Diyanet İşleri
Sonra da onlara, "Yalanlamakta olduğunuz işte budur" denecektir.
Mutaffifîn suresi
Mutaffifîn suresi, 17. ayet. ثُمَّ يُقَالُ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
ŝümme yüḳâlü hâẕe-lleẕî küntüm bihî tükeẕẕibûn.
Sonra da onlara, "Yalanlamakta olduğunuz işte budur" denecektir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Siccîn ve yalanlayanlar Mutaffifîn 7–17 3
Hayır, hayır! Doğrusu onların kazanmakta oldukları kalplerini paslandırmıştır.
Hayır, şüphesiz onlar, kıyamet günü Rablerini görmekten mahrum bırakılacaklardır.
Sonra onlar muhakkak cehenneme gireceklerdir.
Sonra da onlara, "Yalanlamakta olduğunuz işte budur" denecektir.
Hayır (sandıkları gibi değil!) iyilerin yazısı "İlliyyun"dadır.
"İlliyyun"un ne olduğunu sen ne bileceksin.
O, yazılmış bir kitaptır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 14–17. ayetler için yazılmıştır.
14-16. Ama işledikleri kalbini örten, günahları kalbini perdeleyen kimseler böyle değildirler. Bu gibi kimselerin önünde hakkı görmelerini engelleyen perdeler vardır. İşte bundan dolayı onlar da Yüce Allah'ı görmekten perdelenmek suretiyle cezalandırılacaklardır. Tıpkı kendileri, Allah’ın âyetlerine karşı kalplerini perdeledikleri gibi.
16-17. Bu, pek büyük cezanın yanı sıra “onlar hiç şüphesiz cehennemi boylayacaklardır.” Daha sonra da onlara azarlamak maksadı ile: “İşte sizin (dünyadayken) yalanlamakta olduğunuz şey budur, denilecektir.” Yüce Allah, onların üç türlü azaplarının olduğundan söz etmektedir: Cehennem azabı, azarlama ve kınama azabı, âlemlerin Rabbini göremeyerek bu nimetten mahrum kalma azabı ki bu da O’nun, onlara gazap etmesi ve öfkelenmesi anlamına gelir. Bu azap da onlar için cehennem azabından daha ağırdır.
Bu ayet-i kerimelerin mefhumu, mü’minlerin Kıyamet gününde ve cennette Rablerini göreceklerine, O’na bakmakla zevk alacaklarına, bu zevkin diğer zevk ve lezzetlerden çok daha büyük olacağına, O’nun hitabı ile sürûr ve neş’e ile dolacaklarına, O’na yakın olmaktan ötürü mutlu olacaklarına delil teşkil etmektedir. Nitekim Yüce Allah, bu hususu Kur’ân-ı Kerîm’in birkaç âyet-i kerimesinde zikretmiş ve bu konuda Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den gelmiş nakiller de tevâtür derecesine ulaşmıştır.
Yine bu âyet-i kerimelerde günahlardan sakındırma da vardır. Çünkü günahlar, yavaş yavaş kalbi örtüp perdeler, nihâyet kalbin nuru büsbütün söner, basireti ölür. Artık onun için gerçekler tersyüz olur; batılı hak, hakkı batıl görür. Bu ise günahlara verilebilecek en büyük cezadır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Sonra da kıyamet günü onlara bir azarlama olarak şöyle denilecektir: “Karşılaştığınız bu azap, peygamberinizin size dünyada iken bildirdiği zaman yalanlamış olduğunuz azaptır.''
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sonra (kendilerine) "Yalanlamış olduğunuz (cehennem) işte budur." denecektir. dipnot 1
sonra kendilerine denilecek ki: "işte sizin yalanlamayı adet edindiğiniz hakikat budur".
ve kendilerine, "Bu, işte sizin yalanlamaya düşkün olduğunuz (şey)dir!" denilecek.
Sonra: "İşte bu, yalanladığınız şeydir" denilir.
Sonra onlara: "İşte sizin yalanladığınız (şey) budur" denir.
Sonra onlara: «İşte yalanlamış olduğunuz (cehennem) budur» denilir.
Sonra, şöyle denilecek: "İşte, yalanladığınız budur!"
- Sonra onlar cehenneme gireceklerdir. Sonra kendilerine, "İşte yalanladığınız budur" denilecektir.
"Yalanlamakta olduğunuz şey işte budur" denir.
'Yalanlamakta olduğunuz şey işte budur' denir.
Sonra da onlara: "İşte bu, sizin yalanlayıp durduğunuz!" denilecek.
Sonra da denecek: işte bu, sizin o tekzib edip durduğunuz
Sonra da: "İşte bu yalanlayıp durduğunuz şeydir." denecek.
Sonra da: "İşte bu yalanlayıp durduğunuz şeydir." denecek.
Sonra da: "İşte bu yalanlayıp durduğunuz şeydir." denecek.
Sonra onlara: "İşte sizin yalanladığınız (şey) budur" denir.
Sonra da (onlara) "İşte (bu azab) sizin yalan saymakda devam etdiğiniz şeydir" denilecek.
Sonra da onlara; yalanlayıp durduğunuz işte budur, denilecektir.
(7-28) Hayır ahlaksızların / yırtıkların / füccarın kaydı / kitabı siccindedir, sen siccin nedir bilebildin mi? / idrak edebildin mi? Rakamlaşmış kitaptır, yalanlayanlara yazıklar olsun, hesap verme gününü yalanlıyorlar, azgın her günahlı onu yalanlar, ona ayetlerimiz okunduğu vakit evvelkilerin masalları / satırları derler. Hayır! bilakis yap tıklarından ötürü kalpleri pas bağlamıştır, hayır o gün onlar Rablerine bakamaz haldedirler /perdelenmişlerdir / mahcupturlar, sonra onlar kesinlikle cehenneme yollanacaklardır, sonra onlara işte yalanladığınız bu! denilecektir. Hayır iyilerin kaydı / kitabı Illiyyindedir. Sen ılliyyin nedir idrak edebildin mi? Rakamlaşmış kitaptır , y akınlaşanlar ona tanıktır / şahittir. İyiler nimetler içindedirler, koltuklar üzerinde bakarlar, nimetlerin sevinç ışıltıları olan yüzlerinden onları tanırsın, İçmeleri için mühür kapaklı içecekler sunulur , içmesi bitiminde ise misk kokusu alınır , nefsi için imrenen buna imrensin , içerik özelliği / mizacı, tesnim kaynağındandır / gözesindendir, ondan yakın kılınmış olanlar içerler.
Sonra da onlara; “Yalanlamış olduğunuz işte budur!” denilecek.
Sonra da: "İşte yalanlamakta olduğunuz şey budur!" denilecektir.
Sonra onlara: "İşte bu, hakkında yalana sarılıp durduğunuz şeydir! dipnot 1 " denilecek.
Sonra onlara şöyle denecektir: "İşte sizin yalan saydığınız budur."
Sonra da onlara denilecek ki: Bu yalanlamış olduğunuz şeydir.
Sonra da onlara denilecek ki: -Bu yalanlamış olduğunuz şeydir.
Sonra da: "İşte budur, o yalanlamakta olduğunuz şey!" denilecektir.
There and then shall they be told: "This is the truth which you had always denied to satisfy your vain desire".
and they will be told, ‘This is what you called a lie.’
Further, it will be said to them: "This is the (reality) which ye rejected as false!
whereafter they will be told: "This is what you used to give the lie to."
Then they will be told, ‘This is what you denied. ’
Then, it will be said to them: "This is what you used to deny!"
then told, ‘This is what you used to deny!’
Then it shall be said (to them), `This is that (very punishment) which you used to cry lies to. '
Then it shall be said to them, 'This is that you cried lies to. '
Then they will be told: "This is the Fire that you used to joke about it. "
then it shall be said, 'This is what ye once did call a lie!'
Then it will be said, "This is what you used to deny!"
Then shall it be said unto them, by the infernal guards, this is what ye denied as a falsehood.
Then shall it be said, "This is what you gave the lie to. "
Thereafter it will be said (to them), "This is what you cried lies to. "
And it will be said (unto them): This is that which ye used to deny.
They will then be told: "This is what you had denied. "
and be told: "This is the [very thing] to which you were wont to give the lie!"
and then be told, "This is what you used to deny."
Then it will be said: "This is what you used to deny!"
They will be told, "This is what you used to deny."
Then it will be said [to them], "This is what you used to deny. "
Then will it be said: “This is that which you denied.”
And it will be said, "This is that which you used to deny. "
Further, it will be said to them: This is the (reality), which you rejected as false!
Then it will be said, "This is what you used to deny."
Then it will be said: "This is what you used to deny!"