Diyanet İşleri
"Bunlar da, çok büyük bir tuzak kurdular."
Nûh suresi
Nûh suresi, 22. ayet. وَمَكَرُوا۟ مَكْرًا كُبَّارًا
vemekerû mekran kübbârâ.
"Bunlar da, çok büyük bir tuzak kurdular."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kavmin tuzağı ve putlar Nûh 21–24 3
(19-20) 'Allah, yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır ki, oradaki geniş yollarda yürüyesiniz."
Nuh, dedi ki: "Rabbim! Gerçekten onlar bana karşı geldiler, malı ve çocuğu ancak kendi hüsranını artıran kimselere uydular."
"Bunlar da, çok büyük bir tuzak kurdular."
"Şöyle dediler: 'Sakın ilahlarınızı bırakmayın. Hele hele Vedd'i, Süva'ı, Yeğus'u, Ye'uk'u ve Nesr'i hiç bırakmayın."
"Onlar gerçekten birçoklarını saptırdılar. (Rabbim!) Sen de bu zalimlerin sadece sapıklıklarını artır."
Hataları (küfür ve isyanları) yüzünden suda boğuldular ve cehenneme sokuldular da kendileri için Allah'tan başka yardımcılar bulamadılar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 21–24. ayetler için yazılmıştır.
21. “Nûh” Rabbine şikâyetle “dedi ki: Rabbim…” Benim onlara söylediğim bunca sözlerin, öğütlerin ve hatırlatmaların onlara hiçbir faydası olmadı. Aksine “bunlar bana” kendilerine emrettiğim bütün hususlarda “isyan ettiler de malları ve çocukları sadece zararlarını artıracak olan kimselere uydular.” Yani onlar, kendilerine samimiyetle öğüt veren, hayrı gösteren rasûle karşı geldiler. Diğer taraftan ileri gelen ve eşraf kabul edilenlere uydular. Halbuki bunların malları ve çocukları kendilerinin ziyanlarından başka bir şeylerini artırmayacaktır. Yani onların, kendilerini helâke götürmekten ve kurtuluştan mahrum etmekten başka bir faydaları yoktur. Peki ya onlara uyup itaat edenlerin hali nice olur!
22. “Onlar da çok büyük” hakka karşı inatlaşma hususunda oldukça ileri ve pek büyük “tuzaklar kurdular.”
23. “Ve” kavimlerini şirke çağırarak ve onlara bunu süslü göstererek “dediler ki: Sakın ilahlarınızı bırakmayın” Böylece onları izlemekte oldukları şirk yoluna taassupla ve sımsıkı sarılmaya, önceki atalarının izlediği yolu bırakmamaya çağırdılar. Daha sonra bu ilâhlarını isim isim zikredip şöyle dediler: “Sakın Ved, Suvâ’, Yeğûs, Ye’ûk ve Nesr’i terk etmeyin.” Bunlar, salih birtakım insanların isimleri idi. Bunlar öldükten sonra şeytan, kavimlerine onların suretlerini yapmalarını vesvese verip güzel gösterdi. Böylece kanaatlerine göre bunları gördükleri vakit itaat için daha çok gayrete geleceklerdi.
Aradan uzun zaman geçti ve bu işi yapanların dışında başkaları gelince şeytan, bunlara da şunu söyledi: Sizden öncekiler bunlara ibadet ediyorlar, bunları vesile/aracı ediniyorlardı. Bunların vesilesiyle yağmura kavuşuyorlardı. Bunun üzerine onlar da bunlara ibadet ettiler. İşte bundan dolayı onların ileri gelen elebaşları, kendilerine uyan kimselere bu putlara ibadetten vazgeçmemelerini emrettiler.
24. “Gerçekten onlar” yani büyük kabul edilenler ve liderler, yaptıkları çağrılarla insanlardan “birçok kimseyi saptırdılar.”
“O halde Sen de bu zalimlerin sapıklığından başka bir şeylerini artırma!” Eğer onların sapmaları, benim kendilerini hakka davetim esnasında olsaydı bunun bir anlamı olabilirdi. Fakat onlar, sırf liderlerinin davetleri ile sapmakta ve bununla da ancak sapıklıkları artmaktadır. Yani artık onların kurtuluşlarına ve düzelmelerine imkân kalmamıştır. Bundan dolayı Yüce Allah, onların dünya ve âhiretteki azap ve cezalarını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onların ileri gelenleri, aşağılık kimseleri Nûh’a karşı kışkırtarak çok büyük bir tuzak kurdular.
Aynı kök: مكر (43 geçiş) · Ortak kavram: Kibir
İşte böyle, her memlekette günahkarları oranın ileri gelenleri kıldık ki oralarda hilekarlık etsinler. Halbuki onlar hilekarlığı ancak kendilerine…
Aynı kök: مكر (43 geçiş) · Ortak kavram: Kibir
Kadın, bunların dedikodularını işitince haber gönderip onları çağırdı. (Ziyafet düzenleyip) onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. Her…
Aynı kök: مكر (43 geçiş) · Ortak kavram: Kibir
Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, "Hayır, bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. Çünkü siz bize Allah'ı…
Aynı kıssa: Hz. Nûh · Ortak kavram: Kibir
"Kuşkusuz sen onları bağışlayasın diye kendilerini her davet edişimde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, inanmamakta…
Aynı kıssa: Hz. Nûh
Andolsun, Nuh'u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Şüphesiz…
Aynı kıssa: Hz. Nûh
Kavminin ileri gelenleri, "Biz seni açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz" dediler.
Ortak kavram: Kibir
Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük…
Ortak kavram: Kibir
Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Çok büyük tuzaklar da kurdular."
onlar (propaganda yoluyla) korkunç tuzaklar kurdular;
ve (Sana karşı) en korkunç tuzakları kuranlara,
"Çok büyük bir mekr ile mekr ettiler!"
"Ve büyük büyük hileli düzenler kurdular."
Bunlar da, büyük hileler, büyük desiseler kurdular!
"Ve çok büyük sinsi düzenler tasarladılar!"
- Nuh şöyle dedi: "Ey Rabbim! Bunlar bana karşı geldiler. Malı ve çocukları kendi zararını arttırmaktan başka işe yarayamayan kişiye uydular ve büyük tuzaklar kurdular."
"Ve hatta büyük tuzaklar kurdular."
'Ve hatta büyük tuzaklar kurdular.'
Büyük büyük hilelere giriştiler.
Ve büyük büyük mekre giriştiler
"Büyük tuzaklarla tuzak kurdular."
"Büyük tuzaklarla tuzak kurdular."
"Büyük tuzaklarla tuzak kurdular."
"Ve büyük büyük hileli düzenler kurdular."
"Bunlar da büyük büyük hileler (dolaplar, melanetler) yapdılar".
Büyük büyük düzenler kurdular.
(21-28) Nuh dedi ki Rabbim, onlar bana isyan ettiler ve mal ve çocuğun sadece hasarını artırdığı kişiye tabi oldular, büyükçe bir tuzak planı kurdular, Sakın ilahlarınızı terk etmeyin / bırakmayın dediler “vedden” putunu bırakmayın dediler “suvea”yı bırakmayın dediler “yauus”u ve “yeuuk”u bırakmayın dediler ve de “nesran”ı bırakmayın, çoğunluğu kesin olarak saptı, zalimlerin sapmaları artar / ziyadeleşir, yanlışları nedeniyle boğuldular ve ateşe atıldılar, Allah’tan başka yardım eden bulamadılar. Nuh, Rabbim, kafirlerden yeryüzünde herhangi birisini dahi bırakma dedi, sen onları bırakır isen kullarını kesinlikle saptırırlar, sadece ve sadece ahlaksız/ fâcir ve kâfir evlat doğururlar, Rabbim beni ve iman edenleri bağışla, kafirlerinse tükenişlerini artır.
"Ve büyük bir tuzak kurdular.''
"Büyük büyük tuzaklar kurdular."
Çok büyük planlar kurdular dipnot 1 .
Büyük büyük oyunlar oynadılar.
Büyük büyük tuzak kurdular.
Büyük büyük tuzak kurdular.
"Çok büyük hileler sergilediler/çok büyük tuzaklar kurdular."
"With cleverness in circumventing, they had recourse to stratagem".
who have made a grand plan,
"And they have devised a tremendous Plot.
They contrived a plot of great magnitude. dipnot 1
They have hatched a mighty plot
"And they have plotted a mighty plot.
and they have devised an outrageous plot.
They have devised a mighty and heinous plan (against the Prophet),
and have devised a mighty device
Their chiefs have already devised a vicious plan against them.
and they have plotted a great plot,
They plotted a great plotting.
And they devised a dangerous plot against Noah:
"And they devised a mighty plot.
And they have schemed a heinous scheming;
And they have plotted a mighty plot,
And they contrived a plot of great magnitude,
and who have devised a most awesome blasphemy [against Thee],
and who have devised a tremendous plot,
And they plotted a great plotting.
"They schemed terrible schemes.
And they conspired an immense conspiracy.
“And they have schemed a mighty scheme,”
And they plot tremendous schemes.
"And they have planned a huge (and evil) plot.
and they devised a mighty plot,
And they plotted a great plotting.