A'râf suresi · 73–79. ayetler

Sâlih ve Semûd kavmi

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. A'râf suresi, 73. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 73. ayet. وَإِلَىٰ ثَمُودَ أَخَاهُمْ صَٰلِحًا قَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥ قَدْ جَآءَتْكُم بَيِّنَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ هَٰذِهِۦ نَاقَةُ ٱللَّهِ لَكُمْ ءَايَةً فَذَرُوهَا تَأْكُلْ فِىٓ أَرْضِ ٱللَّهِ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Semud kavmine de kardeşleri Salih'i Peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka bir ilah yoktur. Gerçekten size Rabbinizden (benim peygamber olduğumu gösterecek) açık bir delil geldi. İşte size bir mucize olarak Allah'ın şu devesi.. Bırakın onu da Allah'ın mülkünde yesin, içsin. Sakın ona bir kötülük etmeyin. Yoksa sizi elem dolu bir azap yakalar."

    Mehmet Okuyan

    Semûd'a da kardeşleri Salih'i (göndermiştik de onlara) şöyle demişti: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin! Sizin için O'ndan başka ilah yoktur. Elbette size Rabbinizden apaçık bir delil gelmiştir. İşte Allah'ın şu devesi dipnot 1 sizin için bir delildir. Onu bırakın da Allah'ın (yarattığı bu) toprakta yesin (otlasın). Ona hiçbir kötülük etmeyin! Yoksa sizi elem verici bir azap yakalar. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Nâkatullâh] ifadesi "Allah'ın devesi" demektir. Hayvan haklarını ve kamu hakkını temsil etmektedir. Ayette bir delil olarak bahsedilen bu özel deveye tabiatta beslenirken hiçbir şekilde dokunulmaması, aksi takdirde korkunç bir azabın gelebileceği haber verilmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Hûd 11:64.

    Mustafa İslamoğlu

    Semud'a da soydaşları Salih'i (gönderdik). "Ey kavmim!" dedi, "Yalnızca Allah'a kulluk edin! Sizin O'ndan başka ilahınız yok. Doğrusu Rabbinizden size açık ve net bir delil gelmiştir: İşte Allah'ın devesi; sizin için bir semboldür: O halde bırakın onu, (Allah'ın devesi) Allah'ın arzında otlasın ve sakın ona bir kötülük yapayım demeyin! Yoksa size elem veren bir azap dokunur.

    Muhammed Esed

    Ve Semud (toplumuna da) kardeşleri Salihi (gönderdik). "Ey kavmim!" dedi, "Yalnızca Allaha kulluk edin; Ondan başka tanrınız yok. Rabbinizden işte apaçık bir kanıt geldi size: "Allaha ait olan bu dişi deve bir nişanedir sizin için: öyleyse bırakın onu Allahın arzında otlasın ve sakın dokunmayın ona; yoksa çok can yakan bir azap yakalar sizi."

    Ahmed Hulusi

    Semud'a da kardeşleri Salih'i (irsal ettik). . . (O da): "Ey halkım! Allah'a kulluk edin. . . O'nun gayrı bir ilahınız olamaz. . . Size Rabbinizden apaçık bir kanıt geldi. . . İşte şu Allah'ın dişi devesi sizin için bir mucizedir! Bırakın onu, Allah'ın yeryüzünde yesin! (Sakın) ona bir kötülük düşünmeyin! Aksi takdirde acı bir azaba düşersiniz!"dedi.

    Ali Bulaç

    Semud (toplumuna da) kardeşleri Salih'i (gönderdik. Salih:) "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Size Rabbinizden apaçık bir belge (mucize) gelmiştir: Allah'ın bu dişi devesi size bir belgedir; onu salıverin de Allah'ın arzında otlasın, ona bir kötülükle dokunmayın, sonra sizi acı bir azab yakalar" dedi.

    Ali Özek ve heyeti

    Semûd kavmine de, kardeşleri Salih'i göndermiştik. O da kavmine şöyle) demişti: "Ey kavmim! Sizin için kendisinden başka ilâh bulunmayan Allah'a ibadet edin. Rabbinizden size apaçık bir delil gelmiştir. Bu, size bir mucize olmak üzere, Allah'ın devesidir. Onu, Allah'ın arzında kendi başına yiyip içmeye bırakın. Ona herhangi bir kötülük etmeyin; aksi halde, sizi elim bir azâp yakalar.

    Ali Rıza Safa

    Ve Semud'a, kardeşleri Salih'i gönderdik. Dedi ki: "Ey toplumum! Allah'a hizmet edin. Sizin için, O'ndan başka Tanrı yoktur. Efendinizden, size açık bir kanıt geldi. Allah'ın şu dişi devesi, sizin için bir göstergedir. Artık, onu bırakın; Allah'ın toprağında otlasın. Ona, bir kötülük yapmayın; yoksa acı bir ceza sizi yakalar!"

    Bayraktar Bayraklı

    Semud kavmine de kardeşleri Salih'i gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk ediniz. O'ndan başka tanrınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delil gelmiştir. O da, size bir mucize olarak Allah'ın şu devesidir. Onu bırakınız, Allah'ın arzında otlasın; ona kötülük etmeyiniz, sonra sizi elem verici bir azap yakalar."

    Edip Yüksel

    Semud halkına da kardeşleri Salih'i gönderdik. Dedi ki: "Ey halkım, ALLAH'a hizmet edin. O'ndan başka bir tanrınız yoktur. Efendinizden, size bir kanıt (beyyine) gelmiştir. Şu ALLAH'ın devesi sizin için bir işaret olacaktır. Onu bırakın, ALLAH'ın toprağında otlasın. Ona bir zarar vermeyin; yoksa sizi acı bir azap yakalar."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Semud halkına da kardeşleri Salih'i gönderdik. Dedi ki: 'Ey halkım, ALLAH'a kulluk edin. O'ndan başka bir tanrınız yoktur. Rabbinizden, size bir beyyine (kanıt) gelmiştir. Şu ALLAH'ın devesi sizin için bir işaret olacaktır. Onu bırakın, ALLAH'ın toprağında otlasın. Ona bir zarar vermeyin; yoksa sizi acı bir azap yakalar.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Semud kavmine de kardeşleri Salih'i gönderdik. Salih onlara: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, ondan başka hiçbir ilahınız yoktur. İşte size Rabbinizden açık bir mucize geldi. Bu size bir delil olmak üzere Allah'ın dişi devesidir, bırakın Allah'ı toprağında otlasın, ona bir fenalıkla dokunmayın; yoksa acı bir azaba uğrarsınız!" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Semud kavmine de kardeşleri Salih Peygamberi, ey kavmim! Dedi: Allaha kulluk edin, ondan başka bir ilahınız daha yok, işte size rabbınızdan açık bir mu'cize geldi, bu, Allahın nakası size bir ayet, bırakın onu Allahın Arzında otlasın, sakının ona bir fenalıkla dokunmayın ki sonra elim bir azaba uğrarsınız

    Erhan Aktaş

    Semud halkına da kardeşleri Salih'i gönderdik: "Ey halkım: Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka ilah yoktur. Rabb'inizden size bir beyyinat dipnot 1 gelmiştir. İşte şu Allah'ın dişi devesi, dipnot 2 sizin için bir ayettir. dipnot 3 Bırakın onu, Allah'ın arzında otlasın. Kötü bir amaçla ona yaklaşmayın. Yoksa sizi yakın bir azab yakalar." dedi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt içeren; açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi.
    2. metne dön, dipnot 2
      Herhangi bir kimseye ait olmayan, toplumun ortak malı olan. Sahibi toplum olan, deve.
    3. metne dön, dipnot 3
      Göstergedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Semud halkına da kardeşleri Salih'i gönderdik: "Ey halkım: Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka ilah yoktur. Rabb'inizden size bir beyyinat dipnot 1 gelmiştir. İşte şu Allah'ın dişi devesi dipnot 2 , sizin için bir ayettir. dipnot 3 Bırakın onu, Allah'ın arzında otlasın. Kötü bir amaçla ona yaklaşmayın. Yoksa sizi yakın bir azap yakalar." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt içeren; açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi.
    2. metne dön, dipnot 2
      Herhangi bir kimseye ait olmayan, toplumun ortak malı olan. Sahibi toplum olan, deve.
    3. metne dön, dipnot 3
      Göstergedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Semud'a da kardeşleri Salih'i gönderdik: "Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Size Rabb'inizden açık kanıt geldi. İşte şu Allah'ın dişi devesi dipnot 1 size bir ayettir. dipnot 2 Onu bırakın, Allah'ın arzında yesin, ona bir kötülük etmeyin, yoksa sizi can yakıcı bir azap yakalar." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her hangi bir kimseye ait olmayan, toplumun ortak malı olan. Sahibi toplum olan, deve.
    2. metne dön, dipnot 2
      Göstergedir.

    Gültekin Onan

    Semud (kavmine de) kardeşleri Salih'i (gönderdik. Salih:) "Ey kavmim, Tanrı'ya kulluk edin, sizin O'ndan başka Tanrınız yoktur. Size rabbinizden apaçık bir delil gelmiştir: Tanrı'nın bu dişi devesi size bir ayettir; onu salıverin de Tanrı'nın arzında otlasın, ona bir kötülükle dokunmayın, sonra sizi acı bir azab yakalar" dedi.

    Hasan Basri Çantay

    Semud (kavmine) de kardeşleri Saalihi (gönderdik). De ki: "Ey kavmim, Allaha kulluk edin. Sizin Ondan başka hiç bir Tanrınız yokdur. Size Rabbinizden apaçık bir mu'cize gelmişdir. İşte size bir alamet olmak üzere Allahın şu dişi devesi! Onu (kendi haaline) bırakın, Allahın arzında otlasın. Ona bir fenalıkla dokunmayın. Sonra sizi acıklı bir azab yakalar".

    İbni Kesir

    Semud'a da kardeşleri Salih'i. Dedi ki: Ey kavmim; Allah'a ibadet edin, sizin için O'ndan başka hiç bir ilah yoktur. Size Rabbınızdan açık bir burhan gelmiştir. İşte size bir ayet olarak Allah'ın dişi devesi. Onu bırakın da Allah'ın toprağında otlasın. Ona bir kötülükle dokunmayın. Yoksa sizi elim bir azab yakalar.

    Mehmet Alagaş

    (73-79) Semud’a kardeşleri Salih ’i gönderdik. Dedi ey kavmim , Allah’a ibadet edin ondan gayrı size ilah yok , Hakikaten size Rabbinizden apaçık bir delil geldi, bu Allah’ın devesidir, sizin için bir ayettir. Bırakın / salın onu , Allah’ın arzında yesin, kötülükle ona dokunmayın , böylesi bir durumda sizi acı veren bir azap alır. Hatırlayın ki sizleri Ad kavmi sonrasının devralanları / halifeleri yaptı (Amalikalılar) sizi arzda yerleştirdi, düzlüklerinde / ovalarında , kasırlar / köşkler ediniyorsunuz, dağları ev olarak yontuyorsunuz, Allah’ın nimetlerini hatırlayın , arzda bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın. Onun kavminden büyüklenen seçkinler / ileri gelenler biçare düşkünlerden / mustazaflardan iman edenlere dediler ki, Salih’in Rabbinden gönderildiğini kesin olarak biliyor musunuz ki? Dediler ki O’nun gönderildiğine kesinlikle inananlarız. Büyüklenenler dediler ki , sizin inandığınızı da bizler , kesinlikle inkâr ediyoruz. Deveyi kestiler / dizleri üzere boğazladılar, Rablerinin emrine karşı geldiler / diklendiler ve dediler ki ey Salih, eğer gönderilenlerden isen vadettiğini bize getir. Gürültülü bir ses onları aldı, evlerinde çöküp kalmış sabahladılar. Onlardan yüz çevirerek dedi ki ey kavmim gerçekten ben size Rabbimin mesajını / risalesini bildirdim, size öğüt verdim / nasihatte bulundum ve lakin / ne yazık ki sizler nasihatçileri sevmiyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Semûd kavmine de kardeşleri Salih'i gönderdik. Onlara dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Sizin O'ndan başka bir ilahınız yoktur. Rabbinizden size apaçık bir delil geldi. Allah’ın bu dişi devesi, sizin için bir mucizedir. Onu bırakın, Allah’ın toprağında otlasın, ona bir kötülük etmeyin. Yoksa sizi acı bir azap yakalar.”

    Süleyman Ateş

    Semud(kavmin)e de kardeşleri Salih'i (gönderdik): "Ey kavmim dedi, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka tanrınız yoktur. Size Rabbinizden açık delil geldi. İşte şu, Allah'ın devesi, size bir mu'cizedir; bırakın onu Allah'ın arzından yesin (içsin), sakın ona bir kötülük etmeyin, yoksa sizi acı bir azab yakalar."

    Süleymaniye Vakfı

    Semud halkına da kardeşleri Salih'i gönderdik dipnot 1 . Dedi ki: "Ey halkım! Allah'a kulluk edin; sizin ondan başka ilahınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir belge geldi. İşte size bir ayet/ mucize olarak Allah'ın dişi devesi! Rahat bırakın, Allah'ın toprağında otlasın. Ona kötülük etmeyin, yoksa sizi acıklı bir azap yakalar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Salih Aleyhisselamın kıssası hakkında ayrıntılı bilgi için bkz: Hud 11/61-68, Hicr 15/80-84, Şuara 26/141-159, Neml 27/45-53, Fussilet 41/17-18, Zariyat 51/43-45, Kamer 54/23-31, Hakka 69/4-5, Şems 91/11-15.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Semud halkına da kardeşleri Salih'i elçi gönderdik. Dedi ki "Ey halkım! Allah'a kul olun; sizin başka ilahınız yoktur. Bakın, size Rabbinizden mucize olmak üzere bir belge geldi. İşte Allah'ın dişi devesi; bırakın Allah'ın toprağında otlasın. Ona kötü niyetle dokunmayın, yoksa sizi acıklı bir azap çarpar.

    Şaban Britch

    Semûd kavmine de kardeşleri Salih'i gönderdik. (Salih, onlara) dedi ki: Ey kavmim, (yalnızca) Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka bir ilahınız yoktur. Rabbinizden size apaçık bir bir delil/mucize ulaştı. Bu, Allah’ın dişi devesi, sizin için bir mucizedir. Onu bırakın, Allah’ın toprağında otlasın, ona bir kötülük etmeyin. Sonra sizi acı bir azap yakalar.

    Şaban Piriş

    Semud kavmine de kardeşleri Salihi gönderdik. (Salih, onlara) dedi ki: -Ey kavmim, Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka bir ilahınız yoktur. İşte Rabbinizden kesin bir delil: Bu, Allah'ın dişi devesi, sizin için bir mucizedir. Onu bırakın, Allah'ın toprağında otlasın, ona bir kötülük etmeyin. Sonra sizi acı bir azap yakalar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Semud'a da kardeşleri Salih'i gönderdik. Dedi ki: "Ey toplumum! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka ilahınız yok. Size Rabbinizden bir beyyine/açık bir kanıt gelmiştir. İşte şu, Allah'ın devesi. Sizin için bir mucize. Rahat bırakın onu, Allah'ın toprağında otlasın. Kötü bir niyetle dokunmayın ona. Yoksa korkunç bir azap yakalar sizi."

  2. A'râf suresi, 74. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 74. ayet. وَٱذْكُرُوٓا۟ إِذْ جَعَلَكُمْ خُلَفَآءَ مِنۢ بَعْدِ عَادٍ وَبَوَّأَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ تَتَّخِذُونَ مِن سُهُولِهَا قُصُورًا وَتَنْحِتُونَ ٱلْجِبَالَ بُيُوتًا فَٱذْكُرُوٓا۟ ءَالَآءَ ٱللَّهِ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ

    Diyanet İşleri

    "Hatırlayın ki Allah Ad kavminden sonra, sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. Yerin ovalarında köşkler kuruyor, dağları oyup evler yapıyorsunuz. Artık Allah'ın nimetlerini anın da yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."

    Mehmet Okuyan

    (Allah'ın) Âd (kavmin)den sonra sizi halifeler (sorumlular) kıldığını ve yeryüzüne (bu topraklara) yerleştirdiğini hatırlayın! Ovalarında köşkler ediniyor ve dağlarından evler yontuyorsunuz. dipnot 1 Allah'ın nimetlerini hatırlayın ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın!"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ad kavminin yaşadığı bölge Arabistan'ın güneyinde Ahkâf adıyla bilinen Umman ve Hadramevt taraflarıydı. Semûd kavmi ise Arabistan'ın kuzeyinde yaşamıştı. Semûd kavminin yaşadığı bölge bugün Medâin-i Sâlih adıyla bilinen ve Arabistan'ın kuzeyindeki Hicr bölgesidir. Kastedilen yöre Hz. Salih'in kavminin yaşadığı ve kayalardan oyularak şekillendirilen kaya şehirdir. Burada yaşamaları Yüce Allah'ın bir lütfuydu ve Hz. Salih de onlara bu nimeti hatırlamalarını öğütlemekteydi. Demek ki Semûd kavmi Ad kavminin yaşadığı topraklara yerleştirilmemişti; onların helakinden sonra yaşadıkları bölgenin sorumluları oldukları hatırlatılmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Hem hatırlayın Ad'ın ardından O'nun sizi nasıl (uygarlığa) varis kıldığını ve şu malum yerde sizi yerleştirdiğini! (Siz ki) buranın düzlüklerinde köşkler inşa edip, dağlarındaki (kayalardan) evler yontarsınız. Artık hatırlayın Allah'ın nimetlerini de, kötülüğü yaygınlaştırarak ahlaki çürümeye meydan vermeyin!"

    Muhammed Esed

    "Ve hatırlayın, sizi nasıl 'Ad (toplumunun) yerine getirdi O; ve ovalarında kendinize konaklar yükseltip dağlarını yontarak evler yapabilesiniz diye yeryüzünde sizi nasıl sağlamca yerleştirdi. Öyleyse, anın Allahın nimetini de yeryüzünde bozgunculuk yapıp karanlığa yol açmayın."

    Ahmed Hulusi

    "Hani sizi, Ad'dan sonra halifeler kıldı ve sizi arzda yerleştirdi. . . Ovalarından köşkler ediniyor ve dağlarını da yontup evler oluşturuyorsunuz! (O halde) Allah'ın bu nimetlerini hatırlayıp düşünün; bozguncular olarak yeryüzünde taşkınlık yapmayın. "

    Ali Bulaç

    "(Allah'ın) Ad (kavminden) sonra sizi halifeler kıldığını ve sizi yeryüzünde (güç ve servetle) yerleştirdiğini hatırlayın. Ki onun düzlüklerinde köşkler kuruyor, dağlardan evler yontuyordunuz. Şu halde Allah'ın nimetlerini hatırlayın, yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın."

    Ali Özek ve heyeti

    Düşünün ki, (Allah) Âd kavminden sonra yerlerine sizi getirdi. Ve yeryüzünde sizi yerleştirdi: Onun düzlüklerinde saraylar yapıyorsunuz, dağlarında evler yontuyorsunuz. Artık Allah'ın nimetlerini hatırlayın da yeryüzünde fesatçılar olarak karışıklık çıkarmayın.

    Ali Rıza Safa

    "Âd'dan sonra, onların yerine sizi getirdiğini ve sizi yeryüzünde yerleştirdiğini hatırlayın. Ovalarında konaklar yapıyor, dağlarında evler yontuyorsunuz. Artık, Allah'ın nimetlerini anın ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın!"

    Bayraktar Bayraklı

    Düşününüz ki Allah, Ad kavminden sonra, yerlerine sizi getirdi. Yeryüzünde sizi yerleştirdi. Onun düzlüklerinde saraylar yapıyorsunuz, dağlarında evler yontuyorsunuz. Artık Allah'ın nimetlerini hatırlayınız da yeryüzünde bozgunculuk yapmayınız.

    Edip Yüksel

    "Ad halkından sonra sizi varisler kıldığını hatırlayın. Sizi yeryüzüne yerleştirdi. Düzlüklerinde köşkler kurup dağlarında evler yontuyorsunuz. ALLAH'ın nimetlerini hatırlayın da yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."Elçiyi Mesajından Tanıyorlar

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ad halkından sonra sizi varisler kıldığını hatırlayın. Sizi yeryüzüne yerleştirdi. Düzlüklerinde köşkler kurup dağlarında evler yontuyorsunuz. ALLAH'ın nimetlerini hatırlayın da yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve düşünün ki, O, sizi Ad kavminden sonra onların yerine getirdi; sizi bu topraklarda yerleştirdi ovalarında köşkler kuruyor, dağlarında evler yontuyorsunuz. Artık hep, Allah'ın nimetlerini anın yeryüzünü bozgunculuk yaparak berbat etmeyin!" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve düşünün ki o, sizi Adden sonra hulefa yaptı ve bu Arzda sizi yerleştirdi, düzlüklerinden köşkler ediniyorsunuz ve dağlarından evler yontuyorsunuz, artık hep Allahın eltafını zikredin de yer yüzünü fesadcılıkla berbad etmeyin

    Erhan Aktaş

    "Hatırlayın! Ad'dan sonra sizi halifeler yapıp yeryüzüne yerleştirdi. O'nun ovalarında köşkler yapıyor, dağlarını yontup evler yapıyorsunuz. Allah'ın nimetlerini düşünün de yeryüzünde bozgunculuk yapıp karışıklık çıkarmayın."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Hatırlayın! Âd'dan sonra sizi halifeler yapıp yeryüzüne yerleştirdi. O'nun ovalarında köşkler yapıyor, dağlarını yontup evler yapıyorsunuz. Allah'ın nimetlerini düşünün de yeryüzünde bozgunculuk yapıp karışıklık çıkarmayın."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hatırlayın! Ad'dan sonra sizi halifeler yapıp yeryüzüne yerleştirdi. O'nun ovalarında köşkler yapıyor, dağlarını yontup evler yapıyorsunuz. Allah'ın nimetlerini düşünün de, yeryüzünde bozgunculuk yapıp karışıklık çıkarmayın.

    Gültekin Onan

    (Tanrı'nın) Ad (kavminden) sonra sizi halifeler kıldığını ve sizi yeryüzünde (güç ve servetle) yerleştirdiğini hatırlayın. Ki onun düzlüklerinde köşkler kuruyor, dağlardan evler yontuyordunuz. Şu halde Tanrı'nın nimetlerini hatırlayın, yeyüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın."

    Hasan Basri Çantay

    "Düşünün ki (Allah) sizi Ad'den sonra hükümdarlar yapdı. Yer yüzünde sizi yerleşdirdi. Ovalarından köşkler yapıyor, dağlarından evler yontuyorsunuz. Artık (hepiniz) Allahın lütuflarını anın, yer yüzünde fesadcılar olub taşkınlık yapmayın.

    İbni Kesir

    Düşününüz ki; O, sizi Ad kavminden sonra halifeler yaptı, yeryüzüne sizi yerleştirdi. Ovalarından köşkler yapıyor, dağlarından evler yontuyorsunuz. Artık Allah'ın nimetlerini anın. Yeryüzünde fesadçılar olarak taşkınlık yapmayın.

    Mehmet Alagaş

    (73-79) Semud’a kardeşleri Salih ’i gönderdik. Dedi ey kavmim , Allah’a ibadet edin ondan gayrı size ilah yok , Hakikaten size Rabbinizden apaçık bir delil geldi, bu Allah’ın devesidir, sizin için bir ayettir. Bırakın / salın onu , Allah’ın arzında yesin, kötülükle ona dokunmayın , böylesi bir durumda sizi acı veren bir azap alır. Hatırlayın ki sizleri Ad kavmi sonrasının devralanları / halifeleri yaptı (Amalikalılar) sizi arzda yerleştirdi, düzlüklerinde / ovalarında , kasırlar / köşkler ediniyorsunuz, dağları ev olarak yontuyorsunuz, Allah’ın nimetlerini hatırlayın , arzda bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın. Onun kavminden büyüklenen seçkinler / ileri gelenler biçare düşkünlerden / mustazaflardan iman edenlere dediler ki, Salih’in Rabbinden gönderildiğini kesin olarak biliyor musunuz ki? Dediler ki O’nun gönderildiğine kesinlikle inananlarız. Büyüklenenler dediler ki , sizin inandığınızı da bizler , kesinlikle inkâr ediyoruz. Deveyi kestiler / dizleri üzere boğazladılar, Rablerinin emrine karşı geldiler / diklendiler ve dediler ki ey Salih, eğer gönderilenlerden isen vadettiğini bize getir. Gürültülü bir ses onları aldı, evlerinde çöküp kalmış sabahladılar. Onlardan yüz çevirerek dedi ki ey kavmim gerçekten ben size Rabbimin mesajını / risalesini bildirdim, size öğüt verdim / nasihatte bulundum ve lakin / ne yazık ki sizler nasihatçileri sevmiyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Âd kavminin ardından sizi halifeler yaptığını, ovalarında köşkler kurup dağlarında evler inşa ettiğiniz bu topraklara yerleştirdiğini hatırlayın. Allah’ın nimetlerini düşünün de, yeryüzünde bozgunculuk yaparak taşkınlık etmeyin!

    Süleyman Ateş

    "Düşünün ki (Allah), Ad'dan sonra sizi hükümdarlar yaptı ve yeryüzünde sizi yerleştirdi: Onun düzlüklerinde saraylar ediniyorsunuz, dağlarını yontup evler yapıyorsunuz, artık Allah'ın ni'metlerini hatırlayın da yeryüzünde bozgunculuk yapıp karışıklık çıkarmayın.

    Süleymaniye Vakfı

    Hatırlasanıza; Allah, Ad halkından sonra onların yerine sizi getirdi ve bu topraklara yerleştirdi. Buranın düzlüklerinde köşkler kuruyor, dağlarını oyup evler yapıyorsunuz. Allah'ın nimetlerini aklınızdan çıkarmayın. Bozgunculuk yaparak ortalığı birbirine katmayın."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hatırlasanıza; Ad halkının ardından onların yerine sizi getirdi ve o toprağa yerleştirdi. Şimdi O'nun ovalarında köşkler kuruyor, dağlarını oyup evler yapıyorsunuz. Allah'ı (nimetlerini) hatırlayın da ortalığı birbirine katıp doğal düzeni bozmayın."

    Şaban Britch

    Âd kavminden sonra sizi halifeler yaptığını, ovalarında köşkler kurup, dağlarında evler inşa ettiğiniz bu topraklara yerleştirdiğini bir hatırlayın. Allah’ın nimetlerini düşünün de yeryüzünde bozgunculuk yaparak taşkınlık etmeyin!

    Şaban Piriş

    -Ad kavminden sonra sizi halifeler yaptığını, ovalarında köşkler kurup, dağlarında evler inşa ettiğiniz bu topraklara yerleştirdiğini bir hatırlayın. Allah'ın nimetlerini düşünün de yeryüzünde bozgunculuk yaparak taşkınlık etmeyin!

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Hatırlayın ki, Allah sizi Ad'dan sonra halefler yaptı ve yeryüzünde sizi yerleştirdi. O'nun düzlüklerinde saraylar kuruyorsunuz, dağlarını yontup ev yapıyorsunuz. Artık Allah'ın nimetlerini anın da fesat çıkararak yeryüzünü berbat etmeyin."

  3. A'râf suresi, 75. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 75. ayet. قَالَ ٱلْمَلَأُ ٱلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦ لِلَّذِينَ ٱسْتُضْعِفُوا۟ لِمَنْ ءَامَنَ مِنْهُمْ أَتَعْلَمُونَ أَنَّ صَٰلِحًا مُّرْسَلٌ مِّن رَّبِّهِۦ قَالُوٓا۟ إِنَّا بِمَآ أُرْسِلَ بِهِۦ مُؤْمِنُونَ

    Diyanet İşleri

    Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, küçük görülüp ezilen inanmışlara, "Siz, Salih'in, Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu (sahiden) biliyor musunuz?" dediler. Onlar da, "Biz şüphesiz onunla gönderilene inananlarız" dediler.

    Mehmet Okuyan

    Kavminden kibirli yöneticiler zayıf düşürülmüşlere yani içlerinden iman edenlere "Siz Salih'in Rabbinden gönderilen bir (elçi) olduğunu (gerçekten) biliyor (buna inanıyor) musunuz?" diye sormuşlardı. Onlar da "Şüphesiz ki biz onunla gönderilen her şeye inanıyoruz." demişlerdi. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ve benzer örneklerde sözü edilen "zayıf düşürülenler" her zaman bu baskıya boyun eğmiş de değillerdir. Nitekim Firavun'un karşısına dikilen büyücüler son derece net bir iman duruşu ortaya koymuş ve Firavun'un tehditlerine aldırış etmemişlerdi. İşte bu ayette de durum aynıdır. Semûd kavminin azgın yöneticileri içlerinden iman etmiş ve zayıf düşürülmüş müminlere soru sormuşlar ve belki de hiç tahmin etmedikleri bir cevapla karşılamışlardı.

    Mustafa İslamoğlu

    Toplumun güçsüzlere karşı büyüklük taslayan seçkinleri, ezilenler arasındaki inanan kimselere dediler ki: "Siz Salih'in Rabbi tarafından gönderildiğine inanıyor musunuz?" Onlar "Elbette" dediler, "biz onunla gönderilene de iman etmiş kişileriz!"

    Muhammed Esed

    Güçsüz görülenlere karşı küstahça büyüklük taslayan toplumun ileri gelenleri inananlara: "Siz Salihin (gerçekten) Rabbinin katından gönderildiğinden emin misiniz?" dediler. Onlar da: "Elbette inanıyoruz onun getirdiği habere" diye cevap verdiler.

    Ahmed Hulusi

    (Salih'in) halkı içindeki kendini beğenmiş ileri gelenleri, aralarında zayıf durumda bulunan iman edenlere: "Salih'in, Rabbinden irsal olmuş biri olduğuna iman ediyor musunuz?" dediler. . . (Onlar da): "Doğrusu biz onunla irsal olunana (sanki bize irsal olmuşçasına) iman edenleriz" dediler.

    Ali Bulaç

    Kavminin önde gelenlerinden büyüklük taslayanlar (müstekbirler), içlerinden iman edip de onlarca zayıf bırakılanlara (müstaz'aflara) dediler ki: "Salih'in gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?" Onlar: "Biz gerçekten onunla gönderilene inananlarız." dediler.

    Ali Özek ve heyeti

    Kavminin ileri gelenlerinden büyüklük taslayanlar, içlerinden zayıf görülen inananlara dediler ki: "Siz Salih'in, Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?" Onlar da: "Şüphesiz biz onunla ne gönderilmişse ona inananlarız", dediler.

    Ali Rıza Safa

    Toplumu arasındaki büyüklük taslayanların ileri gelenleri, güçsüz bırakılmış inananlara, şöyle dediler: "Salih'in, Efendisinden gönderildiğine gerçekten güveniyor musunuz?" Dediler ki: "Aslında, Onunla gönderilene inanıyoruz!"

    Bayraktar Bayraklı

    Kavminin ileri gelenlerinden büyüklük taslayanlar, içlerinden zayıf gördükleri inananlara dediler ki: "Siz Salih'in, Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?" Onlar da,"Şüphesiz biz onunla ne gönderilmişse ona inananlarız" dediler.

    Edip Yüksel

    Halkının büyüklük taslayan ileri gelenleri, aşağılayıp zulmettikleri iman edenlere, "Salih'in gerçekten Efendisi tarafından gönderilmiş olduğunu nereden biliyorsunuz" dediler. Onlar da: "Biz onun getirdiği mesajı onaylıyoruz" dediler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Halkının büyüklük taslayan ileri gelenleri, aşağılayıp zulmettikleri inananlara, 'Salih'in gerçekten Rabbi tarafından gönderilmiş olduğunu nereden biliyorsunuz,' dediler. Onlar da: 'Biz onun getirdiği mesaja inanıyoruz,' dediler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kavminin içinde kibirlerine yediremeyen cumhur cemaat =ileri gelenler, hırpalanmakta olanlardan iman etmiş olanlara: "Siz, Salih'in gerçekten Rabbi tarafından gönderilmiş olduğunu biliyor musunuz?" dediler. Onlar: "Doğrusu biz, onun gönderildiği şeye inanıyoruz!" dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kavmi içinden kibirlerine yediremiyen cumhur cemaat o hırpalanmakta olanlara, onlardan iyman eden kimselere, siz, dediler, Salihin hakıkaten rabbı tarafından gönderilmiş olduğunu biliyormusunuz? Biz, dediler: doğrusu onun gönderildiği şeye mü'minleriz

    Erhan Aktaş

    Halkının büyüklük taslayan meleleri, dipnot 1 içlerinden iman eden mustezaf'lara: dipnot 2 "Siz, Salih'in, Rabb'i tarafından gönderilmiş olduğundan emin misiniz?" dediler. Onlar da: "Biz, onunla gönderilen her şeye iman edenlerdeniz." dediler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları/ruhban sınıfı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Güçsüz bırakılmışlar, ezilmişler, kimsesizler, çaresizler, küçümsenenler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Halkının büyüklük taslayan meleleri dipnot 1 , içlerinden iman eden mustezaf'lara dipnot 2 : "Siz, Salih'in, Rabb'i tarafından gönderilmiş olduğundan emin misiniz?" dediler. Onlar da: "Biz, onunla gönderilen her şeye iman edenlerdeniz." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları/ruhban sınıfı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Güçsüz bırakılmışlar, ezilmişler, kimsesizler, çaresizler, küçümsenenler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Halkından ileri gelen müstekbirler dipnot 1 , içlerinden iman eden mustazaf'lara dipnot 2 : "Siz, Salih'in, Rabb'i tarafından gönderilmiş olduğundan emin misiniz?" dediler. Onlar da: "Biz, onunla gönderilen her şeye iman edenlerdeniz." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Büyüklük taslayan/kibirlenenler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Güçsüz olan, zayıf ve hor görülen, küçümsenen.

    Gültekin Onan

    Kavminin önde gelenlerinden büyüklük taslayanlar (büyüklenenler), içlerinden inanıp da onlarca zayıf bırakılanlar (müstazaflara) dediler ki: "Salih'in gerçekten rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?" Onlar: "Biz gerçekten onunla gönderilene inançlılarız / inançlı olanlarız" dediler.

    Hasan Basri Çantay

    Onun kavminden (iman etmeyi) kibirlerine yediremeyen ileri gelenleri de kendilerince hor görünenlere, onların içinden iman edenlere şöyle dedi (ler): "Siz, Saalihin gerçekden Rabbi katından gönderilmiş bir peygamber olduğunu biliyor musunuz"? Onlar da: "Biz, dediler, doğrusu onunla ne gönderildiyse ona iman edicileriz".

    İbni Kesir

    Onun kavminden büyüklük taslayan ileri gelenleri; kendilerine hor görünenlere içlerinden iman edenlere: Siz; Salih'in gerçekten Rabbı tarafından gönderilmiş olduğuna inanıyor musunuz? dediler. Onlar da dediler ki: Doğrusu biz, onunla gönderilene inanıyoruz.

    Mehmet Alagaş

    (73-79) Semud’a kardeşleri Salih ’i gönderdik. Dedi ey kavmim , Allah’a ibadet edin ondan gayrı size ilah yok , Hakikaten size Rabbinizden apaçık bir delil geldi, bu Allah’ın devesidir, sizin için bir ayettir. Bırakın / salın onu , Allah’ın arzında yesin, kötülükle ona dokunmayın , böylesi bir durumda sizi acı veren bir azap alır. Hatırlayın ki sizleri Ad kavmi sonrasının devralanları / halifeleri yaptı (Amalikalılar) sizi arzda yerleştirdi, düzlüklerinde / ovalarında , kasırlar / köşkler ediniyorsunuz, dağları ev olarak yontuyorsunuz, Allah’ın nimetlerini hatırlayın , arzda bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın. Onun kavminden büyüklenen seçkinler / ileri gelenler biçare düşkünlerden / mustazaflardan iman edenlere dediler ki, Salih’in Rabbinden gönderildiğini kesin olarak biliyor musunuz ki? Dediler ki O’nun gönderildiğine kesinlikle inananlarız. Büyüklenenler dediler ki , sizin inandığınızı da bizler , kesinlikle inkâr ediyoruz. Deveyi kestiler / dizleri üzere boğazladılar, Rablerinin emrine karşı geldiler / diklendiler ve dediler ki ey Salih, eğer gönderilenlerden isen vadettiğini bize getir. Gürültülü bir ses onları aldı, evlerinde çöküp kalmış sabahladılar. Onlardan yüz çevirerek dedi ki ey kavmim gerçekten ben size Rabbimin mesajını / risalesini bildirdim, size öğüt verdim / nasihatte bulundum ve lakin / ne yazık ki sizler nasihatçileri sevmiyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O’nun kavminden büyüklük taslayanların ileri gelenleri, içlerinden zayıf gördükleri iman edenlere şöyle dediler: "Salih’in gerçekten Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu biliyor musunuz?" Onlar da dediler ki: "Biz, şüphesiz onunla gönderilene iman ediyoruz."

    Süleyman Ateş

    Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler, içlerinden zayıf görülen inananlara: "Siz, dediler, Salih'in, gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?" (Onlar da): "(Evet), doğrusu biz onunla gönderilene inananlarız!" dediler.

    Süleymaniye Vakfı

    Halkının büyüklük taslayan ileri gelenleri, ezilenlere, onlardan inanmış olanlara şöyle dediler: "Siz Salih'in, gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini mi sanıyorsunuz!" Dediler ki: "Biz onunla gönderilene inanıp güveniyoruz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Halkının kendini büyük gören önderleri, güçsüz saydıkları kişilere; onların inanmış olanlarına şöyle dediler: "Siz Salih'i, gerçekten Rabbi tarafından elçi olarak gönderilmiş biri mi sanıyorsunuz?" Dediler ki "Evet. Biz onunla gönderilmiş her şeye inanıp güveniriz."

    Şaban Britch

    O’nun kavminden büyüklük taslayan ileri gelenleri de, hor gördükleri halktan iman edenlere sordular: Salih’in gerçekten Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu biliyor musunuz? Onlar da şöyle dediler: Biz, O'nunla gönderilenlere iman eden kimseleriz.

    Şaban Piriş

    O'nun kavminden büyüklük taslayan ileri gelenleri de, hor gördükleri halktan iman edenlere sordular: -Salih'in gerçekten Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu biliyor musunuz? Onlar da şöyle dediler: -Biz, Onunla gönderilenlere iman ediyoruz!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Toplumunun kibre saplanmış kodamanları, içlerinden inanıp da baskı altında tutularak ezilenlere şöyle dediler: "Siz Salih'in gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?" Onlar: "Onun aracılığıyla gönderilene gerçekten inanıyoruz." dediler.

  4. A'râf suresi, 76. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 76. ayet. قَالَ ٱلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوٓا۟ إِنَّا بِٱلَّذِىٓ ءَامَنتُم بِهِۦ كَٰفِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Büyüklük taslayanlar, "Şüphesiz biz sizin inandığınız şeyi inkar edenleriz" dediler.

    Mustafa İslamoğlu

    Büyüklük taslayanlarsa: "Biz" dediler, "Sizin iman etmeye değer bulduğunuz şeyin inkarcısıyız!"

    Muhammed Esed

    Büyüklük peşinde olanlarsa: "Bakın" dediler, "sizin o kadar emin olduğunuz şeyi biz asla doğru bulmuyoruz!"

    Ahmed Hulusi

    O kendini beğenmiş kibirliler: "Gerçek ki, biz sizin o iman ettiğinizi, inkar edenleriz" dediler.

    Ali Bulaç

    Büyüklük taslayanlar (müstekbirler de şöyle) dedi: "Biz de, gerçekten sizin inandığınızı tanımayanlarız."

    Ali Özek ve heyeti

    Büyüklük taslayanlar dediler ki: «Biz de sizin inandığınızı inkâr edenleriz.»

    Ali Rıza Safa

    Büyüklük taslayanlar, şöyle dediler: "Aslında, sizin inandığınız şeyi inkar ediyoruz!"

    Bayraktar Bayraklı

    Büyüklük taslayanlar, "Biz de sizin inandığınızı inkar edenleriz" dediler.

    Edip Yüksel

    Büyüklük taslayanlar, "Biz, sizin onayladığınız şeyi inkar ediyoruz" dediler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Büyüklük taslayanlar, 'Biz, sizin inandığınız şeyi inkar ediyoruz,' dediler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O kibirlerine yediremeyenler: "Doğrusu biz, sizin inandığınız şeye inanmıyoruz!" dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O kibirlerine yediremiyenler doğrusu, dediler: biz o sizin iyman ettiğiniz şeye kafirleriz

    Erhan Aktaş

    Büyüklük taslayan kimseler de dediler ki: "Biz de sizin iman ettiğiniz şeyi kesin olarak küfredenleriz. dipnot 1 "

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 7:66. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Büyüklük taslayan kimseler de dediler ki: "Biz de sizin iman ettiğiniz şeyi kesin olarak inkar edenleriz."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Büyüklük taslayan kimseler de dediler ki: "Biz de sizin iman ettiğiniz şeyi kesin olarak küfredenlerdeniz dipnot 1 ."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnkar edenleriz.

    Gültekin Onan

    Büyüklenenler (şöyle) dedi: "Biz de gerçekten sizin inandığınıza küfredenleriz."

    Hasan Basri Çantay

    (Yine) o kibirlenen kimseler: "Biz, doğrusu o sizin iman etdiğinizi inkar ile kafir olanlarız" dedi (ler).

    İbni Kesir

    Büyüklük taslayanlar dediler ki: Biz, doğrusu sizin iman ettiğinizi inkar edenleriz.

    Mehmet Alagaş

    (73-79) Semud’a kardeşleri Salih ’i gönderdik. Dedi ey kavmim , Allah’a ibadet edin ondan gayrı size ilah yok , Hakikaten size Rabbinizden apaçık bir delil geldi, bu Allah’ın devesidir, sizin için bir ayettir. Bırakın / salın onu , Allah’ın arzında yesin, kötülükle ona dokunmayın , böylesi bir durumda sizi acı veren bir azap alır. Hatırlayın ki sizleri Ad kavmi sonrasının devralanları / halifeleri yaptı (Amalikalılar) sizi arzda yerleştirdi, düzlüklerinde / ovalarında , kasırlar / köşkler ediniyorsunuz, dağları ev olarak yontuyorsunuz, Allah’ın nimetlerini hatırlayın , arzda bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın. Onun kavminden büyüklenen seçkinler / ileri gelenler biçare düşkünlerden / mustazaflardan iman edenlere dediler ki, Salih’in Rabbinden gönderildiğini kesin olarak biliyor musunuz ki? Dediler ki O’nun gönderildiğine kesinlikle inananlarız. Büyüklenenler dediler ki , sizin inandığınızı da bizler , kesinlikle inkâr ediyoruz. Deveyi kestiler / dizleri üzere boğazladılar, Rablerinin emrine karşı geldiler / diklendiler ve dediler ki ey Salih, eğer gönderilenlerden isen vadettiğini bize getir. Gürültülü bir ses onları aldı, evlerinde çöküp kalmış sabahladılar. Onlardan yüz çevirerek dedi ki ey kavmim gerçekten ben size Rabbimin mesajını / risalesini bildirdim, size öğüt verdim / nasihatte bulundum ve lakin / ne yazık ki sizler nasihatçileri sevmiyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Büyüklük taslayanlar ise; "Biz sizin iman ettiğinize karşı kâfiriz." dediler.

    Süleyman Ateş

    Büyüklük taslayanlar: "Biz, sizin inandığınızı inkar edenleriz!" dediler.

    Süleymaniye Vakfı

    Kendilerini büyük görenler: "Biz de sizin inandıklarınızı yok sayıyoruz" dediler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendilerini büyük görenler: "Biz de sizin inancınızı tanımıyoruz" dediler.

    Şaban Britch

    Büyüklük taslayanlar ise: Biz de sizin iman ettiklerinize küfredenleriz, dediler.

    Şaban Piriş

    Büyüklük taslayanlar ise: -Biz de sizin iman ettiklerinizi tanımıyoruz, dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kibre sapanlar şöyle konuştu: "Biz sizin inandığınızı inkar edenleriz."

  5. A'râf suresi, 77. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 77. ayet. فَعَقَرُوا۟ ٱلنَّاقَةَ وَعَتَوْا۟ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِمْ وَقَالُوا۟ يَٰصَٰلِحُ ٱئْتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

    Diyanet İşleri

    Nihayet deveyi kestiler, Rablerinin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir" dediler.

    Mehmet Okuyan

    Rablerinin emrinden çıkarak o dişi deveyi boğazlamış dipnot 1 ve "Ey Salih! Elçilerdensen bize vadettiğini bize getir!" demişlerdi.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Konuyla ilgili ayetlerde geçen [‘akarû] fiili, "hayvanın ayaklarının kesilerek veya kırılarak yere düşürülmesi, sonra da boğazlanması" anlamına gelmektedir. Bu tür bir işkenceyle hayvan boğazlama işleminin, İslam öncesi Araplarda da var olduğu ifade edilmektedir. Benzer mesajlar: Hûd 11:65; Şu‘arâ 26:157; Kamer 54:29; Şems 91:14.

    Mustafa İslamoğlu

    En sonunda dişi deveyi işkenceyle, vahşice katlettiler ve Rablerinin buyruğuna karşı geldiler; üstelik dediler ki: "Ey Salih! Eğer peygamberlerden biri olduğun gerçekse, haydi getir şu bizi tehdit ettiğin azabı!"

    Muhammed Esed

    Ve böyle (diyerek) dişi deveyi yatırıp hunharca kestiler, Rablerinin buyruğuna burun kıvırıp sırt çevirdiler. Ve (bununla da kalmayıp): "Ey Salih," dediler, "eğer gerçekten Allahın elçilerinden biriysen, haydi getir şu bizi korkutup durduğun azabı!"

    Ahmed Hulusi

    (Derken) dişi deveyi vahşice boğazladılar, Rablerinin emrine itaattan çıktılar ve: "Ey Salih. . . Eğer Rasullerden isen, bizi tehdit ettiğin azabı getir" dediler.

    Ali Bulaç

    Böylelikle dişi deveyi öldürdüler ve Rablerinin emrine karşı çıkıp (Salih'e de şöyle) dediler: "Ey Salih, eğer gerçekten gönderilenlerden (bir peygamber) isen, vaadettiğin şeyi getir, bakalım."

    Ali Özek ve heyeti

    Derken o dişi deveyi ayaklarını kesip (boğazlayarak) öldürdüler ve Rablerinin emrinden dışarı çıktılar da: «Ey Salih! Eğer sen gerçekten peygamberlerdensen bizi tehdit ettiğin azabı bize getir» dediler.

    Ali Rıza Safa

    Ardından, dişi deveyi kestiler. Böylece, Efendilerinin buyruğunun dışına çıktılar. Ve "Ey Salih!" dediler; "Bize gözdağı verdiğin şeyi getir; eğer gönderilenler arasındaysan?"

    Bayraktar Bayraklı

    Derken, o dişi deveyi ayaklarını keserek öldürdüler ve Rablerinin emrinden dışarı çıktılar da, "Ey Salih! Eğer sen gerçekten peygamberlerdensen, bizi tehdit ettiğin azabı bize getir" dediler.

    Edip Yüksel

    Deveyi işkence ederek kestiler ve Efendi'lerinin emrine başkaldırdılar: "Salih, gerçekten elçilerden birisi isen, bizi tehdit ettiğin azabı başımıza getir" dediler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Deveyi işkence ederek kestiler ve Rab'lerinin emrine baş kaldırdılar: 'Salih, gerçekten elçilerden birisi isen, bizi tehdit ettiğin azabı başımıza getir,' dediler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Derken o dişi deveyi tepelediler, ayaklarını keserek öldürdüler, Rablerinin emrine baş kaldırdılar ve: "Hey Salih, sen gerçekten peygamberlerden isen, bizi tehdit etmekte olduğun azabı getir de görelim!" dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Derken o nakayı tepelediler ve rablarının emrinden tuğyan ettiler ve dediler ki: Hey Salih, sen gerçek mürselinden isen bizi tehdid etmekte olduğun azabı getir görelim

    Erhan Aktaş

    Derken dişi deveyi kestiler ve böylece Rabb'inin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen gerçekten gönderilenlerdensen, haydi bizi tehdit ettiğin şeyleri getir." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Derken dişi deveyi kestiler ve böylece Rabb'inin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen gerçekten gönderilenlerdensen, haydi bizi tehdit ettiğin şeyleri getir." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Derken dişi deveyi kestiler ve böylece Rabb'inin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen gerçekten gönderilenlerdensen, haydi bizi tehdit ettiğin şeyleri getir." dediler.

    Gültekin Onan

    Böylelikle dişi deveyi öldürdüler ve rablerinin buyruğuna karşı çıkıp (Salih'e de şöyle) dediler: "Ey Salih, eğer gerçekten gönderilenlerden isen, vaadettiğin şeyi getir bakalım."

    Hasan Basri Çantay

    Derken o dişi deveyi, ayaklarını keserek, öldürdüler. Rablerinin emrinden (uzaklaşıb) isyan etdiler ve: "Saalih, eğer sen gönderilmiş peygamberlerden isen bizi tehdid edib durduğun azabı getir bize" dediler.

    İbni Kesir

    Ve dişi deveyi kesip devirdiler de Rabblarının emrine baş kaldırdılar ve dediler ki: Ey Salih; eğer sen peygamberlerden isen tehdid edip durduğun azabı getir bize.

    Mehmet Alagaş

    (73-79) Semud’a kardeşleri Salih ’i gönderdik. Dedi ey kavmim , Allah’a ibadet edin ondan gayrı size ilah yok , Hakikaten size Rabbinizden apaçık bir delil geldi, bu Allah’ın devesidir, sizin için bir ayettir. Bırakın / salın onu , Allah’ın arzında yesin, kötülükle ona dokunmayın , böylesi bir durumda sizi acı veren bir azap alır. Hatırlayın ki sizleri Ad kavmi sonrasının devralanları / halifeleri yaptı (Amalikalılar) sizi arzda yerleştirdi, düzlüklerinde / ovalarında , kasırlar / köşkler ediniyorsunuz, dağları ev olarak yontuyorsunuz, Allah’ın nimetlerini hatırlayın , arzda bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın. Onun kavminden büyüklenen seçkinler / ileri gelenler biçare düşkünlerden / mustazaflardan iman edenlere dediler ki, Salih’in Rabbinden gönderildiğini kesin olarak biliyor musunuz ki? Dediler ki O’nun gönderildiğine kesinlikle inananlarız. Büyüklenenler dediler ki , sizin inandığınızı da bizler , kesinlikle inkâr ediyoruz. Deveyi kestiler / dizleri üzere boğazladılar, Rablerinin emrine karşı geldiler / diklendiler ve dediler ki ey Salih, eğer gönderilenlerden isen vadettiğini bize getir. Gürültülü bir ses onları aldı, evlerinde çöküp kalmış sabahladılar. Onlardan yüz çevirerek dedi ki ey kavmim gerçekten ben size Rabbimin mesajını / risalesini bildirdim, size öğüt verdim / nasihatte bulundum ve lakin / ne yazık ki sizler nasihatçileri sevmiyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Böylece o dişi deveyi boğazlayarak Rablerinin emrine başkaldırdılar ve şöyle dediler: “Ey Salih, eğer sen gönderilmiş peygamberlerden isen bizi tehdit edip durduğunu getir!” dediler.

    Süleyman Ateş

    Derken dişi deveyi boğazladılar ve Rablerinin buyruğu dışına çıktılar; "Ey Salih, eğer hakikaten elçilerdensen, bizi tehdid ettiğin (azab)ı bize getir!" dediler.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra dişi deveyi, ayaklarını keserek öldürdüler ve Rablerinin emrine karşı gelmiş oldular. Şöyle dediler: "Bak Salih! Eğer Allah'ın elçilerinden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi getir bakalım!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra Rablerinin emrine karşı gelerek dişi deveyi kestiler ve dediler ki "Bak Salih! Eğer sen elçilerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi getir de görelim."

    Şaban Britch

    O dişi deveyi boğazladılar. Rab’lerinin emrine baş kaldırdılar ve: Ey Salih, eğer peygamberlerden isen bize korkutup durduğun azabı getir! dediler.

    Şaban Piriş

    Ayaklarını keserek o deveyi öldürdüler. Rab'lerinin emrine baş kaldırdılar ve: -Ey Salih, eğer peygamberlerden isen bize korkutup durduğun azabı getir! dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bu arada dişi deveyi boğazladılar. Ve Rablerinin emrinden dışarı çıkıp şöyle dediler: "Ey Salih! Eğer Allah tarafından gönderilenlerdensen, bizi tehdit ettiğin şeyi önümüze getiriver."

  6. A'râf suresi, 78. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 78. ayet. فَأَخَذَتْهُمُ ٱلرَّجْفَةُ فَأَصْبَحُوا۟ فِى دَارِهِمْ جَٰثِمِينَ

    Diyanet İşleri

    Derken, onları o kuvvetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar.

    Mehmet Okuyan

    (Bunun üzerine) onları bir sarsıntı yakalamıştı da yurtlarında diz üstü dipnot 1 (hareketsiz) kalmışlardı. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şu‘arâ 26:157'de ifade edildiği gibi, Semûd kavmi dişi deveyi hunharca katlettikten sonra pişman olmuşlardı; ancak iş işten geçtiği için bunun kendilerine hiçbir faydası dokunmamış, hak ettikleri azapla buluşturulmuşlardı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: A'râf 7:91; ‘Ankebût 29:37.

    Mustafa İslamoğlu

    Derken şiddetli bir sarsıntı onları ansızın yakalayıverdi ve kendi obalarında cansız donakaldılar.

    Muhammed Esed

    Derken bir deprem ansızın yakalayıverdi onları ve kendi evlerinde cansız seriliverdiler.

    Ahmed Hulusi

    Onları çok şiddetli bir deprem yakaladı. . . Yurtlarında göçüp öldüler!

    Ali Bulaç

    Bunun üzerine onları dayanılmaz bir sarsıntı tuttu da kendi yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.

    Ali Özek ve heyeti

    Bunun üzerine onları o (gürültülü) sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü dona kaldılar.

    Ali Rıza Safa

    Bunun üzerine, zorlu bir sarsıntı onları yakaladı ve kendi ülkelerinde diz üstü çöküp kaldılar.

    Bayraktar Bayraklı

    Bunun üzerine, onları o şiddetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çöktüler.

    Edip Yüksel

    Bunun üzerine, onları o sarsıntı yakaladı; evlerinde dizüstü çöküverdiler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bunun üzerine, onları o sarsıntı yakaladı; evlerinde dizüstü çöküverdiler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunun üzerine kendilerini o şiddetli sarsıntı tutuverdi ve yurtlarında çöküp kaldılar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunun üzerine onları "o recfe" tutuverdi vatanlarında çöke kaldılar

    Erhan Aktaş

    Bunun üzerine şiddetli bir sarsıntı onları yakaladı ve yurtlarında dizüstü çöke kaldılar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bunun üzerine şiddetli bir sarsıntı onları yakaladı ve yurtlarında dizüstü çöke kaldılar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunun üzerine şiddetli bir sarsıntı onları yakaladı ve yurtlarında dizüstü çöke kaldılar.

    Gültekin Onan

    Bunun üzerine onları dayanılmaz bir sarsıntı tuttu da kendi yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.

    Hasan Basri Çantay

    Bunun üzerine onları şiddetli bir sarsıntı tutuverdi de yurtlarında diz üstü çöken (helake uğrayan) kimseler oldular.

    İbni Kesir

    Bu yüzden onları şiddetli bir sarsıntı tutuverdi de yurtlarında dizüstü çöken kimseler oldular.

    Mehmet Alagaş

    (73-79) Semud’a kardeşleri Salih ’i gönderdik. Dedi ey kavmim , Allah’a ibadet edin ondan gayrı size ilah yok , Hakikaten size Rabbinizden apaçık bir delil geldi, bu Allah’ın devesidir, sizin için bir ayettir. Bırakın / salın onu , Allah’ın arzında yesin, kötülükle ona dokunmayın , böylesi bir durumda sizi acı veren bir azap alır. Hatırlayın ki sizleri Ad kavmi sonrasının devralanları / halifeleri yaptı (Amalikalılar) sizi arzda yerleştirdi, düzlüklerinde / ovalarında , kasırlar / köşkler ediniyorsunuz, dağları ev olarak yontuyorsunuz, Allah’ın nimetlerini hatırlayın , arzda bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın. Onun kavminden büyüklenen seçkinler / ileri gelenler biçare düşkünlerden / mustazaflardan iman edenlere dediler ki, Salih’in Rabbinden gönderildiğini kesin olarak biliyor musunuz ki? Dediler ki O’nun gönderildiğine kesinlikle inananlarız. Büyüklenenler dediler ki , sizin inandığınızı da bizler , kesinlikle inkâr ediyoruz. Deveyi kestiler / dizleri üzere boğazladılar, Rablerinin emrine karşı geldiler / diklendiler ve dediler ki ey Salih, eğer gönderilenlerden isen vadettiğini bize getir. Gürültülü bir ses onları aldı, evlerinde çöküp kalmış sabahladılar. Onlardan yüz çevirerek dedi ki ey kavmim gerçekten ben size Rabbimin mesajını / risalesini bildirdim, size öğüt verdim / nasihatte bulundum ve lakin / ne yazık ki sizler nasihatçileri sevmiyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onları dehşetli bir sarsıntı tuttu ve oldukları yerde diz üstü çöküp kaldılar.

    Süleyman Ateş

    Bunun üzerine hemen onları, o sarsıntı yakaladı, yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Çok geçmeden onları öyle bir sarsıntı tuttu ki bulundukları yere çöküp kaldılar.

    Şaban Britch

    Bunun üzerine onları şiddetli bir sarsıntı tutuverdi ve yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.

    Şaban Piriş

    Bunun üzerine onları şiddetli bir sarsıntı tutuverdi ve yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunun üzerine onları, o şiddetli sarsıntı/o korkunç titreşim yakaladı da öz yurtlarında yere çökmüş bir hale geldiler.

  7. A'râf suresi, 79. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 79. ayet. فَتَوَلَّىٰ عَنْهُمْ وَقَالَ يَٰقَوْمِ لَقَدْ أَبْلَغْتُكُمْ رِسَالَةَ رَبِّى وَنَصَحْتُ لَكُمْ وَلَٰكِن لَّا تُحِبُّونَ ٱلنَّٰصِحِينَ

    Diyanet İşleri

    Artık, Salih onlardan yüz çevirdi ve "Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size nasihatta bulundum. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz" dedi.

    Mehmet Okuyan

    (Salih) onlardan yüz çevirip kendilerine şöyle demişti: "Ey kavmim! Şüphesiz ki ben size Rabbimin mesajını ulaştırdım ve size öğüt verdim fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz."

    Mustafa İslamoğlu

    Ve (Salih) onları ardında bırakırken "Ey kavmim!" diye mırıldanmıştı, "Doğrusu ben size Rabbimin mesajını tebliğ etmiştim ve size öğüt vermiştim; ne ki siz öğüt verenleri hiç sevmediniz!"

    Muhammed Esed

    Ve (Salih) onlardan yüz çevirdi: "Ey kavmim!" dedi, "gerçek şu ki, ben Rabbimin mesajlarını ilettim ve güzelce öğüt verdim size; (ama) siz güzel öğüt verenleri sevmediniz."

    Ahmed Hulusi

    (Salih de) onlardan yüz çevirdi ve: "Ey halkım. . . Andolsun ki Rabbimin risaletlerini size tebliğ ettim ve size nasihat ettim; fakat siz, hayrınıza konuşanları sevmiyorsunuz" dedi.

    Ali Bulaç

    O da onlardan yüz çevirdi ve (şöyle) dedi: "Ey kavmim, andolsun size Rabbimin risaletini tebliğ ettim ve size öğüt verdim. Ama siz, öğüt verenleri sevmiyorsunuz."

    Ali Özek ve heyeti

    Salih o zaman onlardan yüz çevirdi ve şöyle dedi: Ey kavmim! Andolsun ki ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size öğüt verdim; fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz.

    Ali Rıza Safa

    Sonunda onlardan uzaklaştı ve şöyle dedi: "Ey toplumum! Gerçek şu ki, Efendimin gönderdiklerini size bildirdim ve size öğüt verdim. Fakat öğüt verenleri sevmiyorsunuz!"

    Bayraktar Bayraklı

    Salih o zaman onlardan yüz çevirdi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! Andolsun ki ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size öğüt verdim; fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz."

    Edip Yüksel

    O da onlardan yüz çevirdi ve "Ey halkım, size Efendimin elçiliğini ilettim, size öğüt verdim; fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz" dedi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O da onlardan yüz çevirdi ve 'Ey halkım, size Rabbimin elçiliğini ilettim, size öğüt verdim; fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O, onlardan döndü ve: "Ey kavmim, ben size Rabbimin mesajını tamamen ilettim ve öğüt verdim; ancak siz öğüt verenleri sevmezsiniz!" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Döndü de onlardan ey kavmim! dedi, ben size rabbımın risaletini tamamiyle tebliğ ettim ve nasıhat ettim, hayrınıza çalıştım ve lakin nasihat edenleri sevmezsiniz

    Erhan Aktaş

    O da onlardan yüz çevirip: "Ey halkım, ben size Rabb'imin mesajını ilettim ve size öğüt verdim, ancak siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O da onlardan yüz çevirip: "Ey halkım, ben size Rabb'imin mesajını ilettim ve size öğüt verdim, ancak siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O da onlardan yüz çevirip: "Ey halkım, ben size Rabb'imin mesajını tebliğ ettim ve size öğüt verdim, ancak siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz." dedi.

    Gültekin Onan

    O da onlardan yüz çevirdi ve (şöyle) dedi: "Ey kavmim, andolsun size rabbimin risaletini tebliğ ettim ve size öğüt verdim. Ama siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz."

    Hasan Basri Çantay

    O da onlardan yüz çevirdi ve (kendi kendine) şöyle dedi: "Ey kavmim, andolsun ki ben size Rabbimin elçilerini tebliğ etmişimdir. Size hayrhahlık göstermişimdir. Fakat siz hayrhahları sevmezsiniz ki".

    İbni Kesir

    O da onlardan yüz çevirdi ve dedi ki: Ey kavmim; andolsun ki ben, size Rabbımın vahyettiğini bildirdim ve size öğüt verdim. Ne var ki siz, öğüt verenleri sevmiyorsunuz.

    Mehmet Alagaş

    (73-79) Semud’a kardeşleri Salih ’i gönderdik. Dedi ey kavmim , Allah’a ibadet edin ondan gayrı size ilah yok , Hakikaten size Rabbinizden apaçık bir delil geldi, bu Allah’ın devesidir, sizin için bir ayettir. Bırakın / salın onu , Allah’ın arzında yesin, kötülükle ona dokunmayın , böylesi bir durumda sizi acı veren bir azap alır. Hatırlayın ki sizleri Ad kavmi sonrasının devralanları / halifeleri yaptı (Amalikalılar) sizi arzda yerleştirdi, düzlüklerinde / ovalarında , kasırlar / köşkler ediniyorsunuz, dağları ev olarak yontuyorsunuz, Allah’ın nimetlerini hatırlayın , arzda bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın. Onun kavminden büyüklenen seçkinler / ileri gelenler biçare düşkünlerden / mustazaflardan iman edenlere dediler ki, Salih’in Rabbinden gönderildiğini kesin olarak biliyor musunuz ki? Dediler ki O’nun gönderildiğine kesinlikle inananlarız. Büyüklenenler dediler ki , sizin inandığınızı da bizler , kesinlikle inkâr ediyoruz. Deveyi kestiler / dizleri üzere boğazladılar, Rablerinin emrine karşı geldiler / diklendiler ve dediler ki ey Salih, eğer gönderilenlerden isen vadettiğini bize getir. Gürültülü bir ses onları aldı, evlerinde çöküp kalmış sabahladılar. Onlardan yüz çevirerek dedi ki ey kavmim gerçekten ben size Rabbimin mesajını / risalesini bildirdim, size öğüt verdim / nasihatte bulundum ve lakin / ne yazık ki sizler nasihatçileri sevmiyorsunuz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Artık, Salih onlardan yüz çevirdi ve; “Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size nasihatta bulundum. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz.” dedi.

    Süleyman Ateş

    (Salih), onlardan öteye döndü de: "Ey kavmim, ben size Rabbimin mesajlarını duyurdum ve size öğüt verdim; fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz!" dedi.

    Süleymaniye Vakfı

    Salih onlardan uzaklaştı dipnot 1 ve şöyle dedi: "Ey halkım! Ben Rabbimin mesajını size tebliğ ettim /bildirdim. İyiliğiniz için çaba gösterdim. Ama siz iyiliğinizi isteyenlerden hoşlanmıyorsunuz."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Elçiler toplumlarının içinde iken Allah onlara azap etmez (Enfal 8/33)

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Salih onlardan ayrıldı dipnot 1 ve şöyle dedi: "Ey halkım! Rabbimin sözlerini size ulaştırmış ve iyiliğiniz için çaba göstermiştim. Ama siz iyiliğe çalışanları sevmiyorsunuz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah elçileri o halkın içindeyken onlara azap etmez. (Bkz.: Enfal 8/33)

    Şaban Britch

    Salih ise, onlardan yüz çevirip: Ey kavmim, andolsun ki ben size Rabbimin gönderdiklerini tebliğ ettim. Size nasihat ettim. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz, dedi.

    Şaban Piriş

    Salih ise, onlardan yüz çevirip: -Ey kavmim, andolsun ki ben size Rabbimin gönderdiklerini tebliğ ettim. Size öğüt verdim. Fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Nihayet, Salih onlardan yüzünü döndürüp şöyle dedi: "Ey toplumum! Andolsun ki, Rabbimin mesajını size tebliğ ettim, size öğüt verdim; ama siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz."

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.