Sebe' suresi · 15–21. ayetler

Sebe' halkı ve Arim seli

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Sebe' suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sebe' suresi, 15. ayet. لَقَدْ كَانَ لِسَبَإٍ فِى مَسْكَنِهِمْ ءَايَةٌ جَنَّتَانِ عَن يَمِينٍ وَشِمَالٍ كُلُوا۟ مِن رِّزْقِ رَبِّكُمْ وَٱشْكُرُوا۟ لَهُۥ بَلْدَةٌ طَيِّبَةٌ وَرَبٌّ غَفُورٌ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, Sebe' halkı için kendi yurtlarında bir ibret vardı: Biri sağda biri solda iki bahçe bulunuyordu. Onlara şöyle denilmişti: "Rabbinizin rızkından yiyin ve O'na şükredin. Beldeniz güzel bir belde, Rabbiniz de çok bağışlayıcı bir Rabdir."

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki sağdan ve soldan iki bahçeye sahip olan sebe' kavmi için oturdukları yerde bir ders vardır. (Onlara:) "Rabbinizin rızkından yiyin ve O'na şükredin!" (demiştik). İşte güzel bir şehir ve çok bağışlayan bir Rab!

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu (bu), yurtlarında bir nice ibret bulunan Sebe halkı için de geçerliydi: sağdan ve soldan boylu boyunca uzanan cennetler (gibi bir doğa, hal diliyle sanki şöyle sesleniyordu): "Rabbinizin size bahşettiği rızıktan nasiplenin, ama O'na olan şükrünüzü de eda edin! (İşte) tarifsiz güzellikte bir yurt ve tarifsiz bağışlayıcı bir Rab!"

    Muhammed Esed

    Sebe halkı, (çekici güzellikler içindeki) yurtlarında (Allah'ın rahmetinin) bir işaretine sahiptiler; sağa ve sola doğru uzanan iki (geniş) bahçe, (onlara sanki şu çağrıyı yapıyordu:) "Rabbinizin size bahşettiği rızıktan yiyin ve O'na şükredin! Ne güzel topraklar ve ne bağışlayıcı bir Rab!"

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki Sebe halkına kendi meskenlerinde (bedenlerinde) bir işaret vardır! Sağdan ve soldan iki bahçe ile çevrili. . . (Kendilerine): "Rabbinizin yaşam gıdasından beslenin ve O'na şükredin! Tayyib bir belde ve Ğafur bir Rab!" (denildi).

    Ali Bulaç

    Andolsun, Sebe' (halkı)nın oturduğu yerlerde de bir ayet vardır. (Evleri) Sağdan ve soldan iki bahçeliydi. (Onlara demiştik ki:) "Rabbinizin rızkından yiyin ve O'na şükredin. Güzel bir şehir ve bağışlayan bir Rabb(iniz var)."

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun, Sebe' kavmi için oturduğu yerlerde büyük bir ibret vardır. Biri sağda, diğeri solda iki bahçeleri vardı. (Onlara:) Rabbinizin rızkından yiyin ve O'na şükredin. İşte güzel bir memleket ve çok bağışlayan bir Rab!

    Ali Rıza Safa

    Gerçek şu ki, Sebe Toplumu için, yerleşim yerlerinde bir kanıt vardı; sağdan ve soldan iki bahçe. "Efendinizin verdiği yiyeceklerden yiyin ve O'na şükredin!" Güzel bir yöre ve Sınırsız Bağışlayan Efendi!

    Bayraktar Bayraklı

    Sebe'lilerin yurtlarında Allah'ın kudretine bir işaret vardır. Sağlı sollu iki bahçe vardı. Onlara, "Rabbinizin verdiği rızıktan yiyiniz ve O'na şükrediniz" denildi. Ne güzel bir ülke ve ne güzel affedici bir Rabb!

    Edip Yüksel

    Sebelilerin evleri, sağlı sollu iki bahçeyle birlikte bir harikaydı. Efendinizin rızkından yeyin ve O'na şükredin. Güzel bir ülke ve Bağışlayan bir Efendi...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sebe'lilerin evleri, sağlı sollu iki bahçeyle birlikte bir harikaydı. Rabbinizin rızkından yeyin ve O'na şükredin. Güzel bir ülke ve Bağışlayan bir Rab...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, Sebe topluluğu için yurtlarında gerçekten bir ibret vardı; sağlı sollu iki bahçe! Onlara hal diliyle: "yiyin Rabbinizin rızkından da O'na şükredin, ne güzel, hoş bir şehir ve bağışlayan bir Rabb!" derlerdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalime kasem ederim ki Sebe' için meskenlerinde hakıkaten bir ayet vardı: Sağ ve soldan iki Cennet, yeyin diye rabbınızın rızkından da ona şükredin, ne güzel! Hoş bir belde, gafur bir rab.

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki, Sebelilerin yaşadıkları yerde bir ayet dipnot 1 vardı: Sağda ve solda iki cennet! dipnot 2 "Rabb'inizin rızkından yiyin ve O'na şükredin. dipnot 3 Temiz bir belde ve çok bağışlayıcı bir Rabb!"

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt, belge.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bahçe.
    3. metne dön, dipnot 3
      Şükür, "karşılık vermek" demektir. Şükür, "sözle ifade edilen bir şey değildir." Kim Allah'a şükretmek istiyorsa, Allah'ın kendisine verdiği her şeyin karşılığını vermelidir. Allah'ın verdiği nimetlerden ihtiyaç sahiplerini yararlandırmalıdır. Örneğin malın şükrü infaktır, Canın/hayatın şükrü Allah'a kulluk yapmaktır, aklın şükrü teslim olmaktır vb.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki, Sebelilerin yaşadıkları yerde bir ayet dipnot 1 vardı: Sağda ve Solda iki cennet! dipnot 2 Rabb'inizin rızkından yiyin ve O'na şükredin. dipnot 3 Temiz bir belde ve çok bağışlayıcı bir Rabb!

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt, belge.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bahçe.
    3. metne dön, dipnot 3
      Şükür, "sözle teşekkür etmek" değildir. Şükür, Allah'ın verdiği her türlü nimettin karşılığı olarak o nimetten ihtiyaç sahiplerini yararlandırmaktır. Yani nimetlerin karşılığını vermektir. Örneğin malın şükrü infaktır. " İneğin yediği ota karşılık süt vermesi onun şükrüdür."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki, Sebe'lilerin yaşadıkları yerde bir ayet dipnot 1 vardı: Sağda ve Solda iki cennet! dipnot 2 Rabb'inizin rızkından yiyin ve O'na şükredin. dipnot 3 Temiz bir belde ve çok bağışlayıcı bir Rabb!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt, belge.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bahçe.
    3. metne dön, dipnot 3
      O'nun size verdiği nimet ve imkanların karşılığını; O'nun istediği şekilde harcayarak verin. O rızıktan ihtiyaç sahiplerine verin. İhtiyacı olanlara yardım edin.

    Gültekin Onan

    Andolsun, Sebe (halkı)nın oturduğu yerlerde de bir ayet vardır. (Evleri) Sağdan ve soldan iki bahçeliydi. (Onlara demiştik ki:) "Rabbinizin rızkından yiyin ve O'na şükredin. Güzel bir şehir ve bağışlayan bir rabb(iniz var)."

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki "Sebe'" (kavmini) n sakin olduğu yerde (de) bir ibret vardı. (Her ev) sağdan, soldan iki (şer) cennet (bağçe ile muhacir idi). (Onlara:) "Rabbinizin rızkından yeyin, Ona şükredin. Çok güzel (temiz) bir belde. Rab (şükredenleri) cidden yarlığayıcıdır" (denilmişdi).

    İbni Kesir

    Sebe'liler için yurdlarında bir ayet vardı: Sağlı sollu iki bahçe. Rabbınızın rızkından yeyin ve O'na şükredin. Güzel bir belde ve bağışlayan bir Rabb.

    Mehmet Alagaş

    (15-21) Kesin olan şu ki, Sebe’ nin meskenlerinde / oturdukları yerlerde göstergeler / ayetler vardır, sağda ve solda iki bahçe. Rabbinizin rızkından / erzaklarından yiyin ona teşekkür edin / şükredin, hoş bir kasaba / belde. Bağışlayıcı bir Rab! Onlar sırt çevirdiler ve biz de onlara arim / yıkıcı tufanı gönderdik, onların bahçelerini buruk ve acı yemesi olan az da sedir ağacı olan bahçelere dönüştürdük . İşte bu yok saymalarının / örtbas etmelerinin karşılığıdır, Kafirden başkasını cezalandırır mıyız? Onlarla memleketler arasında bereketli açıkça görülen memleketler yaptık, Onun içinde seyirlikler / yürüme yerleri takdir ettik , Onun içinde geceleri ve gündüzleri güven içinde seyredin / yürüyün. Rabbimiz sefer aralıklarımızı / gidiş geliş aralıklarımızı uzat dediler ve kendilerine zulmettiler , (Tembellik ve keyfe düşkün lük) onları birer hadise / sözlü anlatı yaptık , parçaladıklarımızın her biri gibi onları da darmadağın / paramparça ettik, muhakkak ki bunda , çokça sabreden ve şükreden her bir kimse için göstergeler / ayetler vardır. Kesin olan şu ki iblis onlar üzerindeki sandıklarını / zannettiklerini doğruladı, Mümin bir bölüm hariç, ona (iblise) uydular. Onlar üzerinde delile dayalı bir otoritesi / sultanlığı yoktu, ancak biz kim ahirete inanıyor , kimin de bunda bir şüphesi var bilmemiz içindi , Rabbin her şeyi belleğine kaydedendir / hıfzedendir / hafızdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun, Sebe kavmi için oturduğu yerlerde büyük bir ibret vardır. Biri sağda, diğeri solda iki bahçeleri vardı. (Onlara:) "Rabbinizin rızkından yiyin ve O'na şükredin. İşte güzel bir memleket ve çok bağışlayan bir Rab!"

    Süleyman Ateş

    Andolsun (Kahtan oğlu, Ya'rub oğlu...) Sebe (oğulların)ın oturdukları yerlerde de bir ibret vardır: (O meskenler) Sağdan, soldan iki bahçe (ile çevrili idi. Onlara): "Rabbinizin rızkından yeyin de O'na şükredin! Hoş (bir) ülke, çok bağışlayan Rab!" (denilmişti).

    Süleymaniye Vakfı

    Sebeliler için oturdukları yerde bir ayet /gösterge vardı: sağlı sollu bahçeler. (Onlara şöyle denmişti:) "Rabbinizin verdiği rızıktan yiyin ve ona karşı görevlerinizi yerine getirin dipnot 1 ! Şehriniz tertemiz bir şehir, Rabbiniz ise kusurları örten bir Rabdir!"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sebe'lilerin oturdukları yerde bir (ibret) gösterge vardı;: sağlı sollu iki bahçe. Onlara: "Sahibinizin verdiği rızıktan yiyin ve ona şükredin" denmişti. "Hoş bir şehriniz ve kusurları örten bir Sahibiniz var."

    Şaban Britch

    Sebe halkı için, ülkelerinde bir ayet vardı: Biri sağda, diğeri solda iki bahçeleri vardı. Rabbinizin rızkından yiyin ve O’na şükredin. Güzel bir belde ve çok bağışlayıcı bir Rab!

    Şaban Piriş

    Sebe halkı için, ülkelerinde bir ibret vardı: Sağlı sollu bir bahçe! -Rabbiniz'in rızkından yiyin ve O'na şükredin. Güzel bir belde ve bağışlayıcı bir Rab!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, Sebe' için kendi meskenlerinde bir ibret vardı. Sağ ve soldan iki bahçe. Rabbinizin rızkından yiyin de O'na şükredin. Tertemiz bir belde ve affeden bir Rab...

  2. Sebe' suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sebe' suresi, 16. ayet. فَأَعْرَضُوا۟ فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ سَيْلَ ٱلْعَرِمِ وَبَدَّلْنَٰهُم بِجَنَّتَيْهِمْ جَنَّتَيْنِ ذَوَاتَىْ أُكُلٍ خَمْطٍ وَأَثْلٍ وَشَىْءٍ مِّن سِدْرٍ قَلِيلٍ

    Diyanet İşleri

    Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların bahçelerini ekşi meyveli ağaçlar, acı ılgın ve biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik.

    Mehmet Okuyan

    (Ancak) onlar yüz çevirmişlerdi. Bu yüzden üzerlerine Arim Seli'ni dipnot 1 göndermiştik. Onların iki bahçesini, acı meyveli, ılgınlı ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan iki (harap) bahçeye çevirmiştik.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Arim seli", büyük barajları su altında bırakabilen, onları yıkabilen hacimde, çok büyük bir felaketti. [el-‘Arim] kelimesine "köstebek" diyenler olduğu gibi, bunun seddin veya vadinin adı olduğunu söyleyenler de vardır. Bu barajı, Sebelilerin, Belkıs'ın, Himyer'in veya Lokman b. Ad'in yaptığı rivayet edilmektedir. Tarihte bu olayın tam olarak ne zaman gerçekleştiği bilinmemekte, ancak Me'rib Barajı'nın ilk yıkılış tarihinin MS 2. yüzyıl olabileceği bildirilmektedir. Bu olaydan sonra Sebe Krallığı büyük ölçüde harap olmuş, yöre halkının önemli bir bölümü kuzeye doğru göç etmek zorunda kalmıştı (Esed, [Kur'an Mesajı], s. 876'da 24. not).

    Mustafa İslamoğlu

    Ne var ki onlar yüz çevirdiler. İşte bu yüzden Biz onların üzerine (barajlarını) yıkan şiddetli bir sel gönderdik ve o iki has bahçeyi, acı meyveli çalılar ve ılgınlarla kaplı, içerisinde birkaç sedir cinsi ağaç bulunan harap bir bahçeye çevirdik.

    Muhammed Esed

    Ama onlar (Bizden) yüz çevirip uzaklaştılar ve bu yüzden barajlarını yıkıp geçen, sahip oldukları (son derece verimli) iki bahçeyi sadece böğürtlen, ılgın ve birkaç tane (yabani) sedir ağacından ibaret (virane) bir bahçeye çeviren bir sel gönderdik.

    Ahmed Hulusi

    Onlar yüz çevirdiler. . . Bu yüzden onlara Arım Seli'ni irsal ettik ve (baraj yıkılmasıyla oluşan bu sel ile) onların iki bahçesini, acı meyveli ağaçlar ve birkaç sedir ağacından ibaret hale dönüştürdük.

    Ali Bulaç

    Ancak onlar yüz çevirdiler, böylece biz de onlara Arim selini gönderdik. Ve onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde az bir şey de sedir ağacı olan iki bahçeye dönüştürdük.

    Ali Özek ve heyeti

    Ama onlar yüz çevirdiler. Bu yüzden üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan iki (harap) bahçeye çevirdik.

    Ali Rıza Safa

    Fakat yüz çevirip uzaklaştılar. Bunun üzerine, barajın sularını gönderdik. Ve onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı meyveli birkaç sidir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik. dipnot 362

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 362
      "Barajın suları" olarak yazdığımız "Seyle el arim" söylemi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Barajın seli" veya "Arim seli" olarak çevrilmiştir. 34:15,16 ayetlerinde anlatılan bu öykü, tarih kaynaklarında, özetle, şöyle yazılıdır: "Arap Yarımadası'nın güneyinde bulunan ünlü Marib barajı, M.S.[542] yılında yıkıldı. Bu yıkımın oluşturduğu büyük su baskını, o dönemin en gelişmiş tarım uygarlığı olan Sebe ülkesini çok büyük yitimlere uğrattı ve Sebe toplumunun yok olma sürecini başlattı." Sidir ağacı, çok dikenli bir çöl bitkisidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Buna rağmen onlar yüz çevirdiler. Biz de onların üzerlerine barajları yıkan o seli gönderdik. Onların bahçelerini acı yemişli, meyvesiz ve içinde birkaç sedir ağacı bulunan iki verimsiz bahçeye dönüştürdük.

    Edip Yüksel

    Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de barajın selini onlara göndererek çifte bahçelerini, acı meyveler, ılgın ve biraz da sedir ağacı içeren çifte bahçelere çevirdik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de barajın selini onlara göndererek çifte bahçelerini, acı meyveler, ılgın ve biraz da sedir ağacı içeren çifte bahçelere çevirdik

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Fakat onlar, yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim selini salıverdik ve o güzelim iki bahçelerini buruk yemişli, ılgınlı ve biraz da sidir ağacı bulunan iki harap bahçeye çevirdik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Fakat onlar bakmadılar, biz de üzerlerine arim seylini salıverdik ve o dilber iki Cennetlerini buruk yemişli, ılgınlık, az bir şey de sidirden iki harap Cennete çevirdik.

    Gültekin Onan

    Ancak onlar yüz çevirdiler, böylece biz de onlara Arim selini gönderdik. Ve onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde az bir şey de sedir ağacı olan iki bahçeye dönüştürdük.

    Hasan Basri Çantay

    Fakat onlar (bu nimetin şükründen) yüz çevirdiler. Biz de onlara Arim selini gönderdik. (O) ikişer cennetlerinin yerinde de ekşi yemişli, acı ılgınlı ve az bir şey de Arabistan kirazından (olmak üzere haraab) iki (şer) bostan peyda etdik.

    İbni Kesir

    Ama onlar, yüz çevirdiler. Böylece Biz de üzerlerine Arim selini gönderdik. Ve onların iki bahçesini, buruk yemişli, ılgınlık ve biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik.

    Mehmet Alagaş

    (15-21) Kesin olan şu ki, Sebe’ nin meskenlerinde / oturdukları yerlerde göstergeler / ayetler vardır, sağda ve solda iki bahçe. Rabbinizin rızkından / erzaklarından yiyin ona teşekkür edin / şükredin, hoş bir kasaba / belde. Bağışlayıcı bir Rab! Onlar sırt çevirdiler ve biz de onlara arim / yıkıcı tufanı gönderdik, onların bahçelerini buruk ve acı yemesi olan az da sedir ağacı olan bahçelere dönüştürdük . İşte bu yok saymalarının / örtbas etmelerinin karşılığıdır, Kafirden başkasını cezalandırır mıyız? Onlarla memleketler arasında bereketli açıkça görülen memleketler yaptık, Onun içinde seyirlikler / yürüme yerleri takdir ettik , Onun içinde geceleri ve gündüzleri güven içinde seyredin / yürüyün. Rabbimiz sefer aralıklarımızı / gidiş geliş aralıklarımızı uzat dediler ve kendilerine zulmettiler , (Tembellik ve keyfe düşkün lük) onları birer hadise / sözlü anlatı yaptık , parçaladıklarımızın her biri gibi onları da darmadağın / paramparça ettik, muhakkak ki bunda , çokça sabreden ve şükreden her bir kimse için göstergeler / ayetler vardır. Kesin olan şu ki iblis onlar üzerindeki sandıklarını / zannettiklerini doğruladı, Mümin bir bölüm hariç, ona (iblise) uydular. Onlar üzerinde delile dayalı bir otoritesi / sultanlığı yoktu, ancak biz kim ahirete inanıyor , kimin de bunda bir şüphesi var bilmemiz içindi , Rabbin her şeyi belleğine kaydedendir / hıfzedendir / hafızdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ancak onlar yüz çevirdiler, böylece biz de onlara Arîm (her şeyi yıkıp süpüren azap) selini gönderdik ve onların iki bahçelerini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde az sayıda Sedir ağacı bulunan iki bahçeye dönüştürdük.

    Süleyman Ateş

    Ama (şükürden) yüz çevirdiler; bu yüzden üzerlerine Arim selini gönderdik; onların iki bahçesini buruk yemişli, acı meyvalı ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik.

    Süleymaniye Vakfı

    Ama onlar aldırmadılar; biz de üzerlerine Arim selini dipnot 1 gönderdik. Onların bahçelerini; buruk yemişli ağaçlar, ılgın ağaçları ve biraz da sidre ağacı dipnot 2 olan iki bahçeye çevirdik dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arim "set, baraj; büyük sel ve şiddetli yağmur" demektir. Tarih kitaplarına göre, Arap Yarımadasının güneyinde bulunan Sebe krallığının başkenti Maryaba (Me'rib) kurak bir bölgede olduğu için, şehrin güneyindeki Yesran ve kuzeyindeki Abyan ovalarının, iki dağ arasındaki dar geçit üzerine yapılan Arim Barajı ile sulandığı aktarılmaktadır. Daha sonra yıkılan bu baraj nedeni ile ovalar büyük hasar görmüş ve kullanılamaz bir hale gelmişlerdir. (DİA: Sebe, Arim, Me'rib).
    2. metne dön, dipnot 2
      Türkçede bu ağaca, Arabistan kirazı denir.
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ama onlar uyarılara kulak asmadılar; biz de üzerlerine Arim selini göndererek onların iki bahçesini yok edip yerinde buruk yemişli ağaçlar, ılgınlık ve biraz da sedir ağacı oluşturduk.

    Şaban Britch

    Yüz çevirmişlerdi de, onlara “arim seli”ni/herşeyi yerle bir eden sel göndermiştik. Onların bahçelerini, buruk meyveli, acı ılgınlı ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan iki (harap) bahçeye çevirdik

    Şaban Piriş

    Yüz çevirmişlerdi de, onlara "arim seli"ni göndermiştik. Onların bahçelerini, buruk meyveli, acı ılgın ağaçlı ve bol otlu bahçelere çevirmiştik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ne var ki onlar yüz çevirdiler; biz de üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı, birazcık da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik.

  3. Sebe' suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sebe' suresi, 17. ayet. ذَٰلِكَ جَزَيْنَٰهُم بِمَا كَفَرُوا۟ وَهَلْ نُجَٰزِىٓ إِلَّا ٱلْكَفُورَ

    Diyanet İşleri

    Nimetlere karşı nankörlük etmeleri sebebiyle onları işte böyle cezalandırdık. Biz (bu şekilde) ancak nankörleri cezalandırırız.

    Mehmet Okuyan

    Nankörlük ettikleri için onları böyle cezalandırmıştık. Nankör olandan başkasını cezalandırır mıyız hiç!

    Mustafa İslamoğlu

    İnkarda inat etmelerinden dolayı onları işte böyle cezalandırdık: biz nankörlerden başkasını hiç cezalandırır mıyız?

    Muhammed Esed

    hakikati inkar etmelerinden dolayı onları işte böyle cezalandırdık. Biz, nankörlük yapanlardan başkasını hiç cezalandırır mıyız?

    Ahmed Hulusi

    Küfür (nankörlük) etmeleri ile onları işte böyle cezalandırdık. . . Nankörlük edenlerin karşılığı budur!

    Ali Bulaç

    Böylelikle nankörlük etmeleri dolayısıyla onları cezalandırdık. Biz (nimete) nankörlük edenden başkasını cezalandırır mıyız?

    Ali Özek ve heyeti

    Nankörlük ettikleri için onları böyle cezalandırdık. Biz nankörden başkasını cezalandırır mıyız!

    Ali Rıza Safa

    İşte böylece, nankörlük ettikleri için onları cezalandırdık. Nankörlük edenlerden başkasını cezalandırır mıyız?

    Bayraktar Bayraklı

    Bu cezayı, onlara inkarlarından dolayı verdik. Biz, nankörlerden başkasını cezalandırmayız.

    Edip Yüksel

    Nankörlükleri yüzünden onları böyle cezalandırdık. Biz nankörden başkasını mı cezalandırırız?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Nankörlükleri yüzünden onları böyle cezalandırdık. Biz nankörden başkasını mı cezalandırırız?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunu, onlara nankörlüklerinin cezası yaptık ve Biz, hep böyle çok nankör olanları cezalandırırız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunu onlara nankörlüklerinin cezası yaptık ve biz hep öyle çok nankör olanları cezalandırırız

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu, Kafirlik dipnot 1 etmeleri nedeniyle, onları cezalandırmamızdır. Biz, yalnızca Kafirleri dipnot 1 cezalandırırız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nankörleri.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu, gerçeği yalanlayarak nankörlük etmeleri nedeniyle, onları cezalandırmamızdır. Biz, yalnızca nankörleri cezalandırırız.

    Gültekin Onan

    Böylelikle küfretmeleri dolayısıyla onları cezalandırdık. Biz (çok) kafirlerden başkasını cezalandırır mıyız?

    Hasan Basri Çantay

    İşte biz onları böyle nankörlük etdikleri için cezalandırdık. Biz nankör olandan başkasını cezalandırır mıyız?

    İbni Kesir

    İşte böylece küfretmiş olmalarından ötürü onları cezalandırdık. Biz, küfredenlerden başkasını cezalandırır mıyız?

    Mehmet Alagaş

    (15-21) Kesin olan şu ki, Sebe’ nin meskenlerinde / oturdukları yerlerde göstergeler / ayetler vardır, sağda ve solda iki bahçe. Rabbinizin rızkından / erzaklarından yiyin ona teşekkür edin / şükredin, hoş bir kasaba / belde. Bağışlayıcı bir Rab! Onlar sırt çevirdiler ve biz de onlara arim / yıkıcı tufanı gönderdik, onların bahçelerini buruk ve acı yemesi olan az da sedir ağacı olan bahçelere dönüştürdük . İşte bu yok saymalarının / örtbas etmelerinin karşılığıdır, Kafirden başkasını cezalandırır mıyız? Onlarla memleketler arasında bereketli açıkça görülen memleketler yaptık, Onun içinde seyirlikler / yürüme yerleri takdir ettik , Onun içinde geceleri ve gündüzleri güven içinde seyredin / yürüyün. Rabbimiz sefer aralıklarımızı / gidiş geliş aralıklarımızı uzat dediler ve kendilerine zulmettiler , (Tembellik ve keyfe düşkün lük) onları birer hadise / sözlü anlatı yaptık , parçaladıklarımızın her biri gibi onları da darmadağın / paramparça ettik, muhakkak ki bunda , çokça sabreden ve şükreden her bir kimse için göstergeler / ayetler vardır. Kesin olan şu ki iblis onlar üzerindeki sandıklarını / zannettiklerini doğruladı, Mümin bir bölüm hariç, ona (iblise) uydular. Onlar üzerinde delile dayalı bir otoritesi / sultanlığı yoktu, ancak biz kim ahirete inanıyor , kimin de bunda bir şüphesi var bilmemiz içindi , Rabbin her şeyi belleğine kaydedendir / hıfzedendir / hafızdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte nankörlük etmeleri sebebi ile biz onları böyle cezalandırdık. Biz (bu şekilde) ancak nankörleri cezalandırırız.

    Süleyman Ateş

    Nankörlük ettiklerinden ötürü onları böyle cezalandırdık; biz nankörden başkasını cezalandırır mıyız?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Böylece onları, nankörlüklerinden ötürü cezalandırmış olduk. Biz nankörlerden başkasına ceza mı veririz?

    Şaban Britch

    Nankörlükleri sebebiyle onları işte böyle cezalandırdık. Nankörlerden başkasını cezalandırır mıyız?

    Şaban Piriş

    Nankörlükleri sebebiyle onları işte böyle cezalandırdık. Nankörlerden başkasını cezalandırır mıyız?

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte böyle! Nankörlük ettikleri için onları cezalandırdık. Nankörden başkasına ceza verir miyiz hiç!

  4. Sebe' suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sebe' suresi, 18. ayet. وَجَعَلْنَا بَيْنَهُمْ وَبَيْنَ ٱلْقُرَى ٱلَّتِى بَٰرَكْنَا فِيهَا قُرًى ظَٰهِرَةً وَقَدَّرْنَا فِيهَا ٱلسَّيْرَ سِيرُوا۟ فِيهَا لَيَالِىَ وَأَيَّامًا ءَامِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Sebe' halkı ile bereketlendirdiğimiz kentler arasına (her biri diğerinden) görülen kentler oluşturduk. Oralarda gidiş gelişi belirledik (seyahati kolaylaştırdık) ve onlara da şöyle dedik: "Oralarda gece gündüz güvenlik içinde dolaşın."

    Mehmet Okuyan

    Onlar(ın yurdu) ile kendilerini bereketlendirdiğimiz şehirler arasında, kolayca görünen şehirler var etmiş ve bunlar arasında (kolayca) yürümelerini (seyahat etmelerini) mümkün kılmıştık. (Onlara) "Oralarda geceleri ve gündüzleri güven içinde yürüyün (seyahat edin!" demiştik).

    Mustafa İslamoğlu

    Biz (bu helaktan önce) onlara, mübarek kıldığımız şehirlerle kendileri arasına birbirine nazır beldeler inşa ed(ecek kudret ver)dik; ve bunlar arasında düzenli ulaşımı temin ettik; (ve bu yolla) "Geceler ve gündüzler boyunca güvenli bir biçimde yolculuk yapın!" (demiş olduk).

    Muhammed Esed

    Biz, (o toplumun çöküşünden önce,) kutsadığımız şehirler ile onlar arasına birbirlerinin görüş mesafesinde bulunan (birçok) kasaba yerleştirdik; ve böylece (onlar için) seyahati kolaylaştırdık, (ve adeta) "Bu (topraklarda) hem geceleri hem de gündüzleri güven içinde seyahat edin!" (dedik).

    Ahmed Hulusi

    Onlar (Sebe'liler) ile içlerinde bereketler halk ettiğimiz şehirler arasında görünen mesafelerde beldeler oluşturduk. . . Onların arasında seyahati düzenledik. . . "Oralarda gece ve gündüz, güvenli olarak seyredin" (dedik).

    Ali Bulaç

    Kendileriyle, içlerinde bereketler kıldığımız memleketler arasında (biri diğerinden) görünebilen şehirler var ettik ve orada yürüme (imkanlarını) takdir ettik: "Oralarda geceleri ve gündüzleri güvenlik içinde gezip dolaşın" (dedik).

    Ali Özek ve heyeti

    Onların yurdu ile, içlerini bereketlendirdiğimiz memleketler arasında, kolayca görünen nice kasabalar var ettik ve bunlar arasında yürümeyi konaklara ayırdık. Oralarda geceleri, gündüzleri korkusuzca gezin dolaşın dedik.

    Ali Rıza Safa

    Ongun yaptığımız ülkelerle onların arasına art arda yöreler yerleştirdik ve bunların arasında yolculuklar belirledik: "Geceleri ve gündüzleri güven içinde dolaşın!"

    Bayraktar Bayraklı

    Onların yurdu ile mübarek kıldığımız şehirler arasında, birbirinden görünen beldeler yerleştirdik. Aralarında gidip gelmeyi kolaylaştırdık. "Güven içerisinde oralarda gece ve gündüz gidip geliniz" dedik.

    Edip Yüksel

    Onlarla bereketli kıldığımız bölgeler arasına vahalar yerleştirdik ve orayı yolculuğa elverişli yaptık: "Geceleri ve gündüzleri güvenlik içinde orada dolaşın."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlarla bereketli kıldığımız bölgeler arasına vahalar yerleştirdik ve orayı yolculuğa elverişli yaptık: 'Geceleri ve gündüzleri güvenlik içinde orada dolaşın.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz, onlarla o bereket verdiğimiz memleketler arasında sırt sırta şehirler meydana getirmiş ve onlara da düzenli gidiş geliş imkanı sağlamış "Gezin oralarda, geceleri ve gündüzleri güvenlik içinde!" demiştik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz onlarla o feyz-u bereket verdiğimiz memleketler arasında sırt sırta karyeler meydana getirmiştik ve onlarda muntazam seyr-ü sefer takdir eylemiştik, gezin oralarda gecelerce ve gündüzlerce emniyyet içinde demiştik

    Erhan Aktaş

    Onlarla bereketli kıldığımız kentler arasında birbirlerine yakın kasabalar yaptık. Bunlar arasında yolculuk yapılacak yollar düzenledik. "Buralarda geceleri ve gündüzleri güvenli olarak yolculuk yapın dedik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlarla bereketli kıldığımız kentler arasında birbirlerine yakın kasabalar yaptık. Bunlar arasında yolculuk yapılacak yollar düzenledik. "Buralarda geceleri ve gündüzleri güvenli olarak yolculuk yapın dedik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sebe'lilerle bereketli kıldığımız şehirler arasına birbirlerine yakın kasabalar yaptık. "Buralarda geceleri ve gündüzleri güvenli olarak yolculuk yapmaları için onlara ulaşım yolları düzenledik.

    Gültekin Onan

    Kendileriyle, içlerinde bereketler kıldığımız memleketler arasında (biri diğerinden) görünebilen şehirler var ettik ve orada yürüme (imkanlarını) takdir ettik: "Oralarda geceleri ve gündüzleri güvenlik (aminiyn) içinde gezip dolaşın" (dedik).

    Hasan Basri Çantay

    Onlar (ın yurdu) ile (feyz ve) bereket verdiğimiz memleketler arasında sırt sırta nice kasabalar yapmışdık. Oralarda seyr (ve sefer etmelerini) takdir etmiş, (kendilerine:) "Gecelerce ve gündüzlerce oralarda korkusuz gezin, dolaşın" (demişdik).

    İbni Kesir

    Onlarla mübarek kıldığımız kasabalar arasında, görünebilen kasabalar var ettik. Ve orada gezilecek belirli yerler yaptık. Orada geceleri ve gündüzleri emniyet içerisinde gezin.

    Mehmet Alagaş

    (15-21) Kesin olan şu ki, Sebe’ nin meskenlerinde / oturdukları yerlerde göstergeler / ayetler vardır, sağda ve solda iki bahçe. Rabbinizin rızkından / erzaklarından yiyin ona teşekkür edin / şükredin, hoş bir kasaba / belde. Bağışlayıcı bir Rab! Onlar sırt çevirdiler ve biz de onlara arim / yıkıcı tufanı gönderdik, onların bahçelerini buruk ve acı yemesi olan az da sedir ağacı olan bahçelere dönüştürdük . İşte bu yok saymalarının / örtbas etmelerinin karşılığıdır, Kafirden başkasını cezalandırır mıyız? Onlarla memleketler arasında bereketli açıkça görülen memleketler yaptık, Onun içinde seyirlikler / yürüme yerleri takdir ettik , Onun içinde geceleri ve gündüzleri güven içinde seyredin / yürüyün. Rabbimiz sefer aralıklarımızı / gidiş geliş aralıklarımızı uzat dediler ve kendilerine zulmettiler , (Tembellik ve keyfe düşkün lük) onları birer hadise / sözlü anlatı yaptık , parçaladıklarımızın her biri gibi onları da darmadağın / paramparça ettik, muhakkak ki bunda , çokça sabreden ve şükreden her bir kimse için göstergeler / ayetler vardır. Kesin olan şu ki iblis onlar üzerindeki sandıklarını / zannettiklerini doğruladı, Mümin bir bölüm hariç, ona (iblise) uydular. Onlar üzerinde delile dayalı bir otoritesi / sultanlığı yoktu, ancak biz kim ahirete inanıyor , kimin de bunda bir şüphesi var bilmemiz içindi , Rabbin her şeyi belleğine kaydedendir / hıfzedendir / hafızdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kendileri (Sebe) ile içlerinde bereketler kıldığımız memleketler (Şam) arasında (birbirine yakın) görünebilen memleketler var ettik. İçlerinde yolculuğu ölçülü kıldık/konaklara ayırdık ve; “Oralarda geceleri ve gündüzleri güvenlik içinde gezip dolaşın." (dedik).

    Süleyman Ateş

    Onlarla, içinde bereketler yarattığımız kentler arasında, açıkça görünen kentler var ettik ve bunlar arasında yürümeyi takdir ettik: "Oralarda geceleri ve gündüzleri güven içinde yürüyün" (dedik).

    Süleymaniye Vakfı

    Onlarla bereketli kıldığımız kentler arasında biri diğerinden görünen kentler oluşturduk. Oralarda yapılacak yolculuğun ölçüsünü de koyduk. "Geceler ve günler boyunca güven içinde yolculuk yapın!"(dedik.)

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Halbuki onlarla, bereketli kıldığımız şehirler arasında, biri diğerinin arkasından gelen kentler var etmiş, yolculuk yapmaya uygun ölçüler koymuş ve "Oralarda gece - gündüz güven içinde yolculuk edin" demiştik.

    Şaban Britch

    Kendileri (Sebe) ile içlerinde bereketler kıldığımız memleketler (Şam) arasında (birbirine yakın) görünebilen memleketler var ettik, içlerinde yolculuğu ölçülü kıldık/konaklara ayırdık ve “Oralarda geceleri ve gündüzleri güvenlik içinde gezip dolaşın (dedik).

    Şaban Piriş

    Onlar ile bereketlendirdiğimiz şehirler arasında, seçkin şehirler yaptık ve güven içinde gündüz gece seyahat edin diye, aralarında gidip gelmeyi kolaylaştırdık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz onlarla, içini bereketle doldurduğumuz kentler arasında, sırt sırta vermiş kasabalar oluşturduk; bunlar arasında gidiş gelişler belirledik. "Geceleri ve güdüzleri, güven içinde gezip dolaşın oralarda." dedik.

  5. Sebe' suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sebe' suresi, 19. ayet. فَقَالُوا۟ رَبَّنَا بَٰعِدْ بَيْنَ أَسْفَارِنَا وَظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ فَجَعَلْنَٰهُمْ أَحَادِيثَ وَمَزَّقْنَٰهُمْ كُلَّ مُمَزَّقٍ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ

    Diyanet İşleri

    Onlar ise, "Ey Rabbimiz! Yolculuğumuzun konakları arasını uzaklaştır" dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları ibret kıssalarına çevirdik ve kendilerini darmadağın ettik. Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.

    Mehmet Okuyan

    (Bunun üzerine) "Rabbimiz! Seferlerimizin (yolculuk yaptığımız şehirlerin) arasını uzaklaştır!" demişler ve kendilerine yazık etmişlerdi. (Biz de) onları sözlere (ibretlik anılara) çevirmiş ve onları tamamen parçalamıştık. Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için dersler vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Buna rağmen onlar "Rabbimiz! Sefer menzillerimiz arasındaki mesafeyi uzat!" de(meye getir)diler ve böylece kendilerine zulmetmiş oldular. Bunun üzerine biz de onları geçmişin efsanelerine döndürdük ve param parça edip dağıttık. Hiç şüphesiz bütün bunlarda, derin bir şükran duygusuyla O'na kutllukta direnen herkes için mutlaka alınacak dersler vardır.

    Muhammed Esed

    Buna rağmen onlar, "Rabbimiz seyahat menzillerimiz arasındaki mesafeyi uzattı!" dediler. Ve böylece kendi kendilerine zulmetmiş oldular. Biz de bunun üzerine onları (geçmişin) efsane(lerinden biri)si haline döndürdük ve darmadağın ettik. Kuşkusuz bunda, sıkıntılara göğüs geren ve (Allah'a) gönülden şükredenler için alınacak dersler vardır.

    Ahmed Hulusi

    "Rabbimiz, sefer alanımızı uzat - yay" dediler ve nefslerine zulmettiler. . . Biz de onları anlatılan ibretlikler kıldık ve onları darmadağın ettik. . . Muhakkak ki bu olayda çok sabreden ve çok şükreden herkes için elbette işaretler vardır.

    Ali Bulaç

    Onlar ise: "Rabbimiz, seferlerimizin arasını aç (şehirlerimiz birbirine çok yakındır)" dediler ve kendi nefislerine zulmetmiş oldular. Böylece biz de onları efsaneler(e konu olan bir halk) kıldık ve onları darmadağın edip dağıttık. Şüphesiz bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için gerçekten ayetler vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Bunun üzerine: Ey Rabbimiz! Aralarında yolculuk yaptığımız şehirlerin arasını uzaklaştır, dediler ve kendilerine yazık ettiler. Biz de onları, ibret kıssaları haline getirdik ve onları büsbütün parçaladık. Şüphesiz bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için ibretler vardır.

    Ali Rıza Safa

    Buna karşın, "Efendimiz! Yolculuklarımızın arasını uzaklaştır!" dediler ve kendilerine yazık ettiler. Biz de onları söylence yaptık ve tümünü darmadağın ettik. Aslında, işte bunda, çok dirençli olan, çok şükreden herkes için kesinlikle bir gösterge vardır. dipnot 363

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 363
      Bu suredeki beş ayette anlatılan bu öykü, Sebe toplumunun Mekke ve Kudüs kentleri arasında yaptıkları yolculukları ve Marib barajının çökmesinden sonra Sebe toplumunun ülkelerinden ayrılmak zorunda kaldıklarını anlatan tarih bilgileriyle örtüşmektedir.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, "Ey Rabbimiz!Bizim yolculuk mesafelerimizi uzat!" dediler ve kendilerine yazık ettiler. Biz de onları dillerde dolaşır sözler haline getirdik. Onları tamamen darmadağın ettik. Şüphesiz bunlarda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için dersler vardır.

    Edip Yüksel

    "Efendimiz, seferlerimizin arasını uzaklaştır" diyerek kendilerine zulmettiler. Sonunda onları darmadağın edip tarihe gömdük. Her sabırlı ve şükreden kişi için bunda dersler vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Rabbimiz, seferlerimizin arası uzaklaştı,' diyerek kendilerine zulmettiler. Sonunda onları darmadağın edip tarihe gömdük. Her sabırlı ve şükreden kişi için bunda dersler vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Buna karşı onlar: "Ey Rabbimiz, yolculuklarımızın mesafesini uzaklaştır!" dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları efsanelere çevirdik ve tamamen didik didik dağıttık. Şüphesiz ki, bunda çok şükredecek her sabırlı için elbette ibretler vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Buna karşı onlar "ya rabbena, seferlerimizin arasını uzaklaştır" dediler ve nefislerine zulmettiler. Biz de onları efsanelere çevirdik ve temamen didik didik dağıttık, şübhesiz ki bunda çok şükredecek her sabırlı için elbette ayetler var

    Erhan Aktaş

    Fakat onlar: "Rabb'imiz! Yolculuk mesafelerimizi uzat. dipnot 1 " dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları dillerde dolaşan hadis dipnot 2 yaptık. Ve onları tamamen parça parça dağıttık. Kuşkusuz bunda çok sabredenlerin ve çok şükredenlerin tamamı için kesinlikle ayetler dipnot 3 vardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Verilen nimetlerle yetinmeyerek daha çok kazanmak için, ihtiyaç sahiplerini daha çok soymak için, çok konaklama yerleri ve uzun yolculuklar istediler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Nesilden nesile aktarılan efsane.
    3. metne dön, dipnot 3
      İşaretler, göstergeler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Fakat onlar: "Rabb'imiz! Yolculuk mesafelerimizi uzat. dipnot 1 " dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları dillerde dolaşan hadis dipnot 2 yaptık. Ve onları tamamen parça parça dağıttık. Kuşkusuz bunda çok sabredenlerin ve çok şükredenlerin tamamı için kesinlikle ayetler dipnot 3 vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Verilen nimetlerle yetinmeyerek daha çok kazanmak için, ihtiyaç sahiplerini daha çok soymak için, çok konaklama yerleri ve uzun yolculuklar istediler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Nesilden nesile aktarılan efsane.
    3. metne dön, dipnot 3
      İşaretler, göstergeler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Fakat onlar: "Rabb'imiz! Yolculuk mesafelerimizi uzat. dipnot 1 " dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları dillerde dolaşan sözler dipnot 2 yaptık. Ve onları tamamen parça parça dağıttık. Kuşkusuz bunda çok sabredenlerin ve çok şükredenlerin tamamı için kesinlikle ayetler dipnot 3 vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Verilen nimetlerle yetinmeyerek daha çok kazanmak için, ihtiyaç sahiplerini daha çok soymak için, çok konaklama yerleri ve uzun yolculuklar istediler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Nesilden nesile aktarılan efsane.
    3. metne dön, dipnot 3
      İşaretler, göstergeler.

    Gültekin Onan

    Onlar ise: "Rabbimiz, seferlerimizin arasını aç [şehirlerimiz birbirine çok yakındır]" dediler ve kendi nefslerine zulmetmiş oldular. Böylece biz de onları efsaneler[e konu olan bir halk] kıldık ve onları darmadağın edip dağıttık. Şüphesiz bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için gerçekten ayetler vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar ise (buna karşı). "Ey Rabbimiz, seferlerimizin arasını uzaklaşdır" demişler, kendilerine yazık etmişlerdi. İşte biz de onları masallara çeviriverdik. Onları darma dağınık etdik. Şübhesiz ki bunda çok sabır (ve) çok şükreden herkes için elbette ibretler vardır.

    İbni Kesir

    Fakat onlar dediler ki: Rabbım, yolculuklarımızın arasını uzaklaştır. Ve kendi öz nefislerine zulmettiler. Biz de onları efsaneler kılıverdik, darmadağınık ettik. Muhakkak ki bunda; çok sabreden ve çok şükreden herkes için ayetler vardır.

    Mehmet Alagaş

    (15-21) Kesin olan şu ki, Sebe’ nin meskenlerinde / oturdukları yerlerde göstergeler / ayetler vardır, sağda ve solda iki bahçe. Rabbinizin rızkından / erzaklarından yiyin ona teşekkür edin / şükredin, hoş bir kasaba / belde. Bağışlayıcı bir Rab! Onlar sırt çevirdiler ve biz de onlara arim / yıkıcı tufanı gönderdik, onların bahçelerini buruk ve acı yemesi olan az da sedir ağacı olan bahçelere dönüştürdük . İşte bu yok saymalarının / örtbas etmelerinin karşılığıdır, Kafirden başkasını cezalandırır mıyız? Onlarla memleketler arasında bereketli açıkça görülen memleketler yaptık, Onun içinde seyirlikler / yürüme yerleri takdir ettik , Onun içinde geceleri ve gündüzleri güven içinde seyredin / yürüyün. Rabbimiz sefer aralıklarımızı / gidiş geliş aralıklarımızı uzat dediler ve kendilerine zulmettiler , (Tembellik ve keyfe düşkün lük) onları birer hadise / sözlü anlatı yaptık , parçaladıklarımızın her biri gibi onları da darmadağın / paramparça ettik, muhakkak ki bunda , çokça sabreden ve şükreden her bir kimse için göstergeler / ayetler vardır. Kesin olan şu ki iblis onlar üzerindeki sandıklarını / zannettiklerini doğruladı, Mümin bir bölüm hariç, ona (iblise) uydular. Onlar üzerinde delile dayalı bir otoritesi / sultanlığı yoktu, ancak biz kim ahirete inanıyor , kimin de bunda bir şüphesi var bilmemiz içindi , Rabbin her şeyi belleğine kaydedendir / hıfzedendir / hafızdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Rabbimiz yolculuklarımız arasını uzaklaştır” diye dua ettiler ve kendi nefislerine zulmettiler. Biz de onları, ibret kıssaları haline getirdik ve onları büsbütün parçaladık. Şüphesiz bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için ibretler vardır.

    Süleyman Ateş

    "Rabbimiz, seferlerimizin arasını uzaklaştır (şehirlerimiz birbirine çok yakın, bunlarını arasını uzat da daha uzun mesafelere gidelim)" dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları efsanelere çevirdik, onları darmadağın ettik. Şüphesiz bunda, sabreden, şükreden herkes için ibretler vardır.

    Süleymaniye Vakfı

    "Rabbimiz! Yolculuklarımızın mesafesini uzat dipnot 1 " dediler ve kendilerine yanlış yaptılar. Biz de onları bölük pörçük ederek hikayelere konu yaptık. Her durumda sabreden /duruşunu bozmayan ve daima şükreden /görevlerini yerine getiren herkes için bunda (daha nice) ayetler /göstergeler vardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sebeliler, "Yolculuklarımızın mesafesini uzat" diyerek, mevcut rahat ve güvenli ticaret alanlarından daha fazlasını istemişlerdi. Tehlikeli ve güvensiz olsa da daha uzak bölgelere ulaşmak istiyorlardı. Onların bu doyumsuzluğu, yanlışlara ve kötü sonuçlara sebep olmuştur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ama onlar, kendilerini yanlış işlere soktukları halde "Sahi Rabbimiz, yolculuklarımızın arasını daha da uzat" diye dua ediyorlardı. Biz de onları darmadağın ederek sırf hikayeleri anlatılan kişiler haline getirdik. Bunda, çok sabreden ve çok şükreden kimseler için dersler vardır.

    Şaban Britch

    Rabbimiz, (memleketlerde ki) yolculuklarımızın mesafesini uzaklaştır, dediler. Kendi kendilerine zulmettiler. Biz de onları ibret kıssaları haline getirdik, darmadağın ettik. İşte bunda her sabırlı ve şükür eden kimse için ayetler/ibretler vardır.

    Şaban Piriş

    - Rabbimiz, yolculuklarımızın mesafesini uzaklaştır, dediler. Kendi kendilerine zulmettiler. Biz de onları efsane haline getirdik, darmadağın ettik. İşte bunda her sabırlı ve şükür eden kimse için bir ibret vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ama onlar, tutup şöyle dediler: "Rabbimiz, seferlerimizin arasını uzaklaştır!" Böylece kendilerine zulmettiler de biz de onları efsaneler haline getirdik; hepsini darmadağın ettik. İşte bunda, gereğince sabreden, yeterince şükreden herkes için elbette ibretler vardır.

  6. Sebe' suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sebe' suresi, 20. ayet. وَلَقَدْ صَدَّقَ عَلَيْهِمْ إِبْلِيسُ ظَنَّهُۥ فَٱتَّبَعُوهُ إِلَّا فَرِيقًا مِّنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Şeytan, onlar hakkındaki zannını doğru çıkardı. İnananlardan bir grup dışında hepsi ona uydular.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki İblis, onlar hakkındaki tahminini doğrulamıştı. İnanan az bir grubun dışında hepsi ona uymuşlardı.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve doğrusu İblis, onların aleyhinde kanaat belirtirken yanılmamıştı; nitekim bir gurup inanan hariç geri kalanların hepsi ona uydular.

    Muhammed Esed

    Doğrusu İblis, onlar hakkında doğru söylemişti, çünkü (içlerindeki) bazı müminler hariç, tümü o(nun çağrısı)na uydular.

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki İblis'in onların (insanların) hakkındaki zannı doğru çıktı da, iman edenler dışındakiler ona tabi oldular.

    Ali Bulaç

    Andolsun, İblis, kendileri hakkında zannını doğrulamış oldu, böylelikle iman eden bir grup dışında, ona uymuş oldular.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun İblis, onlar hakkındaki tahminini doğruya çıkardı. İnanan bir zümrenin dışında hepsi ona uydular.

    Ali Rıza Safa

    Zaten gerçek şu ki, İblis'in, onlar hakkındaki sanısı doğrulanmış oldu; inananlardan bir küme dışında, tümü ona uydu. dipnot 364

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 364
      Allah'tan başka bir de ayrıca güneşe tapan Sebe toplumuna egemen olan kadının Süleyman peygamberin sarayına geldiği ve Allah'a teslim olmayı kabul ettiği 27:22-44 ayetlerinde bildirilmişti. M.Ö. onuncu yüzyılda yaşadığı varsayılan Süleyman peygamberden yaklaşık beş yüz yıl sonra, Sebe toplumunun büyük çoğunluğunun, sapkın inanışlarına tekrar döndüğü, bu ayetlerden anlaşılmaktadır.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun İblis, onlar hakkındaki tahminini doğruya çıkardı. İnanan bir grubun dışında hepsi ona uydular.

    Edip Yüksel

    İblis, onlar hakkındaki zannını doğru çıkardı. Gerçeği onaylayan bir grup hariç ona uydular.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İblis, onlar hakkındaki beklentilerini doğru çıkardı. İnanan bir grup hariç ona uydular.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yine andolsun ki, iblis onlar aleyhindeki tahminini gerçekten doğru buldu da içlerinde müminlerden ibaret bir gruptan başkası ona uydular.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yine celalime kasem ederim ki İblis, onlar aleyhindeki zannını hakıkaten doğru buldu da içlerinde mü'minlerden ıbaret bir fırkadan maadası ona tabi' oldular

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki, İblis onlar hakkındaki beklentisini gerçekleştirdi. İman Edenlerden oluşan bir topluluk hariç, hepsi ona uydular.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki, iblis onlar hakkındaki beklentisini gerçekleştirdi. İnananlardan oluşan bir topluluk hariç, hepsi ona uydular.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki, iblis onlar hakkındaki beklentisini gerçekleştirdi. İnananlardan oluşan bir topluluk hariç, hepsi ona uydular.

    Gültekin Onan

    Andolsun, İblis, kendileri hakkında zannını doğrulamış oldu; böylelikle inançlılardan bir grup dışında, ona uymuş oldular.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun, İblis onlar aleyhindeki zarınını gerçekleşdirmişdi de, iman edenlerden bir zümre haaric olmak üzere, (tamamen) ona uymuşlardı.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; İblis, onlar hakkındaki zannını doğru çıkarmış ve mü'minlerden bir topluluk hariç ona tabi olmuşlardır.

    Mehmet Alagaş

    (15-21) Kesin olan şu ki, Sebe’ nin meskenlerinde / oturdukları yerlerde göstergeler / ayetler vardır, sağda ve solda iki bahçe. Rabbinizin rızkından / erzaklarından yiyin ona teşekkür edin / şükredin, hoş bir kasaba / belde. Bağışlayıcı bir Rab! Onlar sırt çevirdiler ve biz de onlara arim / yıkıcı tufanı gönderdik, onların bahçelerini buruk ve acı yemesi olan az da sedir ağacı olan bahçelere dönüştürdük . İşte bu yok saymalarının / örtbas etmelerinin karşılığıdır, Kafirden başkasını cezalandırır mıyız? Onlarla memleketler arasında bereketli açıkça görülen memleketler yaptık, Onun içinde seyirlikler / yürüme yerleri takdir ettik , Onun içinde geceleri ve gündüzleri güven içinde seyredin / yürüyün. Rabbimiz sefer aralıklarımızı / gidiş geliş aralıklarımızı uzat dediler ve kendilerine zulmettiler , (Tembellik ve keyfe düşkün lük) onları birer hadise / sözlü anlatı yaptık , parçaladıklarımızın her biri gibi onları da darmadağın / paramparça ettik, muhakkak ki bunda , çokça sabreden ve şükreden her bir kimse için göstergeler / ayetler vardır. Kesin olan şu ki iblis onlar üzerindeki sandıklarını / zannettiklerini doğruladı, Mümin bir bölüm hariç, ona (iblise) uydular. Onlar üzerinde delile dayalı bir otoritesi / sultanlığı yoktu, ancak biz kim ahirete inanıyor , kimin de bunda bir şüphesi var bilmemiz içindi , Rabbin her şeyi belleğine kaydedendir / hıfzedendir / hafızdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun ki İblis onlar hakkındaki zannını doğru çıkardı. Böylece Müminlerden bir grup dışında (hepsi) ona uydular.

    Süleyman Ateş

    Andolsun İblis, onlar hakkındaki zannını doğru çıkardı, inanan bir bölükten başka (hepsi) ona uydular.

    Süleymaniye Vakfı

    İblis, onlar hakkındaki öngörüsünün doğru olduğunu gördü; mümin bir kesim dipnot 1 dışında herkes ona uydu dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada mümin bir kesimin olması, Süleyman aleyhisselamın tebliğinin onlara ulaştığını gösterir. Sebe 34/15'te geçen şu ifade, bu tebliğin bir örneğidir: "Rabbinizin verdiği rızıktan yiyin ve ona karşı görevlerinizi yerine getirin! Şehriniz tertemiz bir şehir, Rabbiniz ise kusurları örten bir Rabb'dir!"
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İblis, onların aleyhine yaptığı tahminlerini gerçeğe dönüştürdü; inanıp güvenen bir topluluk dışında hepsi ona uydu.

    Şaban Britch

    Şüphesiz İblis, kendileri hakkında zannını doğrulamış oldu. Böylelikle müminlerden bir grup dışında onlar, ona (İblis'e) tabi oldular.

    Şaban Piriş

    İblis onlar hakkındaki düşüncesini doğruladı ve mü'min bir grup dışında ona tabi oldular.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, İblis onlarla ilgili sanısında isabet etti. İnananlardan bir grup dışındakiler ona uydular.

  7. Sebe' suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sebe' suresi, 21. ayet. وَمَا كَانَ لَهُۥ عَلَيْهِم مِّن سُلْطَٰنٍ إِلَّا لِنَعْلَمَ مَن يُؤْمِنُ بِٱلْـَٔاخِرَةِ مِمَّنْ هُوَ مِنْهَا فِى شَكٍّ وَرَبُّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ حَفِيظٌ

    Diyanet İşleri

    Oysa şeytanın onlar üzerinde hiçbir hakimiyeti yoktu. Ancak ahirete inananları, onun hakkında şüphe içinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik). Senin Rabbin her şey üzerinde hakiki bir koruyucudur.

    Mehmet Okuyan

    (Oysa) onun (İblis'in), onlar üzerinde hiçbir etkisi yoktu. dipnot 1 Ancak ahirete inananı, şüphe içinde kalandan bil(dir)ip (ortaya çıkaralım) diye dipnot 2 (ona bu fırsatı vermiştik). Rabbin her şeyi koruyandır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:12-18; Hicr 15:42; Nahl 16:99; İsrâ 17:61-63; Sâd 38:75-82.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Yüce Allah'ın bilmesi" ifadesiyle ilgili izahımız ve ilgili ayetler için bkz. Al-i İmrân 3:140, dipnot 2.

    Mustafa İslamoğlu

    Oysa ki onlar üzerinde onun zorlayıcı hiçbir gücü yoktu; sadece ahirete inanan kimseleri ondan kuşku duyanlardan seçip ayıralım diye (ona izin verdik): nitekim senin Rabbin her şeyi görüp gözetmektedir.

    Muhammed Esed

    Halbuki (İblis'in) onlar üzerinde hiçbir zorlayıcı gücü yoktu. (Zaten İblis'e insanları baştan çıkarma izni vermişsek,) ahiretin varlığına (gerçekten) inananları ona şüphe ile bakanlardan kesin bir şekilde ayırd etmek için (vermişizdir) çünkü Rabbin her şeyi görüp gözetendir.

    Ahmed Hulusi

    Oysaki onun (İblis), onlar üzerine bir zorlayıcı gücü yoktu! Sadece sonsuz gelecek yaşamına iman eden ile ondan kuşku duyanın farkı açığa çıksın diye bunu yaptık. Rabbin her şey üzerine Hafiyz'dir.

    Ali Bulaç

    Oysa onun, kendilerine karşı hiç bir zorlayıcı gücü yoktu ancak biz ahirete iman edeni, ondan kuşku içinde olandan ayırdetmek için (ona bu imkanı verdik). Senin Rabbin, her şeyin üzerinde gözetici, koruyucudur.

    Ali Özek ve heyeti

    Halbuki şeytanın onlar üzerinde hiçbir nüfuzu yoktu. Ancak ahirete inananı, şüphe içinde kalandan ayırdedip bilelim diye (ona bu fırsatı verdik). Rabbin gerçekten her şeyi koruyandır.

    Ali Rıza Safa

    Oysa onun, onlar üzerinde hiçbir zorlayıcı gücü yoktu. Ancak, sonsuz yaşama inananları, ondan kuşkuya düşenlerden ayırmamız için böyle olmuştur. Çünkü Efendin, her şeyi Denetleyendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Oysa şeytanın onlara karşı hiçbir gücü yoktu. Ancak ahirete inananlarla, ondan şüphe içerisinde olanları böylece biz biliriz. Rabbin her şeyi gözetip koruyandır.

    Edip Yüksel

    Aslında onun onlar üzerine hiçbir otoritesi yoktu. Ancak, ahireti onaylayanı ondan kuşku duyandan böylece ayırırız. Efendin her şeyi kontrol etmektedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Aslında onun onlar üzerine hiç bir otoritesi yoktu. Ancak, ahirete inananı ondan kuşku duyandan böylece ayırırız. Rabbin her şeyi kontrol etmektedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Halbuki onun, onların üzerinde hiçbir hakimiyet gücü yoktu fakat Biz ahirete imanı olanı belirleyecek, ondan şüphe içinde bulunandan ayırt edecektik. Öyle ya, Rabbin herşeyi koruyup gözetendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Halbuki onun onlar üzerinde hiçbir saltanat kudreti yoktu, lakin biz Ahırete iymanı olanı belli edecek, ondan şekk içinde bulunandan ayırd eyliyecektik. Öyle ya rabbın her şeye karşı hafizdir

    Erhan Aktaş

    Aslında İblisin onlar üzerinde bir sultanlığı dipnot 1 yoktu. Fakat Biz, ahirete iman edenle ondan kuşku duyanı ayırt edeceğiz. Senin Rabb'in Her Şeyi Gözetip Koruyan'dır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yetkilendirilmiş değildi, zorlayıcı gücü yoktu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Aslında iblisin onlar üzerinde bir sultanlığı dipnot 1 yoktu. Fakat Biz, ahirete iman edenle ondan kuşku duyanı ayırt edeceğiz. Senin Rabb'in Her Şeyi Gözetip Koruyan'dır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yetkilendirilmiş değildi, zorlayıcı gücü yoktu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Aslında iblisin onlar üzerinde bir sultanlığı dipnot 1 yoktu. Fakat Biz, ahirete iman edenle ondan kuşku duyanı ayırt edeceğiz. Senin Rabb'in Her Şeyi Gözetip Koruyan'dır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yetkilendirilmiş değildi, zorlayıcı gücü yoktu.

    Gültekin Onan

    Oysa onun kendilerine karşı hiç bir zorlayıcı gücü yoktu ancak biz ahirete inananı, ondan kuşku içinde olandan ayırdetmek için [ona bu imkanı verdik]. Senin rabbin her şeyin üzerinde gözetici, koruyucudur.

    Hasan Basri Çantay

    Halbuki onun bunlar üzerinde (önceden) hiçbir nüfuzu yokdu. Ancak biz ahirete iman eden kimse ile ondan şübhede bulunan kişiyi ayırd etmek için (buna meydan vermişdik). Senin Rabbin her şey'in üstünde gerçek bir nigehbandır.

    İbni Kesir

    Halbuki İblis'in onlar üzerinde hiç bir hakimiyeti yoktu. Ancak Biz, ahirete inananlarla, ondan şüphede olanları belirlemek için yaptık. Ve Rabbın, her şeye Hafiz'dir.

    Mehmet Alagaş

    (15-21) Kesin olan şu ki, Sebe’ nin meskenlerinde / oturdukları yerlerde göstergeler / ayetler vardır, sağda ve solda iki bahçe. Rabbinizin rızkından / erzaklarından yiyin ona teşekkür edin / şükredin, hoş bir kasaba / belde. Bağışlayıcı bir Rab! Onlar sırt çevirdiler ve biz de onlara arim / yıkıcı tufanı gönderdik, onların bahçelerini buruk ve acı yemesi olan az da sedir ağacı olan bahçelere dönüştürdük . İşte bu yok saymalarının / örtbas etmelerinin karşılığıdır, Kafirden başkasını cezalandırır mıyız? Onlarla memleketler arasında bereketli açıkça görülen memleketler yaptık, Onun içinde seyirlikler / yürüme yerleri takdir ettik , Onun içinde geceleri ve gündüzleri güven içinde seyredin / yürüyün. Rabbimiz sefer aralıklarımızı / gidiş geliş aralıklarımızı uzat dediler ve kendilerine zulmettiler , (Tembellik ve keyfe düşkün lük) onları birer hadise / sözlü anlatı yaptık , parçaladıklarımızın her biri gibi onları da darmadağın / paramparça ettik, muhakkak ki bunda , çokça sabreden ve şükreden her bir kimse için göstergeler / ayetler vardır. Kesin olan şu ki iblis onlar üzerindeki sandıklarını / zannettiklerini doğruladı, Mümin bir bölüm hariç, ona (iblise) uydular. Onlar üzerinde delile dayalı bir otoritesi / sultanlığı yoktu, ancak biz kim ahirete inanıyor , kimin de bunda bir şüphesi var bilmemiz içindi , Rabbin her şeyi belleğine kaydedendir / hıfzedendir / hafızdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Oysa Şeytan'ın onlar üzerinde hiçbir hâkimiyeti yoktu. Ancak ahirete iman edenleri, onun hakkında şüphe içinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik). Rabbin; her şeyi koruyandır, muhafaza edendir.

    Süleyman Ateş

    Onun onlar üzerinde zorlayıcı bir gücü yoktu. Ancak ahirete inananı, ondan kuşkulanandan (ayırd edip) bilelim diye (ona bu fırsatı verdik). Rabbin her şeyi korumaktadır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Oysa İblis onlar üzerinde bir üstünlüğe(sulta) sahip değildi. Bunun böyle olması, sadece ahirete inanıp güvenenler ile ondan şüphesi olanları bilmemiz içindi. Sahibin her şeyi korur.

    Şaban Britch

    Oysa Onun, Onların üzerinde bir gücü yoktu. Ancak biz, ahirete iman eden ile, ondan şüphe edeni ortaya çıkarmak için böyle yaptık. Rabbim, herşeyi koruyan, muhafaza edendir.

    Şaban Piriş

    Oysa onun, onların üzerinde bir gücü yoktu. Ancak biz, ahirete inanan ile, ondan şüphe edeni belirlemek için böyle yaptık. Rabbim, herşeyin koruyucusudur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Oysaki onun, onlar üzerinde hiçbir sultası yoktu. Sadece biz; ahirete inananı, onun hakkında kuşkuya düşenden ayırmak için böyle yapıyorduk. Rabbin herşey üzerinde Hafiz'dir, kollar, korur, gözetir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.