A'râf suresi

A'râf suresi, 93. ayet

A'râf suresi, 93. ayet. فَتَوَلَّىٰ عَنْهُمْ وَقَالَ يَٰقَوْمِ لَقَدْ أَبْلَغْتُكُمْ رِسَٰلَٰتِ رَبِّى وَنَصَحْتُ لَكُمْ فَكَيْفَ ءَاسَىٰ عَلَىٰ قَوْمٍ كَٰفِرِينَ

fetevellâ `anhüm veḳâle yâ ḳavmi leḳad eblagtüküm risâlâti rabbî veneṣaḥtü leküm. fekeyfe âsâ `alâ ḳavmin kâfirîn.

Diyanet İşleri

(Şu'ayb) onlardan yüz çevirdi ve dedi ki: "Ey kavmim! Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini ulaştırdım. Size nasihat de ettim. Şimdi ben, inkarcı bir topluluğa nasıl üzülürüm?"

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 90–96 · surenin 93. ayeti / 206

Konu Şu'ayb ve Medyen halkı A'râf 85–93 3

  1. A'râf 90

    Şu'ayb'ın kavminden inkar eden ileri gelenler dediler ki: "(Ey ahali!) Andolsun ki eğer Şu'ayb'a uyarsanız, o takdirde mutlaka siz zarar edenler olursunuz."

  2. A'râf 91

    Derken, onları o korkunç sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar.

  3. A'râf 92

    Şu'ayb'ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamışlardı. Şu'ayb'ı yalanlayanlar var ya, asıl ziyana uğrayanlar onlar oldu.

  4. 93

    (Şu'ayb) onlardan yüz çevirdi ve dedi ki: "Ey kavmim! Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini ulaştırdım. Size nasihat de ettim. Şimdi ben, inkarcı bir topluluğa nasıl üzülürüm?"

  5. A'râf 94

    Biz hiçbir memlekete bir peygamber göndermedik ki (karşı çıkmaktan vazgeçip) yalvarıp yakarsınlar diye ora halkını yoksulluk ve sıkıntıya uğratmış olmayalım.

  6. A'râf 95

    Sonra kötülüğün (sıkıntı ve darlığın) yerine iyiliği (bolluk ve genişliği) getirdik. Nihayet çoğaldılar ve (nankörlük edip): "Atalarımız da darlığa uğramış ve bolluğa kavuşmuşlardı" dediler. Biz de, farkında değillerken onları ansızın yakaladık.

  7. A'râf 96

    Eğer, o memleketlerin halkları iman etseler ve Allah'a karşı gelmekten sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereketler(in kapılarını) açardık. Fakat onlar yalanladılar, biz de kendilerini işledikleri günahlarından dolayı yakalayıverdik.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

93. Şuayb’ın kavmi helak olduktan sonra peygamberleri onlardan yüz çevirerek döndü, onları azarlayarak ve ölümlerinden sonra onlara hitap ederek: “Dedi ki: Ey kavmim, gerçekten ben size Rabbimin bildirdiklerini tebliğ ettim.” Sizlere ulaştırdım ve açıkladım. Öyle ki bu tebliğim, bu konuda ulaşılabilecek en ileri dereceye kadar ulaştı ve sizin kalplerinizin derinliklerine kadar vardı. “Ve size içtenlikle öğüt verdim.” Ancak siz benim öğüdümü kabul etmediniz, irşadıma itaat etmediniz, aksine fasıklık ve azgınlık ettiniz.

“Artık ben, kâfir bir topluma nasıl üzüleyim ki?!” Ben, hayır kendilerine ulaşınca onu reddeden, kabul etmeyen, kötülükten başka bir şeyi kendilerine yakıştırmayan, hayır namına hiçbir özellikleri bulunmayan bir topluma nasıl üzülür, nasıl tasalanırım? Onlar için üzülmeye değmez. Onlar buna layık değildirler. Aksine böylelerinin helakine ve yok edilmelerine sevinilir. Allah’ım, rezillikten, rüsvaylıktan sana sığınırız. İnsanlar arasında en ileri derecedeki samimiyetle onların iyiliklerini isteyen bir kimsenin şimdi onlardan uzak olduğunu ilan edecek bir noktaya gelmesinden daha ileri bir bedbahtlık ve daha büyük bir ceza olabilir mi?

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Helak olduklarında peygamberleri Şuayb -aleyhisselam- onlardan yüz çevirdi ve onlara hitap ederek dedi ki: "Ey kavmim! Kesinlikle ben Rabbimin size tebliğ etmemi emrettiklerini tebliğ ettim ve nasihat ettim. Fakat siz nasihatimi kabul etmediniz ve yönlendirmeme boyun eğmediniz. Artık Allah'a karşı küfreden ve küfründe ısrar eden bir kavme karşı nasıl üzülebilirim?"

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَتَوَلَّىٰ fetevella öteye döndü kök: ولي
  2. عَنْهُمْ anhum onlardan
  3. وَقَالَ ve kale ve dedi kök: قول
  4. يَـٰقَوْمِ ya kavmi kavmim kök: قوم
  5. لَقَدْ lekad andolsun
  6. أَبْلَغْتُكُمْ eblegtukum ben size duyurdum kök: بلغ
  7. رِسَـٰلَـٰتِ risalati mesajlarını kök: رسل
  8. رَبِّى rabbi Rabbimin kök: ربب
  9. وَنَصَحْتُ ve nesahtu ve öğüt verdim kök: نصح
  10. لَكُمْ ۖ lekum size
  11. فَكَيْفَ fekeyfe artık nasıl kök: كيف
  12. ءَاسَىٰ asa acırım kök: اسو
  13. عَلَىٰ ala
  14. قَوْمٍۢ kavmin bir kavme kök: قوم
  15. كَـٰفِرِينَ kafirine kafir kök: كفر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نصح (13 geçiş) · Aynı kök: بلغ (77 geçiş)

    "Ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum ve size nasihat ediyorum. Sizin bilmediğiniz şeyleri de Allah tarafından gelen vahiy ile…

  • Aynı kök: نصح (13 geçiş) · Aynı kök: بلغ (77 geçiş)

    "Rabbimin vahyettiklerini size tebliğ ediyorum. Ben sizin için güvenilir bir nasihatçıyım."

  • Aynı kök: نصح (13 geçiş) · Aynı kök: بلغ (77 geçiş)

    Artık, Salih onlardan yüz çevirdi ve "Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size nasihatta bulundum. Fakat siz nasihat edenleri…

  • Aynı kıssa: Hz. Şuayb · Aynı kök: كيف (83 geçiş)

    "Bir de, tehdit ederek Allah'ın yolundan O'na iman edenleri çevirmek, Allah'ın yolunu eğri ve çelişkili göstermek üzere her yol üstüne oturmayın.…

  • Aynı kök: اسو (7 geçiş)

    Allah, şöyle dedi: "O halde, orası onlara kırk yıl haram kılınmıştır. Bu süre içinde yeryüzünde şaşkın şaşkın dönüp dolaşacaklar. Artık böyle yoldan…

  • Aynı kök: اسو (7 geçiş)

    De ki: "Ey Kitap ehli! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni (Kur'an'ı) uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz." Andolsun ki sana…

  • Aynı kök: اسو (7 geçiş)

    Andolsun, Allah'ın Resulünde sizin için; Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah'ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.

  • Aynı kök: بلغ (77 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş)

    Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Halbuki bunlar onlara verdiğimiz şeylerin onda birine bile ulaşamamışlardır. Elçilerimi yalanladılar. Peki,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Keşfet — bu ayetin medyası

Gerçek belgeler1

Harita1
  • Tebük vilayetindeki Al-Bad' yerleşimi ve çevresi.

    Harita

    Al-Bad' bölgesi — uydu görüntüsü

    Tebük vilayetindeki Al-Bad' yerleşimi ve çevresi.

    Medyen'in modern coğrafi konumu için kuzeybatı Arabistan ve Akabe Körfezi çevresinde çeşitli eşleştirmeler bulunmaktadır. Bu görüntü adaylardan birinin bugünkü hâlidir.

    Ayet: A'râf 85-93 · Kasas 22-28

    Kaynak
    Wikimedia Commons
    Yazar
    Wyvern Inc.
    Tarih
    Taken on 2 June 2025, 07:05:12
    Lisans
    CC BY

    Wyvern Inc. · Wyvern Inc. via their AWS S3 Bucket. Further data via STAC API . View in STAC Browser . · CC BY 4.0

    Kaynağı görüntüle

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Şuayb) onlardan yüz çevirmiş ve şöyle demişti: "Ey kavmim! Ben size Rabbimin mesajlarını duyurmuş ve size öğüt de vermiştim. Artık kâfir bir kavme nasıl acırım!"

Mustafa İslamoğlu

Ve (Şuayb) onları ardında bırakırken "Ey kavmim!" diye mırıldanmıştı, "Doğrusu ben size Rabbimin mesajlarını tebliğ etmiştim ve size öğüt vermiştim. Şu halde ben (sizin gibi) nankör bir kavim için nasıl gam çekeyim!?"

Muhammed Esed

Ve sonunda Şuayb, onların yanından dönüp giderken: "Ey kavmim!" dedi, "gerçek şu ki, ben size Rabbimin buyruklarını tebliğ ettim ve güzelce öğüt verdim: artık ben nasıl (sizin gibi) hakkı inkar eden bir topluluk için yas tutup kederleneyim?"

Ahmed Hulusi

(Bunun üzerine Şuayb) onlardan yüz çevirdi ve: "Ey kavmim!. . Andolsun ki Rabbimin risaletlerini size tebliğ ettim. . . Size öğüt verdim. . . Hakikat bilgisini inkar eden bir topluluğa (artık) nasıl üzülebilirim?"

Ali Bulaç

O da onlardan yüz çevirdi ve (şöyle) dedi: "Ey kavmim andolsun, size Rabbimin risaletini tebliğ ettim ve size öğüt verdim. Şimdi ben, inkara sapan bir topluluğa nasıl üzülebilirim?"

Ali Özek ve heyeti

(Şuayb), onlardan yüz çevirdi ve (içinden) dedi ki: «Ey kavmim! Ben size Rabbimin risaletini tebliğ etmiş ve size nasihatta bulunmuştum. Şimdi ben, kâfir bir kavme nasıl üzülürüm?!»

Ali Rıza Safa

Sonunda onlardan uzaklaştı ve şöyle dedi: "Ey toplumum! Gerçek şu ki, Efendimin gönderdiklerini size bildirdim ve size öğüt verdim. Nankörlük eden bir toplum için, artık nasıl üzülürüm?"

Bayraktar Bayraklı

Şu'ayb, onlardan ayrıldı ve "Ey kavmim!" dedi, "Ben size Rabbimin gönderdiği gerçekleri duyurdum ve size öğüt verdim, artık kafir bir kavme nasıl acırım?"

Edip Yüksel

Onlardan yüz çevirdi ve "Ey halkım, size Efendimin mesajını ilettim, öğüt verdim. İnkarcı bir topluluğa nasıl acırım?"

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlardan yüz çevirdi ve 'Ey halkım, size Rabbimin mesajını ilettim, öğüt verdim. İnkarcı bir topluluğa nasıl acırım?'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şuayb onlardan öteye döndü ve: "Ey kavmim, Allah biliyor ki, size Rabbimin mesajlarını ilettim, size öğüt de verdim; şimdi kafir kavme nasıl acırım?" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Döndü de onlardan, ey kavmim! dedi: Alim Allah size rabbımın risaletlerini iblağ eyledim, size nasihatte ettim, şimdi kafir bir kavme nasıl acırım

Erhan Aktaş

Onlardan yüz çevirdi ve "Ey halkım." dedi: "Ben, size Rabb'imin mesajını tebliğ ettim ve size öğüt verdim. Artık kafir bir topluma nasıl olur da üzülebilirim?"

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlardan yüz çevirdi ve "Ey halkım." dedi: "Ben, size Rabb'imin mesajını tebliğ ettim ve size öğüt verdim. Artık Kafir bir topluma nasıl olur da üzülebilirim?"

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlardan yüz çevirdi ve "Ey halkım." dedi: "Ben, size Rabb'imin mesajını tebliğ ettim ve size öğüt verdim. Artık gerçeği yalanlayan nankör bir topluma nasıl olur da üzülebilirim?"

Gültekin Onan

O da onlardan yüz çevirdi ve (şöyle) dedi: "Ey kavmim, andolsun size rabbimin risaletini tebliğ ettim ve size öğüt verdim. Şimdi ben kafir bir kavme nasıl üzülebilirim?"

Hasan Basri Çantay

Bunun üzerine (Şuayb) onlardan yüz çevirib (kendi kendine) dedi ki: "Andolsun, ey kavmim, ben size Rabbimin gönderdiği (hükümleri) ulaşdırdım, sizin iyiliğinizi istedim. Şimdi ben o kafirler güruhuna karşı nasıl tasalanırım"?

İbni Kesir

Bunun üzerine onlardan yüz çevirdi ve dedi ki: Ey kavmim; andolsun ki ben, Rabbımın bana vahyettiklerini size bildirdim. Ve öğüt verdim. Öyleyse ben, küfredenler kavmine nasıl tasalanırım?

Mehmet Alagaş

(85-93) Medyen’e kardeşleri Şuayb’ı gönderdik, dedi ki ey kavmim, Allaha ibadet edin ondan gayrı size ilah yok, hakikaten size Rabbinizden apaçık bir delil geldi, ölçü ve tartıda vefalı olun, İnsanlara eşyalarını eksilterek vermeyin, düzelmesi / ıslahı sonrasında arzda bozgunculuk / ifsat çıkarmayın , eğer mümin iseniz, bu sizin için hayırlıdır. Her yola oturup da tehdit etmeyin, Allah’ın yolundan ona inanan kimse leri alıkoymayın, o yolun eğrilmesini istemeyin, Hatırlayın az idiniz sizi çoğalttı, bakın, bozguncuların / ifsat edenlerin sonu nasıl oldu. Sizden bir grup / bir taife bana indirilene inandı ve bir grup ta inanmadıysa, Allah aramızda hüküm verinceye kadar sabredin , O ki hakimlerin / hüküm verenlerin hayırlısıdır. Kavminden büyüklenen seçkinler ey Şuayb seni ve beraberindeki iman edenleri memleketimizden çıkaracağız yahut toplumumuza / milletimize geri dönersiniz dediler , Şuayb, şayet bundan hoşlanmasak ta mı? dedi. Kesin olan şu ki, sizin milletinize geri dönersek ondan bizi kurtardıktan sonra, Allah ’a karşı yalanı iftira etmiş oluruz , Rabbimiz Allah’ın dilemesi hariç, size dönmemiz , bize göre olacak şey değildir , Rabbimiz her şeyi ilmen kuşatmıştır , vekaletimiz Allah üzerinedir , Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasını hakikat ile aç, sen ki açanların en hayırlısısın. Kavminden kafir ileri gelenler dediler ki , Şuayb’e uy duğunuz taktirde, işte o zaman sizler kesin likle hasara uğrayacaksınız. Onları şiddetli sarsıntı / racfe aldı. Yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar. Şuayb’ı yalanlayanlar sanki orada faydalanmamış gibi oldular , Şuayb’ı yalanlayanlar onlar hasara uğradılar. Onlardan yüz çevirdi ve dedi ki ey kavmim kesin olan şu ki Rabbimin mesajların a / risalelerin e dair sizi bilgilendirdim / tebliğ ettim , size öğütte bulundum / nasihatte bulundum. Şimdi nasıl olur da kafir kavme üzülürüm / acırım.

Rowwad Tercüme Merkezi

(Şuayb) onlardan yüz çevirdi ve dedi ki: "Ey kavmim! Size Rabbimin gönderdiklerini açıklamış ve size nasihat etmiştim. Şimdi kâfir bir kavme karşı nasıl üzülebilirim."

Süleyman Ateş

(Şu'ayb), onlardan öteye döndü de: "Ey kavmim dedi, ben size Rabbimin mesajlarını duyurdum ve size öğüt verdim, artık kafir bir kavme nasıl acırım?"

Süleymaniye Vakfı

Şuayb onlardan uzaklaştı ve şöyle dedi: "Ey halkım! Ben Rabbimin mesajlarını size tebliğ ettim /bildirdim. İyiliğiniz için de çaba gösterdim. Ayetleri görmezlikte direnen bir topluluk için nasıl dertleneyim!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Şuayb onlardan ayrıldı ve şöyle dedi: "Ey halkım! Rabbimin sözlerini size ulaştırmış ve iyiliğiniz için çaba göstermiştim. Şimdi ayetleri görmezden gelenler (kafirler) topluluğunun etkisiz hale getirilmesine nasıl üzüleyim!"

Şaban Britch

(Şu’ayb) onlardan yüz çevirdi ve dedi ki:Ey kavmim, size Rabbimin gönderdiklerini açıklamış ve size nasihat etmiştim. Şimdi kâfir bir kavme karşı nasıl üzülebilirim.

Şaban Piriş

Şuayb ise, onlardan yüz çevirip: -Ey kavmim, size Rabbimin gönderdiklerini açıklamış ve size öğüt vermiştim. Şimdi kafir bir kavme karşı nasıl üzülebilirim.

Yaşar Nuri Öztürk

Şuayb onlardan yüzünü döndürdü de şöyle dedi: "Yemin olsun, ben size Rabbimin mesajlarını ilettim. Size öğüt verdim. Artık küfre batmış bir topluluğa nasıl acırım?"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

But Shu'aib had warned them beforehand of the impending danger, and when he was met with defiance, he relinquished the prospects of their conformity to Islam. When heaven avenged its own right, he turned away expressing his thoughts in words, thus: "My people", he said, "I conveyed to you Allah's message and his warning and advised you against disobedience to Allah and I announced the event, therefore how can I grieve over people who obstinately denied Allah! "

Abdul Haleem

so he turned away from them, saying, ‘My people, I delivered my Lord’s messages to you and gave you sincere advice, so why should I grieve for people who refused to believe?’

Abdullah Yusuf Ali

So Shu'aib left them, saying: "O my people! I did indeed convey to you the messages for which I was sent by my Lord: I gave you good counsel, but how shall I lament over a people who refuse to believe!"

Abul A'la Maududi

Shu'ayb then departed from his people, and said: '0 my people! Surely I conveyed to you the message of my Lord, and gave you sincere advice. How, then, can I mourn for a people who refuse to accept the truth?' dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The stories narrated here have a definite didactic purpose and were narrated with a view to highlighting their relevance to the time of the Prophet (peace be on him). In each of these stories one of the parties is a Prophet who in respect of his teachings greatly resembles Muhammad (peace be on him), in summoning his people to the right way, in admonishing them, in sincerely seeking their welfare. At the other end of the scale in each narrative are the unbelieving nations who greatly resembled the Quraysh in the time of the Prophet (peace be on him) with regard to their disbelief and moral degeneration. By recounting the tragic end of each of these unrighteous nations of the past, the Quraysh are reminded of the moral purpose of these stories. Through the stories they are told that if, because of their stubbornness they fail to follow the Messenger of God during the term of respite granted to them, they will be subjected to the same destruction which befell those past nations who persisted in wrong-doing and error.

Aisha Bewley

So he turned away from them and said, ‘My people, I transmitted My Lord’s message to you and gave you good counsel. Why should I grieve for a kafir people?’

Al-Hilali & Khan

Then he (Shu‘aib) turned from them and said: "O my people! I have indeed conveyed my Lord’s Messages unto you and I have given you good advice. Then how can I sorrow for the disbelieving people’s (destruction)."

Ali Quli Qarai

So he abandoned them [to their fate] and said, ‘O my people! Certainly I communicated to you the messages of my Lord, and I was your well-wisher. So how should I grieve for a faithless lot?’

Amatul Rahman Omar

So he turned away from them and said, `O my people! I did deliver to you the Messages of my Lord and I did offer you sincere advice; how can I lament over a disbelieving people. '

Arthur John Arberry

So he turned his back on them, and said, 'O my people, I have delivered to you the Messages of my Lord, and advised you sincerely; how should I grieve for a people of unbelievers?'

Bijan Moeinian

When Shu'aib decided to leave that [doomed] place, he said: "O my people, I delivered the message of my Lord to you and I warned you [as your well-wisher about the consequences of your rebellion. ] How can feel bad about what happened to the people who choose to disbelieve.

E. Henry Palmer

And he turned away from them and said, 'O my people! I preached to you the messages of my Lord, and I gave you good advice; how should I be vexed for a people who do misbelieve?'

Edip-Layth

Thus he turned away from them, and said, "My people, I had delivered to you the messages of my Lord and advised you. How can I feel sorry over a rejecting people?"

George Sale

Then he turned away from them and said, 'O my people, indeed I delivered to you the messages of my Lord and gave you sincere counsel, How then should I sorrow for a disbelieving people. '

Hamid S. Aziz

And he turned away from them and said, "O my people! I delivered unto you the messages of my Lord, and I gave you good advice; how should I be vexed for a people who disbelieve?"

Mahmoud Ghali

So he turned away from them and said, "O my people! Indeed I have already proclaimed the Messages of my Lord and advised you (sincerely), so how should I feel sad for a disbelieving people?"

Marmaduke Pickthall

So he turned from them and said: O my people! I delivered my Lord's messages unto you and gave you good advice; then how can I sorrow for a people that rejected (truth)?

Mohamed Ahmed - Samira

So Shu'aib turned away from them and said: "O people, I conveyed to you the message of my Lord, and warned you. (But you paid no heed). How can I grieve for a people who do not believe?"

Muhammad Asad

And he turned away from them, and said: "O my people! Indeed, I delivered unto you my Sustainer's message and gave you good advice: how, then, could I mourn for people who have denied the truth?"

Mustafa Khattab

He turned away from them, saying, "O my people! Indeed, I have delivered to you the messages of my Lord and gave you ˹sincere˺ advice. How can I then grieve for those who chose to disbelieve?"

Progressive Muslims

Thus he turned away from them, and said: "My people, I had delivered to you the messages of my Lord and advised you. How can I feel sorry over a rejecting people"

Rashad Khalifa

He turned away from them, saying, "O my people, I have delivered to you the messages of my Lord, and I have advised you. How can I grieve over disbelieving people."

Sahih International

And he turned away from them and said, "O my people, I had certainly conveyed to you the messages of my Lord and advised you, so how could I grieve for a disbelieving people?"

Sam Gerrans

Then he turned from them and said: “O my people: I had conveyed to you the messages of my Lord, and been a sincere counsellor to you; so how should I grieve for a people of false claimers of guidance?”

Shabbir Ahmed

(The Prophet of God had been forewarned of the oncoming catastrophe and he moved out into the valley along with his followers. ) As he was leaving, he said, "O My people! I delivered my Lord's Messages to you and gave you sincere advice. How could I mourn for people who rejected the Truth?"

Syed Vickar Ahamed

(So Shu’aib) left them, saying: "O my people! I really brought the Message to you for which I was sent by my Lord: I gave you good advice, but how shall I feel sad for people who refuse to believe!"

Taqi Usmani

So, he turned away from them and said, "O my people, I have surely delivered to you the message of my Lord, and wished your betterment. How, then, should I grieve over a disbelieving people?"

The Monotheist Group

Thus he turned away from them, and said: "My people, I have delivered to you the messages of my Lord and advised you. How can I feel sorry over a rejecting people?"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 93. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 93. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 93. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩