Hicr suresi

Hicr suresi, 55. ayet

Hicr suresi, 55. ayet. قَالُوا۟ بَشَّرْنَٰكَ بِٱلْحَقِّ فَلَا تَكُن مِّنَ ٱلْقَٰنِطِينَ

ḳâlû beşşernâke bilḥaḳḳi felâ teküm mine-lḳâniṭîn.

Diyanet İşleri

"Biz sana gerçeği müjdeledik. Sakın ümitsizlerden olma" dediler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hicr 52–58 · surenin 55. ayeti / 99
  1. Hicr 52

    Hani misafirler İbrahim'in yanına girmiş ve "Selam" demişlerdi. O da, "Gerçekten biz sizden korkuyoruz" demişti.

  2. Hicr 53

    Onlar, "Korkma, biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz" dediler.

  3. Hicr 54

    İbrahim, "Bana yaşlılık gelip çatmış iken beni mi müjdeliyorsunuz? Bana neyi müjdeliyorsunuz?" dedi.

  4. 55

    "Biz sana gerçeği müjdeledik. Sakın ümitsizlerden olma" dediler.

  5. Hicr 56

    Dedi ki: "Rabbinin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?"

  6. Hicr 57

    İbrahim, "Ey Elçiler! Göreviniz nedir?" dedi.

  7. Hicr 58

    Şöyle dediler: "Şüphesiz biz suçlu bir millete gönderildik.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

55. “Dediler ki: Biz seni” hakkında en ufak bir şüphenin söz konusu olmadığı “hak ile müjdeliyoruz.” Çünkü Yüce Allah, her şeye gücü yetendir. Özellikle sizler de -ey hane halkı- Allah’ın rahmet ve bereketleri sizin üzerinizdedir. O nedenle Allah’ın sizlere lütuf ve ihsanda bulunmasının garipsenecek bir tarafı yoktur. “Onun için sakın ümit kesenlerden” yani hayrın gerçekleşeceğini uzak bir ihtimal olarak görenlerden “olma!” Aksine Allah’ın lütfunu, ihsanını, iyilik ve bağışını ummaya devam edenlerden olmalısın.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Elçi melekler İbrahim’e şöyle dediler: "Sana içinde hiçbir şüphe bulunmayan gerçeğin müjdesini verdik. Sakın sana müjdelediğimiz konuda ümitsizliğe kapılanlardan olma!''

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالُوا۟ kalu dediler kök: قول
  2. بَشَّرْنَـٰكَ beşşernake sana müjdeledik kök: بشر
  3. بِٱلْحَقِّ bil-hakki gerçeği kök: حقق
  4. فَلَا fela asla
  5. تَكُن tekun olma kök: كون
  6. مِّنَ mine -den
  7. ٱلْقَـٰنِطِينَ l-kanitine umut kesenler- kök: قنط

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: قنط (6 geçiş)

    Dedi ki: "Rabbinin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?"

  • Aynı kök: قنط (6 geçiş)

    İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler. Eğer kendi işledikleri şeyler sebebiyle başlarına bir kötülük gelirse, bir de bakarsın ki…

  • Aynı kök: قنط (6 geçiş)

    De ki: "Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok…

  • Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her…

  • Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    De ki: "Her kim Cebrail'e düşman ise, bilsin ki o, Allah'ın izni ile Kur'an'ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü'minler için de bir hidayet rehberi ve…

  • Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

81 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Melekler:) "Sana gerçeği müjdeledik. Sakın ümitsizliğe düşenlerden olma!" demişlerdi.

Mustafa İslamoğlu

Onlar "Biz seni, gerçekleşmesi kaçınılmaz bir bilgiye dayanarak müjdeliyoruz" deyip eklediler: "Sakın ha, umutsuzluğa düşeyim deme!"

Muhammed Esed

"Seni gerçekleşmesi kaçınılmaz olan bir şeyle müjdeliyoruz; onun için sakın umut kesenlerden olma!" dediler.

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "Seni Hak olarak müjdeliyoruz! Sakın ümitsizliğe düşme!"

Ali Bulaç

Dediler ki: "Seni gerçekle müjdeledik; öyleyse umut kesenlerden olma."

Ali Özek ve heyeti

Sana gerçeği müjdeledik, sakın ümitsizliğe düşenlerden olma! dediler.

Ali Rıza Safa

"Sana, gerçekle, sevinçli bir haber veriyoruz. Artık, umudunu kesenler arasında olma!" dediler.

Bayraktar Bayraklı

Melekler, "Sana gerçeği müjdeledik, sakın ümitsizliğe düşenlerden olma!" dediler.

Edip Yüksel

"Sana gerçeği müjdeledik, umudunu kesme" dediler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Sana gerçeği müjdeledik, umudunu kesme,' dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar: "Biz seni gerçek şeyle müjdeledik; onun için ümidini kesenlerden olma!" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Seni dediler: emri hakkile tebşir ettik, onun için ümidi kesenlerden olma

Erhan Aktaş

Onlar: "Seni, hakk dipnot 1 ile müjdeliyoruz. Asla ümidini kesenlerden olma." dediler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Doğruluğu kesin olan gerçek bilgi ile. Allah'tan aldığımız bilgi ile gerçeği haber veriyoruz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar: "Seni, hakk dipnot 1 ile müjdeliyoruz. Asla ümidini kesenlerden olma." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Gerçek bilgi ile. Allah'tan aldığımız bilgi ile gerçeği haber veriyoruz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar: "Seni, hakk dipnot 1 ile müjdeliyoruz. Asla ümidini kesenlerden olma." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'tan aldığımız bilgi ile.

Gültekin Onan

Dediler ki: "Seni gerçekle müjdeledik; öyleyse umut kesenlerden olma."

Hasan Basri Çantay

Dediler: "Seni hak olarak muştuluyoruz. O halde ümidini kesenlerden olma".

İbni Kesir

Dediler ki: Seni gerçekten müjdeliyoruz, öyleyse ümidini kesenlerden olma.

Mehmet Alagaş

(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

Rowwad Tercüme Merkezi

"Sana gerçeği müjdeliyoruz. Ümitsizliğe düşenlerden olma!" dediler.

Süleyman Ateş

"Sana gerçeği müjdeledik, umut kesenlerden olma!" dediler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dediler ki "Sana bir gerçeği müjdeliyoruz. Sakın umudunu kesenlerden olma."

Şaban Britch

"Sana gerçeği müjdeliyoruz. Ümitsizliğe düşenlerden olma!" dediler.

Şaban Piriş

-Seni gerçekten müjdeliyoruz. Ümitsizliğe düşenlerden olma! dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler: "Hakk'a dayanarak müjdeledik sana, sakın ümitsizliğe düşenlerden olma."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"Never", they said, "but we have intimated to you the truth and therefore do not entertain the idea that the thing which seems hopeless makes you despair of Allah's mercy. "

Abdul Haleem

They said, ‘We have told you the truth, so do not despair.’

Abdullah Yusuf Ali

They said: "We give thee glad tidings in truth: be not then in despair!"

Abul A'la Maududi

They said: "The good tiding we give you is of truth. Do not, therefore, be of those who despair."

Aisha Bewley

They said, ‘We bring you good news of the truth, so do not be among those who despair. ’

Al-Hilali & Khan

They (the angels) said: "We give you glad tidings in truth. So be not of the despairing."

Ali Quli Qarai

They said, ‘We bring you good news in truth; so do not be among the despondent. ’

Amatul Rahman Omar

They said, `We give you good tidings on the basis of (the revelation of) truth; therefore do not be of the despairing ones (of the mercy of Allâh). '

Arthur John Arberry

give me good tidings?' They said, 'We give thee good tidings of truth. Be not of those that despair.'

Bijan Moeinian

They said: "This good news is nothing but the truth. You should not act like those who have given up."

E. Henry Palmer

They said, 'We give the glad tidings of the truth, then be not of those who despair!'

Edip-Layth

They said, "We have brought you good news with truth, so do not be of those in denial."*

George Sale

They said, we have told thee the truth; be not therefore one of those who despair.

Hamid S. Aziz

They said, "We bring you glad tidings in truth, then be not of those who despair!"

Mahmoud Ghali

They said, "We have given you glad tidings with the truth, so do not be of the ones who are despondent. "

Marmaduke Pickthall

They said: We bring thee good tidings in truth. So be not thou of the despairing.

Mohamed Ahmed - Samira

"We have given you the happy tidings of a truth, " they replied. "So do not be one of those who despair."

Muhammad Asad

They answered: "We have given thee the glad tiding of something that is bound to come true. - so be not of those who abandon hope!"

Mustafa Khattab

They responded, "We give you good news in all truth, so do not be one of those who despair."

Progressive Muslims

They said: "We have brought you good news with truth, so do not be of those in denial. "

Rashad Khalifa

They said, "The good news we give you is true; do not despair."

Sahih International

They said, "We have given you good tidings in truth, so do not be of the despairing. "

Sam Gerrans

They said: “We have brought thee glad tidings in truth; so be thou not of those who despair.”

Shabbir Ahmed

They answered, "We have given you the glad tiding that is bound to come true. So be not of those who abandon hope!"

Syed Vickar Ahamed

They said: "We give you the happy news in truth: Then do not despair!"

Taqi Usmani

They said, "We have given to you the good news of a fact. So do not be one of those who lose hope."

The Monotheist Group

They said: "We have brought you good news with the truth, so do not be of those in denial."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 55. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 55. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 55. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩