Diyanet İşleri
"Onların yerlerini dümdüz, boş bir alan halinde bırakacaktır."
Tâhâ suresi
Tâhâ suresi, 106. ayet. فَيَذَرُهَا قَاعًا صَفْصَفًا
feyeẕeruhâ ḳâ`an ṣafṣafâ.
"Onların yerlerini dümdüz, boş bir alan halinde bırakacaktır."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Geçmişin haberleri, kıyamet sahnesi ve Arapça Kur'an Tâhâ 99–114 3
(103-104) Aralarında birbirlerine "(Dünya'da) sadece on (gün) kaldınız" diye gizli gizli konuşacaklar. -Onların, hakkında konuşacakları şeyi biz daha iyi biliriz.- O vakit içlerinden en aklı başında olanları, "Siz sadece bir gün kaldınız" diyecektir.
(Ey Muhammed!) Sana dağların (kıyamet günündeki) halini soruyorlar. De ki: "Rabbim onları toz edip savuracak."
"Onların yerlerini dümdüz, boş bir alan halinde bırakacaktır."
"Orada hiçbir çukur, hiçbir tümsek göremeyeceksin."
O gün kendisinden yan çizmek mümkün olmayan davetçiye (İsrafil'e) uyarlar. Sesler, Rahman'ın azametinden dolayı kısılmıştır. Artık sadece fısıltı işitebilirsin.
O gün, Rahman'ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 105–107. ayetler için yazılmıştır.
105-107. Yüce Allah, Kıyamet gününün dehşetli hallerini ve bu gündeki sarsıntıları haber vererek şöyle buyurmaktadır: “Sana dağlardan” Yani kıyamet gününde dağlara ne yapılacak? Oldukları gibi mi kalacak? diye “soruyorlar. De ki: Rabbim onları kökünden koparıp parça parça savuracak.” Yani onları yerlerinden söküp kopartacak ve onlar, atılmış renkli yün gibi ve kum tanecikleri gibi olacaklar. Sonra da bunları darmadağın edip saçıp savuracaktır. Böylelikle dağlar yok olacak ve yeryüzünü dümdüz edeceği gibi onların da “yerlerini dümdüz ve bomboş bırakacak.” Oraya bakan bir kimse “ne alçak ne de yüksek bir yer” göremeyecektir. Çünkü yeryüzü tamamıyla dümdüz olacaktır. Orada vadi ve alçak yerler yahut yükseklikler, tepeler bulunmayacaktır. Yeryüzü olduğu gibi ortaya çıkacak, bütün insanları alacak kadar genişleyecek, Yüce Allah onu bir deri gibi yayacaktır. Hepsi de aynı yerde durdurulacak, onları çağıracak olan kimse hepsine seslerini işittirecek ve göz hepsini görecektir. Bundan dolayı Allah şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
(Allah Teâlâ) Dağları üzerinde taşıyan yeryüzünü, üzerinde ne bir bina ve ne de bir bitki olmadan dümdüz bırakacaktır.
Aynı kök: قوع (2 geçiş)
İnkar edenlere gelince; onların amelleri ıssız bir çöldeki serap gibidir. Susamış kimse onu su sanır. Yanına geldiğinde hiçbir şey bulamaz. (Tıpkı…
Aynı kök: وذر (45 geçiş)
İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru…
Aynı kök: وذر (45 geçiş)
İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler, eşleri için, evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Ama…
Aynı kök: وذر (45 geçiş)
Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve eğer gerçekten iman etmiş kimselerseniz, faizden geriye kalanı bırakın.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Orayı (yerlerini) dümdüz, bomboş bırakacaktır.
ve arzı çırılçıplak, kupkuru bir düzlük olarak bırakacak;
yeri dümdüz ve çıplak bir hale getirecek,
"Onların yerlerini boş, dümdüz halde bırakır. "
"Yerlerini bomboş, çırçıplak bırakacaktır."
Böylece yerlerini dümdüz, bomboş bırakacaktır.
"Yerlerini dümdüz ve bomboş bırakacaktır!"
"Böylece yerini dümdüz, bomboş bırakacaktır."
"Yerlerini dümdüz, bomboş bırakacaktır."
'Yerlerini dümdüz, bomboş bırakacaktır.'
Yerlerini dümdüz bomboş bir halde bırakacak:
Yerlerini düpedüz bomboş bırakacak
"Onları dümdüz araziye çevirecektir."
"Onları dümdüz araziye çevirecektir."
Onları dümdüz araziye çevirecektir.
"Yerlerini bomboş, çırçıplak bırakacaktır."
"(Savuracak) da yerlerini dümdüz bir toprak haalinde bırakacak".
Yerlerini düz, kuru bir toprak haline getirecek.
(99-114) Kesin olan şu ki sana katımızdan bir zikir de verdik, kim ondan yüz çevirirse kesinlikle o, kıyamet günü sorumlulu ğunu taşır, orada kalıcıdır, kıyamet günü onlar için ne kötü bir yüktür. Sur'a üfürüldüğü gün suçluları gözlerinin akı çıkmış şekilde toplayacağız, Aralarında gizli gizli sadece on gün kaldınız diye konuşurlar. Biz ne dediklerini biliyoruz, yine aynı yolda olanlar / yoldaşları ise siz ancak bir gün kaldınız diyorlar. Sana dağlardan soruyorlar de Rabbim onları toz haline getirip savuracaktır. Onları tümseksiz, düz bir ova şeklinde bırakacaktır. Orada / dünyada tepelik bir yer herhangi bir kıvrım göremeyeceksin. O gün işinde herhangi bir yanlış yapmayan çağırıcıya tabi olurlar. Rahman'a karşı sesleri kesiktir. Soluk sesleri /nefes hırıltıları dışında bir şey işitmezler. O gün Allah'ın sözlerinden hoşnut olup ta izin verdiği kimsenin ki hariç şefaatin de faydası yoktur. Onların elleriyle sunduklarını ve geri de bıraktıklarını bili r, onu ilmen kuşatamazlar. Yüzleri, ayakta olana, diri olana / Allah’a boyun eğmiştir. Zulüm taşıyan lar / zulüm yüklenenler kesin olarak mahvolmuştur. Her kim de iman ederek salih amel işliyorsa onun zulmedilme ve hakkının çiğnenmesi korkusu yoktur. Bu şekilde biz sana o Kur'an'ı Arapça / bedevi diliyle indirdik, onda vaatlerimizden bahsettik, böylelikle belki sakınırlar veya onlara anlatılan bir öğüt / yahut hatırlatma olur. Gerçek saltanat sahibi olan Allah, yücedir, Vahyin sana gerçekleşmesi tamamlanmadan önce Kuran da acele etme, Rabbim ilmimi artır de.
Yerlerini de dümdüz edecektir.
Yerlerini boş, dümdüz bırakacaktır.
Yerlerini de bomboş ve dümdüz bırakacak dipnot 1 .
Yerlerini de aynı seviyede dümdüz bırakacaktır.
Yerlerini de dümdüz, bomboş bırakacak.
Yerlerini de dümdüz, kuru bir toprak haline getirecektir.
"Yerlerini bomboş, dümdüz bırakacaktır."
So that He leaves them leveled with the ground smooth - faced surface"
and leave a flat plain,
"He will leave them as plains smooth and level;
and leave the earth a levelled plain
He will leave them as a barren, level plain
"Then He shall leave them as a level smooth plain.
Then He will leave it a level plain.
`And He will render them a desolate and a level plane.
then He will leave them a level hollow
"Making them flat. "
and He will leave them a level plain,
"Then He will leave it as a smooth plain.
and he will leave them a plain equally extended:
They will ask you about the mountains; say, "My Lord will break them into scattered dust,
So He will leave them behind as a desolate spacious plain.
And leave it as an empty plain,
And turn them into a level plain,
and leave the earths level and bare,
leaving the earth level and bare,
"Then He will leave it as a smooth plain. "
"He will leave them like a barren, flat land.
And He will leave the earth a level plain;
“And leave it a level plain.”
And leave the earth plain and level. " (Falsehood, deception and treachery shall vanish from the land).
"Then He will leave it like smooth and level plains;
then will turn them into a leveled plain
"Then He will leave it as a smooth plain."