Mutaffifîn suresi

Mutaffifîn suresi, 17. ayet

Mutaffifîn suresi, 17. ayet. ثُمَّ يُقَالُ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

ŝümme yüḳâlü hâẕe-lleẕî küntüm bihî tükeẕẕibûn.

Diyanet İşleri

Sonra da onlara, "Yalanlamakta olduğunuz işte budur" denecektir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mutaffifîn 14–20 · surenin 17. ayeti / 36

Konu Siccîn ve yalanlayanlar Mutaffifîn 7–17 3

  1. Mutaffifîn 14

    Hayır, hayır! Doğrusu onların kazanmakta oldukları kalplerini paslandırmıştır.

  2. Mutaffifîn 15

    Hayır, şüphesiz onlar, kıyamet günü Rablerini görmekten mahrum bırakılacaklardır.

  3. Mutaffifîn 16

    Sonra onlar muhakkak cehenneme gireceklerdir.

  4. 17

    Sonra da onlara, "Yalanlamakta olduğunuz işte budur" denecektir.

  5. Mutaffifîn 18

    Hayır (sandıkları gibi değil!) iyilerin yazısı "İlliyyun"dadır.

  6. Mutaffifîn 19

    "İlliyyun"un ne olduğunu sen ne bileceksin.

  7. Mutaffifîn 20

    O, yazılmış bir kitaptır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 14–17. ayetler için yazılmıştır.

14-16. Ama işledikleri kalbini örten, günahları kalbini perdeleyen kimseler böyle değildirler. Bu gibi kimselerin önünde hakkı görmelerini engelleyen perdeler vardır. İşte bundan dolayı onlar da Yüce Allah'ı görmekten perdelenmek suretiyle cezalandırılacaklardır. Tıpkı kendileri, Allah’ın âyetlerine karşı kalplerini perdeledikleri gibi.

16-17. Bu, pek büyük cezanın yanı sıra “onlar hiç şüphesiz cehennemi boylayacaklardır.” Daha sonra da onlara azarlamak maksadı ile: “İşte sizin (dünyadayken) yalanlamakta olduğunuz şey budur, denilecektir.” Yüce Allah, onların üç türlü azaplarının olduğundan söz etmektedir: Cehennem azabı, azarlama ve kınama azabı, âlemlerin Rabbini göremeyerek bu nimetten mahrum kalma azabı ki bu da O’nun, onlara gazap etmesi ve öfkelenmesi anlamına gelir. Bu azap da onlar için cehennem azabından daha ağırdır.

Bu ayet-i kerimelerin mefhumu, mü’minlerin Kıyamet gününde ve cennette Rablerini göreceklerine, O’na bakmakla zevk alacaklarına, bu zevkin diğer zevk ve lezzetlerden çok daha büyük olacağına, O’nun hitabı ile sürûr ve neş’e ile dolacaklarına, O’na yakın olmaktan ötürü mutlu olacaklarına delil teşkil etmektedir. Nitekim Yüce Allah, bu hususu Kur’ân-ı Kerîm’in birkaç âyet-i kerimesinde zikretmiş ve bu konuda Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den gelmiş nakiller de tevâtür derecesine ulaşmıştır.

Yine bu âyet-i kerimelerde günahlardan sakındırma da vardır. Çünkü günahlar, yavaş yavaş kalbi örtüp perdeler, nihâyet kalbin nuru büsbütün söner, basireti ölür. Artık onun için gerçekler tersyüz olur; batılı hak, hakkı batıl görür. Bu ise günahlara verilebilecek en büyük cezadır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Sonra da kıyamet günü onlara bir azarlama olarak şöyle denilecektir: “Karşılaştığınız bu azap, peygamberinizin size dünyada iken bildirdiği zaman yalanlamış olduğunuz azaptır.''

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ثُمَّ summe sonra
  2. يُقَالُ yukalu denilecektir kök: قول
  3. هَـٰذَا haza işte budur
  4. ٱلَّذِى llezi şey
  5. كُنتُم kuntum olduğunuz kök: كون
  6. بِهِۦ bihi onu
  7. تُكَذِّبُونَ tukezzibune yalanlıyor(lar) kök: كذب

Keşif

Bu ayet neyle ilişkili

Bu ayeti taşıyan yazmalar 7

56 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler8

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

sonra kendilerine denilecek ki: "işte sizin yalanlamayı adet edindiğiniz hakikat budur".

Muhammed Esed

ve kendilerine, "Bu, işte sizin yalanlamaya düşkün olduğunuz (şey)dir!" denilecek.

Ahmed Hulusi

Sonra: "İşte bu, yalanladığınız şeydir" denilir.

Ali Bulaç

Sonra onlara: "İşte sizin yalanladığınız (şey) budur" denir.

Ali Özek ve heyeti

Sonra onlara: «İşte yalanlamış olduğunuz (cehennem) budur» denilir.

Ali Rıza Safa

Sonra, şöyle denilecek: "İşte, yalanladığınız budur!"

Bayraktar Bayraklı

- Sonra onlar cehenneme gireceklerdir. Sonra kendilerine, "İşte yalanladığınız budur" denilecektir.

Edip Yüksel

"Yalanlamakta olduğunuz şey işte budur" denir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Yalanlamakta olduğunuz şey işte budur' denir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra da onlara: "İşte bu, sizin yalanlayıp durduğunuz!" denilecek.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra da denecek: işte bu, sizin o tekzib edip durduğunuz

Erhan Aktaş

Sonra da: "İşte bu yalanlayıp durduğunuz şeydir." denecek.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra da: "İşte bu yalanlayıp durduğunuz şeydir." denecek.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra da: "İşte bu yalanlayıp durduğunuz şeydir." denecek.

Gültekin Onan

Sonra onlara: "İşte sizin yalanladığınız (şey) budur" denir.

Hasan Basri Çantay

Sonra da (onlara) "İşte (bu azab) sizin yalan saymakda devam etdiğiniz şeydir" denilecek.

İbni Kesir

Sonra da onlara; yalanlayıp durduğunuz işte budur, denilecektir.

Mehmet Alagaş

(7-28) Hayır ahlaksızların / yırtıkların / füccarın kaydı / kitabı siccindedir, sen siccin nedir bilebildin mi? / idrak edebildin mi? Rakamlaşmış kitaptır, yalanlayanlara yazıklar olsun, hesap verme gününü yalanlıyorlar, azgın her günahlı onu yalanlar, ona ayetlerimiz okunduğu vakit evvelkilerin masalları / satırları derler. Hayır! bilakis yap tıklarından ötürü kalpleri pas bağlamıştır, hayır o gün onlar Rablerine bakamaz haldedirler /perdelenmişlerdir / mahcupturlar, sonra onlar kesinlikle cehenneme yollanacaklardır, sonra onlara işte yalanladığınız bu! denilecektir. Hayır iyilerin kaydı / kitabı Illiyyindedir. Sen ılliyyin nedir idrak edebildin mi? Rakamlaşmış kitaptır , y akınlaşanlar ona tanıktır / şahittir. İyiler nimetler içindedirler, koltuklar üzerinde bakarlar, nimetlerin sevinç ışıltıları olan yüzlerinden onları tanırsın, İçmeleri için mühür kapaklı içecekler sunulur , içmesi bitiminde ise misk kokusu alınır , nefsi için imrenen buna imrensin , içerik özelliği / mizacı, tesnim kaynağındandır / gözesindendir, ondan yakın kılınmış olanlar içerler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Sonra da onlara; “Yalanlamış olduğunuz işte budur!” denilecek.

Süleyman Ateş

Sonra da: "İşte yalanlamakta olduğunuz şey budur!" denilecektir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra onlara şöyle denecektir: "İşte sizin yalan saydığınız budur."

Şaban Britch

Sonra da onlara denilecek ki: Bu yalanlamış olduğunuz şeydir.

Şaban Piriş

Sonra da onlara denilecek ki: -Bu yalanlamış olduğunuz şeydir.

Yaşar Nuri Öztürk

Sonra da: "İşte budur, o yalanlamakta olduğunuz şey!" denilecektir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

There and then shall they be told: "This is the truth which you had always denied to satisfy your vain desire".

Abdul Haleem

and they will be told, ‘This is what you called a lie.’

Abdullah Yusuf Ali

Further, it will be said to them: "This is the (reality) which ye rejected as false!

Abul A'la Maududi

whereafter they will be told: "This is what you used to give the lie to."

Aisha Bewley

Then they will be told, ‘This is what you denied. ’

Al-Hilali & Khan

Then, it will be said to them: "This is what you used to deny!"

Ali Quli Qarai

then told, ‘This is what you used to deny!’

Amatul Rahman Omar

Then it shall be said (to them), `This is that (very punishment) which you used to cry lies to. '

Arthur John Arberry

Then it shall be said to them, 'This is that you cried lies to. '

Bijan Moeinian

Then they will be told: "This is the Fire that you used to joke about it. "

E. Henry Palmer

then it shall be said, 'This is what ye once did call a lie!'

Edip-Layth

Then it will be said, "This is what you used to deny!"

George Sale

Then shall it be said unto them, by the infernal guards, this is what ye denied as a falsehood.

Hamid S. Aziz

Then shall it be said, "This is what you gave the lie to. "

Mahmoud Ghali

Thereafter it will be said (to them), "This is what you cried lies to. "

Marmaduke Pickthall

And it will be said (unto them): This is that which ye used to deny.

Mohamed Ahmed - Samira

They will then be told: "This is what you had denied. "

Muhammad Asad

and be told: "This is the [very thing] to which you were wont to give the lie!"

Mustafa Khattab

and then be told, "This is what you used to deny."

Progressive Muslims

Then it will be said: "This is what you used to deny!"

Rashad Khalifa

They will be told, "This is what you used to deny."

Sahih International

Then it will be said [to them], "This is what you used to deny. "

Sam Gerrans

Then will it be said: “This is that which you denied.”

Shabbir Ahmed

And it will be said, "This is that which you used to deny. "

Syed Vickar Ahamed

Further, it will be said to them: This is the (reality), which you rejected as false!

Taqi Usmani

Then it will be said, "This is what you used to deny."

The Monotheist Group

Then it will be said: "This is what you used to deny!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mutaffifîn suresi, 17. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mutaffifîn suresi, 17. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mutaffifîn suresi, 17. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  8. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩