Nûr suresi

Nûr suresi, 37. ayet

Nûr suresi, 37. ayet. رِجَالٌ لَّا تُلْهِيهِمْ تِجَٰرَةٌ وَلَا بَيْعٌ عَن ذِكْرِ ٱللَّهِ وَإِقَامِ ٱلصَّلَوٰةِ وَإِيتَآءِ ٱلزَّكَوٰةِ يَخَافُونَ يَوْمًا تَتَقَلَّبُ فِيهِ ٱلْقُلُوبُ وَٱلْأَبْصَٰرُ

ricâlül lâ tülhîhim ticâratüv velâ bey`un `an ẕikri-llâhi veiḳâmi-ṣṣalâti veîtâi-zzekâti yeḫâfûne yevmen teteḳallebü fîhi-lḳulûbü vel'ebṣâr.

Diyanet İşleri

(36-37) Allah'ın, yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alışverişin kendilerini, Allah'ı anmaktan, namazı kılmaktan, zekatı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar, buralarda sabah akşam O'nu tesbih ederler. Onlar, kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nûr 34–40 · surenin 37. ayeti / 64
  1. Nûr 34

    Andolsun, biz size açıklayıcı ayetler, sizden önce gelip geçenlerden bir misal ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için bir öğüt indirdik.

  2. Nûr 35

    Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fanus içinde. Fanus sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile neredeyse aydınlatacak (kadar berrak)tır. Nur üstüne nur. Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

  3. 36–37

    (36-37) Allah'ın, yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alışverişin kendilerini, Allah'ı anmaktan, namazı kılmaktan, zekatı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar, buralarda sabah akşam O'nu tesbih ederler. Onlar, kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar.

  4. Nûr 38

    (Bütün bunları) Allah, kendilerini yaptıklarının en güzeli ile mükafatlandırsın ve lütfundan onlara daha da fazlasını versin diye (yaparlar). Allah, dilediğini hesapsız olarak rızıklandırır.

  5. Nûr 39

    İnkar edenlere gelince; onların amelleri ıssız bir çöldeki serap gibidir. Susamış kimse onu su sanır. Yanına geldiğinde hiçbir şey bulamaz. (Tıpkı bunun gibi kafir de hesap günü amellerinden bir şey bulamaz). Ancak Allah'ı yanında bulur da Allah onun hesabını tastamam görür. Allah, hesabı çabuk görendir.

  6. Nûr 40

    Yahut (inkarcıların küfür içindeki halleri) derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. (Bir deniz ki) onu dalga üstüne dalga kaplıyor, üstünde de bulutlar var. Karanlıklar üstüne karanlıklar. İnsan, elini çıkarsa neredeyse onu bile göremez. Kime Allah nur vermezse, onun için nur diye bir şey yoktur.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

37. İşte oralarda birtakım yiğitler Allah’ın adını tesbih ederler. Bunlar, dünyayı Rablerine tercih eden kimseler değildir. Bunlar ticareti ve kârı tercih ederek onlarla oyalanıp Rablerini unutan kimseler de değildir. Aksine onlar “ne ticaretin ne de alışverişin Allah’ı anmaktan, namazı dosdoğru kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoymadığı birtakım yiğitler”dir. Bu buyruktaki “ticaret”ten kasıt, karşılığında bedel alma maksadı güdülen her türlü kazanç yolunu kapsar. Buna göre “alışveriş” ifadesi de özelin genele atfedilmesi kabilinden olur. Zira alışveriş ile uğraşmak diğerlerine göre daha çoktur. İşte bu yiğitler ticaret yapsalar, alış veriş yapsalar dahi bunda bir mahzur yoktur. Zira onlar, ticaret ve alışverişi “Allah’ı anmaktan, namazı dosdoğru kılmaktan ve zekâtı vermekten” üstün tutup öne geçirmezler, sadece onlarla oyalanmazlar. Aksine Allah’a itaat ve ibadeti esas gaye olarak benimsemişler, nihai maksat olarak görmüşlerdir. Bu gaye ve maksatlarının arasına giren bir şey oldu mu, onu reddederler.

ünyayı terk etmek, çoğu nefislere ağır geldiğinden, çeşitli ticaret yolları ile kazanç elde etmek insanlarca sevildiğinden ve genelde bunu terk nefse zor geldiğinden, bu konuda Yüce Allah’ın hakkına öncelik tanımak, nefse ağır bir yük olduğundan dolayı Yüce Allah, hem teşvik etmek hem de korkutmak üzere insanı bu işleri yapmaya sevk eden hususları dile getirerek şöyle buyurmaktadır: “Onlar” şiddetinden, dehşetinden, kalpleri ve bedenleri korkuya düşürüp tirtir titretmesinden dolayı “kalplerin ve gözlerin döneceği bir günden korkarlar.” Böyle bir günden korkmaları da amelde bulunmalarını ve böyle bir maksada ulaşmaktan alıkoyan şeyleri terk etmelerini kolaylaştırmıştır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

O kimseler ki; onları ne ticaret ve ne de alışveriş Allah Teâlâ'nın zikrinden, namazı en kamil bir şekilde dosdoğru kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoyabilir. Kıyamet gününden korkarlar. O gün, kalplerin azaptan kurtulmak arzusu ile azaba çarptırılmak korkusu arasında kararsız kaldığı ve gözlerin hangi yöne bakacağı hakkında bir o yana bir bu yana dönüp durduğu gündür.

Kelimeler

19 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. رِجَالٌۭ ricalun erkekler (ki) kök: رجل
  2. لَّا la
  3. تُلْهِيهِمْ tulhihim kendilerini alıkoymaz kök: لهو
  4. تِجَـٰرَةٌۭ ticaratun ticaret kök: تجر
  5. وَلَا ve la ve ne de
  6. بَيْعٌ bey'un alışveriş kök: بيع
  7. عَن an -den
  8. ذِكْرِ zikri zikrin- kök: ذكر
  9. ٱللَّهِ llahi Allah'ın kök: اله
  10. وَإِقَامِ ve ikami ve ayağa kaldırmaktan kök: قوم
  11. ٱلصَّلَوٰةِ s-salati salatı kök: صلو
  12. وَإِيتَآءِ ve ita'i ve vermekten kök: اتي
  13. ٱلزَّكَوٰةِ ۙ z-zekati zekat kök: زكو
  14. يَخَافُونَ yehafune onlar korkarlar kök: خوف
  15. يَوْمًۭا yevmen günden kök: يوم
  16. تَتَقَلَّبُ tetekallebu ters döneceği kök: قلب
  17. فِيهِ fihi onda
  18. ٱلْقُلُوبُ l-kulubu yüreklerin kök: قلب
  19. وَٱلْأَبْصَـٰرُ vel'ebsaru ve gözlerin kök: بصر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş)

    Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekatı verenlerin mükafatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar…

  • Aynı kök: تجر (9 geçiş) · Aynı kök: بيع (15 geçiş) · Aynı kök: رجل (73 geçiş)

    Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…

  • Aynı kök: تجر (9 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)

    Şüphesiz, Allah'ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden, gizlice ve açıktan Allah yolunda…

  • Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Zekât

    Namazı kılın, zekatı verin. Rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.

  • Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Zekât

    Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese…

  • Aynı kök: تجر (9 geçiş) · Aynı kök: لهو (16 geçiş)

    (Durum böyle iken) onlar bir ticaret veya bir oyun eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona koştular ve seni ayakta bıraktılar. De ki: "Allah'ın…

  • Aynı kök: بيع (15 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)

    İnanan kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar, hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak…

  • Aynı kök: بيع (15 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)

    Onlar, haksız yere, sırf, "Rabbimiz Allah'tır" demelerinden dolayı yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Eğer Allah'ın, insanların bir kısmını bir…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

O adamlar, ticaretin de alışverişin de kendilerini Allah'ı hatırlamaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı kişilerdir. Onlar, kalplerin ve gözlerin ters döneceği bir günden korkarlar.

Mustafa İslamoğlu

nice yiğitler vardır ki, onları ne ticaret ne bir (başka) kazanç kapısı Allah'ı anmaktan, namazı hakkını vererek eda etmekten ve arınmak için verilmesi gerekeni vermekten alıkoyabilir; onlar kalplerin ve gözlerin dehşetle döndüğü günden korkarlar.

Muhammed Esed

kimseler (vardır ki,) bunları ne ticaret ne de kazanma hırsı Allah'ı anmaktan, salatta devamlı ve duyarlı olmaktan, arınmak için verilmesi gerekeni vermekten alıkoyabilir; böyleleri kalplerin ve gözlerin dehşetle döneceği Gün'den korkarlar;

Ahmed Hulusi

(Onlar o) Ricaldir ki, kendilerini ne ticaret ne de (dünyevi) alışveriş Allah'ın Zikri'nden (hakikatlerini hatırlamaktan engelleyip), salatın ikamesinden (hakikatini yaşamaktan) ve zekatı vermekten (kendisindekini karşılıksız paylaşmaktan) alıkoymaz! Onlar, kalplerinde (şuurlarında açığa çıkan içsellikteki hakikat) ve gözleriyle görecekleri (afakta müşahede edilecek dışsal gerçeklik) nedeniyle, dönüşülecek süreçten korkarlar.

Ali Bulaç

(Öyle) Adamlar ki, ne ticaret, ne alışveriş onları Allah'ı zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan ve zekatı vermekten 'tutkuya kaptırıp alıkoymaz'; onlar, kalplerin ve gözlerin inkılaba uğrayacağı (dehşetten allak bullak olacağı) günden korkarlar.

Ali Özek ve heyeti

Onlar, ne ticaret ne de alışverişin kendilerini Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı insanlardır. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.

Ali Rıza Safa

Ne ticaretin ne de alışverişin; Allah'ın Öğretisinden, namazı dosdoğru kılmaktan ve zekatı vermekten alıkoymadığı kişiler, yüreklerin ve gözlerin ters çevrileceği günden korkarlar.

Bayraktar Bayraklı

Ticaretin ve alışverişin kendilerini Allah'ı anmaktan, namazı kılmaktan ve zekatı vermekten alıkoymadığı delikanlı mü'minler, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.

Edip Yüksel

Kişiler vardır. Onları, ALLAH'ı anmaktan, salatı gözetmekten ve zekatı vermekten ne bir iş ne de bir ticaret alıkoymaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin ters döneceği günden korkarlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kişiler vardır. Onları, ALLAH'ı anmaktan, namazı gözetmekten ve zekatı vermekten ne bir iş ne de bir ticaret alıkoymaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin ters döneceği günden korkarlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Nice erler ki, ne ticaret, ne de alışveriş kendilerini Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymaz; onlar, kalplerin ve gözlerin kıvranacağı günden korkarlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Nice erler ki ne ticaret ne beyi' kendilerini zikrullahtan, namaz kılmaktan, zekat vermekten alıkoymaz, kalblerin ve gözlerin kıvranacağı günden korkarlar

Erhan Aktaş

Öyle kimseler vardır ki ne mal ne de alışveriş onları Allah'ın buyruklarına uymaktan, salatı ikame etmekten dipnot 1 ve zekatı yapmaktan dipnot 1 alıkoyar. Onlar, kalplerin ve gözlerin altüst olacağı günden korkarlar.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bkz. 21:73. ayetin dipnotu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Öyle kimseler vardır ki ne mal ne de alışveriş onları Allah'ın buyruklarına uymaktan, salatı ikame etmekten dipnot 1 ve zekatı yapmaktan dipnot 1 alıkoyar. Onlar, kalplerin ve gözlerin altüst olacağı günden korkarlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Salatı ikame etmek, Zekatı yapmak" terkibi, ibadete layık yegane ilah olarak Allah'a inanmak; kulluğu, Allah'a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle ve arınmış, temizlenmiş arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Zekat sözcüğü birçok ayette daha temiz, daha iyi, arınmak, temizlenmek, aklanmak, yüceltmek anlamında kullanılmıştır. (Örneğin: 2:151; 3:77; 4:49; 9:103; 19:13; 20:76; 24:21; 35:18; 53:32; 62:2; 80:3; 91:9.) Bkz. 2:43. ayetin dipnotu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Öyle kimseler vardır ki ne mal ne de alışveriş onları Allah'ın buyruklarına uymaktan, salatı ikame etmekten dipnot 1 ve zekatı vermekten dipnot 1 alıkoyar. Onlar, kalplerin ve gözlerin altüst olacağı günden korkarlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Salatı ikame etmek, zekatı vermek: İbadete layık yegane ilah olarak Allah'a inanmak; kulluğu, Allah'a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle ve arınmış, temizlenmiş, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir.

Gültekin Onan

(Öyle) Erkekler ki, ne ticaret, ne alışveriş onları Tanrı'yı zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan ve zekatı vermekten 'tutkuya kaptırıp alıkoymaz'; onlar kalplerin ve gözlerin çevrileceği (tetekallebu )[dehşetten allak bullak olacağı] günden korkarlar.

Hasan Basri Çantay

(Öyle) adamlar (vardır ki) onları ne bir ticaret, ne bir alış veriş Allahı zikretmeliden, dosdoğru namaz kılmakdan, zekatı vermekden alıkoymaz. Onlar kalblerin ve gözlerin (dehşetle) döneceği gönden korkarlar.

İbni Kesir

Öyle erler ki; ne ticaret, ne alış-veriş onları Allah'ı zikretmekten, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymaz. Onlar gönüllerin ve gözlerin döneceği günden korkarlar.

Mehmet Alagaş

(37-38) Öyle adamlar ki alış satış ve ticaret onları Allah’ı hatırlayıp düşünmekten alıkoymaz, namaza kalkar kılarlar, (Kulun Allah karşısındaki esas duruşu) zekâtı verirler, kalplerin ve bakışların döndüğü günden de korkarlar. Allah onları, yaptıklarının daha güzeli ile karşılıklandıracak. Onlara, maddi ve manevi zenginliğinden daha da fazlasını / ziyadesini verecek. Allah, istediği kişiyi hesapsız rızıklandırır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kendilerini ticaretin de, alışverişin de Allah’ı zikretmekten, namazdan ve zekâtı vermekten alıkoymadığı erlerdir. Onlar, kalplerin ve gözlerin ters döneceği bir günden korkarlar.

Süleyman Ateş

Kendilerini ne ticaretin, ne de alışverişin Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan, zekat vermekten alıkoymadığı erkekler. (Onlar), yüreklerin ve gözlerin (dehşetten) ters döneceği günden korkarlar.

Süleymaniye Vakfı

Onlar (Allah'a boyun eğenler) öyle adamlardır ki ticaret ve alışveriş dipnot 1 onları Allah'ın zikrinden dipnot 2 , namazı düzgün ve sürekli kılmaktan, zekatı da vermekten alıkoymaz dipnot 3 . Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olacağı günden korkarlar dipnot 4 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ticaret, mal ve hizmet alım satımıdır. Alışveriş ise malın malla değişimidir (Nisa 4/29).
  2. metne dön, dipnot 2
    Zikir, bağlantılarıyla birlikte düşünülüp öğrenilen doğru bilgi, o bilgiyi kullanıma hazır tutmak, akla veya dile getirmektir (Müfredat ذكر md.). Doğru bilginin kaynağı Allah'ın ayetleridir. Bunlar, yaratılan ayetler ve indirilen ayetler olmak üzere iki türlüdür. Her birinden elde edilen doğru bilgi zikirdir (Enbiya 21/24,En'am 6/80). İnsanı, sadece bu bilgi tatmin eder. (Ra'd 13/28) Allah'ı zikretmek; onu, kitabını ve yarattığı ayetleri dikkate almak, akıldan çıkarmamak ve onların üzerine düşünmektir. İnsan bunlardan bildiği kadarıyla sorumludur (Bakara 2/209).
  3. metne dön, dipnot 3
  4. metne dön, dipnot 4

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(O ışıktan yararlananlar) Öyle adamlardır ki, onları ne ticaret, ne alış veriş onları Allah'ın zikrinden (Kur'an'dan), namazı tam kılmaktan ve zekatı vermekten alıkoyabilir. Onlar, kalplerin ve gözlerin döneceği bir günden korkarlar.

Şaban Britch

(Onlar) Ticaretin, alışverişin, kendilerini Allah’ın zikrinden, namazı ikame etmekten, zekat vermekten alıkoyamadığı adamlardır. Onlar, kalplerin ve gözlerin ters döneceği bir günden korkarlar.

Şaban Piriş

Ticaretin, alışverişin, kendilerini Allah'ın zikrinden, namaz kılmaktan, zekat vermekten alıkoyamadığı adamlar... Onlar, gönüllerin ve gözlerin ters döneceği bir günden korkarlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Öyle erler vardır ki, bir ticaret de bir alışveriş de onları Allah'ın zikrinden/Kur'an'ından, namaz kılmaktan, zekat vermekten alıkoyamaz. Onlar, kalplerle gözlerin döneceği/yer değiştireceği günden korkarlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

By people whose feet are irresistibly drawn to these sacred places by the invisible and spiritual magnetic influence, people who are not distracted by trade or traffic from applying their remembrance to Allah. Nor are they distracted from religious observances, namely the act of worship alms giving, and holding in awe the Day of Judgement when the hearts sink -connoting extreme fear- and the eyes roll toward all and weep at what they are glad of or afraid of.

Abdul Haleem

men who are not distracted, either by commerce or profit, from remembering God, keeping up the prayer, and paying the prescribed alms, fearing a day when hearts and eyes will turn over.

Abdullah Yusuf Ali

By men whom neither traffic nor merchandise can divert from the Remembrance of Allah, nor from regular Prayer, nor from the practice of regular Charity: Their (only) fear is for the Day when hearts and eyes will be transformed (in a world wholly new),-

Abul A'la Maududi

people whom neither commerce nor striving after profit diverts them from remembering Allah, from establishing Prayer, and from paying Zakah; people who dread the Day on which all hearts will be overturned and eyes will be petrified;

Aisha Bewley

not distracted by trade or commerce from the remembrance of Allah and the establishment of salat and the payment of zakat; fearing a day when all hearts and eyes will be in turmoil –

Al-Hilali & Khan

Men whom neither trade nor sale (business) diverts from the Remembrance of Allâh (with heart and tongue), nor from performing As-Salât (Iqâmat-as-Salât), nor from giving the Zakât. They fear a Day when hearts and eyes will be overturned (out of the horror of the torment of the Day of Resurrection).

Ali Quli Qarai

by men whom neither trading nor bargaining distracts from the remembrance of Allah, and the maintenance of prayer and the giving of zakāt. They are fearful of a day wherein the heart and the sight will be transformed,

Amatul Rahman Omar

Men whom neither trade nor sale distracts from exalting (the name of) Allâh and from the observance of Prayer and from presenting Zakât (- purifying dues) regularly. They dread the day when the hearts and the eyes will be in a state of agitation and anguish;

Arthur John Arberry

are men whom neither commerce nor trafficking diverts from the remembrance of God and to perform the prayer, and to pay the alms, fearing a day when hearts and eyes shall be turned about,

Bijan Moeinian

In these houses, you will find in people who do not let the business and making money come between them and worshipping the Lord and participation in the charities. They are afraid of being at loss on the Day that the hearts and the eyes will be horrified.

E. Henry Palmer

Men whom neither merchandize nor selling divert from the remembrance of God and steadfastness in prayer and giving alms, who fear a day when hearts and eyes shall be upset;-

Edip-Layth

People who are not distracted by trade or sale from the remembrance of God, holding the contact prayers, and contributing towards betterment. They fear a day when the hearts and sight will be overturned.

George Sale

whom neither merchandizing, nor selling diverteth from the remembering of God, and the observance of prayer, and the giving of alms; fearing the day whereon men's hearts and eyes shall be troubled;

Hamid S. Aziz

(This lamp is found, or the light is lit) In the houses which Allah has permitted to be exalted and that His name shall be remembered (or mentioned) therein. His praises are celebrated therein mornings and evenings.

Mahmoud Ghali

Men whom neither commerce nor trade (Literally: selling) diverts from the Remembrance of Allah, and keeping up the prayer, and the bringing of the Zakat, (Paying the poor-dues) fearing a Day when hearts and beholdings will be turning about,

Marmaduke Pickthall

Men whom neither merchandise nor sale beguileth from remembrance of Allah and constancy in prayer and paying to the poor their due; who fear a day when hearts and eyeballs will be overturned;

Mohamed Ahmed - Samira

By men not distracted from the remembrance of God either by trade and commerce or buying and selling, who stand by their devotional obligations and pay the zakat, who fear the day when hearts and eyes would flutter with trepidation

Muhammad Asad

people whom neither [worldly] commerce nor striving after gain can divert from the remembrance of God, and from constancy in prayer, and from charity: [people] who are filled with fear [at the thought] of the Day On which all hearts and eyes will be convulsed,

Mustafa Khattab

by men[1] who are not distracted—either by buying or selling—from Allah’s remembrance, or performing prayer, or paying alms-tax. They fear a Day when hearts and eyes will tremble,

Progressive Muslims

Men who are not distracted by trade or sale from the remembrance of God, and holding the contact-method, and contributing towards betterment. They fear a Day when the hearts and sight will be overturned.

Rashad Khalifa

People who are not distracted by business or trade from commemorating GOD; they observe the Contact Prayers (Salat), and give the obligatory charity (Zakat), and they are conscious of the day when the minds and the eyes will be horrified.

Sahih International

[Are] men whom neither commerce nor sale distracts from the remembrance of Allah and performance of prayer and giving of zakah. They fear a Day in which the hearts and eyes will [fearfully] turn about -

Sam Gerrans

Men whom neither trade nor commerce divert from the remembrance of God and upholding the duty and rendering the purity. They fear a day wherein the hearts and the eyes will turn about,

Shabbir Ahmed

(These are not the communities of monks but) they are such whom neither trade nor sale can divert from the remembrance of Allah. They keep striving to consolidate the Divine System and set up the Just Economic Order of Zakat in the society. They are people filled with awesome consciousness of the Day when hearts and eyes will be horrified. (50:20).

Syed Vickar Ahamed

To (those) men whom neither trade nor business can take away from remembering Allah, and not from (their) regular prayer, and not from the giving of regular charity: Their (only) fear is of the Day when hearts and eyes will be transformed (in a new universe)—

Taqi Usmani

by the men whom no trade or sale makes neglectful of the remembrance of Allah, nor from establishing Salāh and paying Zakāh ; they are fearful of a day in which the hearts and the eyes will be over-turned.

The Monotheist Group

By men not distracted by trade or sale from the remembrance of God and holding the contact prayer, and contributing towards purification. They fear a Day when the hearts and sight will be overturned.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nûr suresi, 37. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nûr suresi, 37. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nûr suresi, 37. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩