Diyanet İşleri
Herkes önceden hazırlayıp getirdiği şeyleri bilecektir.
Tekvîr suresi
Tekvîr suresi, 14. ayet. عَلِمَتْ نَفْسٌ مَّآ أَحْضَرَتْ
`alimet nefsüm mâ aḥḍarat.
Herkes önceden hazırlayıp getirdiği şeyleri bilecektir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kıyamet sahneleri Tekvîr 1–14 3
Gökyüzü (yerinden) sıyrılıp koparıldığı zaman,
Cehennem alevlendirildiği zaman,
Cennet yaklaştırıldığı zaman,
Herkes önceden hazırlayıp getirdiği şeyleri bilecektir.
(15-16) Andolsun, bir görünüp bir sinenlere, akıp gidip kaybolanlara,
Andolsun, yöneldiği zaman geceye,
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 1–14. ayetler için yazılmıştır.
1. Yani bu dehşet verici haller meydana geldiğinde, insanlar birbirinden ayırt edilecek, herkes âhireti için önden neler gönderdiğini, hayır ve şer türünden neleri hazırlamış olduğunu bilmiş olacaktır. Çünkü Kıyamet gününde güneş sarılıp dürülerek tortop edilecek, ayın ışığı söndürülecek ve her ikisi de cehenneme atılacaktır.
2. “Yıldızlar dağılıp döküldüğü zaman;” başkalaştığı ve yörüngelerinden çıkıp saçıldığı zaman;
3. “Dağlar yürütüldüğü zaman” önce akıp giden kum tanelerinden oluşmuş kum yığınlarına dönüşür, sonra atılmış yün gibi olur, sonra da saçılmış toz zerreleri haline gelir ve böylece yerlerinden ayrılıp kaybolur.
4. “Doğumu yakın/yeni yavrulu develer başıboş bırakıldığı zaman;” Yani o gün insanların başına, her zaman için önem verdikleri, dikkat ve titizlikle baktıkları en değerli mallarını kendilerine unutturacak işler gelir de o malların hiçbiriyle ilgilenmezler. “ٱلۡعِشَارُ (meâlde: doğumu yakın/yeni yavrulu)”, yavruları arkalarından giden dişi develer demek olup bunlar o dönemde Arapların en değerli malları idi. Pek değerli olan her bir mal da bu kabildendir.
5. “Vahşi hayvanlar bir araya toplandığı zaman;” Yüce Allah’ın birinden diğerinin hakkını kısas yolu ile almak, böylece kullarına adaletinin kemâlini göstermek için Kıyamet gününde hayvanlar da toplanacaklardır. Öyle ki boynuzsuz koyunun lehine boynuzlu koyundan kısas alanacak, sonra da onlara: Toprak olun, denilecek.
6. Büyüklüklerine rağmen “denizler” alev alev yanan bir ateş haline gelsin diye “tutuşturulduğu zaman;”
7. “Nefisler eşleştirildiği” her bir amel sahibi, kendisine benzer ameli bulunanlarla bir araya getirildiği “zaman”. İyiler iyilerle, kötüler kötülerle eşleştirilir, mü’minler hurilerle, kâfirler de şeytanlarla eşleştirilip bir araya getirilir.
Bu da Yüce Allah’ın şu buyruklarını andırmaktadır: “Kâfirler de cehenneme zümre zümre sürülecek” (ez-Zumer, 39/71); “Rablerinden korkup sakınanlar da cennete zümre zümre götürülecek” (ez-Zumer, 39/73); Toplayın zulmedenleri ve onlara eş olanları...” (es-Sâffât, 37/22)
8-9. “Diri diri toprağa gömülen kız çocuğuna” karanlık cahiliye döneminde fakirlik korkusu dışında herhangi bir sebep olmaksızın diri diri toprağa gömülen kız çocuklarına “hangi suçtan dolayı öldürüldüğü sorulduğu zaman;” Bilindiği gibi onun hiçbir suçu, günahı yoktur; ancak bu ifade, onu öldürene bir azar ve kınama anlamını taşır.
10. Amelde bulunanların yaptıkları hayır ve şerleri ihtiva eden “amel defterleri serildiği” ve sahiplerine dağıtıldığı “zaman” ki kimisi defterini sağ tarafından, kimisi de sol tarafından yahut arka tarafından alacaktır.
11. “Gök sıyrıldığı” yerinden sökülüp kaldırıldığı “zaman;” Bu da Yüce Allah’ın şu buyruklarını andırmaktadır: “Ve o gün gökyüzü bulutla yarılacak...” (el-Furkân, 25/25); “Gökleri kitapların dürülmesi gibi düreceğimiz gün...” (el-Enbiyâ, 241/104); “Halbuki Kıyamet günü yeryüzü bütünü ile O’nun avucundadır. Gökler ise O’nun sağ eli ile dürülmüş olacaktır.” (ez-Zümer, 39/67)
12. “Cehennem alevlendirildiği” harlandığı ve öncesinde görülmedik bir şekilde daha da alev aldığı “zaman;”
13-14. “Cennet de” takvâ sahiplerine “yaklaştırıldığı zaman; herkes ne amel hazırladığını bilmiş olacaktır.” Yani dünyada iken işlemiş olduğu bütün amellerini bilmiş olacaktır. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Onlar işlediklerini önlerinde hazır bulacaklardır.” (el-Kehf, 18/49)
Kıyamet gününün bu vasıfları dolayısı ile kalpler gerçekten dehşete kapılır. Bundan dolayı sıkıntılar alabildiğine artar, insan iliklerine kadar titrer, korku her yanını kaplar. Bu, olgun akıl sahiplerini o gün için hazırlığa teşvik eder, kınanmasını gerektirecek her bir husustan uzak durmalarını sağlar. Bundan dolayı seleften biri şöyle demiştir: “Her kim gözü ile görüncesine Kıyameti yaşamak istiyor ise Tekvir suresi üzerinde dikkatle düşünsün.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Bütün bunlar olduğu zaman artık herkes o gün için yaptığı amelleri bilecektir.
Aynı kök: حضر (25 geçiş)
Yoksa siz Yakub'un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, "Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?" dediği, onların da, "Senin ilahına ve ataların İbrahim,…
Aynı kök: حضر (25 geçiş)
Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette…
Aynı kök: حضر (25 geçiş)
Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Her can (ahiret için dünyada) neler hazırladığını bilmiş (olacak)tır.
(işte o zaman) her can ne hazırladığını (yakinen) bilir.
(o Gün) her insan, (kendisi için) ne hazırlamış olduğunu görecektir.
Her nefs (bilinç) hazırladığı şeyi bilmiştir (biyolojik bedenli yaşamında yaptıklarının getirisini algılamıştır).
(Artık her) Nefis, neyi hazırladığını bilip öğrenmiştir.
Kişi neler getirdiğini öğrenmiş olacaktır.
Benlik, ne hazırladığını öğrenmiştir.
Her can, kendine ne hazırladığını bilecektir.
Her kişi ne yapıp getirdiğini bilir.
Her kişi ne yapıp getirdiğini bilir.
bir nefis (herkes) ne hazırladığını anlar.
Anlar bir nefis ne hazırlamıştır
İnsan, kendisi ile ne getirdiğini görecektir.
İnsan, kendisi ile ne getirdiğini görecektir.
İnsan, kendisi ile ne getirdiğini görecektir.
(Artık her) Nefs, neyi hazırladığını bilip öğrenmiştir.
(her) nefs ne hazırlamışsa (artık hepsini görüb) bilmişdir (bilecekdir.)
Kişi önceden ne hazırladığını bilecektir.
(1-14) Güneş dürülerek söndüğü nde, yıldızlar sönerek döküldüğünde, dağlar seyir halinde / yürütüldüğü vakitte, değerli mallar evcil hayvanlar bırakıldığında / terkedildiğinde, vahşi hayvanlar biraraya geldiklerinde, denizler kaynatılarak kabardığında, nefisler / nefesliler / soluklular tekrar zevceleştirildiğinde / eşleştirildiğinde, diri diri gömülen kıza hangi kusurundan / hatasından dolayı öldürüldüğü sorulduğunda , a mel defterleri / sayfalar neşredildiğinde / yayımlandığında, gök yeni halinde sıyrılarak açıldığında, cehennem kızgınlaştırıldığında, cennet yaklaştığında, her nefis / herkes hazırladığında ne var bilir.
Her nefis önceden ne hazırladığını bilecektir.
Her can, ne yapıp getirdiğini bilir.
her nefis (o gün için) ne hazırladığını öğrenecektir. dipnot 1
İşte o zaman herkes ne getirdiğini öğrenecektir.
Herkes ne hazırladığını bilecektir.
Herkes ne hazırladığını bilecektir.
Her benlik, önceden ne hazırlamışsa bilmiş olacaktır.
Then, every soul becomes fully cognizant of what she brought along of deeds imprinted with wisdom and piety or works imprinted with iniquity and impiety.
then every soul will know what it has brought about.
(Then) shall each soul know what it has put forward.
then shall each person know what he has brought along.
then each self will know what it has done.
(Then) every person will know what he has brought (of good and evil).
then a soul shall know what it has readied [for itself].
Every soul will know then what (store of deeds) it has brought forward.
then shall a soul know what it has produced.
Then each soul will realize what it has prepared for Hereafter.
The soul shall know what it has produced!
Every person will know what it had done!
Every soul shall know what it hath wrought.
Every soul shall then know what it has prepared.
(Then) a self will know whatever it has presented.
(Then) every soul will know what it hath made ready.
(Then) every soul will know what it had prepared (for itself).
[on that Day] every human being will come to know what he has prepared [for himself].
˹on that Day˺ each soul will know what ˹deeds˺ it has brought along.
Every soul will know what it had done!
Every soul will know everything it brought.
A soul will [then] know what it has brought [with it].
A soul will know what it has brought.
(Then) every person will see what he has prepared.
(Then) shall each soul know what it has brought (forward for this Day).
then everyone will know what he (or she) has put forward.
Every soul will know what it had done!