Diyanet İşleri
O gün kendisinden yan çizmek mümkün olmayan davetçiye (İsrafil'e) uyarlar. Sesler, Rahman'ın azametinden dolayı kısılmıştır. Artık sadece fısıltı işitebilirsin.
Tâhâ suresi
Tâhâ suresi, 108. ayet. يَوْمَئِذٍ يَتَّبِعُونَ ٱلدَّاعِىَ لَا عِوَجَ لَهُۥ وَخَشَعَتِ ٱلْأَصْوَاتُ لِلرَّحْمَٰنِ فَلَا تَسْمَعُ إِلَّا هَمْسًا
yevmeiẕiy yettebi`ûne-ddâ`iye lâ `ivece leh. veḫaşe`ati-l'aṣvâtü lirraḥmâni felâ tesme`u illâ hemsâ.
O gün kendisinden yan çizmek mümkün olmayan davetçiye (İsrafil'e) uyarlar. Sesler, Rahman'ın azametinden dolayı kısılmıştır. Artık sadece fısıltı işitebilirsin.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Geçmişin haberleri, kıyamet sahnesi ve Arapça Kur'an Tâhâ 99–114 3
(Ey Muhammed!) Sana dağların (kıyamet günündeki) halini soruyorlar. De ki: "Rabbim onları toz edip savuracak."
"Onların yerlerini dümdüz, boş bir alan halinde bırakacaktır."
"Orada hiçbir çukur, hiçbir tümsek göremeyeceksin."
O gün kendisinden yan çizmek mümkün olmayan davetçiye (İsrafil'e) uyarlar. Sesler, Rahman'ın azametinden dolayı kısılmıştır. Artık sadece fısıltı işitebilirsin.
O gün, Rahman'ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez.
O, önlerindekini ve arkalarındakini (dünyadaki ve ahiretteki durumlarını) bilir. Onların bilgisi ise Rahman'ı kuşatamaz.
Bütün yüzler; diri, yaratıklarına hakim ve onları koruyup gözeten Allah'a boyun eğmiştir. Zulüm yüklenen, mutlaka hüsrana uğramıştır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 108–110. ayetler için yazılmıştır.
108. “O gün hepsi, davetçinin çağrısına hiçbir tarafa sapmadan uyarlar.” Bu, kabirlerinden diriltilip kalkacakları vakit olacaktır. Davetçi onları mahşere gelmeye ve hesapların görüleceği o yerde toplanmaya çağıracak, onlar da ona doğru gidecek ve başka yere bakmayacak, sağa sola sapmayacaklar. Zira davetçinin davetinin herhangi bir eğriliği, sapması olmayacaktır. Onun daveti, bütün insanlar için hak ve doğru olacaktır. Hepsi onun çağrısını işitecekler ve o, onların hepsine seslenecektir. O yüzden Rahmân’ın heybetinden sesleri kısılmış olarak kıyamet gününde duracakları yere gelecek ve hazır bulunacaklar. “Artık fısıltıdan” yani dudakların gizlice konuşmak için hareket edişinden yahut da ayakların çıkardığı seslerin dışında “başka hiçbir şey işitmezsin.” Zira orada zilletle boyun eğiş, sükût ve susup dinleme onlarda hakim olacaktır. Böylece Rahmân’ın haklarında vereceği hükmü bekleyecekler ve zilletle boyun eğeceklerdir. O büyük mahşer yerinde zenginler, fakirler, erkekler, kadınlar, hürler, köleler, hükümdarlar hep suskun, kulak kesilmiş, gözleri zilletle önlerine eğilmiş, boyunları bükülmüş, dizleri üzerine çökmüş, yüzleri zilletle alçalmış halde olacaktır. Onların hiçbirisi haklarında ne hüküm verileceğini ve kendilerine ne yapılacağını bilemeyeceklerdir. Herkes kendisi ile, yalnız kendi haliyle meşgul olacak babasıyla, kardeşiyle, arkadaşıyla ve sevdiğiyle ilgilenmeyecektir: “O gün onlardan her birinin kendine yeter bir işi vardır.” (Abese, 80/37) İşte o gün mutlak egemen ve mutlak adil olan Yüce Allah, onlar hakkında hüküm verecek, iyilik yapana iyiliğinin karşılığını ihsan edecek, kötülük yapanı da mahrum bırakacaktır. Kerîm, Rahmân ve Rahîm olan Rabbin insanlara dillerin ifade edemeyeceği, akılların tasavvur edemeyeceği çapta büyük bir lütuf, ihsan, af, bağış ve mağfiret edeceğine dair kuvvetli bir umut vardır. O vakit bütün insanlar görecekleri haller dolayısı ile O’nun rahmetine göz dikeceklerdir. O ise rahmetini ancak kendisine ve peygamberlerine iman edenlere tahsis edecektir. Sizin böyle bir umuda kapılmanızın dayanağı nedir?, diye sorulabilir. Hatta Sözü edilen bu hususlara dair bilginizin kaynağı nedir?, diye de sorulabilir ki cevabımız şudur:
iz, Rahmân olan Allah’ın rahmetinin gazabından fazla olduğunu, bütün yaratılmışları kuşatacak kadar cömert olduğunu, gerek bize gerekse de başkalarına bu dünyada ardı arkası kesilmeyen nimetler ihsan ettiğini bildiğimiz gibi bilhassa kıyamet gününde pek çok lütuflarda bulunacağını da biliyoruz. Çünkü Yüce Allah’ın şu buyrukları bu söylediklerimizin delilidir: “Rahmân’ın heybetinden sesler kısılmıştır”; “Rahmân’ın izin vereceği…”; “Rahmân’ın kendisine izin verdiği kimseden başkası...” (en-Nebe, 78/38); “O gün gerçek mülk, yalnız Rahmân’ındır.” (el-Furkan, 25/26) Yine Peygamber’in şu buyrukları buna delildir: “Şüphesiz Allah’ın yüz rahmeti vardır. O, kullarına birisini indirdi. Bununla birbirlerine merhamet ve şefkat gösterirler. Hatta hayvanın yavrusunu çiğneme korkusu ile toynağını kaldırması bile (onun kalbine bırakılmış olan bu rahmetin) bir eseridir. Kıyamet günü olduğunda ise Yüce Allah, bu rahmeti de o doksan dokuz rahmete katacak ve onunla kullara merhamet edecektir.” “Şüphesiz Allah, kullarına karşı annenin evladına olan merhametinden daha çok merhametlidir.” Yüce Allah’ın rahmeti hakkında dilediğini söyleyebilirsin. Ne söylersen söyle, o senin söylediğinden daha ileridir. Dilediğin şekilde bu merhameti tasavvur edebilirsin, ama o bundan da ileridir. Lütuf, ihsan ve mükâfatında merhametli olduğu gibi adaletinde ve cezalandırmasında da merhametli olanın şanı ne yücedir! Rahmeti her şeyi kuşatan, lütfu her canlıyı kapsayan, kullarına muhtaç olmayan, onlara son derece merhametli olan, bütün hallerinde sürekli olarak kullarının kendisine muhtaç olduğu, O’nsuz göz açıp kırpacak bir süre dahi yapamayacakları o yüce zatın şanı ne yücedir!
109. “O gün Rahmân’ın izin vereceği ve sözünden razı olacağı kimselerinki müstesnâ şefâatin hiçbir faydası olmaz.” Yüce Allah’ın şefaat hususunda kendisine izin vereceği kimselerden başka hiçbir kişi O’nun huzurunda şefaatte bulunmayacaktır. O, bu konuda sözünden, yani şefaatinden hoşnut ve razı olacağı kimseden başkasına da izin vermeyecektir ki bunlar da nebiler, rasûller ve O’nun yakınlaştırılmış kulları olup bunların, söz ve amellerinden razı olduğu halis mü’minler hakkında şefaat etmelerine izin verecektir. Bu hususta bir eksik olacak olursa herhangi bir kişinin herhangi bir kimseye şefaat etme imkanı bulunmayacaktır.
[110. “O, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Onlar ise bilgileri ile bunu/O’nu kuşatamazlar.” Allah, insanların önlerinde olan kıyamete dair hususları da arkalarında kalan dünyaya dair husuları da bilir. Yaratılmışlar ise bilgileri ile O’nu kuşatamazlar. O, yüce ve münezzehtir.]
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İşte o gün insanlar mahşere çağıran davetçinin sesine uyarlar. Ona tabi olmaktan kimse onları çeviremez. Rahman'ın korkusundan bütün sesler kesilmiştir. O gün fısıldaşmalardan başka bir şey duyamazsın.
Aynı kök: صوت (8 geçiş)
"(Haydi) onlardan gücünün yettiğinin ayağını çağrınla kaydır. Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yürü. Onların mallarına ve evlatlarına ortak…
Aynı kök: صوت (8 geçiş)
"Yürüyüşünde tabii ol. Sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini, şüphesiz eşeklerin sesidir!"
Aynı kök: صوت (8 geçiş)
Ey iman edenler! Seslerinizi, Peygamber'in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber'e yüksek sesle bağırmayın, yoksa siz…
Aynı kök: خشع (17 geçiş) · Ortak kavram: Dua
Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisine Yahya'yı bağışladık. Eşini de kendisi için, (doğurmaya) elverişli kıldık. Onlar gerçekten hayır…
Aynı kök: خشع (17 geçiş) · Ortak kavram: Dua
(42-43) Baldırların açılacağı (işlerin zorlaşacağı) ve kafirlerin secdeye çağrılıp da gözleri düşmüş ve kendilerini zillet kaplamış bir halde buna…
Aynı kök: عوج (9 geçiş)
De ki: "Ey kitab ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde, niçin Allah'ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları Allah'ın yolundan…
Aynı kök: عوج (9 geçiş)
Onlar Allah yolundan alıkoyan ve onu, eğri ve çelişkili göstermek isteyenlerdir. Onlar ahireti de inkar edenlerdir.
Aynı kök: عوج (9 geçiş)
"Bir de, tehdit ederek Allah'ın yolundan O'na iman edenleri çevirmek, Allah'ın yolunu eğri ve çelişkili göstermek üzere her yol üstüne oturmayın.…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
O gün insanlar yan çizemeyecekleri davetçiye uyacaklardır. dipnot 1 Rahmân'ın (huzurunda) sesler kısılmış olacaktır. Fısıltıdan başka hiçbir şey duymayacaksın.
O gün onların (tümü), kendisine karşı yanlış yapamayacakları bir davetçiye tabi olmak durumundadırlar: artık bütün sesler O rahmet kaynağının azametinden dolayı iyice kısılmıştır; öyle ki, boğuk bir uğuldu dışında hiçbir ses işitemeyeceksin.
O Gün herkes, kendisinden kaçıp kurtulmak kabil olmayan bir davetçinin peşinden gider; ve tüm sesler o sınırsız rahmet Sahibi'nin huzurunda saygıyla kısılır; öyle ki yalnızca cansız, baygın bir uğultu işitirsin.
O süreçte zorunlu uyulacak davetçiye tabi olurlar. . . Rahman korkusuyla sesler kesilir. . . Derinden gelen iniltiden başka bir şey işitmezsin.
O gün, kendisinden sapma imkanı olamayan çağırıcıya uyacaklar. Rahman (olan Allah)a karşı sesler kısılmıştır; artık bir hırıltıdan başka bir şey işitemezsin.
O gün hiç kimseye meyletmeden herkesi mahşere davet eden (davetçiy)e uyarlar. Rahmân için sesler kısılır, fısıltıdan başka bir şey işitemezsin.
O gün, kendisinden kaçılamayan çağrıcıya uyarlar. Bağışlayanın karşısında, sesler saygıyla kısılır; artık, cansız bir uğultudan başka şey duymazsın.
"O gün insanlar, davetçiye uyacaklar. Ona karşı yan çizme yoktur. Artık, Rahman'ın hürmetine sesler kısılmıştır. Bu yüzden fısıltıdan başka bir ses işitemezsin."
O gün, en ufak bir sapma göstermeden çağırıcıya uyarlar. Sesler Rahman'ın huzurunda kısılmıştır; fısıltıdan başka bir şey işitemezsin.
O gün, en ufak bir sapma göstermeden çağırıcıya uyarlar. Sesler Rahman'ın huzurunda kısılmıştır; fısıltıdan başka bir şey işitemezsin.
O gün davetçiye hiçbir yana sapmadan uyacaklar. Öyle ki, Rahman'ın heybetinden sesler kısılmıştır; artık bir hışırtıdan başka birşey işitmezsin.
O gün da'vetçiye ı'vicasız tebe'ıyyet edecekler öyle ki Rahmanın heybetinden sesler kısılmıştır, artık bir hışıltıdan başka bir şey işitmezsin
O Gün, dipnot 1 hiçbir tarafa sapmadan, davetçiye uyarlar. Rahman'a karşı sesler kısılmıştır. Fısıltıdan başka bir şey işitemezsin.
O gün, hiçbir tarafa sapmadan, davetçiye uyarlar. Rahman'a karşı sesler kısılmıştır. Fısıltıdan başka bir şey işitemezsin.
O gün, hiçbir tarafa sapmadan, davetçiye uyarlar. Rahman'a karşı sesler kısılmıştır. Fısıltıdan başka bir şey işitemezsin.
O gün, kendisinden sapma imkanı olamayan çağırıcıya uyacaklar. Rahmana karşı sesler kısılmıştır; artık bir hırıltıdan başka bir şey işitemezsin.
"O gün o da'vetciye — kendisine muhaalefet etmeksizin — uyub izinden gideceklerdir. Çok esirgeyici (Allahın heybetinden) sesler kısılmışdır. Artık bir hışırtıdan başka bir şey işitmezsin".
O gün; hiç bir tarafa sapmadan o davetçiye uyacaklardır. Sesler, Rahman' ın heybetinden kısılmıştır ve sen; fısıltıdan başka bir şey işitmezsin.
(99-114) Kesin olan şu ki sana katımızdan bir zikir de verdik, kim ondan yüz çevirirse kesinlikle o, kıyamet günü sorumlulu ğunu taşır, orada kalıcıdır, kıyamet günü onlar için ne kötü bir yüktür. Sur'a üfürüldüğü gün suçluları gözlerinin akı çıkmış şekilde toplayacağız, Aralarında gizli gizli sadece on gün kaldınız diye konuşurlar. Biz ne dediklerini biliyoruz, yine aynı yolda olanlar / yoldaşları ise siz ancak bir gün kaldınız diyorlar. Sana dağlardan soruyorlar de Rabbim onları toz haline getirip savuracaktır. Onları tümseksiz, düz bir ova şeklinde bırakacaktır. Orada / dünyada tepelik bir yer herhangi bir kıvrım göremeyeceksin. O gün işinde herhangi bir yanlış yapmayan çağırıcıya tabi olurlar. Rahman'a karşı sesleri kesiktir. Soluk sesleri /nefes hırıltıları dışında bir şey işitmezler. O gün Allah'ın sözlerinden hoşnut olup ta izin verdiği kimsenin ki hariç şefaatin de faydası yoktur. Onların elleriyle sunduklarını ve geri de bıraktıklarını bili r, onu ilmen kuşatamazlar. Yüzleri, ayakta olana, diri olana / Allah’a boyun eğmiştir. Zulüm taşıyan lar / zulüm yüklenenler kesin olarak mahvolmuştur. Her kim de iman ederek salih amel işliyorsa onun zulmedilme ve hakkının çiğnenmesi korkusu yoktur. Bu şekilde biz sana o Kur'an'ı Arapça / bedevi diliyle indirdik, onda vaatlerimizden bahsettik, böylelikle belki sakınırlar veya onlara anlatılan bir öğüt / yahut hatırlatma olur. Gerçek saltanat sahibi olan Allah, yücedir, Vahyin sana gerçekleşmesi tamamlanmadan önce Kuran da acele etme, Rabbim ilmimi artır de.
O günde davetçiye uyarlar. Hiçbir tarafa sapmayarak giderler. Rahman’ın huzurunda sesler kısılmış olacak. Kıpırdayan dudakların fısıltısından başkasını duyamayacaksın.
O gün hiç pürüzü olmayan çağrıcıya uyarlar; (ondan sapma imkanı yoktur). Rahman'ın huzurunda sesler kısılır, fısıltıdan başka bir şey işitemezsin.
O gün, kendilerini çağırana hiçbir tarafa sapmadan uyacaklar dipnot 1 . Sesler Rahman için kısılmış olacak, fısıltıdan başka bir şey duyamayacaksın.
O gün sesler Rahman için kısılacak, bir tarafa sapmadan dosdoğru o davetçinin peşinden gideceklerdir dipnot 1 . Fısıltıdan başka bir şey duyamayacaksın."
O gün hiç sapmadan çağırana uyarlar, Rahman’ın karşısında sesler kısılmıştır. Fısıltıdan başka bir şey işitemezsin.
O gün hiç sapmadan çağırana uyarlar, sesler Rahman'ın korkusundan kısılmıştır. Fısıltıdan başka bir şey işitemezsin.
O gün, eğip bükmesi olmayan davetçiye uyarlar. Rahman'ın huzurunda sesler kısılır, artık bir hışıltıdan başka bir şey işitmezsiniz.
There and then shall all resurrected beings faithfully follow the announcer -the angel Israfil- who marches straight on, and all voices and sounds are humbled and die away that you can only hear the soft and fair sound of their foot-steps treading the straight path.
On that Day, people will follow the summoner from whom there is no escape; every voice will be hushed for the Lord of Mercy; only whispers will be heard.
On that Day will they follow the Caller (straight): no crookedness (can they show) him: all sounds shall humble themselves in the Presence of (Allah) Most Gracious: nothing shalt thou hear but the tramp of their feet (as they march).
On that Day people shall follow straight on to the call of the summoner, no one daring to show any haughtiness. Their voices shall be hushed before the Most Compassionate Lord, so that you will hear nothing but a whispering murmur. dipnot 1
On that day they will follow the Summoner who has no crookedness in him at all. Voices will be humbled before the All-Merciful and nothing but a whisper will be heard.
On that Day mankind will follow strictly (the voice of) Allâh’s caller, no crookedness (that is without going to the right or left of that voice) will they show him (Allâh’s caller). And all voices will be humbled for the Most Gracious (Allâh), and nothing shall you hear but the low voice of their footsteps.
On that day they will follow a summoner in whom there will be no deviousness. The voices will be muted before the All-beneficent, and you will hear nothing but a murmur.
On that day they will follow the call of him (-the Holy Prophet) in (the teachings of) whom is no crookedness. (All) voices shall be hushed up before the Most Gracious (God), so you will hear nothing but a faint murmur.
On that day they will follow the Summoner in whom is no crookedness; voices will be hushed to the All-merciful, so that thou hearest naught but a murmuring.
Everyone will silently follow the voice which will directly lead them to the Lord. All sound will be hushed before the Most Gracious. You will only hear the sound of their feet (as they march.)
On that day they shall follow the caller in whom is no crookedness; and the voices shall be hushed before the Merciful, and thou shalt hear naught but a shuffling.
On that day, they will follow the caller, there is no crookedness to him. All voices will be humbled for the Gracious, you will not be able to hear except whispers.
On that day mankind shall follow the angel who will call them to judgment, none shall have power to turn aside from him; and their voices shall be low before the Merciful, neither shalt thou hear any more than the hollow sound of their feet.
"Wherein you will see no curve or ruggedness (crookedness or unevenness). "
Upon that Day, they will closely follow the caller in whom is no crookedness; and voices will submit to The All-Merciful so that you hear nothing except a (faint) muttering.
On that day they follow the summoner who deceiveth not, and voices are hushed for the Beneficent, and thou hearest but a faint murmur.
That day they will follow the summoner from whom there will be no receding; and their voices will be hushed before Ar-Rahman, and you will not hear a sound but faint shuffling.
On that Day, all will. follow the summoning Voice from which there will be no escape; and all sounds will be hushed before the Most Gracious, and thou wilt hear nothing but a faint sough in the air.
On that Day all will follow the caller ˹for assembly˺, ˹and˺ none will dare to deviate. All voices will be hushed before the Most Compassionate. Only whispers[1] will be heard.
On that Day, they will follow the caller, there is no crookedness to him. And all voices will be humbled for the Almighty, you will not be able to hear except whispers.
On that day, everyone will follow the caller, without the slightest deviation. All sounds will be hushed before the Most Gracious; you will hear nothing but whispers.
That Day, everyone will follow [the call of] the Caller [with] no deviation therefrom, and [all] voices will be stilled before the Most Merciful, so you will not hear except a whisper [of footsteps].
That day will they follow the Caller having no deviation; and voices will be stilled before the Almighty, and thou wilt hear not save a murmur.
On that Day all people will follow the caller who has no crookedness in him. (Ta Ha, the Ideal Prophet's call. The Call that is straight, without crookedness (2:186), (7:86), (18:1), (33:46)). And they will follow the call without deviation. The most vociferous of leaders will subdue their voices before the Message of the Beneficent. You will only hear soft voices, gentle footsteps.
On that Day, the mankind will strictly follow (the voice of Allah's) Caller: No crookedness (can they show) him (the Caller): All sounds shall be quiet in the Presence of (Allah), the Most Gracious (Rahmán): And you shall hear nothing except the hidden voice [or the secret speech — (in the trample of their march)]
That day they will follow the caller who will find no deviation (from anyone). And the voices will turn low in awe for the RaHmān (All-Merciful, Allah). So, you will hear not but whispering.
On that Day, they will follow the caller, there is no crookedness to him. And all voices will be humbled for the Almighty, you will not be able to hear except whispers.