Fîl suresi · 3–5. ayetler

Kuşlar ve sonuç

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Fîl suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fîl suresi, 3. ayet. وَأَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْرًا أَبَابِيلَ

    Diyanet İşleri

    (3-5) Üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları haline getirdi.

    Mehmet Okuyan

    Üzerlerine sürü sürü dipnot 1 kuşlar göndermişti.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen [ebâbîl] kelimesi bir kuş türünün adı değil, kuşların sürüler halinde oluşları demektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Onların üzerine katar katar bilinmeyen nitelikte uçan taşıyıcı varlıklar saldı;

    Muhammed Esed

    Üzerlerine kalabalık sürüler halinde uçan varlıklar saldı,

    Ahmed Hulusi

    İrsal etti üzerlerine tayran ebabil'i (Ebabil kuşları).

    Ali Bulaç

    Onların üzerine ebabil (sürü sürü) kuşlarını gönderdi.

    Ali Özek ve heyeti

    Onların üstüne ebâbil kuşlarını gönderdi.

    Ali Rıza Safa

    Ve sürüler biçiminde uçan varlıkları, onların üzerine gönderdi. dipnot 618

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 618
      "Sürüler biçiminde uçan varlıklar" olarak yazdığımız "Tayren ebabil" terimi, Kur'an çevirilerinde, çoğunlukla, "Kuş sürüleri" veya "Ebabil kuşları" biçiminde çevrilmiştir. Benzer yorum başkalıkları 3:49 ve 5:110 ayetlerindeki "Tayri" terimi için de yapılmıştır. Bu terim, kuşlar, uçan böcekler, uçan varlıklar ve uçan nesnelerin tümünü kapsar.

    Bayraktar Bayraklı

    Üzerlerine sürü sürü kuşlar gönderdi.

    Edip Yüksel

    Onların üstüne kuş sürüleri gönderdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onların üstüne kuş sürüleri gönderdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Üzerlerine sürü sürü kuşlar saldı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Saldı da üzerlerine sürü sürü kuşlar (Ebabil)

    Erhan Aktaş

    Onların üzerlerine sürü sürü kuşlar gönderdi;

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onların üzerlerine sürü sürü kuşlar gönderdi;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onların üzerlerine sürü sürü kuşlar gönderdi;

    Gültekin Onan

    Onların üzerine ebabil (sürü sürü) kuşlarını gönderdi.

    Hasan Basri Çantay

    O, bunların üzerine sürü sürü kuş (lar) gönderdi,

    İbni Kesir

    O; bunların üzerine sürülerle kuşlar gönderdi.

    Mehmet Alagaş

    (1-5) Fil halkına Rabbin ne yaptı? görmedin mi? Onların hileli tuzaklarını etkisiz yapmadı mı? Onlara ebabil kuşlarını / uçan taşıyıcıları gönderdi. Onlara adrese güdümlü taşlar atıyorlardı. Onları içi yenik buğday / yenmiş ekin yaprağı gibi yaptı.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onların üzerine bölük bölük kuş sürüleri gönderdi.

    Süleyman Ateş

    Üzerlerine sürü sürü kuşlar gönderdi,

    Süleymaniye Vakfı

    Üzerlerine öbek öbek uçuşan dipnot 1 şeyler /volkanik kül bulutları dipnot 2 göndermişti.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Tayr (طَيْر)", "tair (طائر)" kelimesinin çoğuludur. Kanadı olup havada uçan her şeye "tair" denir (Müfredat). Kuş da iki kanadıyla uçan tairdir (En'am 6/38).
    2. metne dön, dipnot 2
      "Ebabil (أبابيل)" "arka arkaya, öbek öbek" demektir (el-Ayn). Zeccac'a göre "tayrun ebabil (طير أَبابيل)" "şuradan buradan öbekler halinde tayr / uçuşan varlık" anlamındadır. "Ebabil (أبابيل)", deve anlamına gelen "ibil (إبل)" ile aynı köktendir. İbil'in kök anlamı, öbek öbek olma, ağır olma ve kapsamadır (Mekayis). İbil, yağmur yüklü bulut anlamına da gelir. (el-Kamus). Bu tanımları dikkate alırsak, "tayran ebabil (طَيْرًا أَبَابِيلَ)"e, arka arkaya uçuşan kalın bulut kütleleri veya yanardağdan çıkan lav ve kül bulutları demek gerekir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Üstlerine yoğun bir şekilde uçuşan bulut kütleleri dipnot 1 göndermişti.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      طَيْر (tayr) çoğul anlamı taşıyan isimdir; tekili طائر (tair) dir. Kenarı olup havada yüzen her şeye tairdir. (Müfredat s.403). Kur'an'da kuşa, iki kanadıyla uçan tair" (En'am 6/38) denir. Kuşlar anlamında izafetsiz olarak, elif lam'lı olarak الطَيْر (et-tayr) şeklinde kullanılmıştır. Bu ayette طَيْر (tayr), elif lamsızdır. Çünkü burada uçuşanlar kuş değildir.  أبابيل, "arka arkaya, yığın yığın" demektir (el-Ayn c.2 s.191). Zeccac'a göre طير أَبابيل  (tayrun ebabil) "şuradan buradan yığınlar halinde tayr (uçuşan nesneler)" anlamındadır. "Ard arda kümeler halinde tayr (uçuşan nesneler)" diyenler de olmuştur (lisan'ul-Arab c.4 s.508). أبابيل (ebabil), ibil ile aynı köktendir. İbil'in kök anlamı, öbek öbek olma, ağır olma ve kapsamadır (Mekayis'il-luğa s.39). Bu üç anlamı bir arada bulunduran deve sürüsüne ibil denir. Kümeler halindeki develere (إبل مؤبّلة) denir (el-Ayn c.2 s.191). Ebu Hatim'e göre "şu kişinin ibili var" demek 100 devesi var demek olur (Mekayis'il-luğa s.40). Buna göre وأرسل عليهم طيرا أبابيل üzerlerine deve toplulukları gibi küme küme uçuşan nesneler gönderdi demek olur. İbil, yağmur yüklü bulut anlamına da gelir (el-Kamus c.3 s.47). Arap dili bilginlerinden Müberred; "Hiç bakmazlar mı, ibil nasıl yaratılmış?" (Ğaşiye 88/17) ayetindeki ibil'e "büyük bulut kütleleri" anlamı vermiştir (Şevkani, Feth'ul-Kadir c.5 s.575). أبابيل (ebabil), ibil ile aynı kökten olduğu için Müberred'in tınımına göre (tayran ebabil) arka arkaya uçuşan kalın bulut kütleleri olur ve yanardağdan çıkan lav ve kül bulutlarını ifade eder. Zemahşeri, Arap şiirinde bulutların sıklıkla ibil'e (deve sürüsüne)  benzetilmesi sebebiyle mecaz olarak bulutlara ibil dendiğini ifade etmiştir (Keşşaf Tefsiri c.6 s.365). Kur'an'ın mesani olması sebebiyle ebabil ibil'in çoğulu olmalıdır.

    Şaban Britch

    Onların üzerine sürü sürü kuşlar gönderdi.

    Şaban Piriş

    (3-4) Onların üzerine damgalanmış taşlar atan ebabil kuşlarını gönderdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gönderdi üzerlerine sürüler halinde kuş,

  2. Fîl suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fîl suresi, 4. ayet. تَرْمِيهِم بِحِجَارَةٍ مِّن سِجِّيلٍ

    Diyanet İşleri

    (3-5) Üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları haline getirdi.

    Mehmet Okuyan

    Onlara çamurdan sertleşmiş taşlar atıyorlar(dı).

    Mustafa İslamoğlu

    onlara taş kesilmiş balçık türü tanımlanamayan (şeyler) atıyorlardı.

    Muhammed Esed

    onlara önceden tesbit edilmiş taş gibi sert azap darbeleri vurdular,

    Ahmed Hulusi

    Atıyorlardı onlara, kurumuş çamurdan taşlarını.

    Ali Bulaç

    Onlara 'pişirilip sertleştirilmiş balçık taşları' atıyorlardı;

    Ali Özek ve heyeti

    O kuşlar, onların üzerlerine pişkin tuğladan yapılmış taşlar atıyordu.

    Ali Rıza Safa

    Katılaşmış çamurdan taşlar attılar. dipnot 619

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 619
      "Katılaşmış çamurdan taşlar" tümcesi, Kur'an çevirilerinde, "Sert tuğladan taşlar" veya "Pişkin tuğladan taşlar" veya "Damgalanmış taşlar" veya "Siccilden taşlar" veya "Önceden belirlenmiş taş gibi sert ceza darbeleri" biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    O kuşlar, onlara kurumuş çamurdan taşlar atıyordu.

    Edip Yüksel

    Onlara sertleşmiş çamurdan taşlar atıyorlardı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara sertleşmiş çamurdan taşlar atıyorlardı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlara balçıktan pişirilmiş sert taşlar atıyorlardı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Atıyorlardı onlara "siccil" den taşlar

    Erhan Aktaş

    Onlara çamurdan sertleşmiş taşlar atan.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlara çamurdan sertleşmiş taşlar atan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlara çamurdan sertleşmiş taşlar atan.

    Gültekin Onan

    Onlara 'pişirilip sertleştirilmiş balçık taşları' atıyorlardı;

    Hasan Basri Çantay

    ki bunlar onlara pişkin tuğladan (yapılmış) taş (lar) atıyorlar) dı.

    İbni Kesir

    Ki, onların üzerine pişkin tuğladan taşlar atıyorlardı.

    Mehmet Alagaş

    (1-5) Fil halkına Rabbin ne yaptı? görmedin mi? Onların hileli tuzaklarını etkisiz yapmadı mı? Onlara ebabil kuşlarını / uçan taşıyıcıları gönderdi. Onlara adrese güdümlü taşlar atıyorlardı. Onları içi yenik buğday / yenmiş ekin yaprağı gibi yaptı.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O kuşlar, onların üzerilerine pişkin tuğladan yapılmış taşlar atıyordu.

    Süleyman Ateş

    Onlara çamurdan sertleşmiş taşlar atan (kuşlar).

    Süleymaniye Vakfı

    (O bulutlar) onlara katılaşmış çamurdan taşlar atıyorlardı. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Farsçada "çamurdan oluşan taş" anlamına gelen (سنگ گیل) "seng-i gil" kelimesi (Muerrabat-i Reşidi), Arapçaya "siccil (سِجِّيْلٍ)" olarak geçmiştir (Müfredat) . Bu kelime Kuran'da "taş" anlamına gelen "hicara (حِجَارَةٍ)" kelimesiyle birlikte kullanıldığı için siccil "taşlaşmış /katılaşmış çamur" demek olur. Siccilden taşlar, Lut kavminin üzerine de yağmıştır. (Hud 11/82-83, Hicr 15/74). Başka bir ayette Lut kavminin üzerine yağan taşların "çamurdan" oluştuğu bildirilmiştir (Zariyat 51/31). Bu çamur volkan patlamasıyla çıkan sıcak kül bulutlarının içinde taşlaştığından dolayı siccil, pişerek taşlaşmış çamurdur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Pişmiş çamurdan taş boşaltan bulutları! dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      سِجِّيْلٍ (siccil) çamurun pişirilmesiyle oluşan taş demektir; Farsça'dan Arapçaya geçmiştir. Siccil, yanardağ patlamasıyla helak olan Lut kavminin üzerine de yağmıştır. İlgili ayetlerden bir kısmı şöyledir: Lut (erkek misafirlerini gayrimeşru ilişki için isteyen erkeklere) dedi ki: "Bunlar benim konuklarım; onların yanında beni utandırmayın. Allah'tan çekinin de beni üzmeyin." Dediler ki; "el alemin işine karışmanı yasaklamamış mıydık?" Lut dedi ki, "Eğer yaklaşmak istiyorsanız, işte kızlarım…" Senin hayatına yemin ederim ki onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı. Gün doğarken büyük bir gürültüyle sarsıldılar. Oranın altını üstüne getirdik. Üzerlerine siccilden taşlar yağdırdık Kalıntı arayanlar için bunda kesin belgeler vardır. Orası bugün bir yol üzerinde durmaktadır. Bunda inananlar için de kesin bir belge vardır. (Hicr 15/68-77) Yanardağı patlatmakla görevli melekler İbrahim aleyhisselama uğramışlardı. İbrahim onlara: "Asıl göreviniz nedir, ey elçiler? Diye sordu. Biz, günaha batmış bir kavme gönderildik, dediler. Üzerlerine çamurdan taşlar salmak için Rabbinin katından aşırı gidenler için damgalanmış taşlar. (Zariyat 51/31-34) Cevheri siccili, "cehennem ateşinde pişirilmiş taşlar" diye tanımlamıştır (es-Sıhah c.1 s.374). Bu taşlar, gerçekten de cehennemi andıran yanardağın içinde pişirilip fırlatılan taşlardır.

    Şaban Britch

    Pişirilmiş çamurdan taşlar atan.

    Şaban Piriş

    (3-4) Onların üzerine damgalanmış taşlar atan ebabil kuşlarını gönderdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Atıyorlardı onlara kurumuş çamurdan damgalı taş.

  3. Fîl suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fîl suresi, 5. ayet. فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍ مَّأْكُولٍۭ

    Diyanet İşleri

    (3-5) Üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları haline getirdi.

    Mehmet Okuyan

    Böylece, onları yenilmiş ekin (tarlası) gibi yapmıştı.

    Mustafa İslamoğlu

    Derken (Rabbin) onları, yenil(erek delik deşik edil)miş yapraklara benzetti.

    Muhammed Esed

    ve onları yalnız sap dipleri kalasıya yenmiş bir ekin tarlasına benzettiler.

    Ahmed Hulusi

    Nihayet onları yenmiş ekin yaprağı gibi kıldı.

    Ali Bulaç

    Sonunda onları, yenik ekin yaprağı gibi kıldı.

    Ali Özek ve heyeti

    Böylece Allah onları yenilip çiğnenmiş ekine çevirdi.

    Ali Rıza Safa

    Sonunda, onları, yenik bitki yaprağı gibi yaptı.

    Bayraktar Bayraklı

    Sonunda onları, kurtçuk tarafından yenilmiş ekin yaprağı gibi yaptı.

    Edip Yüksel

    Ve böylece onları yenmiş ekin gibi perişan etmişti.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve böylece onları yenmiş ekin gibi perişan etmişti.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Derken onları, yenilmiş ekin yaprağı gibi kılıverdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Derken kılıverdi onları bir yenik hasıl gibi

    Erhan Aktaş

    Böylece onları yenmiş ekin yaprağı gibi yaptı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Böylece onları yenmiş ekin yaprağı gibi yaptı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Böylece onları yenmiş ekin yaprağı gibi yaptı.

    Gültekin Onan

    Sonunda onları, yenik ekin yaprağı gibi kıldı.

    Hasan Basri Çantay

    Derken (Allah) onları yenik ekin yaprağı gibi yapıverdi.

    İbni Kesir

    Nihayet onları, yenik ekin yaprağı gibi yapıverdi.

    Mehmet Alagaş

    (1-5) Fil halkına Rabbin ne yaptı? görmedin mi? Onların hileli tuzaklarını etkisiz yapmadı mı? Onlara ebabil kuşlarını / uçan taşıyıcıları gönderdi. Onlara adrese güdümlü taşlar atıyorlardı. Onları içi yenik buğday / yenmiş ekin yaprağı gibi yaptı.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Nihayetinde onları yenmiş ekin yaprakları gibi yapıverdi.

    Süleyman Ateş

    Nihayet onları, kurt yeniği ekin yaprağı gibi yaptı.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonunda onları, (içi) yenmiş tahıl kabuğu dipnot 1 gibi yapmıştı. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Asf (عصف)" dane üzerindeki kabuğa denir (Mekayis). Allah ashab-ı fili, danesi yenmiş kabuk gibi içi boş yapmıştı (Lisan'ul-Arab). Lut aleyhisselama inanmadıkları için yanardağ patlaması sonucu lav külleri altında kalan eşi ve diğerleri ile ilgili yedi ayette bu durum "kalıntısı kalan" anlamındaki ğabir (غابر) (Lisan'ul-Arab) kelimesi ile ifade edilir (A'raf 7/83, Hicr 15/60, Şuara 26/171, Neml 27/57, Ankebut 29/32-33, Saffat 37/135). Demek yanardağ külleri altında kalan cesetlerin içi yok olur ama dışlarında bir şeyler kalır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayete göre fil olayının geçtiği Vadi'n-nar denilen bölgede kazı yapılsa, ölen askerlerin ve fillerin cesetleri, donmuş ve içleri boş bir halde bulunabilir. Bu vadi, Müzdelife ile Mina arasındadır. Vadinin iki tarafındaki dağları gözlemleyen herkes, yanardağ patlamasının izlerini açıkça görebilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonunda Rabbin onları içleri yenmiş bitki kabuklarına dipnot 1 çevirmişti.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      عصف (asf) dane üzerindeki kabuğa denir (Mekayis'il-luğa). Allah ashab-ı fili danesi yenmiş kabuk gibi içi boş yaptı (lisan'ul-Arab). Demek ki lavlar, cesetlerin içini yakmış, dışını taşlaştırmıştır.

    Şaban Britch

    Onları yenilip çiğnenmiş ekin gibi yaptı.

    Şaban Piriş

    Onları yenilmiş ekin gibi yaptı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Nihayet, onları yenik ekin yaprağına çevirdi.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.