Sebe' suresi

Sebe' suresi, 44. ayet

Sebe' suresi, 44. ayet. وَمَآ ءَاتَيْنَٰهُم مِّن كُتُبٍ يَدْرُسُونَهَا وَمَآ أَرْسَلْنَآ إِلَيْهِمْ قَبْلَكَ مِن نَّذِيرٍ

vemâ âteynâhüm min kütübiy yedrusûnehâ vemâ erselnâ ileyhim ḳableke min neẕîr.

Diyanet İşleri

Oysa biz onlara okuyup inceleyecekleri kitaplar vermedik. Onlara senden önce hiçbir uyarıcı da göndermedik.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sebe' 41–47 · surenin 44. ayeti / 54
  1. Sebe' 41

    (Melekler) derler ki: "Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar değil, sen bizim dostumuzsun. Hayır, onlar cinlere ibadet ediyorlardı. Onların çoğu cinlere inanıyordu."

  2. Sebe' 42

    İşte bugün birbirinize ne fayda ne de zarar verebilirsiniz. Zulmedenlere, "Yalanlamakta olduğunuz cehennem azabını tadın" deriz.

  3. Sebe' 43

    Ayetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda, "Bu sadece, atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır" dediler. Bir de, "Bu (Kur'an), uydurulmuş bir yalandır" dediler. Yine hak kendilerine geldiğinde onu inkar edenler, "Bu, ancak apaçık bir büyüdür" dediler.

  4. 44

    Oysa biz onlara okuyup inceleyecekleri kitaplar vermedik. Onlara senden önce hiçbir uyarıcı da göndermedik.

  5. Sebe' 45

    Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Halbuki bunlar onlara verdiğimiz şeylerin onda birine bile ulaşamamışlardır. Elçilerimi yalanladılar. Peki, beni inkar etmenin sonucu nasıl oldu!

  6. Sebe' 46

    (Ey Muhammed!) De ki: "Ben size ancak bir tek şeyi, Allah için ikişer ikişer, teker teker kalkıp düşünmenizi öğütlüyorum. Arkadaşınız Muhammed'de cinnetten eser yoktur. O, şiddetli bir azaptan önce sizin için ancak bir uyarıcıdır."

  7. Sebe' 47

    De ki: "Sizden herhangi bir ücret istemişsem, o sizin olsun. Benim ücretim ancak Allah'a aittir. O, her şeye hakkıyla şahittir."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

44. Allah, hakkı nasıl reddettiklerini, sözlerinin delil olmak şöyle dursun şüphe uyandırabilecek derecede bile olmadığını açıkladıktan sonra onların -bir kimse lehlerine delil getirmek isteyecek olsa bile- hiçbir dayanaklarının bulunmadığını, kesinlikle esas alacakları bir temelin bulunmadığını beyan etmek üzere şöyle buyurmaktadır:

“Halbuki biz, (Kur'ân’dan önce) onlara” kendilerine dayanak olsun diye “okuyacakları bir kitap vermemiştik. Senden önce onlara bir uyarıcı da göndermemiştik.” ki o uyarıcının söz ve davranışlarından sahip oldukları bilgilere dayanarak senin kendilerine getirmiş olduğun bu hakkı reddedeler. Yanlarında bilgi de yoktur, bilgiden bir kırıntı da yoktur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onlara Kur'an'dan önce okudukları bir kitap indirmedik ki bu kitap; Kur'an'ın Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- tarafından uydurulduğuna dair onları uyarsın. Ey Resul! Yine onlara, seni göndermeden önce kendilerini azap ile korkutan bir peygamber de göndermedik.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَمَآ ve ma
  2. ءَاتَيْنَـٰهُم ateynahum biz onlara vermemiştik kök: اتي
  3. مِّن min hiçbir
  4. كُتُبٍۢ kutubin Kitap kök: كتب
  5. يَدْرُسُونَهَا ۖ yedrusuneha okuyacakları kök: درس
  6. وَمَآ ve ma ve
  7. أَرْسَلْنَآ erselna göndermemiştik kök: رسل
  8. إِلَيْهِمْ ileyhim onlara
  9. قَبْلَكَ kableke senden önce kök: قبل
  10. مِن min hiçbir
  11. نَّذِيرٍۢ nezirin uyarıcı kök: نذر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: درس (6 geçiş)

    Allah'ın, kendisine Kitab'ı, hükmü (hikmeti) ve peygamberliği verdiği hiçbir insanın, "Allah'ı bırakıp bana kullar olun" demesi düşünülemez. Fakat…

  • Aynı kök: درس (6 geçiş)

    Onlar, "Sen iyi ders almışsın" desinler diye ve bir de bilen bir toplum için onu (Kur'an'ı) açıklayalım diye ayetleri değişik biçimlerde işte böylece…

  • Aynı kök: درس (6 geçiş)

    (156-157) "Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (yahudilere ve hıristiyanlara) indirildi. Biz onların okumalarından habersiz idik" demeyesiniz,…

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

81 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Biz onlara okuyacakları kitaplar vermemiştik. Senden önce onlara herhangi bir uyarıcı da göndermemiştik. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Kasas 28:46; Secde 32:3. Bu üç ayetin mesajı Yâsîn 36:6'dakinden farklıdır. Çünkü Yâsîn 36:6'da "ataların uyarılması"ndan söz edilmekteyken, diğer ayetlerde "Hz. Muhammed'in yaşadığı dönemde Mekke'ye peygamber gelmediği"nden söz edilmektedir.

Mustafa İslamoğlu

Halbuki Biz onlara ne okuyup öğrenecekleri vahiyler, ne de senden önce bir uyarıcı göndermiş değildik.

Muhammed Esed

Oysa (ey Muhammed,) Biz onlara ne başvuracakları vahiyler göndermişizdir, ne de senden önce bir uyarıcı.

Ahmed Hulusi

Oysa onlara ders almalarını (sana itiraza kaynak) sağlayacak bilgileri vermemiştik. Senden önce onlara uyarıcı da irsal etmemiştik.

Ali Bulaç

Oysa biz onlara ders alacakları kitaplar vermemiştik ve kendilerine senden önce bir uyarıcı da göndermemiştik.

Ali Özek ve heyeti

Halbuki biz onlara okuyacakları kitaplar vermediğimiz gibi senden önce onlara bir uyarıcı (peygamber) de göndermemiştik.

Ali Rıza Safa

Oysa onlara, okuyacakları kitaplar vermemiştik. Senden önce bir uyarıcı da göndermemiştik.

Bayraktar Bayraklı

Oysa biz, onlara okuyacakları kitaplar vermemiştik. Senden önce de onlara herhangi bir uyarıcı göndermemiştik.

Edip Yüksel

Onlara, inceleyecekleri bir Kitap vermemiş ve senden önce onlara bir uyarıcı göndermemiştik.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlara, inceleyecekleri bir Kitap vermemiş ve senden önce onlara bir uyarıcı göndermemiştik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Halbuki Biz onlara öyle ders alacakları kitaplar vermedik ve kendilerine senden önce bir uyarıcı da göndermedik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Halbuki biz onlara öyle ders alacakları kitablar vermedik ve kendilerine senden evvel bir nezir de göndermedik

Erhan Aktaş

Biz, onlara bilgilenecekleri kitaplardan dipnot 1 vermedik. Ve senden önce onlara bir uyarıcı da göndermedik.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bunların söyledikleri ne bir Kitap'a ne de bir Resul'e dayanmaktadır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Biz, onlara bilgilenecekleri kitaplardan dipnot 1 vermedik. Ve senden önce onlara bir uyarıcı da göndermedik.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bunların söyledikleri ne bir kitaba ne de bir resule dayanmaktadır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Biz, onlara bilgilenecekleri kitaplardan dipnot 1 vermedik. Ve senden önce onlara bir uyarıcı da göndermedik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bunların söyledikleri, ne bir kitaba ne de bir nebiye dayanmaktadır.

Gültekin Onan

Oysa biz onlara ders alacakları kitaplar vermemiştik ve kendilerine senden önce bir uyarıcı da göndermemiştik.

Hasan Basri Çantay

Halbuki biz onlara öyle ders alacakları kitablar vermediğimiz gibi onlara senden evvel azab ile korkutucu bir (peygamber) de göndermedik.

İbni Kesir

Halbuki biz, onlara okuyacakları bir kitab vermemiş ve senden önce onlara bir uyarıcı da göndermemiştik.

Mehmet Alagaş

(4, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 49, 50, 51, 52, 53, 54) Biz bir memlekete u yarıcı gönderdiysek , rahat hayatı olanlar / refah içinde olanlar dediler ki , biz kesinlikle size gönderilenleri gönderilmemiş sayıyoruz / yok sayıyoruz. Dediler ki bizler malca ve evlatça daha çoğuz, biz azap olunmayız / bize azap edilmez. De ki muhakkak Rabbim rızkı kime isterse genişletir / basitleştirir ve de daraltır / sınırlandırır ve lakin insanların çoğu / ekserisi bilmiyorlar. Sizin mallarınız da evlatlarınız da bizim yanımızda yakınlık sağlamaz, ancak kim iman eder salih amel işlerse o hariç (asıl o kişi yakınlık kazanır) ve işte onlar için amellerinin iki katı karşılık vardır ve onlar iman etmiş halde odalardadırlar. Ayetlerimizi aciz düşürmek için koşuşturanlar, işte onlar, hazır edilmiş haldeki azaptadırlar. (İhzar; yüzleşmek üzere birini bir yerde hazır bulundurmak) De ki muhakkak ki Rabbim rızkı kullarından kime isterse genişletir / basitleştirir ve de ona daraltır / sınırlandırır , neyi Allah yolunda harcarsanız / infak ederseniz Allah onun halefini yaratır / yerini doldurur. O, rızık verenlerin / erzak verenlerin en hayırlısıdır. O gün onları topluca bir araya getirecek, sonra meleklere size ibadet edenler bunlar mıydı? diyecektir. D ediler ki seni üstün tutarı / tesbih ederiz, onların sana denk tuttukları değil, sen bizim dostumuzsun, bilakis onlar cinlere ibadet ediyorlar, onların çoğu onlara (cinlere) güveniyorlar / iman ediyorlar. O gün bazılarınız bazılarınıza bir fayda sağlayamaya ve de zarar vermeye güç yetiremeyecek, zalimlere yalanladığınız ateş azabını tadın / zevklenin diyeceğiz. Apaçık ayetlerimiz onlara sıralı şekilde okunduğunda dediler ki kimdir bu? Sadece bir adamdır, babalarınızın ibadet ediyor olduklarından sizi alıkoymak istiyor , dediler ki nedir bu? Sadece uydurulmuş bir iftiradır , onlara geldiğinde, gerçek için / hak için, kafirler dediler ki bu sadece açık / seçik bir sihirdir / büyüdür. Onlara kitaplardan vermedik ki onunla ders etsinler , onlara senden önce uyarıcı göndermedik ki! Onlardan öncekiler de yalanladılar, onlara verdiklerimizin onda birine dahi eremediler / ulaşamadılar, elçimizi yalanladılar , İnkâr etmek / belirsizleştirmek nasıl olmuş? De ki size tek bir vaaz da bulunacağım eğer ki Allah için ikili yahut ferden / tek tek kalk ın / kıyam edin , sonrada düşünün, arkadaşınızda bir cinlenme durumu yok, O şiddetli bir azap öncesi sizin için sadece bir uyarıcıdır, Deki size bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum (nerede benim ücretim demiyorum) O sizin olsun, benim ücretim Allah’a aittir ve O da her şeye tanıktır / şahittir. De ki muhakkak ki Rabbim hakikati vura vura ortaya atar. Yitiklerin / gaybların bilenidir. De ki Hak geldi ve batıl ortaya bir şey çıkaramaz ve gerisin geri getirebilir. D e ki eğer ki saparsam kendi adıma saparım (kendim kendimi saptırmışımdır) eğer ki yola girersem de / hidayete ererse m de Rabbimin bana vahyi sayesindedir. O muhakkak ki işitendir, yakındır. Paniklediklerinde / telaşlandıklarında bir görsen ki, kaçamazlar! yakın bir yerden / mekândan yakalanmışlardır. Dediler ki ona iman ettik! Uzak bir yerde iken artık onu (imanı) nasıl elde edecekler. Kesinlikle öncesinde onu yok saymışlardı, uzak bir yerden gayb hakkında ileri geri konuşuyorlardı. İştahları / arzuları ile aralarında artık bir set çekilmiştir, tıpkı bunlardan önceki taraftarlarına / şialarına da yapıldığı gibi, muhakkak ki onlar bunda çelişki içindeydiler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Hâlbuki biz onlara okuyacakları kitaplar göndermemiştik. Senden önce onlara bir uyarıcı da göndermemiştik.

Süleyman Ateş

Halbuki biz onlara okuyacakları bir Kitap vermemiştik ve senden önce onlara bir uyarıcı göndermemiştik.

Süleymaniye Vakfı

Oysa onlara okuyup (bir şeyler) öğrenecekleri hiçbir kitap vermemiştik dipnot 1 . Onlara senden önce herhangi bir uyarıcı da göndermemiştik dipnot 2 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mekkelilerin ataları olan İbrahim ve İsmail aleyhisselama kitap verilmiştir (Bakara 2/136, Al-i İmran 3/84, En'am 6/83-89, Meryem 19/54). Ancak bu ayet, o kitapların Muhammed aleyhisselamın muhatabı olan Mekkelilere ulaşmadığını göstermektedir (En'am 6/155-157, Zuhruf 43/21).
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Oysa senden önce onlara, ne ders alacakları kitaplar vermiş, ne de uyarıcı bir elçi göndermiştik.

Şaban Britch

Oysa biz onlara okuyup inceleyecekleri kitaplar vermedik. Onlara senden önce hiçbir uyarıcı da göndermedik.

Şaban Piriş

Halbuki biz onlara, senden önce ders alacakları, bir kitap vermemiş ve bir uyarıcı da göndermemiştik.

Yaşar Nuri Öztürk

Oysaki biz onlara, araştırıp ders alacakları kitaplar vermemiştik; daha önce kendilerine bir uyarıcı da göndermemiştik.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

But We never sent or revealed to these people* divine Books to apply their minds to acquire learning and by consequence be able to evaluate the Quran. Nor did We send to them before you O Muhammad as Messenger a spectacle and a warning.

Abdul Haleem

though We have not given them any books to study nor sent any warner before you.

Abdullah Yusuf Ali

But We had not given them Books which they could study, nor sent messengers to them before thee as Warners.

Abul A'la Maududi

whereas We gave them no Books that they could study nor sent to them any warner before you. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, neither a book from God has come to them before this nor a messenger, who might have taught them to worship and serve others than God. Therefore, they are denying the invitation to Tauhid given by the Quran and Muhammad (peace be upon him) due to sheer ignorance, and not on the basis of any knowledge. They have in fact no authority for this.

Aisha Bewley

We have not given them any books which they are studying nor did We send, before you, any warner to them.

Al-Hilali & Khan

And We had not given them Scriptures which they could study, nor sent to them before you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) any warner (Messenger).

Ali Quli Qarai

We did not give them any scriptures that they might have studied, nor did We send them any warner before you.

Amatul Rahman Omar

Whereas We had given them none of (Our) Books which they studied, nor did We send to them any Warner (in the recent past) before you (that they should have known the abuses involved in forging lies).

Arthur John Arberry

We have not given them any Books to study, nor have We sent them before thee any warner.

Bijan Moeinian

They had never received any book nor a Prophet [to teach them the truth] before [therefore, they should be grateful not stubborn. ]

E. Henry Palmer

But we have not brought them any book which they may study, and we have not sent to them before thee a warner.

Edip-Layth

We had not given to them any book to study, nor did We send to them before you any warner.

George Sale

Yet we have given them no books of scripture wherein to exercise themselves, nor have we sent unto them any warner before thee.

Hamid S. Aziz

And when Our clear communications are recited to them, they say, "This is naught but a man who desires to turn you away from that which your fathers worshipped. " And they say, "This is naught but a lie that is forged." And those who disbelieve say of the truth when it comes to them, "This is only clear enchantment (magic)."

Mahmoud Ghali

And in no way have We brought them any Books which they study, and in no way have We sent them before you any constant warner.

Marmaduke Pickthall

And We have given them no scriptures which they study, nor sent We unto them, before thee, any warner.

Mohamed Ahmed - Samira

We did not give them any scripture to study, nor sent any warner before you.

Muhammad Asad

And yet, [O Muhammad,] never have We vouchsafed them any revelations which they could quote, and neither have We sent unto them any warner before thee.

Mustafa Khattab

˹They say so even though˺ We had never given them any scriptures to study, nor did We ever send them a warner before you ˹O Prophet˺.

Progressive Muslims

We had not given to them any Scriptures to study, nor did We send to them before you any warner.

Rashad Khalifa

We did not give them any other books to study, nor did we send to them before you another warner.

Sahih International

And We had not given them any scriptures which they could study, and We had not sent to them before you, [O Muúammad], any warner.

Sam Gerrans

And We gave them not any Writs to study, and We sent not to them before thee any warner.

Shabbir Ahmed

But We never gave them any Scriptures that they study, nor did We send unto them before you any Warner.

Syed Vickar Ahamed

And We had not given them the Books (of Scripture) that they could read (and understand), nor sent messengers to them before you as warners.

Taqi Usmani

We did not give them any books that they might study, nor did We send to them any warner before you.

The Monotheist Group

We had not given to them any books to study, nor did We send to them before you any warner.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 44. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 44. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 44. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩