Yûnus suresi

Yûnus suresi, 96. ayet

Yûnus suresi, 96. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ حَقَّتْ عَلَيْهِمْ كَلِمَتُ رَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَ

inne-lleẕîne ḥaḳḳat `aleyhim kelimetü rabbike lâ yü'minûn.

Diyanet İşleri

(96-97) Şüphesiz, haklarında Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşmiş olanlar, kendilerine bütün mucizeler gelse bile, elem dolu azabı görünceye kadar inanmazlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yûnus 93–99 · surenin 96. ayeti / 109

Konu Şüpheye düşme; iman eden tek kavim: Yûnus kavmi Yûnus 94–103 3

  1. Yûnus 93

    Andolsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki, ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.

  2. Yûnus 94

    Eğer sana indirdiğimiz şeyden şüphe içinde isen, senden önce Kitab'ı (Tevrat'ı) okuyanlara sor. Andolsun ki, sana Rabbinden hak gelmiştir. O halde, sakın şüphe edenlerden olma!

  3. Yûnus 95

    Sakın Allah'ın ayetlerini yalanlayanlardan da olma! Yoksa zarara uğrayanlardan olursun.

  4. 96–97

    (96-97) Şüphesiz, haklarında Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşmiş olanlar, kendilerine bütün mucizeler gelse bile, elem dolu azabı görünceye kadar inanmazlar.

  5. Yûnus 98

    Yunus'un kavminden başka, keşke (azabı görmeden) iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yunus'un kavmi) iman edince, dünya hayatında (sürüklenebilecekleri) rezillik azabını onlardan uzaklaştırmış ve onları belli bir zamana kadar yararlandırmıştık.

  6. Yûnus 99

    Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekun iman ederlerdi. Böyle iken sen mi mü'min olsunlar diye, insanları zorlayacaksın?

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 96–97. ayetler için yazılmıştır.

96-97. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Doğrusu üzerlerine Rabbinin sözü hak olmuş bulunanlar” yani cehennem ehlinden, azgın ve sapıklardan olanlar, mutlaka Allah’ın kader ve kazası ile tayin ettiği duruma gelirler ve onlara her türlü mucize gelse bile iman etmezler. Mucizeler onların ancak tuğyanlarını artırır, azgınlıklarına azgınlık katar. Allah bu yolla onlara zulmetmemiştir, ancak onlar hak kendilerine geldiği ilk seferinde hakkı reddetmek sureti ile kendi kendilerine zulmetmişlerdir. Yüce Allah da kalplerine, kulaklarına ve gözlerine mühür vurmakla onları cezalandırmıştır. O bakımdan onlar tehdit olunageldikleri can yakıcı azabı görünceye kadar iman etmezler. İşte o vakit üzerinde bulundukları halin kesinlikle sapıklık olduğunu, peygamberlerin kendilerine getirdiklerinin ise hakkın ta kendisi olduğunu bileceklerdir. Fakat bu zamanda iman etmelerinin kendilerine bir faydası olmayacaktır. O zaman zulmedenlere mazeretleri fayda vermeyeceği gibi mazeret belirtmelerine ve rızalık almaya çalışmalarına da müsaade edilmeyecektir. Ayetler ve mucizeler, ancak kalbi bulunanlara ve hazır bulunup kalpten kulak verene faydalı olur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Küfür üzerinde olmaya ısrar etmeleri sebebiyle Allah Subhânuhu ve Teâlâ'nın küfür üzerine öleceklerine dair hüküm verdiği kimseler; ebediyen iman etmezler.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِنَّ inne şüphesiz
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  3. حَقَّتْ hakkat kesinleşmiş olan(lar) kök: حقق
  4. عَلَيْهِمْ aleyhim haklarında
  5. كَلِمَتُ kelimetu sözü kök: كلم
  6. رَبِّكَ rabbike Rabbinin kök: ربب
  7. لَا la
  8. يُؤْمِنُونَ yu'minune iman etmezler kök: امن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: كلم (75 geçiş)

    Derken, Adem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb'ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti.…

  • Aynı kök: كلم (75 geçiş)

    Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden birtakımı, Allah'ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif…

  • Aynı kök: كلم (75 geçiş)

    Bilmeyenler, "Allah bizimle konuşsa, ya da bize bir mucize gelse ya!" derler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişti.…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

85 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Hakikat şu ki, haklarında Rablerinin yargısı kesinleşenler asla iman etmeyecekler.

Muhammed Esed

Gerçek şu ki, haklarında Rablerinin sözü (yargısı) gerçekleşmiş olanlar imana erişemeyeceklerdir.

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki haklarında Rabbinin sözü (ezeli hükmü) gerçekleşmiş kimseler iman etmezler!

Ali Bulaç

Gerçek şu ki, Rabbinin kelimesi üzerlerinde hak olanlar, onlar inanmazlar.

Ali Özek ve heyeti

Gerçekten haklarında Rabbinin sözü (hükmü) sabit olanlar,

Ali Rıza Safa

Kuşkusuz, üzerine Efendinin Sözü gerçekleşmiş olanlar inanmazlar.

Bayraktar Bayraklı

Haklarında Rabbinin azap kelimesi sabit olanlar inanmazlar.

Edip Yüksel

Efendinin kararıyla mahkûm edilenler gerçeği onaylamazlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Rabbinin kararıyla mahkum edilenler inanmazlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Doğrusu aleyhlerinde Rabbinin hükmü gerçekleşmiş olanlar imana gelmezler,

Elmalılı Hamdi Yazır

Hakıkat aleyhlerinde rabbının kelimesi hakkolmuş olanlar iymana gelmezler

Erhan Aktaş

Rabb'inin haklarında kelimeleri dipnot 1 gerçekleşecek olanlar, iman etmezler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Takdir edilmiş hüküm. Yaptıkları ile azap görmeyi hak edenler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Rabb'inin haklarında kelimeleri dipnot 1 gerçekleşecek olanlar, iman etmezler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Takdir edilmiş hüküm. Yaptıkları ile azap görmeyi hak edenler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Rabb'inin haklarında kelimeleri dipnot 1 gerçekleşecek olanlar, iman etmezler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Takdir edilmiş hüküm.

Gültekin Onan

Gerçek şu ki, rabbinin kelimesi üzerlerinde hak olanlar, onlar inanmazlar.

Hasan Basri Çantay

(96-97) Üzerlerine Rabbinin kesilmesi hak olmuş bulunanlar (yok mu?) onlar, velev kendilerine her (hangi bir) ayet gelmiş olsun, acıklı bir azab görecekleri (zama) na kadar iman etmezler.

İbni Kesir

Doğrusu, üzerlerine Rabbının sözü hak olanlar inanmazlar.

Mehmet Alagaş

(94-109) Sana indirdiğimizde şüpheye düştün ise, senden önc e kitap okuyanlara sor. Kesin olan şu ki, s ana Rabbinden gerçek gelmiştir / hak gelmiştir , sakın tereddüt edenlerden olma , sakın Allah’ın ayetlerini yalanlayanlardan olma , ki hasara uğrayanlardan olursun. Muhakkak ki Rabbinin kelimeleri / ifade ettikleri onlar üzerinde gerçekleşti, şayet onlara, tüm ayetler gelse dahi, ta ki acıklı azabı görünceye kadar inanmazlar. Bir memleket vardı iman etseydiler ve imanları onlara fayda verseydi, yunus kavmi hariç tir, vaktaki imanlarından dolayı onlardaki / yunus kavminde ki onursuzluk azabını dünya hayatında kaldırdık ve belli vakte kadar onları geçindirdik / metalandırdık. Oysa Rabbin istese arzda kim varsa herkes iman ederdi, sen mi insanları mümin oluncaya kadar zorlayacaksın? Allah'ın izni hariç hiçbir kimse iman edemez, akletmeyenlerin üzerinde pislik yapar. Bakınız de! Semalarda ve Arzda ne var? Ayetler ve uyarmalar iman etmeyen kavime bir zenginlik / yarar / fayda sağlamaz, onlardan öncekilerin yaşadıklarının benzeri günlerin başlarına gelmesini mi bekliyorlar, bekleyin de bende sizlerle beraber bekleyenlerdenim. Ardından elçilerimizi kurtarırız aynı şekilde iman edenleri de müminleri kurtarmak üzerimizde bir haktır. De ki Ey insanlar eğer dinimden şüphelendiyseniz ben asla Allah dışında taptıklarınıza tapmam velakin beni vefat ettirecek olan Allaha ibadet ederim. İman edenlerden olmam bana emredildi. Yüzünü hanif dine doğru ortaya çıkar / çevir, ortak koşanlardan olma. Allahtan başkasına, sana yararı ve zararı olmayana, çağrıda bulunma, eğer ki bunu yaparsan o zaman sen de kesinlikle zalimlerden olursun. Allah’tan bir zarar sana dokunursa, O’ndan başka onu kaldıracak / giderecek yoktur, eğer ki sana bir hayır murat ettiyse onun hazinesini reddedecek te yoktur , Onu kullarından istediğine isabet ettirir / nasip eder, O, bağışlayandır, esirgeyendir. Deki ey insanlar! size Rabbinizden gerçek geldi / hak geldi, kim yola girerse kendisi için yola girmiştir, Kim de saparsa kendi aleyhine sapmıştır, ben sizin üzerinize vekil değilim. Allah hüküm verinceye kadar sana vahyedilene uy ve sabret, O hakimlerin en hayırlısıdır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Şüphesiz Rabbinin sözü (azaba uğrayacakları hükmü) gerçekleşmiş olanlar, iman etmezler.

Süleyman Ateş

Üzerlerine Rabbinin (azab) kelimesi hak olanlar inanmazlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Rabbinin, aleyhlerindeki sözünü hak etmiş olanlar inanıp güvenecek değillerdir.

Şaban Britch

Şüphesiz Rabbinin sözü (azaba uğrayacakları hükmü) gerçekleşmiş olanlar, iman etmezler.

Şaban Piriş

Şüphesiz Rabbinin söz verdiği azabı hak edenler inanmazlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Aleyhlerine Rabbinin kelimesi hak olanlar iman etmezler;

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Indeed those whose thoughts thrived on disobedience have verified Allah's divine preordination declared in words thus: "These were born to it; they shall not conform to Allah's will nor to His system of faith and worship. "

Abdul Haleem

Those against whom your Lord’s sentence is passed will not believe,

Abdullah Yusuf Ali

Those against whom the word of thy Lord hath been verified would not believe-

Abul A'la Maududi

Surely those against whom the word of your Lord has been fulfilled dipnot 1 will not believed

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah’s decree that had become applicable to them was this: Allah does not thrust the faith on those who do not seek after the truth: who obstinately and obdurately shut their hearts against it with prejudice: who are so lost in the love of this world that they do not care at all about the Hereafter.

Aisha Bewley

Those against whom the words of your Lord are justly carried out will never have iman –

Al-Hilali & Khan

Truly! Those, against whom the Word (Wrath) of your Lord has been justified, will not believe.

Ali Quli Qarai

Indeed those against whom your Lord’s judgement has become due will not have faith,

Amatul Rahman Omar

Verily, those against whom the verdict (of punishment) of your Lord has been confirmed will not believe,

Arthur John Arberry

Those against whom thy Lord's word is realized will not believe,

Bijan Moeinian

Those who (in account of their attitude) have already been condemned by God, will never believe.

E. Henry Palmer

Verily, those against whom God's word is pronounced will not believe,

Edip-Layth

Those who deserved your Lord's word against them do not acknowledge,

George Sale

Verily those against whom the word of thy Lord is decreed, shall not believe,

Hamid S. Aziz

And be not of those who reject the Signs of Allah, for then you will be of the losers.

Mahmoud Ghali

Surely the ones against whom the Word of your Lord has come true do not believe.

Marmaduke Pickthall

Lo! those for whom the word of thy Lord (concerning sinners) hath effect will not believe,

Mohamed Ahmed - Samira

Verily those against whom the word of your Lord is pronounced will never believe,

Muhammad Asad

Verily, they against whom thy Sustainer's word [of judgment] has come true will not attain to faith -

Mustafa Khattab

Indeed, those against whom your Lord’s decree ˹of torment˺ is justified will not believe—

Progressive Muslims

Those who have deserved your Lord's retribution do not believe.

Rashad Khalifa

Surely, those condemned by a decree from your Lord cannot believe.

Sahih International

Indeed, those upon whom the word of your Lord has come into effect will not believe,

Sam Gerrans

Those upon whom the word of thy Lord has become binding, they will not believe.

Shabbir Ahmed

Verily, they who violate your Lord's Law of Guidance, will not believe (4:88).

Syed Vickar Ahamed

Truly, those against whom the Word of the Lord has been proved, (also) would not believe—

Taqi Usmani

Surely, those against whom the Word of your Lord stands settled will not believe,

The Monotheist Group

Those who have deserved the retribution of your Lord do not believe.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 96. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 96. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 96. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩