Diyanet İşleri
Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Halbuki bunlar onlara verdiğimiz şeylerin onda birine bile ulaşamamışlardır. Elçilerimi yalanladılar. Peki, beni inkar etmenin sonucu nasıl oldu!
Sebe' suresi
Sebe' suresi, 45. ayet. وَكَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَمَا بَلَغُوا۟ مِعْشَارَ مَآ ءَاتَيْنَٰهُمْ فَكَذَّبُوا۟ رُسُلِى فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ
vekeẕẕebe-lleẕîne min ḳablihim vemâ belegû mi`şâra mâ âteynâhüm fekeẕẕebû rusülî. fekeyfe kâne nekîr.
Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Halbuki bunlar onlara verdiğimiz şeylerin onda birine bile ulaşamamışlardır. Elçilerimi yalanladılar. Peki, beni inkar etmenin sonucu nasıl oldu!
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Rızkın ölçüsü ve meleklerin şahitliği Sebe' 39–45 3
İşte bugün birbirinize ne fayda ne de zarar verebilirsiniz. Zulmedenlere, "Yalanlamakta olduğunuz cehennem azabını tadın" deriz.
Ayetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda, "Bu sadece, atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır" dediler. Bir de, "Bu (Kur'an), uydurulmuş bir yalandır" dediler. Yine hak kendilerine geldiğinde onu inkar edenler, "Bu, ancak apaçık bir büyüdür" dediler.
Oysa biz onlara okuyup inceleyecekleri kitaplar vermedik. Onlara senden önce hiçbir uyarıcı da göndermedik.
Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Halbuki bunlar onlara verdiğimiz şeylerin onda birine bile ulaşamamışlardır. Elçilerimi yalanladılar. Peki, beni inkar etmenin sonucu nasıl oldu!
(Ey Muhammed!) De ki: "Ben size ancak bir tek şeyi, Allah için ikişer ikişer, teker teker kalkıp düşünmenizi öğütlüyorum. Arkadaşınız Muhammed'de cinnetten eser yoktur. O, şiddetli bir azaptan önce sizin için ancak bir uyarıcıdır."
De ki: "Sizden herhangi bir ücret istemişsem, o sizin olsun. Benim ücretim ancak Allah'a aittir. O, her şeye hakkıyla şahittir."
De ki: "Şüphesiz Rabbim gerçeği ortaya koyar. O, gaybleri hakkıyla bilendir."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
45. Daha sonra Yüce Allah, kendilerinden önce gelip de peygamberleri yalanlayan ümmetlerin başlarına geleni hatırlatarak onları uyarmakta ve şöyle buyurmaktadır: “Onlardan öncekiler de yalanlamıştı ki bunlar” yani şu muhataplar “onlara” kendilerinden önceki ümmetlere “verdiklerimizin onda birine bile ulaşamamışlardır. Onlar peygamberlerimi yalanlamışlardı. Peki, benim (yalanlamalarına verdiğim) cevap nasılmış?” Yani onların bu yaptıklarını reddedişim, cezalandırışım nasılmış?
Allah önceki ümmetlere nasıl ibretlik cezalar verdiğini bize bildirmiş bulunmaktadır. Nitekim kimisini suda boğmuştur, kimisini kısır rüzgarla, kimisini çığlıkla, kimisini sarsıntı ile, kimisini yerin dibine geçirmekle, kimisinin üzerine de gökten ufak taşlar yağdıran fırtınalar göndermekle helâk etmiştir.
O halde ey yalanlayıcılar! Yalanlamayı sürdürmekten sakının. Yoksa sizden öncekileri azap yakaladığı gibi sizi de yakalar ve onların başına gelen musibet sizin de başınıza gelir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Âd, Semûd ve Lût kavimleri gibi önceki kavimler de yalanlamışlardı. Senin kavminden olan müşrikler; güç, kuvvet, mal ve sayıda önceki ümmetlerin onda birine erişememişlerdi. Bunlardan her biri peygamberlerini yalanladılar da; kendilerine verilen mal, kuvvet ve sayı onlara bir fayda vermedi ve azabıma uğradılar. Ey Rasûl! Benim onları inkârım ve onları cezalandırmam nasıl oldu?
Aynı kök: عشر (27 geçiş) · Aynı kök: بلغ (77 geçiş)
Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı…
Aynı kök: عشر (27 geçiş) · Aynı kök: بلغ (77 geçiş)
İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru…
Aynı kök: عشر (27 geçiş) · Aynı kök: بلغ (77 geçiş)
Onların hepsini bir araya toplayacağı gün şöyle diyecektir: "Ey cin topluluğu! İnsanlardan pek çoğunu saptırıp aranıza kattınız." Onların insanlardan…
Aynı kök: نكر (37 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş)
(43-44) İbrahim'in kavmi ile Lut'un kavmi ve Medyen halkı da (yalanlamışlardı). Musa da yalanlandı ve nihayet o inkarcılara mühlet verdim, sonra da…
Aynı kök: نكر (37 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş)
Sonra ben inkar edenleri yakaladım. Beni inkar etmenin sonucu nasıl oldu!
Aynı kök: نكر (37 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş)
Andolsun, onlardan öncekiler de yalanlamıştı. Beni inkar etmenin sonucu nasıl oldu!?
Aynı kök: بلغ (77 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş)
(Şu'ayb) onlardan yüz çevirdi ve dedi ki: "Ey kavmim! Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini ulaştırdım. Size nasihat de ettim. Şimdi ben,…
Aynı kök: بلغ (77 geçiş)
Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) yalanlamışlardı. Bunlar, öncekilere verdiklerimizin (gücün) onda birine bile ulaşamamışlardı. (Önceki toplumlar da) elçilerimi yalanlamışlardı. Cezalandırmam (bak) nasıl olmuştu!
Dahası onlardan öncekiler de yalanlamışlardı; ama onlara verilen (manevi nimetler, bu ümmete) verilenin onda birine bile ulaşmamıştı; buna rağmen elçilerimi yalanladılar ve sonuçta inkar nasıl olurmuş gördüler.
Onlardan önce yaşamış olanlar(ın çoğu) da, böylece hakikati yalanlamışlardı; bu (eski toplumlar), (kendilerinden sonraki kuşaklara) tevdi ettiğimiz (hakikatin kanıtlarının) onda birine bile sahip olmadıkları halde yine de elçilerimizi yalanladıklarında, Benim onları yok saymam ne korkunç oldu!
Onlardan öncekiler de yalanlamıştı (genetik özellik)! (Oysa bunlar) onlara verdiğimizin onda birine bile ulaşmamışlardır. . . (Buna rağmen) Rasullerimi yalanladılar. . . İşte bak, benim de onları inkarımın sonucu nasıl oldu!
Kendilerinden öncekiler de yalanladı. Oysa bunlar, öbürlerine verdiklerimizin onda birine bile ulaşamamışlardı. Buna rağmen (şımararak) elçilerimi yalanladılar; ancak benim de (onları) inkarım (yıkıma uğratmam) nasıl oldu?
Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) inkâr etmişlerdi. Bunlar, öncekilere verdiklerimizin onda birine erişmemişlerdi. (Böyle iken), peygamberimi yalanladılar; ama benim karşılık olarak verdiğim nasıl olmuştu!
Bunlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Üstelik bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine bile ulaşamadılar. Yine de elçilerimi yalanlamışlardı. Bana nankörlük etmenin sonu nasıl oldu?
Onlardan öncekiler de yalanladılar. Oysa bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine bile ulaşamamışlardır. Onlar da peygamberlerimizi yalanlamışlardı. Bak, beni inkarın sonu nasıl oldu?
Onlardan öncekiler yalanladılar. Halbuki onlara verilenlerin onda birine ulaşmamışlardı. Elçilerimi yalanladılar. Beni tanımamak da nasılmış?
Onlardan öncekiler yalanladılar. Halbuki onlara verilenlerin onda birine ulaşmamışlardı. Elçilerimi yalanladılar. Beni tanımamak da nasılmış?
Onlardan öncekiler de yalan demişlerdi. Hem de bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine ermediler. Peygamberlerini yalanladılar da nasıl oldu inkarım?
Onlardan evvelkiler de tekzib etmişlerdi, hem bunlar onlara verdiklerimizin onda birine ermediler, Resullerimizi tekzib ettiler de nasıl oldu inkarım?
Kendilerinden öncekiler de yalanlamışlardı. Ve onlara verdiğimiz nimetlerin onda birine bile sahip değillerdi. Buna rağmen Resul'lerimizi yalanladılar. Fakat Beni yok sayma neymiş gördüler!
Kendilerinden öncekiler de yalanlamışlardı. Ve onlara verdiğimiz nimetlerin onda birine bile sahip değillerdi. Buna rağmen resullerimizi yalanladılar. Fakat Beni yok sayma neymiş gördüler!
Kendilerinden öncekiler de yalanlamışlardı. Ve onlara verdiğimiz nimetlerin onda birine bile sahip değillerdi. Buna rağmen rasullerimizi yalanladılar. Fakat Beni yok sayma neymiş gördüler!
Kendilerinden öncekiler de yalanladı. Oysa bunlar, öbürlerine verdiklerimizin onda birine bile ulaşamamışlardı. Buna rağmen (şımararak) elçilerimi yalanladılar; ancak benim de (onları) inkarım nasıl oldu?
Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) tekzib etdi (ler) Halbuki bunlar öbürlerine verdiklerimizin onda birine ermemişlerdir. (Böyle iken) öbürleri peygamberlerimizi tekzib etmişlerdi. (Bak) beni inkar (edişin akıbeti) nice oldu!
Kendilerinden öncekiler de yalanlamışlardı. Halbuki bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine bile ulaşamamışlardı. Peygamberlerimi yalanladılar. Beni inkar nasıl olurmuş?
(4, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 49, 50, 51, 52, 53, 54) Biz bir memlekete u yarıcı gönderdiysek , rahat hayatı olanlar / refah içinde olanlar dediler ki , biz kesinlikle size gönderilenleri gönderilmemiş sayıyoruz / yok sayıyoruz. Dediler ki bizler malca ve evlatça daha çoğuz, biz azap olunmayız / bize azap edilmez. De ki muhakkak Rabbim rızkı kime isterse genişletir / basitleştirir ve de daraltır / sınırlandırır ve lakin insanların çoğu / ekserisi bilmiyorlar. Sizin mallarınız da evlatlarınız da bizim yanımızda yakınlık sağlamaz, ancak kim iman eder salih amel işlerse o hariç (asıl o kişi yakınlık kazanır) ve işte onlar için amellerinin iki katı karşılık vardır ve onlar iman etmiş halde odalardadırlar. Ayetlerimizi aciz düşürmek için koşuşturanlar, işte onlar, hazır edilmiş haldeki azaptadırlar. (İhzar; yüzleşmek üzere birini bir yerde hazır bulundurmak) De ki muhakkak ki Rabbim rızkı kullarından kime isterse genişletir / basitleştirir ve de ona daraltır / sınırlandırır , neyi Allah yolunda harcarsanız / infak ederseniz Allah onun halefini yaratır / yerini doldurur. O, rızık verenlerin / erzak verenlerin en hayırlısıdır. O gün onları topluca bir araya getirecek, sonra meleklere size ibadet edenler bunlar mıydı? diyecektir. D ediler ki seni üstün tutarı / tesbih ederiz, onların sana denk tuttukları değil, sen bizim dostumuzsun, bilakis onlar cinlere ibadet ediyorlar, onların çoğu onlara (cinlere) güveniyorlar / iman ediyorlar. O gün bazılarınız bazılarınıza bir fayda sağlayamaya ve de zarar vermeye güç yetiremeyecek, zalimlere yalanladığınız ateş azabını tadın / zevklenin diyeceğiz. Apaçık ayetlerimiz onlara sıralı şekilde okunduğunda dediler ki kimdir bu? Sadece bir adamdır, babalarınızın ibadet ediyor olduklarından sizi alıkoymak istiyor , dediler ki nedir bu? Sadece uydurulmuş bir iftiradır , onlara geldiğinde, gerçek için / hak için, kafirler dediler ki bu sadece açık / seçik bir sihirdir / büyüdür. Onlara kitaplardan vermedik ki onunla ders etsinler , onlara senden önce uyarıcı göndermedik ki! Onlardan öncekiler de yalanladılar, onlara verdiklerimizin onda birine dahi eremediler / ulaşamadılar, elçimizi yalanladılar , İnkâr etmek / belirsizleştirmek nasıl olmuş? De ki size tek bir vaaz da bulunacağım eğer ki Allah için ikili yahut ferden / tek tek kalk ın / kıyam edin , sonrada düşünün, arkadaşınızda bir cinlenme durumu yok, O şiddetli bir azap öncesi sizin için sadece bir uyarıcıdır, Deki size bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum (nerede benim ücretim demiyorum) O sizin olsun, benim ücretim Allah’a aittir ve O da her şeye tanıktır / şahittir. De ki muhakkak ki Rabbim hakikati vura vura ortaya atar. Yitiklerin / gaybların bilenidir. De ki Hak geldi ve batıl ortaya bir şey çıkaramaz ve gerisin geri getirebilir. D e ki eğer ki saparsam kendi adıma saparım (kendim kendimi saptırmışımdır) eğer ki yola girersem de / hidayete ererse m de Rabbimin bana vahyi sayesindedir. O muhakkak ki işitendir, yakındır. Paniklediklerinde / telaşlandıklarında bir görsen ki, kaçamazlar! yakın bir yerden / mekândan yakalanmışlardır. Dediler ki ona iman ettik! Uzak bir yerde iken artık onu (imanı) nasıl elde edecekler. Kesinlikle öncesinde onu yok saymışlardı, uzak bir yerden gayb hakkında ileri geri konuşuyorlardı. İştahları / arzuları ile aralarında artık bir set çekilmiştir, tıpkı bunlardan önceki taraftarlarına / şialarına da yapıldığı gibi, muhakkak ki onlar bunda çelişki içindeydiler.
Onlardan öncekiler de (ilâhî bildirimleri) yalan saymışlardı. Bunlar (şimdikiler) onlara verdiklerimizin onda birine bile ulaşamadılar. Buna rağmen onlar peygamberlerimi yalancılıkla itham etmişlerdi. Ben de bilseniz onları nasıl cezalandırdım!
Bunlardan önceki (millet)ler de yalanlanmışlardı. Bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine bile erişmemişlerdir. (Onlara o kadar ni'met verdiğim halde yine) elçilerimi yalanladılar. Ama benim de (onları) inkarım nasıl oldu, (onları nasıl mahvettim)!?
Kendilerinden öncekiler de yalana sarıldılar. Üstelik bunlar, öncekilere verdiklerimizin onda birine bile ulaşamadılar dipnot 1 . Öncekiler elçilerimi yalanladılar da benim onları tanımamam neymiş (gördüler) dipnot 2 !
Bunlardan öncekiler de yalana sarılmışlardı. Üstelik bunlar, öncekilere verdiklerimizin onda birini bile ulaşamadılar. Buna rağmen onlar da elçilerimi yalanlamışlar (kitaplarımı tanımamışlar)dı. Onları nasıl da tanınmaz hale getirdim.
Onlardan öncekiler de (peygamberleri) yalanlamıştı. Onlara verdiğimiz (güç kuvvetin) onda birine bile ulaşamadılar. Buna rağmen rasullerimi yalanladılar. Buna karşı benim inkarım/cezam nasıldı?
Onlardan öncekiler de yalanlamıştı. Onlara verdiğimizin onda birine bile ulaşamadılar. Buna rağmen peygamberlerimi yalanladılar. Buna karşı benim cezam nasıldı?
Onlardan öncekiler de yalanladılar. Üstelik bunlar, ötekilerine verdiklerimizin onda birine bile ulaşamadılar. Resullerimi yalanladılar. Peki, benim azabım nasıl oldu!?
Similarly acted those who preceded them, they denied Our divine message and they rejected the truth, notwithstanding Allah's grace abounding in them. Affluence inflated them with pride whereas these people have not attained one tenth of what those of old attained: affluence in knowledge, wealth, power and the art of construction. Puffed up, they accused Our Messengers of falsehoods and how evil was the end for which they were destined.
Those who lived before them also denied the truth- these people have not attained even a tenth of what We gave their predecessors- they, too, rejected My messengers, and how terrible My condemnation was!
And their predecessors rejected (the Truth); these have not received a tenth of what We had granted to those: yet when they rejected My messengers, how (terrible) was My rejection (of them)!
Those who went before them also denounced (Allah's Messengers) as liars. They have not attained even a tenth of what We had given them. But when they rejected My Messengers, calling them liars, how terrible was My chastisement! dipnot 1
Those before them also denied the truth but these people do not have even a tenth of what We gave to them. They denied My Messengers. And how complete was My denial!
And those before them belied; these have not received even a tenth of what We had granted to those (of old); yet they belied My Messengers. Then how (terrible) was My denial (punishment)!
Those who were before them denied [the apostles], and these have not received one-tenth of what We had given them. But they denied My apostles, so how was My rebuttal!
Their predecessors had also cried lies (to the Prophets of their time). And these (Makkans) have not attained (even) a tenth of that (resources of wealth and strength) which We had given their predecessors, yet they cried lies to My Messages so (let these see) how (terrible) was the change I brought about and how (tremendous) was (the result of) My disapproval.
Those that were before them also cried lies, yet they reached not a tenth of what We gave them; they cried lies to My Messengers, and how was My horror!
The previous disbelievers, who treated My Prophets as liars, were severely punished even though they did not receive even one tenth of the proofs shown to these disbelievers.
Those before them said it was a lie, and these have not reached a tithe of what we had given them. And they said my apostles were liars, and how great a change was then!
Those before them had also denied, while they did not reach one tenth of what We have given to this generation, so they denied My messengers, how severe was My retribution!
They who were before them in like manner accused their prophets of imposture: But these have not arrived unto the tenth part of the riches and strength which we had bestowed on the former: And they accused my apostles of imposture; and how severe was my vengeance!
And We have not given them (Arabs) any Books (Scripture) which they read, nor did We send to them before you a Warner.
And (the ones) before them cried lies, and in no way did they reach a tenth of what We brought them. So they cried lies to My Messengers. Then how was My disclaiming!
Those before them denied, and these have not attained a tithe of that which We bestowed on them (of old); yet they denied My messengers. How intense then was My abhorrence (of them)!
Those before them had also denied, and they could not reach a tenth of (the possibilities) We had given them, and still they called My apostles liars. How great was the change that I wrought in their condition then!
Thus, too, gave the lie to the truth [many of] those who lived before them; and although those [earlier people] had not attained to even a tenth of [the evidence of the truth] which We have vouchsafed unto these [late successors of theirs], yet when they gave the lie to My apostles, how awesome was My rejection!
Those ˹destroyed˺ before them denied as well—and these ˹Meccans˺ have not attained even one-tenth of what We had given their predecessors.[1] Yet ˹when˺ they denied My messengers, how severe was My response!
And those before them had also denied, while they did not reach one tenth of what We have given to this generation, so they denied My messengers, how severe was My retribution!
Those before them disbelieved, and even though they did not see one-tenth of (the miracle) we have given to this generation, when they disbelieved My messengers, how severe was My retribution!,
And those before them denied, and the people of Makkah have not attained a tenth of what We had given them. But the former peoples denied My messengers, so how [terrible] was My reproach.
And those before them denied; and they attained not a tenth of what We gave them but they denied My messengers — then how was My rejection!
Thus too, nations before them had rejected the Message. These people have not received a tenth of the power and wealth that We had bestowed upon them. Yet, when they denied My Messengers, (see) how awesome was My rejection!
And their earlier generations rejected (the Truth): These have not received a tenth (of the Guidance) of what We had granted to those: Yet when they rejected My messengers how (terrible) was My rejection (of them)!
And those before them had rejected (the prophets), while these (infidels of Makkah) have not reached even one tenth of what We gave to those (before them). So, they rejected my Messengers. Then (imagine) how was My censure!
And those before them had also denied, while they did not reach one tenth of what We had given them, but they denied My messengers; so how was My retribution?