Şûrâ suresi

Şûrâ suresi, 34. ayet

Şûrâ suresi, 34. ayet. أَوْ يُوبِقْهُنَّ بِمَا كَسَبُوا۟ وَيَعْفُ عَن كَثِيرٍ

ev yûbiḳhünne bimâ kesebû veya`fü `an keŝîr.

Diyanet İşleri

Yahut (içlerindekilerin) yaptıklarından dolayı onları helak eder, birçoğunu da affeder.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şûrâ 31–37 · surenin 34. ayeti / 53

Konu Gemiler; mü'minlerin vasıfları; kötülüğün karşılığı ve bağışlama Şûrâ 32–43 3

  1. Şûrâ 31

    Yeryüzünde O'nu aciz bırakamazsınız. Sizin için Allah'tan başka hiçbir dost ve yardımcı yoktur.

  2. Şûrâ 32

    Denizde dağlar gibi yüzen gemiler, O'nun varlığının delillerindendir.

  3. Şûrâ 33

    O, dilerse rüzgarı durdurur da onlar denizin üstünde durakalırlar. Elbette bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.

  4. 34

    Yahut (içlerindekilerin) yaptıklarından dolayı onları helak eder, birçoğunu da affeder.

  5. Şûrâ 35

    Allah, böyle yapar ki, ayetlerimiz hakkında tartışanlar, kendileri için kaçacak bir yer olmadığını bilsinler.

  6. Şûrâ 36–37

    (36-39) (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah'ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükafat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şura (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 33–34. ayetler için yazılmıştır.

33-34. “O, dilerse” gemilerin akıp gitmesine sebep kıldığı “rüzgarı durdurur da” çeşitli türleri ile “gemiler” denizin “üstünde hareketsiz kalırlar.” Ne ileri gider, ne de geri dönebilirlerdi. Buharlı gemilerin varlığı bununla çelişmemektedir. Çünkü onların gidişleri için de rüzgarın varlığı şarttır.

Yüce Allah, dileyecek olursa bu gemileri yolcularının işledikleri sebebi ile suda batırıp yok edebilir. Ancak O, kullarının günahlarını cezalandırmayı erteler ve günahları çokça affeder.

“Hiç şüphesiz bunda çok sabreden” nefsinin hoşlanmadığı ve ona ağır gelen şeylere karşı katlanan, onu itaatin zorluklarına ve günahlara çağıran davetçilere karşı direnmeye sevkeden, musibetler esnasında da nefsini öfkelenmekten alıkoyan “ve çok şükreden” rahatlık zamanlarında ve nimet içinde bulunduğu hallerde Rabbinin nimetlerini itiraf ederek O’na itaat ile boyun eğen, bu nimetleri O’nu razı edecek hususlarda kullanan “herkes için deliller vardır.”

İşte Allah’ın âyetlerinden/delillerinden gereği gibi yararlananlar bunlardır. Sabretmeyen, Allah’ın nimetlerine karşı şükretmeyen kimse ise O’nun âyetlerinden yüz çeviren yahut onlara karşı inatlaşan ve âyetlerden gereği gibi yararlanamayan bir kimse demektir.

Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bütün noksanlıklardan münezzeh olan Yüce Allah, o gemileri helak etmek isterse fırtınalı rüzgâr göndererek insanların kazandıkları günahlar sebebi ile onları helak eder. Kullarının bir çok günahlarını da affeder ve onları günahları sebebi ile de cezalandırmaz.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. أَوْ ev yahut
  2. يُوبِقْهُنَّ yubikhunne onları helak eder kök: وبق
  3. بِمَا bima yüzünden
  4. كَسَبُوا۟ kesebu yaptıkları (işler) kök: كسب
  5. وَيَعْفُ veyea'fu ve affeder (kurtarır) kök: عفو
  6. عَن an
  7. كَثِيرٍۢ kesirin birçoğunu da kök: كثر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 7 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وبق (2 geçiş)

    (Ey Muhammed!) Allah'ın, "Ortağım olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın" diyeceği, onların da çağıracakları, fakat kendilerine (çağırdıklarının)…

  • Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Ortak kavram: Af

    Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua…

  • Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Ortak kavram: Af

    İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip kaçanları, şeytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı yoldan kaydırmak istemişti. Ama yine…

  • Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Ortak kavram: Af

    Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder.

  • Aynı kök: كسب (67 geçiş)

    Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab'ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, "Bu, Allah'ın katındandır" derler. Vay ellerinin…

  • Aynı kök: كسب (67 geçiş)

    Evet, kötülük işleyip suçu benliğini kaplamış (ve böylece şirke düşmüş) olan kimseler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi…

  • Aynı kök: كسب (67 geçiş)

    Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Veya (Allah)yaptıkları yüzünden onları helak eder; pek çoğunu da affeder. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu son ifade "Allah pek çok kez de insanların yapıp ettiklerinden vazgeçer, onları cezalandırmaz" demektir.

Mustafa İslamoğlu

Bir ihtimal onları kazançlarıyla birlikte helak da edebilir; ne ki bir çoğunu affetmektedir.

Muhammed Esed

ya da yapıp ettiklerinden dolayı onları yok eder, (her şeye rağmen) Allah çok bağışlayıcıdır.

Ahmed Hulusi

Yahut kazandıkları yüzünden onları helak eder. . . (Allah) birçoğunu da affediyor.

Ali Bulaç

Ya da kazandıkları dolayısıyla onları yok eder, bir çoğunu da affeder.

Ali Özek ve heyeti

Yahut yaptıkları yüzünden onları helâk eder. Birçoğunu da affeder (kurtarır).

Ali Rıza Safa

Veya yaptıkları yüzünden onları yıkıma uğratır. Üstelik çoğunu bağışlar.

Bayraktar Bayraklı

Yahut yaptıkları yüzünden onları helak eder,birçoğunu da bağışlar.

Edip Yüksel

Yahut, yaptıkları yüzünden onları yok eder. Bunun yerine birçoğunu da bağışlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Yahut, yaptıkları yüzünden onları yok eder. Bunun yerine bir çoğunu da bağışlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yahut da içindekilerin kazançlarıyla onları helak eder; bir çoğunu da bağışlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yahud da onları içindekilerin kazançlarıyle helake sürükler, bir çoğundan da afiv buyurur

Erhan Aktaş

Veya yaptıkları şeylerden dolayı onları yok eder veya birçoğunu bağışlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Veya yaptıkları şeylerden dolayı onları yok eder veya birçoğunu bağışlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Veya yaptıkları şeylerden dolayı onları yok eder veya birçoğunu bağışlar.

Gültekin Onan

Ya da kazandıkları dolayısıyla onları yok eder, bir çoğunu da affeder.

Hasan Basri Çantay

Yahud (Allah bu gemileri, binenlerin) kazandıkları (günahlar) yüzünden (fırtına ile batırıb) helak eder. (İçlerindekilerden) bir çoğunu da bağışlar (kurtarır).

İbni Kesir

Yahut yaptıklarına karşılık onları helak eder. Bir çoğunu da bağışlar.

Mehmet Alagaş

(25-39) O, kullarının vazgeçmelerini / tövbelerini de kabul edendir, onların kötülüklerini de affeder, yaptıklarınızı da bilir, iman edenlere ve salih amel işleyenlere cevap verir / icabet eder , onları fazlından hazinesinden vererek artırır, kafirlere ise şiddetli bir azap vardır. Eğer ki Allah rızkı kullarına basitleştirseydi / elde etmesi kolay olsaydı arzda azgınlaşırlardı ve fakat bir ayar üzere istediğine indiriyor, muhakkak ki O, kullarından haberi olandır ve görendir. Ümit kesildikten sonra yağmuru yağdıran ve rahmetini yayandır / neşredendir, O dosttur, övülendir. O’nun ayetlerinden biri semaları ve arzı yaratmasıdır. Onun içinde de yaratıklardan üretmesidir. İstediği vakit te sizi bir araya getirmeye gücü yeter / muktedirdir. M usibet, elinizle kazandıklarınızdan dolayı isabet eder , çoğunu da Allah affeder (isabet et tirmez) siz yeryüzünde aciz bırakacak / çaresiz bırakacak değilsiniz, sizin Allah’tan gayrı / Allah’tan başka dostunuz ve yardımcınız yoktur. O’nun ayetlerinden biri de denizde gemileri bayrak gibi / alem gibi / alamet gibi akıtmasıdır, eğer isterse rüzgârı sakinleştirir o, görünürde hareketsiz kalır, işte bunda her bir sabreden, şükreden için ayetler vardır yahut kazandıkları nedeniyle onları telef eder , çoğunu da /ekserisini de bağışlar , ayetlerimizle tartışanlar / mücadele edenler / cedelleşenler onlara kaçacak yer yok. Size bir şey olarak verilenler dünya hayatının geçimlik malzemeleridir / tüketim malzemeleridir. (Metanın zıddı naîm kalıcı tükenmez gayri memnun nimet) Allah’ın yanında / indinde iman edenler ve rablerini vekil tayin edenler için olan (vekalet vermek içsel iman göstergesidir , salih amel dışsal iman göstergesidir.) hayırlıdır ve daha kalıcıdır / bakidir. Onlar ki kötülük ve iğrenç davranışlardan kaçınırlar, öfkelendikleri zaman / gazaplandıklarında bağışlarlar. Rablerine cevap verirler / icabet ederler , namazı kılarlar, aralarında ki işler şura iledir. (Şura: Akılların saf tutması bir araya gelmesidir.) Rızıklarından harcarlar / infak ederler , onlara saldırı olduğunda yardımlaşırlar

Rowwad Tercüme Merkezi

Veya işledikleri sebebiyle onları helâk eder, bir çoğunu da affeder.

Süleyman Ateş

Yahut yaptıkları (işler) yüzünden gemileri(n içindekileri) helak eder. Birçoğunu da affeder (kurtarır).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ya da yaptıklarına dipnot 1 karşılık yönlerini kaybettirirdi. Ama bir çoğunu da bağışlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Geminin veya herhangi bir aracın bakım tutumu, seyir planlaması ve eğitimi gibi gerekliliklerin yerine getirilmemesi durumunda ne olacağı Yasin 36/41-46'te anlatılmıştır.

Şaban Britch

Veya işledikleri sebebiyle onları helak eder, bir çoğunu da affeder.

Şaban Piriş

Veya işledikleri sebebiyle onları helak eder, bir çoğunu da affeder.

Yaşar Nuri Öztürk

Yahut onları, içindekilerin kazançları yüzünden mahveder. Ama birçoğunu affediyor;

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Or if He wills He would overwhelm them with a fierce wind in requital of their iniquities, but many of the offences He ignores and He often forgives you a great deal,

Abdul Haleem

or He could cause them to be wrecked on account of what their passengers have done- God pardons much-

Abdullah Yusuf Ali

Or He can cause them to perish because of the (evil) which (the men) have earned; but much doth He forgive.

Abul A'la Maududi

He may, while forgiving much of the sins of those that ride these ships, drown them on account of some of their misdeeds.

Aisha Bewley

Or He wrecks them for what they have earned though He pardons much.

Al-Hilali & Khan

Or He may destroy them (by shipwreck) because of that which their (people) have earned. And He pardons much.

Ali Quli Qarai

Or He wrecks them because of what they have earned, and He excuses many [an offense].

Amatul Rahman Omar

Or He (if He so will) can also destroy (the occupants of) these ships making them too heavy because of the (sinful) deeds they have committed; while He has pardoned a great many (of their sins and could save them).

Arthur John Arberry

Or He wrecks them for what they have earned; and He pardons much;

Bijan Moeinian

God can easily destroy the wrongdoers in account of their deeds; instead He overlooks many of their sins [giving them every opportunity to return to the right path].

E. Henry Palmer

or He makes them founder for what they have earned; but He pardons much.

Edip-Layth

Or He may drown them, for what they have earned. He overlooks much.

George Sale

Or He destroyeth them by shipwreck, because of that which their crews have merited; though He pardoneth many things.

Hamid S. Aziz

Or He may make them perish for what they have earned, though He forgives much;

Mahmoud Ghali

Or He wrecks them for what they have earned; and He is Clement towards much.

Marmaduke Pickthall

Or He causeth them to perish on account of that which they have earned - And He forgiveth much -

Mohamed Ahmed - Samira

Or He could wreck them for what they have done; yet there is much that He pardons.

Muhammad Asad

or else He may cause them to perish because of what they have wrought; and [withal, ] He pardons much.

Mustafa Khattab

Or He can wreck the ships for what the people have committed—though He forgives much—

Progressive Muslims

Or He may drown them, for what they have earned. And He overlooks much.

Rashad Khalifa

He can annihilate them, as a consequence of their own works. Instead, He overlooks many (of their sins).

Sahih International

Or He could destroy them for what they earned; but He pardons much.

Sam Gerrans

Or He wrecks them for what they have earned — but He pardons much —

Shabbir Ahmed

Or that He may cause them to perish as a consequence of their deeds, but He forgives a great deal. (The human 'Self' may progress like ships that sail freely through the sea, suffer stagnancy, or perish to a subhuman existence).

Syed Vickar Ahamed

Or He can cause them (the winds) to perish because of the (evil) which (the men) have earned; And He does forgive much.

Taqi Usmani

Or He may destroy them because of what they earned, and may overlook many (whom He may save at least in this world),

The Monotheist Group

Or He may drown them, for what they have earned. And He overlooks much.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 34. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 34. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 34. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩