105. sure

Fîl Suresi الفيل

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 2 konu
  1. Fil sahiplerine yapılan 1–2 karşılaştır — Fil sahiplerine yapılan
  2. Kuşlar ve sonuç 3–5 karşılaştır — Kuşlar ve sonuç

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Fil sahiplerine yapılan 1–2

  1. Fîl suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Fîl suresi, 1. ayet. أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِأَصْحَٰبِ ٱلْفِيلِ

    elem tera keyfe fe`ale rabbüke biaṣḥâbi-lfîl.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Fillerle birlikte gelenleri, Rabbinin ne hale getirdiğini, zihninde canlandırmadın mı?

    Ayet detayı — Fîl suresi, 1. ayet

  2. Fîl suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Fîl suresi, 2. ayet. أَلَمْ يَجْعَلْ كَيْدَهُمْ فِى تَضْلِيلٍ

    elem yec`al keydehüm fî taḍlîl.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onların oyunlarını bozmuştu değil mi?

    Ayet detayı — Fîl suresi, 2. ayet

Kuşlar ve sonuç 3–5

  1. Fîl suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Fîl suresi, 3. ayet. وَأَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْرًا أَبَابِيلَ

    veersele `aleyhim ṭayran ebâbîl.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Üstlerine yoğun bir şekilde uçuşan bulut kütleleri dipnot 1 göndermişti.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      طَيْر (tayr) çoğul anlamı taşıyan isimdir; tekili طائر (tair) dir. Kenarı olup havada yüzen her şeye tairdir. (Müfredat s.403). Kur'an'da kuşa, iki kanadıyla uçan tair" (En'am 6/38) denir. Kuşlar anlamında izafetsiz olarak, elif lam'lı olarak الطَيْر (et-tayr) şeklinde kullanılmıştır. Bu ayette طَيْر (tayr), elif lamsızdır. Çünkü burada uçuşanlar kuş değildir.  أبابيل, "arka arkaya, yığın yığın" demektir (el-Ayn c.2 s.191). Zeccac'a göre طير أَبابيل  (tayrun ebabil) "şuradan buradan yığınlar halinde tayr (uçuşan nesneler)" anlamındadır. "Ard arda kümeler halinde tayr (uçuşan nesneler)" diyenler de olmuştur (lisan'ul-Arab c.4 s.508). أبابيل (ebabil), ibil ile aynı köktendir. İbil'in kök anlamı, öbek öbek olma, ağır olma ve kapsamadır (Mekayis'il-luğa s.39). Bu üç anlamı bir arada bulunduran deve sürüsüne ibil denir. Kümeler halindeki develere (إبل مؤبّلة) denir (el-Ayn c.2 s.191). Ebu Hatim'e göre "şu kişinin ibili var" demek 100 devesi var demek olur (Mekayis'il-luğa s.40). Buna göre وأرسل عليهم طيرا أبابيل üzerlerine deve toplulukları gibi küme küme uçuşan nesneler gönderdi demek olur. İbil, yağmur yüklü bulut anlamına da gelir (el-Kamus c.3 s.47). Arap dili bilginlerinden Müberred; "Hiç bakmazlar mı, ibil nasıl yaratılmış?" (Ğaşiye 88/17) ayetindeki ibil'e "büyük bulut kütleleri" anlamı vermiştir (Şevkani, Feth'ul-Kadir c.5 s.575). أبابيل (ebabil), ibil ile aynı kökten olduğu için Müberred'in tınımına göre (tayran ebabil) arka arkaya uçuşan kalın bulut kütleleri olur ve yanardağdan çıkan lav ve kül bulutlarını ifade eder. Zemahşeri, Arap şiirinde bulutların sıklıkla ibil'e (deve sürüsüne)  benzetilmesi sebebiyle mecaz olarak bulutlara ibil dendiğini ifade etmiştir (Keşşaf Tefsiri c.6 s.365). Kur'an'ın mesani olması sebebiyle ebabil ibil'in çoğulu olmalıdır.

    Ayet detayı — Fîl suresi, 3. ayet

  2. Fîl suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Fîl suresi, 4. ayet. تَرْمِيهِم بِحِجَارَةٍ مِّن سِجِّيلٍ

    termîhim biḥicâratim min siccîl.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Pişmiş çamurdan taş boşaltan bulutları! dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      سِجِّيْلٍ (siccil) çamurun pişirilmesiyle oluşan taş demektir; Farsça'dan Arapçaya geçmiştir. Siccil, yanardağ patlamasıyla helak olan Lut kavminin üzerine de yağmıştır. İlgili ayetlerden bir kısmı şöyledir: Lut (erkek misafirlerini gayrimeşru ilişki için isteyen erkeklere) dedi ki: "Bunlar benim konuklarım; onların yanında beni utandırmayın. Allah'tan çekinin de beni üzmeyin." Dediler ki; "el alemin işine karışmanı yasaklamamış mıydık?" Lut dedi ki, "Eğer yaklaşmak istiyorsanız, işte kızlarım…" Senin hayatına yemin ederim ki onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı. Gün doğarken büyük bir gürültüyle sarsıldılar. Oranın altını üstüne getirdik. Üzerlerine siccilden taşlar yağdırdık Kalıntı arayanlar için bunda kesin belgeler vardır. Orası bugün bir yol üzerinde durmaktadır. Bunda inananlar için de kesin bir belge vardır. (Hicr 15/68-77) Yanardağı patlatmakla görevli melekler İbrahim aleyhisselama uğramışlardı. İbrahim onlara: "Asıl göreviniz nedir, ey elçiler? Diye sordu. Biz, günaha batmış bir kavme gönderildik, dediler. Üzerlerine çamurdan taşlar salmak için Rabbinin katından aşırı gidenler için damgalanmış taşlar. (Zariyat 51/31-34) Cevheri siccili, "cehennem ateşinde pişirilmiş taşlar" diye tanımlamıştır (es-Sıhah c.1 s.374). Bu taşlar, gerçekten de cehennemi andıran yanardağın içinde pişirilip fırlatılan taşlardır.

    Ayet detayı — Fîl suresi, 4. ayet

  3. Fîl suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Fîl suresi, 5. ayet. فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍ مَّأْكُولٍۭ

    fece`alehüm ke`aṣfim me'kûl.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonunda Rabbin onları içleri yenmiş bitki kabuklarına dipnot 1 çevirmişti.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      عصف (asf) dane üzerindeki kabuğa denir (Mekayis'il-luğa). Allah ashab-ı fili danesi yenmiş kabuk gibi içi boş yaptı (lisan'ul-Arab). Demek ki lavlar, cesetlerin içini yakmış, dışını taşlaştırmıştır.

    Ayet detayı — Fîl suresi, 5. ayet