Hâkka suresi

Hâkka suresi, 12. ayet

Hâkka suresi, 12. ayet. لِنَجْعَلَهَا لَكُمْ تَذْكِرَةً وَتَعِيَهَآ أُذُنٌ وَٰعِيَةٌ

linec`alehâ leküm teẕkiratev vete`iyehâ üẕünüv vâ`iyeh.

Diyanet İşleri

(11-12) Şüphesiz, (Nuh zamanında) su bastığı vakit, sizi gemide biz taşıdık ki, bu olayı sizin için bir uyarı yapalım ve belleyecek kulaklar da onu bellesin.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hâkka 9–15 · surenin 12. ayeti / 52

Konu Hâkka; Semûd, Âd, Firavun ve Nûh kavimleri Hâkka 1–12 3

  1. Hâkka 9

    Firavun, ondan öncekiler ve yerle bir olan şehirler (halkı olan Lut kavmi) hep o suçu işlediler.

  2. Hâkka 10

    Öyle ki Rablerinin elçilerine karşı geldiler. Bunun üzerine Allah da onları gittikçe artan bir azap ile yakaladı.

  3. 11–12

    (11-12) Şüphesiz, (Nuh zamanında) su bastığı vakit, sizi gemide biz taşıdık ki, bu olayı sizin için bir uyarı yapalım ve belleyecek kulaklar da onu bellesin.

  4. Hâkka 13–15

    (13-15) Sur'a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş (kıyamet kopmuş)tur.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 11–12. ayetler için yazılmıştır.

11. Helak olanlar arasında Nûh kavmi de vardır. Allah, tufan ile onları suda boğmuştu: “Su sınırı aşıp (her yeri kapladığı) zaman” yeryüzünü kaplayıp oranın en yüksek yerlerinin de üstüne çıktığında “sizleri akıp giden o gemide biz taşıdık” Yüce Allah, onlardan sonra yarattığı insanlara olan lütfunu zikretmekte “sizleri” diyerek Allah’ın boğulmaktan kurtardığı baba ve annelerinin sulblerinde oldukları sırada gemide onları taşıyanın kendisi olduğunu hatırlatmaktadır. O bakımdan Allah’a hamdedin. Azgınları helâk ettiğinde sizi kurtarana şükredin. O’nun birliğine/tevhide delil olan âyet ve belgelerinden ibret alın. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

12. “Onu” yani o gemiyi -ki maksat gemi türüdür- “sizin için” yapılmış ilk gemiyi size hatırlatan “bir ibret kılalım... diye.”

Bu geminin kıssası nedir? Allah kendisine iman edenleri ve rasûlüne uyanları bu gemi ile nasıl kurtardı? Yeryüzünde bulunanların hepsini nasıl helâk etti? İşte bunları hatırlayasınız diye yaptı. Çünkü bir şeyin cinsinden olan, o cinsin ilkini/aslını hatırlatır.

“Ve belleyen kulaklar onu bellesin diye.” Akıl sahipleri bunu akılları ile kavrasın, bundan maksadın ne olduğunu ve hangi yönü ile belge ve mucize olduğunu bilsinler diye. Yüz çeviren ve gaflette olanlarla ahmak ve kavrayışsızlar ise böyle değildir. Onlar, Allah’ın âyetlerinden gereği gibi yararlanmazlar. Çünkü Allah’tan gelen hükümleri bellemez, O’nun âyetleri üzerinde düşünmezler.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Biz, elbette gemiyi ve onun hikayesini kâfirlerin helak olacağı ve iman ehlinin kurtulacağının kanıtı olarak sunulan bir öğüt kılacağız. Ve kulaklar o kıssayı duyduğu zaman eksiksiz olarak ezberleyip, anlayacaklar.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لِنَجْعَلَهَا linec'aleha onu yapalım diye kök: جعل
  2. لَكُمْ lekum size
  3. تَذْكِرَةًۭ tezkiraten bir ibret kök: ذكر
  4. وَتَعِيَهَآ ve teiyeha ve onu bellesin kök: وعي
  5. أُذُنٌۭ uzunun kulak(lar) kök: اذن
  6. وَٰعِيَةٌۭ vaiyetun belleyen kök: وعي

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وعي (7 geçiş)

    Bunun üzerine Yusuf, kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. İşte biz Yusuf'a böyle…

  • Aynı kök: وعي (7 geçiş)

    (17-18) O, (hakka) arka döneni ve (imandan) yüz çevireni; servet toplayıp yığanı kendine çağırır.

  • Aynı kök: وعي (7 geçiş)

    Halbuki Allah, içlerinde ne sakladıklarını çok iyi bilir.

  • Aynı kök: اذن (102 geçiş)

    Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir.…

  • Aynı kök: اذن (102 geçiş)

    De ki: "Her kim Cebrail'e düşman ise, bilsin ki o, Allah'ın izni ile Kur'an'ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü'minler için de bir hidayet rehberi ve…

  • Aynı kök: اذن (102 geçiş)

    "Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

61 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Gerçeği) hatırlatma (vesilesi) yapalım ve kavrayan kulak(ların sahipleri) onu iyice kavrasın diye onları size (anlattık). dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kıssaların anlatılma gerekçeleriyle ilgili bkz. A‘râf 7:176; Hûd 11:120; Yûsuf 12:111; Tâhâ 20:99; Kâf 50:37; Nâzi‘ât 79:26.

Mustafa İslamoğlu

Onu, size bir ibret vesikası kılmak için, dahası işittiğini anlayan her kulak (sahibinin işin özünü) kavraması için (aktardık).

Muhammed Esed

ki bütün bunları size (kesintisiz) bir uyarı haline getirelim ve her uyanık ve duyarlı kulak onu bilinçle algılayabilsin.

Ahmed Hulusi

Onu, sizin için bir hatırlatma ve iyi algılayan kulak da onu iyi kavrasın diye (naklettik)!

Ali Bulaç

Öyle ki, onu sizlere bir ibret (hatırlatma ve öğüt) kılalım. 'Gerçeği belleyip kavrayabilen' kullar da onu belleyip kavrasın.'

Ali Özek ve heyeti

onu sizin için bir ibret ve öğüt yapalım ve belleyici kulaklar onu bellesin diye.

Ali Rıza Safa

Onu size bir uyarı yapalım ve duyan kulaklar onu kavrasın diye.

Bayraktar Bayraklı

Onu sizin için öğüt yapalım ve belleyici kulaklar onu bellesin diye.

Edip Yüksel

Ki o size bir ders olsun ve dinleyen kulaklar anlasın.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ki o size bir ders olsun ve dinleyen kulaklar anlasın.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onu sizlere bir ibret yapalım ve belleyici kulaklar bellesin diye.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onu sizlere bir anid yapalım ve belleyici kulaklar bellesin diye

Erhan Aktaş

Onu sizin için bir öğüt yapalım, duyan kulaklar onu duysun diye.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onu sizin için bir öğüt yapalım, duyan kulaklar onu duysun diye.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onu sizin için bir öğüt yapalım, duyan kulaklar onu duysun diye.

Gültekin Onan

Öyle ki, onu sizlere bir ibret (hatırlatma ve öğüt) kılalım. 'Gerçeği belleyip kavrayabilen' kullar da onu 'belleyip kavrasın'.

Hasan Basri Çantay

Onu sizin için bir öğüt ve ibret yapalım, onu belleyen kulaklar da bellesin diye.

İbni Kesir

Ki bunu sizin için bir öğüt ve ibret yapalım. Ve anlayışlı kulaklar anlasın diye.

Mehmet Alagaş

(1-12) Kaçınılmaz Gerçek! Nedir kaçınılmaz gerçek? Kaçınılmaz gerçeği sana ne idrak ettiriyor? Semûd ve Âd , çarpıcı olayı / Kâria’yı yalanladı, Semûd taşan şey ile / Tâiye ile helak oldu , Âd aşırı tiz sesli bir rüzgâr ile helak oldu. Onları yedi gece sekiz gün etkiledi, izleri silindi, kavmi, kesilmiş içi boş hurma kütükler gibi serili orada görebilirsin. Onlardan arta kalan bir şey / kalan bir bakiye görüyor musun? Firavun ve ondan önceki ve mü’tefikat da yanlışlarıyla geldiler, Rablerinin Resulüne isyan ettiler, şiddeti git gide artan bir yakalayış ile onları yakaladı. Su taştığında, akıp giden içerisinde (denizde gemide), sizin için hatırlatma yapalım diye ve işittiğini anlayan kulaklar bellesin diye, sizi biz taşıdık

Rowwad Tercüme Merkezi

Bunu sizin için bir öğüt kılalım ve anlayışlı kulaklar duysun diye.

Süleyman Ateş

Ki onu size bir ibret yapalım ve belleyen kulak(lar) onu bellesin.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunu, aklınızdan çıkarmayacağınız bir bilgi ve kulağınıza küpe olsun diye yaptık.

Şaban Britch

Bunu sizin için bir öğüt kılalım ve anlayışlı kulaklar duysun diye.

Şaban Piriş

Bunu sizin için bir öğüt/uyarı kılalım ve anlayışlı kulaklar duysun diye...

Yaşar Nuri Öztürk

Ki onu size bir hatırlatıcı/düşündürücü yapalım ve kavrayabilen kulak kavrasın.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

An incident which was a signal instance serving as a deterrent in order that you preserve its memory and the bowing ear absorbs it.

Abdul Haleem

making that event a reminder for you: attentive ears may take heed.

Abdullah Yusuf Ali

That We might make it a Message unto you, and that ears (that should hear the tale and) retain its memory should bear its (lessons) in remembrance.

Abul A'la Maududi

so that We might make it an instructive event for you, and retentive ears might preserve its memory. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The conscious ears: the ears which may hear it consciously and take it in. Although the word ear has been used, it implies the hearers who may hear the event and always remember it, take heed from it, and may never forget what dreadful fate the deniers of the Hereafter and the disbelievers of the Messenger of God would ultimately suffer.

Aisha Bewley

to make it a reminder for you and something to be retained by retentive ears.

Al-Hilali & Khan

That We might make it (Noah’s ship) an admonition for you and that it might be retained by the retaining ears.

Ali Quli Qarai

that We might make it a reminder for you, and that receptive ears might remember it.

Amatul Rahman Omar

(We relate these events to you) so that We might make them an example for you (O mankind!), and so that the listening ear might listen (and bear in mind).

Arthur John Arberry

that We might make it a reminder for you and for heeding ears to hold.

Bijan Moeinian

…May the ears that appreciate the truth retain it as a remembrance.

E. Henry Palmer

to make it a memorial for you, and that the retentive ear might hold it.

Edip-Layth

That We would make it as a reminder for you, and so that any listening ear may understand.

George Sale

that We might make the same a memorial unto you, and the retaining ear might retain it.

Hamid S. Aziz

So that We may make it a reminder to you, and that the retaining ear might retain it (in memory).

Mahmoud Ghali

That We might make it a Reminder for you and for heeding ear (s) to heed.

Marmaduke Pickthall

That We might make it a memorial for you, and that remembering ears (that heard the story) might remember.

Mohamed Ahmed - Samira

In order to make it a warning for you, and that the ear retentive may preserve it.

Muhammad Asad

so that We might make all this a [lasting] reminder to you all, and that every wide-awake ear might consciously take it in.

Mustafa Khattab

so that We may make this a reminder to you, and that attentive ears may grasp it.

Progressive Muslims

That We would make it as a reminder for you, and so that any listening ear may understand.

Rashad Khalifa

We rendered it a lesson for you, that any listening ear may understand.

Sahih International

That We might make it for you a reminder and [that] a conscious ear would be conscious of it.

Sam Gerrans

That We might make it a reminder for you, and that a conscious ear might be conscious of it.

Shabbir Ahmed

(These events are conveyed to you) so that We might make it a lesson for you, and that any attentive ear might take it to memory.

Syed Vickar Ahamed

That We might make it a Message for you, that (your) ears (may listen) and retain (its extraordinary lessons) in memory

Taqi Usmani

so that We make it a reminder for you, and so that a preserving ear (that hears their story) may preserve it.

The Monotheist Group

That We would make it as a reminder for you, and so that any listening ear may understand.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hâkka suresi, 12. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hâkka suresi, 12. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hâkka suresi, 12. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩