Diyanet İşleri
(Münafıklar), "Allah'a ve peygambere inandık ve itaat ettik" derler. Sonra da onların bir kısmı bunun ardından yüz çevirirler. Halbuki onlar inanmış değillerdir.
Nûr suresi
Nûr suresi, 47. ayet. وَيَقُولُونَ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَبِٱلرَّسُولِ وَأَطَعْنَا ثُمَّ يَتَوَلَّىٰ فَرِيقٌ مِّنْهُم مِّنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ وَمَآ أُو۟لَٰٓئِكَ بِٱلْمُؤْمِنِينَ
veyeḳûlûne âmennâ billâhi vebirrasûli veeṭa`nâ ŝümme yetevellâ ferîḳum minhüm mim ba`di ẕâlik. vemâ ülâike bilmü'minîn.
(Münafıklar), "Allah'a ve peygambere inandık ve itaat ettik" derler. Sonra da onların bir kısmı bunun ardından yüz çevirirler. Halbuki onlar inanmış değillerdir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Münafıkların hükme razı olmaması ve hilâfet vaadi Nûr 47–57 3
Allah, geceyi ve gündüzü döndürüp duruyor. Şüphesiz bunda basiret sahibi olanlar için bir ibret vardır.
Allah, bütün canlıları sudan yarattı. İşte bunlardan bir kısmı karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayak üzerinde yürür, kimisi dört ayak üzerinde yürür. Allah, dilediğini yaratır. Çünkü Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Andolsun, biz açıklayıcı ayetler indirdik. Allah, dilediği kimseyi doğru yola iletir.
(Münafıklar), "Allah'a ve peygambere inandık ve itaat ettik" derler. Sonra da onların bir kısmı bunun ardından yüz çevirirler. Halbuki onlar inanmış değillerdir.
Aralarında hüküm vermesi için Allah'a (Kur'an'a) ve peygambere çağırıldıkları zaman, bir de bakarsın ki içlerinden bir grup yüz çevirmektedir.
Ama gerçek (verilen hüküm) kendi lehlerinde ise, boyun eğerek ona gelirler.
Kalplerinde bir hastalık mı var, yoksa şüphe ve tereddüde mi düştüler? Yoksa Allah ve Resulünün kendilerine karşı zulüm ve haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır, işte onlar asıl zalimlerdir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
47. Yüce Allah kalbinde hastalık, iman zayıflığı yahut münafıklık, şüphe ve pek az bir ilim bulunan zalimlerin halini haber vermekte, onların dilleri ile Allah’a iman ettiklerini ve itaate bağlı olduklarını ileri sürdükten sonra dediklerinin gereğini yerine getirmediklerini, onlardan bir bölümünün de itaatten alabildiğine yüz çevirdiklerini haber vermektedir. Buna delil de Yüce Allah’ın (bir sonraki âyet-i kerimede gelen): “içlerinden bir grup hemen yüz çevirir” buyruğudur. Çünkü geri dönen bir kimsenin tekrar dönme ve geri dönüp arkada bıraktığı şeye bilâhere yönelme ihtimali vardır. Burada sözü edilenler ise yüz çevirmektedirler. Oraya doğru bir dönüşleri ve arkaya bıraktıkları şeye dönüp bakmaları söz konusu değildir. Bu halin, Allah’a iman ve itaat ettiğini iddia etmekle birlikte imanı zayıf pek çok kimsenin durumuna uygun düştüğünü gördüğümüz gibi bu gibi kimselerin, pek çok ibadeti özellikle de zekât, farz ve müstehab infaklar, Allah yolunda cihad vb. gibi çoğu kimseye ağır gelen ibadetleri ifa etmediklerini de görüyoruz.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Münafıklar; "Allah'a ve resulüne iman ettik, Allah'a ve resulüne itaat ettik." derler. Sonra onlardan bir grup yüz çevirir. Allah'a ve resulüne iman ve itaat ettikleri iddiasında bulunduktan sonra Allah yolunda cihat emri hususunda ve diğer emirlerde Allah'a ve resulüne itaat etmezler. Allah'a ve O'nun resulüne itaatten yüz çeviren bu kimseler iman ettikleri iddiasında bulunsalar da Mümin değillerdir.
Aynı kök: فرق (72 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat
Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü'minler de (iman ettiler). Her biri; Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman…
Aynı kök: فرق (72 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat
Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kafir yaparlar.
Aynı kök: فرق (72 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat
Adam, "İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir" dedi. "Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım."
Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat
Şüphesiz Safa ile Merve, Allah'ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kabe'yi ziyaret eder ve onları da tavaf…
Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat
Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir…
Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat
Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Bazı insanlar:) "Allah'a ve Elçi'ye inandık ve itaat ettik!" diyor; sonra da içlerinden bir grup yüz çeviriyor. Bunlar asla inanmış değillerdir.
Ama birileri "Biz Allah'a ve Rasul'e hem inandık, hem de itaat ettik" derler, sonra da onlardan bir kısmı bunca (taahhüdün) ardından sözlerinden geri dönerler: şu halde bu gibiler gerçek mü'min değildirler.
Çünkü, (niceleri) "Allah'a ve Rasul'e inandık, itaat ettik!" derler de, sonra onlardan bir kısmı, bu (sözlerine) rağmen, (doğru yoldan) geri dönerler; işte böyleleri hiçbir zaman (gerçek) müminler değillerdir.
"Esma'sıyla hakikatimiz olan Allah'a ve Bir-Rasul'e (Rasulü olarak hükmüne) iman ettik, itaat ettik" diyorlar; ama onlardan bir grup bunu dedikten sonra geri dönüyor! Onlar imanlı değillerdir!
Onlar derler ki: "Allah'a ve elçisine iman ettik ve itaat ettik" sonra bunun ardından onlardan bir grup sırt çevirir. Bunlar iman etmiş değildirler.
(Bazı insanlar:) «Allah'a ve Peygamber’e inandık ve itaat ettik» diyorlar; ondan sonra da içlerinden bir grup yüz çeviriyor. Bunlar inanmış değillerdir.
"Allah'a ve elçiye inandık ve boyun eğdik!" derler. Sonra, bunun ardından, onların arasından bir küme yine döner. İşte onlar, zaten inanmış değildir.
- Onlar "Allah'a ve peygambere inandık, itaat ettik" derler; ondan sonra bir kısmı yüz çevirir. İşte bunlar inanmamışlardır. Aralarında hüküm vermek üzere Allah'a ve Peygamberine çağrıldıkları zaman, birkısmı hemen yüz çevirir.
"ALLAH'ı ve elçiyi onayladık ve itaat ettik" derler. Fakat sonra, bunun ardından, onlardan bir grup yüz çevirir; bunlar gerçeği onaylamış değildir.
'ALLAH'a ve elçiye inandık ve itaat ettik,' derler. Fakat sonra, bunun ardından, onlardan bir grup yüz çevirir; bunlar inanmış değildir.
Bir de: "Allah'a ve peygamberine inandık ve itaat ettik." diyorlar. Sonra onlardan bir kısmı bunun arkasından yan çiziyorlar. Onlar mü'min değillerdir.
Bir de Allaha ve Resulüne inandık ve itaat ettik diyorlar da sonra bunun arkasından yan çiziyorlar, bunlar mü'min değillerdir
"Allah'a ve Resul'e iman ettik ve tabi olduk." diyorlar. Sonra da onların bir kısmı yan çiziyor. Bunlar, iman etmiş değillerdir.
"Allah'a ve Resul'e iman ettik ve tabi olduk." diyorlar. Sonra da onların bir kısmı yan çiziyor. Bunlar, iman etmiş değillerdir.
"Allah'a ve Rasul'e iman ettik ve tabi olduk." diyorlar. Sonra da onların bir kısmı yan çiziyor. Bunlar, iman etmiş değillerdir.
Onlar derler ki: "Tanrı'ya ve elçisine inandık ve itaat ettik". Sonra bunun ardından onlardan bir grup sırt çevirir. Bunlar inançlı değildirler.
(Münafıklar): "Allaha da, peygambere de inandık, itaat etdik" derler de sonra bunun arkasından içlerinden bir zümre yüz çevirirler. Bunlar mü'min adamlar değildir.
Allah'a da Peygambere de inandık ve itaat ettik, derler. Sonra da bunun ardından bir takımı yüz çevirir. Bunlar inanmış kimseler değillerdir.
(46-57) Kesin olan şu ki, biz apaçık ay etler indirdik, Allah , istediğini istikameti doğru olan yola sokar . Diyorlar ki, Allah’a ve Resulüne iman ettik ve itaat ettik, sonra onlardan bir bölümü, bunun ardından yüz çevirdi, işte bunlar mümin değildir. Ne vakit aralarında ki bir kararın verilmesi için, Allah’a ve Resulüne çağrıldıklarında onlardan bir bölüm sırtını döner, eğer onlar için bir hak varsa boynu bükük halde (Ellerini ovuşturan boynu büküklerden bunlar) onları / haklarını almaya gelirler. Kalplerinde hastalık mı var? yahut kuşkuları mı var? Yoksa Allah’ın ve Resulünün kendilerine adaletsizlik edeceğinden mi korkuyorlar? Bilakis işte bunlar zalimlerdir. Aralarında karar verilmek üzere Allah’a ve Resulüne çağrıldıkları vakit müminlerin sözleri, işittik ve uyduk şeklinde olmalıdır, işte bunlar kurtuluşa erenlerdir. Her kim Allah’a Resulüne uyarsa ve Allah’tan tedirgin olursa ve O’ndan sakınırsa, işte bunlar başarıya erenlerdir. Emredersen eğer çıkacaklarına dair yeminlerinin var güçleri ile Allah’a yemin ettiler deki yemin etmeyin, bilinen tanınan / normal / maruf bir şekilde itaat edin yeter , muhakkak ki Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. Deki Allah’a ve O’nun Resulüne uyun, eğer yüz çevirirseniz, yüklendiği O’nun aleyhinedir, sizin yüklendikleriniz de sizin aleyhinizedir , eğer ki O’na itaat ederseniz sizi yola sokar , Resule düşen görev sadece apaçık bilgilendirmektir / tebliğdir. (Tebliğ: mesajlar la ilgili bilgilendirme yapmaktır.) Allah sizden iman eden ve ıslah edici faaliyetler yapanları işte onları tıpkı onlardan öncekiler gibi yerde / arzda, sonraya kalan / devralanlar yapacağını / halife yapacağını vaat etti , onlara hoşnut olduğu / razı olduğu dinilerini yaşamaları amacıyla imkân vereceğini de vaat etti, onların, korkularının ardından güvenle / emniyetle yer değiştireceklerini vaat etti, bana ibadet edin ve bana hiçbir şeyi ortak koşmayı , bundan sonra her kim yok sayarsa / görmezden gelirse işte bunlar yoldan çıkmış olanlardır. Namazı kalkıp kılın, zekâtı verin, Resule uyun ki böylelikle belki esirgenirsiniz. Kafirlerin, yerde / arzda aciz bırakabileceklerini değerlendirme / öyle hesap etme , onların barınakları ateştir ve ne kötü varılacak bir yerdir / varış yeridir.
(Münafıklar:) "Allah’a ve Rasûlüne iman ettik, itaat ettik." diyorlar. Sonra içlerinden bir grup bundan sonra yüz çeviriyor. Bunlar, Mümin değillerdir.
"Allah'a ve Elçiye inandık ve ita'at ettik," diyorlar. Sonra onlardan bir grup, bunun ardından dönüyor. Bunlar inanmış değillerdir.
Kimileri, "Allah'a ve elçisine inandık ve boyun eğdik" derler. Sonra bunun arkasından onlardan bir takımı yüz çevirir. Onlar mümin değillerdir dipnot 1 .
Kimileri, "Allah'a ve elçisine inandık ve boyun eğdik" derler. Sonra bunun arkasından onlardan bir takımı yüz çevirir. Onlar mümin değillerdir.
(Münafıklar) Allah’a ve Rasûlüne iman ettik, itaat ettik, diyorlar; sonra içlerinden bir grup, bundan sonra yüz çeviriyor. Bunlar, mümin değillerdir.
-Allah'a ve peygamberine iman ettik, itaat ettik, diyorlar; sonra bunlardan bir grup, böyle söylemesine rağmen yüz çeviriyor. Bunlar, mümin değillerdir.
"Allah'a ve o resule inandık, boyun eğdik." diyorlar, sonra da içlerinden bir fırka bunun hemen ardından yüz çeviriyor. Bunlar, inanmış insanlar değiller.
And they say: We have conformed to Allah's system of faith and worship and acknowledged His Messenger, recognized his mission and obeyed his principles and commands. Then some of them have second thoughts and their behaviour proves that their words together with their actions do not accord. They refrained from joining the faithful in serving Allah's cause They are not really faithful.
They say, ‘We believe in God and the Messenger; we obey,’ but then some of them turn away: these people are not true believers
They say, "We believe in Allah and in the messenger, and we obey": but even after that, some of them turn away: they are not (really) Believers.
They say: "We believe in Allah and the Messenger, and we obey," but thereafter a faction of them turns away (from obedience). These indeed are not believers. dipnot 1
They say, ‘We have iman in Allah and in the Messenger and we obey. ’ Then after that a group of them turn away. Such people are not muminun.
They (hypocrites) say: "We have believed in Allâh and in the Messenger (Muhammad صلى الله عليه وسلم), and we obey," then a party of them turn away thereafter, such are not believers.
They say, ‘We have faith in Allah and His Apostle, and we obey. ’ Then after that a part of them refuse to comply, and they do not have faith.
And (some of the) people say, `We believe in Allâh and the Messenger and obey (them). But even after (professing) this a section of them (- the hypocrites) turn away. Such are no believers at all.
They say, 'We believe in God and the Messenger, and we obey. ' Then after that a party of them turn away; those -- they are not believers.
Some say: "We bear witness that we have chosen to believe in God and His Messenger and we are going to submit ourselves. " Soon after, however, a group of them forget their pledges. The latter are definitely not the believers.
They will say, 'We believe in God and in the Apostle, and we obey. ' Then a sect of them turned their backs after that, and they are not believers.
They say: "We acknowledge God and the messenger, and we obey," but a group of them turn away after that. These are not acknowledgers.
The hypocrites say, we believe in God, and on his apostle; and we obey them: Yet a part of them turneth back, after this; but these are not really believers.
We have, indeed, sent down revelations which make things (hidden) manifest, and Allah guides whom He pleases unto the Straight Way.
And they say, "We believe in Allah and in the Messenger, and we obey. " Thereafter a group of them turn away even after that, and in no way are those ever the believers.
And they say: We believe in Allah and the messenger, and we obey; then after that a faction of them turn away. Such are not believers.
They say they believe in God and the Prophet, and have come to believe, yet a section of them turns back even after this; and these are not believers.
For, [many are] they [who] say, "We believe in God and in the Apostle, and we pay heed!" - but then, some of them turn away after this [assertion]: and these are by no means [true] believers.
And the hypocrites say, "We believe in Allah and the Messenger, and we obey." Then a group of them turns away soon after that. These are not ˹true˺ believers.
And they Say: "We believe in God and in the messenger, and we obey," but a group of them turn away after that. These are not believers.
They say, "We believe in GOD and in the messenger, and we obey," but then some of them slide back afterwards. These are not believers.
But the hypocrites say, "We have believed in Allah and in the Messenger, and we obey"; then a party of them turns away after that. And those are not believers.
And they say: “We believe in God and the Messenger, and we obey”; then a faction among them turns away after that — and those are not believers.
For, some people say, "We believe in Allah and the Messenger and we obey. " Then after that a faction of them turns away. Such are not believers.
They say, "We believe in Allah and in the Messenger (Muhammad) and we obey:" But even after (saying) that, some of them turn away: They are not (true) believers.
They say, "We have believed in Allah and in the messenger, and have adopted obedience", then a group from them goes back after all this. Those are no believers.
And they say: "We believe in God and in the messenger, and we obey," but a group of them turn away after that. These are not believers.