Diyanet İşleri
(96-97) Şüphesiz, haklarında Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşmiş olanlar, kendilerine bütün mucizeler gelse bile, elem dolu azabı görünceye kadar inanmazlar.
Yûnus suresi
Yûnus suresi, 96. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ حَقَّتْ عَلَيْهِمْ كَلِمَتُ رَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَ
inne-lleẕîne ḥaḳḳat `aleyhim kelimetü rabbike lâ yü'minûn.
(96-97) Şüphesiz, haklarında Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşmiş olanlar, kendilerine bütün mucizeler gelse bile, elem dolu azabı görünceye kadar inanmazlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Şüpheye düşme; iman eden tek kavim: Yûnus kavmi Yûnus 94–103 3
Andolsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki, ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.
Eğer sana indirdiğimiz şeyden şüphe içinde isen, senden önce Kitab'ı (Tevrat'ı) okuyanlara sor. Andolsun ki, sana Rabbinden hak gelmiştir. O halde, sakın şüphe edenlerden olma!
Sakın Allah'ın ayetlerini yalanlayanlardan da olma! Yoksa zarara uğrayanlardan olursun.
(96-97) Şüphesiz, haklarında Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşmiş olanlar, kendilerine bütün mucizeler gelse bile, elem dolu azabı görünceye kadar inanmazlar.
Yunus'un kavminden başka, keşke (azabı görmeden) iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yunus'un kavmi) iman edince, dünya hayatında (sürüklenebilecekleri) rezillik azabını onlardan uzaklaştırmış ve onları belli bir zamana kadar yararlandırmıştık.
Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekun iman ederlerdi. Böyle iken sen mi mü'min olsunlar diye, insanları zorlayacaksın?
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 96–97. ayetler için yazılmıştır.
96-97. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Doğrusu üzerlerine Rabbinin sözü hak olmuş bulunanlar” yani cehennem ehlinden, azgın ve sapıklardan olanlar, mutlaka Allah’ın kader ve kazası ile tayin ettiği duruma gelirler ve onlara her türlü mucize gelse bile iman etmezler. Mucizeler onların ancak tuğyanlarını artırır, azgınlıklarına azgınlık katar. Allah bu yolla onlara zulmetmemiştir, ancak onlar hak kendilerine geldiği ilk seferinde hakkı reddetmek sureti ile kendi kendilerine zulmetmişlerdir. Yüce Allah da kalplerine, kulaklarına ve gözlerine mühür vurmakla onları cezalandırmıştır. O bakımdan onlar tehdit olunageldikleri can yakıcı azabı görünceye kadar iman etmezler. İşte o vakit üzerinde bulundukları halin kesinlikle sapıklık olduğunu, peygamberlerin kendilerine getirdiklerinin ise hakkın ta kendisi olduğunu bileceklerdir. Fakat bu zamanda iman etmelerinin kendilerine bir faydası olmayacaktır. O zaman zulmedenlere mazeretleri fayda vermeyeceği gibi mazeret belirtmelerine ve rızalık almaya çalışmalarına da müsaade edilmeyecektir. Ayetler ve mucizeler, ancak kalbi bulunanlara ve hazır bulunup kalpten kulak verene faydalı olur.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Küfür üzerinde olmaya ısrar etmeleri sebebiyle Allah Subhânuhu ve Teâlâ'nın küfür üzerine öleceklerine dair hüküm verdiği kimseler; ebediyen iman etmezler.
Aynı kök: كلم (75 geçiş)
Derken, Adem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb'ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti.…
Aynı kök: كلم (75 geçiş)
Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden birtakımı, Allah'ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif…
Aynı kök: كلم (75 geçiş)
Bilmeyenler, "Allah bizimle konuşsa, ya da bize bir mucize gelse ya!" derler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişti.…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki haklarında Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşenler inanmazlar. dipnot 1
Hakikat şu ki, haklarında Rablerinin yargısı kesinleşenler asla iman etmeyecekler.
Gerçek şu ki, haklarında Rablerinin sözü (yargısı) gerçekleşmiş olanlar imana erişemeyeceklerdir.
Muhakkak ki haklarında Rabbinin sözü (ezeli hükmü) gerçekleşmiş kimseler iman etmezler!
Gerçek şu ki, Rabbinin kelimesi üzerlerinde hak olanlar, onlar inanmazlar.
Gerçekten haklarında Rabbinin sözü (hükmü) sabit olanlar,
Kuşkusuz, üzerine Efendinin Sözü gerçekleşmiş olanlar inanmazlar.
Haklarında Rabbinin azap kelimesi sabit olanlar inanmazlar.
Efendinin kararıyla mahkûm edilenler gerçeği onaylamazlar.
Rabbinin kararıyla mahkum edilenler inanmazlar.
Doğrusu aleyhlerinde Rabbinin hükmü gerçekleşmiş olanlar imana gelmezler,
Hakıkat aleyhlerinde rabbının kelimesi hakkolmuş olanlar iymana gelmezler
Rabb'inin haklarında kelimeleri dipnot 1 gerçekleşecek olanlar, iman etmezler.
Rabb'inin haklarında kelimeleri dipnot 1 gerçekleşecek olanlar, iman etmezler.
Rabb'inin haklarında kelimeleri dipnot 1 gerçekleşecek olanlar, iman etmezler.
Gerçek şu ki, rabbinin kelimesi üzerlerinde hak olanlar, onlar inanmazlar.
(96-97) Üzerlerine Rabbinin kesilmesi hak olmuş bulunanlar (yok mu?) onlar, velev kendilerine her (hangi bir) ayet gelmiş olsun, acıklı bir azab görecekleri (zama) na kadar iman etmezler.
Doğrusu, üzerlerine Rabbının sözü hak olanlar inanmazlar.
(94-109) Sana indirdiğimizde şüpheye düştün ise, senden önc e kitap okuyanlara sor. Kesin olan şu ki, s ana Rabbinden gerçek gelmiştir / hak gelmiştir , sakın tereddüt edenlerden olma , sakın Allah’ın ayetlerini yalanlayanlardan olma , ki hasara uğrayanlardan olursun. Muhakkak ki Rabbinin kelimeleri / ifade ettikleri onlar üzerinde gerçekleşti, şayet onlara, tüm ayetler gelse dahi, ta ki acıklı azabı görünceye kadar inanmazlar. Bir memleket vardı iman etseydiler ve imanları onlara fayda verseydi, yunus kavmi hariç tir, vaktaki imanlarından dolayı onlardaki / yunus kavminde ki onursuzluk azabını dünya hayatında kaldırdık ve belli vakte kadar onları geçindirdik / metalandırdık. Oysa Rabbin istese arzda kim varsa herkes iman ederdi, sen mi insanları mümin oluncaya kadar zorlayacaksın? Allah'ın izni hariç hiçbir kimse iman edemez, akletmeyenlerin üzerinde pislik yapar. Bakınız de! Semalarda ve Arzda ne var? Ayetler ve uyarmalar iman etmeyen kavime bir zenginlik / yarar / fayda sağlamaz, onlardan öncekilerin yaşadıklarının benzeri günlerin başlarına gelmesini mi bekliyorlar, bekleyin de bende sizlerle beraber bekleyenlerdenim. Ardından elçilerimizi kurtarırız aynı şekilde iman edenleri de müminleri kurtarmak üzerimizde bir haktır. De ki Ey insanlar eğer dinimden şüphelendiyseniz ben asla Allah dışında taptıklarınıza tapmam velakin beni vefat ettirecek olan Allaha ibadet ederim. İman edenlerden olmam bana emredildi. Yüzünü hanif dine doğru ortaya çıkar / çevir, ortak koşanlardan olma. Allahtan başkasına, sana yararı ve zararı olmayana, çağrıda bulunma, eğer ki bunu yaparsan o zaman sen de kesinlikle zalimlerden olursun. Allah’tan bir zarar sana dokunursa, O’ndan başka onu kaldıracak / giderecek yoktur, eğer ki sana bir hayır murat ettiyse onun hazinesini reddedecek te yoktur , Onu kullarından istediğine isabet ettirir / nasip eder, O, bağışlayandır, esirgeyendir. Deki ey insanlar! size Rabbinizden gerçek geldi / hak geldi, kim yola girerse kendisi için yola girmiştir, Kim de saparsa kendi aleyhine sapmıştır, ben sizin üzerinize vekil değilim. Allah hüküm verinceye kadar sana vahyedilene uy ve sabret, O hakimlerin en hayırlısıdır.
Şüphesiz Rabbinin sözü (azaba uğrayacakları hükmü) gerçekleşmiş olanlar, iman etmezler.
Üzerlerine Rabbinin (azab) kelimesi hak olanlar inanmazlar.
Rabbinden aleyhlerinde karar çıkmasını hak edenler, ona inanıp güvenmezler dipnot 1 .
Rabbinin, aleyhlerindeki sözünü hak etmiş olanlar inanıp güvenecek değillerdir.
Şüphesiz Rabbinin sözü (azaba uğrayacakları hükmü) gerçekleşmiş olanlar, iman etmezler.
Şüphesiz Rabbinin söz verdiği azabı hak edenler inanmazlar.
Aleyhlerine Rabbinin kelimesi hak olanlar iman etmezler;
Indeed those whose thoughts thrived on disobedience have verified Allah's divine preordination declared in words thus: "These were born to it; they shall not conform to Allah's will nor to His system of faith and worship. "
Those against whom your Lord’s sentence is passed will not believe,
Those against whom the word of thy Lord hath been verified would not believe-
Surely those against whom the word of your Lord has been fulfilled dipnot 1 will not believed
Those against whom the words of your Lord are justly carried out will never have iman –
Truly! Those, against whom the Word (Wrath) of your Lord has been justified, will not believe.
Indeed those against whom your Lord’s judgement has become due will not have faith,
Verily, those against whom the verdict (of punishment) of your Lord has been confirmed will not believe,
Those against whom thy Lord's word is realized will not believe,
Those who (in account of their attitude) have already been condemned by God, will never believe.
Verily, those against whom God's word is pronounced will not believe,
Those who deserved your Lord's word against them do not acknowledge,
Verily those against whom the word of thy Lord is decreed, shall not believe,
And be not of those who reject the Signs of Allah, for then you will be of the losers.
Surely the ones against whom the Word of your Lord has come true do not believe.
Lo! those for whom the word of thy Lord (concerning sinners) hath effect will not believe,
Verily those against whom the word of your Lord is pronounced will never believe,
Verily, they against whom thy Sustainer's word [of judgment] has come true will not attain to faith -
Indeed, those against whom your Lord’s decree ˹of torment˺ is justified will not believe—
Those who have deserved your Lord's retribution do not believe.
Surely, those condemned by a decree from your Lord cannot believe.
Indeed, those upon whom the word of your Lord has come into effect will not believe,
Those upon whom the word of thy Lord has become binding, they will not believe.
Verily, they who violate your Lord's Law of Guidance, will not believe (4:88).
Truly, those against whom the Word of the Lord has been proved, (also) would not believe—
Surely, those against whom the Word of your Lord stands settled will not believe,
Those who have deserved the retribution of your Lord do not believe.