Ahzâb suresi

Ahzâb suresi, 37. ayet

Ahzâb suresi, 37. ayet. وَإِذْ تَقُولُ لِلَّذِىٓ أَنْعَمَ ٱللَّهُ عَلَيْهِ وَأَنْعَمْتَ عَلَيْهِ أَمْسِكْ عَلَيْكَ زَوْجَكَ وَٱتَّقِ ٱللَّهَ وَتُخْفِى فِى نَفْسِكَ مَا ٱللَّهُ مُبْدِيهِ وَتَخْشَى ٱلنَّاسَ وَٱللَّهُ أَحَقُّ أَن تَخْشَىٰهُ فَلَمَّا قَضَىٰ زَيْدٌ مِّنْهَا وَطَرًا زَوَّجْنَٰكَهَا لِكَىْ لَا يَكُونَ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ حَرَجٌ فِىٓ أَزْوَٰجِ أَدْعِيَآئِهِمْ إِذَا قَضَوْا۟ مِنْهُنَّ وَطَرًا وَكَانَ أَمْرُ ٱللَّهِ مَفْعُولًا

veiẕ teḳûlü lilleẕî en`ame-llâhü `aleyhi veen`amte `aleyhi emsik `aleyke zevceke vetteḳi-llâhe vetuḫfî fî nefsike me-llâhü mübdîhi vetaḫşe-nnâs. vellâhü eḥaḳḳu en taḫşâh. felemmâ ḳaḍâ zeydüm minhâ veṭaran zevvecnâkehâ likey lâ yekûne `ale-lmü'minîne ḥaracün fî ezvâci ed`iyâihim iẕâ ḳaḍav minhünne veṭarâ. vekâne emru-llâhi mef`ûlâ.

Diyanet İşleri

Hani sen Allah'ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye, "Eşini nikahında tut (onu boşama) ve Allah'tan sakın" diyordun. İçinde, Allah'ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha layıktı. Zeyd, eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki, eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü'minlere bir zorluk olmasın. Allah'ın emri mutlaka yerine getirilmiştir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ahzâb 34–40 · surenin 37. ayeti / 73

Konu Müslüman erkekler ve kadınlar; Zeyd; peygamberlerin sonuncusu Ahzâb 35–40 3

  1. Ahzâb 34

    Siz evlerinizde okunan Allah'ın ayetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah en gizli şeyi bilendir, hakkıyla haberdardır.

  2. Ahzâb 35

    Şüphesiz müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mü'min erkeklerle mü'min kadınlar, itaatkar erkeklerle itaatkar kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah'a derinden saygı duyan erkekler, Allah'a derinden saygı duyan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah'ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükafat hazırlamıştır.

  3. Ahzâb 36

    Allah ve Resulü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü'min erkek ve hiçbir mü'min kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse, şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır.

  4. 37

    Hani sen Allah'ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye, "Eşini nikahında tut (onu boşama) ve Allah'tan sakın" diyordun. İçinde, Allah'ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha layıktı. Zeyd, eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki, eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü'minlere bir zorluk olmasın. Allah'ın emri mutlaka yerine getirilmiştir.

  5. Ahzâb 38

    Allah'ın, kendisine farz kıldığı şeyleri yerine getirmesi konusunda peygambere bir darlık yoktur. Daha önce gelip geçen peygamberler hakkında da Allah'ın kanunu böyledir. Allah'ın emri, kesinleşmiş bir hükümdür.

  6. Ahzâb 39

    Daha önce gelip geçen o peygamberler, Allah'ın vahiylerini tebliğ eden, Allah'tan korkan, başka hiç kimseden korkmayan kimselerdir. Allah, hesap görücü olarak yeter.

  7. Ahzâb 40

    Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah'ın Resulü ve nebilerin sonuncusudur. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

37. Bu âyetlerin nüzul sebebi şu idi:[7] Yüce Allah, bütün mü’minler için geçerli umumi olan şu hükmü teşrî buyurmayı murad etmişti: Evlat edinilenler, hiçbir açıdan gerçek evlâtlar hükmünde değildir. O nedenle onların boşadığı hanımları onları evlât edinmiş kimselerin nikâhlamalarında bir sakınca yoktur. Ancak bu konuda yalnızca büyük bir olayla değiştirilebilecek türden köklü bir âdetti. O bakımdan Allah, bu şer’î hükmün hem Rasûlünün bir sözü, hem de bir fiilî uygulaması ile ortaya çıkmasını istemişti. Allah da bir işin gerçekleşmesini murad etti mi, ona dair bir sebep takdir eder.

Zeyd b. Harise, “Zeyd b. Muhammed/Muhammed oğlu Zeyd” diye anılıyordu. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onu evlât edinmişti ve o, Yüce Allah’ın: “Evlatlıkları babalarına nispet ederek çağırın” (el-Ahzab, 33/ 5) buyruğu ininceye kadar bu şekilde çağrılıyordu. Bu buyruktan sonra ona Zeyd b. Harise denilir oldu. Nikahı altında da Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in halasının kızı Zeynep bint Cahş vardı. Allah Rasûlünün kalbinden de Zeyd onu boşayacak olursa onunla evlenme niyeti geçivermişti. Yüce Allah'ın takdiri ile Zeynep ve Zeyd arasında, Zeyd’in Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek ondan boşanmak üzere izin istemesini gerektirecek birtakım olaylar meydana gelmişti. İşte bu hususta Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“Hani sen Allah’ın kendisine” İslâm ile “nimet verdiği senin de kendisine” kölelikten azat etmek, doğruya iletmek, boşanma hususunda sana danışmak üzere geldiği vakit ona nasihat etmek, onun maslahatını haber vermek, onun maslahatını kalbinde yer eden kendi arzundan önde tutmak suretiyle “senin de iyilikte bulunduğun kimseye (Zeyd’e): Hanımını nikahında tut” ondan ayrılma, ondan karşılaştığın şeylere karşı sabret, genel olarak bütün işlerinde özel olarak da hanımın konusunda “Allah’tan kork, diyordun.” Çünkü takvâ, sabrı teşvik eder ve sabırlı olmayı sağlar.

“Allah’ın açığa çıkaracağı bir hususu içinde gizliyordun” Peygamber’in gizlediği şey, Zeyd onu boşayacak olsa kendisinin onunla evleneceği idi. “ve Allah’tan çekinmen daha uygun olduğu halde” çünkü ondan korkup çekinmek, her türlü hayrı beraberinde getirir, her türlü kötülükten de alıkoyar, “insanlardan çekiniyordun.” İçindeki bu duyguyu açığa çıkarmak hususunda insanların tepkisinden çekiniyordu.

“Nihayet Zeyd, o kadınla bağını koparınca” yani kendi isteği ve gönül hoşluğu ile ondan yüz çevirip onu boşayınca “Biz onu sana nikahladık.” Bunu da pek büyük bir fayda ve amaç için yaptık ki o da şudur: “mü’minlere evlâtlıklarının eşleri ile -onlarla bağlarını kopardıkları takdirde- evlenme hususunda bir vebal olma(dığı anlaşıl)sın.” Çünkü onlar, senin daha önceden sana evlât olarak nispet edilen Zeyd b. Harise’nin önceki hanımı ile evlenmiş olduğunu bizzat gördüler.

Yüce Allah’ın: “böylelikle mü’minlere evlâtlıklarının eşleri ile evlenme hususunda bir vebal olma(dığı anlaşıl)sın” buyruğu bütün hallerde geçerli umumi bir buyruktur. Bu hallere ise caiz olmayan bir husus da dahildir ki o da onlarla ilişkilerinin bitmesinden önce durumdur. O bakımdan Yüce Allah: “-onlarla bağlarını kopardıkları takdirde-” kaydını zikretmiştir.

“Allah’ın emri elbette yerini bulur.” Mutlaka gerçekleşir. Hiç kimse ona engel olamaz, onun önünde duramaz.

Bu kıssayı ihtiva eden bu âyet-i kerimelerde faydalı birtakım hususlar vardır. Bunların bazılarını şöylece sıralayabiliriz:

1. Zeyd b. Harise’den övgü ile söz edilmektedir. Bu da iki şekilde gerçekleşmektedir:

a. Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerîm’de onu ismen zikretmiştir ki Kur’ân-ı Kerîm’de ondan başka ismi ile zikredilen bir sahabi yoktur.

b. Yüce Allah, iman ve islam nimetini ihsan ederek kendisinin ona nimet buyurmuş olduğunu haber vermiştir. Bu da onun, zahiri ve batını ile müslüman ve mü’min olduğuna dair Yüce Allah'tan bir tanıklıktır. Aksi takdirde böyle bir nimetin -hususi bir nimetin kastedilmiş olması müstesna- özellikle ona tahsis edilmesinin bir anlamı olmaz.

2. Azat edilen kimse, azat edenin iyiliği içindedir.

3. Açıkça ifade edildiği gibi evlâtlığın evlenip de boşamış olduğu hanımı ile evlenmek caizdir.

4. Fiilen öğretmek sözlü olarak öğretmekten daha etkilidir. Hele de fiile söz de eklenecek olursa bu, çok daha etkili olur.

5. Kulun kalbinde hanımından, cariyesinden ve mahremlerinden başkasına karşı sakladığı sevgi, eğer beraberinde bir sakıncayı getirmiyor ise kul, bundan dolayı günah kazanmaz. İsterse eğer olur da kocası o hanımı boşayacak olursa onunla evlenme temennisinde bulunsun. Ancak onların birbirlerinden ayrılmalarına çalışmaması yahut herhangi bir şekilde buna sebep olmaması gerekir. Çünkü Yüce Allah, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in içinde böyle bir duyguyu gizlemiş olduğunu haber vermekte [bununla birlikte Zeyd’e hanımını yanında tutmasını da emrettiğini belirtmektedir.]

6. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem en açık şekilde tebliğde bulunmuştur. Allah, kendisine neyi vahyetmiş ise mutlaka onu eksiksiz tebliğ etmiştir. Hatta kendisinin bir anlamda azarlandığı bu hususu dahi. Bu da onun, Allah'ın Rasulü olduğuna, ancak kendisine vahyedilenleri bildirdiğine ve herhangi bir şekilde kendisini yüceltmek istemediğine delilidir.

7. Kendisine danışılan kimse, güvenilen biri demektir. O bakımdan böyle bir kimsenin, herhangi bir hususta kendisi ile istişare edilecek olursa danışan kimse için en uygun olduğunu bildiği hususu ona görüş olarak belirtmesi gerekir. Kendisi ile danışılan kişi, kendisi ile danışanın menfaatini kendi arzu ve maksadından önde tutmalı ve kendi nefsine herhangi bir pay ayırmamalıdır.

8. Hanımından ayrılmak hususunda birine danışan kimseye karşı verilecek en uygun görüş, durumun el verdiğince ve mümkün olduğunca onu nikahı altında tutmasıdır. Çünkü bu, ayrılıktan daha iyidir.

9. Kul, insanlardan korkmaktansa Allah’tan korkmaya öncelik vermeli, daha bir özen göstermelidir. Allah’tan korkmak, daha uygundur ve daha önce gelir.

10. Bu kıssadan müminlerin annesi Zeynep radıyallahu anha’nın fazileti de anlaşılmaktadır. Çünkü Yüce Allah, talip olmaya ve şahitlere gerek olmaksızın onu Rasûlü ile bizzat evlendirmiştir. Bu bakımdan o da Allah Rasûlünün diğer hanımlarına karşı: “Sizleri aileleriniz evlendirdi, beni ise yedi göğün üzerinden Allah evlendirdi”[8], diyerek övünürdü.

11. Kadının kocası varsa başkası ile nikâhlanması caiz değildir, bu durumda onu nikahlamak için veya bunu bir şekilde sağlamak için çalışmak da caiz değildir. Tâ ki kocasının onunla hiçbir ilişkisi kalmayıncaya kadar. İddeti bitmedikçe de önceki kocasının onunla ilişkisi kesilmez. Çünkü iddeti bitmedikçe kadın, kocasının himayesi ve kısmen de olsa nikâh hakkı altındadır. Yani ondan ilişkisini tamamen kesmemiştir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Resul! Allah'ın kendisine İslam nimeti ile nimet verdiği, senin de azat edip özgürlüğüne kavuşturarak kendisine iyilikte bulunduğun kimse -ki o; Zeyd b. Hârise -radıyallahu anhumâ-'dır- eşi Zeyneb binti Cahş'ı boşaması hususunda sana danışmak için geldiğinde sen, ona emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınarak Allah'tan kork ve eşini yanında tut, onu boşama! diyor ve içindekini gizliyordun. Ey Resul! Allah, senin insanlardan gizleyip içinde tuttuğun Zeyd'in onu boşama işini ve sonra da senin onunla evlenmeni ortaya çıkaracaktır. Bu hususta asıl korkulmaya layık olan Allah'tır. Zeyd'in nefsi huzura erip de Zeyneb'i boşayıp ondan uzaklaşınca seni Zeynep ile evlendirdik ki, böylece evlatlık edinilmiş olan oğullarının boşadığı hanımları ile iddet müddetlerini bitirdikten sonra evlenmek Mümin erkeklere günah olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir. O'nun emrinin yerine getirilmesine bir engel yoktur. Bunu O'ndan (Allah'tan) başkası engelleyemez.

Kelimeler

48 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِذْ ve iz ve hani
  2. تَقُولُ tekulu diyordun kök: قول
  3. لِلَّذِىٓ lillezi kimseye
  4. أَنْعَمَ en'ame ni'met verdiği kök: نعم
  5. ٱللَّهُ llahu Allah'ın kök: اله
  6. عَلَيْهِ aleyhi ona
  7. وَأَنْعَمْتَ ve en'amte ve senin ni'met verdiğin kök: نعم
  8. عَلَيْهِ aleyhi kendisine
  9. أَمْسِكْ emsik tut kök: مسك
  10. عَلَيْكَ aleyke yanında
  11. زَوْجَكَ zevceke eşini kök: زوج
  12. وَٱتَّقِ vetteki ve kork kök: وقي
  13. ٱللَّهَ llahe Allah'tan kök: اله
  14. وَتُخْفِى vetuhfi fakat gizliyordun kök: خفي
  15. فِى fi
  16. نَفْسِكَ nefsike içinde kök: نفس
  17. مَا ma şeyi
  18. ٱللَّهُ llahu Allah'ın kök: اله
  19. مُبْدِيهِ mubdihi açığa vuracağı kök: بدو
  20. وَتَخْشَى ve tehşa ve çekiniyordun kök: خشي
  21. ٱلنَّاسَ n-nase insanlardan kök: نوس
  22. وَٱللَّهُ vallahu Allah'tır kök: اله
  23. أَحَقُّ ehakku layık olan kök: حقق
  24. أَن en
  25. تَخْشَىٰهُ ۖ tehşahu çekinmene kök: خشي
  26. فَلَمَّا felemma ne zaman ki
  27. قَضَىٰ kada kesince kök: قضي
  28. زَيْدٌۭ zeydun Zeyd
  29. مِّنْهَا minha o kadından
  30. وَطَرًۭا vetaran ilişiğini kök: وطر
  31. زَوَّجْنَـٰكَهَا zevvecnakeha biz onu sana eşledik kök: زوج
  32. لِكَىْ likey için
  33. لَا la
  34. يَكُونَ yekune olmaması kök: كون
  35. عَلَى ala üzerine
  36. ٱلْمُؤْمِنِينَ l-mu'minine mü'minler kök: امن
  37. حَرَجٌۭ haracun bir güçlük kök: حرج
  38. فِىٓ fi hususunda
  39. أَزْوَٰجِ ezvaci evlenmek kök: زوج
  40. أَدْعِيَآئِهِمْ ed'iyaihim evlatlıkları kök: دعو
  41. إِذَا iza zaman
  42. قَضَوْا۟ kadev kestikleri kök: قضي
  43. مِنْهُنَّ minhunne kadınlarıyle
  44. وَطَرًۭا ۚ vetaran ilişkilerini kök: وطر
  45. وَكَانَ ve kane ve kök: كون
  46. أَمْرُ emru buyruğu kök: امر
  47. ٱللَّهِ llahi Allah'ın kök: اله
  48. مَفْعُولًۭا mef'ulen yerine getirilmiştir kök: فعل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: بدو (31 geçiş) · Aynı kök: خفي (34 geçiş) · Ortak kavram: Nimet

    Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Fakat onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmına da…

  • Aynı kök: مسك (27 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Ortak kavram: Nimet

    Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip…

  • Aynı kök: حرج (15 geçiş) · Aynı kök: قضي (63 geçiş)

    Hayır! Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın,…

  • Aynı kök: حرج (15 geçiş) · Aynı kök: زوج (81 geçiş)

    Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber…

  • Aynı kök: بدو (31 geçiş) · Aynı kök: خفي (34 geçiş)

    Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. İçinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de Allah sizi, onunla sorguya çeker de dilediğini…

  • Aynı kök: بدو (31 geçiş) · Aynı kök: خفي (34 geçiş)

    De ki: "İçinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerdeki her şeyi, yerdeki her şeyi de bilir. Allah, her şeye hakkıyla gücü…

  • Aynı kök: مسك (27 geçiş) · Aynı kök: خشي (48 geçiş)

    De ki: "Eğer siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, o zaman da tükenir korkusuyla cimrilik ederdiniz. Zaten insan çok cimridir."

  • Aynı kök: حرج (15 geçiş) · Ortak kavram: Nimet

    Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

94 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hani Allah'ın nimet verdiği, senin de nimet verdiğine (Zeyd'e) "Eşini yanında (nikâhında) tut; Allah'a karşı takvâlı ol!" dipnot 1 diyordun. Allah'ın açığa vuracağı şeyi dipnot 2 insanlardan korkarak içinde gizliyordun. Oysa kendisinden korkmana layık olan Allah'tır. Zeyd, ondan (eşi Zeynep'ten) ilişiğini tamamen kesince, biz seni onunla (Zeynep'le) eşleştirdik (nikâhladık) ki evlatlıklar eşlerinden tamamen ayrıldıklarında müminlere (ayrılan o kadınlarla evlenmek isterlerse) herhangi bir zorluk olmasın! dipnot 3 Allah'ın emri yerine getirilmiştir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hz. Muhammed, halası Ümeyme'nin kızı olan Zeyneb binti Cahş'ı Hz. Zeyd ile evlendirmişti. Amacı toplumdaki zengin-fakir gibi ayrımları kaldırmaktı ve bunu kendi evinden başlattı. Denklik olmadığı gerekçesiyle başta taraflar istemese de Ahzâb 33:36. ayetteki hüküm gelince tarafları razı ederek, Hz. Zeynep ile Hz. Zeyd'i evlendirmişti. Evliliğinin yürümediği hususunda Hz. Zeyd, Hz. Muhammed'e müracaat edince Hz. Muhammed kendisine ayetteki bu cümleyi söylemiş ve boşanmaya engel olmaya çalışmıştı. Ancak evlilik yürümeyip, Hz. Zeyd eşinden ayrılınca Yüce Allah Hz. Peygamber ile Hz. Zeynep'i evlendirdiğini bildirmiştir. Buradaki amaç, evlatlıkların biyolojik olarak çocukları olmadığına dikkat çekmektir. Boşanma sonrasında mağdur olan Hz. Zeynep'in mağduriyetini gidermek de temel amaçlardandı.
  2. metne dön, dipnot 2
    "Hz. Muhammed'in insanlardan çekindiği için içinde sakladığı şey", evlatlığın boşadığı eşle evlenilmesi konusunda toplumsal hayattaki olumsuz baskıdır.
  3. metne dön, dipnot 3
    Burada verilmek istenen asıl mesaj, evlatlıkların kişinin kendi çocuğu olmadığıdır.

Mustafa İslamoğlu

Hani bir zamanlar Allah'ın kendisine ikram ettiği, senin de iyilikte bulunduğun kişiye diyordun ki: "Eşini bırakma ve Allah'a karşı saygılı ol!" Ama Allah'ın açıklayacağı şeyi sen içinde saklıyordun; zira insanlardan çekiniyordun: oysa ki kendisinden çekinmen gereken sadece Allah'tı. En sonunda Zeyd o kadınla ilişkisini tamamen kesip boşayınca Biz onu seninle evlendirdik ki, evlatlıkları eşleriyle ilişkilerini kesip boşadıklarında kişilerin onlarla evlenmelerinin önünde hiç bir engel bulunmasın: sonuçta Allah'ın emri yerine gelmiş oldu.

Muhammed Esed

Ve bir zaman, (ey Muhammed,) Allah'ın lütufta bulunduğu ve senin de iyilik ettiğin kişiye, "Eşini terk etme ve Allah'a karşı sorumluluğunun bilincinde ol!" demiştin. Ve (böylece) Allah'ın yakında aydınlığa çıkaracağı şeyi içinde gizlemiştin; çünkü insanlar(ın ne düşüneceklerin)den çekiniyordun, oysa çekinmen gereken yalnız Allah olmalıydı! (Fakat) sonra Zeyd o kadınla beraberliğini sona erdirdiğinde onu seninle evlendirdik ki (gelecekte) evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlar(la evlendikleri) için müminler suçlanmasın. Ve Allah'ın buyruğu (böylece) yerine getirilmiş oldu.

Ahmed Hulusi

Hani sen, Allah'ın üzerine in'amda bulunduğu ve senin de kendisine in'amda bulunduğun kimseye (Hz. Rasulullah'ın evlatlığı Zeyd b. Harise): "Eşini nikahında tut ve Allah'tan korun" diyordun, (fakat) Allah'ın açığa çıkaracağı şeyi düşüncende gizliyordun ve insanlardan endişeliydin (bu fikrini yanlış anlayıp Allah yolundan dönerler diye)! (Oysaki) Allah, kendisinden endişe etmene daha layıktır! Zeyd ondan boşanınca, onu (Zeynep'i) seninle biz evlendirdik ki; evlatlıklarının eşlerinde, onlarla ilişkiyi bitirdiklerinde, iman edenler için (onlarla evlenmek hususunda) bir zorluk - engel olmasın. . . Allah'ın hükmü yerine gelmiştir!

Ali Bulaç

Hani sen, Allah'ın kendisine nimet verdiği ve senin de kendisine nimet verdiğin kişiye: "Eşini yanında tut ve Allah'tan sakın" diyordun; insanlardan çekinerek Allah'ın açığa vuracağı şeyi kendi nefsinde saklı tutuyordun; oysa Allah, kendisinden çekinmene çok daha layıktı. Artık Zeyd, ondan ilişkisini kesince, biz onu seninle evlendirdik; ki böylelikle evlatlıklarının kendilerinden ilişkilerini kestikleri (kadınları boşadıkları) zaman, onlarla evlenme konusunda mü'minler üzerine bir güçlük olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir.

Ali Özek ve heyeti

(Rasûlüm!) Hani Allah'ın nimet verdiği, senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye: Eşini yanında tut, Allah'tan kork! diyordun. Allah'ın açığa vuracağı şeyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. Oysa asıl korkmana lâyık olan Allah'tır. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikahladık ki evlâtlıkları, karılarıyla ilişkilerini kestiklerinde (o kadınlarla evlenmek isterlerse) müminlere bir güçlük olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir.

Ali Rıza Safa

Allah'ın nimet verdiği ve senin de nimet verdiğin kişiye; "Eşini bırakma ve Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşı!" demiştin. Çünkü insanlardan çekindiğin için, Allah'ın açığa çıkaracağı şeyi içinde saklamıştın. Oysa Allah, Kendisinden çekinmene daha yaraşır. Sonra, Zeyd ondan ilişiğini kestiğinde, onu, seninle evlendirdik ki, evlatlıkları ilişiğini kestiklerinde, onlarla evlenmek konusunda inananların üzerinde bir zorluk olmasın. Sonuç olarak, Allah'ın buyruğu yerine getirilmiş oldu. dipnot 356

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 356
    Kur'an'da bildirilen bu konuya ilişkin, Kur'an tarihi kitaplarında, şu bilgiler vardır: Muhammed peygamberin evlatlığı olan Zeyd, peygamberin sevdiği, ama sevgisini açıklamadığı bir kızla evlenmişti. Bir süre sonra, Zeyd, peygamber karşı çıkmasına karşın eşinden ayrıldı. Göreneklere göre, evlatlığından boşanan kadınla evlenmek, üvey babaya yasaktı. Allah'ın bu ayette verdiği izinle görenek değişti ve Muhammed peygamber sevdiği kadınla evlendi. Ayette kadın ismi belirtilmemiş olmasına karşın, sözü edilen kadının, Muhammed peygamberin halasının kızı ve sonradan eşi olan Zeynep olduğu, Kur'an tarihi kitaplarında yazılıdır.

Bayraktar Bayraklı

Allah'ın kendisine nimet verdiği ve senin de kendisine yardım etiğin kişiye, "Eşinden ayrılma, Allah'a saygı duy" dediğin anı hatırla! Oysa sen, içinde Allah'ın açığa çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Halbuki Allah, çekinmeye daha layıktır. Müminlere, evlatlıkları eşlerinden ayrıldıklarında onların boşanmış eşleriyle evlenmelerinde bir sıkıntı olmaması için Zeyd, eşinden ilgisini tamamen kesip ayrılınca onu sana nikahladık. Allah'ın emri kesinleşmiştir.

Edip Yüksel

ALLAH tarafından kendisine iyilik yapılan ve senin de iyilikte bulunduğun kişiye, "Karını tut ve ALLAH'ı gözet" diyordun. Böylece ALLAH'ın açığa vuracağı bir şeyi gizliyordun. ALLAH'tan çekinmen gerekirken halktan çekiniyordun. Zeyd eşiyle ilişiğini kestiğinde biz seni onunla evlendirmiştik ki iman edenler, evlatlıkları eşleriyle ilişiklerini kestiklerinde onlarla evlenmekte güçlükle karşılaşmasın. ALLAH'ın buyruğu yerine getirilmelidir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH tarafından kendisine iyilik yapılan ve senin de iyilikte bulunduğun kişiye, 'Karını tut ve ALLAH'ı gözet,' diyordun. Böylece ALLAH'ın açığa vuracağı bir şeyi gizliyordun. ALLAH'tan çekinmen gerekirken halktan çekiniyordun. Zeyd eşiyle ilişiğini kestiğinde biz seni onunla evlendirmiştik ki, inananlar, evlatlıkları eşleriyle ilişiklerini kestiklerinde onlarla evlenmekte güçlükle karşılaşmasın. ALLAH'ın buyruğu yerine getirilmelidir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de hatırla o vakti ki, o kendisine hem Allah'ın nimet verdiği, hem de senin iyilik ettiğin kimseye: "Zevceni kendine sıkı tut ve Allah'tan kork!" diyordun da Allah'ın açığa çıkaracağı şeyi içinde gizliyor ve insanları sayıyordun. Oysa Allah, kendisini saymana daha layıktı. Sonra Zeyd o kadınla ilişiğini kestiğinde Biz onu seninle evlendirdik ki, evlatlıklarının ilişkilerini kestikleri eşlerini nikahlama hususunda müminlere bir darlık olmasın. Allah'ın emri fiile (pratiğe) çıkarılmış bulunuyor.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem hatırla o vakıt ki o kendisine hem Allahın in'am ettiği hem senin in'am ettiğin kimseye: "zevceni kendine sıkı tut ve Allahdan kork" diyordun da nefsinde Allahın açacağı şeyi gizliyordun, nası sayıyordun, halbuki Allah, kendisini saymana daha gerekti, sonra vakta ki Zeyd, o kadından ilişiğini kesti biz onu sana tezvic eyledik ta ki oğullukların ilişiği kestikleri zevcelerinde mü'minlere bir darlık olmasın, Allahın emri de fi'le çıkarılmış bulunuyor

Erhan Aktaş

Allah'ın kendisine nimet verdiği ve senin de nimet verdiğin kimseye diyordun ki: "Eşini yanında tut. Allah'a karşı takvalı ol. dipnot 1 Allah'ın açığa çıkaracağı şeyi içinde gizliyorsun. İnsanlara huşu dipnot 2 duyuyorsun; oysaki huşu duyman gereken Allah'tır. dipnot 3 " Sonra Zeyd ondan tamamıyla ayrılınca, Biz onu sana eş yaptık ki böylece himaye edilenlerin dipnot 4 boşadıkları kadınlarla evlenmelerinde İman Edenlerin üzerinde bir güçlük olmasın. İşte Allah'ın emri böylece yerine gelmiş oldu.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'ın buyruklarına titizlikle uy.
  2. metne dön, dipnot 2
    Toplumsal değer yargılarını önemsiyorsun.
  3. metne dön, dipnot 3
    Ayette geçen "Ve Tuhfi fi nefsike" (İçinde gizliyorsun) hitabı Nebi'ye değil, Nebi'den Zeyd'edir. Hitap, şimdiki/geniş zaman formundadır ve hitabın muhatabı Zeyd'tir. Doğru çeviri "gizliyordun" değil, "gizliyorsun" dur. Allah'ın açığa çıkaracağı şeyi içinde gizleyen Nebi değil, toplumun baskısından çekinen Zeyd'tir.
  4. metne dön, dipnot 4
    Bkz. 33:4. ayetin 2. dipnotu. NOT: Bu ayet üzerinden Muhammed Nebi'ye yönelik hadis, siyer ve tefsir kaynaklarında, çok çirkin ve ahlaksız yakıştırmalar ve iftiralar yer almaktadır. Oysaki Muhammed Nebi; vahyin elçisi ve temsilcisi olma şerefine erişmiş, yüksek ahlak, izzet ve erdem sahibi bir kimsedir. Böyle bir kimse olduğu göz ardı edilerek, Zeyd'in boşanmış eşi ile evliliğini basit ve süfli düşüncelerle anlatmaya çalışmak ahmakça bir davranıştır. Bu ahlaksız iftiralara inanan bazı kimseler, bu konuda çeşitli tereddütler yaşamaktadırlar. Oysaki o büyük şahsiyet bir şey yapmış ve bu Allah tarafından uygun görüldüğü için düzeltilmemişse, yaptığı şeyi eleştirmek Allah'ı eleştirmektir; Kur'an'ın deyimi ile haddi aşmaktır, fahşalıktır. Şu gerçek unutulmamalıdır ki: Bir konuda yargıda bulunmak için gerekli olan ana koşul, o konu hakkında kesin bilgi sahibi olmaktır. Hakkında kesin bilgi sahibi olunmadan, yani bir şeyin neden ve niçin yapıldığı, nasıl olduğu ayrıntıları ile bilinmeden yargıda bulunulamaz. Öyle ki bir kimseyi elinde bıçakla birisini öldürürken gördüğümüzde ona hemen katil deriz. Ancak neden öldürdüğünü öğrendiğinizde belki de ona kahraman diyeceğiz. Nebi'mizin Zeyd'in boşanmış eşi ile evliliğinin öncesi ve sonrası konusunda da neden ve nasıl olduğuna dair de kesin hiçbir bilgiye sahip değiliz. Geleneksel kaynaklarda yer alan uydurma bilgilerden hareketle yargıda bulunanlar, Nebi'ye atılan iftiraya ortak olmaktadırlar. Olması gereken şudur: Bir ön yargı olarak; eğer Nebi'miz bir şey yapmışsa, onun iyi ve doğru olduğunu düşünmeliyiz. Ona olan güvenimiz ve inancımızın gereği olarak onun asla haksızlık yapmayacağını, adil olduğunu, gerekeni gerektiği gibi yaptığından emin olmalıyız. Aşağıda yer alan 38 ve 39. ayetlere iman eden herkes, Muhammed Nebi'ye atılan iftiralara ortak olmamalı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah'ın kendisine nimet verdiği ve senin de nimet verdiğin kimseye diyordun ki: "Eşini yanında tut. Allah'a karşı takvalı ol. dipnot 1 Allah'ın açığa çıkaracağı şeyi içinde gizliyorsun. İnsanlara huşu dipnot 2 duyuyorsun; oysaki huşu duyman gereken Allah'tır. dipnot 3 " Sonra Zeyd ondan tamamıyla ayrılınca, Biz onu sana eş yaptık ki böylece himaye edilenlerin dipnot 4 boşadıkları kadınlarla evlenmelerinde inananların üzerinde bir güçlük olmasın. İşte Allah'ın emri böylece yerine gelmiş oldu.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'ın buyruklarına titizlikle uy.
  2. metne dön, dipnot 2
    Toplumsal değer yargılarını önemsiyorsun.
  3. metne dön, dipnot 3
    Ayette geçen "Ve Tuhfi fi nefsike" (İçinde gizliyorsun) hitabı Nebi'ye değil, Nebi'den Zeyd'edir. Hitap, şimdiki/geniş zaman formundadır ve hitabın muhatabı Zeyd'tir. Doğru çeviri "gizliyordun" değil, "gizliyorsun" dur. Allah'ın açığa çıkaracağı şeyi içinde gizleyen Nebi değil, toplumun baskısından çekinen Zeyd'tir.
  4. metne dön, dipnot 4
    "Evlatlıklarınız" diye çevrilen ve kök anlamı "çağırmak, dua etmek, istemek" demek olan "Ed'iya" sözcüğü, "himaye altına girmiş olan, öz babası dışında başka birinin yanında yaşayan veya ait olmadığı bir kabileye katılmış olanlar için kullanılan bir sözcüktür. Arapça'da erkek evlatlığa "bunuve", kız evlatlığa "rabibe" denmektedir. Yine "İbn'u bi tebenni" evlatlık, edinilmiş evlat, "tebenni tıf'l" evlat edinmek demektir. Zeyd için Nebi'nin evlatlığı denmesi doğru değildir. Zaten aralarında beş yaş fark olan birisinin evlatlık edinilmesi işin tabiatına aykırıdır. NOT: Bu ayet üzerinden Nebi'ye yönelik hadis, siyer ve tefsir kaynaklarında, çok çirkin ve ahlaksız yakıştırmalar ve iftiralar yer almaktadır. Oysaki Nebi; vahyin elçisi ve temsilcisi olma şerefine erişmiş, yüksek ahlak, izzet ve erdem sahibi bir kimsedir. Böyle bir kimse olduğu göz ardı edilerek, Zeyd'in boşanmış eşi ile evliliğini basit ve süfli düşüncelerle anlatmaya çalışmak ahmakça bir davranıştır. Bu ahlaksız iftiralara inanan bazı kimseler, bu konuda çeşitli tereddütler yaşamaktadırlar. Oysaki o büyük şahsiyet bir şey yapmış ve bu Allah tarafından uygun görüldüğü için düzeltilmemişse, yaptığı şeyi eleştirmek Allah'ı eleştirmektir; Kur'an'ın deyimi ile haddi aşmaktır, fahşalıktır. Şu gerçek unutulmamalıdır ki: Bir konuda yargıda bulunmak için gerekli olan ana koşul, o konu hakkında kesin bilgi sahibi olmaktır. Hakkında kesin bilgi sahibi olunmadan, yani bir şeyin neden ve niçin yapıldığı, nasıl olduğu bilinmeden yargıda bulunulamaz. Öyle ki bir kimseyi elinde bıçakla birisini öldürürken gördüğümüzde ona hemen katil deriz. Ancak neden öldürdüğünü öğrendiğinizde belki de ona kahraman diyeceğiz. Nebi'mizin Zeyd'in boşanmış eşi ile evliliğinin öncesi ve sonrası konusunda da neden ve nasıl olduğuna dair de kesin hiçbir bilgiye sahip değiliz. Geleneksel kaynaklarda yer alan uydurma bilgilerden hareketle yargıda bulunanlar, Nebi'ye atılan iftiraya ortak olmaktadırlar. Olması gereken şudur: Bir ön yargı olarak; eğer Nebi'miz bir şey yapmışsa, onun iyi ve doğru olduğunu düşünmeliyiz. Ona olan güvenimiz ve inancımızın gereği olarak onun asla haksızlık yapmayacağını, adil olduğunu, gerekeni gerektiği gibi yaptığından emin olmalıyız.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hani sen, Allah'ın kendisine bağışta bulunduğu ve senin de kollayıp gözettiğin kimseye, "Eşini yanında tut ve Allah'a takvalı davran." diyordun. İnsanlardan çekindiğin için, Allah'ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. Oysaki esas çekinilmesi gereken Allah'tır. Sonra Zeyd, ondan ayrılınca, senin onunla evlenmeni istedik ki, evlatlıkların, kendilerinden boşandıkları kadınların evlenmelerinde, inananların üzerinde bir güçlük olmasın diye. İşte Allah'ın emri böylece yerine gelmiş oldu.

Gültekin Onan

Hani sen, Tanrı'nın kendisine nimet verdiği ve senin de kendisine nimet verdiğin kişiye: "Eşini yanında tut ve Tanrı'dan sakın" diyordun; insanlardan çekinerek Tanrı'nın açığa vuracağı şeyi kendi nefsinde saklı tutuyordun; oysa Tanrı, kendisinden çekinmene çok daha layıktı. Artık Zeyd, ondan ilişkisini kesince, biz onu seninle evlendirdik ki böylelikle evlatlıklarının kendilerinden ilişkilerini kestikleri (kadından boşandıkları) zaman, onlarla evlenme konusunda inançlılar üzerine bir güçlük olmasın. Tanrı'nın buyruğu yerine getirilmiştir.

Hasan Basri Çantay

(Habibim) hatırla o zamanı ki Allahın kendisine ni'met verdiği ve senin de yine kendisine lutufta bulunduğun zate sen: "Zevceni uhdende tut. Allahdan kork" diyordun da Allahın açığa çıkarıcısı olduğu şey'i içinde gizliyor, insanlar (ın dedi kodusun) dan korkuyordun. Halbuki Allah kendisinden korkmana daha çok layıkdı. Şimdi mademki Zeyd o kadından ilişiğini kesdi, biz onu sana zevce yapdık. Taki oğullarının kendilerinden ilişkilerini kesdikleri zevceler (ini almakda) mü'minler üzerine günah olmasın. Allahın emri yerine getirilmişdir.

İbni Kesir

Hani sen; Allah'ın kendisine nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin kimseye diyordun ki: Eşini bırakma ve Allah'tan kork. Allah'ın açığa vuracağı şeyi de içine saklıyor, insanlardan korkuyordun. Halbuki en çok Allah'tan korkman gerekirdi. Nihayet Zeyd onunla bağını kopardığında, onu seninle evlendirdik ki böylece evladlıkları eşleriyle bağlarını kopardıklarında onlarla evlenmek konusunda mü'minlere bir vebal olmadığı bilinsin. Allah'ın emri yerine getirilmiştir.

Mehmet Alagaş

(37-40) Bir vakit Allah’ın nimet verdiği ve senin de nimet verdiğin birine diyordun ki zevceni nikahında tut , Allahtan sakın. Nefsinde olanı ve Allah’ın açığa çıkaracağı şeyi de insanlardan duyduğun tedirginlikten dolayı gizliyordun. Allah, işte o, gerçekten tedirgin olunacak olandır. Ne zaman ki Zeyd ondan boşandı, biz de onu sana zevce yaptık , müminlere evlatlıklarının boşadığı zevceleri ile evlenmelerinde bir darlık olmaması için sana zevce yaptık. Allah emri, yapılandır. Nebi ye Allah’ın farz ettiği bir şeyde h erhangi bir darlık yoktur, Allah’ın gelmiş geçmiş sünnetinde de durum böyledir , Allah’ın emri takdir edilen bir takdirdir . Onlar ki Allah’ın mesajlarını açıklarlar, ondan tedirgin olurlar, Allah’tan başkasından tedirgin olmazlar , h esaba çeken olarak Allah yeterlidir. Muhammed erkeklerinizden herhangi birinizin babası değildir ve lakin Allah’ın Resulüdür ve Bildiricilerin / Nebilerinin sonuncusudur. Allah her şeyi bilendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

(Rasûlüm!) Hani, Allah'ın nimet verdiği, senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye: "Eşini yanında tut, Allah'tan sakın/kork!" diyordun. Allah'ın açığa vuracağı şeyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. Oysa asıl korkmana lâyık olan Allah'tır. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikahladık ki evlâtlıkları, karılarıyla ilişkilerini kestiklerinde (o kadınlarla evlenmek isterlerse) Müminlere bir güçlük olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir.

Süleyman Ateş

Allah'ın ni'met verdiği; senin de kendisine ni'met ver(ip hürriyete kavuştur)duğun kimseye: "Eşini yanında tut, Allah'tan kork" diyordun, fakat Allah'ın açığa vuracağı şeyi içinde gizliyordun, insanlardan çekiniyordun; oysa asıl çekinmene layık olan, Allah idi. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikahladık ki (bundan böyle) evlatlıkları, kadınlarıyle ilişkilerini kestikleri zaman o kadınlarla evlenmek hususunda mü'minlere bir güçlük olmasın. Allah'ın buyruğu (her zaman) yerine getirilmiştir.

Süleymaniye Vakfı

(Ey Muhammed!) Hani bir gün Allah'ın nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin kimseye: "Eşini nikahında tut, Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakın!" diyordun. Aslında insanlardan çekinerek Allah'ın açığa çıkaracağı şeyi içinde gizliyordun dipnot 1 . Oysa doğru olan, Allah'tan çekinmendir dipnot 2 . Zeyd boşanıp eşiyle ilişiğini kesince seni onunla biz evlendirdik ki müminlerin evlatlıkları, eşleriyle boşanıp ilişkilerini kesince onlarla evlenmeleri konusunda kendilerine bir sıkıntı olmasın. Allah'ın emri yerine gelmiştir.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Zeyd, eşini boşar da Allah. evlatlıkların boşadığı eşler konusunda örnek yapmak için beni Zeynep ile evlendirirse halkın içine nasıl çıkarım diye korkuyordun.
  2. metne dön, dipnot 2
    Çünkü "Allah'ın mesajlarını tebliğ edenler, Allah'tan korkar, başka kimseden korkmazlar." (Ahzab 33/39).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah'ın nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin kimseye: "Eşini bırakma, Allah'tan kork" diyordun ama aslında insanlardan çekinerek Allah'ın açığa çıkaracağı şeyi içinde gizliyordun dipnot 1 . Oysa doğru olan dipnot 2 Allah'tan çekinmendir. Zeyd eşiyle ilişiğini kesince onu seninle evlendirdik. Bunu yaptık ki, müminlerin evlatlıkları, eşleriyle ilişkilerini kesince onlarla evlenmeleri konusunda bir sıkıntı olmasın. Allah'ın buyruğu yerine gelmiştir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Zeyd eşini boşar da Allah.evlatlıkların boşadığı eşler konusunda örnek yamak için beni Zeynep ile evlendirirse halkın içine nasıl çıkarım diye korkuyordun.
  2. metne dön, dipnot 2
    أَحَقُّ kelimesine sıfat-ı müşebbehe anlamı verilmiştir. Çünkü 39. Ayette şöyle buyrulmaktadır: "Allah'ın emirlerini tebliğ edenler, Allah'tan korkar, başka kimseden korkmazlar."

Şaban Britch

Hani sen, Allah’ın kendisine nimet verdiği, senin de nimet verdiğin kimseye: Eşini tut ve Allah’tan sakın! diyordun. Allah’ın açıklayacağı şeyi içinde gizliyor ve insanlardan korkuyordun. Allah kendisinden korkulmaya çok daha layıktır. Zeyd, o kadından ihtiyacını/ ilişiğini kestiğinde, biz evlatlıkları eşleriyle ihtiyaclarını/ilişiklerini kestiğinde, onlarla evlenmek için müminler üzerine bir günah olmadığını göstermek için seni onun (eski) hanımı ile evlendirdik. Allah’ın emri yapılagelmiştir.

Şaban Piriş

Hani sen, Allah'ın kendisine nimet verdiği, senin de nimet verdiğin kimseye: -Eşini tut ve Allah'tan sakın! diyordun. Allah'ın açıklayacağı şeyi içinde gizliyor ve insanlardan korkuyordun. Allah kendisinden korkulmaya daha layıktır. Zeyd, eşiyle ilişkisini kestiğinde, biz onu sana eş kıldık. Evlatlıkları eşleriyle ilişkisini kesince, onlarla evlenmek için müminler üzerine bir günah olmadığını göstermek için Allah'ın emri yapılagelmiştir.

Yaşar Nuri Öztürk

Hani sen Allah'ın nimetlendirdiği, senin de lütufta bulunduğun kişiye "Eşini yanında tut, Allah'tan kork!" diyordun ama, Allah'ın açıklayacağı birşeyi de içinde saklıyordun; insanlardan çekiniyordun. Oysaki kendisinden korkmana Allah daha layıktır. Zeyd o kadından ilişiğini kesince onu sana nikahladık ki, evlatlıkları eşleriyle ilişkilerini kestiklerinde, müminler için o kadınlarla evlenmede bir güçlük olmasın. Zaten Allah'ın emri yerine getirilmiştir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"And you say to the man to whom Allah has been gracious and whom He guided to His System of faith and worship and you were kind to him and you adopted him as your son:" "Hold your hand and hold on to your wife and entertain the profound reverence dutiful to Allah. " And you hide in your heart what Allah would inevitably bring to light and make known and you fear the people when it is only Allah Whom you should really fear. (However) when Zaid gained his end of dissolving his marriage and the prescribed period of waiting was fulfilled. We arranged your matrimonial union with her. so that those who conformed to Islam would not feel they shall stand at the mark of criticism should they be willing to marry the women who were once married to their adopted sons who have attained their object of divorce and the formalities have been fulfilled. Allah's command must be fulfilled.

Abdul Haleem

When you [Prophet] said to the man who had been favoured by God and by you, ‘Keep your wife and be mindful of God,’ you hid in your heart what God would later reveal: you were afraid of people, but it is more fitting that you fear God. When Zayd no longer wanted her, We gave her to you in marriage so that there might be no fault in believers marrying the wives of their adopted sons after they no longer wanted them. God’s command must be carried out:

Abdullah Yusuf Ali

Behold! Thou didst say to one who had received the grace of Allah and thy favour: "Retain thou (in wedlock) thy wife, and fear Allah." But thou didst hide in thy heart that which Allah was about to make manifest: thou didst fear the people, but it is more fitting that thou shouldst fear Allah. Then when Zaid had dissolved (his marriage) with her, with the necessary (formality), We joined her in marriage to thee: in order that (in future) there may be no difficulty to the Believers in (the matter of) marriage with the wives of their adopted sons, when the latter have dissolved with the necessary (formality) (their marriage) with them. And Allah's command must be fulfilled.

Abul A'la Maududi

(O Prophet), dipnot 1 call to mind when you said to him dipnot 2 whom Allah had favoured and you had favoured: "Cleave to your wife and fear Allah," dipnot 3 and you concealed within yourself for fear of people what Allah was to reveal, although Allah has greater right that you fear Him. dipnot 4 So when Zayd had accomplished what he would of her, dipnot 5 We gave her in marriage to you dipnot 6 so that there should not be any constraint for the believers regarding the wives of their adopted sons after they had accomplished whatever they would of them. dipnot 7 And Allah's command was bound to be accomplished.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The discourse from here to ( verse 48) was sent down after the Prophet (peace be upon him) had married Zainab, and the hypocrites, the Jews and the mushriks had started a relentless propaganda campaign against him. While studying these verses one should bear in mind the fact that this divine discourse was not meant for the instruction of the enemies who were engaged in a willful campaign of vilification and slander and falsehood to defame the Prophet (peace be upon him) intentionally and to satisfy their rancor. But its real object was to protect the Muslims against the influence of their campaign and to safeguard them against doubts and suspicions. Evidently, the word of Allah could not satisfy the unbelievers. It could give peace of mind only to those who knew and believed it to be Allah’s word. There was a danger that those righteous people also might be confused and influenced by the objections that were being raised by their enemies. Therefore, on the one hand, Allah removed all possible doubts from their minds, and on the other, taught the Muslims as well as the Prophet (peace be upon him) himself how they should conduct themselves under the circumstances.
  2. metne dön, dipnot 2
    It refers to Zaid as has been mentioned clearly below. In order to understand how Allah and the Prophet (peace be upon him) had favored him, it is necessary here to relate his story briefly. He was the son of Harithah bin Shurahbil, a person of the Kalb tribe, and his mother, Suda bint Thalabah, was from the Bani Maan, a branch of the Tay tribe. When he was eight years old, she took him along to her parents. There the people of Bani Qain bin Jasr raided their camp, plundered their goods and took some men prisoners including Zaid. Then they sold Zaid at the fair of Ukiiz near Taif. His buyer was Hakim bin Hizam, a nephew of Khadijah (may Allah be pleased with her). Hakim brought him to Makkah and presented him to his paternal aunt. When the Prophet (peace be upon him) married Khadijah, he found Zaid in her service and was so impressed by his good manners and conduct that he asked her to give Zaid to him. Thus, this fortunate boy entered the service of the best of men, whom Allah, after a few years, was going to appoint a Prophet (peace be upon him). Zaid at that time was 15 years old. Afterwards, when his father and uncle came to know that their child was at Makkah, they came to the Prophet (peace be upon him) and requested him to return him in exchange for a payment. The Prophet (peace be upon him) said, "I shall call the boy and leave it to him whether he would like to go with you or stay with me. If he chose to go, I would take no payment but would let him go with you. However, if he chose to stay back, I am not the one who would send away a person who would like to stay with me." They said, “This is perfectly right and just. Please ask the boy.” The Prophet (peace be upon him) called Zaid and asked him: “Do you know these two gentlemen?” He said, “Yes, this is my father and this is my uncle.” The Prophet (peace be upon him) then said, “Well, you know them as well as me. You have the choice to go with them, or stay with me if you so desire.” He said, “I have no wish to leave you and go with anyone else.” His father and uncle said: “Zaid, will you prefer slavery to freedom, and choose to stay with others in preference to your parents and family?” He replied, “After what I have seen of this person, I cannot prefer anything else of the world over him.” Hearing this reply, the father and uncle of Zaid were reconciled to his remaining with the Prophet (peace be upon him). The Prophet (peace be upon him) set Zaid free immediately and proclaimed before a gathering of the Quraish in the Kabah, “Bear witness that hence forth Zaid is my son: he will receive inheritance from me and I from him.” Thereafter, he began to be called Zaid bin Muhammad by the people. All this happened before the Prophet’s (peace be upon him) advent as a Prophet. Then, when he was blessed with Prophethood by Allah, there were four persons who accepted his claim to it without a moment’s hesitation as soon as they heard of it from him. They were Khadijah, Zaid, Ali and Abu Bakr (may Allah be pleased with them all). Zaid was 30 years old then, and had already spent 15 years in the Prophet’s (peace be upon him) service. In the fourth year after Hijrah, the Prophet (peace be upon him) married him to his first cousin Zainab, paid her dower on his behalf and provided them with necessary articles for setting up the house.
  3. metne dön, dipnot 3
    This is to what Allah has alluded in the verse, saying: "Upon whom Allah has bestowed favor, and upon whom you (O Muhammad) have done favor."
  4. metne dön, dipnot 4
    These words were said when the relations between Zaid and Zainab had become very strained, and after making repeated complaints Zaid had finally told the Prophet (peace be upon him) that he intended to divorce her. Although Zainab had accepted to be married to him in obedience to Allah and His Messenger’s command, she could not overcome her feeling that Zaid was a freed slave, who had been brought up by her own family, and she in spite of being the daughter of a noble Arab family, had been wedded to him. Due to this feeling she could never regard Zaid as her equal in matrimonial life, and this caused more and more bitterness between them. Thus after a little more than a year the marriage ended in divorce.
  5. metne dön, dipnot 5
    Some people have misconstrued this sentence to mean this: The Prophet (peace be upon him) desired to marry Zainab and wanted that Zaid should divorce her. But when Zaid came to the Prophet (peace be upon him) and said that he wanted to divorce his wife, the Prophet (peace be upon him) stopped him from this only half heartedly. At this Allah said: "You were keeping hidden in your heart that which Allah intended to reveal." The real meaning, however, is contrary to this. If this the sentence is read with (verses 1, 2, 3 and7 of this Surah), one can clearly see that in the very days when bitterness was increasing between Zaid and his wife, Allah had hinted to His Prophet (peace be upon him) that when Zaid had divorced his wife, he would have to marry the divorced lady. But since the Prophet (peace be upon him) knew what it meant to marry the divorced wife of the adopted son in the contemporary Arab society, and that too at a time when apart from a handful of the Muslims the entire country had become jealous of him, he was hesitant to take any step in that direction. That is why when Zaid expressed his intention to divorce his wife, the Prophet (peace be upon him) said to him, “Fear Allah and do not divorce your wife.” What he meant by this was that Zaid should not divorce his wife so that he was saved from facing the trial, otherwise in case the divorce was pronounced he would have to comply with the command, and thus provoke a severe storm of criticism and vilification against himself. But when the Prophet (peace be upon him) deliberately forbade Zaid to divorce his wife so that he himself might be saved from what he feared would cause him defamation, Allah found this below the high position that He wanted His Prophet to enjoy, whereas Allah intended to effect a great reform through this marriage of the Prophet. The words “And you feared the people, while Allah has more right that you should fear Him,” clearly point to the same theme.
  6. metne dön, dipnot 6
    The same explanation of this verse has been given by Imam Zain-ul-Aabedin Ali bin Husain (may Allah be pleased with him). He says, Allah had indicated to His Prophet (peace be upon him) that Zainab would be included among his wives. But when Zaid complained about her to him, the Prophet (peace be upon him) admonished him to fear Allah and keep his wife. At this Allah said to His Prophet, "I had informed you that I would give Zainab you to in marriage. But when you were forbidding Zaid to divorce his wife, you were hiding that which Allah was going to reveal." (Ibn Jarir, Ibn Kathir on the authority of Ibn Abi Hatim).
  7. metne dön, dipnot 7
    Allama Alusi in his Ruh-al-Maani has also given the same meaning of it. He says, "This is an expression of displeasure on abandoning the better course, which was that the Prophet (peace be upon him) should have kept quiet, or should have told Zaid to do as he liked. The displeasure amounted to this: “Why did you tell Zaid to keep his wife, whereas I had informed you beforehand that Zainab would be included among your wives?"

Aisha Bewley

When you said to him whom Allah has blessed and you yourself have greatly favoured, ‘Keep your wife to yourself and have taqwa of Allah,’ while concealing something in yourself which Allah wished to bring to light, you were fearing people when Allah has more right to your fear. Then when Zayd divorced her We married her to you so that there should be no restriction for the muminun regarding the wives of their adopted sons when they have divorced them. Allah’s command is always carried out.

Al-Hilali & Khan

And (remember) when you said to him (Zaid bin Hârithah رضي الله عنه - the freed-slave of the Prophet صلى الله عليه وسلم) on whom Allâh has bestowed Grace (by guiding him to Islâm) and you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم too) have done favour (by manumitting him): "Keep your wife to yourself, and fear Allâh." But you did hide in yourself (i.e. what Allâh has already made known to you that He will give her to you in marriage) that which Allâh will make manifest, you did fear the people (i.e., their saying that Muhammad صلى الله عليه وسلم married the divorced wife of his manumitted slave) whereas Allâh had a better right that you should fear Him. So when Zaid had accomplished his desire from her (i.e. divorced her), We gave her to you in marriage, so that (in future) there may be no difficulty to the believers in respect of (the marriage of) the wives of their adopted sons when the latter have no desire to keep them (i.e. they have divorced them). And Allâh’s Command must be fulfilled.

Ali Quli Qarai

When you said to him whom Allah had blessed, and whom you [too] had blessed, ‘Retain your wife for yourself, and be wary of Allah,’ and you had hidden in your heart what Allah was to divulge, and you feared the people though Allah is worthier that you should fear Him, so when Zayd had got through with her, We wedded her to you, so that there may be no blame on the faithful in respect of the wives of their adopted sons, when the latter have got through with them, and Allah’s command is bound to be fulfilled.

Amatul Rahman Omar

And (recall the time) when you said to the man (- Zaid son of Hârithah, a slave freed by the Prophet) on whom Allâh had bestowed His favour and whom you also had favoured, `Keep your wife (- Zainab) to yourself (and do not divorce her) and take Allâh as a shield. And you (O Zaid!) conceal (the cause of the failure of the marriage) in your mind, what Allâh is going to bring to light (that the responsibility of the failure rests more upon Zaid than upon Zainab); and you are (also) afraid of the people whereas Allâh has a better right that you should stand in awe of Him.' However when Zaid had done what he intended to do with her (- his wife and dissolved the marriage tie with her), We gave her (- the divorced lady) in marriage to you, so that the believers might incur no blame in (getting married to) the wives of their adopted sons after they had dissolved the marriage tie with them. Indeed, the decree of Allâh is ever executed.

Arthur John Arberry

When thou saidst to him whom God had blessed and thou hadst favoured, 'Keep thy wife to thyself, and fear God,' and thou wast concealing within thyself what God should reveal, fearing other men; and God has better right for thee to fear Him. So when Zaid had accomplished what he would of her, then We gave her in marriage to thee, so that there should not be any fault in the believers, touching the wives of their adopted sons, when they have accomplished what they would of them; and God's commandment must be performed.

Bijan Moeinian

O’ Mohammad, remember when [your adopted son] Zaid (who is blessed by God and His Prophet) came to you consulting about his wife? You tried to reunite them (in spite of the fact that you had some feelings about her. ) You were afraid of what people might say and think; however, you should be afraid only of God. I ordered you to marry his Ex-wife [whom he divorced in spite of the Prophet’s reuniting efforts] in order to set a precedent that a man may marry the divorced wife of his adopted son. God’s command shall be done.

E. Henry Palmer

And when thou didst say to him God had shown favour to and thou hadst shown favour to, 'Keep thy wife to thyself and fear God;' and thou didst conceal in thy soul what God was about to display; and didst fear men, though God is more deserving that thou shouldst fear Him; and when Zaid had fulfilled his desire of her we did wed thee to her that there should be no hindrance to the believers in the matter of the wives of their adopted sons when they have fulfilled their desire of them: and so God's bidding to be done.

Edip-Layth

You said to the one who was blessed by God, and blessed by you: "Keep your wife and revere God," and you hid inside yourself what God wished to proclaim. You feared the people, while it was God you were supposed to fear. So when Zayd ended his relationship with his wife, We had you marry her, to establish that there is no wrongdoing for those who acknowledge marrying the wives of their adopted sons if their relationship is ended. God's command is always done.

George Sale

And remember when thou saidst to him unto whom God had been gracious, and on whom thou also hadst conferred favours, keep thy wife to thy self, and fear God: And thou didst conceal that in thy mind which God had determined to discover, and didst fear men; whereas it was more just that thou shouldst fear God. But when Zeid had determined the matter concerning her, and had resolved to divorce her, we joined her in marriage unto thee; lest a crime should be charged on the true believers, in marrying the wives of their adopted sons, when they have determined the matter concerning them: And the command of God is to be performed.

Hamid S. Aziz

And it behoves not a believing man and a believing woman that they should have any choice in their matter when Allah and His Messenger have decided a matter; and whoever disobeys Allah and His Messenger, he surely goes astray in manifest error.

Mahmoud Ghali

And as you (This is addressed to the prophet) have said to him on whom Allah has (graciously) favored and you have (much) favored, "Retain your spouse to yourself, and be pious to Allah, " and you were concealing within yourself what Allah would display, and being apprehensive of mankind; and Allah truly has better right for you to be apprehensive of Him. So, as soon as Zayd had accomplished what he would of her, (i.e., accomplished his purpose, and divorced her. The reference is to Zaynab) We espoused her to you so that there should not be any restriction for the believers concerning the spouses of their adopted sons, when they have accomplished what they would of them; and the Command of Allah has been performed.

Marmaduke Pickthall

And when thou saidst unto him on whom Allah hath conferred favour and thou hast conferred favour: Keep thy wife to thyself, and fear Allah. And thou didst hide in thy mind that which Allah was to bring to light, and thou didst fear mankind whereas Allah hath a better right that thou shouldst fear Him. So when Zeyd had performed that necessary formality (of divorce) from her, We gave her unto thee in marriage, so that (henceforth) there may be no sin for believers in respect of wives of their adopted sons, when the latter have performed the necessary formality (of release) from them. The commandment of Allah must be fulfilled.

Mohamed Ahmed - Samira

When you said to him who had been favoured by God and was favoured by you: "Keep your wife to yourself and fear God, " you were hiding something God was about to bring to light, for you had fear of men, though you should fear God more. And when Zaid was through with her, We gave her to you in marriage, so that it may not remain a sin for the faithful (to marry) the wives of their adopted sons when they are through with them. God's command is to be fulfilled.

Muhammad Asad

AND LO, [O Muhammad,] thou didst say unto the one to whom God had shown favour and to whom thou hadst shown favour, "Hold on to thy wife, and remain conscious of God!" And [thus] wouldst thou hide within thyself something that God was about to bring to light for thou didst stand in awe of [what] people [might think], whereas it was God alone of whom thou shouldst have stood in awe! [But] then, when Zayd had come to the end of his union with her, We gave her to thee in marriage, so that [in future] no blame should attach to the believers for [marrying] the spouses of their adopted children when the latter have come to the end of their union with them. And [thus] God’s will was done.

Mustafa Khattab

And ˹remember, O  Prophet,˺ when you said to the one[1] for whom Allah has done a favour and you ˹too˺ have done a favour,[2] "Keep your wife and fear Allah," while concealing within yourself what Allah was going to reveal. And ˹so˺ you were considering the people, whereas Allah was more worthy of your consideration. So when Zaid totally lost interest in ˹keeping˺ his wife, We gave her to you in marriage, so that there would be no blame on the believers for marrying the ex-wives of their adopted sons after their divorce. And Allah’s command is totally binding.

Progressive Muslims

And you said to the one who was blessed by God, and blessed by you: "Keep your wife and reverence God," and you hid inside yourself what God wished to proclaim. And you feared the people, while it was God you were supposed to fear. So when Zayd ended his relationship with his wife, We had you marry her, to establish that there is no wrongdoing for the believers in marrying the wives of their adopted sons if their relationship is ended. And God's command is always done.

Rashad Khalifa

Recall that you said to the one who was blessed by GOD, and blessed by you, "Keep your wife and reverence GOD," and you hid inside yourself what GOD wished to proclaim. Thus, you feared the people, when you were supposed to fear only GOD. When Zeid was completely through with his wife, we had you marry her, in order to establish the precedent that a man may marry the divorced wife of his adopted son. GOD's commands shall be done.

Sahih International

And [remember, O Muúammad], when you said to the one on whom Allah bestowed favor and you bestowed favor, "Keep your wife and fear Allah," while you concealed within yourself that which Allah is to disclose. And you feared the people, while Allah has more right that you fear Him. So when Zayd had no longer any need for her, We married her to you in order that there not be upon the believers any discomfort concerning the wives of their adopted sons when they no longer have need of them. And ever is the command of Allah accomplished.

Sam Gerrans

And when thou saidst to him whom God has favoured, and whom thou hast favoured: “Hold thou thy wife to thee, and be thou in prudent fear of God,” and wast concealing in thyself what God reveals[...]. And thou fearedst men, when God has more right that thou fear Him. Then when Zayd had concluded any need of her, We gave her to thee in marriage, that there be not blame upon the believers concerning the wives of their adopted sons, when they have concluded any need of them. And the command of God is carried out.

Shabbir Ahmed

Behold, (O Prophet) you did tell the one to whom Allah had shown Favor and to whom you had shown favor, "Hold on to your wife and be mindful of Allah. You seek to conceal in your heart what Allah intends to reveal. You are afraid of people whereas it is more appropriate to fear Allah." But when Zayd had observed all the rules and divorced her, We gave her to you in marriage. So that henceforth there may be no blame on the believers in respect of spouses of their adopted children when they have come to the dissolution of their union. And the Commandment of Allah must be fulfilled. (Contrary to many erroneous translations, the entire quote in this verse is addressed to Zayd since Messengers fear none but Allah (33:39). Also the admonition of the Prophet to Zayd clearly indicates that he, and not his wife, was at fault).

Syed Vickar Ahamed

And (remember) when (O Prophet)! You said to the person (Zaid) who had received the gift from Allah and your favor: "You keep (the marriage with) your wife and fear Allah. But you did hide in your heart what Allah was about to make it clear: You did fear the people, but it is better that you fear Allah. So, when Zaid had dissolved (his marriage) with her, after the necessary (steps of divorce), We joined her in marriage with you: So, that there are no questions for the believers (regarding the) marriage with the wives of their adopted sons, after they have dissolved the marriage with the necessary (steps) with them (their ex-wives). And Allah’s (Divine) Order must be completed and fulfilled.

Taqi Usmani

(Remember) when you (O Prophet,) were saying to the one who was favored by Allah and favored by you, "Keep your wife to your self, and fear Allah." And you were concealing in your heart what Allah was going to reveal, and you were fearing people, while Allah is more entitled to be feared by you. So, when Zaid finished his desire for her, We gave her into your marriage, so that there may not be a problem for the believers in marrying wives of their adopted sons, when they finish their desire for them; and Allah’s decree had to be enforced.

The Monotheist Group

And you said to the one who was blessed by God, and blessed by you: "Keep your wife and reverence God," and you hid inside yourself what God wished to proclaim. And you were concerned with the people, while God was more deserving that you be concerned with. So when Zayd ended his relationship with his wife, We had you marry her, to establish that there is no wrongdoing for the believers in marrying the wives of their adopted sons if their relationship is ended. And the command of God is always done.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ahzâb suresi, 37. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ahzâb suresi, 37. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ahzâb suresi, 37. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩