Talâk suresi

Talâk suresi, 6. ayet

Talâk suresi, 6. ayet. أَسْكِنُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ سَكَنتُم مِّن وُجْدِكُمْ وَلَا تُضَآرُّوهُنَّ لِتُضَيِّقُوا۟ عَلَيْهِنَّ وَإِن كُنَّ أُو۟لَٰتِ حَمْلٍ فَأَنفِقُوا۟ عَلَيْهِنَّ حَتَّىٰ يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ فَإِنْ أَرْضَعْنَ لَكُمْ فَـَٔاتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ وَأْتَمِرُوا۟ بَيْنَكُم بِمَعْرُوفٍ وَإِن تَعَاسَرْتُمْ فَسَتُرْضِعُ لَهُۥٓ أُخْرَىٰ

eskinûhünne min ḥayŝü sekentüm miv vucdiküm velâ tüḍârrûhünne litüḍayyiḳû `aleyhinn. vein künne ülâti ḥamlin feenfiḳû `aleyhinne ḥattâ yeḍa`ne ḥamlehünn. fein erḍa`ne leküm feâtûhünne ücûrahünn. ve'temirû beyneküm bima`rûf. vein te`âsertüm fesetürḍi`u lehû uḫrâ.

Diyanet İşleri

Onları (iddetleri süresince) gücünüz nispetinde, oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin. Sizin için (çocuğu) emzirirlerse (emzirme) ücretlerini de verin ve aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer anlaşamazsanız, çocuğu baba hesabına başka bir kadın emzirecektir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Talâk 3–9 · surenin 6. ayeti / 12

Konu Boşanma, iddet, nafaka ve süt hakkı Talâk 1–7 3

  1. Talâk 3

    Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah'a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir ölçü koymuştur.

  2. Talâk 4

    Kadınlarınızdan adetten kesilmiş olanlarla, henüz adet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.

  3. Talâk 5

    İşte bu, Allah'ın size indirdiği emridir. Kim Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, Allah onun kötülüklerini örter ve onun mükafatını büyütür.

  4. 6

    Onları (iddetleri süresince) gücünüz nispetinde, oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin. Sizin için (çocuğu) emzirirlerse (emzirme) ücretlerini de verin ve aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer anlaşamazsanız, çocuğu baba hesabına başka bir kadın emzirecektir.

  5. Talâk 7

    Eli geniş olan, elinin genişliğine göre nafaka versin. Rızkı dar olan da, Allah'ın ona verdiğinden (o ölçüde) harcasın. Allah, bir kimseyi ancak kendine verdiği ile yükümlü kılar. Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.

  6. Talâk 8

    Nice kentlerin halkı Rablerinin ve O'nun elçilerinin emrinden uzaklaşıp azdılar. Bu yüzden kendilerini çetin bir hesaba çektik ve görülmedik bir azaba çarptırdık.

  7. Talâk 9

    Böylece yaptıklarının cezasını tattılar ve işlerinin sonu tam bir hüsran oldu.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

6. Yüce Allah, boşanan kadınların evlerinden çıkarılmalarını daha önceki buyruklarında yasaklamıştı. Burada da onları evlerde barındırmayı emretmekte ve bu barındırmayı maruf çerçevesi içerisinde yapmakla takdir etmektedir. Bu da kocanın imkanının bolluğu ve darlığına göre (toplumda) kendisinin ve boşadığı hanımın benzeri konumdakilerin içinde kaldığı bir meskendir.

"Onları sıkıntıya düşürmek için onlara zarar verecek bir şey yapmayın.” Yani meskenlerinde kaldıkları sırada usanıp da iddetleri tamamlanmadan önce evden çıkıp gitsinler diye söz veya fiillerinizle onlara zarar vermeyin. Bu durumda onları evlerinden siz çıkarmış olursunuz.

Özetle Yüce Allah, kadınların evlerinden çıkartılmalarını yasakladığı gibi onlara da kendiliklerinden çıkmayı yasaklamıştır. Onlara zarar gelmeyecek ve zora girmeyecekleri bir şekilde mesken haklaırnın sağlanmasını da emretmiştir. Bu da örfe bağlı olarak belirlenecek bir husustur.

“Eğer onlar” yani boşanan kadınlar “hamile iseler doğum yapıncaya kadar onların nafakasını temin edin.” Bu hüküm, kadının bain talâk ile boşanması halinde çocuk içindir. Eğer ric’î talâk ile boşanmışsa hem kadının kendisi için hem de çocuk içindir. Doğum yapıncaya kadar nafaka verilmeye devam edilir. Doğum yaptıkları takdirde kadınlar çocuklarını ya emzirirler yahut emzirmezler.

"Eğer onlar sizin için (bebeği) emzirirlerse onlara” eğer miktarı tespit edilmiş ise tesbit edilmiş olan “ücretlerini verin.” Aksi takdirde örfte emzirme ücreti neyse o verilir.

"Aranızda güzel ve meşru bir şekilde (maruf ile) anlaşın.” Eşlerden her birisi de onlardan başkaları da diğerine marufu emretsin. Maruf, dünya ve âhirette faydalı ve maslahata uygun her bir husustur. Marufu emretmekten gaflete düşmekten dolayı Allah’tan başkasının bilemediği pek çok zararlar ve kötülükler meydana gelir. Marufun emredilmesi ise din ve takvâ üzere yardımlaşmak demektir. Zira böyle durumlarda genelde şöyle olur: İddet sırasında eşlerin ayrılması halinde özellikle de çocukları olmuşsa çoğunlukla boşama ile birlikte kadına ve çocuğa nafaka verme konusunda anlaşmazlık ve tartışma ortaya çıkar. Boşanmalar da çoğu zaman bir nefretle birlikte gerçekleşir. Bunun ise pek çok olumsuz etkileri vardır. O bakımdan eşlerden her birisine maruf ile hareket etmesi, güzel geçinmesi ve anlaşmazlık çıkarmaması emredilir ve bu hususta ona öğüt verilir.

"Eğer” eşler çocuklarını boşanan hanımın emzirmesi hususunda aralarında “anlaşmada güçlük yaşarsanız o halde” çocuğu o kadından “başka bir kadın emzirir.” Zira “(Süt anneye) vereceğinizi meşru bir şekilde teslim etmeniz şartı ile size bir vebal yoktur.” (el-Bakara, 2/233) Bu, çocuğun annesinden başkasının memesini alması halinde böyledir. Şâyet annesinden başkasının memesini kabul etmez ise artık annesi, onu emzirmek zorundadır. Bu onun görevi olur, kabul etmeyecek olursa buna mecbur edilir. Eğer miktarı belli bir ücret üzerinde babası ile ittifak etmeyecek olurlarsa örfte emzirme ücreti neyse ona o verilir.

Bu husus, âyet-i kerimenin manasından anlaşılmaktadır. Şöyle ki çocuk hamilelik süresi içinde annesinin karnındadır ve oradan çıkması söz konusu değildir. Bu durumda Yüce Allah, çocuğun nafakasını vermeyi velisine yüklemiştir. Çocuk dünyaya geldikten sonra annesinden de annesinin dışındaki kimselerden de beslenmesi mümkündür ki Yüce Allah da bu iki hususu mubah kılmıştır. Eğer annesinden başkasından beslenmesi imkânsız olursa o takdirde çocuk annesinin karnında gibi sayılır ve bu durumda annesi yoluyla gıdasının temin edilmesi, tek çare olur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey kocalar!- Boşadığınız kadınları, gücünüz ölçüsünde (iddet süresince) oturduğunuz yerde oturtun. Allah, sizi bundan başkası ile sorumlu tutmaz. Onları sıkıntıya düşürmek için nafaka, oturacakları yer ve diğer hususlarda onlara zarar vermeye kalkışmayın. Eğer boşamış olduğunuz kadınlar hamile iseler doğuruncaya kadar onlara nafakalarını verin. Eğer sizin çocuklarınızı ücretle emzirirlerse, onlara emzirmelerinin karşılığı olarak ücretlerini verin. Ücret hususunda aranızda adaletli bir şekilde hareket edin. Eğer koca, eşin istediği ücreti vermek hususunda cimrilik eder ve eşi de istediği ücretten başkasına razı olmazsa bu durumda baba, ücretiyle çocuğunu emzirecek başka bir kadın tutabilir.

Kelimeler

32 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. أَسْكِنُوهُنَّ eskinuhunne onları oturtun kök: سكن
  2. مِنْ min
  3. حَيْثُ haysu yerde kök: حيث
  4. سَكَنتُم sekentum oturduğunuz kök: سكن
  5. مِّن min
  6. وُجْدِكُمْ vucdikum gücünüz ölçüsünde kök: وجد
  7. وَلَا ve la ve
  8. تُضَآرُّوهُنَّ tudarruhunne onlara zarar vermeyin kök: ضرر
  9. لِتُضَيِّقُوا۟ litudeyyiku sıkıntıya sokmak için kök: ضيق
  10. عَلَيْهِنَّ ۚ aleyhinne onları
  11. وَإِن ve in ve şayet
  12. كُنَّ kunne iseler kök: كون
  13. أُو۟لَـٰتِ ulati onlar kök: اول
  14. حَمْلٍۢ hamlin gebe kök: حمل
  15. فَأَنفِقُوا۟ feenfiku geçimini sağlayın kök: نفق
  16. عَلَيْهِنَّ aleyhinne onların
  17. حَتَّىٰ hatta kadar
  18. يَضَعْنَ yedea'ne bırakıncaya kök: وضع
  19. حَمْلَهُنَّ ۚ hamlehunne yüklerini kök: حمل
  20. فَإِنْ fein eğer
  21. أَرْضَعْنَ erdea'ne (çocuğunuzu) emzirirlerse kök: رضع
  22. لَكُمْ lekum sizin için
  23. فَـَٔاتُوهُنَّ fe atuhunne onlara verin kök: اتي
  24. أُجُورَهُنَّ ۖ ucurahunne ücretlerini kök: اجر
  25. وَأْتَمِرُوا۟ ve te'miru ve konuşup anlaşın kök: امر
  26. بَيْنَكُم beynekum aranızda kök: بين
  27. بِمَعْرُوفٍۢ ۖ bimea'rufin güzellikle kök: عرف
  28. وَإِن vein eğer
  29. تَعَاسَرْتُمْ teaasertum güçlük çekerseniz kök: عسر
  30. فَسَتُرْضِعُ feseturdiu o zaman emzirecektir kök: رضع
  31. لَهُۥٓ lehu onu
  32. أُخْرَىٰ uhra başka biri kök: اخر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: رضع (11 geçiş) · Aynı kök: وضع (26 geçiş) · Aynı kök: حمل (64 geçiş)

    Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirmekte olduğu çocuğundan geçer ve her hamile kadın da karnındaki çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş…

  • Aynı kök: رضع (11 geçiş) · Aynı kök: عرف (71 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş)

    -Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya…

  • Aynı kök: حمل (64 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman, senin, "Sizi bindirebileceğim bir şey bulamıyorum" dediğin; bu uğurda…

  • Aynı kök: عسر (12 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Eli geniş olan, elinin genişliğine göre nafaka versin. Rızkı dar olan da, Allah'ın ona verdiğinden (o ölçüde) harcasın. Allah, bir kimseyi ancak…

  • Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab'leri katında mükafatları…

  • Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Mallarını gece gündüz; gizli ve açık Allah yolunda harcayanlar var ya, onların Rableri katında mükafatları vardır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun…

  • Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    İşte onların, sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında, mükafatları…

  • Aynı kök: وضع (26 geçiş) · Aynı kök: عرف (71 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    Onlar, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de yazılı buldukları Resule, o ümmi peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

63 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerin (evinizin) bir bölümünde onları (da) oturtun! Onları (gitmeleri için) sıkıştırıp kendilerine zarar vermeyin! (Boşandığınız kadınlar) hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin! Sizin için (çocuğunuzu) emzirirlerse onlara ücretlerini verin; aranızda uygun bir şekilde istişare edin! (Emzirtme konusunda) zorluk çekerseniz, onu başka bir (kadın) emzirecektir.

Mustafa İslamoğlu

(İddet bekleyen kadınlarınızı), imkanlarınız nisbetinde barındığınız şartlara uygun olarak barındırın; onlar üzerinde baskı kurup hayatlarını çekilmez hale getirmeyin; eğer hamileyseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını üstlenin; eğer (çocuğunuzu) sizin hesabınıza emzirirlerse, onlara hak ettikleri karşılığı verin ve (çocuğun geleceğini) kendi aranızda ortak değerler çerçevesinde istişare edin; eğer (emzirme konusunda) karşılıklı zorlanırsanız, bu takdirde (baba) hesabına bir başkasının emzirmesi gerekecektir.

Muhammed Esed

(O halde, iddetlerinin içinde bulunan) kadınların, sizinle aynı yerde, aynı imkanları kullanarak geçinmelerini sağlayın ve onları rahatsız edip hayatlarını çekilmez hale getirmeyin. Eğer hamile kalırlarsa, doğumlarını yapıncaya kadar onlar için her türlü harcamayı yapın; (boşanma kesinleştikten sonra) çocuğunuzu emzirirlerse onlara (hak ettikleri) karşılığı verin ve kendi aranızda (çocuğun geleceğini) uygun bir şekilde konuşun. Eğer ikiniz de (annenin çocuğu emzirmesi ihtimalini) zor görürseniz onu (babasının) adına başka bir kadın emzirsin.

Ahmed Hulusi

Onları (boşadığınız kadınları) şartlarınız elverdiğince yaşadığınız mekanın bir kısmında iskan edin. Onları sıkıntıya sokmak için onlara zarar vermeye kalkışmayın. Eğer onlar hamile iseler, yüklerini bırakıncaya (doğum yapıncaya) kadar onlara nafaka verin. Eğer sizin (çocuklarınızı) emzirirlerse, onlara ücretlerini verin. Aranızda (bu meseleleri) güzel örf ile istişare edin. Eğer anlaşamazsanız, onun (çocuğun babası) için başka bir kadın (çocuğu) emzirir.

Ali Bulaç

(Boşadığınız) Kadınları, gücünüz oranında oturmakta olduğunuz yerin bir yanında oturtun, onlara 'darlık ve sıkıntıya düşürmek amacıyla' zarar vermeyin. Eğer onlar hamile iseler, yüklerini bırakıncaya (doğumlarını yapıncaya) kadar onlara nafaka verin. Şayet sizler için (çocuğu) emzirirlerse, onlara ücretlerini ödeyin. (Durum ve ilişkilerinizi) Kendi aranızda maruf (güzellikle ve İslam'a uygun bir tarz) üzere görüşüp konuşun. Eğer güçlük içine girerseniz, bu durumda (çocuğu) onun (babası) için bir başkası emzirebilir.

Ali Özek ve heyeti

Onları gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun, onları sıkıştırıp (gitmelerini sağlamak için) kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hâmile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin. Sizin için çocuğu emzirirlerse onlara ücretlerini verin, aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer anlaşamazsanız çocuğu, başka bir kadın emzirecektir.

Ali Rıza Safa

Gücünüz ölçüsünde kendinizin oturduğu yerde onları da oturtun ve sıkıntıya düşürmek için onlara dokunca vermeyin. Eğer onlar gebe ise doğum yapıncaya dek geçimlerini sağlayın. Sizin için emzirirlerse, onlara karşılığını verin ve kendi aranızda uygun bir biçimde uzlaşın. Zorluk çekerseniz, bir başkası emzirsin.

Bayraktar Bayraklı

O kadınları imkanınıza göre kendi oturduğunuz yerde oturtunuz ve onları baskı altına almak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayınız. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını karşılayınız. Sizin hesabınıza çocuğunuzu emzirirlerse onlara karşılığını ödeyiniz ve aranızda güzelce konuşup anlaşınız. Anlaşmakta zorlanırsanız bu durumda çocuğu, o erkeğin hesabına başka bir kadın emzirecektir.

Edip Yüksel

O kadınları, gücünüz oranında, oturduğunuz yerde oturtun. Ayrılmaya zorlamak için onları rahatsız etmeyin. Gebe iseler, yüklerini bırakıncaya kadar onların geçimlerini sağlayın. Sizin için emzirirlerse ücretlerini ödeyin. Aranızda güzel bir ilişki kurun. Güçlükle karşılaşırsanız, onu başka bir kadın emzirecektir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

O kadınları, gücünüz oranında, oturduğunuz yerde oturtun. Ayrılmaya zorlamak için onları rahatsız etmeyin. Gebe iseler, yüklerini bırakıncaya kadar onların geçimlerini sağlayın. Sizin için emzirirlerse ücretlerini ödeyin. Aranızda güzel bir ilişki kurun. Güçlükle karşılaşırsanız, onu başka bir kadın emzirecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O kadınların, gücünüze göre oturduğunuz meskenin bir bölümünde oturmalarını sağlayın ve onlara baskı yapmak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayın! Eğer yüklü iseler, doğumlarını yapıncaya kadar nafakalarını verin! Sizin için çocuğu emzirirlerse ücretlerini verin ve aranızda güzelce anlaşın. Eğer zorlaşıyorsanız, bu durumda çocuğu baba hesabına başka bir kadın emzirecektir.

Elmalılı Hamdi Yazır

O kadınları gücünüzün yettiğinden sakin olduğunuz yerin bir kısmında iskan ediniz ve üzerlerine tazyık yapmak için onları ızrara kalkışmayınız ve eğer yüklü iseler hamillerini vaz' edinciye kadar nefakalarını verin, sonra sizin hisabınıza emzirirlerse o vakit de ecirlerini verin ve aranızda iyilikle emr edin ve eğer zorlaşıyorsanız o halde baba hisabına diğer bir emzikli emzirecektir.

Erhan Aktaş

Oturduğunuz yerin bir bölümünde gücünüz yettiğince onları oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için, zarar verecek bir şey yapmayın. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar onlara karşılıksız yardımda bulunun. Sonra emzirirlerse ücretlerini verin. Aranızda konuşarak en iyi ve uygun olacak bir şekilde anlaşın. Eğer bir zorlukla karşılaşırsanız o zaman emzirme işini başkasına yaptırın.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Oturduğunuz yerin bir bölümünde gücünüz yettiğince onları oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için, zarar verecek bir şey yapmayın. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar onlara karşılıksız yardımda bulunun. Sonra emzirirlerse ücretlerini verin. Aranızda konuşarak ma'ruf bir şekilde anlaşın. Eğer bir zorlukla karşılaşırsanız o zaman emzirme işini başkasına yaptırın.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Oturduğunuz yerin bir bölümünde gücünüz yettiğince onları oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için, onlara zarar verecek bir şey yapmayın. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar onlara karşılıksız yardımda bulunun. Sonra emzirirlerse ücretlerini verin. Aranızda konuşarak ma'ruf dipnot 1 bir şekilde anlaşın. Eğer bir zorlukla karşılaşırsanız o zaman emzirme işini başkasına yaptırın.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Örfe uygun; meşru toplumsal değer yargılarına göre; uygun olan şekilde, iyilikle, güzellikle.

Gültekin Onan

(Boşadığınız) Kadınları, gücünüz oranında oturmakta olduğunuz yerin bir yanında oturtun, onlara 'darlık ve sıkıntıya düşürmek amacıyla' zarar vermeyin. Eğer onlar hamile iseler, yüklerini bırakıncaya (doğumlarını yapıncaya) kadar onlara nafaka verin. Şayet sizler için (çocuğu) emzirirlerse, onlara ücretlerini ödeyin. (Durum ve ilişkilerinizi) Kendi aranızda maruf (güzellikle ve islama uygun bir tarz) üzere görüşüp konuşun. Eğer güçlük içine girerseniz bu durumda (çocuğu) onun (babası) için bir başkası emzirebilir.

Hasan Basri Çantay

(Boşanan) o kadınları, gücünüzün yetdiği kadar, ikaamet etdiğiniz yerin bir kısmında oturtun. (Evleri) başlarına dar etmek (onları çıkmıya mecbur kılmak) için kendilerine zarar yapmayın. Eğer onlar yüklü iseler yüklerini koyuncuya kadar nafakalarını verin. Eğer (kendilerinden olan evladlarınızı) sizin faidenize emzirirlerse onlara ücretlerini verin. Aranızda (bu hususda) güzelce müşavere edin. Eğer güçlüğe uğrarsanız o halde (çocuğu) onun (nisabına) bir başka (kadın) emzirecekdir.

İbni Kesir

Onları, gücünüzün yettiği kadar ikamet ettiğiniz yerin bir kısmında oturtun. Onları, sıkıntıya sokmak için zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler, yüklerini koyuncaya kadar nafakalarını verin. Sizin için emzirirlerse; onlara, ücretlerini verin. Aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer güçlüğe uğrarsanız; çocuğu bir başka kadın emzirir.

Mehmet Alagaş

(1-7) Ey Nebi, Kadınları boşayacağınız zaman, onları iddetlerini gözeterek / bitirdiklerinde boşayın, iddeti hesap edin. Rabbiniz Allah’tan sakının. O kadınları evlerinden çıkarmayın / kovmayın, zaten onlarda çıkmasınlar, ancak açık bir iğrençlik / fuhşiyat yapm aları durumunda çıkarabilirsiniz, işte bu Allah’ın sınırıdır / hudududur, her kim Allah’ın sınırından aşarsa kesinlikle kendine / nefsine zulmetmiştir, bilemezsiniz ki / idrak edemezsin ki böylelikle belki Allah bunun ardından bir emir ortaya çıkarır / hadise eder. Sürelerine ulaşınca onları normale uygun / örfe uygun sözleşmeniz altında tutun veya onlardan normale uygun / örfe uygun şekilde ayrılın, sizden denkliği / denkleştirmeyi / adaleti bilen iki erkek şahit edinin. (Ayrılığa dair şahitler) Allah için şahitliği yerine getirin/ ikame edin. (Para karşılığı değil Allah için) Bu sizlere, Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere bir vaazdır, her kim Allah’tan sakınırsa Ona bir çıkış yapar. Onu, hesap etmediği taraflardan rızıklandırır, (Boşanma sonrası ne olacak endişelerini giderir) her kim de Allah’ı vekil tayin ederse, O, Ona yeterli gelir. Muhakkak ki Allah, emrini sonuca ulaştırır, kesinlikle Allah her şey için bir ayarlama yapmıştır. Kadınlarınızın hayızları kesilenler ve henüz hayız olmamışlar hakkında eğer şüphelendi iseniz / acab a mı dediyseniz, o nların iddet süreleri / bekleme süreleri üç aydır , hamile kadınların ise iddet süreleri taşıdıklarını doğurmaları iledir. Her kim Allah’tan sakınırsa onun işini kolay yapar, işte bu Allah’ın size indirdiği emr idir, her kim Allah’tan sakınırsa onun kötülüklerini yok sayar / görmezden gelir , onun ödülünü / ecrini çok büyütür. O kadınları gücünüzün yettiği hangi taraf ta ettirecekseniz o tarafta barındırın / iskân ettirin, o kadınlar, aleyhlerine olacak şekilde sıkboğaz etmenizden / sıkıştırmanızdan dolayı bir zarara uğramasınlar , eğer ki onlar hamile iseler, onların hamile olduklarını doğuruncaya kadar nafakalarını / harcama ücretlerini verin , sizin için emzirme yaparlarsa o kadınların ücretlerini verin, normale uygun şekilde / Örfe uygun şekilde birbirinize danışın / müşavere edin, eğer gücünüzü aşarsa çocuğunuzu başka bir kadın emzirebilecektir , genişlik sahibi / kapasitesi olan , sahip olduğu genişlikten harcasın / nafaka versin, rızkı ayarlı olan ise (O kadar geniş olamayan ise) Allah’ın verdiği kadarından harcasın / nafaka versin , Allah kimseye kendisine verdiği dışında sorumluluk yüklemez / mükellef etmez , ilerde Allah, zorluktan sonra kolaylık yapacaktır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Boşadığınız kadınları, gücünüz ölçüsünde (iddet süresince) oturduğunuz yerde oturtun. Onları sıkıntıya düşürmek için zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler doğuruncaya kadar nafakalarını verin. Eğer sizin için (ücretle) emzirirlerse, onlara ücretlerini verin. Aranızda maruf/bilinen bir şekilde emredin. Eğer güçlük içine girerseniz, bu durumda (çocuğu) onun (babası) için bir başkası emzirebilir.

Süleyman Ateş

(Boşadığınız) O kadınları, gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun ve onları sıkıştır(ıp evden çıkmağa zorla)mak için kendilerine zarar vermeğe kalkışmayın. Şayet gebe iseler, yüklerini bırakıncaya kadar onların geçimini sağlayın. Sonra sizin için (çocuğunuzu) emzirirlerse onlara ücretlerini verin ve aranızda güzellikle konuşup anlaşın. Eğer (anlaşmakta) güçlük çekerseniz (o zaman) çocuğu, başka bir kadın emzirecektir.

Süleymaniye Vakfı

Boşadığınız kadınları (iddetleri süresince) imkanlarınız ölçüsünde oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun dipnot 1 . (Evi) dar etmek için onlara zarar vermeye kalkmayın. Hamile iseler hamilelikleri sonlanıncaya kadar nafakalarını karşılayın. Çocuğu sizin için emzirirlerse ücretlerini verin dipnot 2 . İşleri aranızda marufa göre karşılıklı görüşme ile yürütün. Eğer karşılıklı olarak zorlanırsanız babası için çocuğu, bir başkası emzirecektir.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
    Kadın boşandığı için çocuğunu emzirmek istemeyebilir. Eğer emzirirse baba emzirme ücretini verir (Bakara 2/233).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Boşadığınız kadınları (iddetleri esnasında) gücünüze göre oturduğunuz yerin bir kısmında oturtun. Onlara baskı yapmak için zarar vermeye kalkmayın. Hamile iseler, doğum yapıncaya kadar ihtiyaçlarını karşılayın. Çocuğu sizin için emzirirlerse ücretlerini verin. İşleri aranızda güzelce yürütün. Karşılıklı olarak zorlanırsanız çocuğu bir başkası emzirir.

Şaban Britch

Boşadığınız kadınları, gücünüz ölçüsünde (iddet süresince) oturduğunuz yerde oturtun. Onları sıkıntıya düşürmek için zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler doğuruncaya kadar nafakalarını verin. Eğer sizin için (ücretle) emzirirlerse, onlara ücretlerini verin. Aranızda maruf/bilinen bir şekilde emredin. Eğer güçlük içine girerseniz, bu durumda (çocuğu), onun (babası) için bir başkası emzirebilir.

Şaban Piriş

Boşadığınız kadınları, gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerde oturtun. Onları sıkıntıya düşürmek için zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler doğuruncaya kadar nafakalarını verin. Eğer sizin için emzirirlerse, onlara ücretlerini verin. Aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer bir güçlükle karşılaşırsanız, çocuğu bir başkası emzirir.

Yaşar Nuri Öztürk

O kadınları, imkanlarınız ölçüsünde, barındığınız yerin bir kısmında barındırın. Onları baskı altında tutmak için onlara zarar verme yönüne gitmeyin. Eğer hamile iseler yüklerini bırakıncaya kadar onlara nafaka verin. Eğer sizin için çocuk emziriyorlarsa, ücretlerini de verin. Aranızda örfe uygun biçimde konuşup tartışın. Eğer anlaşmakta zorluk çekerseniz o zaman, doğmuş olan çocuğu baba hesabına başka bir kadın emzirecektir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Let them live where you live or else in the equivalent thereof in accordance with your means and do not treat them contemptuously nor restrain them nor restrict them in order to force them into a course of action that is profitable to you. If they are carrying your seed in their wombs, you must support their state in life by expenditure until they are disburdened of what they carry in their wombs. If they suckle and nurse your child at the breast, then you must pay them for the service rendered, and counsel together in each other's regard crowned with equity. If you should encounter difficulties, financial or organic, then the child may be nursed at the breast of another.

Abdul Haleem

House the wives you are divorcing according to your means, wherever you house yourselves, and do not harass them so as to make their lives difficult. If they are pregnant, maintain them until they are delivered of their burdens; if they suckle your infants, pay them for it. Consult together in a good way- if you make difficulties for one another, another woman may suckle the child for the father––

Abdullah Yusuf Ali

Let the women live (in 'iddat) in the same style as ye live, according to your means: Annoy them not, so as to restrict them. And if they carry (life in their wombs), then spend (your substance) on them until they deliver their burden: and if they suckle your (offspring), give them their recompense: and take mutual counsel together, according to what is just and reasonable. And if ye find yourselves in difficulties, let another woman suckle (the child) on the (father's) behalf.

Abul A'la Maududi

(During the waiting period) lodge them according to your means wherever you dwell, and do not harass them to make them miserable. dipnot 1 And if they are pregnant, provide for them maintenance until they have delivered their burden. dipnot 2 And if they suckle your offspring whom they bore you, then give them due recompense, and graciously settle the question of compensation between yourselves by mutual understanding. dipnot 3 But if you experience difficulty (in determining the compensation for suckling) then let another woman suckle the child. dipnot 4

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The jurists agree that if the woman has been divorced revocable, the husband is responsible for her lodging and maintenance. They also agree that if the woman is pregnant, the husband will bear the responsibility of her lodging and maintenance till child-birth whether she has been divorced revocable or irrevocably. However, the difference of opinion has arisen about whether the nonpregnant woman who has been divorced irrevocably is entitled to both lodging and maintenance, or only to lodging, or to neither.
  2. metne dön, dipnot 2
    One group says that she is entitled to both lodging and maintenance. This is the opinion of Umar, Abdullah bin Masud, Ali bin Husain (Imam Zain al-Abidin), Qadi Shuraih and Ibrahim Nakhai. The same has been adopted by the Hanafis, and the same is also the viewpoint of Imam Sufyan Thauri and Hasan bin Saleh. This is supported by the Hadith of Daraqutni in which Abdullah bin Jabir reports that the Prophet (peace be upon him) said: The woman who has been divorced thrice has a right to lodging and maintenance during the waiting-period. This is further supported by those traditions in which it has been reported that Umar had rejected the Hadith of Fatimah bint-Qais, saying: We cannot abandon the Book of Allah and the Sunnah of our Prophet (peace be upon him) on the word of a woman. This shows that the Sunnah of the Prophet (peace be upon him) in the knowledge of Umar must be that such a woman is entitled to both maintenance and lodging. Furthermore in a tradition from Ibrahim Nakhai there is the explanation that Umar rejecting the Hadith of Fatimah bint-Qais, had said: I have heard the Prophet (peace be upon him) say that such a woman has a right to lodging as well as to maintenance. The first argument that Imam Abu Bakr al Jassas has given in his discussion of this question in his Ahkam al-Quran is that Allah has explicitly said: Divorce them for their prescribed waiting periods. This divine command also applies to that person who might have taken his wife back after divorcing her twice in the first instance, and now he is left with only one divorce to pronounce. His second argument is: When the Prophet (peace be upon him) taught this method of pronouncing divorce that one should either pronounce divorce in such a period of purity in which one may not have had sexual intercourse, or in a state when the signs of a woman’s being pregnant might have appeared. In this he did not make any distinction between the first, second, or final divorce. Therefore, the divine command: Lodge them (in the waiting period) where you yourselves live, will be regarded as relevant to every form of divorce. His third argument is: The maintenance and lodging of the pregnant woman, whether divorced revocable or irrevocably, is binding on the husband, and in respective the non-pregnant revocably divorced woman also both these rights are binding. This shows that the maintenance and lodging have not been made incumbent on the basis of pregnancy but because both are legally bound to stay in the husband’s house. Now, if the same injunction be applicable to the irrevocably divorced non-pregnant woman also, there can be no reason why her lodging and maintenance should not be incumbent on the man divorcing her.
  3. metne dön, dipnot 3
    The second group says that the irrevocably divorce woman has a right to lodging but not to maintenance. This is the viewpoint of Saed bin al-Musayyab, Suleman bin Yasar, Ata, Shabi, Auzai, Laith and Abu Ubaid, and Imam Shafei and Imam Malik also have adopted the same. But in Mughni al-Muhtaj a different viewpoint of Imam Shafei has been stated as will be explained below.
  4. metne dön, dipnot 4
    The third group say that the irrevocably divorced woman is neither entitled to lodging nor to maintenance. This is the viewpoint of Hasan Basri, Hammad Ibn Laila, Amr bin Dinar, Taus, Ishaq bin Rahawaih and Abu Thaw. Ibn Jarir has cited this very viewpoint as of Ibn Abbas, Imam Ahmad bin Hanbal and the Imamiah sect of the Shias also have adopted the same, and in Mughni al-Muhtaj the viewpoint of the Shafeis also has been stated to be this: The woman who is passing her waiting-period on the basis of divorce has an obligatory right to lodging, whether she is pregnant or not, but for the woman who has been irrevocably divorced, it is not obligatory. And for the nonpregnant irrevocably divorced woman there is neither maintenance nor clothing. This viewpoint in the first place is based on this verse of the Quran: You do not know: Allah may after this bring about a situation (of reconciliation). From this they conclude that this could be correct only about a revocably divorced woman, and not about an irrevocably divorced one. Therefore, the command of lodging the divorced woman in the house is specifically applicable only to the revocably divorced woman. Their second reasoning is from the Hadith of Fatimah bint-Qais, which has been reported in the collections of Hadith through many authentic channels.

Aisha Bewley

Let them live where you live, according to your means. Do not put pressure on them, so as to harass them. If they are pregnant, maintain them until they give birth. If they are suckling for you, give them their wages and consult together with correctness and courtesy. But if you make things difficult for one another, another woman should do the suckling for you.

Al-Hilali & Khan

Lodge them (the divorced women) where you dwell, according to your means, and do not harm them so as to straiten them (that they be obliged to leave your house). And if they are pregnant, then spend on them till they lay down their burden. Then if they give suck to the children for you, give them their due payment, and let each of you accept the advice of the other in a just way. But if you make difficulties for one another, then some other woman may give suck for him (the father of the child).

Ali Quli Qarai

House them where you live, in accordance with your means, and do not harass them to put them in straits, and should they be pregnant, maintain them until they deliver. Then, if they suckle [the baby] for you, give them their wages and consult together honourably; but if you make things difficult for each other, then another woman will suckle [the baby] for him.

Amatul Rahman Omar

Lodge (the divorced) women (during the prescribed period in some part of the house) where you are lodging, according to (the best of) your means. Do not harass them so as to make (their stay) hard for them. If they be pregnant, bear their expanses until they are delivered of the child. And if they suckle (the child) for you (as the period of waiting is over with delivery) pay them their dues (for suckling), and (in order to settle it) consult together in all fairness (making only reasonable demands on one another). But if you find it mutually difficult (to come to a settled agreement) then let another woman suckle (the child) for him (- the father).

Arthur John Arberry

Lodge them where you are lodging, according to your means, and do not press them, so as to straiten their circumstances. If they are with child, expend upon them until they bring forth their burden. If they suckle for you, give them their wages, and consult together honourably. If you both make difficulties, another woman shall suckle for him.

Bijan Moeinian

While in their waiting period, let your wives live where you live and support them according to your means and do not harass them so that they would have no choice but to leave. If they are pregnant, you have to support them until they give birth to their child.

E. Henry Palmer

Let them dwell where ye dwell, according to your means, and do not harm them, to reduce them to straits; and if they be heavy with child, then pay for them until they lay down their burdens; and if they suckle (the child) for you, then give them their hire, and consult among yourselves in reason; but if ye be in difficulties, and another woman shall suckle the child for him,

Edip-Layth

You shall let them reside in the home you were in when you were together, and do not coerce them to make them leave. If they are pregnant, you shall spend on them until they give birth. Then, if they nurse the infant for you, you shall pay them their due for such. You shall maintain the amicable relations between you. If you disagree, then another woman may nurse the child.

George Sale

Suffer the women whom ye divorce to dwell in some part of the houses wherein ye dwell; according to the room and conveniences of the habitations which ye possess: And make them not uneasy, that ye may reduce them to straits. And if they be with child, expend on them what shall be needful, until they be delivered of their burden. And if they suckle their children for you, give them their hire; and consult among yourselves, according to what shall be just and reasonable. And if ye be put to a difficulty herein, and another woman shall suckle the child for him,

Hamid S. Aziz

Lodge them where you lodge according to your means, and do not injure them in order that you may harass (or distress) them; and if they are pregnant, spend on them until they lay down their burden (give birth); then if they suckle for you, give them their recompense and consult together in kindness according to what is just and reasonable; and if you find (or make) difficulties, let another (woman) suckle (the child) on his (the father's) behalf.

Mahmoud Ghali

Make them dwell (in some part of the housing) where you are dwelling, according to your means, and do not try to hurt them, so as to straiten (their circumstances). And in case they are with burden, (i.e., pregnant) then expend upon them until they bring forth their burden. So in case they suckle for you, then bring them their rewards, and deliberate among yourselves beneficently; and in case you (both) encounter) difficulties, then another (woman shall suckle for him).

Marmaduke Pickthall

Lodge them where ye dwell, according to your wealth, and harass them not so as to straiten life for them. And if they are with child, then spend for them till they bring forth their burden. Then, if they give suck for you, give them their due payment and consult together in kindness; but if ye make difficulties for one another, then let some other woman give suck for him (the father of the child).

Mohamed Ahmed - Samira

House the (divorced) women where you live, according to your means; but do not harass them so as to reduce them to straitened circumstances. If they are pregnant, then spend on them until they give birth to the child. And if they suckle the child for you, then make the due payment to them, and consult each other appropriately. But if you find this difficult, let some other woman suckle (the child) for her.

Muhammad Asad

[Hence, ] let the women [who are undergoing a waiting-period] live in the same manner as you live yourselves, In accordance with your means; and do not harass them with a view to making their lives a misery. And if they happen to be with child, spend freely on them until they deliver their burden; and if they nurse your offspring [after the divorce has become final], give them their [due] recompense; and take counsel with one another in a fair manner [about the child's future]. And if both of you find it difficult [that the mother should nurse the child], let another woman nurse it on behalf of him [who has begotten it].

Mustafa Khattab

Let them live where you live ˹during their waiting period˺, according to your means. And do not harass them to make their stay unbearable. If they are pregnant, then maintain them until they deliver. And if they nurse your child,[1] compensate them, and consult together courteously. But if you fail to reach an agreement, then another woman will nurse ˹the child˺ for the father.

Progressive Muslims

You shall let them reside in the home you were in when you were together, and do not coerce them to make them leave. And if they are pregnant, you shall spend on them until they give birth. Then, if they nurse the infant, you shall pay them their due for such. And you shall maintain the amicable relations between you. If you disagree, then another woman may nurse the child.

Rashad Khalifa

You shall allow them to live in the same home in which they lived with you, and do not make life so miserable for them that they leave on their own. If they are pregnant, you shall spend on them until they give birth. If they nurse the infant, you shall pay them for this service. You shall maintain the amicable relations among you. If you disagree, you may hire another woman to nurse the child.

Sahih International

Lodge them [in a section] of where you dwell out of your means and do not harm them in order to oppress them. And if they should be pregnant, then spend on them until they give birth. And if they breastfeed for you, then give them their payment and confer among yourselves in the acceptable way; but if you are in discord, then there may breastfeed for the father another woman.

Sam Gerrans

Let them dwell in what manner you dwell, out of your means, and harm them not so as to straiten them. And if they be bearing, then spend on them until they lay down their burden. Then if they suckle for you, then give them their reward, and take counsel among you according to what is fitting. And if there be difficulties between you, another shall suckle for him.

Shabbir Ahmed

Let them (the divorced women) live where you live with the same standard of living that you have, and according to your best means. Harass them not to make life difficult for them. And if they are pregnant, spend on them freely until they deliver their burden. Then, if they nurse your baby, give them their due recompense. And frequently consult together amicably. And if both of you find it difficult, let another woman suckle the baby on his behalf. (The father shall pay for the services of a foster mother).

Syed Vickar Ahamed

Let the women live (during waiting) in the same style as you live, according to your means: Do not annoy them, so as to restrict them. And if they carry (life in their wombs), then spend (your sustenance) on them until they deliver their burden: And if they suckle your (offspring) for you, give them their recompense: And mutually consult together, according to what is just and reasonable. And if you find yourselves in difficulties for one another, let another woman suckle (the child) on the (fathers) behalf.

Taqi Usmani

Provide to them (the divorced women) residence where you reside according to your means, and do not hurt them to straiten (life) for them. And if they are pregnant, spend on them till they give birth to their child. Then if they suckle the child for you, give them their fees, and consult each other (for determining the fee) with fairness, and if you create a deadlock between you, then another woman will suckle him.

The Monotheist Group

You shall let them reside in the dwelling you were in when you were together, and do not coerce them to make them leave. And if they are pregnant, you shall spend on them until they give birth. Then, if they nurse the infant, you shall give them their due payment. And you shall maintain the amicable relations between you. If you disagree, then another woman may nurse the child.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Talâk suresi, 6. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Talâk suresi, 6. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Talâk suresi, 6. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩