Diyanet İşleri
Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.
Vâkıa suresi
Vâkıa suresi, 46. ayet. وَكَانُوا۟ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلْحِنثِ ٱلْعَظِيمِ
vekânû yüṣirrûne `ale-lḥinŝi-l`ażîm.
Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Soldakilerin hâli Vâkıa 41–56 3
(42-44) Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!.
Çünkü onlar, bundan önce (dünyada varlık içinde) sefahata dalmış ve azgın kimselerdi.
Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.
Diyorlardı ki: "Biz öldükten, toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi bir daha diriltilecekmişiz?"
"Evvelki atalarımız da mı?"
(49-50) De ki: "Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 45–48. ayetler için yazılmıştır.
45. Daha sonra cehennemlikleri böyle bir cezaya maruz bırakan amellerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “Çünkü onlar, bundan önce refah içinde şımarmış kimselerdi.” Dünya onları alabildiğine oyalamıştı. Onlar dünya için çalışmış, dünya nimetlerinden oldukça yararlanmış, bunun sonucunda da uzun emeller onları oyalayarak güzel amellerde bulunmalarını engellemişti. İşte Yüce Allah’ın kendilerini yermesine sebep olan rahat yaşayış ve refah budur.
46. “Büyük günah üzerinde ısrar ederlerdi.” Pek büyük günahlar işler, bunlardan tevbe etmez, bunlar dolayısı ile pişmanlık duymazlardı. Aksine yüce Mevlâlarını gazaplandıracak şeyleri ısrarla yaparlardı. Bu yüzden O’nun huzuruna, bağışlanıp affolunmamış pek çok ağır günah yükü ile gelmişlerdir.
47-48. Hem onlar öldükten sonra dirilişi de inkâr ediyor ve bunun gerçekleşmesinin uzak bir ihtimal olduğunu ifade ederek şöyle diyorlardı: “Biz ölüp de toprak ve kemik olduğumuz vakit, evet biz (bu hale geldikten sonra) mı diriltileceğiz?! Geçmiş atalarımız da mı (diriltilecek)?” Biz ölümden sonra çürüyüp toprak ve kemikler haline geldikten sonra nasıl diriltileceğiz? Böyle bir şey imkânsızdır, diyorlardı.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Allah'ı küfretmek ve O'nun dışında putlara ibadet etmekte ısrar ediyorlardı.
Aynı kök: حنث (2 geçiş)
Şöyle dedik: "Eline bir demet sap al ve onunla vur, yeminini bozma." Gerçekten biz Eyyub'u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O,…
Aynı kök: صرر (6 geçiş)
Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın…
Aynı kök: صرر (6 geçiş)
Yine onlar, çirkin bir iş yaptıkları, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah'ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki…
Aynı kök: صرر (6 geçiş)
Kendisine Allah'ın ayetlerinin okunduğunu işitir de, sonra büyüklük taslayarak sanki onları hiç duymamış gibi direnir. İşte onu elem dolu bir azap…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Büyük günahı (şirki) işlemekte ısrar ediyorlar.
ve büyük ihanette ısrar etmiştiler;
çirkin günahlar işlemekte inat ediyorlardı,
O büyük suçta (Hakikatlerini inkar ederek onu yaşama yolunda çalışma yapmamakta) ısrar ederlerdi.
Onlar, büyük günah üzerinde ısrarlı davrananlardı.
Büyük günahı işlemekte direnir dururlardı.
Ve büyük suçu işlemekte direniyorlardı.
- İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde serin ve hoş olmayan kapkara dumandan bir gölge altındadırlar. Çünkü onlar bundan önce, varlık içinde sefahete dalmışlardı. Büyük günahı işlemekte ısrar edip dururlardı.
Büyük günahı işlemekte direniyorlardı.
Büyük günahı işlemekte direniyorlardı.
Büyük günahda ısrar ediyorlardı;
Ve büyük cinayete ısrar ediyorlardı
Büyük ihanette ısrar ediyorlardı.
Büyük ihanette ısrar ediyorlardı.
Büyük ihanette ısrar ediyorlardı.
Onlar, büyük günah üzerinde ısrarlı davrananlardı.
O büyük günah üzerinde ısrar ederlerdi.
Ve büyük günah işlemekte direnip dururlardı.
(41-55) Solun sahipleri! nedir solun sahipleri? Alev ve kaynar suyun olduğu, ikramın ve serinliğin olmadığı sıcak bir gölgenin içindedirler, b undan önce onlar keyiflerine düşkün idiler , b üyük bir günah üzerinde ısrar ediyorlardı , diyorlardı ki, öldüğümüz, kemik ve toprak olduğumuz vakit , kesin, diriltilecek miyiz? Evvelki babalarımız da mı? De ki kesinlikle! evvelkiler de sonrakiler de bilinen günün belirlenmiş vaktinde toparlanacaklar. Sonra Ey yalancı sapmışlar! sizler, Zakkum bir ağaçtan yiyeceksiniz, onunla karnınızı dolduracaksınız ve üzerine de kaynar su içeceksiniz susamış devenin içişi gibi içeceksiniz, din günü indirilişiniz bu şekilde olacaktır.
Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.
Büyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı.
O büyük günahta /şirkte dipnot 1 ısrar ederlerdi dipnot 2 .
Israrla büyük günahları dipnot 1 işler dururlardı,
Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı
Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.
O büyük günah üzerinde ısrar edip dururlardı.
How obstinate they were in adhering to their own evil course of denying Allah.
and persisted in great sin,
And persisted obstinately in wickedness supreme!
and had persisted in the Great Sin. dipnot 1
persisting in immense wrongdoing
And were persisting in great sin (joining partners in worship along with Allâh, committing murder and other crimes)[1]
and they used to persist in the great sin.
But (they) persisted in extreme sinfulness.
and persisted in the Great Sin,
[but instead of being grateful to God, ] engaged constantly in great sins.
and did persist in mighty crime;
They persisted in the great blasphemy.
and obstinately persisted in a heinous wickedness:
And they persisted in the great violation (or great sin).
And they used to persist in the monstrous vileness;
And used to persist in the awful sin.
But persisted in that greater sin,
and would persist in heinous sinning,
and persisted in the worst of sin.[1]
And they persisted in the great blasphemy.
They insisted on the great blasphemy.
And they used to persist in the great violation,
And persisted in the Great Perjury,
And stubbornly persisted in their violations.
And willfully continued in the worst wickedness!
and used to persist in major sins,
And they persisted in the great oathbreaking.