budur.”
İşte şeytanın bütün dostlarına karşı tavrı budur. O, onları çağırır ve kendileri için zararlı olabilecek şeylere doğru aldatarak onları çeker. Nihâyet tuzağa düşüp de helâkin sebepleri onları çepeçevre kuşattığında onları terk edip gider.
Ona itaat edenler ne kadar kınansalar azdır! Çünkü Allah, ondan sakındırmış, ona karşı uyarmış, onun amaçlarını ve nihaî âkıbetini haber vermiştir. Ona itaat etmeye kalkışan kimse, bilerek Allah’a isyan ediyor demektir. Bu konuda onun hiçbir mazereti olamaz.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kıyamet günü şeytanın ve ona itaat edenin sonu (kendisine itaat edilen şeytan ile ona tabi olan insanın) içinde ebedî kalacakları ateştir. Onları bekleyen o ceza, Allah Teâlâ'nın sınırlarını çiğneyerek kendi nefislerine zulmeden zalimlerin cezasıdır.
Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)
Kötü işler yapmış olanlara gelince, bir kötülüğün cezası misliyledir ve onları bir zillet kaplayacaktır. Onları Allah'(ın azabın)dan koruyacak hiçbir…
Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)
İşte böyle, Allah düşmanlarının cezası ateştir. Ayetlerimizi inkar etmelerinin cezası olarak orada onlar için ebedilik yurdu vardır.
Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)
İşte onların mükafatı Rab'leri tarafından bağışlanma ve içinden ırmaklar akan cennetlerdir ki orada ebedi kalacaklardır. (Allah yolunda) çalışanların…
Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)
Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi…
Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ) · Ortak kavram: Nûr (Işık)
"Ben istiyorum ki, sen benim günahımı da, kendi günahını da yüklenip cehennemliklerden olasın. İşte bu zalimlerin cezasıdır."
Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ) · Ortak kavram: Nûr (Işık)
Kimler de kötü amel getirirse, yüzüstü ateşe atılırlar. (Onlara), "Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz" (denir.)
Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ) · Ortak kavram: Nûr (Işık)
İnkar edenler için ise cehennem ateşi vardır. Öldürülmezler ki ölsünler. Kendilerinden cehennem azabı da hafifletilmez. İşte biz her nankörü böyle…
Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)
Allah'a karşı gelmekten sakınanlara va'dolunan cennetin durumu şudur: Onun içinden ırmaklar akar, yemişleri ve gölgeleri devamlıdır. İşte bu, Allah'a…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Sonunda) içinde ebedî kalacakları ateş ikisinin de sonu olacaktır. İşte bu, zalimlerin cezasıdır.
Sonuçta o iki (zümre)nin akıbeti de içinde yerleşip kalacakları ateş olacaktır: zira, zalimlerin cezası budur.
Böylece, sonunda ikisi de, (hem hakikati inkar edenler, hem de ikiyüzlüler,) kendilerini yerleşip kalacakları bir ateşte bulacaklar, çünkü zalimlerin cezası budur.
Bu yüzden ikisinin de sonu, içinde sonsuz yaşamak üzere ateş oldu! İşte bu zalimlerin cezasıdır.
Sonunda onların akibetleri, şüphesiz ateşin içinde ikisinin de süresiz olarak kalıcı olmalarıdır. İşte zalim olanların cezası budur.
Nihayet ikisinin de sonu, içinde ebedî kalacakları ateş olacaktır. İşte bu, zalimlerin cezasıdır.
Bu yüzden, ikisinin de sonu, ateşin içinde sürekli kalmak olacaktır. Çünkü haksızlık yapanların cezası, işte budur.
Böylece her ikisinin de akıbeti, süreli olarak kalacakları ateş olur. İşte bu, zalimlerin cezasıdır.
Her ikisi de ebedi kalacakları ateşte son buldular. Zalimlerin cezası işte böyledir.
Her ikisi de ebedi kalacakları ateşte son buldular. Zalimlerin cezası işte böyledir.
Sonra ikisinin de sonu, sonsuza dek ateşte kalmaları oldu. İşte zalimlerin cezası budur,
Sonra ikisinin de akıbeti ebediyyen ateşte kalmaları oldu ve işte zalimlerin cezası budur
Her ikisinin de sonu, ateşin içinde sonsuza dek kalmaktır. İşte zalimlerin cezası budur.
Her ikisinin de sonu, ateşin içinde sonsuza dek kalmaktır. İşte zalimlerin cezası budur.
Her ikisinin de sonu, ateşin içinde sonsuza dek kalmaktır. İşte zalimlerin cezası budur.
Sonunda onların akibetleri, şüphesiz ateşin içinde ikisinin de süresiz olarak kalıcı olmalarıdır. İşte zalim olanların cezası budur.
Nihayet ikisinin de aakıbeti hakıykaten ateşin içinde ebedi kalıcı (insanlar) olmalarıdır. İşte bu, o zaalimlerin cezasıdır.
Nihayet ikisinin de akıbeti; içinde ebediyyen kalacakları ateştir. İşte zalimlerin cezası budur.
(11-17) Münafıkları görmedin mi? Kitap halkından kafir kardeşleri için diyorlar ki; şayet siz yurtlarınızdan çıkarılırsanız sizinle beraber bizde çıkarız, sizinle ilgili ebediyyen başka birine uymayız , sizinle savaşılırsa size elbette yardım ederiz , Allah şahitlik eder ki onlar kesinlikle yalancıdırlar. (Münafıklar kafirlere yalan söylüyorlar) Şayet onlar / kafir kardeşleri çıkarılırsalar, asla onlarla beraber çıkmazlar , şayet onlarla savaşılırsa da asla yardım etmezler , şayet onlara yardım ederlerse de arkalarını döner kaçarlar, sonra onlara da yardım olunmaz. Onların göğüslerinde ki size karşı duydukları korku / rahbet, Allah’a olması gerekenden daha şiddetlidir, bu, onların kavrayamayan / fevkinde olmayan bir topluluk olmaları nedeniyledir . Onlar sizle toplu olarak savaşamazlar ancak korunaklı şehirlerde yahut bir duvar / cidar arkasından olursa savaşırlar, kendi aralarında ki çatışmaları / sertleşmeleri daha şiddetlidir, sen onları toplu halde / bir arada hesap edersin, onların kalpleri darma dağınıktır / param p arçadır, bu, onların, akletmeyen bir topluluk olmalarından dolayıdır. Onların misalleri de / örneklikleri de kendilerinden öncekilere yakın benzerliktedir, işlerinin kötü sonuçlarını / vebalini tadacaklar, onlara acıtıcı / acı veren bir azap vardır. Tıpkı şeytanın misali gibidirler, O bir vakit insana küfret dedi, O da küfrettiğinde dedi ki, muhakkak ki ben senden uzağım / beride duruyorum / ötede duruyorum, muhakkak ki ben evrenlerin / alemlerin Rabbi Allah’tan korkarım, her ikisinin de sonucu / akıbeti, içinde kalıcı oldukları ateş oldu, işte bu, zalimlerin karşılığıdır / cezasıdır.
Böylece her ikisinin de sonu, içinde ebedî kalacakları ateştir. İşte zalimlerin cezası budur.
Nihayet ikisinin de sonu, ebedi olarak ateşte kalmaları oldu. Zalimlerin cezası budur.
Artık ikisinin de sonu, ölümsüz olarak kalmak üzere ateşte olmalarıdır. İşte bu, yanlış yapanların cezasıdır dipnot 1 .
İkisinin de varacağı son yer cehennemdir; orada ölümsüz olacaklardır. Yanlış yapanların cezası işte budur.
Böylece her ikisinin de sonu, içinde ebedi kalacakları ateştir. İşte zalimlerin cezası budur.
Böylece her ikisinin de sonu, içinde ebedi kalacakları ateştir. İşte zalimlerin cezası budur.
Bu yüzden ikisinin de sonu, içinde sürekli kalacakları ateşe girmek oldu. Zalimlerin cezası işte budur.
In the end they were both condemned in as much as they were worth, and in Hell they will have passed through nature to eternal suffering, for this is the retribution appropriate to those who do wrong.
both will end up in the Fire, there to remain. That is the reward of evildoers.
The end of both will be that they will go into the Fire, dwelling therein for ever. Such is the reward of the wrong-doers.
In the end both will be in the Fire, and will abide in it. That is the recompense of the wrong-doers.
The final fate of both of them is that they will be timelessly, for ever in the Fire. That is the repayment of the wrongdoers.
So the end of both will be that they will be in the Fire, abiding therein. Such is the recompense of the Zâlimûn (i.e. polytheists, wrong-doers, disbelievers in Allâh and in His Oneness).
So the fate of both is that they will be in the Fire, to remain in it [forever]. Such is the requital of the wrongdoers.
And the end of both of them is that they are both in the fire. There these two shall abide (for a long time). Such is the recompense of the wrongdoers.
Their end is, both are in the Fire, there dwelling forever; that is the recompense of the evildoers.
…. When man tastes the consequence of his rebellion, Satan says: "I have nothing to do with you. As a matter of fact I fear God myself." They will both end up in Hell to stay there forever; this is the faith of evil doers.
And the end of them both shall be that they shall both be in the Fire, to dwell therein for aye! for that is the reward of the unjust!
So the destiny for both of them is the fire, abiding therein. Such is the recompense for the wicked.
Wherefore the end of them both shall be that they shall dwell in hell fire, abiding therein for ever: And this shall be the recompense of the unjust:
Therefore the end of them both is that they are in the Fire to abide therein, and that is the reward of the wrongdoers.
So the end for both of them is that they are in the Fire, eternally (abiding) therein, and that is the recompense of the unjust.
And the consequence for both will be that they are in the Fire, therein abiding. Such is the reward of evil-doers.
Both of them will end up in Hell, where they will abide for ever. This is the punishment for the wicked.
Thus, in the end, both [the deniers of the truth and the hypocrites] will find themselves in the fire, therein to abide: for such is the recompense of evildoers.
So they will both end up in the Fire, staying there forever. That is the reward of the wrongdoers.
So the destiny for both of them is the Fire, abiding therein. And such is the recompense for the wicked.
The destiny for both of them is the Hellfire, wherein they abide forever. This is the requital for the transgressors.
So the outcome for both of them is that they will be in the Fire, abiding eternally therein. And that is the recompense of the wrong-doers.
So the final outcome for both is that they are in the Fire, they abiding eternally therein; and that is the reward of the wrongdoers.
Thus, the end for both is in the Fire, therein to abide. Such is the reward of those who relegate the Truth. ('Both' = Selfish desire + The human personality).
So the end of both will be that (both) go into the Fire, to live in there, for ever. Such is the reward for the wrongdoers.
So the end of both of them is that they will be in the Fire, living there forever. That is the punishment of the wrongdoers.
So the destiny for both of them is the Fire, abiding therein. And such is the recompense for the wicked.