Diyanet İşleri
Hani onların en bedbaht olanı (fesat çıkarmak için) ileri atılmıştı.
Şems suresi
Şems suresi, 12. ayet. إِذِ ٱنۢبَعَثَ أَشْقَىٰهَا
iẕi-mbe`aŝe eşḳâhâ.
Hani onların en bedbaht olanı (fesat çıkarmak için) ileri atılmıştı.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Semûd kavmi ve deve Şems 11–15 3
(7-9) Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.
Onu kötülüklere gömüp kirleten kimse de ziyana uğramıştır.
Semud kavmi, azgınlığı sebebiyle yalanladı.
Hani onların en bedbaht olanı (fesat çıkarmak için) ileri atılmıştı.
Allah'ın Resulü de onlara şöyle demişti: "Allah'ın devesini ve onun su içme hakkını koruyun."
Fakat onlar, onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onları helak etti ve kendilerini yerle bir etti.
Allah, bunun sonucundan çekinmez de!
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 11–15. ayetler için yazılmıştır.
11. “Semûd, azgınlığı nedeniyle” azgınlaşmaları, hakka karşı büyüklük taslamaları ve rasûllerine karşı direnmeleri sebebi ile “yalanladı.”
12. “Hani onların en azılıları” o dişi deveyi kesmesi için üzerinde ittifak ettikleri şahıs olan kabilenin en bedbaht kişisi Kudâr b. Sâlif deveyi esmek üzere “öne atılmıştı” kabilesi ona bunu yapmasını söylemiş o da dediklerini yerine getirmişti.
13. “Allah’ın rasûlü” Salih aleyhisselam onları sakındırmak üzere “onlara: Allah’ın devesine zarar vermekten ve su hakkını engellemekten sakının, demişti.” Yani Allah’ın sizin için pek büyük bir mucize olarak yaratmış olduğu o deveyi kesmekten sakının. Allah’ın size ihsan etmiş olduğu onun sütünü içme nimetine onu kesmekle karşılık vermeyin.
14. Ancak onlar peygamberleri Salih aleyhisselam’ı “yalanladılar ve deveyi kestiler. Rableri de günahları sebebi ile onlara bir azap gönderdi.” Onların yurtlarını yıktı, gönderdiği azap onların hepsini kuşattı. Üzerlerine uğultulu esen fırtınayı, altlarından da sarsıntı ve zelzeleyi azap olarak gönderdi de hepsi yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar. Onlardan ses seda çıkmaz oldu. “birini bile ayırt etmeden hepsini helak etti.” Verdiği bu cezayı hepsine eşit olarak tattırdı.
15. “O, bunun akıbetinden korkacak değil ya!” Kâhir (her şeye emrini geçiren), hiçbir mahlukun kahır ve tasarrufunun dışında olmadığı, bütün hükümlerinde hikmeti sonsuz olan Allah, nasıl olur da bundan korkar ve çekinir ki?
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onların en bedbaht/eşkıya olanı, kavminin kendisini görevlendirmesinin ardından bu işi yapmaya kalktı.
Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş
Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik.
Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş
"Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın.…
Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş
İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…
Aynı kök: شقو (12 geçiş)
O gün geldiği zaman Allah'ın izni olmadan hiçbir kimse konuşamaz. Onlardan mutsuz (cehennemlik) olanlar da vardır, mutlu (cennetlik) olanlar da.
Aynı kök: شقو (12 geçiş)
Mutsuz olanlara gelince; cehennemdedirler. Onların orada şiddetli bir soluyuşları vardır.
Aynı kök: شقو (12 geçiş)
O, şöyle demişti: "Rabbim! Şüphesiz kemiklerim gevşedi. Saçım sakalım ağardı. Sana yaptığım dualarda (cevapsız bırakılarak) hiç mahrum olmadım."
Aynı kıssa: Hz. Sâlih
Semud kavmine de kardeşleri Salih'i Peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka bir ilah yoktur.…
Aynı kıssa: Hz. Sâlih
"Hatırlayın ki Allah Ad kavminden sonra, sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. Yerin ovalarında köşkler kuruyor, dağları oyup…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onların en azgını (deveyi kesmek için) ileri atılmıştı.
hani kavmin en azgını kışkırtmayla zıvanadan çıktığında,
içlerinden en onulmaz azgınları, (zulüm yapmak için) ileri atılırken,
Onların en şakisi harekete geçtiğinde,
En 'zorlu bedbahtları' ayaklandığında,
Onların en bedbahtı (deveyi kesmek için) atıldığında,
En azgın olanı ortaya atıldığında.
- En azgınları ileri atıldığında, Allah'ın peygamberi onlara, "Allah'ın devesini bırakınız, onun su içmesine engel olmaktan sakınınız" demişti.
En azgınları ayaklanmıştı.
En azgınları ayaklanmıştı.
O en yaramazları fırladığı zaman,
O en yaramazları fırladığı zaman
Onların en azgını ayaklandığı zaman,
Onların en azgını ayaklandığı zaman,
Onların en azgını ayaklandığı zaman,
En 'zorlu bedbahtları' ayaklandığında,
(O kavmin) en şakıysi ayaklandığı zaman.
En azgınları ileri tıldığında.
(11-15) Semud taşkınlığından dolayı yalanladı. En isyankarı ortaya çıktığında, Allah’ın Resulü / Resulullah onlara dedi ki Allah’ın devesine ve su hakkına karışmayın. Onu yalanladılar ve boğazlayarak deveyi öldürdüler. Suçlarını Rableri başlarına geçirdi ve o yeri düzledi / dümdüz etti. Allah onların sonucundan /akıbetinden korkmadı.
Hani onların en bedbaht olanı (fesat çıkarmak için) ileri atılınca.
En haydutları ayaklandığı zaman,
Hani onların en hayırsızı harekete geçmişti. dipnot 1
Bir gün onların en hayırsızı ileri atıldı.
En azgınları ileri atılmıştı.
En azgınları ileri atılmıştı.
En haydutları ortaya fırladığı zaman,
And there, did their most wicked leader jump at the occasion to defy Allah's ordinance and prompt the aggression.
when the most wicked man among them rose [against him].
Behold, the most wicked man among them was deputed (for impiety).
when their arch-criminal rose up in rage.
when the worst of them rushed ahead,
When the most wicked man among them went forth (to kill the she-camel).
when the most wretched of them rose up.
(It was) when the wretched-most among them arose,
when the most wretched of them uprose,
When the most wicked person among them went to kill the she camel (that they themselves had asked as a miracle. )
when their wretch rose up
They followed the worst amongst them.
When the wretch among them was sent to slay the camel;
When the basest of them rose up
As the most wretched of them deputed himself.
When the basest of them broke forth
When among them the great wretch arose,
when that most hapless wretch from among them rushed forward [to commit his evil deed],
when the most wicked of them was roused ˹to kill the she-camel˺.
They followed the worst amongst them.
They followed the worst among them.
When the most wretched of them was sent forth.
When its most wretched was sent forth.
Behold, the most forward among them was picked up for defiance.
Look, the most wicked man among them was chosen (for the crime)
when rose up the one who was most wretched of them.
They followed the worst among them.