Furkân suresi

Furkân suresi, 40. ayet

Furkân suresi, 40. ayet. وَلَقَدْ أَتَوْا۟ عَلَى ٱلْقَرْيَةِ ٱلَّتِىٓ أُمْطِرَتْ مَطَرَ ٱلسَّوْءِ أَفَلَمْ يَكُونُوا۟ يَرَوْنَهَا بَلْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ نُشُورًا

veleḳad etev `ale-lḳaryeti-lletî ümṭirat meṭara-ssev'. efelem yekûnû yeravnehâ. bel kânû lâ yercûne nüşûrâ.

Diyanet İşleri

Andolsun, senin kavmin, bela yağmuruna tutularak yok edilen kente uğramışlardır. Yoksa onu görmüyorlar mıydı (ki ibret almadılar)? Hayır! (Görüyorlardı fakat) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Furkân 37–43 · surenin 40. ayeti / 77

Konu Mûsâ, Nûh, Âd ve Semûd; nefsini ilah edinen Furkân 35–44 3

  1. Furkân 37

    Nuh kavmini de, Peygamberleri yalanladıkları vakit suda boğduk. Onları insanlara bir ibret yaptık ve zalimlere elem dolu bir azap hazırladık.

  2. Furkân 38

    Ad ve Semud kavimlerini, Ress halkını ve bunların arasında pek çok nesilleri de helak ettik.

  3. Furkân 39

    Bunların her birine misaller getirdik, (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik.

  4. 40

    Andolsun, senin kavmin, bela yağmuruna tutularak yok edilen kente uğramışlardır. Yoksa onu görmüyorlar mıydı (ki ibret almadılar)? Hayır! (Görüyorlardı fakat) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı.

  5. Furkân 41–42

    (41-42) Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. "Allah'ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz, ilahlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilahlarımızdan uzaklaştıracaktı" (derler.) Onlar yakında azabı gördükleri zaman, yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler.

  6. Furkân 43

    Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilah edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 35–40. ayetler için yazılmıştır.

35-40. Yüce Allah, daha önce başka âyet-i kerimelerde genişce açıklamış olduğu birtakım kıssalara burada kısaca işaret etmektedir. Bu yolla peygamberlerini yalanlamaya devam eden muhatapları sakındırmak ve böylelikle geçmiş bu ümmetlere isabet eden azabın onlara da isabet etmesine karşı onları uyarmaktadır. Çünkü bu ümmetler, onlara yakın yerlerde idiler. Onların kıssalarını yaygınlığı ve onlar hakkında meşhur olan bilgilerden biliyorlardı. Nitkeim bu kavimlerin kimilerinden geriye kalanları gözleriyle görmekteydiler. Hicr’de Salih kavminin kalıntıları, pişirilmiş çamurdan taşlarla feci bir yağmura tutulan (Lut kavminin) şehri vb. gibi. Bunların yanından yolculuklarında geceleyin de gündüzün de geçip giderlerdi. İşte o ümmetler bunlardan daha kötü olmadıkları gibi onlara gönderilen rasûller de bunlara gönderilen rasûlden daha üstün değildi: “Sizin kâfirleriniz bunlardan hayırlı mıdır? Yoksa kitaplarda sizin için bir beraat mı var?” (el-Kamer 54/43) Fakat bunları, gördükleri o kadar âyet ve delillere rağmen iman etmekten alıkoyan şey, onların öldükten sonra diriltileceklerini ümit etmeyişleridir. Rablerine kavuşacaklarını ummuyorlar, O’nun ibretli cezasından korkmuyorlardı. Bundan dolayı da inatları devam edip gitti. Yoksa bunlara da en ufak bir şüphe, tereddüt, açıklanamayacak bir durum, şüpheyi gerektirecek bir hal kalmayacak şekilde âyetler ve belgeler gönderilmişti.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kavminden hakkı yalanlayanlar -Şam'a giderlerken- o kötü fiili işlemeleri sebebi ile ceza olarak taş yağmuruna tutulmuş olan o beldeye uğramışlardı. O beldeyi görmemişler miydi? Hayır! Onlar öldükten sonra hesaba çekilecekleri tekrar dirilmeyi düşünmüyorlardı.

Kelimeler

16 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَقَدْ velekad ve andolsun
  2. أَتَوْا۟ etev vardılar kök: اتي
  3. عَلَى ala
  4. ٱلْقَرْيَةِ l-karyeti kente kök: قري
  5. ٱلَّتِىٓ lleti
  6. أُمْطِرَتْ umtirat yağmura tutulan kök: مطر
  7. مَطَرَ metara yağmuruna kök: مطر
  8. ٱلسَّوْءِ ۚ s-sev'i bela kök: سوا
  9. أَفَلَمْ efelem -mıydı?
  10. يَكُونُوا۟ yekunu kök: كون
  11. يَرَوْنَهَا ۚ yeravneha onu görmüyorlar- kök: راي
  12. بَلْ bel hayır
  13. كَانُوا۟ kanu onlar kök: كون
  14. لَا la
  15. يَرْجُونَ yercune ummuyorlardı kök: رجو
  16. نُشُورًۭا nuşuran tekrar dirilip kalkmayı kök: نشر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: رجو (28 geçiş) · Ortak kavram: Umut (Recâ)

    İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler; şüphesiz bunlar Allah'ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  • Aynı kök: رجو (28 geçiş) · Ortak kavram: Umut (Recâ)

    Düşman topluluğunu izlemekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı duyuyorsanız, kuşkusuz onlar da sizin acı duyduğunuz gibi acı duyuyorlar. Üstelik…

  • Aynı kök: رجو (28 geçiş) · Ortak kavram: Umut (Recâ)

    Onlar şöyle dediler: "Musa'yı ve kardeşini (bir süre) beklet (haklarında bir işlem yapma) ve şehirlere toplayıcılar yolla."

  • Aynı kök: مطر (15 geçiş)

    (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü'minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza…

  • Aynı kök: مطر (15 geçiş)

    Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık." Bak, suçluların akıbeti nasıl oldu.

  • Aynı kök: مطر (15 geçiş)

    Hani onlar, "Ey Allah'ım, eğer şu (Kur'an) senin katından inmiş hak (kitap) ise hemen üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem dolu bir azap getir"…

  • Aynı kök: نشر (21 geçiş)

    Her insanın amelini boynuna yükledik. Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız.

  • Aynı kök: نشر (21 geçiş)

    (İçlerinden biri şöyle dedi:) "Mademki onlardan ve Allah'tan başkasına tapmakta olduklarından yüz çevirip ayrıldınız, o halde mağaraya çekilin ki,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

81 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki (müşrikler) bela yağmuruna tutulmuş olan o şehre (Sodom'a) elbette uğramışlardır. Orayı (orada olup biteni) hiç mi görmediler? Hayır! Onlar diriltilmeyi ummuyorlar.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu bu (vahyin muhatapları), bela sağanağına yakalanan kente uğramış olmalılar. Şimdi orada olup biteni(n iç yüzünü) görmediler, öyle mi? Yoo! Onlar asıl öldükten sonra yeniden dirilerek (hesap vermekten) hazzetmiyorlar.

Muhammed Esed

Bu (Bizim mesajlarımızı inkar edenler) o cezalandırıcı yağmura tutulan şehri görmüş olmalılar; peki orada olup biteni fark etmediler mi? Hayır, bunlar ölümden sonra kalkışı beklemiyorlar!

Ahmed Hulusi

Andolsun ki bela yağmuruna tutulmuş o şehre (Lut kavminin helak olduğu yere) uğradılar. . . Acaba onu görmediler mi? Hayır! Onlar ölüm sonrasında dirilişi, aslına dönüşü ummuyorlardı!

Ali Bulaç

Andolsun, onlar, üstüne felaket yağmuru yağdırılmış bulunan o ülkeye uğramışlardır; yine de onu görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar dirilmeyi ummuyorlardı.

Ali Özek ve heyeti

(Rasûlüm!) Andolsun (bu Mekkeli putperestler), belâ ve felâket yağmuruna tutulmuş olan o beldeye uğramışlardır. Peki onu görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar öldükten sonra dirilmeyi ummamaktadırlar,

Ali Rıza Safa

Üstelik gerçek şu ki, yıkım yağmuruna tutulan kente uğramışlardı. Yine de onu görmüyorlar mı? Hayır! Yeniden dirileceklerini düşünmüyorlar.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun müşrikler, felaket yağmurunun helak ettiği o ülkeye uğradılar. Orayı görmediler mi? Doğrusu onlar, öldükten sonra dirileceklerini beklemiyorlardı.

Edip Yüksel

Felaket yağmuruna tutulmuş bulunan ülkenin (Sodom) yanından geçmiş bulunuyorlar. Onu görmediler mi? Aslında onlar yeniden dirilme gerçeğini onaylamıyorlardı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Felaket yağmuruna tutulmuş bulunan ülkenin (Sodom) yanından geçmiş bulunuyorlar. Onu görmediler mi? Aslında onlar yeniden dirilmeye inanmıyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, o afet yağmuruna tutulan memlekete de vardılar. Artık onu da görüyor değiller mi? Doğrusu yeniden dirilmeyi ümit etmiyorlar, uyanmak istemiyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Celalim hakkı için o fenalık yağmuruna tutulan karyeye de vardılar, artık onu görüyor değiller miydi? Doğrusu nüşur arzu etmiyorlar, uyanmak istemiyorlardı

Erhan Aktaş

Ve ant olsun ki onlar, felaket yağmuru yağdırılmış olan beldeye vardılar. Peki, onu da mı görmediler? Aksine onlar, öldükten sonra dirilmeyi beklemiyorlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve ant olsun ki onlar, felaket yağmuru yağdırılmış olan beldeye vardılar. Peki, onu da mı görmediler? Aksine onlar, öldükten sonra dirilmeyi beklemiyorlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve ant olsun ki onlar, felaket yağmuru yağdırılmış olan beldeye vardılar. Peki, onu da mı görmediler? Aksine onlar, öldükten sonra dirilmeyi beklemiyorlar.

Gültekin Onan

Andolsun, onlar, üstüne felaket yağmuru yağdırılmış bulunan o ülkeye uğramışlardır; yine de onu görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar dirilmeyi ummuyorlardı.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki onlar (Mekkeliler) bela (ve felaket) yağmuruna tutulan o beldeye uğramışlardır. (Peki) onu da görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar (öldükden sonra tekrar) dirilmeyi ummazlar.

İbni Kesir

Andolsun ki; onlar, bela yağmuruna tutulmuş olan kasabaya uğramışlardır. Onu görmediler mi? Hayır, onlar tekrar dirileceklerini ummazlar.

Mehmet Alagaş

(35-44) Biz kesinlikle Musa’ya kitap verdik onunla beraber kardeşi Harun ’u sorumlu yaptık / vezir yaptık. İkinizde ayetlerimizi yalanlayan topluluğa / kavme gidin dedik. Onları mahvederek imha ettik. Nuh kavmini de zira Resulleri yalanladılar, bizde onları suda boğduk, onları insanlara delil / gösterge / ayet yaptık. Zalimler için elem verici /acıtıcı bir azap hazırladık. Ad ve Semud ve de Ress halkını da ve bunlar arasında geçmiş çok sayıda memleketleri. Onların hepsini sana örnek olması için verdik, hepsini kırıp geçirdik. Kötü bir yağmurla s ulanan memlekete u laştılar, Orada herhangi bir şeyler görebildiler mi? Onlar t ekrardan dönüp çoğaltılıp yayılmayı ümit etmiyorlardı. Seni gördükleri zaman alaya alıyorlar, R esul olarak Allah bunu mu yaratmış? Eğer kararlı bir şekilde durmasaydık, neredeyse ilahlarımızdan bizi saptıracaktı diyorlar. İleride azabı gördüklerinde kimin yoldan saptığını bilecekler. Keyfini / Hevasını ilah edineni gördün mü? Sen mi ona vekil olacaksın? Ya da onların çoğunun işiteceğini yahut akıl edeceğini mi değerlendiriyorsun / hesap ediyorsun, onlar ancak hayvanlar gibidirler üstelik daha da sapıktırlar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Muhakkak onlar belâ yağmuruna tutulan beldeye uğramışlardır. Acaba bunlar orayı görmediler miydi? Hayır! onlar tekrar dirilmeyi ummuyorlardı.

Süleyman Ateş

(Şu Kureyş müşrikleri) bela yağmuruna tutulan, (üstüne taş yağdırılan) kente vardılar. Onun durumunu görmüyorlar mıydı (ki ibret alsınlar)? Hayır, onlar (öldükten sonra) tekrar dirilip kalkmayı ummuyorlar.

Süleymaniye Vakfı

Bunlar, felaket yağdırılmış o yerlere elbette uğradılar; oraların halini görmediler mi dipnot 1 ? Aslında bunlar, tekrar dirilme konusuna ilgi duymuyorlar dipnot 2 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Önceki milletlerin helak edilmelerine ait kanıtlar bugün bile görülebilmektedir. Volkanik patlamalar ve büyük depremler gibi olaylara ait bu kanıtlar bugün bile gözlemlenebilmektedir (Hicr 15/74-76, Saffat 37/137-138).
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Mekkeliler,) dipnot 1 Felaket yağdırılmış o yerlere elbette uğramışlardır. Şimdiye kadar oraları hiç mi görmediler dipnot 2 ? Aslında bunlar, tekrar dirilmeyi beklemiyorlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Cümlenin gizli öznesi nebilerin hitap ettiği o kimseler, dolayısla Mekke ve civarındakilerdir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Önceki milletlerin helak edilmelerine ait kanıtlar bugün bile görülebilmektedir. Volkanik patlamalara ve büyük depremler gibi olaylara ait bu kanıtlar gerek turistik gerek bilimsel yöntemlerle gözlemlenebilmektedir.

Şaban Britch

Andolsun (bu Mekkeli müşrikler) taş yağmuruna tutulmuş olan o beldeye uğramışlardır. Peki onu görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar yeniden dirilişi ummuyorlar.

Şaban Piriş

Onlar, üzerine bela yağmuru yağdırılmış bir beldeye de uğramışlardı, onu görmediler mi? Hayır, onlar yeniden dirilişi düşünmüyorlar!

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, onlar o kötülük yağmuruna tutulan kente vardılar. Peki onu görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar dirilip hesap vermeyi ummuyorlardı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

In fact they* in their commercial travels have come repeatedly by the town -of Lut (Lot)- which was showered with the direful rain, but they simply passed by with their minds' eyes closed. It makes you wonder did they not see it!, No, but they do not entertain the fact of Resurrection nor do they regard it with fear should it be true.

Abdul Haleem

These disbelievers must have passed by the town that was destroyed by the terrible rain––did they not see it? Yet they do not expect to be raised from the dead.

Abdullah Yusuf Ali

And the (Unbelievers) must indeed have passed by the town on which was rained a shower of evil: did they not then see it (with their own eyes)? But they fear not the Resurrection.

Abul A'la Maududi

They have surely passed by the town which was rained upon by an evil rain. dipnot 1 Have they not seen it? Nay; but they do not believe in being raised up after death. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The habitation referred to was that of the people of Prophet Lot (peace be upon him), which was destroyed by a rain of stones. The people of Hijaz while traveling to Palestine and Syria, passed by its ruins and heard the horrible tales of its destruction.
  2. metne dön, dipnot 2
    As the disbelievers did not believe in the Hereafter, they looked at these ancient ruins as mere spectators and did not take any warning from them. Incidentally, this is the difference between the observation of a disbeliever and of a believer in the Hereafter. The former looks at such things as a mere spectator or at the most as an archaeologist whereas the latter learns moral lessons from the same and obtains an insight into the realities beyond this worldly life.

Aisha Bewley

They themselves have come across the city which was rained on by an evil rain. Did they not then see it? But they do not expect to rise again.

Al-Hilali & Khan

And indeed they have passed by the town [of Prophet Lût (Lot)] on which was rained the evil rain. Did they (disbelievers) not then see it (with their own eyes)? Nay! But they used not to expect any resurrection.

Ali Quli Qarai

Certainly they must have passed the town on which an evil shower was rained. Have they not seen it? Rather they did not expect resurrection.

Amatul Rahman Omar

And certainly these (Makkan disbelievers) pass by the (ruined) township (of Sodom situated on the highway between Arabia and Syria) which suffered a painful rain (of stones). Have they not been seeing (the ruins of) this (township of the people of Lot). Why, they have been, (but the reason behind their refusal is) they do not (believe and) expect not to be resurrected (after death and to be called to account for their deeds).

Arthur John Arberry

Surely they have come by the city that was rained on by an evil rain; what, have they not seen it? Nay, but they look for no upraising.

Bijan Moeinian

The disbelievers have passed by the towns (of Sodom & Gomorrah) which were ruined by the miserable shower. They see it; yet they do not believe in the Hereafter!

E. Henry Palmer

Why, they have come past the cities which were rained on with an evil rain; have they not seen them?- nay, they do not hope to be raised up again.

Edip-Layth

They have come upon the town that was showered with a miserable shower. Did they not see it? No, they do not expect any resurrection.

George Sale

The Koreish have passed frequently near the city which was rained on by a fatal rain: Have they not seen where it once stood? Yet have they not dreaded the resurrection.

Hamid S. Aziz

For each of them We set forth parables and examples, and each one have We utterly ruined.

Mahmoud Ghali

And indeed they already came up to the town which was rained on by a woeful rain. Have they then not seen it? No indeed, (but) they did not hope for an uprising (i.e., resurrection).

Marmaduke Pickthall

And indeed they have passed by the township whereon was rained the fatal rain. Can it be that they have not seen it? Nay, but they hope for no resurrection.

Mohamed Ahmed - Samira

They must have surely passed by the town on which We had rained the terrible rain of ruin. How could they not have seen it? Still they do not dread the Resurrection.

Muhammad Asad

And they [who now deny Our messages] must surely have come across that town which was rained upon by a rain of evil: have they, then, never beheld it [with their minds eye]? But nay, they would not believe in resurrection!

Mustafa Khattab

They have certainly passed by the city ˹of Sodom˺, which had been showered with a dreadful rain ˹of stones˺. Have they not seen its ruins? But they do not expect to be resurrected.

Progressive Muslims

And they have come upon the town that was showered with a miserable shower. Did they not see it No, they do not expect any resurrection.

Rashad Khalifa

They have passed by the community that was showered with a miserable shower (Sodom). Did they not see it? The fact is, they never believed in resurrection.

Sahih International

And they have already come upon the town which was showered with a rain of evil. So have they not seen it? But they are not expecting resurrection.

Sam Gerrans

And they have passed by the city whereon rained a rain of evil; so did they not see it? The truth is, they expect not a resurrection.

Shabbir Ahmed

And indeed they have passed by the township (Sodom) that was rained with a miserable rain. Have they never seen it with eyes of the heart? But nay, they expect not to be raised again. (They do not believe in the Law of Requital and deem that such things happen only by chance).

Syed Vickar Ahamed

And truly, the (disbelievers) must have passed by the town on which was rained by a shower of evil: Then did they not see it (with their own eyes)? But they fear not the Resurrection.

Taqi Usmani

Indeed they (the pagans of Makkah) have passed by the town that was afflicted by an evil rain sent down to it. So, have they not been seeing it? Rather, they do not believe in Resurrection.

The Monotheist Group

Andthey have come upon the town that was showered with a miserable shower. Did they not see it? No, they do not expect any resurrection.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 40. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 40. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 40. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩