Vâkıa suresi

Vâkıa suresi, 46. ayet

Vâkıa suresi, 46. ayet. وَكَانُوا۟ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلْحِنثِ ٱلْعَظِيمِ

vekânû yüṣirrûne `ale-lḥinŝi-l`ażîm.

Diyanet İşleri

Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Vâkıa 43–49 · surenin 46. ayeti / 96
  1. Vâkıa 43–44

    (42-44) Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!.

  2. Vâkıa 45

    Çünkü onlar, bundan önce (dünyada varlık içinde) sefahata dalmış ve azgın kimselerdi.

  3. 46

    Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.

  4. Vâkıa 47

    Diyorlardı ki: "Biz öldükten, toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi bir daha diriltilecekmişiz?"

  5. Vâkıa 48

    "Evvelki atalarımız da mı?"

  6. Vâkıa 49

    (49-50) De ki: "Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 45–48. ayetler için yazılmıştır.

45. Daha sonra cehennemlikleri böyle bir cezaya maruz bırakan amellerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “Çünkü onlar, bundan önce refah içinde şımarmış kimselerdi.” Dünya onları alabildiğine oyalamıştı. Onlar dünya için çalışmış, dünya nimetlerinden oldukça yararlanmış, bunun sonucunda da uzun emeller onları oyalayarak güzel amellerde bulunmalarını engellemişti. İşte Yüce Allah’ın kendilerini yermesine sebep olan rahat yaşayış ve refah budur.

46. “Büyük günah üzerinde ısrar ederlerdi.” Pek büyük günahlar işler, bunlardan tevbe etmez, bunlar dolayısı ile pişmanlık duymazlardı. Aksine yüce Mevlâlarını gazaplandıracak şeyleri ısrarla yaparlardı. Bu yüzden O’nun huzuruna, bağışlanıp affolunmamış pek çok ağır günah yükü ile gelmişlerdir.

47-48. Hem onlar öldükten sonra dirilişi de inkâr ediyor ve bunun gerçekleşmesinin uzak bir ihtimal olduğunu ifade ederek şöyle diyorlardı: “Biz ölüp de toprak ve kemik olduğumuz vakit, evet biz (bu hale geldikten sonra) mı diriltileceğiz?! Geçmiş atalarımız da mı (diriltilecek)?” Biz ölümden sonra çürüyüp toprak ve kemikler haline geldikten sonra nasıl diriltileceğiz? Böyle bir şey imkânsızdır, diyorlardı.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah'ı küfretmek ve O'nun dışında putlara ibadet etmekte ısrar ediyorlardı.

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَكَانُوا۟ ve kanu ve ediyorlardı kök: كون
  2. يُصِرُّونَ yusirrune ısrar kök: صرر
  3. عَلَى ala üzere
  4. ٱلْحِنثِ l-hinsi günah (işlemek) kök: حنث
  5. ٱلْعَظِيمِ l-azimi büyük kök: عظم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 4 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حنث (2 geçiş)

    Şöyle dedik: "Eline bir demet sap al ve onunla vur, yeminini bozma." Gerçekten biz Eyyub'u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O,…

  • Aynı kök: صرر (6 geçiş)

    Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın…

  • Aynı kök: صرر (6 geçiş)

    Yine onlar, çirkin bir iş yaptıkları, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah'ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki…

  • Aynı kök: صرر (6 geçiş)

    Kendisine Allah'ın ayetlerinin okunduğunu işitir de, sonra büyüklük taslayarak sanki onları hiç duymamış gibi direnir. İşte onu elem dolu bir azap…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

59 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Büyük günahı (şirki) işlemekte ısrar ediyorlar.

Mustafa İslamoğlu

ve büyük ihanette ısrar etmiştiler;

Muhammed Esed

çirkin günahlar işlemekte inat ediyorlardı,

Ahmed Hulusi

O büyük suçta (Hakikatlerini inkar ederek onu yaşama yolunda çalışma yapmamakta) ısrar ederlerdi.

Ali Bulaç

Onlar, büyük günah üzerinde ısrarlı davrananlardı.

Ali Özek ve heyeti

Büyük günahı işlemekte direnir dururlardı.

Ali Rıza Safa

Ve büyük suçu işlemekte direniyorlardı.

Bayraktar Bayraklı

- İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde serin ve hoş olmayan kapkara dumandan bir gölge altındadırlar. Çünkü onlar bundan önce, varlık içinde sefahete dalmışlardı. Büyük günahı işlemekte ısrar edip dururlardı.

Edip Yüksel

Büyük günahı işlemekte direniyorlardı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Büyük günahı işlemekte direniyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Büyük günahda ısrar ediyorlardı;

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve büyük cinayete ısrar ediyorlardı

Erhan Aktaş

Büyük ihanette ısrar ediyorlardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Büyük ihanette ısrar ediyorlardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Büyük ihanette ısrar ediyorlardı.

Gültekin Onan

Onlar, büyük günah üzerinde ısrarlı davrananlardı.

Hasan Basri Çantay

O büyük günah üzerinde ısrar ederlerdi.

İbni Kesir

Ve büyük günah işlemekte direnip dururlardı.

Mehmet Alagaş

(41-55) Solun sahipleri! nedir solun sahipleri? Alev ve kaynar suyun olduğu, ikramın ve serinliğin olmadığı sıcak bir gölgenin içindedirler, b undan önce onlar keyiflerine düşkün idiler , b üyük bir günah üzerinde ısrar ediyorlardı , diyorlardı ki, öldüğümüz, kemik ve toprak olduğumuz vakit , kesin, diriltilecek miyiz? Evvelki babalarımız da mı? De ki kesinlikle! evvelkiler de sonrakiler de bilinen günün belirlenmiş vaktinde toparlanacaklar. Sonra Ey yalancı sapmışlar! sizler, Zakkum bir ağaçtan yiyeceksiniz, onunla karnınızı dolduracaksınız ve üzerine de kaynar su içeceksiniz susamış devenin içişi gibi içeceksiniz, din günü indirilişiniz bu şekilde olacaktır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.

Süleyman Ateş

Büyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Israrla büyük günahları dipnot 1 işler dururlardı,

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kelimeler elif lamlı olduğu için diğer ayetlerde en büyük olduğu belirtilen şirk günahı diye tercüme ettik.

Şaban Britch

Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı

Şaban Piriş

Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.

Yaşar Nuri Öztürk

O büyük günah üzerinde ısrar edip dururlardı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

How obstinate they were in adhering to their own evil course of denying Allah.

Abdul Haleem

and persisted in great sin,

Abdullah Yusuf Ali

And persisted obstinately in wickedness supreme!

Abul A'la Maududi

and had persisted in the Great Sin. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, their prosperity had an adverse effect on them. Instead of being grateful to Allah Almighty, they had become deniers of His blessings. Lost in pleasure-seeking they had forgotten God and persisted in heinous sinning. Heinous sinning includes disbelief, polytheism and atheism as well as every grave sin of morality and conduct.

Aisha Bewley

persisting in immense wrongdoing

Al-Hilali & Khan

And were persisting in great sin (joining partners in worship along with Allâh, committing murder and other crimes)[1]

Ali Quli Qarai

and they used to persist in the great sin.

Amatul Rahman Omar

But (they) persisted in extreme sinfulness.

Arthur John Arberry

and persisted in the Great Sin,

Bijan Moeinian

[but instead of being grateful to God, ] engaged constantly in great sins.

E. Henry Palmer

and did persist in mighty crime;

Edip-Layth

They persisted in the great blasphemy.

George Sale

and obstinately persisted in a heinous wickedness:

Hamid S. Aziz

And they persisted in the great violation (or great sin).

Mahmoud Ghali

And they used to persist in the monstrous vileness;

Marmaduke Pickthall

And used to persist in the awful sin.

Mohamed Ahmed - Samira

But persisted in that greater sin,

Muhammad Asad

and would persist in heinous sinning,

Mustafa Khattab

and persisted in the worst of sin.[1]

Progressive Muslims

And they persisted in the great blasphemy.

Rashad Khalifa

They insisted on the great blasphemy.

Sahih International

And they used to persist in the great violation,

Sam Gerrans

And persisted in the Great Perjury,

Shabbir Ahmed

And stubbornly persisted in their violations.

Syed Vickar Ahamed

And willfully continued in the worst wickedness!

Taqi Usmani

and used to persist in major sins,

The Monotheist Group

And they persisted in the great oathbreaking.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Vâkıa suresi, 46. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Vâkıa suresi, 46. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Vâkıa suresi, 46. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩