Ahkâf suresi

Ahkâf suresi, 18. ayet

Ahkâf suresi, 18. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ حَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلْقَوْلُ فِىٓ أُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِم مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ خَٰسِرِينَ

ülâike-lleẕîne ḥaḳḳa `aleyhimü-lḳavlü fî ümemin ḳad ḫalet min ḳablihim mine-lcinni vel'ins. innehüm kânû ḫâsirîn.

Diyanet İşleri

İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ahkâf 15–21 · surenin 18. ayeti / 35

Konu Anne babaya iyilik ve iki tip evlat Ahkâf 15–20 3

  1. Ahkâf 15

    Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der: "Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım."

  2. Ahkâf 16

    İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, onlara öteden beri yapılagelen doğru bir va'ddir.

  3. Ahkâf 17

    Anne ve babasına, "Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken, beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?" diyen kimseye, onlar Allah'a sığınarak, "Yazıklar olsun sana! İman et, Allah'ın va'di gerçektir" diyorlar, o da, "Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir" diyordu.

  4. 18

    İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır.

  5. Ahkâf 19

    Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. (Bu da) Allah'ın onlara yaptıklarının karşılığını tastamam vermesi içindir. Asla kendilerine haksızlık yapılmaz.

  6. Ahkâf 20

    İnkar edenler ateşe sunuldukları gün, (onlara şöyle denir:) "Dünyadaki hayatınızda güzelliklerinizi bitirdiniz, onların zevkini sürdünüz. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan dolayı, alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız."

  7. Ahkâf 21

    Kendisinden önce ve sonra uyarıcıların gelip geçmiş olan Ad kavminin kardeşini (Hud'u) hatırla. Hani Ahkaf'taki kavmini, "Ancak Allah'a ibadet edin, çünkü ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum" diye uyarmıştı.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

18. “İşte bunlar” bu çirkin hale sahip olanlar “kendilerinden önce gelip geçen cinlerden ve insanlardan oluşan (kafir) ümmetler arasına dahil olarak” bunlar, onların sellerine kapılacak, onların tufanlarında boğulacaklardır “aleyhlerinde” küfür ve yalanlamalarının cezası olarak azap edilmelerine dair “söz hak olmuş kimselerdir.”

“Şüphesiz onlar, hüsrana uğramış olanlardır.” Hüsran, insanın sermayesini kaybetmesidir. Sermayenin kaybedilmesi halinde kârın kaybedilmesi öncelikle söz konusudur.

İşte bunlar da iman etme fırsatını kaybettikleri gibi hiçbir nimete nail olamayacaklar, cehennem azabından da kurtulamayacaklardır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

İşte onlar; cinlerden ve insanlardan olup haklarında azabın gerçekleştiği kendilerinden önce gelip geçmiş hüsrana uğramış toplumlar arasındadırlar. Şüphesiz onlar, ateşe girişleriyle kendi nefislerini ve ailelerini ziyana uğratan kimselerdir.

Kelimeler

17 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike işte onlar
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimselerdir
  3. حَقَّ hakka hak olan kök: حقق
  4. عَلَيْهِمُ aleyhimu kendilerine
  5. ٱلْقَوْلُ l-kavlu (azab) söz(ü) kök: قول
  6. فِىٓ fi arasında
  7. أُمَمٍۢ umemin toplulukları kök: امم
  8. قَدْ kad gelip geçen
  9. خَلَتْ halet gelip geçen kök: خلو
  10. مِن min
  11. قَبْلِهِم kablihim kendilerinden önce kök: قبل
  12. مِّنَ mine -den
  13. ٱلْجِنِّ l-cinni cin(ler)- kök: جنن
  14. وَٱلْإِنسِ ۖ vel'insi ve insan(lardan) kök: انس
  15. إِنَّهُمْ innehum gerçekten onlar
  16. كَانُوا۟ kanu kök: كون
  17. خَـٰسِرِينَ hasirine ziyana uğrayanlardır kök: خسر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: خلو (28 geçiş) · Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Aynı kök: انس (97 geçiş)

    Biz onların başına birtakım arkadaşlar sardık da bu arkadaşlar onlara geçmişlerini ve geleceklerini süslü gösterdiler. Böylece kendilerinden önce…

  • Aynı kök: خلو (28 geçiş) · Aynı kök: انس (97 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş)

    Allah, şöyle der: "Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin." Her topluluk (arkasından gidip sapıklığa düştüğü)…

  • Aynı kök: خلو (28 geçiş) · Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Ortak kavram: Hüsran

    Fakat azabımızı gördükleri zaman inanmaları, kendilerine fayda vermedi. Bu, Allah'ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan kanunudur. İşte…

  • Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Aynı kök: انس (97 geçiş) · Ortak kavram: Hüsran

    (1-2) Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir.

  • Aynı kök: انس (97 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    Biz onları on iki kabile halinde topluluklara ayırdık. (Tih sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Musa'dan su istediğinde biz ona, "Asanı taşa vur"…

  • Aynı kök: انس (97 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    Bütün insanları kendi önderleriyle birlikte çağıracağımız günü hatırla. (O gün) her kime kitabı sağından verilirse, işte onlar kitaplarını okurlar ve…

  • Aynı kök: انس (97 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    İnsana da, anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi, onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki…

  • Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet · Ortak kavram: Cennet

    Böylece biz sana Arapça bir Kur'an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke'de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

70 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

İşte onlar, kendilerinden önce geçen cinler ve insanlardan oluşan ümmetler hakkında (uygulanacak azap) sözü kendileri için de gerçekleşmiş olanlardır. dipnot 1 Şüphesiz ki onlar kaybedenlerdi.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Hûd 11:119; Secde 32:13; Yâsîn 36:7; Fussilet 41:25.

Mustafa İslamoğlu

İşte onlar, haklarında ilahi yasanın gerçekleştiği kimselerdir; kendilerinden önce geçip gitmiş görünür görünmez-bilinir bilinmez iradeli varlıklara dahil olmuşlardır: Şüphesiz kaybeden de onlar olacaktır.

Muhammed Esed

İşte bunlar, kendilerinden önce geçip gitmiş (öteki günahkar) insanlar ve görünmeyen varlıklar toplulukları ile birlikte (yok olup gitme) cezasına çarptırılacak olanlardır. Onlar, kesinlikle kaybedenlerden olacaktır.

Ahmed Hulusi

İşte bunlar, cin ve insten, onlardan önce gelip - geçmiş ümmetler hakkındaki azap hükmü, bunlar aleyhine de gerçekleşecek kimselerdir. . . Muhakkak ki onlar hüsrana uğrayanlardı.

Ali Bulaç

İşte bunlar, cinlerden ve insanlardan kendilerinden evvel gelip geçmiş ümmetler içinde (azab) sözü üzerlerine hak olmuş kimselerdir. Gerçekten onlar, ziyana uğrayanlardır.

Ali Özek ve heyeti

İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında azabın gerçekleştiği kimselerdir. Gerçekten onlar ziyana uğrayanlardır.

Ali Rıza Safa

İşte, kendilerinden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları için gerçekleşen söz, onlar için de geçerli oldu. Aslında, yitime uğrayanlar onlardır.

Bayraktar Bayraklı

İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında azabın gerçekleştiği kimselerdir. Gerçekten onlar ziyana uğrayanlardır.

Edip Yüksel

Bu gibiler, gelip geçmiş cin ve insan toplumları arasında azap sözünü haketmiş kimselerdir. Onlar kaybedenlerdir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Bu gibiler, gelip geçmiş cin ve insan toplumları arasında azap sözünü haketmiş kimselerdir. Onlar kaybedenlerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İşte bunlar, cinlerden ve insanlardan kendilerinden önce geçen ümmetler içinde haklarında (azap) söz(ü) hak olmuş olan kimselerdir.Çünkü bunlar, hep hüsrana mahkum olmuşlardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte bunlar İns-ü Cinden önlerinde geçen ümmetler içinde üzerlerine söz hakk olmuş olan kimselerdir, çünkü bunlar hep husrana mahkum olmuşlardır

Erhan Aktaş

İşte onlar ki, Cinn ve insten, dipnot 1 kendilerinden önce gelip geçmiş topluluklarda yürürlükte olan "söz dipnot 2 " üzerlerine gerçekleşti. Onlar hüsrana uğrayan kimselerdir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bkz. 41:25. ayetin 1. dipnotu.
  2. metne dön, dipnot 2
    Yaptıklarından hesaba çekileceklerine, azabın gerçek olduğuna dair Allah'ın sözü.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İşte onlar ki, Cinn ve insten dipnot 1 , kendilerinden önce gelip geçmiş topluluklarda yürürlükte olan "söz" dipnot 2 üzerlerine gerçekleşti. Onlar hüsrana uğrayan kimselerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bkz. 41:25. Ayetin dipnotu.
  2. metne dön, dipnot 2
    Yaptıklarından hesaba çekileceklerine, azabın gerçek olduğuna dair Allah'ın sözü.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İşte onlar ki, kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin dipnot 1 ve ins dipnot 1 toplumlarında aleyhlerinde "sözü" dipnot 2 hak etmiş kimselerdir. Kuşkusuz onlar, hüsranda olanlardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Tanınan–tanınmayan, bilinen-bilinmeyen, yerli-yabacı, her kesimden insan topluluğu.
  2. metne dön, dipnot 2
    Yaptıklarından hesaba çekileceklerine, azabın gerçek olduğuna dair Allah'ın sözü.

Gültekin Onan

İşte bunlar, cinlerden ve insanlardan kendilerinden evvel gelip geçmiş ümmetler içinde (azab) sözü üzerlerine hak olmuş kimselerdir. Gerçekten onlar, ziyana uğrayanlardır.

Hasan Basri Çantay

İşte o (ve benzerleri) cinden ve insandan kendilerinden evvel gelib geçen ümmetler arasında, üzerlerine (azab) söz (ü) hak olmuş (kimseler) dir. Çünkü bunlar hüsrana uğramış olanlardır.

İbni Kesir

İşte onlar; kendilerinden önce cinnlerden ve insanlardan gelip geçmiş ümmetler içinde üzerlerine söz hak olmuş kimselerdir. Doğrusu onlar, hüsrana uğrayanlardandırlar.

Mehmet Alagaş

(7, 15, 18, 19, 20) Biz insana anne babasına güzel davranmasını vasiyet ettik, onu, annesi zorlanarak taşıdı, zorlanarak onu doğurdu, onu taşıması ve emzirmesi otuz aydır , yetişkinliğe / rüştüne ulaştığında, kırk senesine ulaştığında dedi ki , anne babamı ve beni nimetlendirdiğin nimetine şükretmeye beni sevkeyle / vezea et, razı olacağın salih amel işleye yim beni soyum içinde / zürriyetim içinde ıslah et , vazgeçerek sana döndüm ve kesinlikle teslim olanlardanım. (Bedenin olgunluk yaşı 20 li yıllar, beynin / aklın olgunluk yaşı 30 lu yıllar, kalbin / gönlün olgunluk yaşı 40 lı yıllar, teslimiyette olgunluk yaşları 50 li yıllar , imanda olgunluk yaşları 60 lı yıllar ... 63 sonrası geç olgunluk dönemleri yahut h âlâ hamlık) İşte onların amellerini güzellikle kabul edeceğiz, kötülüklerinden de cayacağız / cevaz vereceğiz, cennet halkı olacaklar, sizlere vaad edilen doğruluk vaadidir. Anne babasına uf diyen , beni, siz ikiniz, gelip geçmiş nice nesillerin tekrar çıkarılmasıyla / diriltilmesiyle tehdit mi ediyorsunuz diyen kişi için, her ikisi de (anne ve baba) Allah’ın yardımına sığınarak, (evlatlarına) yazıklar olsun sana iman et, muhakkak ki Allah’ın vaadi haktır diyorlardı. O ise nedir ki bu? sadece evvelkilerin masalları diyordu. İns ve cinden geçmiş ümmetler içerisinde işte onlar üzerlerine gerçek bir söz / hakiki bir söz vardır. İşte onlar gerçekten hasara uğramışlardır. Amellerini tam olarak ödemek için , onların yaptıklarının her biri derecelendirilir ve onlara zulmedilmez. O gün kafirler ateşe arz olunurlar , dünya hayatınızda, tüm hoşluklarınızı bitirdiniz / tükettiniz , ondan faydalandınız, bugün aşağılık azapla / onur kırıcı azap ile cezalandırılacaksınız, bu azap arzda yoldan çıkmanız ve haksız yere büyükleniyor olmanız nedeniyledir.

Rowwad Tercüme Merkezi

İşte onlar; cinlerden ve insanlardan, kendilerinden önce gelip geçmiş toplumlar arasında haklarında (azap) sözü gerçekleşmiş olanlardır. Onlar, hüsrana uğrayanlardır.

Süleyman Ateş

İşte onlar da kendilerine (azab) söz(ü) gerekli olmuş kimselerdir. Kendilerinden önce geçen cin ve insan toplulukları arasında (azabın içinde) bulunacaklardır. Gerçekten onlar, ziyana uğrayanlardır.

Süleymaniye Vakfı

Kendilerinden önce gelip geçmiş cin ve insan toplumları hakkında gerçekleşmiş olan o söz /cezalandırma sözü, bunlar için de gerçekleşecek. Çünkü bunlar hüsrana uğrayanlardır dipnot 1 ."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bu gibiler, daha önce gelip geçmiş insan ve cin toplumları içinden şu sözü hak edenlerdir: "Onlar kaybetmişlerdir." İşte bu kişi (bu gerçeğe masal diyen) gibi, daha önce gelmiş insan ve cin toplumlarından olanlar, (tehdit edildikleri şey) başlarına gelince o sözün gerçek olduğunu anladılar ve elbette kaybedenlere dönüştüler.

Şaban Britch

İşte onlar, cinlerden ve insanlardan, kendilerinden önce gelip geçmiş toplumlar arasında haklarında (azap) sözü gerçekleşmiş olanlardır. Onlar, hüsrana uğrayanlardır.

Şaban Piriş

İşte onlar, cinlerden ve insanlardan, kendilerinden önce gelip geçmiş toplumlar arasında haklarında (azap) hükmü gerçekleşmiş olanlardır. Onlar, hüsrana uğrayanlardır.

Yaşar Nuri Öztürk

İşte bunlar, kendilerinden önce gelip geçmiş cin ve insan ümmetleri içinde, üzerlerine azap hak olanlardır. Hiç kuşkusuz onlar, hüsrana uğrayanlardır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Such persons among preceding generations of the Jinn and mankind were born to it; it was their destiny to suffer loss and such destiny has been fulfilled

Abdul Haleem

The verdict has been passed on such people, along with all the communities that went before them, jinn and human: they are lost.

Abdullah Yusuf Ali

Such are they against whom is proved the sentence among the previous generations of Jinns and men, that have passed away; for they will be (utterly) lost.

Abul A'la Maududi

It is against such that Allah's sentence (of punishment) has become due. They will join the communities of humans and jinn that have preceded them. Verily all of them will court utter loss. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Here, two types of the character have been placed side by side and the listeners are asked the silent question as to which of them is better. At that time both these types of character practically existed in the society, and it was not at all difficult for the people to know where they could find the first type of the character and where the second. This is the answer to this saying of the chiefs of the Quraish: If it had been any good to believe in this Book, these few youngsters and slaves would not have believed in it before they did. In the light of this answer everyone could see for himself as to what was the character of the believers and what of the unbelievers.

Aisha Bewley

Those are people of whom the statement about the nations, both of jinn and men, who passed away before them, has also proved true; truly they were the lost.

Al-Hilali & Khan

They are those against whom the Word (of torment) is justified among the previous generations of jinn and mankind that have passed away. Verily, they are ever the losers.

Ali Quli Qarai

Such are the ones against whom the word became due concerning the nations that have passed away before them of jinn and humans. They were indeed the losers.

Amatul Rahman Omar

Such are the people against whom the sentence of punishment becomes due along with the communities of the jinn (- houghty) and (ordinary) people that preceded them. Of course, they were the losers.

Arthur John Arberry

such men are they against whom has been realized the Word concerning nations that passed away before them, men and jinn alike; they were losers.

Bijan Moeinian

Disbelieving men and extra-terrestrials (Jinns) with such an attitude are already sentenced to punishment. Indeed they are the losers.

E. Henry Palmer

There are those against whom the sentence was due amongst the nations who have passed away before them of ginns and men; verily, they have been the losers;

Edip-Layth

These are the ones against whom the retribution has been deserved in nations who had come before them of humans and Jinn; they are the losers.

George Sale

These are they whom the sentence passed on the nations which have been before them, of genii and of men, justly fitteth: They shall surely perish.

Hamid S. Aziz

These are they against whom the word has proved true among nations of the jinn and mankind that have already passed away before them; surely they are losers.

Mahmoud Ghali

Those are they against whom the Saying has come true among nations that already passed away even before them, of the jinn and humankind (alike); surely they were losers.

Marmaduke Pickthall

Such are those on whom the Word concerning nations of the jinn and mankind which have passed away before them hath effect. Lo! they are the losers.

Mohamed Ahmed - Samira

They are those on whom the sentence of God would be justified as on communities of jinns and men before them. They will surely perish.

Muhammad Asad

It is [such as] these upon whom the sentence [of doom] will fall due, together with the [other sinful] communities of invisible beings and humans that have passed away before their time. Verily, they will be lost:

Mustafa Khattab

These are the ones against whom the fate of earlier communities of jinn and humans has been justified, ˹for˺ they were truly losers.

Progressive Muslims

These are the ones against whom the retribution has been deserved in nations who had come before them of humans and Jinn; they are the losers.

Rashad Khalifa

Such are the ones stamped as disbelievers among every generation of jinns and humans; they are losers.

Sahih International

Those are the ones upon whom the word has come into effect, [who will be] among nations which had passed on before them of jinn and men. Indeed, they [all] were losers.

Sam Gerrans

Those are they upon whom the word concerning the communities of the domini and the servi which passed away before them became binding; they were losers.

Shabbir Ahmed

Such are the ones against whom the Word came to pass among the previous generations of the rural and the urban. Verily, they will be lost!

Syed Vickar Ahamed

They are those (persons) against whom is given the sentence among the earlier generations of jinns' and men, that have passed away; Surely, they will be (totally) lost.

Taqi Usmani

Such are the people on whom the word (of punishment) has come true along with the communities of the Jinn and the humans that have passed before them. Surely they were losers.

The Monotheist Group

These are the ones against whom the retribution has been deserved in nations who had come before them of mankind and Jinn; they are the losers.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ahkâf suresi, 18. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ahkâf suresi, 18. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ahkâf suresi, 18. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩