Diyanet İşleri
Böylece yaptıklarının cezasını tattılar ve işlerinin sonu tam bir hüsran oldu.
Talâk suresi
Talâk suresi, 9. ayet. فَذَاقَتْ وَبَالَ أَمْرِهَا وَكَانَ عَٰقِبَةُ أَمْرِهَا خُسْرًا
feẕâḳat vebâle emrihâ vekâne `âḳibetü emrihâ ḫusrâ.
Böylece yaptıklarının cezasını tattılar ve işlerinin sonu tam bir hüsran oldu.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Emirden çıkan kentlerin sonu ve akıl sahiplerine uyarı Talâk 8–10 3
Onları (iddetleri süresince) gücünüz nispetinde, oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin. Sizin için (çocuğu) emzirirlerse (emzirme) ücretlerini de verin ve aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer anlaşamazsanız, çocuğu baba hesabına başka bir kadın emzirecektir.
Eli geniş olan, elinin genişliğine göre nafaka versin. Rızkı dar olan da, Allah'ın ona verdiğinden (o ölçüde) harcasın. Allah, bir kimseyi ancak kendine verdiği ile yükümlü kılar. Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.
Nice kentlerin halkı Rablerinin ve O'nun elçilerinin emrinden uzaklaşıp azdılar. Bu yüzden kendilerini çetin bir hesaba çektik ve görülmedik bir azaba çarptırdık.
Böylece yaptıklarının cezasını tattılar ve işlerinin sonu tam bir hüsran oldu.
Allah, ahirette onlara şiddetli bir azap hazırlamıştır. O halde, ey iman etmiş olan akıl sahipleri, Allah'a karşı gelmekten sakının! Allah, size bir zikir (Kur'an) indirdi.
İman edip salih amel işleyenleri, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size Allah'ın apaçık ayetlerini okuyan bir peygamber gönderdi. Kim Allah'a inanır ve salih bir amel işlerse, Allah onu, içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. Allah, gerçekten ona güzel bir rızık vermiştir.
Allah, yedi göğü ve yerden bir o kadarını yaratandır. Allah'ın emri bunlar arasından inip durmaktadır ki, Allah'ın her şeye kadir olduğunu ve Allah'ın her şeyi ilmiyle kuşattığını bilesiniz.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 8–10. ayetler için yazılmıştır.
8-10. Yüce Allah, azgın ümmetleri ve peygamberleri yalanlayan nesilleri helâk ettiğini, onlara pek çetin bir hesaba ve çok can yakıcı bir azaba uğradıklarını, onların sayıca çok ve güçlü olmalarının kendilerine hiçbir fayda sağlamadığını haber vermekte ve kötü amellerinin gereği olarak onlara azabı tattırdığını bildirmektedir. Dünya azabının yanı sıra Allah, âhirette de onlara çok çetin bir azap hazırlamıştır.
"O halde ey iman eden akıl sahipleri, Allah’tan korkup sakının!” Ey Allah’ın âyetlerini, ibretli takdir ve hükümlerini anlayıp kavrayan akıl sahipleri! Geçmiş kavimleri yalanlamış olmaları sebebi ile helâk eden, hiç şüphesiz onlardan sonra onlar gibi olanları da helâk eder. Çünkü her iki kesim arasında herhangi bir fark yoktur.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Böylece işledikleri kötü amellerinin cezasını tattılar ve dünyada da ahirette de onların sonu hüsran oldu.
Aynı kök: وبل (8 geçiş) · Aynı kök: ذوق (63 geçiş)
Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza),…
Aynı kök: وبل (8 geçiş) · Aynı kök: ذوق (63 geçiş)
Onların durumu, kendilerinden az öncekilerin (Mekkeli müşriklerin) durumu gibidir. Onlar (Bedir'de) yaptıklarının cezasını tatmışlardır. Onlara…
Aynı kök: وبل (8 geçiş) · Aynı kök: ذوق (63 geçiş)
Daha önce inkar edip de inkarlarının cezasını tadanların haberi size gelmedi mi? Onlar için elem dolu bir azap da vardır.
Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Ortak kavram: Hüsran
Ey iman edenler! Siz eğer kafir olanlara uyarsanız sizi gerisin geriye (küfre) çevirirler de büsbütün hüsrana uğrarsınız.
Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Ortak kavram: Hüsran
Onlar, Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah'ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlaki bütün…
Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Ortak kavram: Hüsran
Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah'ın bol nimeti ve merhameti olmasaydı, herhalde ziyana uğrayanlardan olurdunuz.
Aynı kök: ذوق (63 geçiş)
O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara, "İmanınızdan sonra inkar ettiniz, öyle mi? Öyle ise inkar etmenize karşılık azabı…
Aynı kök: ذوق (63 geçiş)
Allah; "Şüphesiz, Allah fakirdir, biz zenginiz" diyenlerin sözünü elbette duydu. Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Böylece onlar da işlerinin cezasını tatmış (olacak)lardır; işlerinin sonu da tam bir kayıptır.
Nihayet yaptıklarının vebalini tatmışlar, işledikleri şeyler sonucunda yıkıma uğramışlardır.
Ve böylece onlar kendi yaptıklarının kötü meyvelerini tattılar; (bu dünyada,) yaptıklarının sonu yıkım oldu;
Böylece işlerinin vebalini tattı ve işlerinin sonu hüsran oldu.
Artık o (ülkelerin halkı), yaptığı kötülüğü taddı ve işinin sonucu bir hüsran oldu.
Böylece onlar da yaptıklarının karşılığını tatmışlar ve işlerinin sonu tam bir hüsran olmuştur.
Sonunda, yaptıklarının kötü sonucunu tattılar. Çünkü yaptıklarının sonu yıkım oldu.
Böylece yaptıklarının cezasını çekmişler ve sonuçları hüsran olmuştur.
Kararlarının sonucunu tattılar. Kararlarının sonucu bir hüsran oldu.
Kararlarının sonucunu tattılar. Kararlarının sonucu bir hüsran oldu.
O şekilde yaptığının cezasını tattı ve işinin sonucu bir hüsran oldu.
O suretle emrinin vebalini tattı ve işinin akıbeti bir hüsran oldu
Böylece işinin vebalini tattı. İşinin sonu da hüsran oldu.
Böylece işinin vebalini tattı. İşinin sonu da hüsran oldu.
Böylece işlerinin vebalini tattılar. İşlerinin sonu hüsran oldu.
Artık o (ülkelerin halkı), buyruğunun karşılığını tattı ve buyruğunun sonucu bir hüsran oldu.
İşte o (her memleket halkı) yapdığının ağırlığını tatmış, işinin sonu bir hüsran (ve helak) olmuşdur.
Onlar, yaptıklarının karşılığını tatmışlardır. İşlerinin sonu ise hüsran olmuştur
(8-12) Nice memleket Rablerinin ve Resullerinin emri hakkında isyan etti , onları şiddetli bir hesap ile hesaba çektik , onları bilinmeyen (şimdilik sizin için belirsiz) bir azap ile azaplandırdık, onlar işlerinin vebalini tattılar, işlerinin sonucu / akıbeti hasara uğradı, Allah onlar için şiddetli bir azap hazırladı, Allah’tan sakının, ey iman eden akıl uluları, Allah size kesinlikle hatırlatmayı / zikri indirdi, bir Resul de Allah’ın ayetlerini açıklayarak size okuyor / tilavet ediyor, iman edenleri ve salih amel işleyenleri karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için sesli okuyor, her kim Allah’a iman eder ve de ıslah edici amel yaparsa onu altlarından nehirler akan cennetl ere sokar, oralarda ebedi kalıcıdırlar , kesinlikle Allah’tan ona en güzel rızık vardır, Allah ki yedi sema yarattı, yerden de onların / (semaların) benzeri / (yedi kat) yarattı, onlar arası / (katlar) arası işlerini indiriyor, Allah’ın kesinlikle her şeyi güç yetirip ayarladığını bilme niz için, ve de kesinlikle Allah’ın ilmiyle her şeyi çevrelediğini bilmeniz için.
Sonunda onlar yaptıklarının cezasını tatmış oldular. İşlerin sonu da hüsran oldu.
İşinin vebalini taddı. İşinin sonucu da tüm bir ziyan idi.
Böylece yaptıklarının cezasını tattılar ve işlerinin sonu hüsran oldu dipnot 1 .
Böylece ettiklerini bulmuş, işlerinin sonu hüsran olmuştur.
Yaptıklarının cezasını çektiler ve yaptıklarının sonucu hüsran oldu.
Yaptıklarının cezasını çektiler ve yaptıklarının sonucu hüsran oldu.
Böylece onlar, yaptıklarının vebalini tattılar ve işlerinin sonu hüsran oldu.
And justly did they taste the fatal consequence of the evil way they conducted themselves in life! And the logical sequence of their behavior was evil consequence and the suffering of a great loss.
to make them taste the ill effect of their conduct- the result of their conduct was ruin.
Then did they taste the evil result of their conduct, and the End of their conduct was Perdition.
So they tasted the evil fruit of their deeds; and the fruit of their deeds was utter loss.
They tasted the evil consequences of what they did and the end of their affair was total loss.
So it tasted the evil result of its affair (disbelief), and the consequence of its affair (disbelief) was loss (destruction in this life and an eternal punishment in the Hereafter).
So it tasted the evil consequences of its conduct, and the outcome of its conduct was ruin.
So they suffered the (evil) consequences of their deeds, and the subsequent end of their affairs was (in the form of) loss.
So it tasted the mischief of its action, and the end of its affair was loss.
They suffered in account of their ill-choice. What a loss they chose deliberately.
And they tasted the evil results of their conduct; and the end of their conduct was loss!
They tasted the result of their actions, and the consequence of their actions was a total loss.
And they tasted the evil consequence of their business; and the end of their business was perdition.
So it tasted the evil result of its conduct, and the end of its affair was perdition.
So it tasted the pernicious result of the Command (of Allah) to it; and the end of the Command (to it) was loss.
So that it tasted the ill-effects of its conduct, and the consequence of its conduct was loss.
So they tasted the pain of their actions; and the consequence of their deeds was ruin.
and thus they had to taste the evil outcome of their own doing: for, [in this world,] the end of their doings was ruin,
So they tasted the evil consequences of their doings, and the outcome of their doings was ˹total˺ loss.
They tasted the result of their actions, and the consequence of their actions was a total loss.
They suffered the consequences of their decisions; a profound loss.
And it tasted the bad consequence of its affair, and the outcome of its affair was loss.
So it tasted the evil consequences of its affair, and the final outcome of its affair was loss.
And thus it tasted the calamitous outcome of its own doing. For, the consequence of their deeds was an utter loss.
Then they tasted the evil result of their conduct, and the end of their action was (their) total loss.
Thus they tasted the evil consequence of their acts, and the end of their conduct was loss.
They tasted the result of their actions, and the consequence of their actions was a total loss.