A'râf suresi

A'râf suresi, 94. ayet

A'râf suresi, 94. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَا فِى قَرْيَةٍ مِّن نَّبِىٍّ إِلَّآ أَخَذْنَآ أَهْلَهَا بِٱلْبَأْسَآءِ وَٱلضَّرَّآءِ لَعَلَّهُمْ يَضَّرَّعُونَ

vemâ erselnâ fî ḳaryetim min nebiyyin illâ eḫaẕnâ ehlehâ bilbe'sâi veḍḍarrâi le`allehüm yeḍḍarra`ûn.

Diyanet İşleri

Biz hiçbir memlekete bir peygamber göndermedik ki (karşı çıkmaktan vazgeçip) yalvarıp yakarsınlar diye ora halkını yoksulluk ve sıkıntıya uğratmış olmayalım.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 91–97 · surenin 94. ayeti / 206

Konu Memleketlerin sınanması ve Allah'ın tuzağından emin olmak A'râf 94–102 3

  1. A'râf 91

    Derken, onları o korkunç sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar.

  2. A'râf 92

    Şu'ayb'ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamışlardı. Şu'ayb'ı yalanlayanlar var ya, asıl ziyana uğrayanlar onlar oldu.

  3. A'râf 93

    (Şu'ayb) onlardan yüz çevirdi ve dedi ki: "Ey kavmim! Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini ulaştırdım. Size nasihat de ettim. Şimdi ben, inkarcı bir topluluğa nasıl üzülürüm?"

  4. 94

    Biz hiçbir memlekete bir peygamber göndermedik ki (karşı çıkmaktan vazgeçip) yalvarıp yakarsınlar diye ora halkını yoksulluk ve sıkıntıya uğratmış olmayalım.

  5. A'râf 95

    Sonra kötülüğün (sıkıntı ve darlığın) yerine iyiliği (bolluk ve genişliği) getirdik. Nihayet çoğaldılar ve (nankörlük edip): "Atalarımız da darlığa uğramış ve bolluğa kavuşmuşlardı" dediler. Biz de, farkında değillerken onları ansızın yakaladık.

  6. A'râf 96

    Eğer, o memleketlerin halkları iman etseler ve Allah'a karşı gelmekten sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereketler(in kapılarını) açardık. Fakat onlar yalanladılar, biz de kendilerini işledikleri günahlarından dolayı yakalayıverdik.

  7. A'râf 97

    Memleketlerin halkları geceleyin uyurken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular?

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

94. “Biz hangi memlekete” Allah’a ibadet etmeye çağıran ve içinde bulundukları kötülüklerden alıkoyan “bir peygamber gönderdiysek” de halkı o peygambere itaat etmediyse biz “halkını boyun büküp yakarsınlar diye mutlaka fakirlik ve hastalığa” ve çeşitli belâlara “uğratmışızdır.” Allah onları bu gibi musibetlere uğratmıştır ki belki bu sayede nefisleri yola gelir de Yüce Allah’a yalvarıp yakarırlar ve hakka boyun eğerler.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kendilerine peygamber gönderdiğimiz memleketlerin halkı, o peygamberi yalanlayıp, kâfir olurlarsa, bizler de onları yoksulluk, sıkıntı ve hastalıklarla yakalarız. Böylece Allah'a boyun eğerek, üzerinde oldukları küfür ve büyüklük taslamayı terk edip, bırakmalarını umarız. Bu Kureyş kabilesi ve Allah'ın sünnetini yalanlayıp, kâfir olan yalanlayıcı topluluklar için bir uyarıdır.

Kelimeler

13 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَمَآ ve ma ve
  2. أَرْسَلْنَا erselna göndermedik kök: رسل
  3. فِى fi
  4. قَرْيَةٍۢ karyetin bir ülkeye kök: قري
  5. مِّن min hiçbir
  6. نَّبِىٍّ nebiyyin nebi kök: نبا
  7. إِلَّآ illa
  8. أَخَذْنَآ ehazna sık(ma)dığımız kök: اخذ
  9. أَهْلَهَا ehleha halkını kök: اهل
  10. بِٱلْبَأْسَآءِ bil-be'sa'i yoksulluk kök: باس
  11. وَٱلضَّرَّآءِ ve dderra'i ve darlıkla kök: ضرر
  12. لَعَلَّهُمْ leallehum diye
  13. يَضَّرَّعُونَ yedderraune yalvarıp yakarsınlar kök: ضرع

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ضرع (8 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş)

    Andolsun, senden önce birtakım ümmetlere de peygamberler gönderdik. (Peygamberlerini dinlemediler.) Sonunda, yalvarsınlar da tövbe etsinler diye…

  • Aynı kök: قري (57 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş)

    Memleketlerin halkları geceleyin uyurken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular?

  • Aynı kök: قري (57 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş)

    Ya da o memleketlerin halkları kuşluk vakti gülüp oynarken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular?

  • Aynı kök: ضرع (8 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş)

    Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya.. Fakat (onu yapmadılar) kalpleri katılaştı. Şeytan da yapmakta olduklarını…

  • Aynı kök: باس (73 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş)

    Hani İbrahim, "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır" demişti. Allah…

  • Aynı kök: باس (73 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…

  • Aynı kök: قري (57 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş)

    Nice memleketleri helak ettik. Onlara azabımız gece uykusuna dalmışken, yahut gündüz istirahat halinde iken gelmişti.

  • Aynı kök: باس (73 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş)

    "Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Her şehre bir peygamber gönderdiğimizde (gerçeğe) boyun eğsinler diye onları elbette çeşitli sıkıntı ve darlıkla denemiştik. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yüce Allah çeşitli peygamber kıssalarını anlatıp kavimlerinin helak edilme biçimlerini ve nedenlerini ifade ettikten sonra, insanlık tarihinde helak edilenlerin sadece kıssası anlatılanlar olmadığını belirtmekte ve genel kuralını hatırlatmaktadır.

Mustafa İslamoğlu

Biz hiçbir ülkeye bir peygamber göndermemişisizdir ki, (zamanında) oranın halkını belki (Allah'a) boyun eğerler diye şiddetli zorluk ve darlıkla sınamamış olalım.

Muhammed Esed

BİZ hiçbir topluma peygamber göndermemişizdir ki belki kibirlerinden sıyrılırlar diye onları darlıkla, sıkıntıyla denemiş olmayalım.

Ahmed Hulusi

Biz (hangi) bölge halkına bir Nebi irsal ettiysek, mutlaka onun halkını (kendini beğenmişliklerinden uzaklaştırmak için) sıkıntı, hastalık ile kuşattık; belki içtenlik ve alçak gönüllülükle yönelirler (diye).

Ali Bulaç

Biz hangi memlekete bir peygamber gönderdiysek onun halkı yalvarıp yakarsınlar diye, mutlaka onları dayanılmaz bir zorluk (yoksulluk) ve sıkıntıyla yakalayıvermişiz.

Ali Özek ve heyeti

Biz hangi ülkeye bir peygamber gönderdiysek, ora halkını, yalvarıp yakarsınlar diye mutlaka yoksulluk ve darlıkla sıkmışızdır.

Ali Rıza Safa

Peygamber göndermiş olduğumuz hiçbir kent yoktur ki, halkını, yoksulluklara ve zorluklara uğratmış olmayalım; belki yalvararak yakarışlarda bulunurlar diye.

Bayraktar Bayraklı

Biz hangi ülkeye bir peygamber gönderdiysek, ora halkını peygambere baş kaldırdıklarından ötürü Allah'a yalvarıp yakarsınlar diye mutlaka yoksulluk ve darlıkla sıkmışızdır.

Edip Yüksel

Her ne zaman bir ülkeye bir peygamber gönderdiysek, yalvarsınlar diye halkını darlık ve sıkıntıya uğrattık.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Her ne zaman bir ülkeye bir peygamber gönderdiysek, yalvarsınlar diye halkını darlık ve sıkıntıya uğrattık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz hangi ülkeye bir peygamber gönderdiysek önce halkını sıkıntı ve darlıkla sıkmışızdır ki, yalvarıp yakarsınlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz hangi memlekete bir Peygamber gönderdikse iptida ahalisini şiddet ve zaruretle sıkmışızdır ki niyaza düşsünler

Erhan Aktaş

Hangi beldeye bir Nebi gönderdiysek, o beldenin halkını darra'i dipnot 1 etsin diye sıkıntı ve zorlukla yakaladık.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'ın yüceliği karşısında küçülerek, basitliğinin, muhtaçlığının bilincinde olarak, acziyetini ifade ederek tevazu üstüne tevazu göstererek istekte bulunmak.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hangi beldeye bir nebi gönderdiysek, o beldenin halkını tezarru dipnot 1 etsin diye sıkıntı ve zorlukla yakaladık.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'ın yüceliği karşısında küçülerek, basitliğinin, muhtaçlığının bilincinde olarak, acziyetini ifade ederek tevazu üstüne tevazu göstererek istekte bulunmak

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Biz, hangi beldeye nebi gönderdiysek mutlaka onun halkını dipnot 1 yalvarıp yakarsınlar diye dayanılmaz bir zorluk dipnot 2 ve bir sıkıntıya uğratmışızdır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    O beldenin büyüklük taslayan, mü'minlere eziyet eden; müşrik ve nankörlerini.
  2. metne dön, dipnot 2
    Can ve malca.

Gültekin Onan

Biz hangi memlekete bir peygamber gönderdiysek onun ehli (halkı) yalvarıp yakarsınlar diye mutlaka onları dayanılmaz bir zorluk (yoksulluk) ve sıkıntıyla yakalayıvermişiz.

Hasan Basri Çantay

Biz hangi memlekete bir peygamber gönderdi isek onun halkını (peygamberlerini tanımamaları yüzünden) yalvarıb yakarsınlar diye mutlakaa fakirlikle, şiddetle, hastalıkla (sıkıb) yakaladık.

İbni Kesir

Biz, hangi kasabaya bir peygamber gönderdiysek; yalvarıp yakarsınlar diye, ora halkını mutlaka darlık ve sıkıntıya uğratmışızdır.

Mehmet Alagaş

(94-102) Resul gönderdiğimiz her memlekette ehlini / mensuplarını zorlu sıkıntılar ve zararlar ile aldık, böylelikle belki yalvarırlar / yakarırlar. Sonra da kötülüğün yerine güzelliği getirdik, Bir zaman geldi şımardılar ve dediler ki babalarımıza da böylesi zararlar da dokundu ve kolaylıklar da dokundu (zaman içerisinde böyle şeyler olur) biz de onları ansızın, bilincinde olmadıklarında / şuurunda olmadıklarında yakalayıverdik. Şayet iman ederlerse ve sakınırlarsa, biz de onlara göklerden ve yerden bolluk / bereket açarız ve lakin onlar yalanladılar ve böylece bizde onları, kazandıklarından dolayı yakaladık. Memleketlerin halkları, onlara gece vakti uyurlarken azabımızın gelmesinden emin mi oldular? Memleketlerin halkları, onlara gündüzleyin oyalanırlarken / oynarlarken azabımızın gelmesinden emin mi oldular? Allah’ın kurduğu tuzak planından / mekrinden emin mi oldular ? Allah’ın kurduğu tuzak planından, hasara uğramış kavimler hariç, kim emin olabilir ki ? Halkından sonra arza , varis olan kimseler , hâlâ hidayete eremediler mi? Eğer ki biz isteseydik , onlara günahlarından dolayı musibet uğratırdık / yaralardık , kalplerini tab ederiz / mühürleriz de onlar işitmezler. İşte ş u memleketler ki başlarına gelenleri sana anlatıyoruz / kıssa ediyoruz , gerçekten onlara Resulleri açık delillerle geldiler, daha önceden yalanlamış olmaları nedeniyle iman etmediler, böylece Allah, kafi rlerin kal plerini mühürlüyor / tab ediyor. Onların çoğunu / ekserisini sözleşmeleri üzre bulamadık, onların çoğunu yoldan çıkmışlar olarak bulduk.

Rowwad Tercüme Merkezi

Biz, hangi memlekete bir peygamber gönderdiysek, yalvarıp yakarsınlar diye mutlaka oranın halkını yoksulluk ve darlığa uğratmışızdır.

Süleyman Ateş

Biz hangi ülkeye bir peygamber gönderdiysek, onun halkını -yalvarıp yakarsınlar diye- mutlaka yoksulluk ve darlıkla sıkmışızdır.

Süleymaniye Vakfı

Hangi kente bir nebiyi elçi olarak göndersek, oranın halkını mutlaka maddi sıkıntılara ve bedensel sıkıntılara sokmuşuzdur ki bize yalvarıp yakarsınlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Biz hangi kente bir nebi göndersek oranın halkını baskı ve zorluğa sokarız ki yalvarıp yakarsınlar. dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu Allah'ın kanunudur (sünnetullah). İnsanlar kendilerine gelen nebilerin doğru söylediğini anlarlar ancak mevcut düzenlerini terk etmek istemezler. Bu direnişi kırmak için Allah tarafından baskı ve zorluklara maruz bırakılırlar. Daha detaylı bilgilendirme için bakınız: (Enam 6/42-45)

Şaban Britch

Biz, hangi ülkeye bir nebi göndermişsek, halkını yalvarıp yakarmaları için yoksulluk ve hastalıklarla cezalandırdık.

Şaban Piriş

Biz, hangi ülkeye bir nebi göndermişsek, halkını yalvarıp yakarmaları için darlık ve meşakkate düşürdük.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz bir ülkeye bir peygamber gönderdiğimizde, onun halkını zorluk ve darlıkla mutlaka sıktık ki, sığınıp yakarsınlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Nor did We ever send a Prophet to a town* with the spirit of truth guiding into all truth but We afflicted its people with misfortunes and wedded them to calamities in the hope they would, for their own sake, humble themselves to Allah.

Abdul Haleem

Whenever We sent a prophet to a town, We afflicted its [disbelieving] people with suffering and hardships, so that they might humble themselves [before God],

Abdullah Yusuf Ali

Whenever We sent a prophet to a town, We took up its people in suffering and adversity, in order that they might learn humility.

Abul A'la Maududi

Never have We sent a Prophet to a place without trying its people with adversity and hardship that they may humble themselves.

Aisha Bewley

We have never sent a Prophet to any city without seizing its people with hardship and distress so that hopefully they would be humble.

Al-Hilali & Khan

And We sent no Prophet unto any town (and they denied him), but We seized its people with suffering from extreme poverty (or loss in wealth) and loss of health (and calamities), so that they might humiliate themselves (and repent to Allâh).

Ali Quli Qarai

We did not send a prophet to any town without visiting its people with stress and distress so that they might entreat [for Allah’s forgiveness].

Amatul Rahman Omar

And never did We send any Prophet to any township but We afflicted its people with destitution (from Our blessings) and with tribulations so that they might grow humble (before the Almighty).

Arthur John Arberry

We have sent no Prophet to any city but that We seized its people with misery and hardship, that haply they might be humble;

Bijan Moeinian

Whenever I sent a prophet to a nation, I tried them in hardship and sufferings so that they humble themselves.

E. Henry Palmer

We have not sent unto a city any prophet except we overtook the people thereof with trouble and distress, that haply they might humble themselves;

Edip-Layth

Whenever We sent a prophet to any town, We would afflict its people with hardship and adversity so that they may implore.

George Sale

And never did We send a Prophet to any town but We did seize its people with adversity and suffering, that they might humble themselves.

Hamid S. Aziz

We have not sent unto a community any prophet but We inflicted the people thereof with tribulation (suffering, distress) and adversity, that per chance (or possibly) they might humble themselves.

Mahmoud Ghali

And in no way have We sent any Prophet into a town except that We took its population with misery and tribulation that possibly they would earnestly supplicate (Us).

Marmaduke Pickthall

And We sent no prophet unto any township but We did afflict its folk with tribulation and adversity that haply they might grow humble.

Mohamed Ahmed - Samira

There is not a region to which We sent a prophet and did not inflict upon its people adversity and hardship so that they may submit.

Muhammad Asad

AND NEVER YET have We sent a prophet unto any community without trying its people with misfortune and hardship, so that they might humble themselves;

Mustafa Khattab

Whenever We sent a prophet to a society, We afflicted its ˹disbelieving˺ people with suffering and adversity, so perhaps they would be humbled.

Progressive Muslims

And We do not send a prophet to any town, except afterwards We would afflict its people with hardship and adversity that they may implore.

Rashad Khalifa

Whenever we sent a prophet to any community, we afflicted its people with adversity and hardship, that they may implore.

Sahih International

And We sent to no city a prophet [who was denied] except that We seized its people with poverty and hardship that they might humble themselves [to Allah ].

Sam Gerrans

And We sent not to a city a prophet save that We took its people with affliction and adversity, that they might humble themselves.

Shabbir Ahmed

We sent no Prophet to a community without Our Law of Requital trying them with adversity and tribulation for their wrongdoings, so that they become humble.

Syed Vickar Ahamed

And whenever We sent a prophet to a town (and they rejected him, ) We helped its people in suffering and misfortune, so that they might learn humility.

Taqi Usmani

We did not send any prophet to a town, but We seized its people with hardship and suffering, so that they may turn humble.

The Monotheist Group

And We do not send a prophet to any town, except afterwards We afflict its people with adversity and hardship that they may implore.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 94. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 94. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 94. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩