Diyanet İşleri
Ey iman edenler. Savaş düzeninde iken kafirlerle karşılaştığınız zaman sakın onlara arkanızı dönmeyin (savaştan kaçmayın).
Enfâl suresi
Enfâl suresi, 15. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا لَقِيتُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ زَحْفًا فَلَا تُوَلُّوهُمُ ٱلْأَدْبَارَ
yâ eyyühe-lleẕîne âmenû iẕâ leḳîtümü-lleẕîne keferû zaḥfen felâ tüvellûhümü-l'edbâr.
Ey iman edenler. Savaş düzeninde iken kafirlerle karşılaştığınız zaman sakın onlara arkanızı dönmeyin (savaştan kaçmayın).
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Bedir: meleklerle yardım ve savaş hükmü Enfâl 5–19 3
Hani Rabbin meleklere, "Ben sizinle beraberim. İman edenlere sebat verin. Ben kafirlerin kalplerine korku salacağım. Şimdi vurun boyunlarının üstüne. Vurun, onların bütün parmaklarına" diye vahyediyordu.
Bu, onların Allah'a ve Resulüne karşı gelmelerindendir. Her kim de Allah'a ve Resulüne karşı gelirse bilsin ki Allah'ın cezası şiddetlidir.
İşte şimdi siz tadın onu! Kafirlere bir de cehennem azabı vardır.
Ey iman edenler. Savaş düzeninde iken kafirlerle karşılaştığınız zaman sakın onlara arkanızı dönmeyin (savaştan kaçmayın).
-Savaş taktiği olarak düşmanı vurmak için çekilme, ya da diğer bir birliğe katılmak durumu hariç- böyle bir günde her kim onlara arkasını dönerse mutlaka o, Allah'ın gazabına uğramış olur. Onun varacağı yer de cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir orası!
(Savaşta) onları siz öldürmediniz, fakat Allah onları öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı. Mü'minleri, tarafından güzel bir imtihanla denemek için Allah öyle yaptı. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
İşte durum bu: (Allah, mü'minleri güzel bir şekilde dener). Bir de Allah, kafirlerin tuzağını zayıf düşürendir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
15. Yüce Allah, mü’min kullarına iman kahramanlığını göstermelerini, emrini tam ve sağlamca yerine getirmelerini, kalplere ve bedenlere güç kazandıran sebepleri yerine getirmek için çalışmayı emretmekte ve iki ordunun karşılaşması halinde de savaştan kaçmalarını yasaklayarak şöyle buyurmaktadır:
“Ey iman edenler! Toplu bir halde kâfirlerle karşılaştığınız zaman” savaş için saflar dizilmiş, askerler birbirinin üzerine yürüyüp birbirlerine yaklaşmış halde onlarla karşı karşıya geldiğinizde “onlara arkanızı dönüp kaçmayın.” Aksine onlarla savaşta sebat, onlarla vuruşurken sabır ve metanet gösterin. Çünkü bu, Allah’ın dinine bir yardımdır. Mü’minlerin kalplerine güç, kâfirlerin kalplerine de korku verir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Allah'a iman edip, resulüne tabi olanlar! Savaş esnasında müşriklerle yakın mesafede karşılaştığınız zaman, onlara arkanızı dönüp , korkarak kaçmayınız. Onlara karşı sabit durunuz ve onlarla savaşmada sabırlı davranın. Yüce Allah, yardım ve desteği ile sizlerle beraberdir.
Aynı olay: Bedir Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi · Aynı kök: دبر (44 geçiş)
Hani Allah size iki taifeden birini, o sizindir diye va'dediyordu. Siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı…
Aynı olay: Bedir Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi · Aynı kök: دبر (44 geçiş)
-Savaş taktiği olarak düşmanı vurmak için çekilme, ya da diğer bir birliğe katılmak durumu hariç- böyle bir günde her kim onlara arkasını dönerse…
Aynı olay: Bedir Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi
Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir'de yardım etmişti. O halde Allah'a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız.
Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi · Aynı kök: دبر (44 geçiş)
Andolsun, Allah birçok yerde ve Huneyn savaşı gününde size yardım etmiştir. Hani, çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş, fakat (bu çokluk) size…
Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi · Aynı kök: دبر (44 geçiş)
Andolsun ki, onlar, daha önce geri dönüp kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz ise sorumluluğu gerektirir.
Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi
Hani sen mü'minleri (Uhud'da) savaş mevzilerine yerleştirmek için, sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla…
Aynı kök: دبر (44 geçiş)
Onlar size eziyetten başka bir zarar veremezler. Eğer sizinle savaşmaya kalkışsalar, size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra onlara yardım da edilmez.
Aynı kök: دبر (44 geçiş)
Ey kendilerine kitap verilenler! Birtakım yüzleri silip de tersine çevirmeden, yahut cumartesi halkını lanetlediğimiz gibi onları lanetlemeden,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Ey iman edenler! Toplu hâlde kâfirlerle karşılaştığınız zaman onlara arkanızı dönmeyin (kaçmayın)!
Siz ey iman edenler! Savaşta, inkarda direnenlerin kalabalık ordusuyla karşılatığınızda sakın ardınızı dönüp kaçmayın!
Siz ey imana erişenler! Savaşta, o hakikati inkara şartlanmış olan topluluğu büyük bir kuvvetle karşınızda bulduğunuz zaman sakın arkanızı dönmeyin:
Ey iman edenler. . . Toplu olarak hakikat bilgisini inkar edenler ile karşılaştığınızda, sakın onlardan kaçmayın!
Ey iman edenler, toplu olarak kafirlerle karşılaştığınız zaman, onlara arka çevirmeyin (savaştan kaçmayın).
Ey müminler! Toplu halde kâfirlerle karşılaştığınız zaman onlara arkanızı dönmeyin. (Korkup kaçmayın).
Ey inanca çağırılanlar! Nankörlük edenlerle topluca karşılaştığınızda, sakın onlara arkanızı dönmeyin.
Ey iman edenler! İnkar edenlerle savaşmak üzere karşılaştığınızda, sakın onlara arkanızı dönmeyiniz!"
Ey iman edenler, size karşı düşmanca harekata geçen kafirlerle karşılaştığınızda, onlara arkanızı dönmeyin.
Ey inananlar, size karşı düşmanca harekata geçen kafirlerle karşılaştığınızda, onlara arkanızı dönmeyin.
Ey iman edenler! Toplu olarak kafirlerle karşılaştığınız zaman, artık onlara arkalarınızı dönmeyin (kaçmayın)!
Ey o bütün iyman edenler! Ordu halinde kafirlere çattığınız vakıt artık onlara arkalarınızı dönmeyin
Ey İman Edenler! Kafirlerin orduları ile karşılaştığınız zaman, onlara arkanızı dönmeyin.
Ey iman edenler! Kafirlerin dipnot 1 orduları ile karşılaştığınız zaman, onlara arkanızı dönmeyin.
Ey iman edenler! Gerçeği yalanlayan nankörlerin orduları ile karşılaştığınız zaman, onlara arkanızı dönmeyin.
Ey inananlar, toplu olarak küfredenlerle karşılaştığınız zaman, onlara arka çevirmeyin (savaştan kaçmayın).
Ey iman edenler, toplu bir halde kafirlerle karşılaşdığınız zaman onlara arkalarınızı dönmeyin (kaçmayın).
Ey iman edenler; toplu halde kafirlerle karşılaştığınız zaman, onlara arkalarınızı dönmeyin.
(15-19) Ey iman edenler toplu ilerleyen kafir bir ordu ile karşılaştığınız vakit onlara ardınızı dönmeyin. O gün kişi arkasını ancak savaşı çarpıtmak / müteharrifen yahut bir sınıflamaya katılmak için dönebilir (fietün kategori) bunun dışında geri dönen Allah’ın gazabına uğramıştır, onun barınağı cehennemdir ne kötü dönüş yeridir. Onları siz öldürmediniz ve lakin Allah onları öldürdü, fırlattığın zaman da sen atmadın ve lakin Allah attı, müminleri onunla güzel bir bağlılık sınavı ile sınadım, kesinlikle Allah işitendir bilendir. Böylelikle Allah Kafirlerin tuzak kurgusunu zayıflatır, madem fetih istiyorsunuz O fetih size kesinlikle geldi, eğer ki işi bitirirseniz bu sizin için hayırlıdır , eğer ki dönerseniz biz de döneriz , sizin birliğiniz size asla bir fayda vermez velev çok olsanız bile. Kesinlikle Allah, Müminlerle beraberdir.
Ey iman edenler, (savaş için) toplu bir halde kâfirlerle karşılaştığınız zaman, onlara arkanızı dönüp kaçmayın.
Ey inananlar, inkar edenlerle toplu halde karşılaşırsanız, onlara arkalar(ınız)ı döndür(üp kaç)mayın.
Ey inanıp güvenenler! Toplu halde kafirlerle karşılaştığınızda sakın arkanızı dönmeyin.
Ey inanıp güvenenler! Bir (askeri) nizam halinde iken kafirlerle karşılaşınca sakın arkanızı dönüp kaçmayın.
Ey iman edenler! Toplu bir halde kâfirlerle karşılaştığınız zaman, onlara arkanızı dönmeyin!
-Ey iman edenler, toplu bir halde kafirlerle karşılaştığınız zaman, onlara arkanızı dönmeyin!
Ey iman edenler! İnkar edenlerle savaşmak üzere karşılaştığınızda, sakın onlara arkalarınızı dönmeyin!
O you who have conformed to Islam: "If you happen to meet with the infidels -the enemy to your faith- and you see they are marshaled for fighting you, do not turn your backs upon them nor reverse your course or retreat.
Believers, when you meet the disbelievers in battle, never turn your backs on them:
O ye who believe! when ye meet the Unbelievers in hostile array, never turn your backs to them.
Believers, whenever you encounter a hostile force of unbelievers, do not turn your backs to them in flight.
You who have iman! when you encounter those who are kafir advancing in massed ranks into battle, do not turn your backs on them.
O you who believe! When you meet those who disbelieve, in a battle-field, never turn your backs to them.
O you who have faith! When you encounter the faithless advancing [for battle], do not turn your backs [to flee] from them.
O you who believe! when you meet those who disbelieve in battle array, do not show them your backs.
O believers, when you encounter the unbelievers marching to battle, turn not your backs to them.
O’ Believers, when your army engages in fight with the disbeliever, never turn your back to them.
O ye who believe! when ye meet those who misbelieve in swarms, turn not to them your hinder parts;
O you who acknowledge; when you encounter those who have rejected on the battlefield, do not flee from them.
O ye who believe! when you meet those who disbelieve, advancing in force, turn not your backs to them.
O you who believe! When you meet the disbelievers in hostile swarms, turn not to them your backs;
O you who have believed, when you meet the ones who have disbelieved marching (to battle) then do not turn your backs (Literally: your hind parts) to them.
O ye who believe! When ye meet those who disbelieve in battle, turn not your backs to them.
O believers, when you meet unbelievers on the field of battle, do not turn your backs to them.
O YOU who have attained to faith! When you meet in battle those who are bent on denying the truth, advancing in great force, do not turn your backs on them:
O believers! When you face the disbelievers in battle, never turn your backs to them.
O you who believe; when you encounter those who have rejected on the battlefield, then do not flee from them.
O you who believe, if you encounter the disbelievers who have mobilized against you, do not turn back and flee.
O you who have believed, when you meet those who disbelieve advancing [for battle], do not turn to them your backs [in flight].
O you who heed warning: when you meet those who ignore warning advancing, turn not your backs to them.
O You who have chosen to be graced with belief! Never turn your backs when you meet the rejecters in battle.
O you who believe! When you meet the disbelievers in battle fields (and wars), do not turn your backs to them.
O you who believe, when you face the disbelievers in a battle, do not turn your backs to them.
O you who believe; when you encounter those who have rejected on the battlefield, do not flee from them.