Diyanet İşleri
Hayır, hayır! Doğrusu onların kazanmakta oldukları kalplerini paslandırmıştır.
Mutaffifîn suresi
Mutaffifîn suresi, 14. ayet. كَلَّا بَلْ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ
kellâ bel râne `alâ ḳulûbihim mâ kânû yeksibûn.
Hayır, hayır! Doğrusu onların kazanmakta oldukları kalplerini paslandırmıştır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Siccîn ve yalanlayanlar Mutaffifîn 7–17 3
(10-11) O gün yalanlayanların; hesap ve ceza gününü yalanlayanların vay haline!
Onu, ancak her azgın, günahkar kimse inkar eder.
Ona ayetlerimiz okununca, "Eskilerin masalları" der.
Hayır, hayır! Doğrusu onların kazanmakta oldukları kalplerini paslandırmıştır.
Hayır, şüphesiz onlar, kıyamet günü Rablerini görmekten mahrum bırakılacaklardır.
Sonra onlar muhakkak cehenneme gireceklerdir.
Sonra da onlara, "Yalanlamakta olduğunuz işte budur" denecektir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 14–17. ayetler için yazılmıştır.
14-16. Ama işledikleri kalbini örten, günahları kalbini perdeleyen kimseler böyle değildirler. Bu gibi kimselerin önünde hakkı görmelerini engelleyen perdeler vardır. İşte bundan dolayı onlar da Yüce Allah'ı görmekten perdelenmek suretiyle cezalandırılacaklardır. Tıpkı kendileri, Allah’ın âyetlerine karşı kalplerini perdeledikleri gibi.
16-17. Bu, pek büyük cezanın yanı sıra “onlar hiç şüphesiz cehennemi boylayacaklardır.” Daha sonra da onlara azarlamak maksadı ile: “İşte sizin (dünyadayken) yalanlamakta olduğunuz şey budur, denilecektir.” Yüce Allah, onların üç türlü azaplarının olduğundan söz etmektedir: Cehennem azabı, azarlama ve kınama azabı, âlemlerin Rabbini göremeyerek bu nimetten mahrum kalma azabı ki bu da O’nun, onlara gazap etmesi ve öfkelenmesi anlamına gelir. Bu azap da onlar için cehennem azabından daha ağırdır.
Bu ayet-i kerimelerin mefhumu, mü’minlerin Kıyamet gününde ve cennette Rablerini göreceklerine, O’na bakmakla zevk alacaklarına, bu zevkin diğer zevk ve lezzetlerden çok daha büyük olacağına, O’nun hitabı ile sürûr ve neş’e ile dolacaklarına, O’na yakın olmaktan ötürü mutlu olacaklarına delil teşkil etmektedir. Nitekim Yüce Allah, bu hususu Kur’ân-ı Kerîm’in birkaç âyet-i kerimesinde zikretmiş ve bu konuda Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den gelmiş nakiller de tevâtür derecesine ulaşmıştır.
Yine bu âyet-i kerimelerde günahlardan sakındırma da vardır. Çünkü günahlar, yavaş yavaş kalbi örtüp perdeler, nihâyet kalbin nuru büsbütün söner, basireti ölür. Artık onun için gerçekler tersyüz olur; batılı hak, hakkı batıl görür. Bu ise günahlara verilebilecek en büyük cezadır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Durum o yalanlayanların zannettiği gibi değildir. Bilakis, işlemiş oldukları günahlar onların akıllarına üstün gelerek onu kaplamış ve böylece kalpleriyle hakkı görememişlerdir.
Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Ortak kavram: Kalp
Allah, sizi kasıtsız yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz, fakat sizi kalplerinizin kazandığı (bile bile yaptığınız) yeminlerden sorumlu tutar.…
Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Ortak kavram: Kalp
Yanlarına döndüğünüz zaman, kendilerini rahat bırakmanız için size Allah adıyla yemin edeceklerdir. Artık onların peşini bırakın. Çünkü onlar pistir.…
Aynı kök: كسب (67 geçiş)
Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab'ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, "Bu, Allah'ın katındandır" derler. Vay ellerinin…
Ortak kavram: Kalp
Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.
Ortak kavram: Kalp
Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem…
Ortak kavram: Kalp
Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Hayır, aksine! Kazandıkları (kötülükler nedeniyle) kalplerinin üzerinde pas tutmuştur.
Ondan daha da beter: yaptıkları yüzünden kalpleri tümüyle pas tutmuştur.
Hayır, onların kalpleri, yaptıkları (kötülükler) ile pas tutmuştur!
Hayır (asla)! Aksine yaptıklarının getirileri onların şuurlarını (bir pas gibi) örtmüştür.
Asla, hayır; onların kazandıkları, kalpleri üzerinde pas tutmuştur.
Hayır! Bilakis onların işlemekte oldukları (kötülükler) kalplerini kirletmiştir.
Hayır, asla! Kazandıkları, yüreklerinin üzerinde pas tutmuştur.
Hayır! Doğrusu, işledikleri günahlar, kalplerinin üzerinde pas tutmuştur.
Doğrusu, işledikleri günahlar kalplerini kaplamış.
Doğrusu, işledikleri günahlar kalplerini kaplamış.
Hayır, hayır! Onların kazançları kalplerinin üzerine pas bağlamıştır!
Hayır hayır! Fakat onların kazancları kalblerinin üzerine pas bağlamıştır
Hayır, hayır! Bilakis, onların yapıp ettikleri şeyler kalplerini kararttı.
Hayır, hayır! Bilakis, onların yapıp ettikleri şeyler kalplerini kararttı.
Hayır, hayır! Bilakis, onların yapıp ettikleri şeyler kalplerini kararttı.
Asla, hayır; onların kazandıkları, kalpleri üzerinde pas tutmuştur.
Hayır (hakıykat öyle değil), bil'akis, onların kazanmakda oldukları (irtikab edegeldikleri ma'siyetler) kalblerini yenmiş (paslandırmış) dır.
Hayır; onların kazandıkları, kalblerini paslandırıp körletmiştir.
(7-28) Hayır ahlaksızların / yırtıkların / füccarın kaydı / kitabı siccindedir, sen siccin nedir bilebildin mi? / idrak edebildin mi? Rakamlaşmış kitaptır, yalanlayanlara yazıklar olsun, hesap verme gününü yalanlıyorlar, azgın her günahlı onu yalanlar, ona ayetlerimiz okunduğu vakit evvelkilerin masalları / satırları derler. Hayır! bilakis yap tıklarından ötürü kalpleri pas bağlamıştır, hayır o gün onlar Rablerine bakamaz haldedirler /perdelenmişlerdir / mahcupturlar, sonra onlar kesinlikle cehenneme yollanacaklardır, sonra onlara işte yalanladığınız bu! denilecektir. Hayır iyilerin kaydı / kitabı Illiyyindedir. Sen ılliyyin nedir idrak edebildin mi? Rakamlaşmış kitaptır , y akınlaşanlar ona tanıktır / şahittir. İyiler nimetler içindedirler, koltuklar üzerinde bakarlar, nimetlerin sevinç ışıltıları olan yüzlerinden onları tanırsın, İçmeleri için mühür kapaklı içecekler sunulur , içmesi bitiminde ise misk kokusu alınır , nefsi için imrenen buna imrensin , içerik özelliği / mizacı, tesnim kaynağındandır / gözesindendir, ondan yakın kılınmış olanlar içerler.
Hayır, aksine onların kazandıkları kalplerini örtmüştür.
Hayır, doğrusu, onların işleyip kazandıkları şeyler, kalblerinin üzerine pas olmuştur.
Hayır, hayır! Aslında onların elde ettikleri şeyler kalpleri üzerinde pas oluşturmuştur. dipnot 1
Hayır hayır… Aslında kazançları, yürekleri üzerinde pas oluşturmuştur.
Hayır! Aksine, kazandıkları (günahlar) onların kalplerini bürümüştür.
-Hayır! aksine, kazandıkları onların kalplerini paslandırmıştır.
İşin esası o değil! Onların kazanmakta oldukları, kalplerinin üstünde pas oluşturmuştur.
No, but what deafened their hearts' ears and made them irresponsive was the blight which their hearts acquired through their ill deeds and woeful story.
No indeed! Their hearts are encrusted with what they have done.
By no means! but on their hearts is the stain of the (ill) which they do!
No indeed! The truth is that their hearts have become rusted on account of their evil deeds. dipnot 1
No indeed! Rather what they have earned has rusted up their hearts.
Nay! But on their hearts is the Rân (covering of sins and evil deeds) which they used to earn.[1]
No indeed! Rather their hearts have been sullied by what they have been earning.
Nay (not at all so), the truth is that their (evil) deeds have rusted their hearts.
No indeed; but that they were earning has rusted upon their hearts.
Their sins have stained their heart so badly that they can not accept the reality.
Nay, but that which they have gained has settled upon their hearts.
No, a covering has been placed on their hearts for what they have earned.
By no means: But rather their lusts have cast a veil over their hearts.
Nay! But what they used to do has become like rust upon their heart.
Not at all! No indeed, (but) whatever they were earning has overlaid on their hearts.
Nay, but that which they have earned is rust upon their hearts.
No. In fact what they have been doing has rusted their hearts.
Nay, but their hearts are corroded by all [the evil] that they were wont to do!
But no! In fact, their hearts have been stained by all ˹the evil˺ they used to commit!
No, a covering has been placed on their hearts for what they have earned.
Indeed, their hearts have become shielded by their sins.
No! Rather, the stain has covered their hearts of that which they were earning.
No, indeed! The truth is, what they earned conquered their hearts.
Nay, but their hearts get corroded by what they have earned. (2:7).
By no means! But on their hearts is the stain of (the evil, ) whatever they do!
No! But that which they used to commit has covered their hearts with rust.
No,a covering has been placed on their hearts for what they have earned.